| 12. Daire 2021/8151 E. , 2023/2456 K. |
|
DAVANIN KONUSU:
DAVACININ İDDİALARI:
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI: Öğrencisi veya kursiyeri bulunmayan araştırma, tasarım ve üretim ve tanıtım ve pazarlama bölümlerinde görevli öğretmenlerin eğitim ve öğretim görevini değil, geleneksel kültürümüzü, sanatımızı ve unutulmaya yüz tutmuş sanatları yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla faaliyet yürüttükleri, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 10. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, Olgunlaşma Enstitülerinde öğrenci bulunmayan araştırma, tasarım, tanıtım ve pazarlama bölümlerinde görevli öğretmenlere ders yılı süresince haftada 15 saatlik çalışma ders niteliğinde yönetim görevi sayılarak, fiilen çalışma karşılığında ek ders ücreti ödeneceğinin düzenlendiği; dolayısıyla, ödenecek ek ders ücreti yönünden herhangi bir kaybın bulunmadığı, Olgunlaşma Enstitülerinde görev yapan ve öğrencisi bulunmayan söz konusu branşlarda haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu, yapılan değişiklikle, günlük çalışma süresinin 6 iş saati olmak üzere 30 saat olarak belirlendiği, öğrencisi bulunmayan branşlardan benzer durumdaki rehberlik ve psikoloji öğretmenlerinin de çalışma saatlerinin kendi mevzuatlarında aynı şekilde belirlenmiş olduğu, eğitmekle görevli olduğu öğrencisi bulunmayan branşların, öğrencisi bulunan branşlardan farklı çalışma saatlerine tabi olmasında, 657 sayılı Kanun’un 89. maddesine aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK H KİMİ DÜŞÜNCESİ: DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ:
TÜRK MİLLETİ ADINA MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
İNCELEME VE GEREKÇE: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Normlar hiyerarşisine göre düzenleyici işlem niteliğinde olan Yönetmeliklerin, üst normu olan kanunlara aykırı düzenlemeler içeremeyecekleri ve bu normlarda yer alan düzenlemeleri aşar nitelikte kural getiremeyecekleri idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yukarıda aktarılan yasal mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, Türk milli eğitim sisteminin, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölüme ayrıldığı, yaygın eğitimin, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığı, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında uzman ve usta öğreticilerin geçici veya sürekli olarak görevlendirilebileceği, öğretim tür ve seviyelerine göre, uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar ile görev ve yetkilerinin yönetmeliklerle düzenlenebilmesi amacıyla davalı idareye yetki verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, yukarıda belirtilen yetkiye dayanılarak hazırlanan ve 11/04/2018 tarih ve 30388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliği’nin, usta öğreticilerin görevlendirilmesi ile görev ve sorumluluklarına ilişkin Dördüncü Bölümünde yer alan, “Ders ücreti karşılığı görevlendirme” başlıklı 26. maddesinde, kurs açılması planlanan alanda, kurumda ve kurumun bulunduğu eğitim bölgesinde yeterli sayıda öğretmen ve kadrolu usta öğretici bulunmaması durumunda, öğretmen ihtiyacının ders ücreti karşılığı görev yapacak istekliler arasından karşılanacağı kuralına yer verildikten sonra, maddenin üçüncü fıkrasında, görevlendirmelerin, örgün eğitim ve hayat boyu öğrenme kurumlarındaki öğretmenler ve kadrolu usta öğreticiler, emekli öğretmenler, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyesi ile öğretim görevlileri ve resmi kurumlarda çalışanlardan ihtiyaç duyulan alanda lisans mezunu kişiler şeklindeki öncelik sıralamasına göre yapılacağı, belirtilen şekilde görevlendirme yapılamaması halinde ise, ilan yoluyla ücretli usta öğretici görevlendirmesi yapılacağı düzenlenmişken; dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle, emekli öğretmenlerin ikinci sıradaki önceliklerinin kaldırıldığı; diğer taraftan, aynı maddenin onüçüncü fıkrasının ise, ihtiyacın karşılanamaması durumunda, emekli kişilerin Yönetmelik ekindeki 2 sayılı Ücretli Usta Öğretici Başvuru Değerlendirme Formunda yer alan puanlamaya göre sıralanmak suretiyle usta öğretici olarak görevlendirilecekleri şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacı tarafından, Kurum’un işlevlerinde bir değişikliğe gidilmediği halde, dava konusu değişiklikle emekli öğretmenlere öncelik tanınmamasının, Hayat Boyu Öğrenme Kurumlarında görev yapan emekli öğretmenlerin mağduriyetini artırarak, eşitsizliğe neden olduğu; diğer taraftan, 439 sayılı Kanun’da öğretmenlere verilen önceliğin dikkate alınmadığı ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği sonrasında, emekli öğretmenlerin, ihtiyaç doğması halinde Yönetmelik ekinde yer alan Ücretli Usta Öğretici Başvuru Değerlendirme Formu’nda belirtilen puan üstünlüğüne göre oluşturulacak sıralamaya göre atanmasının öngörülmüş olması nedeniyle, söz konusu düzenlemenin, emekli öğretmenlerin de ders ücreti karşılığında usta öğretici olarak görevlendirilmelerine engel olacak nitelikte olmadığı; öte yandan, yukarıda alıntısına yer verilen ve dava konusu Yönetmeliğin üst normu olan yasal mevzuatta, emekli öğretmenlerin Hayat Boyu Öğrenim Kurumlarında usta öğretici olarak görevlendirilmelerinde öncelik hakkının bulunduğu yolunda herhangi bir hüküm bulunmadığı görüldüğünden, idarenin Yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi kapsamında gerçekleştirilen iptal istemine konu değişiklikte, dayanağı olan üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Dava, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan, “46 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘ilkokul’ ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.” ibaresi yönünden yapılan incelendiğinde; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun orta öğretimden yararlanma hakkını düzenleyen 27. maddesinde, ilk öğretimini tamamlayan ve orta öğretime girmeye hak kazanan öğrencilerin mesleki ve teknik orta öğretim imkanlarından faydalanma hakkına sahip oldukları, Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, ilk öğretim kurumlarının; resmi ve özel ilkokul ve ortaokul ile eğitim, öğretim, yönetim ve bütçe ile ilgili iş ve işlemleri Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce yürütülen imam-hatip ortaokulunu ifade ettiği belirtilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde ise, ortaöğretim kurumu, ortaokul veya imam-hatip ortaokulundan sonra dört yıllık eğitim ve öğretim veren, resmi ve özel örgün eğitim okul ve kurumlar olarak tanımlanmış, dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinde ise, olgunlaşma enstitülerinde verilen eğitim ve öğretimin, mesleki ve teknik ortaöğretim programı uygulanmak suretiyle gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Öğrenim çağı dışına çıkmış olması nedeniyle ortaöğretime devam etme imkanı bulunmayan ilkokul mezunları, ilkokul ve ortaokuldan oluşan ilköğretim eğitimini tamamlamış sayılmayacaklarından, doğrudan orta öğretim eğitimi veren öğretim kurumlarında eğitime başlamalarına imkan bulunmadığı görüldüğünden, mesleki ve teknik ortaöğretim programı uygulamak suretiyle eğitim vermesi öngörülen Olgunlaşma Enstitülerine ortaokul eğitimini tamamlamaksızın doğrudan kayıt olmalarının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, Olgunlaşma Enstitülerine kayıt-kabul ve değerlendirme koşullarının düzenlendiği dava konusu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ilkokul” ibaresinin madde metninden çıkartılmasına ilişkin değişiklikte hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 13. maddesiyle 66. maddeye eklenen dördüncü fıkrada yer alan, “çalışma süreleri bir iş saati 60 dakika olmak üzere haftalık 30 iş saatidir.” ibaresi yönünden yapılan incelemede; Yukarıda metnine yer verilen mevzuatta Devlet memurlarının çalışma sürelerinin tüm kamu personeli açısından tek bir esasa bağlanmadığı, kurumların veya görülen hizmetin özelliklerine göre farklı çalışma esası ve sürelerinin belirlenebileceğinin ilke olarak kabul edildiği görülmektedir. Kültürel değerlerimizi, özellikle geleneksel sanatlarımızı ve giyim kültürümüzü araştıran, asıllarını koruyarak yeni ürünler hazırlayan, arşivleyen ve gelecek kuşaklara aktaran, bunların ulusal ve uluslararası alanlarda tanıtılmasını sağlayan, teknolojik gelişmelere paralel olarak sektörde yer alacak nitelikli elemanlar yetiştiren, eğitim ve öğretimin yanı sıra araştırma, tasarım, üretim, tanıtım ve pazarlama süreçlerinin tümünü gerçekleştirme amacıyla faaliyet gösteren Olgunlaşma Enstitülerinin, belirtilen amaç doğrultusunda öğrenci veyahut kursiyerlere yönelik gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetinin yanı sıra, doğrudan öğrenci ve kursiyerlere yönelik eğitim ve öğretim faaliyeti gerçekleştirmeksizin, Enstitünün amaçları doğrultusunda araştırma, tasarım ve üretim, tanıtım ve pazarlama bölümlerinde görevli öğretmenler aracılığıyla faaliyette bulundukları, yukarıda belirtilen ilke doğrultusunda, davalı idarece, Olgunlaşma Enstitülerinin araştırma, tasarım ve üretim, tanıtım ve pazarlama bölümlerinin özellikleri dikkate alınmak suretiyle çalışma sürelerine yönelik temel kuralların belirlenmesi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle Olgunlaşma Enstitülerinin öğrencisi/kursiyeri bulunmayan araştırma, tasarım ve üretim ve tanıtım ve pazarlama bölümlerinde görevli öğretmenlerin çalışma sürelerinin, bir iş saati 60 dakika olmak üzere haftalık 30 iş saati olarak düzenlenmesinin, hizmetin özelliği ve niteliği gözönüne alınmak suretiyle belirlendiği görülmektedir. Her ne kadar davacı tarafından; aynı kurumda görevli diğer öğretmenlerle farklı çalışma koşullarına tabi olamayacakları, üst hukuk normlarıyla çelişen dava konusu hükmün eşitlik ilkesini ihlal ettiği ileri sürülmekte ise de; görev yaptıkları eğitim kurumunda öğrencisi/kursiyeri bulunan ve bulunmayan bölümlerde görev yapan öğretmenlerin çalışma alanları ve çalışma koşullarının birbirinden farklı olduğu; öğrenci veyahut kursiyerlerle birlikte gerçekleştirilecek eğitim etkinliklerinin bir saatinin 40 dakika olarak belirlenmesinin, öğrenci/kursiyer ve eğitici bağlantısının kesintiye uğramamasını zorunlu kılan görevin doğal özelliğinden kaynaklandığı, günlük eğitim etkinliklerinde ders saatinin 40 dakika olarak hesaplanmasının hizmetin özelliği ve niteliği gözönüne alınmak suretiyle belirlendiği; dolayısıyla, her iki öğretmen gurubunun günlük ve haftalık çalışma saatlerinin belirlenmesi sırasında, gerek kendi aralarında, gerekse birbirleri arasında farklı şekilde düzenleme yapılmasında eşitlik ilkesine aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim; Anayasa Mahkemesi kararlarında da; Anayasa’da kurala bağlanan eşitlik ilkesinin eylemli eşitlik değil, hukuksal eşitlik olduğu, aynı hukuki durumda olanların aynı, farklı hukuki durumda olanların farklı kurallara bağlı tutulmasının eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceği ifade edilmiştir. Bu durumda, Kanun hükümleriyle verilen yetki ve görev uyarınca düzenlenen dava konusu Yönetmelik hükmünde, dayanağı olan üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: |
| ÖZET: Davacı Sendika, 12/06/2021 tarihli Yönetmelik değişikliklerinin iptalini istemektedir. İptal talebi, emekli öğretmenlerin görevlendirilmesinde öncelik tanınmaması, “ilkokul” ibaresinin kaldırılması ve öğretmenlerin çalışma sürelerinin artırılması gibi konuları kapsamaktadır. Davalı idare, yapılan değişikliklerin hukuka uygun olduğunu savunmakta ve emekli öğretmenlerin görevlendirilmesinin engellenmediğini belirtmektedir. Danıştay, iptali istenilen düzenlemelerin üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığını, dolayısıyla davanın reddine karar vermiştir. |