|
ÖZET: Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerin, mevcut Tüketici Hakları Yönetmeliği çerçevesinde adres teyit etme veya sunulan belgelerin doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. İşletmecilerin sorumlulukları, abonelik sözleşmesine ilişkin belgelerin eksiksiz olması ve kimlik belgelerindeki bilgilerin doğruluğunun İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden teyit edilmesi ile sınırlıdır. Mobil işletmeciler, adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar arasında yer almadıkları için adres teyidi yapma imkanına sahip değildir.
Başvuru üzerine yapılan incelemede, şikayetçi kişinin adresine kayıtlı toplam 13 adet abonelik kaydı olduğu, bunlardan 10’unun adres bilgilerinin güncellendiği, ancak 3’ü için abonelere ulaşılamadığı için güncelleme yapılamadığı belirlenmiştir. Mobil işletmecilerin, abonelik tesisinde kimlik belgelerinin doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, adres bilgilerini doğrulama sorumluluğu yoktur. Bu durum, tüketici haklarının korunması açısından sorunlar yaratmaktadır. Sonuç olarak, adres bilgilerinin farklı aboneliklerde kullanılmasının önlenmesi için işletmecilerin daha dikkatli davranması ve kişisel verilerle ilgili düzeltme taleplerinin hızlı bir şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na gerekli tedbirlerin alınması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
2.2) Halihazırda yürürlükte bulunan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları
Yönetmeliği hükümleri dahilinde elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerin adres teyit etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi adrese ilişkin olarak sunulan belgelerin doğruluğunu teyit etme yükümlülüğü de bulunmadığı,
2.3) İşletmecilerin yükümlülüklerinin abonelik sözleşmesinin tesisine ilişkin belgelerin tam
olması ve söz konusu kimlik belgelerindeki bilgilerin doğruluğunun kontrolünün sağlanarak gerekli teyit işleminin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden yapılması ile sınırlı olduğu,
2.4) Ayrıca 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun “Kimlik paylaşımı sisteminin
kullanılması” başlıklı 45 inci maddesi kapsamında mobil işletmecilerin, “Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar” kapsamında olmadığından web servisler ile yerleşim yeri adresi teyidi imkanı olmadığı, mobil işletmecilere de bu imkanın sağlanması
TBMM Komisyonunda tartışıldığı ancak uygun görülmediği, bu nedenle mevcut Kanun çerçevesinde mobil işletmecilerin yerleşim yeri adres teyidini KPS üzerinden servis ile yapma imkanı ve Kurum mevzuatı konusunda yükümlülüklerinin bulunmadığı,
2.5) Kurumlarına yapılan başvuru sonrasında Turkcell’den gerekli bilgi, belge ve açıklamaların
talep edildiği, iletilen bilgilerde özetle; şikayet başvurusunun yapıldığı dönemde müşteki
’a ait adrese kayıtlı 10 adet faturalı hat, 3 adet ön ödemeli hat olmak üzere toplam 13 adet abonelik kaydı bulunduğunun tespit edildiği, işletmeci tarafından 10 adet aboneliğe ilişkin abonelik kayıtlarında yer alan adres bilgilerinin güncellendiği, 3 adet aboneliğe ilişkin ise abonelere ulaşılmaması nedeniyle adres kayıtlarının güncellenemediği ve adı geçen tüketicinin başkasının adına kayıtlı hatlara ait borçların ödenmemesi halinde kendi adresine gönderilen yasal takip bildirimlerinden herhangi bir şekilde şirket tarafından sorumlu tutulmayacağı bilgisinin Kurumlarına iletildiği,
2.6) İşletmeciden alınan bilgiler dahilinde adı geçen tüketiciye halihazırdaki Kurumumuz
mevzuatı çerçevesinde mobil işletmecilerin abonelik tesisinde gerekli olan kimlik belgelerinde yer alan bilgilerin doğruluğunu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü
Kimlik Paylaşım Sisteminden teyit etme yükümlülüklerinin olduğu, mobil işletmecilerin adrese dayalı bir belge temin etme ve temin edilen belgelerdeki adres bilgilerini doğrulama yükümlülüklerinin bulunmadığı, diğer yandan şikayete konu uyuşmazlığa ilişkin olarak işletmeci tarafından tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi ilkesi dahilinde tüketici mağduriyetinin önlenmesinin teminen adı geçenin adresine kayıtlı aboneliklerin bir kısmının güncellendiği, güncellenmeyen hatlar için ise gerekli güncellemelerin yapılması hususunda
Kurumları tarafından işletmeci nezdinde gerekli takibatın yapıldığı hususunda bilgi verildiği,
2.7) Öte yandan 10/12/2019 tarihli ve E sayılı Turkcell’e muhatap Kurum yazısı ile
Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliğinin “Abonelik
Sözleşmesinin Uygulanması” başlıklı 8 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan
“İşletmeciler abonelik kayıtlarının güncel ve doğru tutulmasını sağlar” hükmüne yer verilerek abonelik sözleşmesinde yer alan bilgilerin güncel ve doğru olması gerektiği, adı geçene ait başvuruda belirtilen ve adres bilgileri hatalı olduğu iddia edilen şikâyete konu tüm abonelikler e ilişkin abonelik kayıtlarının güncellenmesinin önem arz ettiği ifade edilerek müşteki mağduriyetinin ivedilikle giderilmesini teminen halen adres güncellemesi yapılamadığı belirtilen 3 adet aboneliğe ilişkin adres bilgilerinin anılan tüketici adına kayıtlı adresten düşürülmesi, söz konusu abonelere ait adres bilgilerinin güncellenmesi ve yapılan işle mler hakkında Kurumumuza bilgi verilmesinin talep edildiği,
2.8) Turkcell tarafından Kurumlarına iletilen 30/01/2020 tarihli ve 7 sayılı cevabi yazıda
adres güncellemesi yapılamadığı belirtilen 3 adet (531…, 536…, 537…)aboneliğe ilişkin adres bilgilerinin güncellenerek adına kayıtlı adresten düşülmesi için şikayete konu adresleri fatura adresi olarak bildiren diğer abonelerin Müşteri Hizmetleri tarafından arandığı, fakat kendilerine ulaşılamadığı, söz konusu abonelerin abonelik sözleşmesi ile Şirketlerine beyan ettikleri “ ” adresinin güncellenmesi mümkün olmadığından Kurumlarının yönlendirmesi doğrultusunda ilgili aboneliklere ilişkin söz konusu adreslerin Şirketleri kayıtlarından silinmesine ilişkin gerekli işlemlerin tamamlandığı ve aboneleri ’a bilgi verildiği bilgisinin Kurumlarına sunulduğu,
2.9) Mobil işletmecilerin; Kurum ile imzaladıkları imtiyaz sözleşmeleri kapsamında elektronik
haberleşme hizmeti sunma hususunda yetkilendirilmiş olup söz konusu işletmecilerin abonelerle olan ilişkileri 5809 sayılı Kanun ile Kurumlarına verilen görev ve yetkiler kapsamında değerlendirildiği, işletmecilerin aboneleri ile olan sözleşmesel ilişkilerinde Kurum mevzuatı ile işletmecilere getirilen yükümlülüklerin ihlal edildiğinin tespiti halinde gerek
Kuruma gelen şikayetler üzerine gerekse Kurum tarafından re’sen harekete geçilerek gerekli inceleme ve denetim gerçekleştirildiği mevzuat ihlalinin tespitinde de yaptırım uygulandığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Devletin temel amaç ve görevleri”
başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 25/04/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun “Kimlik Paylaşımı
Sisteminin Kullanılması” başlıklı 45 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bakanlık, merkezi veri tabanında tutulan verileri bu Kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kurumlarla; kimlik verilerini, kamu hizmeti sunan tüzel kişilikler, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ile finansman şirketleri, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul
Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında
Kanun kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları; yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerini ise
Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar, 5684 sayılı Kanun çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, 5411 sayılı Kanun çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri, 6362 sayılı Kanun kapsamındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, 6493 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları ile paylaşabilir.”, ikinci fıkrasında; “Veri paylaşımından yararlanacakları belirlemeye, paylaşımın kapsamına ve hangi yöntemle yapılacağına karar vermek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Veri
Paylaşımı Kurulu oluşturulur. Veri Paylaşımı Kurulunun çalışma usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
6) 05/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun “Kurumun görev ve
yetkileri” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kurumun görev ve yetkileri
şunlardır:
c) Abone, kullanıcı, tüketici ve son kullanıcıların hakları ile kişisel bilgilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri ve denetlemeleri yapmak.
Kullanıcılara ve erişim kapsamında diğer işletmecilere uygulanacak tarifelere, sözleşme hükümlerine, teknik hususlara ve görev alanına giren diğer konulara ilişkin genel kriterler ile uygulama usul ve esaslarını belirlemek, tarifeleri onaylamak, tarifelerin denetlenmesine ilişkin düzenlemeleri yapmak.
Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak.”
6.1) “İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri başlıklı” 12 inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Kurum, işletmecilere sektörün ihtiyaçları, uluslararası düzenlemeler, teknolojide meydana gelen gelişmeler gibi hususları gözeterek aşağıdaki hususlar başta olmak üzere, mevzuat
doğrultusunda yükümlülükler getirebilir:
d) Kişisel veri ve gizliliğin korunması.
e) Tüketicinin korunması.”, dördüncü fıkrasında; “İşletmecilerin hak ve yükümlülükleri ile ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”
6.2) “Abonelik sözleşmeleri” başlıklı 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Tüketiciler,
elektronik haberleşme hizmetine abone olurken bu hizmeti sağlayan işletmeciyle sözleşme yapma hakkına sahiptir. Sözleşme; yazılı olarak veya elektronik ortamda kurulur. Elektronik ortamda kurulacak sözleşmelerde, başvuru sahibinin kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek şekilde, Kurum tarafından belirlenecek yöntemler kullanılır ve bunlara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir. ”
7) 28/10/2017 tarihli ve 30224 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliğinin “Abonelik sözleşmelerinin kuruluşu ve içeriği” başlıklı “Abonelik sözleşmelerinin kuruluşu ve içeriği” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “ İşletmeciler, abonelik sözleşmelerinde
asgari aşağıdaki bilgilerin yer almasını sağlamakla yükümlüdür:
c) Sözleşme taraflarının isim, unvan ve açık adresleri ile hizmet numarası gibi aboneliği tanımlayıcı bilgi,” beşinci fıkrasında; “ İşletmeci, abonelik sözleşmelerinin güvenli elektronik imza ile kurulması halinde kimlik belgesi örneğini temin etmekle yükümlüdür.”, altıncı fıkrasında; “Abonelik sözleşmelerinin elle atılan imza ile kurulması halinde, işletmeci abonelik sözleşmesinin yanında; a) Bireysel aboneliklerde T.C. Kimlik Numarası ile kimlik belgesinin, b) Kurumsal aboneliklerde yetkili kişinin T.C. Kimlik Numarası ve kimlik belgesi ile temsile yetkili olduğuna dair belge ile imza sirkülerinin, c) Yabancı uyrukluların aboneliklerinde geçerlilik tarihi uygun pasaport, uluslararası geçerliliği olan muadili belge veya ulusal geçerliliği olan kimlik muadili belgenin, birer örneğini almakla yükümlüdür. Abonelik tesisi için gerekli kimlik belgesi veya muadili belgelerin aslının ibrazı istenir. İşletmeci tarafından bu belgelerin örneği asılları üzerinden ve yalnızca uygun elektronik ortama aktarılarak alınır.”, sekizinci fıkrasında; “Abonenin hattının kullanıma açılabilmesi için, abonelik sözleşmesinin tesisine ilişkin belgelerin tam olduğu ve söz konusu belgelerdeki bilgilerin doğruluğu işletmeci tarafından kontrol edilerek gerekli teyit işlemi İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik
Paylaşımı Sisteminden yapılır.”
7.1) “Abonelik sözleşmelerinin uygulanması” başlıklı 8 inci maddesinin sekizinci
fıkrasında; “İşletmeciler abonelik kayıtlarının güncel ve doğru tutulmasını sağlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili
açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; adres gibi kişiye özel bilgilerin farklı abonelikler tarafından kullanılmasının önlenmesi adına gerekli tedbirler alınarak işletmecilerin bu konuda dikkatli davranmalarının sağlanması ve kişisel verilerle ilgili düzeltme taleplerinin ilgili işletmeler tarafından ivedilikle incelenerek mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin gerekli uyarıların yapılması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, GERÇEĞE AYKIRI
BEYANLARLA TARAFINA AİT OLAN ADRES ESAS ALINARAK TURKCELL’DEN
13 ADET ABONELİK KAYDI AÇILDIĞINI, ELEKTRONİK HABERLEŞME
SEKTÖRÜNE İLİŞKİN TÜKETİCİ HAKLARI YÖNETMELİĞİ GEREĞİNCE
ADRES BİLGİLERİNİN TURKCELL TARAFINDAN MERNİS ÜZERİNDEN
KONTROL EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ ancak Turkcell tarafından söz konusu düzenlemeye uygun davranılmadığını, bu nedenle Turkcell’in bazı aboneleri tarafından gerçeğe aykırı olarak ev adresinin kullanılarak söz konusu kişilerin faturalarının ev adresine geldiğini, ifade ederek mevzuat hükümlerine uygun davranmayan ilgili firma hakkında gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
10) Telekomünikasyon sektörünü düzenleme ve denetleme fonksiyonunun bağımsız bir idari
otorite tarafından yürütülmesi amacıyla kurulan Telekomünikasyon Kurumu 5809 sayılı
Elektronik Haberleşme Kanunu ile yeni bir düzenlemeye tabi olmuş ve adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmiştir. (https://www.btk.gov.tr/kurulus) Bağımsız idari otorite olarak adlandırılan kuruluşlar; bir yandan görevli olduğu alanda düzenleme yetkisi kapsamında kurallar koyarken, bir yandan da bu kurallara uygun hareket edilmesini gözetip denetlemekte ve gerektiğinde önemli parasal ve idari yaptırımlar uygulayabilmektedir. (Turgut TAN, “Bağımsız İdari Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 35, Sayı 2, Haziran 2002, s.26) Bu çerçevede; BTK tarafından Elektronik Haberleşme Kanunu, Elektronik
Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat kapsamında yer alan yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilip getirilmediğinin tespiti yapılarak yükümlülüklerin ihlali halinde 5809 sayılı Kanun ile Kuruma verilen yetkiler kapsamında gerekli işlemleri uygulamaktadır.
11) Elektronik haberleşme sektöründe tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik
usul ve esasların belirlendiği Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları
Yönetmeliğinde abonelik sözleşmelerinin kuruluşu ve içeriğine ilişkin hükümlere de yer verilmiştir. Adı geçen Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde; İşletmecilerin, abonelik sözleşmelerinde “sözleşme taraflarının isim, unvan ve açık adresleri ile hizmet numarası gibi aboneliği tanımlayıcı bilgilerin” yer almasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilerek abonelik sözleşmelerinin güvenli elektronik imza ile kurulması halinde kimlik belgesi örneğini temin etmekle, abonelik sözleşmelerinin elle atılan imza ile kurulması halinde, işletmeci abonelik sözleşmesinin yanında; bireysel aboneliklerde T.C. Kimlik numarası ile kimlik belgesinin birer örneğini almakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Ayrıca abonelik tesisi için gerekli kimlik belgesi veya muadili belgelerin aslının ibrazı istenmekte olup abonenin hattının kullanıma açılabilmesi için, abonelik sözleşmesinin tesisine ilişkin belgelerin tam olduğu ve söz konusu belgelerdeki bilgilerin doğruluğu işletmeci tarafından kontrol edilerek gerekli teyit işlemi İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı
Sisteminden yapılacağı ifade edilmiştir.
12) Başvuran şikayet dilekçesinde 13 adet aboneliğin adres bilgisinin gerçeğe aykırı olduğunu,
Yönetmeliğin 7 inci maddesi çerçevesinde Turkcell tarafından adres bilgilerinin MERNİS üzerinden kontrol edilmesi gerekirken mevzuat hükümlerine uygun davranılmayarak söz konusu kontrolün yapılmadığını belirterek ilgili firmaya yaptırım uygulanmasını talep etmiştir.
Bu çerçevede öncelikli olarak, abonenin hattının kullanımına açılmasında işletmeci tarafından doğruluğu kontrol edilen bilgiler arasında “sözleşmedeki adres bilgisinin” bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yönetmeliğe göre abonelik sözleşmelerinde tarafların açık adreslerine ilişkin bilginin bulunması gerektiği, abonelik tesisi yapılırken kimlik belgesi ile muadili belgelerin aslının ibrazının istendiği, hattın kullanıma açılması için de sözleşmesinin tesisine ilişkin belgelerin tam olduğu ve söz konusu belgelerdeki bilgilerin doğruluğunun işletmeci tarafından kontrol edilerek gerekli teyit Kimlik Paylaşımı Sisteminden yapılacağı belirtilmektedir.
13) BTK tarafından; işletmecilerin yükümlülüklerinin, abonelik sözleşmesinin tesisine ilişkin
belgelerin tam olması ve söz konusu kimlik belgelerindeki bilgilerin doğruluğunun kontrolünün sağlanarak gerekli teyit işleminin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden yapılması ile sınırlı olduğunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun “Kimlik Paylaşımı Sisteminin kullanılması” başlıklı
45 inci maddesi kapsamında mobil işletmecilerin, “Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı
kamu hizmeti sunan kuruluşlar” kapsamında olmadığından web servisler ile yerleşim yeri adresi teyidi imkanı bulunmadığını, mobil işletmecilere de bu imkanın sağlanması hususunun Komisyonda tartışıldığını ancak uygun görülmediğini, mevcut Kanun çerçevesinde mobil işletmecilerin yerleşim yeri adresi teyidinin KPS üzerinden servis ile yapma imkanı bulunmadığını belirtmiştir.
14) 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 45 inci maddesinde Bakanlığın, merkezî veri
tabanında tutulan “kimlik verilerini” ve “yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerini” 5490 sayılı
Kanun’da belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde hangi kurumlarla paylaşabileceği belirtilmiştir. Söz konusu maddede; “yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin” Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar, 5684 sayılı Kanun çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, 5411 sayılı Kanun çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri, 6362 sayılı Kanun kapsamındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, 6493 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları ile paylaşabileceği hüküm altına alınmıştır. BTK da; işletmecilerin adı geçen Kanunda yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinin paylaşılabileceği “adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar” kapsamında yer almadığı için Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden adres bilgisi teyidinin yapılmasının imkanı olmadığını belirtmektedir.
15) Yukarıda da yer verildiği üzere; Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları
Yönetmeliğinde belirtilen teyit işlemi İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü Kimlik Paylaşımı Sisteminden yapılmaktadır. Kimlik Paylaşımı Sistemi ise; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce merkezi veri tabanından ayrı olarak elektronik ortamda tutulan ve alıcı kurumlar ve diğer kişilerin istifadesine sunulan, sınırlandırılmış bilgiler içeren aile kütüğü kayıtlarının paylaşılmasına imkan sağlayan sistemi ifade etmektedir.
Kimlik Paylaşımı Sistemi veritabanında ise; “ad, soyad, doğum yeri ve tarihi, doğum ve kütüğe kayıt tarihleri gibi kişisel bilgiler, yerleşim yeri ve diğer adres gibi kişilere ait nüfus olay bilgilerinin tarihi ve açıklamaları gibi bilgiler bulunmakla birlikte alıcı kurumlar ve diğer kişilerin Kimlik Paylaşımı Sistemi veri tabanından hangi sorgulamaları yapabilecekleri ve hangi bilgileri alabilecekleri yürürlükteki ilgili mevzuat uyarınca yapılacak anlaşmalar çerçevesinde Bakanlıkça belirlenmektedir. İlgili idare tarafından; mobil işletmecilere de yerleşim yeri adresi teyidi imkanının sağlanması hususunun Komisyonda tartışılmasına karşın uygun görülmediğini (https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon/tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=168
08) bu kapsamda mevcut Kanun çerçevesinde mobil işletmecilerin yerleşim yeri adresi teyidini
KPS üzerinden servis ile yapma imkanı bulunmadığı belirtilmiştir.
16) Bilindiği üzere bilişim ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte veri
transferinin kolaylaşması, kişisel verilerin kamunun yanı sıra ticari işletmeler için de önem kazanması, verilere erişim yönündeki risklerin artması gibi nedenlerle kişisel verilerin korunmasını zorunlu kılmakta ve bu konuda tedbirlerin alınması gerekliliği oluşmaktadır.
Günümüzde Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında özel hukuk kişileri tarafından yerine hizmetlerin daha etkin yürütülmesini sağlamak amacıyla kendi iş ve işlemlerine esas olmak üzere ihtiyacı olan kimlik verilerine KPS üzerinden erişebilmeleri imkanı sağlanarak sigorta, emeklilik, bankacılık gibi iş ve işlemlerde kimlik bilgilerinin merkezi veri tabanında yer alan kimlik bilgileriyle kontrol edilerek sahte belgelerle işlem yapılmasının önüne geçilebilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Söz konusu verilerin hangi idarelerle paylaşılacağı Kanunla düzenlenmiş bununla birlikte Kanunda yer alan ilgili Kurumlarla kişisel verilerin paylaşılmasında da mümkün olduğunca asgari düzeydeki verinin paylaşılmasının gerektiği değerlendirilmiştir.
17) Kişisel veri kavramı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3 üncü
maddesine göre kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında ise kişilere ait “görüntü”, “fotoğraf”, “parmak izi”, “DNA profili”, “hücre örnekleri”, “ev adresi” ve “yaş, doğum tarihi ve fiziksel özellikler” kişisel veri kapsamında değerlendirilmektedir. (AYM, E.2016/125, K.2017/143, 23.1.2018) Ülkemizde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı Anayasada güvence altına alınmış olup Anayasa’nın 20 inci maddesinin üçüncü fıkrasında
“HERKES, KENDİSİYLE İLGİLİ KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINI İSTEME
HAKKINA SAHİPTİR. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
18) Anayasa’nın 2 inci maddesinde de, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu
belirtilmiş, 5 inci maddesinde de, “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. HUKUK DEVLETİNİN
KORUMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUĞU İLKELERDEN BİRİSİ DE HUKUK
GÜVENLİĞİ İLKESİDİR. HUKUK GÜVENLİĞİ İLKESİ, HUKUK NORMLARININ
ÖNGÖRÜLEBİLİR OLMASINI, BİREYLERİN TÜM EYLEM VE İŞLEMLERİNDE
DEVLETE GÜVEN DUYABİLMESİNİ İFADE ETMEKTEDİR. YARIN HANGİ
SÜRPRİZLE KARŞILAŞACAĞI ENDİŞESİNİ TAŞIYAN BİREYLERİN VAR
OLDUĞU TOPLUMLARDA, DEMOKRATİK GELİŞİM HİÇBİR ZAMAN
İSTENİLEN SEVİYEYE GELEMEYECEĞİ İÇİN HUKUK DEVLETİNİN,
VATANDAŞLARINA HUKUKİ GÜVEN İÇİNDE YAŞADIKLARINI HER AN
HİSSETTİRMESİ ZORUNLUDUR. (Mehmet Altundiş, Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama
Dergisi, Sayı.10, 2008, s.92.) Dolayısıyla “bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesi” hem hukuk devletinin bir gereği olan hukuk güvenliği ilkesi ile hem de
Anayasanın 5 inci maddesindeki devletin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama göreviyle ilgilidir.
19) Bu kapsamda her ne kadar abonelik sözleşmesinde adres bilgisinin bulunması gerekse de
ayrıca adres bilgisinin doğruluğunun Kimlik Paylaşım Sisteminden yapılmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı için ve Nüfus Hizmetleri Kanunun 45 inci maddesi gereğince Kimlik
Paylaşımı Sisteminden kimlik belgesinde yer alan bilgilerin teyit edildiği anlaşılmaktadır.
Nitekim söz konusu kimlik belgelerindeki bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesi ile kişiler üzerine sahte belgelerle hat açılmasının engellenmesinin öngörüldüğü değerlendirilmektedir.
20) Bu çerçevede işletmecilerin kendi faaliyet alanlarındaki görevlerinin yerine getirilmesi
sırasında sahte kimlik belgeleri ile işlem yapılarak mağduriyet oluşturulmaması adına söz konusu kimlik bilgilerinin teyit ihtiyacı bulunduğuna şüphe yoktur. Doğum ve kütüğe kayıt tarihleri gibi kişisel bilgiler, kişisel adres bilgisine ulaşmak için gerekli bilgiler gibi hususların yer aldığı Kimlik Paylaşım Sisteminde, ilgili kuruluşlar tarafından sınırlı bir takım verilere erişimin sağlanmasının ölçülü bir müdahale niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.
Ancak bir kişinin adres bilgisinin 13 ayrı abonelikte kullanılması, söz konusu veri ile ilgili hiçbir doğruluk ve tedbir mekanizmasının olmaması kişileri bir güvensizliğe itmekte, şahsına ait adres bilgisinin kendisiyle ilgisi olmayan aboneliklerde kullanılması dolayısıyla hangi aboneliklerde kullanıldığı ya da kullanılacağı yönünde bir güvensizlik oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu kapsamda her ne kadar adres bilgilerinin KPS üzerinden kontrol edilmesinin mevcut durumda mümkün olmadığı belirtilse de söz konusu bilgilerin ilgili işletmeler bazında güncel ve doğru tutulmasını teminen söz konusu adreste başka kayıt olup olmadığı gibi hususların ilgili işletmeler tarafından kontrol edilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir.
21) Diğer taraftan dosya kapsamında yapılan incelemede; başvurana ait adrese kayıtlı 10 adet
faturalı hat, 3 adet ön ödemeli hat olmak üzere toplam 13 adet abonelik kaydı bulunduğunun tespit edildiği, işletmeci tarafından 10 adet aboneliğe ilişkin abonelik kayıtlarında yer alan adres bilgilerinin güncellendiği, diğer 3 adet aboneliğe ilişkin adres bilgilerinin de başvuran adına kayıtlı adresten silindiği dolayısıyla mevcut durumda şikayete konu olan 13 adet abonelikteki adres bilgisinin başvuran adına kayıtlı adres olmadığı anlaşılmıştır.
22) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin
incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 5490 sayılı Kanun dolayısıyla mobil işletmecilerin yerleşim yeri adresi teyidi imkanı bulunmadığı anlaşılmakla birlikte HUKUK GÜVENLİĞİ İLKESİNİN DE BİR GEREĞİ OLARAK KİŞİLERİN
ADRES GİBİ BELİRLİ BİLGİLERİNİN FARKLI ABONELİKLERLE
İLİŞKİLENDİRİLEREK KİŞİYE ÖZEL VERİLERİN HER AN BAŞKA
ŞEKİLLERDE KULLANILABİLECEĞİ KUŞKUSUNUN YAŞANMAMASI ADINA
İDARELERCE GEREKLİ TEDBİRLERİN ALINMASI GEREKTİĞİ SONUCUNA
ULAŞILMIŞTIR.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Adres gibi kişiye özel bilgilerin farklı abonelikler tarafından kullanılmasının önlenmesi adına gerekli tedbirler alınarak işletmecilerin bu konuda dikkatli davranmalarının sağlanması ve kişisel verilerle ilgili düzeltme taleplerinin ilgili işletmeler tarafından ivedilikle incelenerek mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin gerekli uyarıların yapılması yönünde BİLGİ
TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU
BAŞKANLIĞINA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi