onecikan-yargitay

ÖZET: Bu karar, davalı olduğu için malik hanesi boş bırakılan bir taşınmazın Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesi uyarınca tapuya tescilini istemektedir. Mahkeme, tarafların iddialarını ve belgelerini inceleyerek, mevcut delillerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının iddiasının sübut bulmadığına karar vermiştir. Kadastro tespit tutanağının hukuki değerini yitirdiği ve taşınmazın İtalyan tebaasından … … adına tescil edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkeme, kadastro komisyonunun taşınmazın malik hanesinin davalı olduğu gerekçesiyle açık bırakılmasına karar vermesinin, kadastro tespit tutanağının hukuki değerini yitirdiğini vurgulamıştır. Bu nedenle, tapu kaydının ve diğer delillerin dikkate alınarak taşınmazın İtalyan tebaasından … … adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, mahkeme, davacının temyiz itirazlarının bir kısmını reddederken, diğer kısmını kabul ederek hükmün düzeltilmesine ve onanmasına karar vermiştir. Bu durum, kadastro tespitinin hukuki değerinin yitirilmesi ve taşınmazın tescilinde izlenecek yolun belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/1887 E.  ,  2024/4464 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hüküm, davacı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Aydın ili … ilçesi … Mahallesi kadastro çalışma alanında 1970 yılında yapılan kadastro sırasında 39 ada 1 parsel sayılı 199,54 metrekare yüzölçümlü “avlulu kargir ev” vasfı ile 17.09.1932 tarihli ve 204 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle İtalyan tebaasından … … adına tespit edilmiştir.
    Kadastro tespitine 11.4.1970 tarihli dilekçe ile …itiraz etmiş ve Komisyonca bu itiraz 29.12.1970 tarihinde reddedilmiş, 19.06.1971 tarihli dilekçe ile ölü … … eşi…, 11.06.1971 tarihli dilekçe ile … ve…, 04.06.1971 tarihli dilekçe ile … Kaymakamlığı tarafından tespite itiraz edilmiş, Komisyonca 18.06.1971 tarihinde … ve…’nun itirazlarının reddedilmiş Hazinenin, malikin gaipliğine karar verilmesi için … Asliye Hukuk Hakimliğine 1971/13 Esas nosu ile dava açılmıştır. Hazinenin malikin gaipliğine karar verilmesi için … Asliye Hukuk Hakimliğine 1971/13 Esas nosu ile dava açıldığı, davanın devam ettiği anlaşıldığından mülkiyet hanesinin dava sonuna kadar açık bırakılmasına, karardan bir suretinin Asliye Hukuk Hakimliğine tevdiine karar verilmiştir. Tutanağın en altında, “Hazine tarafından gaiplik kararı alınması için ve …tarafından da 29.12.1970 tarihli ve 106/14 sayılı ek karara karşı tespitin ve tapu kaydının iptali davası açıldığından kesinleşmemiştir” yazılı olup, tutanakta ve tapu kütüğü sayfasında … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/13 Esas, … Kadastro Mahkemesinin 1971/187 Esas ve yine … Kadastro Mahkemesinin 1971/199 Esas sayılı dosyası ile mülkiyetin davalı olduğu da belirtilmektedir.
    Davacı … vekili 16.02.2004 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dava ile; 39 ada 1 parselin malik hanesinin boş olduğunu, sicilden malikin tespit edilemeyeceğini, taşınmazın 1948 yılından beri ev olarak vekil edeni tarafından malik sıfatı ile kullanıldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/2 inci maddesinde yazılı kazanma koşullarının oluştuğunu, tapunun hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı … vekili, taşınmazın malik hanesi boş olmakla sahipsiz mal olduğunu ve zamanaşımı ile kazanılamayacağını, davalı Hazine vekili ise, malikin İtalyan uyruklu … … olduğunu, 17.09.1932 tarihli ve 204 sıra numaralı tapu bulunduğunu, malikin belli ve yabancı uyruklu olduğunu, malvarlığının Hazineye kalacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
    … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.2007 tarihli ve 2004/122 Esas, 2007/505 Karar sayılı kararı ile yapılan araştırmada tapu kaydının malik hanesinin davalı olması nedeni ile boş bırakıldığı, tespitin henüz kesinleşmemiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 03.11.2008 tarihli ve 2008/3844 Esas, 2008/5451 Karar sayılı ilam ile; dava konusu 39 ada 1 parsel hakkında düzenlenen kadastro tespit tutanağının davalı olması nedeni ile kesinleşmediği ve sicilin oluşmadığı, Kadastro Kanunu 26 ve 27 inci maddeler gereği açılan davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu olduğu gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesi bozma ilamına uyarak verdiği görevsizlik kararı ile dosyayı Kadastro Mahkemesine göndermiştir.
    Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “davanın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci fıkrasında ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesinde yer alan “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan”, “malik hanesinin boş olduğu” hukuki sebebine dayalı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c fıkaraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci maddesinde belirtilen “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteği yönünden; kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmadığı, ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabileceği, Kanunun açıkça izin verdiği hallerden birinin de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci maddesindeki ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesindeki düzenlemeler olduğu, anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verildiği, Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması halinin; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulünün gerekeceği, ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığının kabul edildiği, başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs olmadığı, özetle; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/51 Esas ve 2021/4136 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlandığı, mamafih tesis kadastrosu neticesinde dava konusu taşınmazın … … adına tespit edildiği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 11.04.1956 tarihli ve 1263 sayılı genelgeleri uyarınca mülkiyet hanesinin iş bu gaiplik davası neticelenene kadar açık bırakılmasına karar verildiğinin … Tapu sicil Müdürlüğünün 18.06.1971 tarih ve 151/59 numaralı ek kararından anlaşıldığı, Yazı İşleri Müdürlüğünün 20.2.2006 tarihli cevabında, yapılan araştırmada Adliyede 1971 yılında çalışan personel kalmadığı ve …’nda meydana gelen sel baskınları neticesinde istenilen dosyanın zayi olduğu kanısına varıldığının, ekteki tutanaklarda da yine 2001 yılındaki sel baskını sonucu birçok dosyanın hasar gördüğü, muhteviyatları veya numaralarının belirlenebilecek durumda olmadıkları bildirildiği, dolayısıyla dava konusu 39 ada 1 parsele ait tutanağın kesinleşmediği ve tapuya tescil edilmediği, henüz sicilin oluşmadığı bu haliyle tapu kütüğünde malik hanesinin boş olması hukuki sebebine de dayanılamayacağı, ayrıca davacının ve mirasçılarının da dava konusu evin ilgili şahıstan alındığını beyan ettikleri, bu haliyle kim olduğu belirlenemeyen hayali bir kişiden de bahsedilemeyeceği, ayrıca kayıt malikinin adresine yahut mirasçılarına ulaşılamaması halinde bu kişinin tapu kütüğünde maliki bilinemeyen kişi olarak değerlendirilemeyeceği” gerekçesi ile davanın reddine ve “dava konusu Aydın ili … ilçesi … Mahallesi 39 ada 1 parsel sayılı taşınmazın; kadastro bilirkişisi …tarafından tanzim edilen 02.11.2017 tarihli ek raporda belirtildiği üzere 199,42 m2 olarak 15.01.1970 tarihli tesis kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
    Davanın reddine dair verilen karar yargılama devam ederken vefat eden davacı … adına davayı takip eden mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın malik hanesinin boş olduğu yani tapu siciline göre malikin belirli olmadığı, böyle bir taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci maddesi hükmüne göre zilyetlikle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olduğu ileri sürülerek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
    Dava, davalı olduğu için malik hanesi boş bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci maddesi kapsamında tapuya tescili istemine ilişkindir.
    1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı … mirasçıları vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanun’un (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, dava konusu taşınmaz kadastro tespiti ile İtalyan tebaasından … … adına tespit edilmiş iken itiraz üzerine kadastro komisyonunca; taşınmazın malik hanesi davalı olduğu gerekçesi ile açık bırakılmasına karar verildiği, verilen karar ile kadastro tespit tutanağı hukuki değerini yitirmiş olduğundan Mahkemece, davacının iddiasının sübut bulmaması sonucu tespite uygulanan tapu kaydı ve diğer delillere göre taşınmazın İtalyan tebaasından … … adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, tespit tutanağı gibi tesciline karar verilmiş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
    Davacı … mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine,
    Diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “15.01.1970 tarihli tesis kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline,” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “avlulu kargir ev vasfı ile İtalyan tebaasından … … adına tapuya kayıt ve tesciline” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.