ÖZET: Başvuru, adli para cezası ve yargılama giderlerine ilişkin vergi affından yararlanma talebine yönelik olarak yapılmıştır. Şikâyetçi, ceza infaz kurumunda bulunduğu için bu haktan yararlanamadığını belirtmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı, başvuruya verdiği yanıtta, şikâyetçinin toplam 27.139,64 TL borcu bulunduğunu ve bu borçların 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Kanunu kapsamına girmediğini ifade etmiştir. Ayrıca, adli para cezalarının bu kanun kapsamında yapılandırılamayacağı vurgulanmıştır.

Başvurunun reddedilmesinin gerekçeleri arasında, adli para cezalarının 7143 sayılı Kanun kapsamına alınmadığı ve başvuru süresinin geçmiş olması yer almaktadır. İlgili mevzuat çerçevesinde, amme alacaklarının takip ve tahsilinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Şikâyetçinin, yargılama giderleri ve diğer borçları için sosyal yardım talebinde bulunabileceği önerilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu kararın ilgili taraflara tebliği yapılmıştır. Şikâyetçi, İstanbul Vergi Mahkemesi’nde yargı yoluna başvurabilecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/3498-S.20.5569

BAŞVURU NO : 2019/15254

KARAR TARİHİ : 04/03/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Hakkında verilen adli para cezası ve yargılama giderlerine ilişkin vergi affından yararlanma talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/09/2019

I. ŞİKÂYETÇİNİN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi başvurusunda, ceza infaz kurumunda bulunması nedeniyle vergi affından yararlanamadığını iddia ederek vergi affından yararlanmayı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Gelir İdaresi

Başkanlığı’ndan alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle; 2.1. …’nin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Hisar Vergi Dairesi Müdürlüğüne 07/01/2020 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş 25.823,43 TL adli para cezası ve 1.316,21 TL yargı harcından kaynaklı toplam 27.139,64 TL borcu bulunduğu, mükellefin borçlarına ilişkin ödeme emri düzenlendiği ve söz konusu ödeme emrinin 25/4/2019 tarihinde tebliğ edildiği, konuyla ilgili olarak Başkanlığımıza karşı açılmış yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir davanın bulunmadığı, 2.2. Usulüne uygun tarh ve tahakkuk eden amme alacaklarının gecikme zammı da uygulanmak suretiyle takip ve tahsil edilmesi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında

Kanundan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, 2.3. Öte yandan, Anayasamızın 73 üncü maddesinde “…Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır…” hükmü yer aldığı, 2.4. Buna göre, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin konulmasına, değiştirilmesine, kaldırılmasına (silinmesine) ve borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerekmekte olup, kanun yapma yetkisi de Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM)’ne ait olduğu, 2.5. Bu kapsamda, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı

Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve anılan Kanun kapsamında borçların yapılandırılmasına ilişkin son başvuru süresi 31/07/2018 tarihli ve 30468 sayılı Mükerrer

Resmi Gazete’de yayımlanan 7 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27/08/2018 tarihine kadar uzatılarak bu tarihte sona erdiği, 2.6. Öte yandan, 7143 sayılı Kanunun “Kapsam ve Tanımlar” başlığı altında yer alan 1 inci maddesinde Kanun kapsamına giren amme alacakları sayılmış olup, aynı maddenin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereğince adli para cezalarının Kanun kapsamında olmadığı hüküm altına alındığı, 2.7. Bu itibarla, adı geçenin dilekçesinde yapılandırılması talep edilen adli para cezası ve yargı harcının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması, gerek Kanunun başvuru süresinin geçmiş olması gerekse adli para cezalarının Kanun kapsamında olmaması nedeniyle mümkün bulunmadığı, 2.8. Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında “Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.” hükmü yer aldığı, 2.9. Bu hükme göre, çok zor durumda olunması nedeniyle borçların defaten ödenemeyeceği belirtilerek bağlı bulunulan vergi dairesinden borçların tecilinin talep edilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda da bu talebin kabul edilmesi halinde anılan Kanunun 48 inci maddesi uyarınca borçların cari oranda tecil faizi (yıllık %15) alınarak taksitlendirilmesi mümkün bulunduğu, 2.10. Ayrıca, söz konusu başvuruda belirtilen talebin yalnızca TBMM tarafından çıkarılacak bir kanun ile mümkün olabileceği dikkate alındığında, adı geçenin talebine yönelik dostane çözüm kararı verilmesi de uygun bulunmadığı, 2.11. Öte yandan, adı geçen …’ye bilgi verildiği, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 3.1. “Vergi Ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde;

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 5. 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanununun, “Kapsam ve Tanımlar” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu Kanun hükümleri; a) 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren;

1) 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu

tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2016 yılı Temmuz ayında ödenmesi gereken gelir vergisi ikinci taksiti hariç),

2) 2016 yılına ilişkin olarak 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi

ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2016 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç),

3) 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına

bağlı olmayan vergi cezaları… hakkında uygulanır…”, 6. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanununun, 6.1.“Kapsam ve Tanımlar” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu Kanun hükümleri; a)04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren; 1)31/03/2018 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (31/3/2018 tarihinden sonra ödenmesi gereken gelir vergisi taksitleri ile gelir veya kurumlar vergisine mahsuben 2018 yılında ödenmesi gereken geçici vergi hariç), 2)2018 yılına ilişkin olarak 31/3/2018 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2018 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç), 3)31/03/2018 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları… hakkında uygulanır…”, 6.2.“Ortak Hükümler” başlıklı 9 uncu maddesinde;

“… (10)Bu Kanun hükümleri; a)5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir

Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar ile 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun geçici

2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılandırılan alacaklar,

b)6552 sayılı Kanun, 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden

Yapılandırılmasına İlişkin Kanun, 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden

Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine göre bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla taksit ödemeleri devam eden alacaklar ile 6736 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden alacaklar hakkında uygulanmaz…

(15)Bu Kanunun 4 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri ile bu Kanun kapsamındaki alacaklarla ilgili olarak mevzuatlarında yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taksit ödeme süresince zamanaşımı süreleri işlemez.

(16)Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilmiş olan tutarlar, bu Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar ile bu maddenin dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak ret ve iadesi yapılmaz. Ancak, bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödeme yapılmış olması halinde, ödenen bu tutarlar, vergi mahkemesinde esasa ilişkin olarak hiç karar verilmemiş veya verilen kararın bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular ile verilmiş terkin kararları üzerine ret ve iade edilebilir…”, 7. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, 7.1.“Tecil” başlıklı 48 inci maddesinde; “Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunun çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.

Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz.

Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin

Yeni Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Cumhurbaşkanı; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.

Borcunun tecilini talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 güne kadar verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur.

Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olanlar, Devlete ait amme alacaklarında ilgili vekiller, vilayet hususi idarelerine ait amme alacaklarında valiler, belediyelere ait amme alacaklarında belediye reisleridir.

Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir.

Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.

Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olan makamlar; tecil edilecek amme alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye ayrıca 213 sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca ilan edilen mücbir sebep hali kapsamındaki amme borçlularının, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe kadar ödemeleri gereken amme borçları ile mücbir sebep nedeniyle ödeme süreleri ertelenen amme borçlarını faiz alınmaksızın veya yürürlükteki faiz oranından daha düşük faiz oranıyla tecil etmeye yetkilidir.

Tecil şartlarına riayet edilmemesi, değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerlerine başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur.

Tecil edilen amme alacağının gecikme zammı tatbik edilmeyen alacaklardan olması halinde, ödenen tecil faizleri iade veya mahsup edilmez.”, 7.2.“Vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili” başlıklı 48/A maddesinde; “Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve cezalar ile bu alacaklara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammının vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş olmak ve aşağıdaki şartları taşımak koşuluyla vadesi bir yılı geçmemiş alacaklar, Maliye

Bakanınca 36 ayı geçmemek üzere faiz ve teminat alınarak tecil olunabilir.

Madde hükmünden yararlanacak borçlunun; 1. Başvuru tarihi itibarıyla en az 3 yıl süreyle; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olması, 2.Başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıla ait vergi beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olması (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.), 3.Bu madde kapsamına giren ve başvuru tarihi itibarıyla vadesi 1 yılı geçmemiş borcunun borç ödemede hüsnüniyet sahibi olmasına rağmen ödenememiş olması şarttır. Şu kadar ki, bu madde ile 48 inci maddeye göre tecil edilen veya özel kanunlara göre ödeme planına bağlanan borcun bulunması madde hükmünden yararlanılmasına engel teşkil etmez. Bu madde kapsamında tecil edilen alacaklara, 48 inci maddeye göre belirlenen oranda faiz tatbik edilir. Amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı beşyüz bin Türk lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı beşyüz bin Türk lirasını aşan kısmın %25’idir.

Cumhurbaşkanı; 1. Teminatsız tecil tutarını; yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye, zorunlu teminat oranını %50’ye kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, yeniden kanuni orana getirmeye, 2.Borçlunun çok zor durum halinin tespitinde kullanılmak üzere varlıklar, yükümlülükler ve nakit akımlarını esas alan mali göstergeler ile mali durumu tespite yarayan diğer ölçütlere dayalı kriterleri belirlemeye, belirlenen kriterler çerçevesinde çok zor durum halini derecelendirmeye ve bu dereceleri dikkate alarak; a) Tecil süresini 60 aya kadar uzatmaya, b) Farklı faiz oranları belirlemeye, 3. Tecil edilecek gecikme zammını, Türkiye

İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplatmaya, 4. Madde hükmünü, alacaklı diğer amme idarelerini, alacak türlerini ve uyumlu borçlu kapsamına girebilecek borçlu kriterlerini belirleyerek uygulatmaya (Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı olanlar dışındaki tahsil dairelerince takip edilen alacaklar dahil) yetkilidir. Bu fıkranın (4) numaralı bendindeki yetkinin kullanılması halinde bu madde ile Maliye Bakanına tanınan yetkiler 48 inci maddede tanımlanan alacaklı amme idarelerinin tecile yetkili makamları tarafından kullanılır.

Maliye Bakanı; 1. Tecil edilecek amme alacağını tür ve tutar olarak belirlemeye, 2. Tecilde taksit zamanlarını, ödemelerin başlayacağı ayı, tecil talep tarihini takip eden aydan başlamak üzere 12 ayı geçmeyecek şekilde belirlemeye, ödeme dönemlerini, azami altı ayda bir yapılacak şekilde düzenlemeye, 3. Tecilde diğer şartları belirlemeye yetkilidir.

Maliye Bakanı, tecil yetkisini, sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak şartıyla oluşturulacak tecil komisyonlarına devredebilir. Komisyonların teşkili ile çalışma usul ve esasları Maliye

Bakanınca belirlenir. Tecil şartlarına riayet edilmemesi nedeniyle muaccel olan amme alacağının tecili, talep edilmesi halinde en fazla iki defa geçerli sayılabilir. Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.

Tecil edilen amme alacağının ikimilyon Türk lirasını (bu tutar dahil) aşmaması, mahcuz malın

10 uncu maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan mal olması ve bu Kanuna

göre belirlenmiş değerinin %50’sinden aşağı olmamak üzere satış bedelinin %50’sinin tahsil dairesine ödenmesi şartıyla mahcuz malın satışına izin verilir. Bu takdirde, kalan tecilli borç tutarı için zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması şartıyla satılan mal üzerindeki haciz kaldırılır. Bu hüküm ikimilyon Türk lirasını aşan tecilli borçlarda, değeri ikimilyon Türk lirasına kadar olan mahcuz mallar için uygulanır. Tecil şartlarına riayet edilmemesi halinde tecil talep tarihinden itibaren 5 yıl geçmedikçe bu madde hükümlerinden, sekizinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yararlanılamaz. Bu madde kapsamında tecil edilen amme alacakları hakkında 48 inci maddenin yedinci fıkrası hükümleri uygulanır ve tecil edilen gecikme zammının (Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanmış olması halinde gecikme zammı hesabı 51 inci maddeye göre düzeltilir. Muhtelif kanunlarda vergi borcu bulunmadığına ilişkin şartları içeren hükümler çerçevesinde 48 inci maddeye yapılan atıflar bu maddeye de yapılmış sayılır.”, 8. 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7 sayılı “11/5/2018 Tarihli ve 7143 Sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 2, 3, 4, 7 ve 8 inci Maddeleri ile 10 uncu Maddesinin Altı, Yedi ve Sekizinci Fıkralarından Yararlanmak İçin Öngörülmüş Olan

Başvuru, Bildirim ve Beyan Sürelerinin 27/08/2018 Tarihine (Bu Tarih Dahil) Kadar

Uzatılmasına Dair” Cumhurbaşkanlığı Kararında;

“11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 2, 3, 4, 7 ve 8 inci maddeleri ile 10 uncu maddesinin altı, yedi ve sekizinci fıkralarından yararlanmak için öngörülmüş olan başvuru, bildirim ve beyan sürelerinin 27/08/2018 tarihine (bu tarih dahil) kadar uzatılmasına, aynı Kanunun 9 uncu maddesinin onyedinci fıkrası gereğince karar verilmiştir.”, 9. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, 9.1. “Cezalar” başlıklı 45 inci maddesinde; “ Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.”, 9.2. “Adli para cezası” başlıklı 52 nci maddesinde;

“(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet

Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. (4) Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.”, hükmüne yer verilmektedir.

IV. KAMUDENETÇİSİ Av. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından, şikâyetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetçinin topluma kazandırılacak iyi bir birey olması amacıyla hakkaniyet ve adalet ilkeleri çerçevesinde şikâyetçinin mağduriyetini giderecek, adil bir çözüme kavuşturulması amacıyla işlem tesis edilmesi gerektiği tespit edilmiş olup benzer mağduriyetlerin yaşanmaması adına konuyla ilgili mevzuat değişikliği yapılması gerektiğine ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Şikâyetçinin dilekçe ve ekleri incelendiğinde, özet olarak şikâyetçi, 18 yaşından küçük iken zararlı madde kullandığını, zor dönemleri olduğunu, adam yaralamaktan hapis cezası ve para cezası aldığını, yargılama giderleri ve para cezası borcu olduğunu, cezalar af olduğunda cezaevinde olduğu için aftan yararlanamadığını, ödeyecek mali gücünün olmadığını belirterek bütün borçlarının affını talep etmektedir.

12. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Kurumumuza verdiği cevap ve ekleri tetkik edildiğinde özet olarak, …’nin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Hisar Vergi Dairesi Müdürlüğüne 07/01/2020 tarihi itibarıyla vadesi geçmiş 25.823,43 TL adli para cezası ve 1.316,21 TL yargı harcından kaynaklı toplam 27.139,64 TL borcu bulunduğu, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı

Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin

Kanun 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve anılan Kanun kapsamında borçların yapılandırılmasına ilişkin son başvuru süresi 31/07/2018 tarihli ve 30468 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 7 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27/08/2018 tarihine kadar uzatılarak bu tarihte sona erdiği, 7143 sayılı Kanunun “Kapsam ve Tanımlar” başlığı altında yer alan 1 inci maddesinde Kanun kapsamına giren amme alacakları sayılmış olup, aynı maddenin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereğince adli para cezalarının Kanun kapsamında olmadığı hüküm altına alındığı, bu itibarla, adı geçenin dilekçesinde yapılandırılması talep edilen adli para cezası ve yargı harcının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması, gerek Kanunun başvuru süresinin geçmiş olması gerekse adli para cezalarının Kanun kapsamında olmaması nedeniyle mümkün bulunmadığı, 6183 sayılı

Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm olduğu, bu hükme göre, çok zor durumda olunması nedeniyle borçların defaten ödenemeyeceği belirtilerek bağlı bulunulan vergi dairesinden borçların tecilinin talep edilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda da bu talebin kabul edilmesi halinde anılan Kanunun 48 inci maddesi uyarınca borçların cari oranda tecil faizi (yıllık %15) alınarak taksitlendirilmesi mümkün bulunduğu belirtilmiştir.

13. Anayasamızda, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlü olacağı, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği, kaldırılacağı, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebileceği hüküm altına alınmıştır.

14. 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunu ile 213 sayılı

Vergi Usul Kanunu kapsamına giren; 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dâhil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2016 yılı Temmuz ayında ödenmesi gereken gelir vergisi ikinci taksiti hariç); 2016 yılına ilişkin olarak 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dâhil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2016 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç); 30/06/2016 tarihinden (bu tarih dâhil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları yapılandırma kapsamına gireceği hükmedilmiştir.

15. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunu ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren; 31/03/2018 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (31/03/2018 tarihinden sonra ödenmesi gereken gelir vergisi taksitleri ile gelir veya kurumlar vergisine mahsuben 2018 yılında ödenmesi gereken geçici vergi hariç); 2018 yılına ilişkin olarak 31/03/2018 tarihinden (bu tarih dahil)

önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları (2018 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç); 31/03/2018 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları yapılandırma kapsamına gireceği hükmedilmiştir.

16. Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre suç karşılığında hapis ve adli para cezası olmak üzere iki tür ceza yaptırımı uygulanabilir. Adli para cezasına bir suçun cezası olarak yalnızca mahkemeler tarafından hükmedilebilir. Diğer tüm devlet kurumlarının verdiği para cezaları idari para cezasıdır. Yine adli para cezasının ertelenmesi, kanuni engel nedeniyle mümkün değildir. TCK’ da ancak hapis cezalarının ertelenebileceği düzenlendiğinden adli para cezaları hakkında erteleme kararı verilemez (TCK md.51-52). Kişinin mahkûm olduğu hapis cezası, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilse bile ertelenmesi mümkün değildir. Bu anlamda, Gelir İdaresi Başkanlığının Kurumumuza cevabi yazısında da belirtildiği üzere “Adli para cezaları” 7143 sayılı Kanun kapsamına alınmamıştır. Bu konuda TCK 52 nci madde gereğince ortaya konulan düzenlemeler dikkate alındığında, kesinleşmiş ve aradan uzun bir süre geçmiş olan adli para cezası için af kapsamına alınması yasal olarak mümkün olmayacağı tespit edilmiştir.

17. Diğer yandan, yargılama giderlerine ilişkin doktrinde farklı tanımlar yapılmakla birlikte, genel olarak yargılama gideri ile bir davanın açılıp yürütülebilmesi için, davanın açıldığı andan kararın kesinleşmesine kadar geçen dönem içinde davanın tarafları ve Devlet tarafından gerçekleştirilmesi zorunlu olan giderlerin tamamı kastedilmekte olup bu kapsamda yargılama giderlerini, yargılama harçlarının yanı sıra, kanunî vekâlet ücreti, gider avansı, delil avansı, ıslah için yapılan giderler, tebligat ve benzeri diğer giderler oluşturmaktadır. (İbrahim

ERMENEK, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yürürlüğe Girmesinden Sonra Yargılama

Giderlerine İlişkin Olarak Ortaya Çıkan Bazı Güncel Sorunlar Ve Usul Ekonomisi İlkesi S.D.Ü.

Hukuk Fakültesi Dergisi MİHBİR Özel Sayısıs.219). Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı sayma yoluyla belirtilmiş, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği belirtilmiştir. Benzer şekilde ceza davasında da yargılama giderleri; 5271 sayılı Kanunun “Yargılama giderleri” başlıklı 324 üncü maddesinde, harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla devlet hazinesinden yapılan her türlü harcama ve taraflarca yapılan ödemeler şeklinde belirtilmiştir.

18. Ayrıca kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile

Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur.

Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması halinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilebilir.

19. 5271 sayılı Kanuna göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya sanıktan yargılama giderleri istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise kendisinden yargılama giderleri istenen kimse şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır.

Dolayısıyla yargılama giderlerini ödeyemeyecek durumda olanlar için adli yardım müessesinin kabul edilmesi nedeniyle yargılama harç ve giderlerinden hak arayanların bütünüyle muaf tutulması olanağı bulunmadığı ve yargılama gideri adı altında bir miktar para alınmasında haksız bir yön olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda bir kamu alacağı olarak 6183 sayılı Kanuna göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsili yapılan yargılama giderlerinin öngörülen süreler içerisinde ödenmesi gerekmektedir. Örneğin yargılama giderlerinin bir kısmını oluşturan ve Harçlar Kanununun 28 inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği halde bu süre içinde ödenmeyen bakiye karar ve ilam harçları, Harçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren onbeş gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilmektedir. Buna bağlı olarak da bakiye karar ve ilam harcının kanunla belli edilen ödeme zamanında ödenmemesi durumunda gecikme zammı uygulanmaktadır.

20. Bu kapsamda amme alacaklarının ilgili kanunlarda belirtilen sürelerde ödenmesi gerekmektedir. Ancak vadesi gelen ya da vadesi geçmiş olan giderlerin ödenmemesi nedeniyle cebren tahsil edilmesi, haciz uygulanması kişiyi zor durumda bırakacağı gerekçesiyle ilgilinin talebi halinde borcun belli bir süre ertelenmesi mümkündür. Bu çerçevede ilgilinin tecil talebinin kabul edilmesi durumunda 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesi hükmünde belirtilen

36 aylık süreyi aşmamak kaydıyla tecil faizi alınmak suretiyle tecil işlemi

gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla söz konusu tecil faizi; ilgili vergi dairesince tecil talebinin kabul edilmesi koşuluyla borcun geciktirilerek ödenmesinden kaynaklanan bir bedeldir. Bu itibarla kanunun amir hükmü gereği tecil faizi alınmaksızın amme alacağının taksitlendirilmesine imkân bulunmamaktadır. Başvuranın bu tutarları ödeme noktasında geçimini sağlayamayacak duruma düşme ihtimalinin mevcudiyeti halinde ise kaymakamlıklar bünyesinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak sosyal yardım talebinde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

21. Şikâyetçinin iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ile ilgili tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; usulüne uygun tarh ve tahakkuk eden amme alacaklarının gecikme zammı da uygulanmak suretiyle takip ve tahsil edilmesinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanundan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, ayrıca 7143 sayılı Kanun kapsamında borçların yapılandırılmasına ilişkin son başvuru süresinin 7 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27/08/2018 tarihine kadar uzatıldığı ve bu tarihte sona erdiği, ayrıca 7143 sayılı Kanunun Kanun kapsamına giren amme alacakları sayılmış olup, aynı maddenin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereğince adli para cezalarının Kanun kapsamına alınmadığı, yargılama giderlerine yönelik borçlarının silinmesi talebinde de yargılama sürecinde bu haktan yararlanılabilmesinin mümkün olduğu dikkate alınarak, borçların silinmesi ve vergi affından yararlanma talebinin reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun REDDİNE, Kararın, Başvuran ile Adalet Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi