onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, mera tespit kararının iptali ve tapu iptali ile tescil istemine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davada, çekişmeli taşınmazların orman niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu durumun mera sicilindeki kayıtlarla nasıl ilişkilendirileceği üzerinde durulmuştur. İlk Derece Mahkemesi, tarafların iddialarını değerlendirerek, mevcut deliller ışığında karar vermiş ve Yargıtay’ın bozma ilamına uygun bir şekilde yeniden yargılama yapmıştır.

Mahkeme, 1943 ve 1977 yıllarındaki orman tahdidi uygulamalarını göz önünde bulundurarak, taşınmazların orman niteliği taşıdığına ve dolayısıyla mera sicilinden çıkarılması gerektiğine hükmetmiştir. Ancak, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile sonuçlanması, tarafların kazanılmış haklarının yeniden incelenmesine olanak tanımamıştır. Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, temyiz itirazlarını reddetmiştir. Bu karar, mera ve orman vasfı taşıyan taşınmazların hukuki statüsünün belirlenmesinde önemli bir içtihat oluşturmuştur.

8. Hukuk Dairesi         2021/6956 E.  ,  2024/1172 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2018/98 E., 2020/111 K.
    KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

    Taraflar arasındaki mera tespit komisyonu kararının iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Dursunbey ilçesi … Köyü sınırları içindeki mera, yaylak, kışlak otlak ve çayırların tespit ve tahdit çalışmalarının 02.10.2013 tarihinde ilan edildiğini, bu tespite yaptıkları itirazlarının 223 ada 16 parsel, 231 ada 2 parselin mera olarak tespit işleminin usulüne uygun olduğu, 125 ada 1 parselin mera özel sicilinde zaten kayıtlı olduğu gerekçeleri ile reddildiği, ancak taşınmazların eylemli orman oldukları iddiasıyla Balıkesir İl Mera Komisyonunun 06.12.2013 tarihli ve 787 nolu kararının iptaline, … Köyü 223 ada 16 parsel, 231 ada 2 parsel, 125 ada 1 nolu parselin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmazların mera sicilinden çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/8342 Esas-3100 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

    Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/8342 Esas-3100 Karar sayılı bozma kararında özetle; “mahkemece öncelikle Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı delilleri toplanmalı; daha sonra çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1943 yılında ilk orman tahdidi ile 1977 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneklerinin ayrı ayrı dosya içine alınarak önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memuru ve bir jeoloji mühendisi ile oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve aynı Kanun’un 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54 üncü maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49 uncu maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, Jeoloji bilirkişi aracılığıyla 223 ada 16 parsel sayılı taşınmaz içinde gölet varsa bu göletin taşınmazın hangi bölümünü ne şekilde kapsadığı gölet suları altında kalan kısmın belirlendiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmeli” gereğine değinilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu edilen taşınmazlardan 125 ada 1 parsel ile 231 ada 2 sayılı parselin (A) ve (F) harfi ile gösterilen kısımlarının orman niteliği taşıdığı, 223 ada 16 sayılı parselin ise bir kısmının gölet alanı içerisinde kaldığı, ancak gölet alanı çıkarıldığında taşınmazın diğer kısımlarının fiilen orman ağaçları ile kaplı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, mera tespit kararının iptali ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1943 yılında ilk orman tahdidi ile 1977 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun’un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulamaları bulunmaktadır.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı … İdaresi ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
    3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.