|
ÖZET: Uyuşmazlık, 1998/12 ve 1999/4 dönemlerine ait prim tevkifat listelerindeki kesintilerin aidiyetinin tespitine yönelik bir davadır. İlk Derece Mahkemesi, davacının tarımsal faaliyetlerde bulunduğunu ve kesintilerin aidiyetini ispat ettiğini belirterek davayı kabul etmiştir. Ancak, davalı Kurum vekili, mahkemenin eksik araştırma yaptığını ve yeterli bilgi toplanmadığını iddia ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan araştırmaların yeterli olduğunu savunarak davanın kabulünü onaylamıştır. Ancak, Yargıtay, davanın aidiyet tespitine ilişkin eksik araştırmaların bulunduğunu ve bu nedenle verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Yargıtay, tarımsal faaliyetlerin ve kesintilerin detaylı bir şekilde araştırılması gerektiğini vurgulamış, bu hususların titizlikle incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu durum, tarım sigortalılığı açısından önemli bir hukuki değerlendirme sunmaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/4529 E. , 2024/5605 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/519 E., 2024/282 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Demre Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/83 E., 2023/240 K.
Taraflar arasındaki aidiye tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 1998/12 ve 1999/4 prim tevkifat listelerinde yer alan … isminin kendisi olduğunu beyanla bu dönemdeki tevkifatların aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, aksine Kurumca yapılamayan tespitin mahkemece yapılması gerektiği yönünde davacıya yol gösterildiğini, yapılan kesintinin yıl ve aya ait olduğunun ayrıntılı tespit yapılarak sonucuna göre karar verilmesini, tespit yapılamaması halinde davanın reddine ve Kurum lehine yargılama ve vekalet ücreti takdirine, davanın kabulü halinde Kurumun zorunlu dava arkadaşı olması ve davanın açılmasına Kurumun neden olmaması nedeniyle Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 12/1998 ve 04/1999 bildirim tarihli … tevkifat sorumlusuna ilişkin bağkur çiftçi prim bildirim listesinde yer alan …’in … T.C kimlik numaralı … ve … oğlu 01/11/1970 doğumlu … olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararı kabul etmediklerini, davanın açılmasına kurumun sebebiyet vermediğini, davanın tespit davası niteliğinde olduğunu, Mahkemenin eksik araştırma yaptığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın niteliğine uygun olarak araştırma ve incelemelerin yapıldığı, bu kapsamda nüfus kaydının sağlandığı, kolluk marifetiyle araştırmaların yapıldığı, tanıkların dinlendiği, benzer kimlik bilgilerine sahip kimselerin dinlendiği, hak iddiasında bulunanların olmadığı, komisyoncunun da davacı iddiasını doğruladığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davanın açılmasına kurum olarak sebebiyet verilmediğini, komisyoncunun, davacının kimlik bilgilerini açıkça yazmış olsa idi, Kurumca davacının talebinin kabul edilebilecek olduğunu, ancak yetersiz kimlik bilgileri söz konusu olduğundan talebin Kurumca reddedildiğini, yeterli araştırma yapılmadığını, çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu, nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu ve muhtarlıktan gerekli bilgilerin sorulmadığını, tarımsal amaçlı kredi kullanıp kullanmadığının araştırılmadığını, prim kesintisi yapılıp yapılmadığını ya da iradi olarak prim ödemesinin yapılıp yapılmadığının sorulmadığını, tarımsal faaliyetlerinin araştırılmadığını, tapulu gayrımenkulü olup olmadığının ya da kiralama suretiyle tarım yapıp yapmadığının sorulmadığını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1998/12 ve 199/4 dönemlerine ait prim tevkifat listelerindeki …’e yapılan kesintilerin aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’un Geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi hükümleridir.
2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde; “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, Kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak Kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.’nun 526 ncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin Kuruma intikal etmemesi Tarım Bağ-Kur sigortalılık hakkı kazanmasına engel değildir.
3. Değerlendirme
Dava, aidiyet tespiti davasıdır. Davacının, bulunduğu mahallede 1990’lı yıllardan bu yana tarım faaliyetlerinde bulunduğunu, yetiştirdiği sebze ve meyveyi komisyoncu …’a sattığını, bulunduğu mahallede başkaca …’in olmadığını beyanla …’ın Kuruma verdiği 1998/12 ve 1999/4 dönemlerine ait tevkifat listesindeki …’e ait kesintilerin aidiyetini talep etmiştir. Mahkemece … ismindeki kişilerin dinlendiği, kendilerinin …’a ürün satmadıklarını beyan ettikleri, dinlenen tanıkların davacının …’a ürün satan … olduğunun beyan edildiği, dolayısıyla davacının iddiasının ispat edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
1998/12 ve 1999/4 dönemlerine ait tevkifat listelerinin onaysız olmalarından dolayı Kuruma intikal edip etmediği, primlerin bankadan Kurum hesaplarına geçirilip geçirilmediği, … adında kaç kişinin Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu sorulup dosyaya celp edilmelidir.
Davacı Köşkerler Mahallesindendir. 1999/4 dönemine ait kesinti listesinde …’in isminin yanında Kale mahallesinden olduğu belirtilmektedir. Bu çelişkilerin giderilmesi, nüfus kayıtlarından tespit edilen …’in denetim raporunda ürünlerini …’a sattığını beyan etmesinin karşısında bu çelişkiler üzerinde durulmalıdır. Tarımda kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunma esas olduğundan tüm Antalya ilinden tespit edilecek … ismindeki kişilerin tarımsal faaliyette bulunup bulunmadıkları, 1998 – 1999 yıllarında hangi ürünleri ürettikleri, öncesi ve sonrasında ürünlerini hangi komisyoncuya sattıkları, 1998 öncesi ve 1999 sonrası tarımsal faaliyetten elde ettikleri ürünlerini satıp satmadıkları araştırılmalı, aidiyet tespiti talebinin kabul edilmesi sigortalılık sonucunu doğuracağından bu husus dikkate alınarak titizlikle araştırılmalı sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeyle verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.