ÖZET: Danıştay kararında, Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında bulunan “protokol girişi” ibaresinin kaldırılması talebi incelenmiştir. Başvuran, bu ibarenin adliyenin kuruluş mantığına aykırı olduğunu ve hukuki bir dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür. İdare, kapının hâkim-savcı ve personel girişleri için düzenlendiğini, ancak hiç kullanılmadığını ve güvenlik gerekçesiyle kapalı tutulduğunu belirtmiştir.

Kararda, yargının bağımsız ve tarafsız olmasının modern demokrasilerin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanmış, protokol kavramının yargının işleyişinde önemli bir yer tuttuğu ifade edilmiştir. Yargının protokolden soyutlanmasının hukuken mümkün olmadığı, adaletin sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesi için mahkeme dışı unsurların ve fiziki koşulların uyum içinde olması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığına kanaat getirilmiş ve “protokol girişi” ibaresinin kaldırılması yönünde Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, adaletin kalitesinin artırılması ve yargı bağımsızlığının sağlanması açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7340-S.23.11941

BAŞVURU NO : 2022/19422

KARAR TARİHİ : 13/06/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuran, Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında bulunan “protokol

BAŞVURUNUN KONUSU :

girişi” ibaresinin kaldırılmasını talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 28/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda Av. özetle; Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında “protokol girişi” ibaresinin bulunduğunu, adliyenin bir protokol kapısının olmasının, adliyenin kuruluş mantığına aykırı olduğunu ve hukuki bir dayanağının da bulunmadığını belirterek; uygulamanın sonlandırılarak, söz konusu yazının sökülmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 17/01/2023 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı

Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 03/02/2023 tarihli ve / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Adliyelerin projelendirilmesinin 3194 sayılı İmar Kanunu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, Sığınak

Yönetmeliği, Otopark Yönetmeliği, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, Binalarda

Enerji Performansı Yönetmeliği, TS 9111 Özürlüler ve Hareket Kısıtlılığı Bulunan Bireyler için Binalarda

Ulaşılabilirlik Gerekleri, Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Forumları Kitabı, Binaların Gürültüye Karşı

Korunması Hakkında Yönetmelik, Su Yalıtımı Yönetmeliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığı tarafından yayımlanan “Mimari Proje Düzenleme Esasları” hükümleri dikkate alınarak Başkanlık

“Adliye İhtiyaç Programı” doğrultusunda yapıldığı, 2.2. Şikâyete konu kapının, Trabzon Adliyesi projesinde kuzeydeki giriş, hâkim-savcı ve personel için düzenlendiğini, ayrıca “protokol girişi” adı altında herhangi bir giriş planlanmadığı, /

2.3. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bakanlığın 11/11/2011 tarihli ve 149 nolu

Genelgesi uyarınca, adliyelerde yapılacak düzenlemelere ilişkin harcama yetkilisinin Cumhuriyet

Başsavcısı olduğu, 2.4. Başkanlığın 21/12/2022 tarihli ve E- – – / sayılı yazısı ile; Başkanlık görüşü bildirilmemiş olup, “Protokol girişi” ibaresinin konulması veya kaldırılmasıyla ilgili takdirin Başsavcılığa ait olduğu bu kapsamda evrakın ilgisi nedeniyle Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde; “ Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.3. “Yargı yetkisi” başlıklı 9. maddesinde; “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” 3.4. “ Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir…Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)

kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 10. maddesinde; “Herkesin, hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde ve kendisine herhangi bir suç isnadında bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, hakça ve kamuya açık olarak yargılanmaya hakkı vardır.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin;

5.1 “Adil Yargılanma Hakkı ” başlıklı 6. maddesinde; “1. Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir…” 5.2. “Ayrımcılık yasağı” başlıklı 14. maddesinde; “Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.” 6. Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 14.

Maddesinde; “1. Herkes mahkemeler ve yargı yerleri önünde eşittir. Herkes, hakkındaki bir suç isnadının

/

veya hak ve yükümlülükleri ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından adil ve aleni olarak yargılanma hakkına sahiptir… ” 7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Hakimlerin Bağımsızlığı, Etkinliği Ve Rolü Hakkında Üye

Devletlere Yönelik R (94) 12 Sayılı Tavsiye Kararının; 7.1. “Hakimlerin Bağımsızlığı Genel İlkeleri” başlıklı Birinci İlkesinde; “1. Hakimlerin bağımsızlığını korumak, geliştirmek ve saygı göstermek için gerekli bütün tedbirler alınmalıdır…” 7.2. “Hakimlerin Otoritesi” başlıklı İkinci İlkesinde; “1. Devlet kurumları ve temsilcileri de dahil olmak üzere, herhangi bir dava ile ilgili olan bütün kişiler hakimin otoritesi altındadır. 2. Hakimler otoritelerinin devamı, mahkemelerin onurunun korunması ve görevlerinin ifası için kullanmaya muktedir olacakları yeterli yetkilerle donatılmalıdır.” 7.3. “Yargı Sorumlulukları” başlıklı Beşinci İlkesinde; “1. Yargılamalarda hakimler bütün kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile mükelleftir…” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında bulunan “protokol girişi” ibaresinin kaldırılmasını talep etmektedir.

10. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

10.1. Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında “protokol girişi” ibaresinin bulunduğu, 10.2. Kapının, Trabzon Adliyesi projesinde kuzeydeki giriş olarak, hâkim-savcı ile personel girişleri için düzenlendiği, 10.3. Hali hazırda; söz konusu kapının Hakim, Cumhuriyet Savcısı, Personel, Vatandaşlar ve Avukatlar tarafından şu ana kadar hiç kullanılmadığı ve güvenlik gerekçesiyle kapalı tutulduğu, adliyenin yalnızca ön giriş kapısının kullanıldığı, 10.4. “Protokol Girişi” ibareli arka kapısının ise yalnızca heyetlerin ve dışarıdan gelen misafirlerin karşılanması amacıyla kullanıldığı belirtilmiştir.

11. Adaletin sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesi; yasaların toplumsal taleplere ve ihtiyaçlara uygunluğu, hâkim ve savcıların bilgi birikimi donanımı, eğitimli personel gibi mahkemeye bağlı unsurların ve avukatlar, taraflar gibi mahkeme dışı unsurların, fiziki mimari koşulların birbirlerine sıkı şekilde bağlı ve uyum içinde yürüyen bir yapı oluşturmasına bağlıdır. Bu unsurlar bir şekilde aksıyorsa, aralarındaki uyum bozulur ve sistem aksamaya başlar, bu da dağıtılan adaletin kalitesinin

düşmesine yol açacaktır. Bir hususun güvenilir olması, memnuniyet verici olmasının en önemli özelliklerinden birisi de kalitedir. Kamu hizmetlerinde kalite tanımı yapılırsa; belirlenmiş standartlara uygun hizmet üretmek ve bu üretim sonucunda vatandaş beklentilerini en yüksek düzeyde sağlamaktır.

Yargı açısından memnuniyet ve tatmin edicilik kavramlarını ele aldığımızda, adli mercilerle her türlü teması olan kişilerin çağdaş standartlarda bir hizmet almalarını, bu sürecin sonunda açtıkları davaları kaybetseler veya sanık oldukları yargılamalarda mahkûm olsalar bile, kişisel özellikleri örselenmeden, makul bir zaman diliminde bu sonuca ulaşabilmeleri, sonuçta oluşan razı olma hali olarak değerlendirebiliriz. Bu konuda ülke genelinde standartlar oluşturulması ve bunların denetlenmesi öncelik arz etmektedir. Kötü fiziki şartlara sahip adliyeler, hizmet verdikleri kişiler kadar şüphesiz olarak yargı görevlileri üzerinde de negatif bir etki oluşturmaktadır. Bilimsel raporlarla da kanıtlanmış olduğu gibi içinde bulunulan ortam insan bünyesi üzerinde büyük etkiye sahiptir. Adliye binaları, yargı çalışanları ve avukatlar için verimli ve huzurla çalışabilecekleri mekanlar olarak tasarlanırken, vatandaşlara adliyenin girişinden itibaren iyi bir enformasyon sağlanması, açtıkları davalar veya haklarında yürütülen soruşturma ve yargılamalarla ilgili asgari öngörülebilirliğe sahip olmaları, hizmet odaklı devlet anlayışının ve hukuk devleti ilkesinin temel esasını oluşturmaktadır. (Alp Aziz Bacak, Adliyelerin Fiziksel ve Mimari Koşulları Bağlamında Yargısal Memnuniyet TTB Dergisi, 2015, Sayı 120)

12. Şikâyete konu uyuşmazlıkta Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında bulunan “protokol girişi” ibaresinin kaldırılması talep edilmekte olup, protokol kavramı, ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirilen resmi toplantı, tören, davet, görüşme, yazışma, kabul, ziyafet, ziyaret gibi etkinliklerde uyulması gereken kurallar bütünü olarak tanımlanabilir. İnsanların sosyal ilişkilerinde nezaket ve toplumsal davranış kurallarına uygun tutum ve davranışlar sergilemeleri beklenirken kamu görevlilerinin mevzuat ve teamüllerle belirlenmiş olan protokol usul ve esaslarına riayet etmeleri gerekmektedir. Nitekim nezaket ve toplumsal davranış kurallarına uygun tavır ve eylemlerde bulunmak kişinin şahsına, protokol usul ve esaslarına riayet etmek ise kişinin sahsı ile birlikte rütbesine ve makamına saygı duyulması sonucunu beraberinde getirmektedir. Kamusal iş ve işlemler ile diplomatik ilişkilerin yürütülmesinde kullanılan şekli ve biçimsel kaideler dizisi olarak tanımlanabilecek protokol kurallarının bilinmesi ve uygulanması, işlerin kalitesinin artmasına, yöneticilerin ve çalışanların kendilerine olan güvenahenginin tesis edilmesine, işlerin yapılması esnasında meydana gelebilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesine, yönetenler ve yönetilenler arasındaki münasebetlerin yasal bir zemine oturmasına, ikili ilişkilerde başarılı olunmasına, kurumsal niteliğin ve dinamizmin yükselmesine, devlet geleneklerinin devam ettirilmesine, kişisel, kurumsal ve milli saygınlığın korunmasına ve devletler arasındaki diplomatik münasebetlerin gelişmesine ve pekişmesine katkı sağlayacaktır. Bu pozitif yansımalar kamu idarelerinde çalışanların ve diplomatik misyonların protokol kurallarını etkili bir biçimde tatbik etmelerini gerekli kılmaktadır. Kamu idareleri devlete ait iktidar ve yetkileri kullanarak toplumun her türlü gündelik ve ortak gereksinimlerini, bütünün yararını gözetmek kaydıyla karşılamak zorunda olan yapılardır. Bu yapıların vatandaşların ihtiyaç duydukları hizmetleri, yerinde ve zamanında üreterek sağlıklı bir biçimde sunması, toplumsal huzur ve refahın tesis edilerek devam ettirilmesi açısından son derece önemlidir.

Kamusal hizmetlerin belirtilen şekilde imal edilerek vatandaşlara arz edilmesinde rol oynayan unsurlardan biri de hiç kuşkusuz protokol kurallarıdır. Öyle ki protokol kuralları kamu çalışanlarının devletin düşünce ve davranış tarzına uygun tavır ve eylemlerde bulunmasını sağlayarak hizmetlerin üretim ve sunum kalitesini arttırmaktadır. Türkiye, kamusal hizmetlerin yerine getirilmesi konusunda önemli bir mesafe kat etmiş olan fonksiyonel bir ülkedir. Zira kamu kurum ve kuruluşları, vatandaşların çok büyük bir kısmına, ihtiyaç duydukları hizmetleri yerinde ve zamanında üreterek başarılı bir şekilde ulaştırabilmektedir. Fakat çalışanların protokol kurallarını göz ardı ederek

birbirlerine ve özellikle hizmetlerden yararlanmaya çalışan insanlara yönelik tutum ve davranışları kamu idarelerinin etkinliğini önemli ölçüde düşürmektedir. Bu düşüş, vatandaşların devlete olan güven ve saygılarının zayıflamasına neden olmaktadır. (Latif Pınar, Hülya Demirağ, Türkiye’de Protokol Eğitimi’nin

Yetersizliği Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, Ekim 2018)

13. Yargı erki, yasama ve yürütme erklerinden bağımsız fakat devletten bağımsız değildir. Anayasa ile bağlıdır ve bu anayasa ile kurulan teşkilat içinde yer almaktadır. Protokol ise sadece yürütme erki ile ilgili bir düzenleme ve faaliyet olmayıp devletin diğer erklerini de kapsayan bir olgudur. Yargı mensupları da birtakım toplantılara ve törenlere katılmak, yazışmalar yapmak, temaslarda bulunmak durumunda olduklarına göre yargının protokolden soyutlanması hukuken ve sosyal bakımdan söz konusu değildir. (Ali ALTINTAŞ, Protokol Sıradüzeni ve Ötelenen Yargıçlık, TBB Dergisi, 2015, Sayı 120)

14. Yargının bağımsız ve tarafsız olması, modern demokrasilerin ve hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından birisini teşkil etmektedir. Devletin en temel görevlerinden birisi adalet dağıtmak olup adaletin dağıtımında devlete düşen görev, tarafsızlığı ve eşitliği sağlamaktır. Kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birisini teşkil etmektedir. Adil yargılanma hakkı, olayın herhangi bir yargı merciine intikal ettiği andan kesin hüküm verilene kadar devam eden yargılama sürecinin tümünde gözetilmesi gereken bir haktır. Adil yargılanma hakkı ile güvence altına alınması istenen husus, adil bir karar verilmesinin yanı sıra adil bir karara ulaşılabilmesi için gerekli şartların yargılama öncesi ve sırasında sağlanmasıdır. Adil yargılanma hakkı açısından önemli olan, yargılamanın bitiminde varılan sonuçtan ziyade yargılama sürecidir. Diğer bir deyişle içerik olarak adil bir karar verilip verilmediği değil adil bir karar verilebilmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığı önem kazanmaktadır. Adil yargılanma hakkının bir unsurunu oluşturan yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ilkesinin de ön koşullarından birisidir. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı kaynağını esasen kuvvetler ayrılığı ilkesinden almaktadır. AİHM, mahkemeyi kanunla kurulan, yürütme organı ve taraflar önünde bağımsız ve tarafsız, yargılama usulü güvencesine sahip bir makam olarak tanımlamaktadır. AİHM, tarafsızlık kavramını objektif ve sübjektif olmak üzere iki açıdan ele almaktadır. Sübjektif tarafsızlık, mahkeme üyesi hâkimlerin birey sıfatıyla ilgili iken, objektif tarafsızlık ise kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimdir ve mahkemenin hak arayanlara güven veren, tarafsız bir görünüme sahip bulunan, tarafsızlığı sağlamak için alınmış bulunan tedbirlerin mahkemenin tarafsızlığı konusunda makul her türlü kuşkuyu ortadan kaldırır nitelikte olmasını gerektirmektedir. Objektif tarafsızlık konusunda tarafsızlığın olup olmadığına ilişkin dış görünüş çok önemlidir. AİHM de mahkemelerin görünümü açısından bağımsızlığına ilişkin karar verdiği davalarda benimsediği ‘‘Adaletin yerine getirilmesi yetmez, yerine getirildiği şeklinde bir görünüş olması da gereklidir.’’ yaklaşımını nesnel tarafsızlık incelemelerinde sıklıkla kullanmaktadır. AYM’ ye göre de nesnel tarafsızlık kapsamında mahkemelerin kuruluşu ve yapılanmasıyla ilgili yasal ve idari düzenlemelerin nesnel olarak tarafsız olmadığı izlenimini vermemesi gerekir. (Fatih TORUN, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Fazlı

Aslaner/ Türkiye Kararı Bağlamında Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkı, Anayasa Yargısı, Cilt: 37, Sayı : 2023/7340-S.23.11941 1, (2020))

15. Bağımsızlık, mahkemelerin huzuruna gelen kişilerin yargıya güven duymaları bakımından son derece önemli bir ilke olan tarafsızlığın da ön koşuludur. Yargının bağımsız olmadığı bir ortamda, kurumsal anlamda tarafsızlıktan da söz edilemez. Bağımsızlık daha dışsal bir durumken tarafsızlık davalardaki konular ve taraflarla bağlantılı olarak, siyasi yansızlık da dahil olmak üzere mahkemenin zihinsel durumuna

ve içsel tavrına ilişkindir. Tarafsızlık ilkesi ile kastedilen; fiili veya algılanan herhangi bir önyargının ve yanlılığın olmaması ya da bu hususta makul bir kaygının bulunmamasıdır. Bu bağlamda, 2017 yılında gerçekleştirilen değişiklik ile Anayasa’nın “Yargı yetkisi” başlıklı 9’uncu maddesine “tarafsızlık” ilkesinin eklenerek tarafsızlığın önemine dikkat çekilmesi son derece isabetli olmuştur. (Yargıtay 1.

Başkanı, 2020-2021 Adli Yıl Açılış Konuşması)

16. Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi ve İstanbul Bildirgesinin Etkili Biçimde

Uygulanması İçin Tedbirlerde; Yargının, adaletin gerçekleştirilmesine ilişkin halkın memnuniyetini değerlendirmesi ve bu yolla adaletin kalitesini yükseltmek için çaba göstermesi gerektiğini belirterek; adalet yönetimine ilişkin halkın güveninin sürmesi, adaletin kalitesine bağlı olduğundan, yargının, halkın olumsuz algılarını düzeltmek ve bu tür algılara yol açan yargı sürecindeki verimsizlikleri veya diğer engelleri ortadan kaldırmak için tasarlanmış sistem genelinde kapsamlı bir strateji oluşturması gerektiği düzenlenmiştir.

17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında “protokol girişi” ibaresinin bulunduğu, kapının, Trabzon Adliyesi projesinde kuzeydeki giriş olarak, hâkim-savcı ile personel girişleri için düzenlendiği, şu ana kadar hiç kullanılmadığı ve güvenlik gerekçesiyle kapalı tutulduğu, yalnızca heyetlerin ve dışarıdan gelen misafirlerin karşılanması amacıyla kullanıldığı, yargının protokolden soyutlanmasının hukuken ve sosyal bakımdan söz konusu olmadığı ancak; adaletin sağlıklı bir biçiminde gerçekleşmesinde mahkeme dışı unsurların, fiziki mimari koşulların da birbirlerine sıkı şekilde bağlı ve uyum içinde yürüyen bir yapı oluşturmasına bağlı olduğu, hizmet odaklı devlet anlayışının ve hukuk devleti ilkesinin temel esasını oluşturduğu, güvenlik ve diğer gerekçelerle adliyelerde birtakım tedbirler alınması tabii olmakla beraber, yargının bağımsız ve tarafsız olmasının, modern demokrasilerin ve hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından birisini teşkil ettiği, AİHM’in, mahkemeyi kanunla kurulan, yürütme organı ve taraflar önünde bağımsız ve tarafsız, yargılama usulü güvencesine sahip bir makam olarak tanımladığı ve tarafsızlık kavramını objektif ve sübjektif olmak üzere iki açıdan ele aldığı, objektif tarafsızlıkta kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin ve mahkemenin hak arayanlara güven veren, tarafsız bir görünüme sahip, tarafsızlığı sağlamak için alınmış bulunan tedbirlerin mahkemenin tarafsızlığı konusunda makul her türlü kuşkuyu ortadan kaldırır nitelikte olmasını gerektirdiği de dikkate alındığında; idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)

durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı

Trabzon İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Trabzon Adliyesinin kuzey kapısında bulunan “protokol girişi” ibaresinin gerekçede anlatılan hususlarda göz önünde bulundurularak kaldırılması yönünde ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/