|
ÖZET: Başvuru, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na karşı açılan bir davada vekalet ücreti tahsilatı için ödemeye davet yazısı gönderilmesi talebini içermektedir. Başvuran, Adana 3. İş Mahkemesi tarafından verilen kararla vekalet ücretinin hükmedildiğini, ancak karşı tarafın kamu idaresi olması nedeniyle ödemede gecikme yaşandığını belirtmektedir. Başvuran, bu durumun 659 sayılı KHK ile çeliştiğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı, başvuruya verdiği yanıtta, belediyelerin 5018 sayılı Kanun kapsamında genel veya özel bütçeli kamu idaresi olmadığını, dolayısıyla 659 sayılı KHK çerçevesinde ödemeye davet yazısı yazma zorunluluğunun bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, icra takibi sürecinde başvuranın herhangi bir başvuruda bulunmadığı ve icra takibinin yasal çerçevede gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek kısmen tavsiye kısmen ret kararı vermiştir. İdarenin, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde, güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvuran ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9374-S.24.14517
BAŞVURU NO : 2024/4317
KARAR TARİHİ : 04.09.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Ödemeye davet yazısı gönderilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 27.03.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran şikayet başvurusunda özetle; Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açılan davada davacı vekili olarak görev aldığını, dava sonunda Adana 3. İş Mahkemesinin 09/01/2024 tarihli ve sayılı Kararı ile iki tarafa vekalet ücreti hükmettiğini, alacağını Adana 2. Genel İcra Dairesinde sayı ile icraya konu ettiğini ancak karşı tarafın kamu idaresi olması nedeniyle henüz ödeme alamadığını, ancak Belediye Başkanlığının ödemeye davet yazısı yazmadan vekalet ücretini icraya konu etmesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, bu hususun 659 sayılı KHK ile çeliştiğini belirterek, gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz tarafından 24/05/2024 tarihli ve sayılı yazı ile bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 24/06/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısı Kurumumuza ulaşmıştır. Cevabi yazı ve eklerinde özetle; “Büyükşehir Belediyelerinin 5018 sayılı Kanun kapsamında genel veya özel bütçeli kamu idaresi olmadığını, bu sebeple hukuken
Belediyelerin 659 sayılı KHK çerçevesinde ödemeye davet yazısı yazma mecburiyetinin bulunmadığını, başvuran aleyhine Adana 1. Genel İcra Dairesi’nin İcra sayılı dosyası ile 22/02/2024 tarihinde icra takibine girişildiğini, haciz işleminin icra takibinden 35 gün sonra yapıldığını, başvuranın bu sürede
Kurumlarına başvuruda bulunmadığını, bu sebeple mağduriyette bir sorumluluklarının bulunmadığını, Belediyenin borçlu sıfatına haiz olduğu dosyalarına sırasıyla ödeme yaptığını, başvurana ödeme yapılmamasının, Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nce Karar sayılı 10/05/2024 tarihli karar ile hatalı icra takibinin düzeltilmesine karar verilmesinden kaynaklandığı” Belirtilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’nci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”,
5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun;
5.1 “ Para borcu ve teminat için takip” başlıklı 42. maddesinde; “Bir paranın ödenmesine veya bir
teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoluyla veya rehinin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder…”,
5.2 “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde; “ Para cezasıyla diğer hukuku amme borçlarının
takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”,
5.3 “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60. maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda
öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen
karar tutanağa yazılır. Emir:… Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını…5. Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”,
5.4 “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138. maddesinde; “…Vekil
vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”,
6. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder… Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”,
7. 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin;
7.1 “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel
bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”
7.2 “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “…ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini…”
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. Maddesinin ikinci fıkrasında; “Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”
9.5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Bütçe türleri ve kapsamı” başlıklı 12.
Maddesinde; “Genel yönetim kapsamındaki idarelerin bütçeleri; merkezî yönetim bütçesi, sosyal güvenlik kurumları bütçeleri ve mahallî idareler bütçeleri olarak hazırlanır ve uygulanır. Kamu idarelerince bunlar dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamaz.
Merkezî yönetim bütçesi, bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin bütçelerinden oluşur.
Genel bütçe, Devlet tüzel kişiliğine dahil olan ve bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesidir.
Özel bütçe, bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları kanunla veya
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenen ve bu Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.
Düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir.
Sosyal güvenlik kurumu bütçesi, sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan ve bu Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.
Mahallî idare bütçesi, mahallî idare kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesidir.”
10.5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun
“Muafiyetler” başlıklı 36. Maddesi; “…Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir…”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; kendisine herhangi bir bildirimde bulunmadan yapılan icra takibinden ve hacizden kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini takip etmektedir.
13. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
14. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
15. Başvuranın şikayet dilekçesinde gerekçe olarak sunması nedeniyle yapılan değerlendirmede; Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa
Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli
idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiştir. Kararnamenin genel gerekçesinde; Kamuda hukuk hizmetinin yürütülmesine ilişkin farklı ve pek çok sayıdaki hukuki düzenleme yerine tek bir kanuni düzenleme yapılarak hukuk hizmetlerinde uygulama birliğinin ve sadeleşmenin sağlanmasının hedeflendiği, ayrıca idarelere sulhe davet mekanizması getirilmekle kamu idarelerinin vatandaşla olan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi öngörülerek vatandaşın hak ve menfaatini gözetecek şekilde uyuşmazlığın öncelikle sulh yoluyla çözümlenmesi, tarafların sulh koşullarında anlaşamamaları halinde uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmesinin yolunun açılacağı, bu düzenlemeler ile idarelere karşı açılacak davaların azalacağı gibi davaların kısa sürede bitirilmesinin de sağlanarak gerek idarelerdeki gerekse yargı mercilerindeki iş yükünün azaltılmasına katkı sağlanacağının belirtildiği görülmektedir.
16. Ancak şikayetin muhatabı olan Belediye ve diğer tüm belediyeler 659 sayılı KHK’nın kapsamına girmemekte, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 12. Maddesinde Belediyeler genel ve özel bütçeli kurum/kuruluşlar arasında sayılmamaktadır. Dolayısıyla ilgili Belediyenin söz konusu KHK çerçevesinde işlem tesis etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ayrıca 659 sayılı KHK ile getirilen düzenlemelerle amaçlananın, uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden önce sulh yoluyla çözümlenmesi olduğu görüldüğünden, halihazırda dava konusu edilmiş ve yargı kararıyla neticelenmiş hususların 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesi kapsamına girmediği, somut olayda idare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği görülmekte ise de, güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde vatandaşa yüklenen ödevin emsalen idare tarafından da uygulanması gerektiği yönündedir.
17.Yine, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 36’ncı maddesinde 2577 sayılı Kanunun 28. Maddesine benzer düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Söz konusu Kanunun gerekçesinde ise; “Vatandaşların alacağını talepten itibaren otuz gün gibi kısa bir sürede tahsil etmesi sağlanarak, vatandaşların icra takibi açmak külfetinden kurtarılmasının amaçlandığı ifade edilmesine rağmen idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiği durumlarda alacağın doğrudan icra takibine konu edilmesi neticesinde vatandaşa icra dosya masrafı ve icra vekalet ücreti yükletilmesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, idarelerin aleyhine vekalet ücretine hükmedilen uyuşmazlıklarda vatandaşa öncelikle idareye başvurma zorunluluğu getirilmişken, tam tersi durumda idare lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğinde idarenin ödemeye davet yazısı yazmaksızın alacağı icra takibine konu etmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, söz konusu uygulamanın güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri ile de bağdaşmadığı” hususlarına değinilmekte ve değerlendirmelerde bulunulmaktadır.
18. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikteki başvurulara Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı verilmiştir. (Bkz: 2022/14422 dosya numaralı başvuruya verilen 10/03/2023 tarihli karar ile 2023/3727 dosya numaralı başvuruya verilen 22/06/2023 tarihli karar)
19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare her ne kadar lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, mevzuatın kendisine yazılı bildirimde bulunma şeklinde bir yükümlülük yüklemediğini belirtmekte ise de, İYUK’ta idare aleyhine hükmedilen vekâlet ücretlerinin idareden tahsili için alacaklılara ön başvuru yapma zorunluluğu getirilmişken, günümüz kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın da emsalen
alacaklara ilişkin aynı yolun izlenmesi gerektiği, bu uygulamanın hukuk ve hakkaniyet açısından daha doğru bir yol olacağı değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Adana Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN
REDDİNE;
Başvuranın haciz işlemi nedeniyle uğranılan mağduriyetin giderilmesi talebinin REDDİNE,
İdarenin bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURAN ve ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi