onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemi üzerine yapılan yargılamada, sigortalılığın kabulü için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığının ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak bu kararı esastan reddetmiştir. Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesinin varlığına rağmen, eylemli çalışmanın ispatlanamadığını belirterek, tanık ifadelerinin yeterli olmadığını ifade etmiştir.

Kararda, sigortalılık başlangıcının tespiti için yalnızca işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığı, aynı zamanda eylemli çalışmanın da kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, işyeri tescil bilgileri ve dönem bordrolarının incelenmesi gerektiği, tanıkların beyanlarının denetlenmesi ve komşu işyeri çalışanlarının da araştırılması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, temyiz edilen kararın, eksik inceleme nedeniyle bozulmasına ve davanın yeniden değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu durum, sigortalılık tespitinin hukuki ve maddi olgulara dayandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/9259 E.  ,  2024/9807 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1975 E., 2024/443 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2019/153 E., 2021/127 K.

    Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 04.09.1989 tarihinden itibaren … işyeri sicil numaralı … isimli işyerinde sigortalı olarak çalıştığını, müvekkilin söz konusu işyerinde çalıştığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 14.09.1989 tarihinde davalı Kuruma verildiğini, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 04.09.1989 tarihi olarak kabul edilmesi için davalıya yaptıkları başvuruya olumsuz yanıt verildiğini belirterek, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 04.09.1989 tarihi olduğunun tespitini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin davadaki sıfatının “Fer’i Müdahil” olması gerektiğini, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine ait dosyanın zamanaşımı nedeniyle imha edildiğinden herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davacının sigorta başlangıç tarihinin 04.09.1989 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, Kurumun davadaki sıfatının “Fer’i müdahil” olduğunu, işveren olduğu iddia edilene davanın yöneltilmesi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, tanıkların davacının ücret alıp almadığına ilişkin net bir açıklama ve beyanda bulunmadıklarını, çalışma olgusunun ispat edilemediğini, çalışıldığı iddia edilen işveren ile davacı arasında baba-oğul ilişkisi olduğu da gözetildiğinde davacının bir ücret karşılığında çalıştığının kabulünün doğru olmadığını ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davacının 12.01.1968 doğumlu olduğu, askere sevk tarihinin 26.02.1992, askerden terhis tarihinin 30.05.1992 olduğu, davacı adına 12722.22(24).01 işyeri sicil numaralı işyerinde 04.09.1989 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesi verildiği, bildirgenin 14.09.1989 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, 12722.22(24).01 işyeri sicil numaralı işyerinin 04.09.1989 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 31.12.1989 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, davacının sigorta başlangıç tarihinin 4.9.1989 olarak kabul edilmesine yönelik başvurusunun Kurum tarafından “dönem bordrosu verilmediği” gerekçesiyle reddedildiği, davacının 03.01.1993 tarihinden öncesinde sigorta kaydının bulunmadığı, davacı tanıklarından … ve … ile komşu işyeri tanıklarından …’nın beyanlarında davacının davalı yanında çalıştığını belirttikleri ve çalışma olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık 04.09.1989 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
    2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun’un 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddesi hükümleridir.
    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun’lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.

    3. Değerlendirme
    1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, … ve …-… Ticaret unvanlı işverenin 12722 sicil no.lu işyerinden davacı adına 04.09.1989 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, işyeri tescil bilgilerinin ve dava konusu dönem bordrolarının Kurumdan celbedilmediği için işyeri mahiyetinin ve işyerinden dönem bordrosu verilip verilmediğinin bilinmediği, vergi dairesi ve emniyet vasıtasıyla komşu işyeri araştırması yapıldığı, bunlardan emniyet vasıtasıyla belirlenen tanıklar … ve …’ın dinlendiği, ancak her iki tanığın da dava konusu dönemde belirlenen adreslerinde vergi mükellefiyetlerinin ya da sigortalılıklarının olup olmadığının araştırılmadığı, dolayısıyla beyanlarının denetlenemediği, aynı şekilde dinlenen diğer davacı tanıklarının da sigortalılık ve vergi kayıtları dosya içine alınmadığından beyanlarının denetlenemediği, Kurum ve belediye aracılığıyla da komşu işyeri ve çalışanlarının araştırılmadığı, böylelikle, eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    3.Buna göre, Mahkemece, işyeri tescil bilgileri (işyeri mahiyetini içerir şekilde) ile işyerinin varsa 1989 yılı dönem bordroları celbedilmeli, dava konusunu içeren dönem bordrosu varsa kayıtlı çalışanlar dinlenmeli, bordrolu çalışanın olmaması ya da beyanlarının yetersiz kalması halinde, Kurum ve belediye aracılığıyla da dava konusu dönemde işyerine komşu işyeri ve kayıtlı çalışanları tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, bu şekilde de başkaca komşu tanığı tespit edilememesi halinde taraflardan çalışmayı bilebilecek kişiler tespit edilerek sigortalılık ve çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, bozma öncesi komşu işyeri olarak tespit edilen tanıklar ile davacı tanıklarının sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilerek vermiş oldukları beyanlar denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

    4.Kabule göre de, sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan, davacının sigorta başlangıcının yanı sıra, 1 gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti yönünde de hüküm kurulması gerektiği ile işveren ünvan ve işyeri sicil numarası belirtilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
    5.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.