|
ÖZET: Bu karar, çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması ve çocuk haklarının korunması amacıyla alınmıştır. Başvuranın, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nde çocukların yargılama süreçleri sırasında yaşlarının dikkate alınmaması nedeniyle yaşanan hak ihlallerine ilişkin talepleri değerlendirilmiştir. Yönetmelikteki eksiklikler, çocukların infaz süreçlerinde yaşadıkları zorluklar ve insan hakları ihlalleri göz önünde bulundurularak, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na tavsiyelerde bulunulmuştur.
Karar, çocuk adalet sisteminin etkinliğini artırmak ve suça sürüklenen çocuklar için özel politikaların geliştirilmesini sağlamak amacıyla gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınmasını öngörmektedir. Bu bağlamda, çocukların infaz süreçlerinin iyileştirilmesi ve çocuk haklarının korunması için ilgili kurumlar arasında eşgüdüm sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu tavsiyeler, çocukların yüksek yararının gözetilmesi ilkesine dayanmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/14219-S.22.21774
BAŞVURU NO : 2021/7262
KARAR TARİHİ : 01/11/2022
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin çocukken yargılaması başlamış kişiler açısından uygulanmasına ilişkin bazı hususlarda Yönetmeliğin ilgili maddelerinde değişiklik yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza ( tarafından Açık Ceza İnfaz
Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin çocukken yargılaması başlamış kişiler açısından uygulanmasına ilişkin bazı hususlarda Yönetmeliğin ilgili maddelerinde değişiklik yapılması talep edilmiştir.
Başvuruda; Yönetmelikte yalnızca çocuk eğitimevindeyken 18 yaşını bitiren gençlerin açık ceza infaz kurumuna doğrudan ayrılabileceğinin düzenlendiği, bu durumun uygulamada üç farklı başlıkta hak ihlallerine sebep olduğu belirtilerek; “1- Yargılaması devam ederken 18 yaşını bitiren tutuklu çocuklar: Bilindiği üzere tutuklu yargılanan çocuklar, kapalı ceza infaz kurumlarında tutulmaktadır. Bu çocuklar 18 yaşlarını bitirdiğinde yetişkin hapishanelerine sevk edilir. Yargılamaları sona erdiğinde ise yetişkin infaz sistemine göre açığa
/
ayrılmaları, aynı yönetmeliğin 6. maddesine göre hesaplanır. Bir çocuğun yargılamasının reşit olduktan sonra bitmesinin farklı sebepleri olabilir. Özellikle çok sanıklı dosyalarda, iş yükü fazla olduğu yahut delil toplanması zaman aldığı için uzun süren yargılamaların görüldüğü mahkemelerde, çocuk mahkemelerinin bulunmaması sebebiyle yetişkin mahkemelerinin görevlendirildiği yargı bölgelerinde yahut istinaf ve temyiz kanun yollarında çocuk dosyalarına bakmakla görevlendirilmiş bir daire bulunmadığı için kanun yollarına başvurulan tüm dosyalarda çocukların yargılama esnasında 18 yaşını bitirmeleriyle çok sıklıkla karşılaşılır.
2- Yargılaması devam ederken 18 yaşını bitiren ve tutuksuz yargılanan çocuklar: 1. maddede anılan tüm sebepler tutuksuz yargılanan çocuklar için de geçerlidir. Tutuksuz yargılama esnasında yaşı dolan gençler, yaş grubuna girmediğinden doğal olarak yetişkin hapishanelerine alınmaktadır ve burada suç tipine ve hapis cezasının süresine göre doğrudan kapalı ceza infaz kurumuna girebilmektedir.
3- Eğitimevindeyken kapalıya iade disiplin cezası verilen ve kapalıya iade süresinde 18 yaşını bitiren çocuklar: Bu çocuklar 5275 sayılı kanunun madde 46/8’e göre kapalı ceza infaz kurumuna iade disiplin cezası alarak çocuk kapalı hapishanelerine geçmektedir. Kapalıya iade disiplin cezası 6 ay yahut 1 yıl süreyle olabilmektedir. Bu esnada yaşı dolan çocuklar yetişkin hapishanelerine alındıktan sonra haklarında uygulanan disiplin cezasının süresi dolduğunda açık ceza infaz kurumuna ayrılma talepleri, yetişkin hükümlüler gibi incelenmektedir. Yönetmelikte açık düzenleme olmaması dolayısıyla açığa ayrılma talepleri reddedilmektedir. Bunun anlamı, süreyle sınırlı olan bu disiplin cezasının yerleşik olarak çocuğun/gencin tüm infaz sürecini etkilemesi anlamına gelmektedir. Disiplin cezasının süresi verilen disiplin kararında her ne kadar açık olsa da hapishane idareleri yönetmeliğin amaçsal yorumu yerine lafzi yorumunu yerine getirerek çocuğun yaşı dolduğu esnada kapalı kurumda olması sebebiyle açığa ayrılma süresini Yönetmelik madde 6’ya göre hesaplamaktadır. “Suça sürüklenen çocuk (ssç)”sıfatıyla ceza adalet sisteminin bir parçası olan çocukların suçu işlediği iddia edilen tarihe dayanarak haklarında uygulanan özel ceza ve infaz usulleri, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’ndeki eksik ve insan hakları ihlaline sebep olan düzenlemeler dolayısıyla terk edilmektedir. Bu durumda yargılama esnasında değerlendirilen yaş küçüklüğü ve isnat kabiliyeti, infaz esnasında göz ardı edilmekte ve benimsenmesi gereken onarıcı adalet sistemi etkisini yitirmektedir. Çocuklar, uzun yargılamalar veya kanunun ilgili maddesine göre hapishane düzeninin sağlanması için verilen idari disiplin cezaları yüzünden çok uzun sürelerle kapalı hapishane şartlarında tutulmaktadır. Ceza hukukunun temel koruma alanlarından biri olan yaş küçüklüğü yönetmelikte gözetilmediğinden çocuklar/gençler hakkındaki hapis cezalarının infazı, ilgili yönetmelikle insan haklarına aykırı olarak ağırlaşmaktadır.
Yukarıda gösterilen ve resen incelenecek sebeplerle Yönetmeliğin; -5.maddesinde “18 yaşından önce işlediği bir suçtan dolayı hüküm alan ve tutuksuz yargılanan kişilerin”
-6.maddesinde “kapalıya iade disiplin cezası esnasında yaşları kapalı kurumda dolup da disiplin cezası süresi sona eren kişilerin” ve “suç tipine ve ceza süresine bakılmaksızın ssç sıfatıyla yargılanıp da
/
haklarındaki ceza yetişkin olduklarında kesinleşen kişilerin” ilgili maddelerin kapsamlarına dahil edilmesi talep olunur.” yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Yönetmelikte yeni bir düzenleme yapılması talep edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 28/07/2021 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 17/09/2021 tarih ve sayılı yazıda özetle; 2.1.Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların ulusal ve uluslararası mevzuatta belirtildiği üzere özel ve öncelikli gruplar olarak değerlendirildiği, bu kapsamda yasal düzenlemelerle tutuklu ve hükümlü çocukların, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında ve çocuk eğitimevlerinde barındırıldığı, 2.2. Çocuk eğitimevlerinin, çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirilen tesisler olduğu, bu kurumlarda firara karşı herhangi bir engelin bulunmadığı, kurum güvenliğinin iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlandığı, ayrıca eğitimevlerinde öğrenimlerine devam eden çocukların 21 yaşına kadar kalabildiği, 2.3. Yeni mimari düzenleme ile müstakil çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında her koğuşta tek kişilik 9 tane oda bulunduğu, koğuşlarda ayrıca 9 kişinin birlikte zaman geçirdiği (televizyon izleme, yemek yeme, masa tenisi vb. faaliyetlerin yapıldığı) ortak yaşam alanının, tutuklu ve hükümlü çocukların barındırıldığı odalarda her birinin kendisine ait çalışma masası, yatağı ve dolabının bulunduğu, çocuk eğitimevlerinde ise çocukların tek kişilik odalarda barındırıldığı, öncelikle hükümlü/tutuklu tüm çocukların tek başlarına kalabilecekleri uluslararası standartlara uygun yeni kurumların inşasına hızla devam edildiği, bu kapsamda hükümlü/tutuklu çocukların barındırıldığı müstakil 7 adet kapalı ceza infaz kurumunun (İstanbul, Ankara, İzmir, Hatay, Tarsus, Kayseri, Diyarbakır) ve 4 adet çocuk eğitimevinin (Ankara, İstanbul, Elazığ, Urla)
bulunduğu, kız çocukların ise Urla Çocuk Eğitimevinde barındırıldığı, 01.03.2021 tarihi itibarıyla çocuk ve gençlik ceza infaz kurumlarının, pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan muaf tutularak, 12-18 yaş grubu çocuklara yönelik tüm eğitim ve iyileştirme ile STK’lar ile işbirliği çalışmalarının pandemi öncesindeki gibi aynı işleyişte devam ettiği, 2.4. Genel Müdürlük tarafından yürütülen Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Egörüş Projesi kapsamında, Türkiye genelindeki tüm ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların, kurum içerisindeki kantin alışverişi, mektup gönderme, aileleriyle görüntülü konuşma gibi ihtiyaçlarının KİOSK cihazları ile karşılamasının plânlandığı, Bu kapsamda KİOSK cihazlarının, dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan suça sürüklenen çocukların, kadın hükümlü/tutukluların ve yanlarında kalan 0-6 yaş grubu çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin tamamlanabilmesi, topluma uyum süreçlerinde destek olunabilmesi, aile ilişkilerinin güçlendirilebilmesi yönelik olarak öncelikle kadın, çocuk ve gençlik ile çocuk eğitimevlerine kurularak görüntülü görüşmelerin gerçekleştirilmeye başlandığı, /
2.5. ”Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde de açıklandığı üzere; suça sürüklenen çocuklara özgü politikaların geliştirilmesinin de büyük önem taşıdığı, 12-15 yaş aralığındaki küçük çocukların ilk defa işledikleri bazı fiiller için adli süreçlerin dışında sosyal önlemler alınmakla yetinilmesinin öngörüldüğü, 15 yaşından küçük çocuklar için öngörülen bu modelin, çocuğun lekelenmemesine hizmet edeceği, çocuklara özgü uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi modeli geliştirilmesi, suça sürüklenen çocukların davalarının öncelikli görülmesinin sağlanması hususlarının bu konuda öngörülen diğer hedeflerden olduğu, 2.6. Çocuk Koruma Kanunu kapsamında oluşturulan koordinasyon mekanizmasını güçlendirmeye yönelik çalışmaların yapılacağı ve Kanun’da düzenlenen tedbirlerin etkinliğinin arttırılacağı, Diğer yandan, şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının infazının elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde gerçekleştirilmesine imkân tanınması, ağır hasta hükümlü ve tutuklulara ilişkin infaz süreçlerinin muhtemel mağduriyetlerin önlenmesi için yeniden yapılandırılması hususunun ise bu alana ilişkin önemli çalışmalardan olacağı, bu bağlamda alternatif infaz yöntemlerinin geliştirilmesinin bu dönemin öncelikleri arasında olacağı, Bu itibarla; ”Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde yer alan; Hedef 7.4’de çocuk adaleti sistemi, onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılacağı ve mağdur odaklı bir yaklaşımın benimseneceği, Bu kapsamda; -Bazı ağır suçlar hariç olmak üzere 15 yaşından küçük çocukların ilk defa işledikleri fiillerin soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmeden çocuklara özgü koruma mekanizmaları içerisinde değerlendirilmesinin sağlanacağı, -Suça sürüklenen çocuklara özgü kamu davasının açılmasının ertelenmesi modelinin geliştirileceği, -Suça sürüklenen çocukların ilk derece yargılamaları ile bu çocuklar hakkında verilen kararların kanun yolu incelemelerinin öncelikli olarak yapılmasının sağlanacağı, -Çocuk mahkemelerinin fiziki koşullarının çocuk ceza adaleti sisteminin amacına uygun hâle getirileceği, -Mağdur haklarına ilişkin mevzuat çalışmalarının tamamlanacağı, -Adli destek ve mağdur hizmetlerine ilişkin merkez ve taşra birimlerinin oluşturulacağı ve adli görüşme odalarının ülke geneline yaygınlaştırılacağı, Hedef 7.5’de cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında sakınca bulunanlara yönelik uygulamaların geliştirileceği ve güncel teknolojilerin sisteme entegrasyonunun sağlanacağı, Bu kapsamda; -Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının, elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına imkân tanınacağı, -Çocuk hükümlü ve tutukluların infaz süreçlerinde görev alan personele yönelik özel eğitimlerin geliştirileceği, Hedef 9.1’de ceza uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılacağı,
Hedef 9.2’de hukuk uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılacağı, Bu kapsamda; – Suça sürüklenen çocuklara özgü uzlaştırma modelinin geliştirileceği, Bu doğrultuda gerekli çalışmaların titizlikle yürütüldüğü, 2.7. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlük tarafından yürütülmekte olan ve Bakanlığın 2019-2023 yılları
Stratejik Eylem Planı Dokümanına ve Yargı Reformu Strateji Belgesi 5 Yıllık Eylem Planına giren
“Çocuklar İçin Kademeli İnfaz Sistemi Projesi” ile tüm çocuk hükümlü ve tutukluları tek bir kampüs içinde birleştirerek çocuk infaz sisteminin aşamalı hale gelmesinin hedeflendiği, 2.8. Çocukların koruma ve gözetiminin daha sistemli bir şekilde yürütülmesi ve topluma kazandırılma çalışmalarının etkililiğin artırılması amacıyla yürütülen proje faaliyetlerine devam edildiği, 2.9. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Ülkemizde son 15 yılda ceza infaz sisteminde köklü değişikliklerin ve önemli reformların gerçekleştirildiği, adalet sisteminin iyileştirilmesi yönündeki ulusal politikaya paralel olarak Avrupa Birliğine katılım süreci ve uyum politikalarının da bu reform sürecinde etkili olduğu, bugün gelinen noktada sağlanan değişim ve gelişim sürecine ivme kazandıran tamamlayıcı unsurlardan birisinin kuşkusuz, başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan işbirliği çalışmalarının ve bu kapsamda yürütülen projelerin olduğu, 2.10. Bakanlığın bugüne kadar ceza ve adalet alanında pek çok Avrupa Birliği destekli projeyi başarıyla yürüttüğü ve hâlihazırda yürütmeye devam ettiği, yukarıda açıklanan projelerde de olduğu gibi çocukların infaz sürecine ilişkin geliştirmelerin devam ettiği, Bunun yanında, başvuruya konu talep ile ilgili olarak Genel Müdürlük bünyesinde tüm kayıtların tetkik edildiği ve gerçek veya tüzel kişilerce yargı organlarında açılmış devam eden veya sonuçlanan bir davanın bulunmadığı, 3. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 06/01/2022 tarih ve sayılı “Çocuklar İçin Kademeli İnfaz
Sistemi Projesi”nin detaylı olarak açıklanması talepli yazısına gönderilen Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 11/02/2022 tarih ve sayılı yazıda özetle; 3.1. Tüm çocuk hükümlü ve tutukluları tek bir kampüs içinde birleştirerek çocuk infaz sisteminin aşamalı hale gelmesinin hedeflendiği, çocukların koruma ve gözetiminin daha sistemli bir şekilde yürütülmesi, topluma kazandırılma çalışmalarının etkililiğin artırılması amacıyla yürütülen proje faaliyetlerine devam edildiği, 3.2. Söz konusu proje kapsamında, Mimari, Psiko-Sosyal ve Eğitim ile Mevzuat Komisyonu olmak üzere
3 farklı komisyonun oluşturulduğu,
3.3. İlgili komisyonların 2019 yılı içerisinde toplamda 4 defa yüz yüze toplantı gerçekleştirdiği, 3.4. Genel Müdürlük tarafından, proje inşaat plânlaması yapmak üzere şehir merkezinde, toplumla bütünleşecek şekilde ve merkezi konumda inşa edilmek üzere çocuk ve gençler için üçüncü bir geçiş kurumunun yapılmasının plânlandığı ve bu konuyla ilgili gerekli yazışmaların yapıldığı, /
3.5. Proje kapsamında oluşturulan Mevzuat ile Psiko-Sosyal ve Eğitim Komisyonlarından karma olarak 16 kişilik bir grubun oluşturulduğu, proje kapsamında, 6 Ağustos 2019 tarihinde mevzuat çalıştayının gerçekleştirildiği ve yazılı bir şekilde görüş ve önerilerin alındığı, ancak, Covid-19 salgını sebebiyle toplantılara ara verildiği, 3.6. Genel Müdürlük tarafından sahada çalışan personelin görüş ve önerisi sonrasında mevzuat taslağı ile ilgili çalışmalara başlandığı, 3.7. Mevcut sistem içerisinde çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumu, çocuk eğitimevi ve proje kapsamında inşa edilmesi plânlanan çocuk gözetimevi kurumlarını bir arada barındıracak büyüklükte, şehir olanaklarından faydalanacak ve toplumla yakın temas içerisinde olacak şekilde çocuk kampüs alanının inşa edilmesinin plânlandığı, belirtilmiştir.
4. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 07/03/2022 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü 21/03/2022 tarih ve sayılı yazıda özetle; 4.1. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 69 uncu maddesinin 1 incı fıkrasının (d) bendi kapsamında geçici ya da sürekli olarak aile ortamından mahrum kalan veya yüksek yararı ailesinin yanında bulunmamasını gerektiren çocuklara, özel bakım ve koruma hizmeti sunmakla yükümlü olduğu, 4.2. Bu kapsamda suça sürüklenmesi, suç mağduru olması veya sokakta sosyal tehlikelerle karşı karşıya kalması sebebiyle haklarında bakım tedbiri veya korunma kararı verilen çocuklardan psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğu tespit edilenler, ihtiyaçları giderilinceye kadar geçici süre ile Bakanlığa bağlı çocuk destek merkezlerinden hizmet aldığı, 4.3. Bununla birlikte kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturma kapsamında bir ceza infaz kurumunda bulunan çocuklara yönelik işlemler 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 43 üncü maddesi kapsamında Adalet Bakanlığı tarafından gerçekleştirildiği, 4.4. Başvuruya konu Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğine ilişkin Genel Müdürlüğü tarafından halihazırda değişiklik önerisi bulunmamakla birlikte yönetmeliğin yürütücüsü Adalet
Bakanlığından değişiklik önerisi gelmesi halinde Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik doğrultusunda değişiklik önerilerinin Adalet Bakanlığına gönderilebileceği,
4.5. Çocukların bakılıp gözetildiği kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulması gerek Çocuk Koruma
Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (k) bendi gerekse de Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin
37 inci maddesinin 3 üncü fıkrası kapsamında kabul gören temel bir ilke olduğu,
4.6. Bu doğrultuda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce yürütülen Çocuklar İçin
Kademeli İnfaz Sistemi Projesinin Genel Müdürlük tarafından olumlu değerlendirildiği, belirtilmiştir.
5. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 07/03/2022 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli yazısına gönderilen Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’nın 31/03/2022 tarih ve sayılı yazıda özetle; 5.1. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 7’nci maddesinde; çocuk eğitim evinde cezası infaz edildiği sırada eğitime devam etmeyenler on sekiz yaşını bitirdiklerinde, eğitime devam edenler ise yirmi bir yaşını bitirdiklerinde suç türüne bakılmaksızın açık kuruma gönderilir. Açık kuruma gönderilenlerin on sekiz yaşını doldurmadan önce işlediği diğer suçların cezaları da açık kurumlarda infaz edilir hükmünün yer aldığı, 5.2. Çocuk yargılamalarının hızlı bir şekilde sonlandırılması uluslararası mevzuat gereği ise de mahkemelerin iş yükünün birbirinden farklı olması dolayısıyla yargılama sürelerinde de farklılıklar gösterdiği, iş yükü fazla olan mahkemelerde bu süreler hedef sürenin çok üzerine çıkabildiği, yeterli sayıda çocuk mahkemeleri kurulmamış olması iş yükünün fazlalaşmasında etkili olmakta, yargılama sürelerini de uzattığı, yine dosyanın istinaf ve temyiz aşamaları dikkate alındığında çocukların yargılandıkları dosyanın kesinleşme hızı değişeceğinden, çocukların ellerinde olmayan bir sebepten dolayı açığa ayrılma hakları da doğrudan etkilendiği, 5.3. 18 yaşına yakın çocukların, örneğin 16 yaş ve üzeri çocukların dosyalarının kesinleşmesi, özellikle istinaf ve temyiz görülecek dosyalar ise 18 yaşın sonrasına denk geldiği, bu durumda çocuklar eğitim evine geçemeyecekleri için çocuk kapalı ceza infaz kurumundayken yaşları dolduğunda tutuklu ya da hükmen tutuklu statüsünde doğrudan yetişkin kapalı ceza infaz kurumuna geçtikleri, haklarındaki dosya kesinleştiğinde ise açığa geçmek için yetişkinlerin tabi olduğu şartlara tabi tutuldukları, bu durumda ceza verilirken dikkate alınan “çocuk yaşta olma” durumları, ceza adaletinin infaz ayağında uygulanmadığı, 5.4. Ceza adalet sisteminin bir bütün halinde uygulanırken çocuğun suç tarihindeki yaşının esas alınması gerektiği, Komitenin; Sözleşme’ye taraf devletlere, suç tarihinde 18 yaşın altında olan tüm şahıslar için herhangi bir ayrım yapılmaksızın ve sadece çocuk adalet sisteminin uygulanmasını sağlayacak şekilde yasalarını değiştirmelerini tavsiye ettiği, (Genel Yorum No. 20, p. 88; Genel Yorum 24, p. 30) Komite’ye göre açıkça; Çocuk adalet sistemlerinde koruma kapsamı ayrıca suçun işlendiği tarihte 18 yaşın altında olup yargı veya ceza sürecinde 18 yaşını dolduran çocukları da içerecek şekilde genişletilmesi gerektiği, (Genel
Yorum 24, p. 31) Bu yaklaşım, beyin gelişiminin yirmili yaşların başlarına kadar devam ettiğini gösteren gelişimsel ve nöro bilimsel kanıtlarla uyumlu olduğu, (Genel Yorum 24, p. 32) Dolayısıyla; yargılaması devam ederken 18 yaşını dolduran çocukların da çocuklara özgü infaz rejimlerinden ve uygulamalarından
faydalanması, sadece eğitim evindeki çocuklar için değil, çocukken işlediği suçlar dolayısıyla hapsedilen gençler için de açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın benzer bir istisna olarak tanınması gerektiği, 5.5. Disiplin cezası süresi dolduğunda 18 yaşını dolduran çocuklar, yetişkin hapishanelerine alındıktan sonra açık ceza infaz kurumuna alınma talepleri yetişkinlere özgü kurallara göre belirlendiği, oysaki disiplin cezasını işlediği tarihte 18 yaşını doldurmadıkları, çocuk adalet sistemini infaz hükümleri de dahil olmak üzere bir bütün olarak kabul edildiği, buna göre; ceza adalet sisteminin bir bütün halinde uygulanırken çocuğun suç tarihindeki yaşının esas alınması gerektiği, 5.6. Tutuklu yargılanan ve disiplin nedeniyle kapalı kuruma iade edilen çocukların yanı sıra, çocuk yargılamasındaki sürelerin uzunluğu, çocuk hakkında verilen hapis cezasının infaz edilemeden çocukların
18 yaşını doldurması, bu nedenle de çocuk eğitim evine gidememesi sonucunu doğurduğu, anılan
nedenlerin, çocuk eğitim evlerinin amacına uygun bir şekilde adli sisteme girmiş çocuklara hizmet vermesini engellediği, bununla birlikte çocuk eğitim evlerinin sayısı sınırlı olduğundan çocuk hükümlüler, bulunduğu illerden farklı olan yerlerdeki eğitim evlerine nakledildiği, aynı durumun tutuklu çocuklar için de geçerli olduğu, belli bölgelerde bulunan çocuk ve gençlik ceza infaz kurumlarına nakledildiği, bu durumun çocukların aileleri ile görüşmelerini de etkilediği, aile hayatına saygı hakkını da açıkça ihlal ettiği, 5.7. Çocuklara özgü kapalı kurumların bulunmadığı hallerde, çocuklar yetişkinlerin kaldığı kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerine kapatıldığı, çocuklara özgülenmiş infaz kurumları olmaması ya da kapasitelerinin dolmuş olması nedeniyle, tutuklu çocukların büyük bir kısmının, yetişkin hapishanelerinin çocuk koğuşlarında kaldığı, 5.8. Cezası kesinleşmiş hükümlü bir çocuğun faydalandığı eğitim evinden, henüz hakkında karar dahi verilmemiş tutuklu bir çocuğun yararlanamamasının hukuken kabul edilemeyeceği gibi masumiyet karinesine de açıkça aykırı olduğu, çocuk eğitim evi, çocuğun toplum içinde eğitim ihtiyaçlarına uygun bir şekilde muamele görme hakkını temin etme amacına, kapalı kurumlardan çok daha uygun olduğu, bu hususta yasal değişikliğe gidilmesinin elzem olduğu, 5.9. Ayrıca; yargılaması devam ederken 18 yaşını dolduran çocukların da çocuklara özgü infaz rejimlerinden ve uygulamalarından faydalanmasının sadece eğitim evindeki çocuklar için değil, çocukken işlediği suçlar dolayısıyla hapsedilen gençler için de açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın benzer bir istisna olarak tanınması gerektiği, 5.10.Çocuklara özgü düzenlemelerin yeniden ele alınması, çocukken suç işlemiş bireyin cezası kesinleştiğinde yahut tutuklu ve ya disiplin hapsinde olduğu süreçte 18 yaşını doldurması halinde dahi yetişkinlere uygulanan infaz hükümlerinden farklı düzenlemeler yapılması gerektiği, hatta çocuklara özgü infaz yasasının ayrı olarak düzenlenmesi gerektiği, 5.11. Öneriler Bölümünde; Ceza sorumluluğunda ikili yaş uygulamasından vazgeçilmesi
Asgari ceza sorumluluğu yaşının en azından 14’e çıkarılması, /
14-18 yaş aralığındaki çocuklar için ceza ehliyeti araştırması yapılması, Ceza Muhakemesi Hukuku ve İnfaz Hukuku sistemlerinin çocuklara ilişkin hükümleri uygulanırken, çocukların gelişen kapasitelerinin göz önünde bulundurulması ve çocuklar 18 yaşını doldurduktan sonra dahi çocuk lehine olan hükümlerin uygulanabilir olması, gerekirse bu doğrultuda belirli bir yaş aralığının geçiş dönemi olarak kabul edilmesi ve bu döneme özgül yasal düzenlemelerin yapılması, Çocuklara özgü güvencelerin tam olarak sağlanabilmesi için ihtisas mahkemelerinin sayılarının fazlalaştırılması, çocuklara özgü sorgu hakimliklerinin kurulması, Bölge Adliye Mahkemeleri ve
Yargıtay’da çocuk yargılamalarına özgü dairelerin kurulması, Çocuk Koruma Kanununun 17. Maddesinde değişiklik yapılarak çocuklarla yetişkinlerin bir arada yargılanmasının önlenmesi, İnfaz Kanununun 11. Ve 15/3 maddelerinde yer alan “tutuklu çocuklar” ibarelerinin çıkarılarak yeni bir düzenleme yapılması ve tutuklu çocukların eğitim evlerinde tutukluluk sürelerini geçirmelerini sağlayacak yasal düzenlemenin yapılması, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Pekin Kuralları, Çocuk Koruma Kanunu 4. Maddedeki ilkeler gözetilerek; çocuk ceza infaz kurumlarının kapatılması, yerine diversiyon, etkili koruyucu ve destekleyici tedbir hükümlerinin uygulanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması, şayet bunun yapılmaması halinde İnfaz Kanunu 14. Maddede düzenlenen Gençlik Açık Ceza İnfaz Kurumlarının kurulmasının sağlanması, Masumiyet karinesi dikkate alınarak çocukların tutukluluklarını en azından eğitim evlerinde ve ya gençlik açık ceza infaz kurumlarında geçirmelerine yönelik yasal düzenleme yapılması, İnfaz Kanunu 107/5 maddesinin ya eski haline getirilmesi ya da 12-15 yaş arası çocukların infaz kurumlarında geçirdiği bir gün üç gün, 15-18 yaş arası çocukların infaz kurumlarında geçirdiği bir gün iki gün olarak değiştirilerek yasa maddesinin yeniden düzenlenmesi, Yargılaması devam ederken 18 yaşını dolduran çocukların da çocuklara özgü infaz rejimlerinden ve uygulamalarından faydalanması, sadece eğitim evindeki çocuklar için değil, çocukken işlediği suçlar dolayısıyla hapsedilen gençler için de açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın yasal olarak düzenlenmesi, Çocuklara özgü düzenlemelerin yeniden ele alınması, çocukken suç işlemiş bireyin cezası kesinleştiğinde yahut tutuklu ve ya disiplin hapsinde olduğu süreçte 18 yaşını doldurması halinde dahi yetişkinlere uygulanan infaz hükümlerinden farklı düzenlemeler yapılması, Çocuklara Özgü İnfaz Kanunu çalışmasının yapılması gerektiği, belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 6.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” 7. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin, 7.1. 1 inci maddesinde “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 7.2. 2 nci maddesinde “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 7.3. 3 üncü maddesinde “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” 7.4. 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf
Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.” 7.5. 37 nci maddesi birinci fıkrası (b) bendinde, “Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, gözetim altında tutulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.” 7.6. Aynı Sözleşmenin 40 ıncı maddesi birinci fıkrasında, “Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.” dördüncü fıkrasında da; “Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programlarını ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.” 8. Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (Havana Kuralları), 8.1. 1 inci maddesinde “Bir çocuğun belirli bir kuruma yerleştirilmesinin her durumda en son ve en kısa süre için başvurulacak bir yöntem olması gerektiğini teyit eder”, 8.2. Sınıflandırma ve Yerleştirme başlıklı 28 inci maddesinde “Çocuklar ancak, kendilerinin özel ihtiyaçları ve statüleri ile yaşlarının, kişiliklerinin, cinsiyetlerinin ve işledikleri cezai fiil tipinin özel gerekleri ve ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlık durumları ile, kendilerini zararlı etkilenmelere ve tehlikeli
/
durumlara karşı koruyacak şartlar tam olarak dikkate alındıktan sonra tutulabilirler. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocukların farklı kategorilere ayrılmaları konusunda uygulanacak başlıca kriter, bu çocukların özel ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak bakım türünün sağlanması ve onların fiziksel, ruhsal ve ahlaki bütünlükleri ve sağlıklarının korunmasıdır.” 8.3. Dış Dünya ile İlişkiler başlıklı 59 uncu maddesinde “Adil ve insani bir muamele görme hakkının bütünleyici bir parçası ve çocukların topluma yeniden kazandırılmalarında esaslı bir unsur olarak, çocukların dış dünya ile yeterli bir iletişim kurmaları için her türlü imkan sağlanır. Çocukların aileleriyle, arkadaşlarıyla ve diğer kimselerle veya saygın sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle iletişim kurmalarına, evlerini ve ailelerini ziyaret etmeleri için kurumdan ayrılmalarına ve eğitim, mesleki veya diğer önemli nedenlerle tutma kurumlarından çıkmalarına, özel izin almalarına imkan tanınır. (…)” 8.4. 60 ıncı maddesinde “Her çocuğun sık sık ve düzenli bir biçimde, kural olarak haftada bir kez ve her ay en az bir kez ailesi ve savunma avukatı tarafından ziyaret edilmeye hakkı olup, bu ziyaretler sırasında çocuğun mahremiyetine, ziyaretçilerle temas kurma ve sınırsız olarak iletişimde bulunma ihtiyaçlarına saygı gösterilir.”, 9. Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallarının (Pekin Kuralları), 9.1. Temel Görüşler başlıklı 1 inci maddesinde “1.1 Üye ülkeler, kendi temel çıkarları dairesinde, çocukların ve ailelerin daha iyiye yönlendirilmelerini sağlamalıdır. 1.2 Üye ülkeler, çocukların doğru yoldan saptırılmaya müsait yaşlarda olmaları nedeniyle, bu dönemlerinde onlara toplum içinde yararlı bir yaşam sağlamak için çaba göstermeli ve suçtan ve kabahatlerden uzak bir yaşam için çocukların içinde bulundukları koşulları iyileştirmelidirler. 1.3 Çocukların refahını arttırmak amacı ile aile, gönüllüler ve öteki toplumsal gruplar yanında okullar ile diğer kurumlar da dahil olmak üzere her kaynağın harekete geçilerek elbirliği ile çalışmalarını sağlamak için gerekli özen gösterilmeli, böylece hukukun araya girmesi olabildiğince aza indirilmeli ve hukuka aykırı davranışta bulunan çocuklara etkili, hakkaniyetli ve insanca davranılması sağlanılmalıdır. 1.4 Gençliğin korunması ve toplumda barış düzenin sürdürülmesi amacı ile tüm çocuklara ayrıntılı bir sosyal adalet çerçevesi içinde uygulanacak adalet, her ülkenin ulusal kalkınma sürecinin bir parçası olarak görülmelidir. 1.5 Bu Kurallar bütününün her üye ülkede uygulama yöntemleri o ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel koşullarına bağlıdır. 1.6 Çocuk adaleti hizmetleri, hizmetteki personelin çalışma yöntemleri, yaklaşımları ve bilgileri de dahil olmak üzere sistematik olarak geliştirilmelidir.” 9.2. Uygulama Alanları ve Tanımlar başlıklı 2 nci maddesinde “2.1 Aşağıdaki Standart Kurallar, çocuk suçlulara ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi ve diğer görüşler, milli ve sosyal köken, varlık, doğum yeri vs.
hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanacaktır. 2.2 Kurallar’ın amaçları bakımından aşağıdaki tanımlar, üye ülkelerin kendi hukuk sistemleri ile bağdaşabildiği ölçüde uygulamada kullanılacaktır.(…)”
/
9.3. Çocuk Adalet Sisteminin Amaçları başlıklı 5 inci maddesinde “5.1 Çocuk adalet sisteminde daima çocuğun iyileştirilmesi ön plana alınmalıdır ve çocuk suçlulara gösterilecek tepki hem suçun hem de suçlunun içinde bulunduğu koşullarla orantılı olmalıdır.” 10. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun, 10.1.Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde “a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, 1. Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu, 2. Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,.. ifade eder”.
10.2. Temel ilkeler başlıklı 4 üncü maddesinde “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e)
Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması, k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları, (…) İlkeleri gözetilir.” 11. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, 11.1. Çocuk kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 11 inci maddesinde “(1) Çocuk tutukluların ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır. (2) Oniki-onsekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar. (3) Bu hükümlüler, kendilerine özgü kurumun bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilirler. Kurumlarda ayrı bölümlerin bulunmaması hâlinde, kız çocukları kadın kapalı ceza infaz kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde barındırılırlar. (4) Bu kurumlarda çocuklara eğitim ve öğretim verilmesi ilkesine tam olarak uyulur. ”, 11.2. Gençlik kapalı ceza infaz kurumları başlıklı 12 inci maddesinde “(1) Gençlik kapalı ceza infaz kurumları, cezanın infazına başlandığı tarihte onsekiz yaşını bitirmiş olup da yirmibir yaşını doldurmamış genç hükümlülerin cezalarını çektikleri, eğitim ve öğretim esasına dayalı, firara karşı engelleri olan, iç ve
dış güvenlik görevlileri bulunan kurumlardır. (2) Bu hükümlüler için ayrı bir kurum kurulamadığı takdirde, yukarıdaki fıkra kapsamındaki hükümlüler, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının gençlere ayrılan bölümlerinde bu maddedeki esaslara göre barındırılırlar. (3) 9 uncu madde kapsamındaki gençlerin cezaları, gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının güvenlikli bölümlerinde yerine getirilir.” 11.3. Açık ceza infaz kurumları” başlıklı 14 üncü maddesinde “(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları şeklinde kurulabilir. (2) (Değişik:14/4/2020-7242/18 md.)
Aşağıdaki hâllerde hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir: a) Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar ile ikinci defa mükerrir olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanlar. c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler. d) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar. (3) (Değişik:14/4/2020-7242/18 md.) Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. (4) (Değişik:14/4/2020-7242/18 md.) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hâkiminin onayından sonra uygulanır. ” 11.4. Çocuk eğitimevleri başlıklı 15 inci maddesinde “Çocuk eğitimevleri; çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği tesislerdir. Bu kurumlarda firara karşı engel bulundurulmaz; kurum güvenliği iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlanır. (2) Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve onsekiz yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından yirmibir yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir. (3) Haklarında tutuklama kararı bulunanlar ile 11 inci madde kapsamına girenler hariç olmak üzere, bu tesislerde bulunan çocuk hükümlüler kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmezler.” 11.5. “Çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları” başlıklı 46 ncı maddesinde, Kapalı ceza infaz kurumuna iade: Çocuğun, eyleminin nitelik ve ağırlığına göre çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına, bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine altı ay, bu fıkrada sayılan disiplin eylemlerinin ikinci veya daha fazla tekrarı hâlinde ise bir yıl süre ile iadesidir.
Çocuk, bu fıkra dışında işlenen disiplin suçları ve disiplin cezalarından dolayı çocuk kapalı infaz kurumuna iade edilemez.
/
12. 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
13. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin ” Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlüler ” başlıklı 5 inci maddesinde; (1) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere; a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, c) Adlî para cezası hapis cezasına çevrilenlerin, ç) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık kurumlarda yerine getirilir.
13.1. “Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler” başlıklı 6 ncı maddesinde; “(1) Hükümlülerden; a) Toplam cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha azsüre kalanlar, b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar, c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir.
(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca; a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493,494, 495, 496, 497,
498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması,
b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması, c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/7/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı
Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması, /
ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır.
(3) Birden fazla cezanın toplanarak infazı hâlinde, açık kuruma ayrılmada esas alınacak suç, koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur.
(4) Açık kuruma ayrılma süresini dolduranlar hakkında altı aylık deneme süresinin tamamlanması beklenmeden açık kuruma ayrılma kararı alınabilir.”, 13.2.”Çocuk eğitimevinden açık kuruma ayrılacak hükümlüler” başlıklı 7 nci maddesinde, “(1) Çocuk eğitimevinde cezası infaz edildiği sırada eğitime devam etmeyenler on sekiz yaşını bitirdiklerinde, eğitime devam edenler ise yirmi bir yaşını bitirdiklerinde suç türüne bakılmaksızın açık kuruma gönderilir. Açık kuruma gönderilenlerin on sekiz yaşını doldurmadan önce işlediği diğer suçların cezaları da açık kurumlarda infaz edilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Kurumumuza ( tarafından Açık Ceza İnfaz
Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin yalnızca çocuk eğitimevindeyken 18 yaşını bitiren gençlerin açık ceza infaz kurumuna doğrudan ayrılabileceğinin düzenlendiği, bu durumun uygulamada hak ihlallerine sebep olduğu çocukken yargılaması başlamış kişiler açısından uygulanmasına ilişkin söz konusu
Yönetmelikte değişiklik yapılması talep edilmektedir.
16. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’nın cevabi yazısında; Ceza sorumluluğunda ikili yaş uygulamasından vazgeçilmesi, Asgari ceza sorumluluğu yaşının en azından 14’e çıkarılması, 14-18 yaş aralığındaki çocuklar için ceza ehliyeti araştırması yapılması,Ceza Muhakemesi Hukuku ve İnfaz
Hukuku sistemlerinin çocuklara ilişkin hükümleri uygulanırken, çocukların gelişen kapasitelerinin göz önünde bulundurulması ve çocuklar 18 yaşını doldurduktan sonra dahi çocuk lehine olan hükümlerin uygulanabilir olması, gerekirse bu doğrultuda belirli bir yaş aralığının geçiş dönemi olarak kabul edilmesi ve bu döneme özgül yasal düzenlemelerin yapılması,Çocuklara özgü güvencelerin tam olarak sağlanabilmesi için ihtisas mahkemelerinin sayılarının fazlalaştırılması, çocuklara özgü sorgu hakimliklerinin kurulması, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay’da çocuk yargılamalarına özgü dairelerin kurulması, Çocuk Koruma Kanununun 17. Maddesinde değişiklik yapılarak çocuklarla
/
yetişkinlerin bir arada yargılanmasının önlenmesi, şeklinde çocuk adalet sisteminde yargılama aşamasındaki hususlara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
17. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’nın cevabi yazısında; İnfaz Kanununun 11. Ve 15/3 maddelerinde yer alan “tutuklu çocuklar” ibarelerinin çıkarılarak yeni bir düzenleme yapılması ve tutuklu çocukların eğitim evlerinde tutukluluk sürelerini geçirmelerini sağlayacak yasal düzenlemenin yapılması,Birleşmiş
Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Pekin Kuralları, Çocuk Koruma Kanunu 4. Maddedeki ilkeler gözetilerek; çocuk ceza infaz kurumlarının kapatılması, yerine diversiyon, etkili koruyucu ve destekleyici tedbir hükümlerinin uygulanmasına yönelik yasal düzenleme yapılması, şayet bunun yapılmaması halinde
İnfaz Kanunu 14. Maddede düzenlenen Gençlik Açık Ceza İnfaz Kurumlarının kurulmasının sağlanması,Masumiyet karinesi dikkate alınarak çocukların tutukluluklarını en azından eğitim evlerinde ve ya gençlik açık ceza infaz kurumlarında geçirmelerine yönelik yasal düzenleme yapılması,İnfaz Kanunu 107/5 maddesinin ya eski haline getirilmesi ya da 12-15 yaş arası çocukların infaz kurumlarında geçirdiği bir gün üç gün, 15-18 yaş arası çocukların infaz kurumlarında geçirdiği bir gün iki gün olarak değiştirilerek yasa maddesinin yeniden düzenlenmesi,Yargılaması devam ederken 18 yaşını dolduran çocukların da çocuklara özgü infaz rejimlerinden ve uygulamalarından faydalanması, sadece eğitim evindeki çocuklar için değil, çocukken işlediği suçlar dolayısıyla hapsedilen gençler için de açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın yasal olarak düzenlenmesi,Çocuklara özgü düzenlemelerin yeniden ele alınması, çocukken suç işlemiş bireyin cezası kesinleştiğinde yahut tutuklu ve ya disiplin hapsinde olduğu süreçte 18 yaşını doldurması halinde dahi yetişkinlere uygulanan infaz hükümlerinden farklı düzenlemeler yapılması, Çocuklara Özgü İnfaz Kanunu çalışmasının yapılması şeklinde çocuk adalet sisteminde infaz siztemindeki hususlara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün cevabi yazılarında ise; Çocuk eğitimevlerinin, çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirilen tesisler olduğu, bu kurumlarda firara karşı herhangi bir engelin bulunmadığı, kurum güvenliğinin iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlandığı, ayrıca eğitimevlerinde öğrenimlerine devam eden çocukların 21 yaşına kadar kalabildiği, Genel Müdürlük tarafından yürütülen Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu E-görüş
Projesi kapsamında, Türkiye genelindeki tüm ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların, kurum içerisindeki kantin alışverişi, mektup gönderme, aileleriyle görüntülü konuşma gibi ihtiyaçlarının
KİOSK cihazları ile karşılamasının plânlandığı, Bu kapsamda KİOSK cihazlarının, dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan suça sürüklenen çocukların, kadın hükümlü/tutukluların ve yanlarında kalan 0-6 yaş grubu çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin tamamlanabilmesi, topluma uyum süreçlerinde destek olunabilmesi, aile ilişkilerinin güçlendirilebilmesi yönelik olarak öncelikle kadın, çocuk ve gençlik ile çocuk eğitimevlerine kurularak görüntülü görüşmelerin gerçekleştirilmeye başlandığı, /
Diğer yandan, şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının infazının elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde gerçekleştirilmesine imkân tanınması, ağır hasta hükümlü ve tutuklulara ilişkin infaz süreçlerinin muhtemel mağduriyetlerin önlenmesi için yeniden yapılandırılması hususunun ise bu alana ilişkin önemli çalışmalardan olacağı, bu bağlamda alternatif infaz yöntemlerinin geliştirilmesinin bu dönemin öncelikleri arasında olacağı,
Bunun yanı sıra, Genel Müdürlük tarafından yürütülmekte olan ve Bakanlığın 2019-2023 yılları Stratejik
Eylem Planı Dokümanına ve Yargı Reformu Strateji Belgesi 5 Yıllık Eylem Planına giren “Çocuklar İçin
Kademeli İnfaz Sistemi Projesi” ile tüm çocuk hükümlü ve tutukluları tek bir kampüs içinde birleştirerek çocuk infaz sisteminin aşamalı hale gelmesinin hedeflendiği,
Çocukların koruma ve gözetiminin daha sistemli bir şekilde yürütülmesi ve topluma kazandırılma çalışmalarının etkililiğin artırılması amacıyla yürütülen proje faaliyetlerine devam edildiği, söz konusu proje kapsamında, Mimari, Psiko-Sosyal ve Eğitim ile Mevzuat Komisyonu olmak üzere 3 farklı komisyonun oluşturulduğu, ilgili komisyonların 2019 yılı içerisinde toplamda 4 defa yüz yüze toplantı gerçekleştirdiği, Genel Müdürlük tarafından, proje inşaat plânlaması yapmak üzere şehir merkezinde, toplumla bütünleşecek şekilde ve merkezi konumda inşa edilmek üzere çocuk ve gençler için üçüncü bir geçiş kurumunun yapılmasının plânlandığı ve bu konuyla ilgili gerekli yazışmaların yapıldığı,
Proje kapsamında oluşturulan Mevzuat ile Psiko-Sosyal ve Eğitim Komisyonlarından karma olarak 16 kişilik bir grubun oluşturulduğu, proje kapsamında, 6 Ağustos 2019 tarihinde mevzuat çalıştayının gerçekleştirildiği ve yazılı bir şekilde görüş ve önerilerin alındığı, ancak, Covid-19 salgını sebebiyle toplantılara ara verildiği, Genel Müdürlük tarafından sahada çalışan personelin görüş ve önerisi sonrasında mevzuat taslağı ile ilgili çalışmalara başlandığı, Mevcut sistem içerisinde çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumu, çocuk eğitimevi ve proje kapsamında inşa edilmesi plânlanan çocuk gözetimevi kurumlarını bir arada barındıracak büyüklükte, şehir olanaklarından faydalanacak ve toplumla yakın temas içerisinde olacak şekilde çocuk kampüs alanının inşa edilmesinin plânlandığı,
”Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde de açıklandığı üzere; suça sürüklenen çocuklara özgü politikaların geliştirilmesinin de büyük önem taşıdığı, 12-15 yaş aralığındaki küçük çocukların ilk defa işledikleri bazı fiiller için adli süreçlerin dışında sosyal önlemler alınmakla yetinilmesinin öngörüldüğü, 15 yaşından küçük çocuklar için öngörülen bu modelin, çocuğun lekelenmemesine hizmet edeceği, çocuklara özgü uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi modeli geliştirilmesi, suça sürüklenen çocukların davalarının öncelikli görülmesinin sağlanması hususlarının bu konuda öngörülen diğer hedeflerden olduğu,
Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların ulusal ve uluslararası mevzuatta belirtildiği üzere özel ve öncelikli gruplar olarak değerlendirildiği, bu kapsamda yasal düzenlemelerle
/
tutuklu ve hükümlü çocukların, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında ve çocuk eğitimevlerinde barındırıldığı,
Genel Müdürlük tarafından yürütülen Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu E-görüş
Projesi kapsamında, Türkiye genelindeki tüm ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların, kurum içerisindeki kantin alışverişi, mektup gönderme, aileleriyle görüntülü konuşma gibi ihtiyaçlarının
KİOSK cihazları ile karşılamasının plânlandığı, Bu kapsamda KİOSK cihazlarının, dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan suça sürüklenen çocukların, kadın hükümlü/tutukluların ve yanlarında kalan 0-6 yaş grubu çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin tamamlanabilmesi, topluma uyum süreçlerinde destek olunabilmesi, aile ilişkilerinin güçlendirilebilmesi yönelik olarak öncelikle kadın, çocuk ve gençlik ile çocuk eğitimevlerine kurularak görüntülü görüşmelerin gerçekleştirilmeye başlandığı,
Ülkemizde son 15 yılda ceza infaz sisteminde köklü değişikliklerin ve önemli reformların gerçekleştirildiği, adalet sisteminin iyileştirilmesi yönündeki ulusal politikaya paralel olarak Avrupa Birliğine katılım süreci ve uyum politikalarının da bu reform sürecinde etkili olduğu, bugün gelinen noktada sağlanan değişim ve gelişim sürecine ivme kazandıran tamamlayıcı unsurlardan birisinin kuşkusuz, başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yapılan işbirliği çalışmalarının ve bu kapsamda yürütülen projelerin olduğu,
Bakanlığın bugüne kadar ceza ve adalet alanında pek çok Avrupa Birliği destekli projeyi başarıyla yürüttüğü ve hâlihazırda yürütmeye devam ettiği, yukarıda açıklanan projelerde de olduğu gibi çocukların infaz sürecine ilişkin geliştirmelerin devam ettiği belirtilmiştir.
18. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün cevabi yazılarında çocuk adalet sisteminde yargılama aşamasındaki hususlara ilişkin yapılan ve yapılması planlanan çalışmaların ise
”Yargı Reformu Strateji Belgesi”nde yer alan;
/
Hedef 7.5’de cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında
Hedef 9.1’de ceza uyuşmazlıklarında sakınca bulunanlara yönelik alternatif çözüm yöntemlerinin uygulamaların geliştirileceği ve güncel yaygınlaştırılması teknolojilerin sisteme entegrasyonunun sağlanması
Yargı Reformu
Strateji Belgesi
Hedef 7.4’de çocuk adaleti sistemi, Hedef 9.2’de hukuk uyuşmazlıklarında onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden alternatif çözüm yöntemlerinin yapılandırılacağı ve mağdur odaklı bir yaygınlaştırılması yaklaşımın benimsenmesi,
Hedef 7.4’de çocuk adaleti sisteminin, onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılacağı ve mağdur odaklı bir yaklaşımın benimseneceği, bu kapsamda; -Bazı ağır suçlar hariç olmak üzere 15 yaşından küçük çocukların ilk defa işledikleri fiillerin soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmeden çocuklara özgü koruma mekanizmaları içerisinde değerlendirilmesinin sağlanacağı, -Suça sürüklenen çocuklara özgü kamu davasının açılmasının ertelenmesi modelinin geliştirileceği, -Suça sürüklenen çocukların ilk derece yargılamaları ile bu çocuklar hakkında verilen kararların kanun yolu incelemelerinin öncelikli olarak yapılmasının sağlanacağı, -Çocuk mahkemelerinin fiziki koşullarının çocuk ceza adaleti sisteminin amacına uygun hâle getirileceği, -Mağdur haklarına ilişkin mevzuat çalışmalarının tamamlanacağı, -Adli destek ve mağdur hizmetlerine ilişkin merkez ve taşra birimlerinin oluşturulacağı ve adli görüşme odalarının ülke geneline yaygınlaştırılacağı, Hedef 7.5’de cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında sakınca bulunanlara yönelik uygulamaların geliştirileceği ve güncel teknolojilerin sisteme entegrasyonunun sağlanacağı bu kapsamda; -Şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının, elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına imkân tanınacağı, -Çocuk hükümlü ve tutukluların infaz süreçlerinde görev alan personele yönelik özel eğitimlerin geliştirileceği, Hedef 9.1’de ceza uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılacağı, Hedef 9.2’de hukuk uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılacağı, Bu kapsamda; -Suça sürüklenen çocuklara özgü uzlaştırma modelinin geliştirileceği, Bu doğrultuda gerekli çalışmaların titizlikle yürütüldüğü belirtilmiştir.
19. Kurumumuzca gerçekleştirilen çocuk cezaevi ziyaretleri ve çocuk adalet sistemine ilişkin başvurular neticesindeki tespit ve önerilerimiz;
/
19.1. 17/12/2018 tarihinde Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 19/12/2018 tarihinde İstanbul
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 24/12/2018 tarihinde İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 28/12/2018 tarihinde Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumu ziyaret edilmiştir. Tutuklu ve hükümlüler ve ayrıca kurum idarecileri ile görüşülmüştür. Bu ziyaretlerde kadın ve çocukların barındırıldığı mekânlar da titizlikle incelenmiştir.
19.2. 2019 yılında Kurumumuza yapılan başvuruya istinaden, Sincan Çocuk Cezaevinde 14 ceza infaz koruma memuru ve 7 çocuğun yaralandığı şeklinde basına yansıyan haberler olduğu belirtilerek, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde, çocukların işkence ve kötü muameleye maruz kalıp kalmadıkları ve yaşanan olaylar sonrasında çocukların sağlık durumlarına ilişkin tedbirlerin zamanında ve gereği gibi alınıp alınmadığı, çocukların bu yönde iddialarını paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturulup oluşturulmadığı incelenmiştir.
Bunun üzerine çocuk cezaevinde yerinde inceleme yapılmış ve koğuşta bulunan yedi çocukla görüşme yapılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda verilen Tavsiye Kararında, akran zorbalığının unsurlarının gerçekleşmediği, özellikle kötü muamele yasağı iddialarına ilişkin olarak kötü muamele sonucuna varılmadığı tespiti yapıldıktan sonra; ceza infaz kurumlarında akran zorbalığının önlenmesi için alınması gereken tedbirlere ilişkin (par. 18) detaylı öneriler geliştirilmesi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararlarına geniş biçimde yer verilmiştir. Kararda ayrıca adli tıp raporlarının hazırlanmasındaki eksiklikler belirtilmiş ve müdahaledeki bazı yetersizliklere vurgu yapılarak, Cezaevlerindeki şiddet olaylarında ağırlık derecesine göre kullanılabilecek araçlar ve bu araçların hangi hallerde nasıl kullanabileceğine ilişkin mevzuatın oluşturulması gerektiği, Cezaevlerinde görevli personelin şiddet olaylarına müdahale konusunda tecrübelerinin arttırılması gerektiği, bu konularda düzenli eğitime tabi tutulması gerektiği ve acil durum senaryolarının uygulanması gerektiği yönünde tavsiye kararı verilmiştir. (Kurumumuzun 2018/17669 sayılı ve 20/06/2019 Karar Tarihli Kısmen Tavsiye Kısmen Ret
Kararı)
19.3. Kurumumuza 12/10/2021 tarihinde Diyarbakır Barosu Başkanlığı tarafından yapılan başvuruda özetle, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Cezaevi Komisyonu ve İnsan Hakları Merkezi Cezaevi
Komisyonu tarafından oluşturulan heyet tarafından 2021 yılının Mayıs ayından itibaren yaklaşık 3 ay boyunca ceza infaz kurumunda bulunan 32 çocukla gerçekleştirilen toplam 53 görüşme sonucunda heyet tarafından hazırlanan rapor sunularak özetle bazı infaz koruma memurları tarafından çocukların fiziksel ve psikolojik şiddet ile kötü muamele ve onur kırıcı davranışlara maruz bırakıldığı, tehdit edildiği beslenme hakkı, sağlık ve tedavi hakkı, haberleşme ve iletişim hakkı ile eğitim ve sosyal haklarının ihlal edildiği ifade edilmiş ve mevcut sorunların cezaevi yönetimi ile birlikte çözümü için girişimlerinin sonuçsuz kaldığı, daha sonraki ziyaretlerin engellenmeye çalışıldığı, çocuklarla görüşmelerinin engellendiği ve çocuklardan görüşmek istemedikleri yönünde dilekçeler alındığı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı
Cezaevlerinden sorumlu Başsavcı vekili tarafından 3 kez randevu taleplerinin reddedildiği belirtilerek
/
Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumunda yaşandığı ifade edilen kötü muamele ve uygulamalar ile cezaevi koşullarının yerinde incelenmesi, gerekli tespitlerin yapılarak ilgili kurumlar hakkında tavsiye kararı verilmesi talep edilmiştir.
Başvuruda belirtilen cezaevi koşulları ve Covid-19 pandemisi nedeniyle yaşanan sıkıntıların bir kısmının başvurudan önce bir kısmının ise Kurumumuz bilgi ve belge talep yazısı sonrasında ortadan kalktığı, ayrıca başvuruda belirtilen hususlara ilişkin adli ve idari soruşturmaların da devam ettiği anlaşılmıştır.
(Kurumumuzun 2021/17404 sayılı ve 29/03/2022 Karar Tarihli Dostane Çözüm Kararı)
19.4. Ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların açık görüş yapabilmesi için Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmelikte değişiklik yapılması talepli başvuruda çocuklara uygulanan görüş usulünde tutarlık sağlanarak yürütmenin düzenleyici işleminin hukuki belirlilik ilkesine uygun şekilde düzeltilmesi, çocuk adaleti sisteminin onarıcı adalet anlayışıyla yapılandırılmasına yönelik önerilerde bulunmuş, ayrıca tüm ziyaretlerin çocuğa yönelik olarak yapılabilmesi için Hükümlü ve Tutuklu
Ziyaretlerine İlişkin Yönetmeliğin değiştirilmesini önermiştir. Cezaevinde olan çocukların, dışarıdaki yakınları ve sosyal çevreleri ile görüşmelerinin çocuklar için çok önemli olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, cezaevindeki görüşme kurallarının değiştirilerek, cezaevlerinde kalan çocukların, kendi ziyaretçileri ile hep açık görüş yapabilmesini talep etmiştir. Çocuk adaleti sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması, çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi için yasal çerçevenin güçlendirilmesine ilişkin yargı reformu stratejisinin hayata geçirilmesi, devletin ayrım gözetmeksizin tüm çocukların esenliği, iyilik hali ve üstün yararı için gerekli yasal ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü çerçevesinde başvuranın talebi doğrultusunda mevzuat değişikliğinin yapılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilerek Adalet Bakanlığına Tavsiye’de bulunulmuştur. (Kurumumuzun 2019/5013 sayılı ve 23/08/2019 Karar Tarihli Tavsiye Kararı). Bunun üzerine 14/9/2021 tarihinde “Hükümlü ve Tutukluların
Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmeliğin” 18. maddesinde; çocuk kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklu çocuklar ile açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlülerin görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapacağı düzenlemesi getirilmiştir.
19.5. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; suça sürüklenen çocukların taraf olduğu dava dosyalarında uygulamada taraflara bir tebliğ edememe sorunu yaşandığında, suça sürüklenen çocuğun ve davanın tüm ayrıntılarını ifşa eden ilanen tebligat uygulamasının bazı mahkemelerce yaygın biçimde sürdürüldüğünden bahisle suça sürüklenen çocukların haklarını mahkeme ve devlet eliyle ağır şekilde ihlale uğratan ve onları ifşa eden bu uygulamanın kaldırılması için ilgili kuruluşlara tavsiye kararı alınması ve konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması talep edilmiştir.
Çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun üstün yararının korunması ve gizlilik ilkesine riayet edilmesi ile çocuk adalet sisteminde çocuğun yargılamada ikincil örselenmesinin önlenmesi çerçevesinde suça sürüklenen çocuklar bakımından hak ihlallerine yol açan ilanen tebligat konusunda yeni bir yasal
düzenleme yapılana kadar geçecek sürede tüm mahkemelerde idarece açıklanan usulde detaylı araştırma yapılması ve son çare olarak ilanen tebligata başvurulması hususlarında uygulama birliği sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alınması, yargı mensuplarının ve ilgili personelin bilgilendirilmesi, suça sürüklenen çocuklar bakımından ilanen tebligat yoluyla bilgilerinin yayımlanmasının bir hak ihlali olduğu esas alınarak alternatif bir tebliğ yönteminin belirlenmesi ve Tebligat Kanunu’nda konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması için kapsamlı bir çalışma yapılması hususlarında Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur.
(Kurumumuzun 2021/6111 sayılı ve 06/08/2021 Karar Tarihli Tavsiye Kararı)
Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü, Tavsiye Kararına 23/08/2021 tarihli cevabında Anayasa ve
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri uyarınca kanun teklif etmeye münhasıran milletvekillerinin yetkili olması ve Bakanlığımızın kanun teklifi taslağı hazırlama yetkisinin bulunmaması nedeniyle, tavsiye kararının çocuğun üstün yararı gözetilerek mevzuat hazırlık çalışmaları kapsamında değerlendirilmek üzere not edildiğini; Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ise 06/09/2021 tarihli yazısında ise konuyla ilgili olarak uygulama birliği bakımından yargı mensuplarının bilgilendirilmesi için 01/09/2021 tarihli resmi yazıyla
Cumhuriyet Başsavcılıklarına duyuru yapıldığını, Tavsiye Kararının Yargı Reformu Stratejisi kapsamında değerlendirilmesi için kararın ilgili birimlere iletildiğini bildirmiştir.
19.6. Kurumumuza 21/03/2018 tarihinde kimlik bilgisinin gizli tutulması kaydı ile başvuruda bulunan bir gerçek kişi tarafından, “çocuk tutuklu ve hükümlülerin de barındırılmakta olduğu Maltepe 2 Nolu L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 9 adet çocuk koğuşunun bulunduğu (E-1, E-2, E-3, E-4, E-5, E-6, E-7, E-8 ve E-9 koğuşları), cezaevi inşa edilirken, her koğuşta 7 kişi kalacak şekilde tasarlandığı (koğuşta yer alan
7 oda başına 1 kişi), oysa halen bu 9 adet koğuşta koğuş başına ortalama 35 çocuğun barındırıldığı, (2)
Bir koğuşta 35-40 çocuğun barındırılmasının, hem bu çocuklar hem de ceza infaz kurumu görevlileri açısından büyük bir risk taşıdığı; zira koğuşların, intihar girişimi ve tecavüz vakalarının önlenmesi, ayrıca sigara yasağı gibi yasakların önüne geçilmesi açısından sıkı bir şekilde izlenmesine rağmen, haddinden fazla sayıda çocuğun barındırıldığı bu koğuşların en iyi niyetli gayretlere rağmen etkili ve yeterli bir şekilde
24 saat izlenmesi ve denetlenmesinin mümkün olamayacağı, (3) Yaşanan bu olumsuzluk konusunda Kurum
müdürünün hiçbir tedbir almadığı gibi, bir hukuk ihlalinin yaşanması veya olayın ortaya çıkması durumunda da emri altında çalışan personeli hedef göstereceği ve bu personelin sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmayacağı, (4) Koğuşlarda haddinden fazla çocuk barındırılması nedeni ile başta çocuk tutuklu ve hükümlülerin zarar görmemesi ve yaşanabilecek bir insan hakkı ihlali durumunda da
Kurum personelinin zarar görmemesi adına konunun araştırılıp, söz konusu insan hakkı ihlalinin önlenmesi ve bu kaçınılmaz tehlikenin önüne geçilmesi” talepli başvuruda ) koğuşlarda kapasitesinin üzerinde çocuk barındırıldığı ve sağlıklı yaşam standartlarının olmadığı iddiaları bağlamında; çocukların barındırıldığı
Kurumun E Blok E1 koğuşunda 31, E2 koğuşunda 39, E3 koğuşunda 41, E4 koğuşunda 31, E5 koğuşunda 41, E6 koğuşunda 39, E7 koğuşunda 41, E8 koğuşunda 40, E9 koğuşunda ise 41 çocuk hükümlü ve tutuklu olmak üzere toplam 344 çocuk hükümlü ve tutuklu barındırıldığı, bunların 81 tanesinin hükümlü, 16 tanesinin hükümözlü olarak bulunduğu, E Blokta yer alan 9 adet koğuşun toplam kapasitesinin 252 kişi olduğu, ancak şu anda 344 çocuk hükümlü ve tutuklunun barındırıldığı göz önünde bulundurulduğunda, /
Kurumda doluluk oranının yaklaşık %136 oranında olduğu görülmektedir. Bahse konu E Blokta bulunan her bir koğuşta 2 adet banyo ve 2 adet tuvalet bulunduğu bilgisi dikkate alındığında; ortalama 40 çocuk için ancak 2 adet tuvalet ve 2 adet banyonun hizmet verdiği görülmektedir.
Koğuşların güncel fotoğraf bilgisi incelendiğinde, Kurumda ranza birleştirme uygulamasının olmamakla birlikte, kapasiteyi aşan çocuk hükümlü ve tutukluların 9 adet koğuşa dağıtılmış bir şekilde yer yatağında yatmakta oldukları açıkça görülmektedir. Bunun yanı sıra aynı fotoğraflardan, düzenli olarak kullanılan banyo, tuvalet, mescit ve diğer yaşam alanlarının gerektiği seviyede temiz tutulmadığı anlaşılmaktadır.
Ülkemizdeki çocuk adalet sisteminin işleyişi hakkında Adalet Bakanlığı çalışmalarının ve başvuruya konu somut olayda uygulanan ceza infaz, güvenlik ve iyileştirme sisteminin işleyişinin ve bu noktada devletlerin suça sürüklenen çocuklara karsı yaklaşımının, çocuğun en yüksek yararının gözetilmesi, çocuk suçluluğunu önlemeye yönelik olması ve çocukların ceza adalet sisteminden farklı olarak ıslah edici bir yöne yönlendirilmesinin gereğini vurgulayan ve kanunla ihtilafa düşmüş çocuklar için özel yasa, usul ve kurumların oluşturulması, bütünüyle özel bir çocuk adalet sisteminin oluşturulması şartını öngören, Birlemiş Milletler Çocuk Haklarına Daire Sözleşmenin 40 ıncı maddesi hükmü ile uyumlu hale getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. (Kurumumuzun 2018/3532 sayılı ve 03/09/2018 Karar Tarihli Tavsiye
Kararı)
20. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Mayıs 2019’da yayınlanan Yargı Reformu
Stratejisinde; demokrasiyi güçlendirmeye, hak ve özgürlükleri geliştirmeye ve genişletmeye güçlü bir şekilde vurgu yapılmış; ülkemizde çocuk haklarının ilk defa anayasal koruma altına alınması son on altı yıllık süreçte kaydedilen önemli gelişmeler arasında sayılmıştır. Belgede bireylerin haklarının korunması ve genişletilmesi için yasal çerçevenin güçlendirilmesine yönelik adımların belirlendiği açıklanmıştır.
Stratejinin ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması amacı altında çocuk adaleti sisteminin, onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılması ve mağdur odaklı bir yaklaşım benimsenmesi, cezaların infazı alanında genel infaz usullerinin uygulanmasında sakınca bulunanlara yönelik uygulamaların geliştirilmesi, ceza infaz kurumlarının yönetim kapasitesinin geliştirilmesi gibi hedeflere yer verilmiştir. Bu doğrultuda idarenin çocuklara yönelik ceza infaz sisteminin iyileştirilmesi önem ve öncelik verdiği değerlendirilmektedir.
21. 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nın 2.3.6.
a. Bölümünde; Çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan çocuklara özgü tedbirlerin etkin ve koordineli olarak uygulanarak izlenmesi ve çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiği, adli süreçte çocuk dostu mülâkat usullerini desteklemek üzere kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerinin sayısının 2021 yılı Ekim ayı itibarıyla 116’ya yükseldiği, özel ortamlarda ifade ve beyanlarının alınması
/
gerektiği veya fail ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen, mağdur, tanık ve suça sürüklenen çocukların, cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları ile diğer kırılgan gruplara mensup mağdurların ifade ve beyanlarının alınmasında kullanılan adli görüşme odalarının sayısının ise 2021 yılı
Ekim ayı itibarıyla 110’a çıktığı, çocuk mahkemelerinin fiziki koşullarının çocuk adalet sisteminin amacına uygun hale getirilmesi ve çocuklara yönelik tüm adli işlemlerin çocuk dostu şekilde tek bir merkezde gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtilerek; b. Amaç Bölümünde de;
Çocuk adalet sisteminin önleyici, onarıcı ve geliştirici mekanizmalar doğrultusunda risk takibini içeren bir yapıya kavuşturulacağı amaçlanmıştır. (Kalkınma Planı p.610)
22. Kurumumuzca yerinde yapılan incelemeler (cezaevi ziyaretleri), Kurumumuza çocuk adalet sistemine ilişkin yapılan başvurular neticesinde verilen Kararlar, yukarıda detaylı olarak açıklanan tespitler, ”Yargı
Reformu Strateji Belgesi” ve 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda yer alan temel hedefler gözetilerek çocuğun korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi esas alınarak çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yapılandırılmasına yönelik çalışmaların tamamlanması, çocuk
haklarının korunması ve geliştirilmesi, bu hususta gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınması, suça sürüklenen çocuklara özgü politikaların geliştirilmesi, suça sürüklenen çocuklara yönelik infaz sisteminin iyileştirilmesi çalışmalarının tamamlanması yönünde ilgili idarelere tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak
İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 01/10/2021 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Çocuğun korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi esas alınarak çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet yaklaşımıyla yapılandırılmasına yönelik çalışmaların tamamlanması, çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi, bu hususta gerekli yasal ve idari tedbirlerin alınması, suça sürüklenen çocuklara özgü politikaların geliştirilmesi, suça sürüklenen çocuklara yönelik infaz sisteminin iyileştirilmesi çalışmalarının tamamlanması amacıyla ADALET BAKANLIĞI’NA, İlgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlanarak, yürütülmekte olan çalışmaların
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde etkin bir şekilde devamının sağlanması amacıyla AİLE VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ADALET
BAKANLIĞI ve AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, /
Kararın BAŞVURANA, ADALET BAKANLIĞI’NA VE AİLE VE SOSYAL HİZMETLER
BAKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/