|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı, 01.11.2009 tarihinden itibaren zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık süresi üzerinden yaşlılık aylığı alırken, babasından aldığı ölüm aylığının kesilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, bu aylığın yeniden bağlanmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 1989 yılında sigortalı çalışmaya başlaması ve 2003 yılında yürürlüğe giren yasal düzenlemeler gereği ölüm aylığının kesildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının itirazlarını değerlendirerek, davacının babası üzerinden hak kazandığı ölüm aylığının, kendi sigortalılığı nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığı ile birlikte ödenemeyeceğine hükmetmiştir. Mahkeme, davacının durumunu ve ilgili yasal düzenlemeleri göz önünde bulundurarak, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, davacının ölüm aylığı talebinin hukuken geçerli olmadığını ve davanın reddinin yerinde olduğunu belirtmiştir. Bu karar, sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde, bir kişinin hem yaşlılık hem de ölüm aylığına hak kazanmasının mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/4198 E. , 2024/8762 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/66 E., 2024/383 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/244 E., 2022/520 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, davacıya 01.11.2009 tarihi itibarıyla isteğe bağlı sigortalılık nedeniyle aylık bağlandığını ancak babasından almakta olduğu yetim maaşının kesildiğini, maaşın kesilmesinin yasaya uygun olmadığının tespiti ile yeniden tahsis yapılmasının ve birikmiş maaşlarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili;ölüm aylığına hak kazandığı ilk tarih olan 1982 yılındaki mevzuatın uygulanması gereğine ilişkin istemin dayanaksız olduğunu, kendi çalışmalarından dolayı aylık veya gelir alan kız çocuğuna babasından aylık bağlanmasına bulunmadığını beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonunda; davacıya 1982 yılından itibaren babasından dolayı yetim aylığı tahsis edildiği, hizmet döküm cetvelinin ve tahsis evraklarının tetkikinde davacının 12.10.1988 tarihinden itibaren sigortalı olarak çalışmaya başladığı, 1989 yılında davacının yetim aylığının sigortalılık hali nedeniyle kesildiği, 01.11.2009 tarihinden itibaren emekli olarak emekli aylığı almaya başladığı; 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 35.maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 68 inci maddesinin VI.bendine “Sosyal Sigorta ve Emekli Sandıklarından gelir veya aylık almak” hak sahibi kız çocuklarına ölüm aylıklarının kesilme nedenlerinden biri olarak eklenmiş olup, davacının 12.10.1988 tarihi itibariyle sigortalı bir işte çalışıyor oluşu nazara alındığında 1989 tarihi itibariyle davacının Emekli Sandığına tabi bir işte fiilen çalışıyor olması dolayısıyla ölüm aylığı bağlanamayacağı; davacının 01.11.2009 tarihi itibariyle emekli aylığı almaya başladığı, 06.08.2003 tarihli yasal değişiklikle Emekli Sandığına tabi işten gelir veya aylık alma aylığın kesilme nedeni olarak eklendiğinden bu tarihli değişiklikten sonra kendisine yaşlılık aylığı bağlanmış olduğundan ayrıca yetim aylığı tahsis talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddi gerektiği vicdani kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının aylığa hak kazandığı ve aylığının ilk olarak kesildiği 1989 yılında kız çocukları yönünden tek aylık kesme nedeninin evlenme durumuna münhasır olduğunu, geçimini sağlayacak gelirinin olmamasının kesme koşulu olmadığını; isteğe bağlı sigortalılığa dayalı aylığın da kendi çalışmasına dayalı sigortalılıktan kaynaklı aylık olarak nitelenmesi olanağının bulunmadığını beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede ve özellikle; somut olayda; davacının, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan babasının 06.05.1982 tarihinde öldüğü; davacının, 01.11.2009 tarihinden itibaren zorunlu ve isteğe bağlı sigortalı konumundaki prim ödeme gün sayısı toplamı üzerinden 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı aldığı dikkate alındığında, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesiyle değişik düzenleme gözetilerek, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmış olan davacı hakkında verilen karara karşı istinaf yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 01.11.2009 tarihi itibariyle zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık süresi üzerinden yaşlılık aylığına hak kazanan davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 06.05.1982 tarihinde ölen babası üzerinden hak kazandığı ölüm aylığının da ödenmeye devam etmesi gerektiğinin tespiti ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun ve ilgili kanun hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.