Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi E: 2022/1840 K: 2023/8

ÖZETİ : Dava, idarenin denetim görevi başta olmak üzere kanuni görevlerini yerine getirmediğinden bahisle hizmet kusuru işlediği ileri sürülerek zararın tazminine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Uyuşmazlıkta; davacının beyanından öte dava dosyasında 20.000,00 TL’nin ödendiğine dair herhangi bir bgi ve belgenin bulunmadığı, sonuç olarak davacı tarafından daire satış vaadi sözleşmesi kapsamında müteahhit firmaya 20.000,00 TL’nin ödendiğinin kabulüne hukuken imkan bulunmadığı, diğer bir ifade ile şirket ile yapıldığı bildirilen ve sözleşmede senet karşılığı vadeli olarak ödenmesi kararlaştırılan 20.000,00 TL’lik ödemenin yapıldığına dair davacının beyanı dışında hukuken kabul edilebilir somut bilgi ve belgelerin bulunmadığının anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesi’nce, 80.000,00 TL maddi zararının bulunduğundan bahisle bu tutar üzerinden maddi tazminatın hesaplanarak hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacının ortaya koyduğu hukuken kabul edilebilir 60.000,00 TL’lik zararı miktarında, davalı idarenin kusur ( %30 ) oranına göre sorumlu olduğu 18.000,00 TL’nin davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi gerekmektedir.

İSTEMİN ÖZETİ : … Konut A.Ş isimli firmanın, Erzurum ilinde inşa edeceği konutlardan ( … isimli projeden ) daire satın aldığını belirten davacı tarafından; dairelerin inşaatının durdurulması nedeniyle inşaat şirketinin iflas ettiği, Büyükşehir Belediyesi ile şirket arasındaki arsa satım sözleşmesinin de feshedildiği, Büyükşehir Belediyesi’nce ruhsatsız, kaçak inşaata göz yumulduğu, davalı idare tarafından ruhsatsız inşaata göz yumulmamış olsaydı bu firmanın bu inşaatı yapmayacağı ve söz konusu firmaya Belediye tarafından 16.000.000-TL para cezası verilmeyeceği ve davacıların da parasını söz konusu firmadan tahsil edebilecekleri, Belediyenin arsası üzerinde davacılardan toplanan paralarla yapılan inşaatın mülkiyetinin belediyeye intikal ettiği, Belediyenin arsa alım sözleşmesini zamanında feshetmediği inşaat alanına yönelik olarak Doğu Anadolu’nun en büyük kentsel dönüşümü olduğu yolunda reklamlar yapıldığı, afişler asıldığı, TV programlarına konu edildiği, zamanında inşaat durdurulmuş, sözleşme feshedilmiş olsaydı davacı tarafından konut alınmayacağı, gerçekleşen her olayın belediyenin bilgisi dahilinde olduğu, davalı idare tarafından, yapılan inşaata müdahale edilmemesi ve … Group ile yapılan sözleşmenin feshedilmemesi nedeniyle davacıların zarar görmesine zemin hazırlandığı, Palandöken Belediyesi inşaatı durdurmak isterken, Büyükşehir Belediyesinin söz konusu alanda kendisinin yetkili olduğunu belirterek buna engel olduğu ve inşaatın devam ettirildiği, davalı idarenin denetim görevi başta olmak üzere yasal görevlerini yerine getirmediğinden hizmet kusuru işlediği iddialarıyla uğranıldığı belirtilen maddi zarara karşılık şimdilik 10.000,00-TL tazminatın ( ıslah edilmek suretiyle 400.000,00-TL ) zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; ‘davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine’ karar veren Erzurum 1. İdare Mahkemesi’nin 01/06/2022 tarih ve E:2021/1115, K:2022/1030 Sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Taraflarca istinaf aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi’nce gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, … Group “… projesi” adlı inşaat halindeki bloklardan daire satın alan davacı tarafından, davalı idarenin denetim görevi başta olmak üzere kanuni görevlerini yerine getirmediğinden bahisle hizmet kusuru işlediği ileri sürülerek, uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 10.000,00 TL ( ıslah edilmek suretiyle 400.000,00 TL ) zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi’nce; … Konut Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile Erzurum ili, Palandöken ilçesi, … Mevkii, … Evleri’nin bulunduğu alanda inşa edilecek C-4 blok, 5. kat, 17 numaralı daire için 11/01/2013 tarihinde imzaladığı daire satış vaadi sözleşmesine istinaden, davacı tarafça, adı geçen firmaya ödendiği belirtilen 80.000,00-TL’nin tazminine dair istem yönünden yapılan değerlendirmede, dava dosyasına, bahse konu meblağın tamamına dair ödeme belgelerinin sunulmuş olduğu görülmekle; davacının inşaatın tamamlanmaması nedeniyle zarara uğradığı açık olduğundan, 80.000,00-TL’lik bahsi geçen ödemenin, davalı idareye atfedilen %30’luk kusur oranına denk gelen 24.000,00-TL’sinin davalı idarece, dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00-TL’si için idareye yapılan başvurunun kayda girdiği 08/03/2019 tarihinden, geriye kalan 14.000,00-TL’si için ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 30/03/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacıya ödenmesi gerektiği neticesine ulaşıldığı, diğer taraftan; idarelerin meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada somut bir zararın bulunması, bu zararın meşru ve güncel olması gerekmekte olup, davacı tarafından emsal daire fiyatları, yoksun kalınan kira geliri ve sair zararlar kapsamında oluştuğu ileri sürülen maddi zararın tam ve somut olarak ortaya konulamaması, iddia edilen kazanç kayıplarının hemen tamamına yakınının muhtemel ( olası ) nitelikte bulunması karşısında, bu kalemler açısından ortada meşru ve güncel bir zararın bulunmadığı ve bu kısım ile idarenin kusuru dışında kalan bakiye tutara karşılık gelen 376.000,00-TL maddi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle ‘davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE’ karar verilmiştir.

İstinaf başvurusunda bulunan davalı idare tarafından; usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı, ayrıca Mahkemenin davanın reddine veya görevsizlik yönünde karar vermesi gerektiği, kusur oranlarının hatalı olduğu, idarenin kusurunun ve zararla eylem arasında diğer bir ifade ile zarar ile idari davranış arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, davacı tarafından ise; zararının çok daha fazla olduğu, davacıya kusur atfedilmemesi gerektiği, öte yandan tüm zararın hizmet kusuru kapsamında davalı idareden tazminine karar verilmesi gerekirken %30 kusur oranıyla hüküm kurulmasının hatalı olduğu ileri sürülerek istinafa konu kararın kaldırılması ve lehlerinde karar verilmesi istenilmektedir.

Mahkeme kararının; ‘maddi tazminatın kısmen reddine’ ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla, davacının maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.

İstinafa konu kararın; maddi tazminata ilişkin davalı idarenin istinaf istemi incelendiğinde;

Dava konusu uyuşmazlıkta; Mahkemesi’nce ruhsatsız inşaatı gerçekleştiren müteahhit firmanın %50 kusurlu olduğu, Palandöken Belediye Başkanlığının 28.01.2013 tarihinde ruhsatsız inşaat için kazı yapıldığına dair ikazına rağmen, 3194 Sayılı Kanundan doğan görevlerini yapmayan, inşaatı denetlemeyen, derhal durdurmayan, sadece 3194 Sayılı İmar Kanunu ile ilgili Yönetmeliklerde düzenlenen hükümlerin yerine getirilmesini firmadan istemekle yetinen, 17.07.2013 tarihli mühürleme tutanağında dahi, yapılan ruhsatsız inşaatın boyutlarına, miktarına yer vermeyen ve dolayısıyla tam olarak usule uygun bir yapı tatil zaptı dahi tutmamış olan, ardından bir ay içinde belediye encümeni kararı alıp ruhsatsız yapıları yıktırmayan, kişilerin bu haliyle gayrımenkulü satın almasına imkân sağlayan davalı idarenin, %30 oranında kusurlu olduğu, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesindeki, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlı olduğu ve yine 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağı, 1512 Sayılı Noterlik Kanununun 60. maddesine göre gayrımenkul satış vaadi sözleşmesini yapmanın noterlerin görevi olduğu hükümlerine rağmen, adi bir sözleşme ile daire satın alan, imzaladığı sözleşmede taşınmazın ada/parsel numarası dahi yazılı olmayan, yapının mevzuata uygunluğu noktasında en azından inşaat ruhsatı olup olmadığını araştırmak gibi üzerine düşen asgari araştırma ve dikkat mükellefiyetini yerine getirmeyen alıcının %20 oranında kusurlu olduğu kanaatine ulaşılarak, davalı idarenin kusur oranının %30 olarak belirlenmiş olup, bu oran Dairemizce de uygun bulunmuştur.

Olayda; … Konut Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile davacı arasında, imar iskan bloklarında inşa edilecek 1 adet daire için 11.01.2013 tarihli Daire Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin “14.-Satış Bedeli” başlıklı maddesinin 14.a. Alt maddesinde; ‘sözleşme konusu 1 adet brüt 2+1 dairenin KDV dahil satış bedeli 80.000 TL’dir. ÖDEME KOŞULLARI:80.000 TL ye yukarıda belirtilen şartlarla satış yapıldı ödemesi aşağıdaki gibidir…Nakit:60.000 TL nakit alındı’ Senet:6.000 TL 15.01.2013 vadeli senet alındı, 14.000 TL 15.02.2013 vadili senet alındı…” düzenlemesinin yer aldığı, 11.01.2013 tarihli “Daire Satış Vaadi Sözleşmesi” kapsamında adı geçen firmaya yapılan ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı ve okunaklı örneklerinin Mahkeme ara kararı ile davacıdan istenilmesi üzerine, davacı tarafından sözleşme kapsımında nakit olarak ödenmesi kararlaştırılan 60.000,00 TL’nin anılan firmaya ödendiğine dair belge sunulduğu halde vadeli olarak ödenmesi kararlaştırılan toplam 20.000,00 TL’nin ödendiğine yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığının görüldüğü, bu kapsamda istinaf incelemesine esas olmak üzere Dava Dairemizin 07/12/2022 tarihli ara kararı ile 20.000,00 TL’lik tutarın müteahhit firmaya ödendiğine dair hukuken kabul edilebilir somut bilgi ve belgelerin ( tahsilat makbuzu, banka dekontu vb. ) asıllarının veya ‘aslının aynıdır’ şeklinde ıslak imza ile imzalanmış okunaklı örneklerinin gönderilmesinin istenildiği, akabinde davacı tarafından istenilen hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmayarak, tüm bilgi ve belgelerin Mahkemeye teslim edildiğine dair beyan dilekçesi gönderildiği görülmüştür.

Uyuşmazlıkta; davacının beyanından öte dava dosyasında 20.000,00 TL’nin ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, sonuç olarak davacı tarafından daire satış vaadi sözleşmesi kapsamında müteahhit firmaya 20.000,00 TL’nin ödendiğinin kabulüne hukuken imkan bulunmadığı, diğer bir ifade ile … A.Ş.ile yapıldığı bildirilen ve sözleşmede senet karşılığı vadeli olarak ödenmesi kararlaştırılan 20.000,00 TL’lik ödemenin yapıldığına dair davacının beyanı dışında hukuken kabul edilebilir somut bilgi ve belgelerin bulunmadığının anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesi’nce, 80.000,00 TL maddi zararının bulunduğundan bahisle bu tutar üzerinden maddi tazminatın hesaplanarak hüküm kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.

Bu durumda; davacının ortaya koyduğu hukuken kabul edilebilir 60.000,00 TL’lik zararı miktarında, davalı idarenin kusur ( %30 ) oranına göre sorumlu olduğu 18.000,00 TL’nin davalı idareye başvuru tarihi olan 08.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle:

1- )Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,

2- )Kararın maddi tazminatın kısmen kabulüne dair kısmına davalı idarence yapılan İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE, kararın bu kısmının KALDIRILMASINA,

3- )Maddi tazminat isteminin 18.000,00 TL’lik kısmının KABULÜNE, fazlaya ilişkin tazminat ve yasal faiz isteminin REDDİNE,

4- )Kabulüne karar verilen 18.000,00 TL’lik maddi tazminatın; davalı idareye başvuru tarihi olan 08.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ÖDENMESİNE,

5- )İstinaf Mahkemesi’nce hükmedilen 18.000,00.-TL maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.229,58-TL nispi karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 3.170,80.-TL’den mahsubu sonucu kalan 1.941,22.-TL’sinin istemi halinde davacıya iadesine, hükmedilen 1.229,58.-TL nispi harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

6- )İş bu karar İlk Derece Mahkemesi yargılaması sonucunda yargılama giderlerine ilişkin kurulan hükümde değişiklik yarattığından;

a- ) Aşağıda dökümü yapılan ilk derece aşamasında davacıya ait 265,30.-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 11,95.-TL’sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan 253,35.-TL’nin ise davacı üzerinde bırakılmasına,

b- ) Davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan 398,20 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 17,92 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, geriye kalan 380,28 TL’sinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

c- ) Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden istinaf aşamasında yapılan 265,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

d- ) Nihai miktar üzerinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesince maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretlerinin kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen 18.000,00.-TL maddi tazminat miktarı için hesaplanan 5.500,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 382.000,00 TL maddi tazminat miktarı için tarifenin 10/2. maddesi uyarınca hesaplanan 5.500,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

c- ) Artan posta ücretlerinin Mahkemesi’nce re’sen müsteniflere iadesine,

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca kesin olarak, 04.01.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 


ÖZET: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, davacının müteahhit firmaya ödendiği iddia edilen 20.000,00 TL’nin belgelerle kanıtlanamadığını belirterek, bu tutarın hukuken kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Davacının 60.000,00 TL’lik zararı üzerinden davalı idarenin %30 kusur oranına göre 18.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nin maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ve kısmen reddi yönündeki kararı, istinaf başvurusuyla incelenmiş ve hukuka uygun bulunmuştur.