|
ÖZET: Başvuran, adli bir olay sonrası kendisine rücu edilen sağlık giderlerinin iptalini talep etmiştir. Başvuru, 23 Ekim 2019 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yapılmış olup, başvuranın sağlık giderlerinin mahkeme kararı kesinleşmeden rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Başvuran, adli tıp raporuna dayanarak, sağ elindeki kırığın kendi eylemiyle değil, başka bir kişinin sebep olduğunu belirtmiş ve maaşına konulan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın sağlık giderlerinin rücu edilmesinin yasal dayanağını, 5510 sayılı Kanun ve ilgili genelgelerle açıklamıştır. Mahkeme kararları doğrultusunda, başvuranın rücu edilen tutarlarla ilgili itirazı kısmen kabul edilmiştir. Ancak, başvuranın yalnızca basit tıbbi müdahalelerle giderilebilecek tedavi masraflarından sorumlu tutulabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiştir. SGK’nın, başvuranın yalnızca sebep olduğu ölçüdeki sağlık giderlerini rücu etmesi gerektiği vurgulanmış ve bu doğrultuda gerekli düzeltmelerin yapılması tavsiye edilmiştir. Kararın, ilgili taraflara tebliğ edilmesi gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6217-S.20.9857
BAŞVURU NO : 2019/18551
KARAR TARİHİ : 17/04/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, adli vaka sonrası rücu edilen sağlık giderlerine ilişkin işlemin iptali talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/10/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde posta yoluyla yapılan başvuruda; başvuran 12/09/2018 tarihinde Kurumumuza yaptığı başvuruda İstanbul Süreyya Paşa Sağlık Sosyal
Güvenlik Merkezi tarafından; yaşanan adli vaka ile ilgili davanın, İzmir Bölge Adliye
Mahkemesi 4. Ceza Dairesinde devam etmesi ve suçunun sabit görülmemesinden dolayı, mahkeme kararı kesinleşmeden, sağlık giderlerinin tarafına rücu edilmesinin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ifade ederek, söz konusu rücu işleminin iptalini talep ettiği, karar kesinleşmediği gerekçesiyle 22/11/2018 tarihinde Kurumunuzla Dostane çözüm yoluna gidildiği, davanın kesinleşmesiyle birlikte başvuranın tarihinde, kesinleşen mahkeme kararına istinaden tarafına yansıtılan 12.899,69 TL sağlık giderleri için maaşına haciz konulduğunu oysa, adli tıp raporuna göre kişinin sağ elinde oluşan kırığın kendi eylemi sonucunda meydana geldiğini diğer harici lezyonların ise basit müdahalelerle giderildiğini ifade ederek, maaşına bu nedenle konulan haczin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi talebiyle Kurumumuza tekrar başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun Sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.” hükmüne amir olduğu, Ayrıca Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünce yayımlanan 28/12/2012 tarih, 2012/40 sayılı Genelgede; “Genel Sağlık Sigortası Bakımından Rücu ve Yersiz Ödemelerin Geri
Alınması” işlemleri düzenlendiği bahse konu Genelgenin “Kurumca Üçüncü Kişilere Rücu işlemleri” başlıklı Bölümünde, “ (3)Kararlara gerekçe yapılan fiiller ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmamakla birlikte, Borçlar Hukuku açısından tazminat sorumluluğunu gerektirir bir haksız fiil niteliği taşıyabilir. Fiil bazen suç olduğu halde haksız fiil niteliği taşımaz iken, bazen de haksız bir fiil sayıldığı halde, suç teşkil etmez Türk Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinde de ayrıntıları ile hüküm altına alındığı üzere, ceza hakiminin bir fiili suç saymamasına rağmen, hukuk hakiminin aynı fiili haksız bir fiil kabul etmesi mümkündür, ancak, haksız fiilin varlığından söz edebilmek için zararın doğumu şarttır.” burada Kurum açısından önemli olan hususun, zararı doğuran ve her türlü tedavi ve yol masraflarının yapılmasına sebebiyet veren haksız fiilin fail/faillerine rücu edilmesidir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, 2.18. Mahkemenin verdiği Kesinleşme Şerhli Kararında; sanık olarak yargılanan
T.C. Kimlik numaralı sigortalı yönelik “Yaralama” suçunu işlediği sabit olduğundan TCK’nm 86/2 maddesi uyarınca cezalandırıldığının tespit edildiği, bu doğrultuda, anılan mahkemenin verdiği kesinleşme şerhli kararı doğrultusunda, yaralamasının sabit olması, zararlandırıcı eylemin varlığı, sigortalımızın haksız bir fiile maruz kalması ve mahkemece üçüncü kişinin tespit edilmesi gibi hususlar ile birlikte zaman asimi kavramı da dikkate alınarak; 2.19. Sigortalının haksız fiile maruz kalarak yaralanmasına T.C. Kimlik numaralı neden olduğu, bu nedenle; sanık olarak yargılanan başvuranın ” suçun önem ve değeri ile meydana gelen yaralamanın niteliği ve miktarına göre, TCK’nin 86/2 maddesi gereğince” cezalandırılmasına karar verildiği, 2.20. Bütün bu bilgiler ışığında Kesinleşme Şerhli Mahkeme Kararında suçlu olduğu sabit olan
T.C. Kimlik numaralı hakkında 5510 Sayılı Kanunun 76 nci maddesi hükümleri uygulanarak rücu işlemi yapıldığı, 2.21. Sigortalı adına Kurum tarafından, hem sağlık tesislerine yapılan ödeme tutarları hem de sigortalının iş göremediği günler için kendisine ödenen Geçici İş Göremezlik Ödeneği tutarlarının, SGK’nın “MEYES TEKİL GİRİŞ” ekranından, sigortalının TC. Kimlik Numarası ile sorgulama yapılarak ayrıntılı dokum alınıp, bu tutarlar üzerinden rücu işlemi yapıldığı, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 16/06/2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “İşverenin, genel sağlık sigortalısının ve üçüncü kişilerin sorumluluğu” başlıklı 76 ncı maddesinin 5 inci fıkrasında; “Genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.” 6. 28/12/2012 tarihli ve 2012/40 sayılı “Genel Sağlık Sigortası Bakımından Rücu ve Yersiz
Ödemelerin Geri Alınması” konulu Genelge; “C. Kurumca Üçüncü Kişilere Rücu
İşlemleri” başlıklı “2- Yargı süreçleri” maddesinde; “(1) Kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle genel sağlık sigortalısı ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına sebebiyet veren üçüncü kişi/kişiler hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmasının ertelenmesi veya açılan kamu davasında mahkemece; davanın düşmesi, cezanın ertelenmesi, ceza verilmesine yer olmadığı, uzlaşma, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, güvenlik tedbirine hükmedilmesi ve mahkumiyet gibi kararların verilmesi durumunda, söz konusu karara istinaden rücu işlemlerinin başlatılması gerekmektedir. (2)
Ancak, üçüncü kişi ya da kişilerce genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere, cismani zarar veren bir haksız fiil nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturma açıldığında, ilgili Cumhuriyet Savcılığınca bu kişi ve kişiler hakkında 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanununun 172 nci maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarında belirtildiği üzere
Cumhuriyet Savcısınca, a) Soruşturma evresi sonunda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması gibi gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, Açılan ceza davasında, anılan Kanunun
223 üncü maddesi 2 nci fıkrasının a, c ve d bentlerinde hüküm altına alınan beraat gerekçeleri
ile beraat ettirilen üçüncü kişi ya da kişiler için yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b)Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, c)
Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin tespit edilmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, Aynı maddenin 3 üncü fıkrasında hüküm altına alınan yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, d)Yüklenen suçun zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, e) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, gibi gerekçeler ile verilen beraat kararlarında, bu kişi/kişiler hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya gerek olmadığına dair karar veya açılan ceza davası sonucunda beraat kararı verilmesi hallerinde dahi eylemlerinin niteliğinden dolayı ilgili kişi/kişilere rücu edilecektir. (3)
Kaldı ki; kararlara gerekçe yapılan fiiller ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmamakla birlikte, Borçlar Hukuku açısından tazminat sorumluluğunu gerektirir bir haksız fiil niteliği taşıyabilir. Fiil bazen suç olduğu halde haksız fiil niteliği taşımaz iken, bazen de haksız bir fiil sayıldığı halde, suç teşkil etmez. Türk Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinde de ayrıntıları ile hüküm altına alındığı üzere, ceza hakiminin bir fiili suç saymamasına rağmen, hukuk hakiminin aynı fiili haksız bir fiil kabul etmesi mümkündür.
Ancak, haksız fiilin varlığından söz edebilmek için zararın doğumu şarttır. Burada
Kurumumuz açısından önemli olan, zararı doğuran ve her türlü tedavi ve yol masrafının yapılmasına sebebiyet veren haksız fiilin fail/faillerine rücu edilmesidir.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran ile arasında 27/12/2017 tarihinde vuku bulan adli vaka neticesinde Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesinde dosya numarasıyla işlem gören davanın, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinde istinafa taşındığı ve karar numarasıyla kesinleştiği, söz konusu karar sonucu sanık hakkında, TCK’nın 86/2 maddesi gereğince cezalandırılmak suretiyle hüküm kurulduğu, bunun üzerine SGK tarafından 5510 sayılı Kanunun76 ncı maddesinin 5 inci fıkrasının “..genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.” hükmü gereği zarar görenin sağlık giderlerinin başvurana yansıtıldığı, başvuranın tarafına rücu edilen borca itiraz ettiği ve aylığından yapılan kesintilerin tarafına faiziyle iade edilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.
10.6. Diğer yandan SGK tarafından zarar görenin 28/12/2017 ila 17/01/2018 tarihleri arası için
“İş Göremez Rapor”u kapsamında da başvurana, ücret yansıtıldığı tespit edilmiştir.
11. Bu bilgiler ışığında; öncelikle başvurana rücu edilen giderlere ilişkin değerlendirme yapılacaktır. Bu kapsamda; 11.1. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından; gerek 5510 sayılı Kanunun, Genel Sağlık Sigortalısı ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kasti veya suç sayılı bir hareketi mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir hükmü kapsamında, gerekse SGK’nın 2012/40 sayılı Genelgesi kapsamında başvurana sağlık giderlerinin, kesinleşen mahkeme kararına istinaden yansıtılmasında Kanuna bir aykırılık tespit edilememiştir.
11.2. Öte yandan 10.2 numaralı paragrafta detaylandırılan; Karşıyaka Adli Tıp Kurumu
Müdürlüğünce yapılan tespitler ve tutulan rapor, ayrıca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza
Dairesi tarafından kurulan hüküm göz önüne alındığında, başvuranın parmakta oluşan kırıktan, tedaviye ilişkin masraflardan ayrıca bu kırığın neden olduğu tedavi sürecinin uzamasından sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmektedir.
12. Diğer yandan, SGK’nın başvurana rücu ettiği tedavi giderlerine ve diğer giderlere bakıldığında; 27/12/2017 tarihinde yaşanan olay sonrası zarar görenin 27-28/12/2017 tarihlerinde Çiğli Bölge Eğitim Araştırma Hastanesinde adli vaka kapsamında gördüğü tedavilere, yine 29/12/2017 tarihinde aynı hastanede bu sefer metakarpal kemik kırığı tanısıyla ortopedi ve travmatoloji servisinde gördüğü tedavilere, daha sonrasında Özel Medicalpark
İzmir Hastanesinde; 19/01/2018 ve 05-16-28/02/2018 tarihlerinde de kırık tanısıyla ortopedi ve travmatoloji servisinde gördüğü tedavilere ilişkin giderlerin, ayrıca zarar görenin iş göremediği günler için farklı tarihlerde kendisine ödenen Geçici iş Göremezlik Ödeneği tutarlarının da başvurana borç çıkarıldığı görülmektedir.
13. Zarar görenin hastanelerde gördüğü tedaviler, yapılan işlemler, geçici iş göremezlik ödeneği ve mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde, başvurana yansıtılması gereken giderlerin basit tıbbi müdahaleyle giderilecek ölçüde tedavi giderleri olması gerektiği, oysa 12 numaralı paragrafta yer verilen tedavi periyoduna bakıldığında zarar görenin çoğunlukla oluşan kırık nedeniyle tedavi gördüğü, başvuranın zarar görende meydana gelen kırıktan sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim ilk derece mahkemesi kararının da bu yönde bozulduğu anlaşılmaktadır.
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın tedavi giderlerine ilişkin mahkeme kararı doğrultusunda basit tıbbi müdahaleyle giderilecek giderlerden 5510 sayılı
Kanunun 76 ncı maddesinin son fıkrası gereği sorumlu olduğu ancak Karşıyaka Adli Tıp
Müdürlüğü raporu ve yine mahkeme kararı göz önüne alındığında zarar görende meydana gelen kırıktan, söz konusu kırığa ilişkin tedavi giderlerinden ve bu kapsamda iş göremediği günlere ilişkin giderlerin başvurana rücu edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede
İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL – KISMEN REDDİNE; Başvuranın adli vaka sonrası kendisine rücu edilen tutarın tamamına itirazı yönünden talebinin REDDİNE, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvurana rücu edilebilecek tutarın, başvuranın sadece sebep olduğu ölçüde ve zarar görende basit tıbbi müdahaleyle giderilen tedaviye yönelik tutarlar ile sınırlı tutulması ve yapılan işlemlerin bu doğrultuda düzeltilmesi hususunda,
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi