|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, taraflar arasında orman şerhinin silinmesi talebiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi’nin davayı kabul etmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu kararı esastan reddeden istinaf başvurusunu incelemesi üzerine şekillenmiştir. İlk Derece Mahkemesi, taşınmazın 1945 yılı itibariyle orman bitki örtüsü taşımadığını ve tapulu olmadığını belirterek, orman şerhinin kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, 4785 ve 5653 sayılı Orman Kanunları’nın iade kanunlarıyla ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın devlet ormanlarına dayanmadığını ve haksız iktisaf durumunun olmadığını vurgulamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve tapulu taşınmazların orman niteliği kazanamayacağını ifade etmiştir. Ayrıca, ağaçlandırılan bölümlerin kamulaştırılması veya Hazine ile takas olanağının bulunduğunu belirtmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay, davalı vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar vermiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı onanmıştır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/5674 E. , 2024/5824 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/768 E., 2022/954 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/48 E., 2021/478 K.
Taraflar arasındaki beyanlar hanesindeki orman şerhinin silinmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Ankara ili … ilçesi …/… Mahallesi çalışma alanında bulunan 263 ada 1 parsel (eski 103 parsel) sayılı 8.250,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına tespit edilmiştir.
Davacılar vekili; Ankara ili … ilçesi …/… Mahallesi 263 ada 1 parselin (eski 103 parsel) ormanla hiçbir ilgisi bulunmadığını, tapu kaydının beyanlar hanesine 01.03.2011 tarihinde orman şerhi konulduğunu, o tarihten bu yana davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığını belirterek; tapu kaydının beyanlar hanesindeki orman şerhinin kaldırılmasına, bunun kabul edilmemesi halinde taşınmazın rayiç değerinin şerh koyma/fiili el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, kurumdan tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; taşınmazın eski tarihli memleket haritası verilerine göre 1945 yılında var olan orman bitki örtüsü taşımaması ve 13.07.1945 tarihi itibariyle tapulu olmaması karşısında 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) devletleştirme ve 5653 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun’un (5653 Sayılı Kanun) iade kanunlarıyla ilgisinin olmadığı, taşınmazın öncesinin devlet ormanına dayanmadığı ve devlet ormanlarından kazanılma gibi haksız iktisaflı bir durumun olmadığı, tapulu olduğu gözetilmeden hatalı bir uygulama ile kısmen orman sınırları içerisinde gösterilmesine rağmen 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) kapsamında orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Ankara ili … ilçesi …/… Mahallesi 263 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalı İdare tarafından konulan 01.03.2011 tarih ve 6161 yevmiye sayılı orman şerhinin kaldırılmasına, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, dava edilen taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği, tapulu taşınmazların Orman İdaresince kamulaştırma yapılmaksızın ağaçlandırılmasının o yere orman niteliğini kazandırmayacağı, ancak davaya konu taşınmazın ağaçlandırılan bölümünün orman olarak kullanılmak üzere kamulaştırılması olanağı bulunduğu gibi Hazine tarafından Hazine adına kayıtlı taşınmazlarla değiştirilmesi (takası) yoluna da gidilebileceğine göre davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.