|
ÖZET: Bu karar, 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğünün tespiti istemine ilişkindir. Davacı, 2012 yılında göreve başlamış ve 2013 yılında “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” teşhisi almıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının vazife malulü olduğuna karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının 31.12.2014-10.03.2016 tarihleri arasındaki özlük haklarının ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Mahkeme, davacının maluliyetinin 10.03.2016 tarihinden sonra başladığını ve bu tarihten itibaren özlük haklarının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak, davacı vekilinin 22.06.2016 tarihinden itibaren özlük haklarının ödenmesini talep etmesi, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesi’nin kararının eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile verildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bu durum, usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/3546 E. , 2024/5632 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1902 E., 2024/313 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/1 E., 2022/119 K.
Taraflar arasındaki 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2012 tarihinde göreve başlayan davacının 2012 yılı Eylül ve Ekim aylarında bağlı bulunduğu birlik bünyesinde çatışma ve operasyonlarda bulunduğu, Hakkari’de ölü olarak ele geçirilen BTÖ mensuplarını toplamakla görevlendirildiğini, bu olayların hemen akabinde Kuzey Irak’ta görevlendirilen davacı 2013 yılı Ocak ayında bir anda konuşamamaya başladığını ve ağzından kan geldiğini, acil olarak Silopi Devlet Hastanesine sevk edilen davacıya bu hastane tarafından istirahat verildiğini, daha sonra memleketi olan Kütahya Devlet Hastanesine başvurduğunu, konuşamama ve kekeleme sorunu devam eden davacının buradan Eskişehir Asker Hastanesine sevk edildiğini, Eskişehir Devlet Hastanesinde bu sefer davacıyı GATA’ya sevk ettiğini, devamında GATA’da uzun periyotlarla hava değişimi aldığını, hava değişimleri sonrasında GATA’ya sevki sağlanan davacı hakkında son olarak 21/01/2016 tarihinde “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” tanısıyla “TSK’da görev yapamaz” kararı verildiğini, davacının TSK’dan ayrılmasına sebep teşkil eden olay 2012 yılı Eylül ve sonrası ortaya çıktığını, bununla ilgili olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde davacının olayın vazifeden olup olmadığı yönünde hastaneye sevk edildiği ve maluliyetinin vazifeden olduğu 02.01.2016 tarihli raporla kesinleştiğini belirterek, davacının 3713 sayılı Kanun’a göre emekli edilmemesi işleminin iptaline, özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren (22.06.2016) yasal faiziyle ödenmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 3713 sayılı Kanun kapsamında davacının vazife malulü olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline, 21.01.2016 tarihinden itibaren davacının tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde özetle; kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğünün tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “Terör” başlıklı 1 inci maddesinde, “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Yine aynı Kanun’un 21 inci maddesinde ise; kamu görevlilerinden yurt içinde ve yurt dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un “vazife Malûllüğü” başlıklı 47 nci maddesinde; “bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir” tanımının yapıldığı, aynı hükmün 4’üncü fıkrasında ise; “süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Ancak, harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’a veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağı” kuralı yer almıştır.
3. Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde, 12.03.2012 tarihinde uzman erbaş olarak göreve başlayan davacıya, ilk olarak 20.02.2013 tarihli Diyarbakır Askeri Hastanesi raporuna göre “Travma sonrası stres bozukluğu”” teşhisi konulduğu, çalışmasının devamı sırasında 31.12.2014 tarihinde sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine davacı tarafından Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açılan dava sonucunda; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 17.05.2016 tarih 2015/373 E. 2016/576 K. sayılı kararı ile 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, Uzman Erbaş Yönetmeliği gereğince, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptaline, davacının statü dışında geçirdiği mevzuatta öngörülen azami 3 yıllık tedavi süresi boyunca mahrum kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, İdare tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının ifası gereği, ilk psikiyatri raporu Diyarbakır Askeri Hastanesinin 20.02.2013 tarihli 16828 sayılı raporu olduğu, sözleşme fesih tarihine kadar 660 gün rapor aldığından 3 yıllık tedavi süresinin sona erme tarihinin 10.03.2016 olduğu, bu nedenle davacıya 31.12.2014-10.03.2016 tarihleri arasındaki özlük haklarının ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının 3 yıllık tedavi süresinin dolmadığı gerekçesiyle sözleşmenin yenilenmemesine yönelik işleminin iptali, 10.03.2016 tarihine kadar tüm özlük haklarının ödenmesi ve çalışmış sayılmasına karar verildiği, bu tarihten sonra davacının maluliyetinin başladığı, davacı vekilinin dava dilekçesi ile 22.06.2016 tarihinden itibaren özlük haklarının ödenmesini talep ettiği gözeltilmeksizin taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.