|
ÖZET: Bu karar, hizmet tespiti davasında, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi uyarınca, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin hak düşürücü sürenin nasıl hesaplanacağına dair önemli bir hukuki değerlendirme içermektedir. Dava, davacının 1998-2011 yılları arasında çalıştığını iddia etmesi üzerine açılmıştır. Mahkeme, davacının çalıştığı sürelerin tespitinde eksik araştırma yaparak, Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin hak düşürücü süresinin hesaplanmasında hatalı bir değerlendirme yapmıştır.
Yargıtay, bozma kararında, sigortalının Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonundan itibaren hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, davacının çalışma süreleri ve ücret ödemeleri dikkate alınmadan verilen kararın, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile kurulduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, Mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/2931 E. , 2024/8777 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/154 E., 2023/276 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 05.03.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle, “Müvekkilinin, davalı … Müdürlüğünün bünyesindeki alt birimi olan … Orman Bölge Şefliğine ait işyerlerinde 1998 – 2000 yılları arasında ve … Ağaçlandırma Şefliğine ait işyerlerinde 2000 yılında başlayıp halen devam etmekte olan Ağaçlandırma Dairesinde; çapa, bakım, teraslama, dikim işlerinde her yılın Eylül ve Ekim ayları hariç olmak üzere, her ne kadar vahidi fiyat usulüyle çalıştığı belirtilmişse de, gerçekte bir hizmet akdi ilişkisi ve statüsü içerisinde asgari ücretle çalıştığını ve bu şekilde işveren … görevlilerinin denetimi ve gözetimi altında, emir ve talimatlarına uyma mecburiyeti içerisinde, sabah saat 07.30 – 08.00 arası işbaşı yaparak akşamları 19.30 – 20.30’a kadar, Cumartesi – Pazar, milli bayram günleri dahil (dini bayramlar hariç) kesintisiz şekilde sürekli ve daimi olarak çalışmasını sürdürdüğünü, taraflar arasındaki iş ilişkisinin yasal ve hukuki açıdan hizmet akdi olmasına ve sigortalı işçi sayılması gerekmesine karşın, davalı … Müdürlüğünce sigortasız çalıştırıldığını, bu durumun mağduriyetine neden olduğunu” iddia ile, “Müvekkilinin, davalı … bünyesindeki alt birimi olan … Orman Bölge Şefliğine ait işyerlerinde 1998 – 2000 yılları arasında ve … Ağaçlandırma Şefliğine ait işyerlerinde 2000 yılından itibaren başlayıp halen devam eden ve her yılın Eylül ve Ekim ayları hariç olmak üzere, bir hizmet akdi ilişkisi ve statüsü içerisinde ve asgari ücretle sigortalı işçi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2015/111 E., 2016/190 K. sayılı kararı ile “Davanın kısmen kabulü ile … T.C. kimlik numaralı davacı …’ün, davalı … Müdürlüğüne bağlı İzmir Orman İşletme Müdürlüğüne ait 90568.35 sicil sayılı işyerinde; 01.01.2009 tarihinden önceki sigortalı çalışma iddiasının 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin müruru nedeniyle dinlenemeyeceği anlaşılmakla buna ilişkin talebin reddine, 01.01.2009 – 30.06.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 592 gün çalıştığı, 592 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine,
Davacının dava tarihine karar çalıştığı iddiası yerinde olmadığı ve ispatlanamadığından reddine” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 25.01.2018 gün, 2016/10773 E., 2018/636 K. kararında; “… Somut olayda, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Bununla birlikte çalışmanın sezonluk ve yıllar itibariyle sürekli olduğunun tespit edilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğinden Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalı idare nezdinde sezonluk olarak Ocak-Haziran aylarında ve ayda 30 gün üzerinden çalıştığının kabulü ile sonuca gidildiği anlaşılmakla, dosya kapsamında yer alan belgelerde işin başlama ve bitiş sürelerinin değerlendirmede gözönünde bulundurulmadığı ve hükmün sonuç kısmında davacının davalı idare nezdinde geçen hizmet süreleri içerisinde hangi aylarda çalıştığının belirtilmediği anlaşılmakla verilen kararın yeterince açık ve anlaşılır olmadığı, infaz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 6552 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 11.09.2014 tarihinden sonra açılan işbu davada gerekçeli hükmün “başlık” kısmında feri müdahil olarak yer alması gereken Kurum’un davalı taraf olarak gösterilmesinin, “hüküm” kısmında vekalet ücretinin ve yargılama giderinin sadece davalı işverene yükletilmesi karşısında maddi hataya dayandığı anlaşılmış, bu aykırılık bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılacak iş, davacının çalıştığına ve ücret aldığına dair dosyada bir takım belgeler yer almakla birlikte davacının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak, belge ve kayıtların ibraz edilememesinin haklı ve izah edilebilir bir nedene (arşiv sisteminin düzensiz tutulmasından dolayı ücret bordrolarının sunulmamasından veya sel baskını, deprem, yangın nedeniyle ücret bordrolarının gönderilmemesi gibi) dayanması halinde tanık sözlerine itibar etmek, çalışmanın sezonluk ve yıllar itibariyle sürekli olduğu hallerde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğinden davacının 01.01.2009 tarihinden önceki hizmet sürelerini, davacıya yapılan ücret ödemeleri de göz önünde bulundurularak tespit etmek ve hizmet tespiti davalarının niteliği gereği re’sen delil araştırması ilkesi de gözetilerek tüm delilleri toplayıp sonucuna göre infaza elverişli bir karar vermekten ibarettir.” gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davacının davasının Kısmen kabulüne, 1-Davacının davalı … Müdürlüğüne bağlı İzmir Orman İşletme Müdürlüğüne ait 90568,35 ss nolu işyerinde 01.01.2006- 30.06.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ve mevsimlik olarak 1492 gün çalıştığı, 1492 günlük çalışmasının feri müdahil SGK’ya bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.”
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunu’nun 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3. Değerlendirme
Somut olayda, davacı tarafından 1998 yılından dava tarihine kadar Eylül-Ekim ayları hariç çalıştığı iddiasıyla açılan davada ilk verilen hüküm Dairece davalı … Müdürlüğünün vahidi fiyat sözleşmeleri ve davacıya ücret ödenen süreler dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi yönünden bozulmuş olup Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu dönemdeki sözleşme süreleri içinde çalıştığı ve ücret ödenen sürelerin tespiti ile karar verilmesi gerekirken 2008 yılında bu kapsamda davacıya herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığı dikkate alınmaksızın, davacının kamu Kurumunda ücret ödemesi olmadan ne şekilde çalıştığı da açıklanmadan ve delilleri tartışılmadan karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece, bu husus üzerinde durulmak suretiyle ve davacının 2008 yılında çalışmadığının anlaşılması halinde çalışmaya ara verdiği kabul edilerek önceki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı dikkate alınmalı, davacının ne kadar süre ne kadar ücretle çalıştığı tespit edilerek infaza uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.