onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 20.03.1987 tarihinde bir gün süre ile sigortalı çalıştığının tespitine ilişkindir. Yargıtay, bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için yalnızca işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığını, aynı zamanda eylemli olarak çalışmasının da gerekli olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, davacının işyerinde gerçekten çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Mahkeme, davacının işe giriş bildirgesinin varlığını kabul etmesine rağmen, eksik inceleme ve araştırma ile karar vermiştir. Davacının çalıştığı dönemdeki işyeri ve sigortalı çalışanların kayıtlarının incelenmesi, komşu işyerleri ile ilgili araştırmaların yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Yargıtay, bu eksikliklerin giderilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmesi için geri gönderilmesine hükmetmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/9918 E.  ,  2024/9819 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/1275 E., 2024/1811 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/186 E., 2024/18 K.

    Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının işe giriş bildirgesinde yazılı olan 20.03.1987 tarihiyle 1 gün çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı SGK Başkanlığı vekili, Kurumları kayıtlarının incelendiğini, davacı adına 20.03.1987 işe başlama tarihiyle verilmiş işe giriş bildirgesinin olduğu ve bu işe giriş bildirgesine istinaden (4/a) sigortalılığa 35.01.016821237 sigorta sicil numarası ile tescil edildiği, ancak bu işe giriş bildirgesinin verildiği işyeri sicil numarasından Kuruma verilen dönem bordrosunda davacının isminin olmadığı görüldüğünü, salt işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olmasının çalışmanın fiili olduğuna karine teşkil etmediğini, davacının 20.03.2007 tarihiyle fiili olarak çalıştığını ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir .

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 35.01.016821237 sigorta sicil numaralı davacı …’ın … sicil numaralı iş yerinde 20/03/1987 tarihinde asgari ücretle bir gün süre ile çalıştığı, sigorta başlangıç tarihinin 20.03.1987 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık 20.03.1987 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddesi hükümleridir.

    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun’un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.

    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.

    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.

    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.

    3. Değerlendirme
    1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

    2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, … unvanlı işverenin 197791 sicil no.lu işyerinden davacı adına 20.03.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, çiçekçilik düzenleme işi mahiyetli işyerinin 01.05.1986-31.12.1996 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1987/1 ve 2. dönemlerinde bordro verilmediğinin, bildirildiği, 1987/3. dönem ile 1986/2 ve 3. dönemden verilmiş bordrolarının dosyaya sunulduğu, işe giriş bildirgesi üzerinde yapılan imza incelemesinde, imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği, emniyet ve vergi dairesi vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında komşu işyeri tespit edilemediği, SGK ve belediye vasıtasıyla komşu işyeri araştırması yapılmadığı, davacı tanıkları ile dava konusu dönem dışında kalan dönemlerde bildirilen sigortalılardan bir kısmının beyanına başvurulduğu, dinlenen tanıkların davacıyı hatırlayamadığı, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

    3.Buna göre, Mahkemece, dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının, belediye, SGK nezdinde de araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerinin tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler belirlenerek bu kişilerin de çalışma kayıtları getirtilerek beyanları alınmalı, davacı tanıklarının yukarıda belirtilen eksik kayıtları tamamlanarak beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.

    4.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.