|
ÖZET: Başvuran, adliyede müvekkili ile görüştürülmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, tutuklu ve gözaltında bulunan şüphelilerle avukatların görüşme imkanlarının artırılması için tedbir alınmasını talep etmiştir. Ancak, yapılan incelemede, avukatın müvekkili ile görüşme talebinin adli makamlarca yapılan ifade alma ve sorgu işlemi sırasında gerçekleşmediği, dolayısıyla müdafiinin hukuki yardımda bulunma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
Jandarma personelinin, adliyede tutuklu ve hükümlülerin güvenliğini sağlamakla görevli olduğu ve bu nedenle avukat görüşmelerine izin vermediklerinin, mevzuata uygun bir uygulama olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, adliyelerde tutuklu ve hükümlü bekleme odalarının, görüşme odası olarak düzenlenmediği ve bu nedenle avukatların ceza infaz kurumları içinde belirlenen yerlerde görüşme yapmaları gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuruya konu olayda jandarma personelinin mevzuata uygun davrandığı ve şikayetin reddedilmesi gerektiği karara bağlanmıştır. Bu durum, avukatların müvekkilleriyle görüşme haklarının, ceza infaz kurumları çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/14013-S.22.21467
BAŞVURU NO : 2022/6699
KARAR TARİHİ : 28/10/2022
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
ŞANLIURFA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, Avukatın Adliyede müvekkili ile görüştürülmemesinin hukuka aykırı olduğunu ifadeyle, Adliye içerisinde tutuklu ve gözaltında bulunan şüphelilerle avukatların görüştürülmesi hususunda gerekli kolaylığın sağlanması ve bu amaçla gerekli tedbirlerin alınması hususunda tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 07/05/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, Şanlıurfa Barosu olduğunu, 08.12.2021 tarihi, saat 14:00 sularında Merkezi arayan Av. Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ifadesi alınan müvekkili mahkemede savunmasına katıldığı duruşması sonrası müvekkili ile görüşmek için yanına gittiğini, ancak Şanlıurfa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personelince müvekkili ile görüştürülmediğini beyan ettiğini, bunun üzerine merkez başkanı ve merkez üyeleri ile birlikte Şanlıurfa Adliyesine gidildiğini, huzurda Av. müvekkili ile
Adliyede görüşme talebini yinelediğini, ancak ceza infaz kurumu personelince müvekkil ile yine görüştürülmediğini, personelin “adliyede görüşme yapılamayacağı, görüşme yapılabilmesi için cezaevi savcısından izin kâğıdı alınması gerektiğinin” beyan edildiğini, bir avukatın adliyede müvekkili ile görüştürülmemesinin hukuka aykırı olduğunu ifadeyle, başvurunun kabulüne karar verilerek adliye içerisinde tutuklu ve gözaltında bulunan şüphelilerle avukatların görüştürülmesi hususunda gerekli kolaylığın sağlanması ve bu amaçla gerekli tedbirlerin alınması hususunda tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Uyuşmazlık konusu hakkında bilgi edinilmek üzere 10/06/2022 tarihli ve S. sayılı yazımızla
Adalet Bakanlığı’ndan bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup, Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünden alınan 02/09/2022 tarihli cevabi yazıda; 2.1. Başvuru konusu hakkında Kurumumuzca verilen 24.12.2021 tarihli ve / -S. sayılı yazıyla Genel Müdürlüğe gönderilen “Gönderme Kararı” dışında söz konusu görüşme talebi ve görüşmenin engellendiğine ilişkin herhangi bir şikâyet kaydı veya bilgi ve belge bulunmadığı, Gönderme Kararına istinaden yapılan inceleme sonucunda, başvuru sahibine 22.07.2022 tarihli ve yazı ile cevabî bilginin gönderildiği, 2.2. Ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan hükümlülerin avukat ve noterle görüşmelerinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 59 uncu maddesinde düzenlendiği, 2.3. Anılan Kanun’un “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Bu
Kanunun; … avukat ve noterle görüşme hakkı, … konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62,
65 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları
tutuklular hakkında da uygulanabilir.” hükümlerinin yer aldığı, 2.4. Hükümlü ve tutukluların avukatlarıyla ceza infaz kurumunda yaptıkları görüşmelerin anılan Kanunun
59 uncu maddesi uyarınca bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde gerçekleştirildiği, adliyelerde ise hükümlü
ve tutukluların bekleme odalarında duruşmalarını bekledikleri, 2.5. Ayrıca Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in 72 nci maddesinde hükümlülerin avukat ve noterle görüşme hakkının düzenlendiği, anılan
Yönetmeliğin 139 uncu maddesinin beşinci fıkrasında ise tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz. Bu kapsamda; a) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.” hükümlerinin yer aldığı, ülkemiz genelindeki ceza infaz kurumlarında mevzuat hükümleri gereğince iş ve işlemlerin gerçekleştirildiği, 2.6. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık
Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 50 nci maddesinde; “Duruşmalar için bekletilen hükümlü ve tutukluların korunmalarını sağlamak amacıyla ve bütçe imkânları da dikkate alınarak büyükşehirlerden başlamak üzere adliyelerde; kadın, erkek ve gerekiyorsa çocuk hükümlü ve tutuklular için ayrı ayrı tuvaletli, pencereli ve muhafazalı odalar inşa edilir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, 2.7. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık
Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün 19 uncu maddesi gereğince, ceza infaz kurumlarından barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların duruşmalarına ilişkin evrak ve yazışmaların ceza infaz kurumunca yapıldığı, hükümlü/tutukluların götürülüp getirilmesinin Jandarma Bölük Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiği, bu kapsamda da, hükümlü ve tutukluların sevk veya nakli sırasında kaçmalarını önlemek ve güvenliği sağlamak amacıyla sağlığa zarar vermeyecek şekilde gerekli bütün
önlemlerin jandarma görevlilerince alındığı, söz konusu durumun ceza infaz kurumları idaresinin yetkisinde olmadığı, 2.8. Ceza Muhakemesi Kanununun “Müdafi Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi” kenar başlıklı 149 uncu maddesinde; soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunabildiğinin hüküm altına alındığı, somut olayda da müdafinin duruşma esnasında temsil ettiği tutuklunun yanında olduğu, hususları bildirilmiştir.
3. Kurumumuzun 10/06/2022 tarihli ve S. sayılı yazısı ile Şanlıurfa Cumhuriyet
Başsavcılığından bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup, Cumhuriyet Başsavcılığından alınan 20/06/2022 tarihli ve B.M. / sayılı cevabi yazıda; 3.1. Şikayete konu olayın Şanlıurfa Adliyesinde Ceza İnfaz Kurumlarından duruşma için getirilen hükümlü/tutukluların bulundukları güvenlik amaçlı bekleme odasında yaşandığı, bekleme odasında görevli personellerin dış güvenlik, sevk ve nakilden sorumlu Şanlıurfa Valiliği 2’nci Cezaevi Jandarma Bölük
Komutanlığı personelleri olduğu, 3.2. Başvuru konusunun ceza infaz kurumlarından duruşma amaçlı adliyeye getirilen hükümlü veya tutukluların, güvenlik ve duruşma için adliyelerde kurulu bekleme odalarında bulunurken müdafileri ile serbestçe görüşme yapıp yapamayacağına dair olduğu, bu alanlarda görevli personelin ise H/T’lerin sevk, nakil ve güvenliğinden ceza infaz kurumları dış güvenlik sorumlusu jandarma personelleri olduğu, 3.3. 5275 sayılı Kanunun hükümlülerin avukatları ile görüşmesi düzenleyen 59/2. maddesinde “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.” şeklinde olduğu, ayrıca aynı kanunun tutuklular ile müdafilerinin görüşmesini düzenleyen 114/5. maddesinde “Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.” şeklinde olduğu, kanunun lafzında yer alan kurum teriminin ayrımının ise aynı kanunun 8 ila 15 maddelerinde belirlendiği, bu kapsamda müdafiilerin H/T’ler ile yapacağı görüşmelerin yukarıda belirtilen kanun maddeleri çerçevesinde ceza infaz kurumlarının düzeni çerçevesinde bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde yapılması gerektiği, güvenlik ve duruşma amaçlı adliyelerde oluşturulan bekleme odalarının ceza infaz kurumlarının eklentisi, müştemilatı olmadığı, buralarda infaz koruma memuru bulunmadığı, ayrıca mevzuatımızda adliye bekleme odalarında avukat görüşme yeri düzenlemesi yapılmadığı, düzenlemenin ceza infaz kurumuna dair olduğu, 3.4. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 72/12. maddesinde “Kurumlarda, avukat ve noter ile hükümlünün görüşmeyi yapacağı mekânlar, bu hakkın kullanımına uygun şekilde kurum idaresince düzenlenir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere avukat görüşmesi ceza infaz kurumu içerisinde, ceza infaz kurumu idaresinin belirleyeceği şekilde yapılması gerektiği, 3.5. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık
Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 50’nci maddesinde “Duruşmalar için bekletilen hükümlü
ve tutukluların korunmalarını sağlamak amacıvla ve bütçe imkânları da dikkate alınarak büyükşehirlerden başlamak üzere adliyelerde; kadın, erkek ve gerekiyorsa çocuk hükümlü ve tutuklular için ayrı ayrı tuvaletli, pencereli ve muhafazalı odalar inşa edilir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, bu cümleden olarak adliyelerde bulunan H/T bekleme odalarının H/T’lerin korunmaları ve ihtiyaçlarının giderilmesi maksadıyla yapıldığı, ayrıca H/T’lerin müdafileri görüşmesi için oluşturulacak görüşme odalarından bahsedilmediği, bu alanlarda avukat görüşme odası oluşturulması için yasal bir düzenleme bulunmadığı, 3.6. Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliğinde Jandarma personelinin ceza infaz kurumları ile ilgili görevlerinin “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevlerinin dış korumalarını yapmak” olduğu, 3.7. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık
Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 66. Maddesinde tutuklu ve hükümlülerin soruşturma ve duruşmaya götürülmesi şeklinin düzenlendiği, aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükümlü ve tutukluların gerek yolda gerek adliyede başkaları ile görüşmeleri ve bir şey alıp vermelerine izin verilmez.” şeklinde düzenleme olduğu, yine Ceza İnfaz Kurumlarının Dış Koruması ile Sevk ve Nakil Hizmetleri Yönergesinin 5’nci bölüm 28’nci maddesinde Adliyelere sevkler başlığının 19’ncu fıkrasında “Hükümlü ve tutukluların gerek yolda gerek adliyede başkaları ile görüşmeleri ve bir şey alıp vermelerine izin verilmez.” şeklinde düzenleme bulunduğu, 3.8. Tüm bu mevzuatsal açıklamalar ışığında; avukatların, hükümlü veya tutuklu olan müvekkilleri ile görüşme, belge alma veya verme gibi benzer haklarını ceza infaz kurumlarından duruşmadan önce veya sonra kullanmaları gerektiği, adliyeler de kurulan bekleme odalarının hükümlü tutukluların duruşma saatini beklerken güvenliği ve ihtiyaçları için oluşturulduğu, adliyede kurulan tutuklu ve hükümlü bekleme odalarında infaz koruma memuru görevlendirilmesi mevzuatsal olarak mümkün olmadığı, yine jandarma personelinin mevzuatsal olarak tutuklu ve hükümlüleri müdafileri ile görüştürme ile ilgili bir görevinin olmadığı, avukatlık mesleğinin icrası kapsamında H/T ile görüşmelerin duruşmadan önce ceza infaz kurumlarından gerçekleştirilmesi gerektiği, ülkemizde genel uygulamanın bu şekilde olduğu, bu kapsamda somut olayda jandarma personelinin mevzuata uygun davrandığı hususu değerlendirildiği, 3.9. Ayrıca yapılan müracaatta, müdafiinin temsil ettiği şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınması ve sorgu yapılma sürecinde yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı olduğu gerekçe gösterilse de, müracaata konu olayın adli makamlarca yapılan ifade alma ve sorgu işleminin yapıldığı esnada gerçekleşmediği, bu nedenle somut olayda müdafinin duruşma esnasında temsil ettiği tutuklunun yanında olduğu, duruşmanın çok önce sonlanması nedeni ile tekrar hukuki yardımda bulunulmasını gerektiren bir halin mevcut olmadığı, yine ceza infaz kurumu dışında yapılacak avukat görüşmelerinde gerekli kontrolleri uygun şartlarda yapılamayacağından, geçmiş dönemlerde meydana gelen basına yansımış olaylar gibi hem görevli personelin hem de hükümlü veya tutuklunun olumsuz etkileneceği telafisi mümkün olmayan olayların oluşabileceği, bu kapsamda başvuruya konu olayda görev alan kamu görevlilerinin davranışlarını görevlerinin icrası kapsamında mevzuata uygun olarak gerekleştirdikleri yönünde hukuki değerlendirme ile birlikte Şanlırufa Valiliği 2’nci Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının hazırlamış olduğu 04/01/2022 tarihli ‘nci C.evi J.Bl.K.Lığı sayılı cevabi yazısı ve Şanlıurfa E Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumundan temin edilen belgelerin yazı ekinde sunulduğu, belirtilmiştir.
4. Şanlıurfa Valiliği 2’nci Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının 04/01/2022 tarihli
– / ‘nci sayılı yazısında ise özetle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda yer verilen yazısında yer alan mevzuat düzenlemelerine yer verilerek, somut olayla ilgili olarak; 4.1. Müracaata konu olay ile ilgili görevli personel ile yapılan sözlü mülakatta “08.12.2021 günü Şanlıurfa 7nci Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonuna tutuklu, çıkartıldığı, duruşma bitiminde tekrar emniyet odasına alındığı esnada, müracaata konu olan Avukatın sadece Jandarma kullanımına sunulan yere gelerek ayrı bir yerde baş başa görüşme talep ettiği, bunun mümkün olmadığı, kendilerinin kontrolünde söylemek istediği bir husus varsa söylemesi konusunda yardımcı olunabileceği, bu şekilde görüşme kabul etmediği, istediği gibi görüşme yapması için Cezaevi Cumhuriyet Savcısından izin alınması gerektiği veya Ceza İnfaz Kurumu içerisinde görüşebileceğinin beyan edilmesine rağmen halen görüşme talebinde ısrar ederek görevi yaptırmamaya kadar vardırdığının beyan edildiği, 4.2. Her ne kadar yapılan müracaatta müdafinin temsil ettiği şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınması ve sorgu yapılma sürecinde yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı olduğu gerekçe gösterilse de müracaat içeriğinde belirtildiği gibi duruşma esnasında müdafinin temsil ettiği şüphelinin yanında olduğu için tekrar hukuki yardımda bulunulacak bir durumun olmadığı, 4.3. Müracaat ile ilgili konunun olduğu zaman görevli personel tarafından ifade alma ve sorgu işleminin yapılmadığı, bu işlemin adli makamlar tarafından yapıldığı, görevli Jandarma personelinin görevinin sadece güvenlik tedbiri alarak, yetkili makam önünde hazır etmek olduğu için müracaat içeriğinde belirtilen hukuki yardımda bulunma ile ilgili bir durumun söz konusu olmadığı, 4.4. Avukatların şüpheli ile Ceza İnfaz Kurumu içerisinde Ceza İnfaz Kurumu tarafından hazırlanan avukat görüşme bölümlerinde infaz koruma görevlileri tarafından ve nezaretinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra görüşme yaptırıldığı, yukarıda belirtilen mevzuat içerikleri ile de avukat görüşmelerinin bu husus doğrultusunda yapılmasının amir olduğu, 4.5. Ceza infaz kurumu dışında yapılacak Avukat görüşmelerinde gerekli kontroller uygun şartlarda yapılamayacağı için daha önce meydana gelen olaylar gibi telafisi mümkün olmayan olayların oluşabileceği, 4.6. Belirtilen hukuki gerekçelerden dolayı adliye emniyet odalarında hükümlü veya tutukluların avukatlar ile Jandarma personeli tarafından görüşme yaptırılamayacağı, ceza infaz kurumu idaresi tarafından kurum içerisinde hazırlanan mekanlarda gerekli kontroller yapıldıktan sonra görüşme yaptırılması gerektiği, kurum dışında güvenlik açısından telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı, hususları bildirilmiştir.
5. Konu hakkında görüşü talep edilen Türkiye Barolar Birliği’nin Hukuk Müşarvirliği tarafından gönderilen 07/07/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 5.1. Savunmanın, Anayasanın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafinin de savunmanın meşru bir aracı olduğu, söz konusu hükmün, müdafi aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına aldığı,
5.2. Savunma hakkının, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini aldığı, bunlardan, İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesinin 121/1, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşmanın 14/3b-d maddelerinde sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirildiği, 5.3. 27 Ağustos – 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların
Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Avukatların Rolüne Dair Temel
Prensiplerin (Havana Kuralları) 8. maddesi uyarınca “Gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi ve sansüre uğramadan tam bir gizlilik içinde görüşebilmesi için yeterli imkânlar, zaman ve kolaylık sağlanır. Kanun adamları, görüşmeleri gözle izleyebilir fakat dinleyemez.” 16/b maddesine göre ise Hükümetler avukatların
“Yurt içinde ve yurt dışında serbestçe seyahat etme ve müvekkilleriyle görüşebilmelerini” sağlar.
5.4. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6/1 maddesinin (b) fıkrasında “Bir suç ile itham edilen herkesin
… Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olduğu (c) fıkrasında ise “Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği” düzenlenmektedir.
5.5. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149. maddesinin 3. Fıkrasında ise “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz. ” hükmü, 154 ncü maddesinde (l) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. (2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci
Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde inıâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz. “hükmü bulunduğu, 5.6. Madde gerekçesi incelendiğinde, maddeyle avukatın, vekâletnamesinin bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek olmadan yakalanan, gözaltına alınan, muhafaza altına alınan veya tutuklu bulunan şüpheli veya sanık ile her zaman görüşebileceği ilkesi getirilmiş bulunmaktadır.
5.7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59 uncu maddesinde “Görüşme sırasında; hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlar incelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz. ” hükmü bulunduğu, 5.8. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149 uncu maddesine göre temsil ettiği tutukluya en iyi şekilde hukuki yardım yapmakla görevli avukatın, adliye içerisinde müvekkiliyle görüştürülmemesi üstelik bu görüşmenin ceza infaz kurumu personeli tarafından engellenmesinin, avukatın savunma görevini layıkıyla yerine getirememesine ve sanığın yeterli hukuki desteği alamamasına ve dolayısıyla savunma hakkının sınırlanmasına yol açabileceği gibi, avukatın mesleki itibarının zedelenmesi sonucunu da doğurabileceği, Avukattan her zaman, kesintisiz şekilde hukuki yardım almak; gerek şüpheliler, gerekse tutuklu ve
hükümlüler için kanun ile düzenlenen ve keyfi uygulamalar ile engellenmeyecek kadar önemli bir hak olduğu, bu sebeple avukatın adliyede müvekkiliyle yetkisi olmayan personel tarafından görüştürülmemesinin, Anayasada yer alan savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan bir uygulama olduğu, silahların eşitliği ilkesine ve anılan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, 5.9. Yukarıda yer alan gerek uluslararası gerek ulusal mevzuat gereğince, emniyet mensuplarının ve ceza infaz kurumu personelinin, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlara görevlerini ifa ederken yardımcı olmalarının gerektiği, kamu hizmeti yürüten ve yargı görevi yapan avukatları hukuka aykırı olacak şekilde engellememelerinin, adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, silahların eşitiliği ilkesi gereği zorunlu olduğu, 5.10. Avukatın müvekkili ile görüşme talep etmesi üzerine en kısa süre içerisinde ve uygun bir ortamda müvekkili ile görüşmesinin sağlanmasının zorunlu olduğu, Avukatların adliye binalarında müvekkilleriyle görüşmeleri için konuşulanları başkalarının duyamayacağı şekilde uygun bir ortamda görüşebilmelerine olanak sağlanması gerektiğinin değerlendirildiği, bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 6.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 6.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin 3 ve
4 üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) fıkrası “Bir suç ile itham edilen herkesin “savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak” ve (c)
fıkrasında ise “Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek” 8. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; 8.1. 149 uncu maddesinin üçüncü fıkrası “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.”; 8.2. 154 üncü maddesinde “(1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. (2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki
şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.” 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 9.1. 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.” 9.2. “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrası “Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri… avukat ve noterle görüşme hakkı, … konularında … 55 ilâ 62 … inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir.” 9.3. “Tutukluların hakları” başlıklı 114 üncü maddesinin beşinci fıkrasında ise “Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.” 10. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi “Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri şunlardır: a) Mülki görevleri; Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak, (b) ve (c) bentlerinde belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak. b) Adli görevleri; İşlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek. c) Askeri görevleri; Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen askeri hizmetleri yerine getirmek.” 11. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 11.1. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmeliğin 72 nci maddesinin 2/c fıkrası “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görüşmenin görülebileceği bir biçimde yapılır.” onikinci fıkrası “Kurumlarda, avukat ve noter ile hükümlünün görüşmeyi yapacağı mekânlar bu hakkın kullanımına uygun şekilde kurum idaresince düzenlenir.” 11.2. Anılan Yönetmeliğin “Tutukluların hakları” başlıklı 139 uncu maddesinin beşinci fıkrasında
“Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz. Bu kapsamda; a) Şüpheli veya sanık, vekâletname
aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.
Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. …” 12. 21/1/2017 tarihli ve 29995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Jandarma Teşkilat, Görev ve
Yetkileri Yönetmeliğinin; 12.1. “Mülki görevlerin esasları” başlıklı 11 inci maddesinin (g) maddesi “Ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlar.” 12.2. “Tutuklu ve hükümlülerin soruşturma ve duruşmaya götürülmesine ilişkin görevler” başlıklı
25 inci maddesi “(1) Soruşturma ve duruşmalar için adli mercilere götürülecek tutuklu ve hükümlülerin
isim listesi, infaz kurum müdürü tarafından, koruma görevini yürüten jandarma komutanına yazı ile bildirir. Jandarma komutanı muhafız devriyenin kuvvetini saptayarak hükümlü ve tutukluları istenilen yer ve zamanda hazır bulundurur. (2) Hükümlü ve tutukluların gerek yolda gerek adliyede başkalarıyla görüşmelerine ve bir şey alıp vermelerine izin verilmez. (3) Hükümlü ve tutuklular Cumhuriyet savcısının, hakimin ya da mahkemenin önüne götürüldüğünde, inzibat aletleri takılmış ise çıkarılır ve bağlı olmayarak girmeleri sağlanır. Bu yerlerden çıkışta inzibat aletleri ilgili mevzuat kapsamında tekrar takılabilir.” 13. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası “Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”
Hükümlerini amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. İlgili mevzuat, idarelerin cevabı ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, talebin reddine ilişkin hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 15. Başvuran (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 08/12/2021 tarihinde Av.
Şanlıurfa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ifadesi alınan müvekkili müvekkili ile görüştürülmemesinin hukuka aykırı olduğunu ifadeyle, Adliye içerisinde tutuklu ve gözaltında bulunan şüphelilerle avukatların görüştürülmesi hususunda gerekli kolaylığın sağlanması ve bu amaçla gerekli tedbirlerin alınması hususunda tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
16. Anayasanın 36’ncı maddesi ile herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir. Savunma hakkı, Anayasa’da ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerde koruma altına
alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca suçlamaları öğrenme ve savunma hakkı ile avukat temin edebilme hakkı sanığın yakalama anından başlayarak adil bir ceza yargılamasında mutlak sahip olduğu haklar arasında sayılmıştır.
17. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2 nci maddesine göre müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Kanunun 149 uncu maddesi ile şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkına sahip olduğu, avukatın, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında sahip olduğu şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı belirlenmiştir. Kanunun 150’nci maddesi ile şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirileceği ve bazı suçlar bakımından istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirileceği, 154’üncü maddesi ile de şüpheli ve sanığın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebileceği, bunun için müdafiden vekaletname istenemeyeceği ve bu kişilerin müdafi ile yazışmalarının denetime tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Bu hususlar Suçların
Önlenmesine ve Suçların Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiş olan
Avukatların Rolüne Dair Temel Prensiplerde de vurgulanmış olup gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi ve sansüre uğramadan tam bir gizlilik içinde görüşebilmesi için yeterli imkânlar, zaman ve kolaylığın sağlanacağı belirtilmiştir. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 09/08/2021 tarihli ve 2021/3782 başvuru numaralı Tavsiye Kararı)
18. Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde, yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları açık bir şekilde düzenleme altına alınmıştır. Kolluk personelinin görevini yürütürken uyması gereken ilkeleri belirlemek amacıyla hazırlanmış olan Kolluk Etik İlkeleri “Kolluk ve Yargı İlişkileri” başlığı altında; kolluk personelinin, müdafin üstlendiği role saygı duyacağı; gözaltına alınanların “müdafin hukuki yardımından yararlanma hakkını” etkili biçimde kullanmasını sağlayacağı yinelenmiştir. (Kamu
Denetçiliği Kurumunun 09/08/2021 tarihli ve 2021/3782 başvuru numaralı Tavsiye Kararı)
19. Başvuru dosyasına başvuran tarafından sunulan 08/12/2021 tarihli ve 3 avukat tarafından imzalanmış tutanakta “08/12/2021 tarihinde meslektaşımız Avukat arayarak Şanlıurfa 7.ACM’de yakalaması gerçekleştirilen müvekkili ile görüştürülmediği, duruşma salonunda defaatle kolluk memurlarına müvekkili Epilepsi hastası olması ve bacağına saçma ile vurulması nedeniyle görüşmesi gerektiğini, sadece telefon numarasını sanığa vereceğini ve sanıktan ailesine ait bir numara alacağını belirterek bir dakikalık müsade talep ettiğini, ancak görevli hakan adlı renkli gözlü kişinin kapıyı yüzüne kapatarak görüşemeyeceğini belirtiştir. Bunun üzerine merkezimizden Av.
Av. ve adliyeye gelerek ilgili memurlarla görüşmek üzeri
Tutuklu/Mahkum Kabul Birimine ulaşılmıştır. Kolluk mensupları ile yapılan görüşmelerde, kolluk mensupları şahsımıza hitaben; Av. duruşma sonrasında adiye de görüşülemeyeceğini, duruşma sırasındaki durumun yanlış anlaşılması nedeniyle gerçekleştiğini beyan
etmişlerdir. Av. müvekkili ile görüşmesi sağlanamamıştır. İş bu tutanak, huzurda bulunan avukatlar tarafından tanzim edilerek imza altına alınmıştır.” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.
20. Her ne kadar Kurumumuza yapılan başvuruda Avukatın “ceza infaz kurumu personelince” müvekkil ile görüştürülmediği belirtilmiş ise de, söz konusu tutanağın ve bu hususta Başsavcılık Makamından alınan yazının incelenmesinden, şikayete konu olayın Şanlıurfa Adliyesinde Ceza İnfaz Kurumlarından duruşmaya götürülen hükümlü ve tutukluların bulundukları Hükümlü ve Tutuklu Emniyet Odasında yaşandığı, şikayete konu kolluk personellerin tutuklu/hükümlülerin dış güvenlik, sevk ve nakillerinden sorumlu Şanlıurfa Valiliği 2’nci Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı personelleri olduğu, bu kapsamda şikayetin ve talebin Şanlıurfa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve personelleri ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
21. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59/2. Maddesi “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.” Hükmünü amirdir. Anılan Kanunun “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında “avukat ve noterle görüşme hakkı” çerçevesinde Kanunda 59 uncu maddede yer alan hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanlarının tutuklular hakkında da uygulanabileceği belirtilmiş, tutuklular ile müdafilerinin görüşmesini düzenleyen 114/5. Maddesinde ise “Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.” Denmiştir. Kanunun lafzında yer alan “kurum” teriminin ayrımı aynı
Kanunun 8 ila 15 inci maddelerinde belirtilmiş olup, bu ifadeden ceza infaz kurumlarının anlaşılacağı açıktır.
22. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin
72 nci maddesinde de hükümlülerin avukat ve noterle görüşme hakkı düzenlenmiş olup, anılan maddenin
12. fıkrasında “Kurumlarda, avukat ve noter ile hükümlünün görüşmeyi yapacağı mekânlar bu hakkın kullanımına uygun şekilde kurum idaresince düzenlenir.” denmiştir.
23. Anılan Yönetmeliğin “Tutukluların hakları” başlıklı 139 uncu maddesinin beşinci fıkrasında ise
“Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz. Bu kapsamda; a) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.
Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. …” Hükmüne yer verilmiştir.
24. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7. Maddesinde Jandarma personelinin ceza infaz kurumları ile ilgili görevleri “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevlerinin dış korumalarını yapmak” olarak düzenlenmiştir. 21/1/2017 tarihli ve 29995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 11/(g) maddesinde “Ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlar.” demiş, 24 ila 36 ncı maddeleri arasında Jandarmanın bahse konu görevlerinin ifasına yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.
25. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık
Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim Dış Koruma,
Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün 19 uncu maddesinde hükümlü/tutukluların sevk ve nakillerinin Jandarma tarafından gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Tutuklu ve hükümlülerin sevk veya nakil sırasında kaçmalarını önlemek ve güvenliği sağlamak amacıyla sağlığa zarar vermeyecek şekilde gerekli bütün önlemleri almak jandarmanın görevleri arasındadır.
26. Anılan Protokolün 50 nci maddesinde “Duruşmalar için bekletilen hükümlü ve tutukluların korunmalarını sağlamak amacıyla ve bütçe imkânları da dikkate alınarak büyükşehirlerden başlamak üzere adliyelerde; kadın, erkek ve gerekiyorsa çocuk hükümlü ve tutuklular için ayrı ayrı tuvaletli, pencereli ve muhafazalı odalar inşa edilir.” Denmektedir. Belirtilen hükümde adliyelerde bulunan tutuklu ve hükümlü bekleme odalarının tutuklu ve hükümlülerin korunmaları ve ihtiyaçlarının giderilmesi maksadıyla yapıldığı, tutuklu ve hükümlülerin müdafileri ile görüşmesi için oluşturulacak görüşme odalarından bahsedilmediği anlaşılmaktadır.
27. Konuyla ilgili mevzuat ışığında; avukatların, hükümlü veya tutuklu olan müvekkilleri ile görüşme, belge alma veya verme gibi benzer haklarını ceza infaz kurumlarının düzeni çerçevesinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde kullanmaları gerektiği, adliyelerde kurulan bekleme odalarının hükümlü tutukluların duruşma saatini beklerken güvenliği ve ihtiyaçları için oluşturulduğu, adliyede kurulan hükümlü ve tutuklu bekleme odalarında infaz koruma memuru görevlendirilmesinin mevzuat kapsamında mümkün olmadığı, jandarma personelinin mevzuatsal olarak hükümlü ve tutukluları müdafileri ile görüştürme ile ilgili bir görevinin olmadığı, mevzuatımızda adliye bekleme odalarında avukat görüşme yeri düzenlemesi yapılmadığı, adliyelerde avukat görüşme odası oluşturulması için yasal bir düzenleme bulunmadığından fiili uygulamanın da bu yönde yürütüldüğü görülmektedir.
28. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun altıncı kısım birinci bölümünün “Müdafi Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi” kenar başlıklı 149 uncu maddesi çerçevesinde bakıldığında, şikayete konu somut olayın adli makamlarca yapılan ifade alma ve sorgu işleminin yapıldığı ve hukuki yardımda bulunulmasını gerektiren bir sırada gerçekleşmediği, müdafinin duruşma esnasında temsil ettiği tutuklunun yanında olduğu, bu çerçevede “müdafin hukuki yardımından yararlanma hakkının” etkili biçimde kullanılmasını ihlal eden herhangi bir durumun oluştuğunun söylenemeyeceği, söz konusu personelin ceza infaz kurumu personeli değil Jandarma personeli olduğu tespit edildiğinden, söz konusu Avukata yapılan müdahalenin görevli ve yetkili kişilerce ilgili mevzuatına uygun şekilde gerçekleştirildiği, keyfi bir müdahaleden söz edilemeyeceği, ceza infaz kurumu dışında yapılacak avukat görüşmelerinde gerekli kontrollerin uygun şartlarda yapılamayacağından hem görevli personelin hem de hükümlü veya tutuklunun olumsuz etkileneceği telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği de dikkate alındığında, başvuruya konu olayda görev alan jandarma personelinin mevzuata uygun davrandığı değerlendirilmiştir.
29. Somut başvuruda ayrıca, “adliye içerisinde” tutuklu ve gözaltında bulunan şüphelilerle avukatların görüştürülmesi hususunda kolaylık sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması hususunda tavsiye kararı verilmesi talep edilmektedir.
29.1. Bilindiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi” kenar başlıklı 88 inci maddesi “Kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkilidir. Kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esasları içtüzükle düzenlenir.” hükmünü amirdir. Anılan madde gereğince, kanun teklif etmeye münhasıran milletvekilleri yetkili kılınmış olup, idarelerin kanun teklifi taslağı hazırlama yetkisi bulunmamaktadır.
29.2. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiş olup, anılan maddenin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında kalan başvuru konuları tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiş ve bu kapsamda (b) bendi uyarınca “Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler”in Kurumun görev alanı dışında olduğu hüküm altına alınmıştır.
29.3. Yukarıda yer verilen ilgili hükümlerin birlikte incelenmesinden, başvuranın bu yöndeki talebinin
“Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler” kapsamında kaldığı anlaşılmakla, üst paragraflarda yer verilen ilgili mevzuatı çerçevesinde talebin Kurumumuzun görev alanına girmediği değerlendirilmiştir.
30. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, şikayete konu somut olayın adli makamlarca yapılan ifade alma ve sorgu işleminin yapıldığı esnada gerçekleşmediği, Şanlıurfa Adliyesinde
Ceza İnfaz Kurumlarından duruşma için getirilen hükümlü/tutukluların bulundukları güvenlik amaçlı bekleme odasında yaşandığı, bekleme odasında görevli personellerin dış güvenlik, sevk ve nakilden sorumlu Şanlıurfa Valiliği 2’nci Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı personelleri olduğu, söz konusu personelin ceza infaz kurumu personeli değil Jandarma personeli olması sebebiyle söz konusu Avukata yapılan müdahalenin görevli ve yetkili kişilerce gerçekleştirildiği ve keyfi bir müdahaleden söz edilemeyeceği, adliyelerdeki tutuklu ve hükümlü bekleme odalarının tutuklu ve hükümlülerin korunmaları ve ihtiyaçlarının giderilmesi maksadıyla yapıldığı, müdafileri ile görüşmesi için oluşturulmadığı, Jandarma personelinin buradaki görevinin sadece güvenlik tedbiri alarak, tutuklu ve hükümlüyü yetkili makam önünde hazır etmek olduğu, yasal mevzuatı uyarınca Avukatla şüpheli sanık arasında bilgi-belge almak vermek gibi bir görüşme yapılmasına görevlilerce izin verilmesin mümkün olmadığı, öte yandan somut olayda müdafinin duruşma esnasında temsil ettiği tutuklunun yanında olduğu, olayın hukuki yardımda bulunulmasını gerektiren bir sırada gerçekleşmediği, bu çerçevede “müdafin hukuki yardımından yararlanma hakkının” etkili biçimde kullanılmasını ihlal eden herhangi bir durumun oluştuğunun da söylenemeyeceği, tutuklu ve hükümlülerle yapılacak avukat görüşmelerinin ceza infaz kurumları içerisinde, ceza infaz kurumu mevzuatında belirlenen şekilde yapılması gerektiği, ceza infaz kurumu dışında yapılacak avukat görüşmelerinde gerekli kontrollerin uygun şartlarda yapılamayacağı, bunun hem görevli personelin hem de hükümlü veya tutuklunun olumsuz etkileneceği telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olabileceği dikkate alınarak, başvuruya konu olayda görev alan jandarma personelinin mevzuata uygun davrandığı değerlendirilmiş, vekil müvekkil görüşmesinin gerçekleştirilmesinde iç hukuk ve uluslararası hukuk kurallarına aykırılık teşkil edecek bir husus tespit edilmediğinden şikayetin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; şikayete konu idarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık” ilkelerine uygun hareket edildiği ancak Adalet Bakanlığınca “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket edilmediği değerlendirilmiş olup, anılan idareden bundan böyle bu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvurana, Adalet Bakanlığına ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi