onecikan-yargitay

ÖZET: Bu dava, davacının 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkindir. Mahkeme, 1479 sayılı Kanun’un 25 ve 26. maddeleri gereğince sigortalılığın kendiliğinden başlayacağını ve sigortalı olma yükümlülüğünün vazgeçilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin iptali sonrası, 4956 sayılı Kanun’un geçici 18. maddesi ile sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin belirli tarihlerde başlatılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir.

Davacının, 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmadığı için geçmiş vergi sürelerine ilişkin hizmet almasının mümkün olmadığı savunulmuş, bu nedenle davanın reddi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 20.02.2003 tarihinde başvurduğu tescil belgesine dayanarak, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, davacının 18 yaşını doldurmadan sigortalı sayılmasının mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/3973 E.  ,  2024/4197 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/809 E., 2024/37 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/206 E., 2023/13 K.

    Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Suburcu Vergi Dairesine kayıtlı mükellef olduğu, 04.10.2000’den önceki tarihlerde Bağ-Kur kaydı tutulmadığı, aradaki süreler emeklilik için gerekli prim gününden sayılmadığı, aradaki günlerin tescil edilerek borçlandırılması için 06.09.2022 tarihinde Gaziantep SGK İl Müdürlüğüne müracaat ettiklerini ancak 07.09.2022 tebliğ tarihli Kurum yazısı ile reddedildiği, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (Bağ-Kur)’nun 26 ncı maddesi ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu kanuna göre sigortalı sayılanların sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu aksi durumda Kurumca re’sen tescil işleminin yaptırılacağı hükme bağlandığı, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden yasanın tanıdığı hal ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlayacağı, aynı kanunun “Tescilini Yaptırmayanlar Hakkında Yapılacak İşlemler” başlıklı geçici 13 üncü maddesinde düzenlendiği, 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun’un geçici 18 inci madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olduğu, dava konusu olayda davacının Bağ-Kur’a giriş için Kuruma başvurduğu tarihte 619 sayılı KHK’nin geçici 1 inci maddesi AYM’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararıyla iptal edilmiş olduğundan ve 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunduğundan; her iki hükmün de somut olayda uygulanma yeri olmadığı, davacının Kuruma başvurduğu tarihte yürürlükte olan 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 inci maddelerinde yapılan değişiklikle “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar esnaf ve sanatkârlar sicilinde kayıtlı bulunanlar veya Kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar”dan gelir vergisi mükellefi olanlar mükellefiyetin başlangıç tarihinden gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da esnaf ve sanatkârlar siciline veya Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayıldığından bu bağlamda Kanunun sigortalılık için aradığı sözü edilen koşullar dikkate alındığına; 06.01.1993 ve 03.10.2000 tarihleri arasında gelir vergisi mükellefiyeti bulunan davacı dava konusu dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği, ancak davacının tespitine karar verilen 06.01.1993 ve 03.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde 506 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olduğu anlaşıldığından sigortalılık hallerinin çakışması (birleşmesi) hali söz konusu olup 506 sayılı Kanun’un madde 3/I-K uyarınca herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanlar 506 sayılı Kanun’un uygulanmasında sigortalı sayılmayacağından ve davacının önceden başlayan ve devam eden sigortalılığı 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığı olduğundan çakışan dönemdeki 506 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığının iptali gerektiği iddiasıyla davacının 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığının tespitini talep etmiş ise de Bağ-Kur hizmetlerinin borçlanılması ile ilgili çeşitli dönemlerde süreli yasalar konduğu, 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya Kanunla Kurulu Meslek Kuruluşu kaydı aranırken, 20.04.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ- Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirildiği ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görüldüğü, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünde vergi yükümlülüğünü öngördüğü vergiden muaf olanların da Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiş olduğu, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 47 nci maddesiyle, 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci madde ile; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başladığını bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” şeklinde bir düzenleme getirildiği, son yasal düzenleme 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 1479 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 8 inci maddesidir.” Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başladığını, Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar. Ancak bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre; “ sigortalı sayılanlardan bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanun’un yürürlük tarihi ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının 94 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirildğini, sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilir.” hükmüne amir olduğu, davacının 4/b tescil kaydının Kuruma 04.10.2000 tarihi itibariyle yapıldığı, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılması hakkındaki 619 sayılı KHK ile 02.08.2003 tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un geçici 18 inci maddesinde (Ek: 24.07.2003-4956/47 md.) sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren ayrıca 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “1479 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasında ”Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren başlar” denildiği, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde hesaplanarak, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir denildiğini, davacının şahsi sicil dosyası incelendiğinde davacının 04.10.2000 tarihine kadar Kuruma (Bağ-Kur) başvurarak kayıt ve tescilini yaptırmamış olduğundan, yukarıda belirtilen yasal düzenleme gereğince, geçmiş vergi sürelerine ilişkin hizmet alması ve talep ettiği 04.10.2000 tarihinden önceki dönemleri kapsayan dönemlerde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı tarafından 20.02.2003 tarihli Bağ-Kur’a giriş bildirgesi doldurularak Kuruma tescil başvurusun da bulunduğu bu başvuruya istinaden Kurum tarafından başvurusunun kabul edilerek davacıya 2003 yılına ait 0888697825 Bağ-Kur nosunun verildiği davacının sonraki hizmetlerinde de bu numarayı kullandığı davacının 04.06.2004 tarihinde eski Türk Lirası ile 3.000.000 TL (3 milyon eski TL) prim yatırdığı anlaşılmış olup davacının tescilinin bulunduğu 20.03.2003 tarihi itibari ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci madde hükmünün yürürlükte olmadığı, bu Kanunun yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği bu nedenle davacı hakkında 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının Kuruma başvurduğu 19.02.2003 tarihinde yürürlükte olan 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 inci maddelerinde yapılan değişiklikle gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar sicilinde kayıtlı bulunanlar veya Kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar siciline veya Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayıldığından, bu bağlamda Kanunun sigortalılık için aradığı sözü edilen koşullar dikkate alındığında; davacının 19.02.2003 tarihli Bağ-Kur tescil belgesinin bulunduğu, tescil belgesindeki 0888697825 Bağ-Kur sigortalılık numarasını anılan tescil belgesi ile almış olduğu ve sonraki dönemde ve halen de aynı sicil numarasını kullandığı, davacının 06.01.1993 – 01.12.1994, 01.12.1994 – 31.08.2002 ve 01.09.2002 – 08.05.2018 tarihleri arasında, aralıksız vergi kaydının bulunduğu, tescil başvusunda optik ve saat konusunda işyeri faaliyetinin bulunduğu, dava konusu dönemi 19.02.2003 tarihli tescil başvurusu ile borçlanmak istediği ve dosyada tescilin akabinde prim ile ödediği görülerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.02.2009 tarihli ve 2009/10-52 Esas sayılı kararı da gözetilmek suretiyle 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında gelir vergisi mükellefiyeti bulunan davacının dava konusu dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında aralıksız olarak 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi uyarınca geriye dönük Bağ-Kur sigortalılık tescilinin mümkün olmadığı, Kanun uyarınca süresinde tescil ve borçlanma başvurusunda bulunmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, davacının 06.01.1993 – 03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti davasıdır.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun (1479 sayılı Kanun) 24, 25 ve 26 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.

    3. Değerlendirme
    1. 1479 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinde; sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği, aynı Kanun’un 25 inci maddesinde ise yasal şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağı öngörülmüştür. Ne var ki, 1479 sayılı Kanun’a göre, hak ve mükellefiyetlerin belirli tarihlerde başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler kapsamında; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1 inci maddesi hükmünde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı, ancak 1479 sayılı Kanun’a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla 20.04.1982 tarihinden 04.10.2000 tarihine kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı oldukları süreleri borçlanmak suretiyle sigortalılık süresi olarak değerlendirmeleri imkanı geliştirilmişse de; Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname tüm hükümleriyle iptal edilmiş, sonradan 02.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesiyle 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18 inci madde hükmü ile de 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1 inci maddesi hükmüne benzer bir düzenlemeyle; sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara, 20.04.1982 ile 04.10.2000 tarihleri arasında vergi kayıtlarına dayalı çalışma sürelerini belli koşullarla borçlanma imkanı tanınmıştır.

    2. 4956 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden önce Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge, prim ödemesi ve sigortalılık talepleri bulunanlar yönünden 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi değil 24 ve 25 inci maddeleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme ile 04.10.2000 tarihinden önceki döneme ilişkin sigortalılık nitelikleri belirlenmelidir.

    3. Somut olayda; davacının 20.02.2003 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesi ile 04.10.2000 den itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık kayıt ve tescili yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının sigortalılık kayıt ve tescili 4956 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden çok önce yapıldığından artık hakkında geçici 18 inci maddenin uygulanması imkanı bulunmadığından, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 inci maddeleri çerçevesinde zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabulü yerindedir. Ne var ki; 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında 18 yaşını doldurmamış olanların bu Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılmayacakları düzenlenmiştir. Mahkemece, 26.07.1976 doğum tarihli davacının 18 yaşını 26.07.1994 tarihinde ikmal ettiği nazara alınmaksızın 06.01.1993 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.