onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, kullanım kadastrosuna itiraz davası ele alınmıştır. Davacı, taşınmazın orman vasfını kaybetmediğini ve bu nedenle 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi gereğince yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne ve taşınmazın orman vasfıyla tesciline karar vermiş, ancak bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, mahkemenin bozma ilamına uyulmasına rağmen, taşınmazın eylemli orman niteliğinin belirlenmesi hususunda eksik inceleme yapıldığını ve taşınmazın tamamının eylemli orman olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını bozmuş ve taşınmazın kullanıcı tespitinin doğru bir şekilde yapılması için daha kapsamlı bir bilirkişi raporu alınmasını istemiştir. Bu durum, kadastro mahkemelerinin mülkiyetle ilgili iddiaları dinleme yetkisi olmadığını ve bu tür davaların asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu karar, taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde dikkatli bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2022/3521 E.  ,  2024/5401 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
    KARAR : Davanın kabulüne, mahkemenin görevsizliğine

    Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz ve orman vasfıyla tescil davalarından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, orman vasfıyla tescile yönelik isteme ilişkin ise Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … İdaresi vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Samsun ili Tekkeköy ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 2012 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında 108 ada 476 parsel sayılı 26.498,59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına istinaden tarla vasfıyla, beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır” , “Taşınmaz mal 1997 yılından beri … oğlu …’ın kullanımındadır” şerhleriyle birlikte Hazine adına tespit edilmiştir.

    Davacı … İdaresi vekili 18.07.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; dava konusu 108 ada 476 sayılı parselin kısmen fiili orman örtüsü ile kaplı olduğu ve halen orman vasfını muhafaza ettiğini, kadastro müdürlüğünce yapılan 2/B çalışmaları sonucu orman dışına çıkarılmasının ve tarla vasfı ile şahıs adına kullanıcı tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yapılan işlemin doğru olmadığını belirterek, 108 ada 476 sayılı parselin dilekçe ekinde sunulan krokide koordinatlarıyla belirtilen alanının tarla vasfı ile 2/B tespitinin ve şahıs adına yapılan kullanıcı tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15.11.2017 tarihli dilekçesi ile de davasını taşınmazın tamamı yönünden ıslah etmiştir.
    Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “davanın kabulüne, … sınırlandırmasının ve dava konusu yer ile ilgili düzenlenen 2-B kadastro tespitinin iptali ile dava konusu 108 ada 476 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasına, davacı idarenin tescil talebi yönünden davanın reddi ile mahkemenin görevsizliğine” karar verilmiş; hükmün, davacı … İdaresi vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 29.03.2017 tarihli ve 2015/12209 Esas, 2017/2560 Karar sayılı ilamıyla; “Davalı Hazinenin temyiz itirazları açısından yapılan incelemede; davacı … Yönetiminin taşınmazın eylemli orman niteliğinde bulunduğunu, orman niteliğini kaybetmediğini ileri sürerek dava açtığı, Mahkemece talep konusu ve davanın, kullanım kadastrosuna itiraz davası olduğu gözönünde bulundurulup, kullanıcı tespiti hakkındaki kadastro konusunda bir karar verilmesi gerekirken orman tahdidine itiraz olarak görülerek orman tahdidinin ve 2/B madde uygulamasının iptali ile taşınmazın orman sınırları içine alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, bu hususun bozma nedeni olarak görüldüğü, bozma nedenine göre Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı” belirtilerek bozulmuştur.

    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 108 ada 476 parsel sayılı taşınmazın tespitinin ve üzerindeki şerhlerin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 27.11.2020 tarihli ve 2020/3918 Esas, 2020/5851 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükmüne uyulan bozma ilamında da değinildiği gibi, dava konusu 108 ada 476 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak yapılan 2/B uygulaması ile 2/B parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve çalışmanın 12.11.1993 tarihinde ilan edilerek 15.05.1994 tarihinde kesinleştiği, Orman İdaresi tarafından bu işleme karşı hak düşürücü süre içerisinde açılan bir dava bulunmadığı ve bu haliyle taşınmazın 2/B alanında kaldığı hususunun kesinleştiğinin anlaşıldığı, Orman İdaresi tarafından orman iddiasına dayanarak taşınmazın orman vasfıyla tescili ve kullanıcı şerhinin iptali talebiyle açılan davanın 3402 sayılı Kanun’a 5831 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile Eklenen Ek-4 üncü maddesine göre düzenlenen kullanım kadastro tutanağının askı ilan süresi içinde açılmış ise de yapılan bu kadastro işlemi 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların fiili kullanıcılarının tespiti amacına yönelik olup, bu tespite karşı askı ilan süresinde kadastro mahkemesinde açılacak davanın da kullanım kadastrosuna itiraz niteliğinde olması gerektiği, bu nedenle taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescili istemi talebi bakımından davada görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olmayıp, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, hal böyle olunca; tapu iptali ve tescil talebinin tefrik edilip görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, davacı … İdaresinin taşınmazın eylemli orman olduğu iddiasıyla kullanıcı şerhinin iptaline yönelik talebi bakımından ise taşınmazın tespit tarihi itibariyle eylemli orman vasfında olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereklerine değinilerek bozulmuştur. Davacı … İdaresi vekilinin karar düzelme istemi de Dairemizce reddedilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “Toplanan deliller, bozma öncesi mahallinde yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişi beyanı ile keşif sonucunda alınan bilirkişi raporları, orman bilirkişi ek raporu, Yargıtay bozma ilamları, bozma sonrası alınan ek bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kullanım kadastrosuna itiraz mahiyetinde olduğu, dosyada yer alan 06.06.2014 ve 29.01.2015 tarihli orman bilirkişi raporlarına göre ‘dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin büyük kısmında yaşları 30-55 arasında değişen kayın ve gürgen orman ağaçlarının bulunduğu, söz konusu ağaçlar, tohumlama kabiliyeti ve mevcut kök varlığından yetişecek fidanları orman varlığını devam ettirecek yapıda olduğu, taşınmaz üzerinde eskiden beri tarım faaliyeti yapıldığına dair bir emare, kalıntının tespit edilemediği ve bu sebeple taşınmazın 2/b vasfı taşımadığı’ şeklinde rapor tanzim edilmesi karşısında dava konusu taşınmazın tamamının 2/b kapsamında kalmadığı ve eylemli orman niteliğinde olduğunun mahkememizce tespit edildiği, davacının, dava konusu taşınmaz hakkındaki tescil talebine ilişkin davasının mülkiyete ilişkin olduğu, kullanım kadastrosu sırasında mülkiyete ilişkin herhangi bir değişikliğin yapılamayacağı, kadastro mahkemelerince kullanım kadastro çalışmalarına ilişkin ihtilaflarda mülkiyete ilişkin iddiaların dinlenemeyeceği, taşınmazın aynına ilişkin davaların genel mahkemelerin görev alanına girdiği” gerekçesiyle, davanın kabulü ile 108 ada 476 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan ”Taşınmaz mal 1997 yılından beri … oğlu …’ın kullanımındadır” şeklinde bulunan ibarenin kaldırılmasına, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine ”Taşınmaz eylemli ormandır” ibaresinin yazılmasına, taşınmazın tapu kaydında ”Tarla” olan vasfının ”Orman” olarak değiştirilmesine, davacının, dava konusu taşınmaz hakkındaki tapu kaydının iptali ve tescil talebine ilişkin davasının mülkiyete ilişkin olması sebebi ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava; kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.

    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde çalışması 64 sayılı Orman Kadastro Komisyonu tarafından … köyü içerisinde yapılmış, 12.11.1993 tarihinde ilan edilmiş, 12.05.1994 tarihinde kesinleşmiştir. … Köyü … Köyünden ayrılmıştır. Kullanım kadastrosu 18.06.2012 tarihinde ilan edilmiştir.

    1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı … İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2.Davalı … vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.

    Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacı … İdaresinin taşınmazın eylemli orman olduğu iddiasıyla kullanıcı şerhinin iptaline yönelik talebi bakımından taşınmazın tespit tarihi itibariyle eylemli orman vasfında olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince bozma öncesi bilirkişi raporlarına atıfla çekişmeli yerin orman niteliğini kaybetmediği gerekçe gösterilerek tamamı eylemli ormandır şeklinde şerhe yönelik karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira dosya arasında bulunan 2012 yılı uydu fotoğrafı incelendiğinde taşınmazın tamamının eylemli orman olmadığı açıkça görülmektedir. Ayrıca eldeki davada uyuşmazlık konusu hususun kullanım şerhine ilişkin olduğu sabit olmakla, taşınmazın niteliğinin değiştirilmesi de isabetsizdir.

    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, önceki bilirkişiler dışında orman mühendisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile fen bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak, dava konusu taşınmazın kullanıcı tespit tarihi olan 2012 yılı itibariyle, uydu fotoğrafı da incelenerek eylemli orman olan kısımlarının saptanıp, bu bölümlerle ilgili beyanlar hanesine eylemli orman şerhi verilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekmektedir.

    İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve dahi bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; kadastro hakimi, dava konusu taşınmaz hakkında doğru sicil oluşturmaya elverişli ve infazı sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurmak zorunda olduğu halde, dava konusu 108 ada 476 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden şerh düzeltmesi yapılması, yine dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmemesi suretiyle hükmün infazında tereddüte neden olunması da usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Davacı … İdaresi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının REDDİNE,

    Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

    1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.