|
ÖZET: Başvuran, Jandarma Genel Komutanlığı’nda görevli iken sağlık durumu nedeniyle “adi maluliyet” talebinde bulunmuş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından malul aylığı bağlanması talebi reddedilmiştir. Başvuran, 30.12.2015 tarihinde GATA Hastanesi’nden aldığı raporla malul kabul edilmiş, 10.03.2016 tarihinde SGK tarafından da bu durum onaylanmıştır. Ancak, 22.11.2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilmesi üzerine, maluliyet aylığı talebi SGK tarafından, ihraç öncesinde başlatılan işlemlerin geçersiz olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın maluliyet durumunun, görevden ayrılma sebebiyle etkilenmediğini belirtmiş ve 5434 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri çerçevesinde maluliyet aylığı bağlanamayacağını ifade etmiştir. Başvuranın, maluliyetine dair kararın kazanılmış hak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu, başvurunun reddedilmesine sebep olmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda, başvurunun hukuka uygun olduğunu ve red kararında bir aykırılık tespit edilmediğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın maluliyet aylığı talebinin reddedilmesi, hukuki çerçevede uygun bulunmuş ve başvurunun reddi kararı onaylanmıştır. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 7391-7391 |sayi|53878609-101.07.05.99-E.53878609-101.07.05.99-E.
BAŞVURU NO : 2017/13407 2017/ 13407
KARAR TARİHİ : 27/04/2018 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu
BAŞVURUNUN KONUSU : “Adi maluliyet” talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 08/11/2017 8.11.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza 08/ 11/ 2017 tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran ,
Jandarma Genel Komutanlığı emrinde J.Ütgm olarak görev yapmakta iken “Merkezi Sinir Siteminin
Demiyelinizan Hastalığı” sebebiyle GATA Hastanesince 30.12.2015 tarihli ve sayılı raporla hakkında “Sınıfi Görevini Yapamaz” kararı verildiğini, söz konusu raporun Sosyal Güvenlik
Kurumu (SGK) sağlık kurulunca 10.03.2016 tarihinde incelenerek “(Adi) Malul olduğuna” karar verildiğini, kararın SGK Başkanlığının 18 Mart 2016 tarihli ve sayılı yazısı ile çalıştığı Kuruma bildirildiğini ve kendisine de tebliğ edildiğini, buna istinaden yeniden sınıflandırma yapılarak bir müddet görevine devam ettiğini, 23.09.2016 tarihinde çalıştığı Kuruma dilekçe vererek malulen emekliliğini istediğini, ancak emekliliğe ilişkin işlemleri devam ederken 22.11.2016 tarihinde 677 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kurumla ilişiğinin kesildiğini ve kendisine bu hususta olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt verilmediğini, bunun üzerine
11.09.2017 tarihli dilekçe ile SGK’ya başvurarak “(Adi) Malul olduğuna” dair verilen rapor ve
kararlara istinaden tarafına malul aylığı bağlanması yönünde talepte bulunduğunu, Sosyal Güvenlik
Kurumunun 06.10.2017 tarihli ve sayılı yazısı ile göreviyle ilişiğinin
22.11.2016 tarihinde ihraç edilmesi nedeniyle kesildiği, bu tarihten önce başlatılan işlemler
sonucunda malul olduğuna karar verilmiş olmasının tarafına malulen emeklilik yönüyle bir hak sağlamadığı ve malul aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı yönünde cevap verildiğini, 5434 sayılı
Emekli Sandığı Kanununun 44 üncü maddesi ve aynı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca mevzuat hükümleri ışığında, haklarında sınıfı görevlerini yapamayacaklarına ilişkin kesinleşmiş sağlık raporu bulunan iştirakçilerin malûl kabul edildiğinin anlaşıldığını, buna göre malûl olduğu tarihte 10 yılı
1 / 9aşkın fiili hizmeti bulunduğunu ve bu süre içerisinde tarafından kesenek kesildiği gerekçesiyle yasal
olarak artık bu hakkı elde ettiğini, her ne kadar KHK ile ayırma işlemine tabi tutulmuş olsa da; ayırma işleminden önce sınıfı görevini yapamayacağının ve malul olduğunun tıbben tespit edildiğini, öte yandan aynı şekilde KHK ile ihraç edilen, 25 fiili hizmet yılını doldurmuş ve emekliliği hak etmiş olan diğer iştirakçilere emekli aylığı bağlandığının görüldüğünü, hakkında sırf KHK ile ayırma işlemine tabi tutulduğu gerekçesiyle 5434 sayılı Kanunun 39/e maddesindeki 25 yıllık hizmet süresinin aranmasının hukuken mümkün olmadığını, 25 yıllık hizmet süresinin aranması koşulunun, haklarında adi malûliyet kararı bulunmayanlar için getirilmiş bir düzenleme olduğunu, ilgili mevzuatın hakkında adi maluliyet kararı bulunanlar için en az on yıl fiili hizmet şartı getirdiğini, bu durumda hizmet süresinin 10 yıldan fazla olması ve önceden malûliyetini talep etme hakkının bulunması nedeniyle tarafına adi maluliyet aylığı bağlanmaması işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu, nasıl ki KHK ile ihraç edilen iştirakçilerden 25 yılını tamamlayıp emeklilik hakkını elde edenlere aylık bağlanıyorsa 10 yılı tamamlayan malullere de aylık bağlanmasının hukuk kurallarına, eşitlik ve adalet ilkesine daha uygun düşeceğini, ayrıca kişinin KHK gereği görevinden ihraç edilmiş olması o kişinin suçlu olduğu ve her türlü haktan mahrum bırakılması gerektiği sonucunu doğurmayacağını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından malul aylığı bağlanmama kararının hem hukuka ve hakkaniyete hem de insan haklarına dayalı adalet anlayışına aykırı olduğunu, ilgili mevzuatta belirtilen 10 yıldan fazla sigortalı olma ve malullük aylığından yararlanma şartlarına haiz bulunduğunu, her ne kadar kurumla ilişiği kesilmiş olsa da kurumda görev yaparken malul duruma geldiğini, Kanunen tarafına malul aylığı bağlanmasına yasal bir engel bulunmadığını, bu konuda anayasa değişikliği ile kaldırılan ve asker kişiler ile SGK arasındaki uyuşmazlıklarda yetkili olan
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3. Dairesinin 10.06.2009 tarihli ve Karar No1 : E . 2008/ 859, Karar
No2: K. 2009/ 650 sayılı “Bulunduğu sınıfın sağlık niteliklerini kaybederek sınıfı görevini yapamayacağı sağlık kurulu raporu ile tespit edilen davacının adi malûliyet aylığı bağlanmasını talep etme hakkı olduğu” yönünde emsal teşkil edebilecek kararı ve benzer kararlarının bulunduğunu iddia ederek, tarafına malûl aylığı bağlanmasını ve hak edilen emekli ikramiye miktarının tarafına ödenmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) 18/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazımıza cevaben gönderilen Sosyal
Güvenlik Kurumunun 29/ 01/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi gereği;
2.1) Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı,
2.2) Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi
kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurların esas alınacağı,
2.3) Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi,
yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829
2 / 9sayılı Kanun hükümlerinin ayrıca dikkate alınacağı,
2.4) Buna göre, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal
güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaları bulunan ve Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki sigortalılar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu madde ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğinin hükme bağlandığı,
3) Bu kapsamda, 5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı Kanununun ‘Malullük” başlığı altındaki mülga 44
üncü maddesi;
3.1) “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olun arızalar veya düçar oldukları
tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak durumu giren iştirakçilere (Malûl)
denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümlerinin uygulanacağı…
Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar . Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur . Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 inci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar… ..” hükmünü amir olduğu,
3.2) Bu madde ile 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-c bendi kapsamındaki sigortalılardan;
l- Rahatsızlıkları (rahatsızlığın ortaya çıkış nedeni ne olursa olsun) nedeniyle vazifelerini yapamayacak duruma girdiklerine, Kurum Sağlık Kurulunca karar verilenlerin, “malul” olarak kabul edileceği, 2- Malul olduğuna karar verilenlerin, talepleri halinde haklarında malullük (maluliyet nedeniyle emeklilik) hükümleri uygulanmaksızın, malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle görevlerine devam edebilecekleri (ancak bu halde dahi maluliyet haklarının saklı olduğu), 3- Vazife ve sınıf değiştirerek görevine devam edenlerden yükümlülük süresine tabi olanların ise, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerini yapmalarına da engel olduğuna dair yeniden rapor almadıkça saklı maluliyet haklarını kullanamayacakları, 4- Vazife ve sınıf değiştirerek görevine devam edenlerden yükümlülük süresine tabi olmayanların, talepleri halinde saklı tutulan haklarını kullanarak, önceki malullükleri esas alınarak görevlerinden ayrılmayı talep ederek kendilerine aylık bağlanması veya malullük hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, Bununla birlikte, SGK Kurum Sağlık Kurulunca malul sayılmalarına rağmen, vazife ve sınıf değiştirerek göreve devam edenlerden, bu görevleri malulen emekliye sevk edilmeleri dışında, herhangi bir nedenle sona erenlere ise saklı tutulan maluliyet hakları esas alınarak aylık bağlanacağına dair bir hükme ise yer verilmediği,
3 / 94) Nitekim, 5434 sayılı Kanunun mülga 54 üncü maddesinde; “88 inci madde gereğince emekli
kesenekleri geri verilmemiş olanlardan 61 yaşını doldurmadan evvel adi malul durumuna girenlere
53 üncü madde esaslarına göre adi malullük aylığı bağlanır .” hükmüne yer verilerek 5434 sayılı
Kanunun mülga 88 inci maddesi kapsamında;
4.1) İstifa edenler; (Milletvekilliğine seçilmek üzere seçim kanununda yazılı müddet içinde istifa
etmiş olup da milletvekili seçilmiş bulunanlar hariç), – İstifa etmiş sayılanlar;
– Emeklilik hakkı tanınmayan kadrolara nakil suretiyle tayin edilenler;
– Belediye başkanlığından veya il daimi komisyonu üyeliğinden 39 uncu maddenin (h) fıkrasında yazılı duruma girmeden ayrılanlardan emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilmemiş veya 40 ıncı maddede yazılı yaş hadleri sebebiyle tayin edilememiş olanlar;
– İdareten veya cezaen vazifelerine son verilenler, – Asillikleri tasdik olunmayarak vazifelerine son verilen stajyerler ve adaylar, – Bakanlık emrine alınanlardan, kurumlarca teklif edilen eski vazifelerine eşit veya bir aşağı derecedeki emeklilik hakkı tanınan vazifeleri kabul etmemek suretiyle ilgisi kesilerek aylıksız duruma geçenler” gibi 5434 sayılı Kanunun 87 nci maddesinde sayılan ve gerek kendi istekleri, gerekse idari işlemlerle kurumlarınca emeklilik dışında (malulen emeklilik dahil) bir nedenle görevleri sonlandırılanlardan/görevinden ayrılanlardan, açıkta iken maluliyet talebinde bulunanlara hangi şartlarla malullükleri dolayısıyla aylık bağlanacağının ayrıca düzenlendiği,
4.2) Esasen, 5434 sayılı Kanunun mülga 53 üncü maddesi;
“Adi Malullük aylığı, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre ve malullük dolayısı ile vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15 inci maddenin (g) fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden aşağıda gösterilen nispetlerde bağlanır…” hükmünü amir olduğu, maddenin yukarıya alınan birinci fıkrasında iştirakçi iken, başka bir deyişle görevde iken, malul olduklarına karar verilenlerden malullük aylığı bağlanması talebinde bulunanlara hangi şartlarla aylık bağlanacağının belirlendiği, bu kapsamda aylık bağlanabilmesi için, görev sırasında yapılan maluliyet tespitine bağlı olarak görevle ilişiğin kesilmesinin gerekliliğine işaret edildiği,
5) Bu açıklamalar ışığında SGK Kurum Sağlık Kurulunca 5434 sayılı Kanunun mülga 44 üncü
maddesi kapsamında vazifesini yapamayacak durumda malul olduğuna karar verilen ancak malulen emekliliği tercih etmeyerek, sağlık durumlarının engel olmadığı başka vazife ve sınıfa atananlara, sadece bu görevlerini yapmakta iken malulen emekliye sevk edilmeleri durumunda, önceki görevlerindeki maluliyetleri esas alınarak haklarında malullük hükümlerinin uygulandığı ve
4 / 9şartların varlığı halinde malullük aylığı bağlanabildiği,
6) Ancak, 5434 sayılı Kanunun mülga 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasında SGK Kurum Sağlık
Kurulunca verilen maluliyet kararları, ilgililerin vazife ve sınıf değiştirmeden önceki görevlerine ilişkin bir maluliyet kararı olup, Kanunla bu kişilere vazife ve sınıf değiştirerek yaptıkları görevlerden malulen emekliye sevk edilmeleri halinde önceki maluliyetlerinin esas alınarak haklarında maluliyet işlemi uygulanabileceği düzenlenmiş iken, bu görevlerinden farklı nedenlerle ayrılanlar hakkında maluliyet işlemlerinin uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı,
7) Bu nedenle, vazife ve sınıf değiştirerek görevlerine (sigortalılıkları) devam ederken, görevleri
malulen emekliye sevk dışında (İstifa, görevine son verme, müstafi sayılma gibi) herhangi bir nedenle sona erenlerin, maluliyet haklarının saklı hak olarak kabul edilerek açıkta iken veya herhangi bir sigortalılık statüsüne tabi olarak görev yapmakta iken taraflarına malul aylığı bağlanması kanunen mümkün olmadığı,
8) Buna karşılık, yukarıda da belirtildiği üzere, sigortalılıkları sona erenlerin talepleri üzerine 5434
sayılı Kanunun mülga 54 üncü maddesi kapsamında alacakları yeni tarihli sağlık kurulu raporlarının
Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi neticesinde malul kabul edilmeleri halinde, bu malullükleri dolayısıyla malullük aylığı bağlanması taleplerinin değerlendirildiği,
9) Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) sigortalıların emeklilik işlemlerinde esas alınan 48
inci maddesi; ” 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık, malûllük veya vazife mulûllüğü işlemleri; b) İstek üzerine veya yaş haddi, malûllük veya vazife malûllüğü hallerinde kamu idaresinin en yüksek amirinin,… ..
onayı ile tekemmül eder…” hükmü ile 4/ 1-(c) kapsamında sigortalı sayılan kamu görevlilerinin malullük nedeniyle dahil, emeklilik işlemlerinin sonuçlanması açısından emekliye sevk onayının alınmasının bir zorunluluk olarak belirlendiği ve emekliye sevk onayının hangi hallerde hangi makamlarca alınacağının da sayma yoluyla yine bu maddede düzenlendiği,
10) Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde ilgilinin dosyasının tetkikinde; Jandarma
Genel Komutanlığı emrinde 30/ 08/ 2005 tarihinde astsubay çavuş olarak göreve başlayan ilgili hakkında GATA Hastanesince düzenlenen 30/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı raporun, SGK Kurum
Sağlık Kurulunca 10/ 03/ 2016 tarihinde incelendiği “Adi malul olduğuna” karar verildiği, ancak ilgilinin aylık bağlanması yönünde bir talebi olmadan 07/ 06/ 2016 tarihinden itibaren sınıf değiştirerek görevine devam ettiği,
11) 22/ 11/ 2016 tarihli ve 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan
ilgilinin 11/ 09/ 2016 tarihli dilekçesi ile tarafına adi malul aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, talebinin 06/ 10/ 2017 tarihli yazı ile malul olarak emekliye sevk edilmediğinden reddedildiği,
12) Bu itibarla, SGK Sağlık Kurulunun malul olduğuna karar verilen ve sınıf değiştirerek görevine
5 / 9devam eden, ancak 22/ 11/ 2016 tarihli ve 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu
görevinden ihraç edilen ilgiliye, sınıf değiştirerek devam ettiği görevinin malulen emekliye sevk edilmesi haricinde bir nedenle sonlanması nedeniyle daha önceki vazifesi nedeniyle verilen maluliyet kararına istinaden adi malullük aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı,
13) Diğer yandan, ilgilinin alacağı yeni tarihli bir sağlık kurulu raporu ile SGK tarafından malullük
aylığı bağlanması talebinde bulunması ve durumunun SGK Kurulunca incelenerek malul olduğuna karar verilmesi halinde aylık bağlanabileceği hususu, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
14) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
15) 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
16) 16/ 06/ 2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
“5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı, geçici 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası;
Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .”, 5 inci fıkrası; “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır .”
17) 17/ 6/ 1949 tarihli ve 7235 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun;
17.1) “Malullük” başlıklı 44 üncü maddesi; Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl
olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri
6 / 9uygulanır . (Değişik : 28/ 6/ 2001 – 4699/ 25 md.) Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde
haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife veya sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar . Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur . Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar .”
17.2) “Adi Malullük Aylığı” başlıklı 53 üncü maddesi; “Adi malullük aylığı, fiili hizmet
müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre ve malullük dolayısıyla vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15 inci maddenin (g) fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden aşağıda gösterilen nispetlerde bağlanır .”
17.3) “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 39 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (e)
bendinde; “Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;” (Değişik : 25/ 8/ 1999 – 4447/ 23 md.)
“Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır .”
17.4) “ İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde; “Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü
aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan; asker, sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için, aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .” hükümleri yer almaktadır .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
18. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
19) Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan şikâyet başvurusunda;
başvuranın, Jandarma Genel Komutanlığı emrinde 30/ 08/ 2005 tarihinde astsubay çavuş olarak göreve başladığı, hakkında GATA Hastanesince düzenlenen 30/ 12/ 2015 tarihli ve sayılı raporun, SGK Kurum Sağlık Kurulunca 10/ 03/ 2016 tarihinde incelendiği adi malul olduğuna karar verildiği, ancak başvuranın aylık bağlanması yönünde bir talebi olmadan 07/ 06/ 2016 tarihinden itibaren sınıf değiştirerek görevine devam ettiği, 11/ 09/ 2016 tarihli dilekçesi ile tarafına adi malul aylığı bağlanması talebinde bulunduğu söz konusu talebe ilişkin işlemler sonuçlanmadan, başvuranın 22/ 11/ 2016 tarihli ve 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, buna
7 / 9karşın ilgili idare tarafından, başvuranın 11/ 09/ 2016 tarihli dilekçesine verilen cevabi yazıda,
başvuranın sınıf değiştirerek devam ettiği görevinin malulen emekliye sevk edilmesi haricinde bir nedenle sonlanması nedeniyle daha önceki vazifesinden dolayı verilen maluliyet kararına istinaden adi malullük aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği, bu kapsamda başvuranın Kurumumuzdan, adi maluliyet aylığı bağlanması ve hak edilen emekli ikramiyesinin tarafına ödenmesi talebinde bulunduğu görülmektedir .
20) Başvuruya ilişkin yapılan incelemede; başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki
ihtilafın, 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi kapsamında adi maluliyetine karar verilen başvuranın ihraç nedeniyle vazifesine son verilmesi neticesinde adi maluliyete ilişkin 2015 yılında verilen kararın başvuran açısından kazanılmış hak olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, noktasında toplandığı anlaşılmaktadır .
21) 30/ 08/ 2005 tarihinde kamu görevine başlayan başvuranın; 30/ 12/ 2015 tarihinde GATA
Hastanesince adi malul olduğuna karar verildiği, bu kapsamda adi maluliyet aylığı bağlanma şartlarından olan (§ 17.2) en az 10 yıl fiili hizmet müddeti şartını gerçekleştirdiği ve adi maluliyete hak kazandığı, bununla birlikte 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi (§ 17.1) kapsamında sınıf değiştirerek görevine devam ettiği,
22) Vazife veya sınıf değiştirerek görevine devam edenlerden yükümlülük süresine tabi
olmayanların talepleri halinde saklı tutulan haklarını kullanarak önceki malullükleri esas alınarak görevlerinden ayrılmayı talep ederek kendilerine aylık bağlanması veya malullük hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu, ancak, 44 üncü maddenin ikinci fıkrasında vazife ve sınıf değiştirerek görev yapmaya devam eden ilgililere önceki maluliyetleri esas alınarak maluliyet işlemi uygulanabileceğinin düzenlendiği, bu görevlerinden farklı nedenlerle ayrılanlar hakkındaki maluliyet işlemlerinin aynı esaslar çerçevesinde uygulanacağına dair ayrıca bir hükme ise yer verilmediği, bu nedenle, vazife ve sınıf değiştirerek görevlerine (sigortalılıkları) devam ederken, görevleri 44 üncü maddede yazılı özel hal dışında (istifa, görevine son verme, müstafi sayılma gibi)
herhangi bir nedenle sona erenlerin, maluliyet haklarının saklı hak olarak kabul edilemeyeceği,
23) Esasen; 5434 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi gereği, adi malullük aylığı almaya hak kazanmak
için, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunmak, iştirakçi olmak ve malullük dolayısıyla vazifeden ayrılmak şartlarının gerçekleşmesi gerektiği,
24) Nitekim 54 üncü maddede; “ 88 inci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilmemiş
olanlardan 61 yaşını doldurmadan evvel adi malul durumuna girenlere 53 üncü madde esaslarına göre adi malullük aylığı bağlanır .” hükmüne yer verilmek suretiyle açıkta iken maluliyet talebinde bulunanlara hangi şartlarla malullükleri dolayısıyla aylık bağlanacağının ayrıca düzenlendiği,
25) Somut olay kapsamında başvuruya konu talep değerlendirildiğinde, başvuranın 10 yıl çalışmış
olma şartını gerçekleştirdiği görülse de hukuki statüsünün değiştiği, artık iştirakçi olmadığı ve malullük dolayısıyla değil ihraç nedeniyle görevine son verildiği görülmektedir .
26) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 5434 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi
gereği hakkında 2015 yılında adi maluliyet kararı verilen başvuranın, malulen emeklilik hakkını resen ayırma işlemi tesisine kadar kullanmadığından, ihraç işleminin tesisinden sonra artık bu
8 / 9hakkını kullanması hukuken mümkün olmadığından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından adi
maluliyet aylığı bağlanmaması işleminin ve buna bağlı olarak ikramiye ödenmesi yönünde şikayete konu talebin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
27) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı , ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi