ÖZET: Başvuran, Adana 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ağırlaştırılmış müebbet cezası çeken bir hükümlü olarak, 18 yaşından küçük çocuklarıyla birlikte görüşme talep etmiştir. Ceza infazının amacı, hükümlünün yeniden topluma kazandırılması ve sosyal barışın sağlanmasıdır. Bu bağlamda, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin devamı, infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önem taşımaktadır. Ancak, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan hükümlülerin ziyaretleri, yönetmelik gereği teker teker ve belirli koşullar altında yapılmaktadır.

Başvuranın çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin reddedilmesi, ceza infaz kurumlarının güvenlik gereklilikleri ve infazın disiplinini sağlama amacıyla ilişkilidir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelere göre, mahkûmların temel hakları sınırlanabilir; ancak bu sınırlamaların makul ve orantılı olması gerekmektedir. Başvuranın çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği, infaz rejiminin ıslah edici rolü ve çocukların gelişimi açısından olumlu etkileri olabileceği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/11154-S.23.17899

BAŞVURU NO : 2023/3090

KARAR TARİHİ : 06/09/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, görüşlerde 18 yaşından küçük iki çocuğuyla birlikte görüşmesine izin verilmesini, ceza infaz kurumlarında mesken tipi abonelik tarifesi uygulanmasını, görüntülü görüşme hakkından faydalandırılmasını, kaldığı odanın penceresinde bulunan kafes telinin kaldırılmasını talep etmektedir

BAŞVURU TARİHİ : 06/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, Adana 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin / / Sayılı kararında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların açık görüşte ziyaretçileriyle teker teker görüşmelerine yönelik bir düzenleme bulunmadığı, kapalı görüşte uygulanan görüşme usulünün açık görüşte de uygulanmasının yerinde olmadığı yönündeki kararına rağmen 7 yaşından büyük 18 yaşından küçük iki çocuğuyla teker teker görüşmesine izin verilerek çocuklarının ve kendisinin mağdur edildiğini; ceza infaz kurumlarında sanayi elektrik tarifesi uygulandığından kişisel elektrik harcamalarını ödemekte zorlandığını; ağırlaştırılmış müebbet cezasına hükümlü olduğundan görüntülü görüşme hakkından faydalandırılmadığını, bu konuda yaptığı yazılı başvurularına yazılı veya sözlü yanıt verilmediğini; kaldığı tekli odada kalın demir parmaklıkların yanı sıra kafes teli bulunduğunu, bu sebeple hem sağlığının hem de psikolojisinin bozulduğunu, telin kaldırılması amacıyla itirazı üzerine İnfaz Hâkimliğinin / D. / Karar Sayılı kararla bir denetleme raporu hazırlanması yönünde karar verildiğini, bu talebini ilettiği Kurum idarecileri tarafından talebinin reddedildiğini, daha önce kaldığı kurumlarda Antalya İnfaz Hâkimliği ve Osmaniye İnfaz Hâkimliğinin kararlarıyla bulunduğu odalardaki tellerin kaldırıldığını ifadeyle, mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/03/2023 tarih ve S. sayılı yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, Genel Müdürlüğün 17/07/2023 tarihli ve

/ sayılı yazısında özetle:

Başvuranın 18 yaşından küçük çocuklarıyla birlikte görüşme talebine ilişkin olarak; 2.1. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların görüş usulü” başlıklı 12 nci maddesinde yer alan “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanlar, kapalı ve açık görüşlerde 11 inci maddede belirtilen kişiler ile ancak teker teker ve ceza infaz kurumu müdürünün belirleyeceği gün, saat ve koşullar içinde, on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere görüşebilir. Kurum güvenliği, hükümlülerin suç türü, tehlikelilik durumu gibi hususlar göz önünde bulundurularak görüşler kurum idare ve gözlem kurulu kararı ile aynı anda birden fazla ziyaretçiyle de yaptırılabilir.” hükmüne göre işlem tesis edildiği, 2.2. Konu hakkındaki Yargıtay kararı da dikkate alınarak söz konusu Yönetmelikte değişiklik yapılarak

14.09.2021 tarihli ve 31598 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği,

2.3. Anılan kurumda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olarak barındırılanların mevzuat hükümleri uyarınca ziyaretçileri ile teker teker görüştürüldüğü, ancak çocuklarının yaşlarının ailelerinin yanından ayrılmaları halinde sorun olabilecek kadar küçük olması halinde kurum idaresi tarafından gerekli kolaylığın sağlanarak aileleri ile birlikte görüşe katıldıkları, ancak başvurucunun çocuklarının 12 ile 13 yaşında oldukları ve tek başlarına görüşme yapabilecek durumda oldukları, Ceza infaz kurumlarında sanayi tipi elektrik tarifesi uygulanmaması talebine ilişkin olarak; 2.4. 31.01.2023 tarihli ve 32090 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair

Yönetmelik’in 7 nci maddesi ile aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin “(…) Aydınlatma dışındaki elektrik giderleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesi esas alınarak ceza infaz kurumunca hesaplanan bedel üzerinden hükümlü tarafından karşılanır. Ancak; hükümlü tarafından karşılanacak elektrik gideri, bulunduğu ceza infaz kurumunca gerçekleştirilen elektrik tedarik ihalesi veya işlemi sonucunda belirlenen elektrik birim fiyatının mesken aboneliğinden daha düşük olması halinde düşük olan birim fiyat üzerinden hesaplanır. Çocuk ve kadın hükümlülerin tüm elektrik giderleri kurum bütçesinden ödenir.” Şeklinde değiştirildiği, 2.5. Anılan mevzuat değişikliğiyle hükümlü ve tutukluların kendi talepleri ile kullandıkları elektrikli eşyanın elektrik giderleri ticarethanelere uygulanan fiyat tarifesi üzerinden ödenmekte iken Enerji Piyasası

Düzenleme Kurumu tarafından mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesinden faydalandırılmasına imkân sağlandığı, ayrıca ceza infaz kurumunca gerçekleştirilen elektrik tedarik ihalesi veya işlemi sonucunda belirlenen elektrik birim fiyatının EPDK’nın belirlediği mesken aboneliğinden daha düşük fiyatta olması halinde ise hükümlü ve tutukluların elektrik faturasını düşük olan birim fiyat üzerinden ödeyeceği, 2.6. Bunun yanında, yine söz konusu mevzuat değişikliğiyle ceza infaz kurumlarında hassas gruplar içerisinde yer alan çocuk ve kadın hükümlülere pozitif ayrımcılık yapılarak tüm elektrik giderlerinin ceza infaz kurumu bütçesinden karşılanacağının hüküm altına alındığı, Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların görüntülü görüşme hakkından faydalandırılması talebine ilişkin olarak;

2.7. Bakanlık tarafından yürütülen Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi ile hükümlülerin personel tarafından oda ve koğuş dışına çıkartılması suretiyle yürütülen çeşitli hizmetlerin, ses izolasyonlu bir kabin içerisinde oda ve koğuşlara yerleştirilecek multimedya cihaz marifetiyle, personel sirkülasyonuna gerek olmaksızın daha az insan kaynağı harcanarak, hızlı ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, 2.8. Proje kapsamında görüntülü görüşme ve e-doktor uygulaması gibi daha önce hiç yapılmamış uygulamaların da hayata geçirilmesinin planlandığı, içerik itibariyle geliştirilebilir bir tasarımın tercih edildiği, şu an itibarıyla geliştirilen içeriklerin; sesli ve görüntülü görüşme, sayım, dilekçe, kantin sipariş ve online ödeme, kütüphane kitap talebi, e-mektup, e-doktor ve Bakanlık iletişim uygulamaları olduğu, 2.9. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna duyurulan ”Yargı Reformu Stratejisi” ile ”İnsan Hakları

Eylem Planı”nda da yer alan ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu) Projesi kapsamında, Sincan ve Bakırköy Kadın ile Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, Adana 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda da yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında kurulumlar yapılarak sistemin kısmen aktif edildiği, ancak teknik alt yapının gerek donanım gerekse yazılım olarak tamamlanmadığından sistem kabulünün henüz Bakanlığımızca yapılmadığı, 2.10. Diğer yandan; ceza infaz kurumlarında görüntülü görüşme dahil telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği, 2.11. Anılan Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” alt başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler…” yer alan hükmü uyarınca hükümlü ve tutukluların telefonla görüşme usul ve esaslarının Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74 üncü maddesinde, hükümlü ve tutukluların suç gruplarına ve tehlikelilik durumlarına göre düzenlendiği, 2.12. Bu minvalde; adı geçen hakkında da, ”Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis” cezasına hükümlü olması nedeniyle, anılan Yönetmelik’in 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendinde yer alan; ”Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edildiği, Başvuranın odasındaki pencerede bulunan kafes telinin kaldırılması talebine ilişkin olarak; 2.13. Adı geçenin, barındırıldığı odanın yaşam alanının 12,11 metrekare, tuvalet banyosunun 2,70 metrekare ve pencere boyutlarının 125×125 cm ebatlarında olduğu, talep edilen fotoğrafların ekte gönderildiği, 2.14. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu,

yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir.” hükmüne, 2.15. Aynı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir.” hükmüne yer verildiği, 2.16. Ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesinin üye devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları

Hakkında 2006/2 No’lu Tavsiye Kararının “Yerleştirme ve Barınma” başlıklı 18 inci maddesinin onuncu fıkrasında; “Bütün mahpusların kaldıkları yerler, onların kaçma ve kendilerine veya başkalarına zarar verme tehlikesine karşı asgari sınırlayıcı güvenlik düzenlemelerine uygun koşullarda olmalıdır.” hükmünün düzenlendiği, ülke genelinde yer alan ceza infaz kurumlarında anılan hükümler gereğince işlem tesis edildiği, bu kapsamda da söz konusu telin kaldırılamayacağı, 2.17. Adı geçen hakkında Adana 4. İnfaz Hâkimliğinin 24.06.2022 tarihli ve / Esas, / karar sayılı infaz hâkimliği kararının bir örneğinin ekte gönderildiği, ayrıca hükümlüye ait Antalya İnfaz

Hâkimliği ile Osmaniye İnfaz Hâkimliğince verilen bir kararın bulunmadığının anlaşıldığı, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.2. “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddesi “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 5. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin; 5.1. 1 inci maddesinde “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”, 5.2. 3 üncü maddesinde; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”, 5.3. 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar.”, 5.4. 6 ncı maddesinde “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde

“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 8.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 8.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde;

“Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar.

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve

/

manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 8.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısımlarında

“(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların… cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.” 8.4. “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı” kenar başlıklı 25. maddesinin ilgili fıkraları “(1)

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir: e) Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir. (f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.” 8.5. “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrası “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından

” kısıtlanabilir.

8.6. “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinin ilgili fıkraları “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. … (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet

Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.” 9. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret

Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in; 9.1. “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların ziyaretçileri” başlıklı 11 inci maddesi “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanları; eşi, çocukları, torunları, torunlarının çocukları, annesi, babası, büyükannesi, büyükbabası, büyükannesi ve büyükbabasının anne ve babaları, kardeşleri ve vasisi dışında kimse ziyaret edemez.”

/

9.2. “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların görüş usulü” başlıklı 12 nci maddesi (Değişik:RG-14/9/2021-31598) “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanlar, kapalı ve açık görüşlerde 11 inci maddede belirtilen kişiler ile ancak teker teker ve ceza infaz kurumu müdürünün belirleyeceği gün, saat ve koşullar içinde, on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere görüşebilir. Kurum güvenliği, hükümlülerin suç türü, tehlikelilik durumu gibi hususlar göz önünde bulundurularak görüşler kurum idare ve gözlem kurulu kararı ile aynı anda birden fazla ziyaretçiyle de yaptırılabilir.

10. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulundurulabilecek Eşya Ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Elektrikli eşyalar” başlıklı 9 uncu maddesi (Değişik: RG-31/1/2023-32090) “… Aydınlatma dışındaki elektrik giderleri, Enerji Piyasası

Düzenleme Kurumu tarafından mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesi esas alınarak ceza infaz kurumunca hesaplanan bedel üzerinden hükümlü tarafından karşılanır. Ancak; hükümlü tarafından karşılanacak elektrik gideri, bulunduğu ceza infaz kurumunca gerçekleştirilen elektrik tedarik ihalesi veya işlemi sonucunda belirlenen elektrik birim fiyatının mesken aboneliğinden daha düşük olması halinde düşük olan birim fiyat üzerinden hesaplanır…” 11. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendi “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebilir.” 12. 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında şikâyete konu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı vererek inceleme ve araştırmasını sonlandıracağı, “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesinde şikâyet konusu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi veya şikâyetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verileceği hükmüne yer verilmiştir.

13. BM Mahpuslar için Asgari Standart Kurallar (Mandela Kurallarının); 13.1. “Kalacak Yer” başlığı altında yer alan 14 üncü Kuralında “Mahpusların yaşamaları ve çalışmaları istenen yerlerde, a) Pencereler, mahpusun gün ışığında okuyabilmesine veya çalışabilmesine imkan verecek yeterli büyüklükte ve havalandırma tertibatı yapılmış olsa da temiz havanın girebileceği bir biçimde tertip edilir. b) Mahpusun okuma veya çalışması için, görme yeteneğine zarar vermeyecek ölçüde yeterli aydınlatma sağlanır.” 13.2. “Dış Dünya İle İletişim” başlığı altında yer alan 58 inci Kuralın ilgili maddelerinde “1.

Mahpusların gerekli gözetim altında, düzenli aralıklarla aile ve arkadaşlarıyla: a) Yazılı iletişim kurarak ve varsa telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve b) Ziyaretlerle iletişim kurmalarına izin verilir.

14. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesinde “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; /

15. “Yerleştirme ve Barınma” başlığı altında yer alan maddelerde “18.1 Mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle bütün yatakhane bölümleri, insan onuruna ve mümkün olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olmalı, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılamalıdır. 18.2

Mahpusların yaşadığı, çalıştığı veya bir araya geldiği tüm binalarda: a. Pencereler, mahpusların normal koşullarda gün ışığında okumalarını veya çalışmalarını mümkün kılmaya yeterli büyüklükte olmalı ve klima sistemiyle yeterli ölçüde bir havalandırmanın yapıldığı haller hariç, temiz havanın içeriye girmesini sağlamalıdır.” 15.1. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

16. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru hakkında hazırlanan

“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 17. Başvuran (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere, Adana 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda bulunduğunu belirterek, ziyaretlerde 18 yaşından küçük iki çocuğuyla birlikte görüşmelerine izin verilmesini, ceza infaz kurumlarında mesken tipi abonelik tarifesi uygulanmasını, görüntülü görüşme hakkından faydalandırılmasını, kaldığı odanın penceresinde bulunan kafes telinin kaldırılmasını talep etmektedir.

18. Başvuranın 18 yaşından küçük çocuklarıyla birlikte görüşme talebine ilişkin olarak; 18.1. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

18.2. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

/

hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (AİHM, Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (AİHM, Silver ve Diğerleri/Birleşik

Krallık, B.No. 5947/72, 6205/73, 7052/75, 25/3/1983, §§ 99-105).

18.3. Anayasamızın 20. maddesi ve AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. “Hapsedilmenin doğası gereği mahpusun özel ve aile yaşamına bir sınırlama getirdiği kabul edilmektedir. Ancak Ploski kararında da vurgulandığı üzere, mahpusun ailesi ve yakınlarıyla ilişkisinin kısıtlanmasının neden olacağı sıkıntılara, yenileri eklenmemeli ve mahpuslar yalnızlığa mahkûm edilmemelidir (AİHM, Ploski / Polonya Kararı, B. No: 26761/95, 12.11.2002, §35).

Öyle ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Messina kararında bir adım öteye gitmiş ve mahpusun ailesiyle ilişkini devam ettirmesinde devletin pozitif bir yükümlülüğünün olduğunu belirtmiştir (AİHM, Messina / İtalya Kararı, B. No: 25498/94, 28.09.2000, §61). Bu ilişkinin devamı mahpusun, bir yandan hapsedilmenin kendisi ve ailesi üzerindeki olumsuz etkisiyle başa çıkmasına yardım ederken diğer yandan dışarıdaki hayatla bağlantısının kopmaması ve cezaevi sonrası yaşantıya hazırlanması bakımından büyük bir önem arz etmektedir.”(Bilal Osmanoğlu, Oğuzhan Emre Parlak, “Mahpusların Ailesi ve Yakınlarıyla

Görüşme Hakkı”, YÜHFD, C.XVIII, 2021/1, s.237-290)

18.4. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi de mahpusların dış dünyayla temasının devam ettirilmesinin gerekliliğini belirtmiştir. Mandela Kurallarının 58.1 sayılı maddesinde mahpuslara aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla iletişim kurmalarına izin verilmesi gerektiği ifade edilmiş; iletişimin, mektup, telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçların yanı sıra ziyaret kabul etmesiyle gerçekleşeceği belirtilmiştir. Benzer bir düzenleme Avrupa Cezaevi Kurallarının 24.4 maddesinde de yer almış, “Ziyaretler için yapılan düzenlemelerin, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olması gerektiği” ifade edilmiştir.

Avrupa Cezaevi Kurallarının, 24.5 sayılı maddesinde ise Mandela Kurallarının ötesine geçilerek “Cezaevi yetkililerinin dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmeleri ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamaları gerektiği” belirtilmiş, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusunda cezaevi yetkililerine pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir.

18.5. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

18.6. Hukukumuzda mahpusun ailesi ve yakınları tarafından ziyaret edilmesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83 üncü maddesinde düzenlenmekle birlikte, anılan Kanunun 25 inci maddesi ve Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 12 nci maddesi ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların ziyaret usullerine ayrıca sınırlama getirilmiştir.

18.7. Anılan mevzuat uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanlar, kapalı ve açık görüşlerde Yönetmeliğin 11 inci maddesinde belirtilen kişiler ile ancak teker teker ve ceza infaz kurumu müdürünün belirleyeceği gün, saat ve koşullar içinde, on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere görüşebilirler.

18.8. Anılan Yönetmelik uyarınca, her infaz kurumu, fiziki yapısı ve kapasitesi doğrultusunda ziyaret gün ve saatleri ile bir mahpusun görüşebileceği ziyaretçi sayısını kendisi belirlemektedir. Mahpuslar tutuldukları kurumunun fiziki yapısının izin verdiği ölçüde, kendilerini ziyaret hakkına sahip olan birden fazla kişiyle birlikte görüşebilmektedir. Danıştay ziyaret günlerine ilişkin kurumun ve çalışanların mevcut yapısı da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması hususunda idarenin takdir hakkı bulunduğunu, ancak takdir hakkının da somut gerekçelere dayanılarak kullanılması gerektiği gibi, şayet takdir hakkının kullanılması durumunda bir hakkın özüne dokunulup, o hak fiilen kullanılamaz hale getiriliyor ise orada takdir hakkı kapsamında değerlendirme yapılamayacağını belirtmiştir. (Danıştay 1. CD, E. 2019/1773, K.

2019/3469 ve T. 01.07.2019).

18.9. Başvuranın dilekçesine konu ettiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin / / sayılı kararında ise “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların kapalı görüşte kimlerle, ne kadar süre ile ve ne şekilde görüşebilecekleri, hükümlü ve tutukluların açık görüşte kimlerle, ne kadar süreyle görüşebilecekleri konusunda yönetmelikte düzenleme bulunmasına rağmen, açık görüşte, kapalı görüşte olduğu gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların ziyaretçileri ile teker teker görüşme yapabileceklerine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, kapalı görüşte uygulanacak olan görüşme usulünün açık görüşte de uygulanmasının yerinde olmadığı” belirtilmiştir.

18.10. Yargıtay’ın söz konusu kararı üzerine Yönetmelikte 14.09.2021 tarihinde yapılan değişiklikle

“kurum güvenliği, hükümlülerin suç türü, tehlikelilik durumu gibi hususlar göz önünde bulundurularak görüşlerin kurum idare ve gözlem kurulu kararı ile aynı anda birden fazla ziyaretçiyle de yaptırılabileceği” düzenlenmiştir.

18.11. Öte yandan, bilindiği üzere Anayasamızın 41 inci maddesinde aile, Türk toplumunun temeli olarak kabul edilmiş, Devlete ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak yükümlülüğü yüklenmiştir.

Ayrıca her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir.

18.12. Ülkemizin de taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede ise istisnai durumlar hariç onsekiz yaşına kadar her insanın çocuk sayıldığı, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olması gerektiği, taraf Devletlerin, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstleneceği ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alacağı, çocuğun gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstereceği, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterecekleri hüküm altına alınmıştır.

18.13. BM Çocuk Hakları Komitesinin Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin Uygulanmasına Yönelik

Genel Yorumlarına bakıldığında ise; a. 5 No lu Genel Yorumda; yargısal, idari ve yasama ile ilgili her organdan veya kurumdan, yüksek yarar ilkesini, alınan kararların veya başlatılan girişimlerin çocukların haklarını ve çıkarlarını nasıl etkilemekte olduğu veya etkileyebileceğini irdelemesi beklendiği, çocukları ister doğrudan ister dolaylı biçimde etkilesin, halen yürürlükte olan veya önerilen yasalar, politikalar, idari tasarruflar ve yargı kararlarında

Devletlerin, “gelişmeyi” çocuğun fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve sosyal gelişimini kapsayan en geniş anlamıyla, bütünlüklü bir kavram olarak yorumlamalarının beklendiği, /

b. Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate Alınmasına ilişkin 14 No lu Genel

Yorumunda; çocuğun yüksek yararı kavramının, hem Sözleşme’de öngörülen tüm hakların eksiksiz biçimde gerçekleşmesini hem de çocuğun bütünsel gelişimini amaçladığı, çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğünün, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerli olduğu, çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü olduğu belirtilmektedir.

18.14. Konuya ilişkin yargı kararlarına bakıldığında; Anayasa Mahkemesi tarafından çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemli olduğu (B. No: 2016/8660, 7/11/2019, § 33), Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerinin, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiği (B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 41) belirtilmektedir.

18.15. Yukarıda da belirtildiği üzere, hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği yargı kararlarıyla vurgulanmıştır. İnfaz kurumlarında kamu düzeni ve kurum güvenliğini korumaya yönelik tedbirlerle, çocuğu ilgilendiren konularda üstün yararının korunması için tesis edilen işlemler arasında gerekli denge kurulmalıdır.

18.16. Somut dosyada, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvuran emsal Yargıtay kararı ve karar üzerine Yönetmelikte yapılan değişikliğe işaret ederek 12 ve 13 yaşlarındaki çocukları ile birlikte görüşmeyi talep etmektedir.

18.17. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından, başvuranın bulunduğu ceza infaz kurumunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olarak barındırılanların mevzuat hükümleri uyarınca ziyaretçileri ile teker teker görüştürüldüğünü, ancak çocuklarının yaşlarının ailelerinin yanından ayrılmaları halinde sorun olabilecek kadar küçük olması halinde kurum idaresi tarafından gerekli kolaylığın sağlanarak aileleri ile birlikte görüşe katıldıklarını, başvuranın çocuklarının 12 ile 13 yaşında olduklarını ve tek başlarına görüşme yapabilecek durumda oldukları değerlendirilerek işlem tesis edildiğini ifade etmiştir.

18.18. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, ilgili mevzuat ve içtihat ışığında; hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanmasının infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçası olduğu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanların daha sıkı bir ziyaret rejimine tabi olarak ziyaretçileri ile teker teker görüşmelerinin kural altına alındığı, bununla birlikte kurum güvenliği, hükümlülerin suç türü, tehlikelilik durumu gibi hususlar göz önünde bulundurularak görüşlerin kurum idare ve gözlem kurulu kararı ile aynı anda birden fazla ziyaretçiyle de yaptırılabileceğinin düzenlendiği, yapılan yeni düzenlemede idarenin vereceği kararlarda takdir hakkının somut gerekçelere dayanılarak kullanılması gerektiği, ancak başvuranın çocukları ile birlikte görüşme talebinin reddine ilişkin somut olaya özgü bir idare ve gözlem kurul kararı Kurumumuza sunulmadığı gibi çocukların 12 ile 13 yaşında olduklarını ve tek başlarına görüşme yapabilecek durumda olduklarının hangi kriterlere dayanılarak değerlendirildiğinin ya da talebin karşılanmasının ne gibi sakıncaları olduğunun Genel Müdürlükçe de açıklanmadığı, bu doğrultuda idarece çocuğun üstün yararı temel alınarak yapılmış bir değerlendirmeden bahsedilemeyeceği,

ancak idari makamlar tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olması gerektiği, “gelişmenin” çocuğun fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve sosyal gelişimini kapsayan en geniş anlamıyla, bütünlüklü bir kavram olarak yorumlanmasının beklendiği, somut dosyada da 12-13 yaşlarındaki çocukların hükümlü başvuranı birlikte ziyaretlerinin ceza infaz kurumunun koşulları ve aile birlikteliği bakımından çocukların gelişimlerine olumlu etkileri olabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin idarece belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesinin yerinde olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

19. Başvuranın ceza infaz kurumlarında sanayi tipi elektrik tarifesi uygulanmaması talebine ilişkin olarak; 19.1. Başvuran, Kurumumuza ilettiği başvuru dilekçesinde özetle; barındırıldığı ceza infaz kurumunda kendilerine ait elektrik tüketim bedelinin “ticarethane abone grubu” temel alınarak tahsil edildiğini; bu sebeple elektrik tüketim bedelinin “hane elektriğine” (mesken abone grubuna) kıyasla oldukça yüksek meblağlara ulaştığını, ailesinin derneklerden gelen yardımlarla geçimini sağladığını, kendisine gönderilen parayla tüm ihtiyaçlarını karşılaması gerektiği için elektrik bedelini ödemekte zorluk yaşadığını belirtmiş; mağduriyetinin giderilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

19.2. Diğer yandan, Kurumumuza farklı ceza infaz kurumlarında barındırılan kişilerce de benzer mahiyette başvurular iletilmiş olup anılan başvurularda özetle, “ticarethane abone grubu” üzerinden ücretlendirme yapılması sonucunda tüketim bedelinin önemli oranda artış gösterdiği; ayrıca kaldıkları koğuşun ya da odanın ortalama elektrik tüketimi düşük olmasına rağmen, ceza infaz kurumunun toplam tüketiminin esas alınması nedeniyle de yüksek basamaktaki değerden tüketim bedeli ödemek durumunda kaldıkları ifade edilmiştir.

19.3. Söz konusu başvurular üzerine Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma sonucunda verilen 08/08/2022 tarihli ve / başvuru sayılı Tavsiye Kararı ile “ceza infaz kurumlarının elektrik aboneliklerinin “ticarethane abone grubu” kapsamında yer alması ve bunun sonucunda barındırılan hükümlü ve tutukluların elektrik hizmetlerine yüksek maliyetlerle erişmek durumunda kalmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu, anılan kişilerin makul bedeller karşılığında elektrik hizmetlerinden yararlanabilmesini teminen, mevzuat değişiklik çalışmaları dâhil olmak üzere gerekli çalışmaları başlatması ve ivedilikle sonuçlandırması gerektiği; bu kapsamda ceza infaz kurumlarında barındırılan kişilerin “mesken abone grubu” içerisinde alt abone grubu olarak düzenlenmesi hususunun da değerlendirilmesi” amacıyla Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

19.4. (2.4-2.6) sayılı paragraflarda ayrıntılarına yer verildiği üzere, 31.01.2023 tarihli ve 32090 sayılı

Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve

Maddeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 7 nci maddesi ile aynı

Yönetmeliğin 9 uncu maddesi “(…) Aydınlatma dışındaki elektrik giderleri, Enerji Piyasası Düzenleme

Kurumu tarafından mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesi esas alınarak ceza infaz kurumunca hesaplanan bedel üzerinden hükümlü tarafından karşılanır. Ancak; hükümlü tarafından karşılanacak elektrik gideri, bulunduğu ceza infaz kurumunca gerçekleştirilen elektrik tedarik ihalesi veya işlemi sonucunda belirlenen elektrik birim fiyatının mesken aboneliğinden daha düşük olması halinde düşük olan birim fiyat üzerinden hesaplanır. Çocuk ve kadın hükümlülerin tüm elektrik giderleri kurum bütçesinden ödenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

19.5. Yönetmelikte yapılan değişiklikle, hükümlü ve tutukluların kendi talepleri ile kullandıkları elektrikli eşyanın elektrik giderleri daha önce ticarethanelere uygulanan fiyat tarifesi üzerinden ödenmekte iken mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesinden veya ceza infaz kurumunca belirlenen elektrik birim fiyatının mesken aboneliğinden daha düşük fiyatta olması halinde daha düşük olan birim fiyat üzerinden ödemesi mümkün hale gelmiştir.

19.6. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında şikâyete konu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı vererek inceleme ve araştırmasını sonlandıracağı, “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesinde şikâyet konusu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi veya şikâyetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca

Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verileceği hükmüne yer verilmiştir.

19.7. Anılan Yönetmelik hükmü kapsamında, başvuranın tutuklu ve hükümlülerin kendi kullandıkları elektrikli eşyalar için ticarethane elektrik tarifesi kullanılmaması talebinin karşılandığı değerlendirilerek, talebi hakkında Dostane Çözüm Kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

20. Başvuranın görüntülü görüşme hakkından faydalandırılması talebine ilişkin olarak; 20.1. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Daha önce de belirtildiği üzere, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

20.2. Hem AİHM kararlarında, hem 2015 yılında revize edilen BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart

Kurallarda (Mandela Kuralları) hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararında hükümlülerin dış dünya ile temasının önemine vurgu yapılmış, mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak aileleriyle ve başka kişilerle haberleşmelerinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

20.3. Hukukumuzda ceza infaz kurumlarında görüntülü görüşme dahil telefon görüşmeleri 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı

66 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca kapalı ceza infaz

kurumlarındaki hükümlüler, yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilecekleri, ancak bu hakkın, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Anılan Kanunun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazını düzenleyen 25 inci maddesinin 1/(e) fıkrasında ise hükümlünün, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebileceği hükme bağlanmıştır.

20.4. 5275 sayılı Kanun uyarınca hükümlü ve tutukluların telefonla görüşme usul ve esasları Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin telefonla görüşme esaslarının sıralandığı ikinci maddesinin (j)

fıkrasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin, idare ve gözlem kurulunun uygun

gördüğü hâllerde ve on beş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere sadece sesli görüşebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

20.5. Somut dosyada, başvuranın talebiyle ilgili olarak idare tarafından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olması nedeniyle, anılan Yönetmelik’in 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (j) bendinde yer alan hüküm uyarınca işlem tesis edildiği belirtilmiştir.

20.6. Dış dünya ile temasın hükümlünün özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği, cezanın infazına yönelik tavsiye niteliğindeki uluslararası metinlerde mahpusların mümkün olabilen sıklıkta yazılı veya sesli, telefon veya telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak dış dünya ile temaslarının sağlanmasının gerektiği, farklı suç türlerinden hükümlü olanların farklı infaz rejimlerine tabi olmalarının infaz sisteminin olağan bir sonucu olduğu, bu kapsamda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurana da 5275 sayılı 25 inci maddesi ile Kanunun 66 ncı maddesi uyarınca çıkarılan Yönetmelik uyarınca sesli görüşme hakkından faydalandırıldığı, dış dünya ile temasının mevzuat ile belirlenen bu sınırlar dâhilinde sağlandığı anlaşılmış olup, idarenin işleminde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden talebin reddi gerekmiştir.

21. Başvuranın kaldığı odanın penceresinde bulunan tel kafesin kaldırılması talebiyle ilgili olarak; 21.1. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına” sahip olduğu belirtilerek insan onurunun korunması amaçlanmış, üçüncü fıkrasında ise kimseye “işkence”, “eziyet” yapılamayacağı ve kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele ve cezaya” tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “işkence yasağı” başlıklı üçüncü maddesinde de benzer şekilde “hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı” hüküm altına alınmıştır.

21.2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde dahi istisna öngörmemiştir.

Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesinde benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (bkz. Selmouni/Fransa [BD], B.No 25803/94, 28/7/1999, § 95; Assenov ve diğerleri/ Bulgaristan, B.No: 24760/94, 28/10/1998, § 93. Alıntılama: AYM, Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 33).

21.3. Bu düzenlemelerin amacı; bir taraftan bireyi kamu makamlarının keyfî müdahalelerine karşı korumak, diğer taraftan bireyler arası ilişkilerde de insan onurunun korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.

21.4. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan kaynaklanan negatif ödevidir (AYM, B.No:

2013/293, 17/7/2014, .§ 81). Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında, devletin, pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi

ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (AYM, B.No:

2012/752, 17/9/2013, § 51).

21.5. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz” şeklindeki kural hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” ve yine Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde

“Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” ve (f) bendindeki “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.” düzenlemeleri ile açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet kararının veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (AYM, B.No: 2013/3550, 9/11/2014)

21.6. Daha önce de belirtildiği üzere, hükümlüler hapsedilmenin doğasından kaynaklı kişi özgürlüğünün kısıtlanması dışında gerek Anayasada gerekse uluslararası bağlayıcılığı olan veya tavsiye mahiyetindeki metinlerde düzenlenen haklarından faydalanmaya devam ederler. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi

Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde “Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.” düzenlemesine yer verilerek bu anlayış ifade edilmiş, AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında bu hususa sıklıkla vurgu yapılmıştır.

21.7. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle tutulan farklı suç gruplarında kişilerin diğer tutulanlardan ayrılmasının ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürebilecek durumlara dair ayrıca güvenlik önlemleri alınmasının tek başına Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir durum oluşturmadığı

Anayasa Mahkemesi kararları ile sabittir. Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğerlerinden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür. AİHM’e göre firarı engellemek, diğer mahkûmların huzur ve güvenliğini sağlamak amacı ile yapılacak bu tür düzenlemeler ile bazı mahkûmların diğer mahkûmlardan ayrılması ve sıkı kontrol altında tutulması öngörülmektedir. (Piechowicz/Polonya, Ramirez Sanchez/Fransa [BD], B. No: 59450/00, 4/7/2006, Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000). Ancak gerek Anayasa’nın 17. maddesi gerekse uluslararası metinler uyarınca sıkı güvenlik önlemleri altında dahi hükümlü veya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır olması; infazın yönteminin kişiyi özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekmektedir.

21.8. Somut olayda başvuran; hükümlü olduğu suç grubu nedeniyle Adana 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu’nun yüksek güvenlikli bölümünde barındırılmaktadır. 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin barındırıldıkları tesisler olduğu düzenlenmiştir.

21.9. Yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumunda cezanın infazındaki amaç, hükümlülerin birbirleri ile irtibatına ve haberleşmesine engel olmaktır. Bu kurumlarda hükümlülerin birbirleriyle ilişkilerine ve diğer hükümlülerle haberleşmelerine engel olunacağı da belirtilmektedir. İnfaz kurumlarında ilişkilerin sınırlandırılması yoluyla cezaevi yönetimine karşı ayaklanmaların, hükümlü ve tutukluların birbirlerini

kötü yolda etkilemelerinin önlenmesine çalışılmıştır. Bununla birlikte, güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer tutulanlardan koruma, devam eden yargılamada sanıkların hileli iş birliği yapmalarını veya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için iş birliği yapmalarını önleme de yüksek güvenlikli kurumlarda alınan tedbirlerin nedenlerindendir. Cezalandırmanın temelinde toplumun kendini savunma hakkı bulunmaktadır.

Bu önlemler alınmakla bir yandan tutuklu ve hükümlülerin kaçmaları, ayaklanmaları, dışarıdaki yandaşlarıyla ilişki kurmaları, ileriye dönük suç planları yapmaları önlenmek istenmiş, diğer yandan, uygulamanın katılığı karşısında suç işlemeyi düşünenlerin bundan caymaları sağlanmaya çalışılmıştır.

(Kamu Denetçiliği Kurumu, B. No: 2019/14833, 12/02/2020, § 25)

21.10. Kapalı ve özellikle yüksek güvenlikli infaz kurumlarında alınan önlemlerin kötü muamele yasağını ihlal edip etmediği hususu ise çok yönlü bir inceleme gerektirmektedir. Cezaevlerindeki yaşam, mahkûmlara sunulan aktivitelerin genişliğinden, mahkûmlar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir (Avrupa İşkence ve İnsanlık dışı veya Onur

Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin (CPT) Standartları, 2002).

21.11. Mahpusların sağlığa erişim, sağlıklı ve yeterli beslenme, hijyen, dış dünya ile temas, spor ve egzersiz, eğitim ve benzeri haklarını usulüne uygun olarak kullanabilmeleri için tüm ceza infaz kurumlarında uygulanması önerilen asgari standartlar ve kurallar belirlenmiş olup, bu uluslararası standartlar yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları için de geçerlidir. Bunlardan havalandırma ve aydınlatmayla ilgili olarak Mandela Kurallarının 14 üncü maddesinde ve Avrupa Cezaevi Kurallarının 18.2 sayılı maddesinde “Mahpusların yaşamaları ve çalışmaları istenen yerlerde pencerelerin, mahpusun gün ışığında okuyabilmesine veya çalışabilmesine imkân verecek yeterli büyüklükte ve havalandırma tertibatı yapılmış olsa da temiz havanın girebileceği bir biçimde tertip edilmesinin, mahpusun okuma veya çalışması için, görme yeteneğine zarar vermeyecek ölçüde yeterli aydınlatma sağlanmasının” gerekliliğine işaret edilmektedir.

21.12. CPT standartlarında da benzer şekilde mahpusların kaldığı bütün yerlerin (hem tek kişilik hem de çok kişilik odaların) okumak için yeterli aydınlatmanın yanı sıra doğal ışığa erişiminin olması gerektiği, odaların içindeki havanın sürekli temizlenmesi için yeterli havalandırma olması gerektiği ifade edilmiştir.

CPT’nin son yıllarda belirttiği asgari yaşam alanı standardına oda içindeki banyo ve tuvalet alanı dahil 2 edildiğinde, tek kişilik bir oda 6m olmalı, ayrıca (genellikle 1 m² ila 2 m² tutarında) bir banyo/tuvalet eklentisi bulunmalıdır.

21.13. İdare tarafından, başvuranın barındırıldığı odanın yaşam alanının 12,11 metrekare, tuvalet banyosunun 2,70 metrekare ve pencere boyutlarının 125×125 cm ebatlarında olduğu, başvuranın 5275 sayılı

Kanunun yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları hakkındaki 9 uncu maddesi ile Avrupa Cezaevi

Kuralları Hakkında 2006/2 No’lu Tavsiye Kararının 18.10 sayılı maddesi kapsamında işlem tesis edildiği, bu kapsamda bulunduğu odanın penceresine takılan kafes telin kaldırılamayacağı belirtilmiş ve odaya ait fotoğraflar Kurumumuza gönderilmiştir.

21.14. Dosya içeriğinde bulunan Adana 4. İnfaz Hâkimliğinin 24.06.2022 tarihli ve / Esas, / karar sayılı infaz hâkimliği kararında ise “ceza infaz kurumu tarafından söz konusu talep hakkında verilmiş denetlenebilir bir karar olmadığının görüldüğü, öncelikle talep hakkında ceza infaz kurumu tarafından denetlenebilir bir işlem oluşturulması gerektiği” belirtilerek dilekçenin reddedildiği görülmüştür. İdare tarafından, başvurana ait Antalya İnfaz Hâkimliği ile Osmaniye İnfaz Hâkimliğince verilen bir kararın bulunmadığı bildirilmiştir.

/

21.15. İnfaz hakimliğince dosyanın esası hakkında karar verilmediği görüldüğünden talebin Kurumumuzca incelenmesinde sakınca bulunmadığı anlaşılmış olup, yapılan inceleme araştırma neticesinde; başvuranın tutulduğu odanın büyüklüğü, havalandırma penceresinin ölçüleri, tuvalet ve banyo için ayrı bölümlerinin olması hususları bir bütün olarak ele alındığında, pencerenin tel kafes ile kapatılmış olmasına rağmen başvuranın okuyabilmesi ya da çalışabilmesi için yeterli gün ışığı ve temiz hava almaya elverişli olduğu, bu haliyle odanın fiziki şartlarının ceza infaz kurumlarının sahip olması gereken asgari standartlara uygun olduğu değerlendirilmiştir. Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında düzen ve güvenliği sağlamak amacı ile diğer kapalı infaz kurumlarından farklı bazı önlemlerin alınması olağan ve gereklidir. Şikayet başvurusuna konu edilen yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu statüsündeki hükümlü/tutuklu oda penceresinin kafes tel ile kapatılmış olmasının başvurucunun suç grubu dolayısıyla sıkı kontrol altında tutulmasının gerekliliğinden olduğu, kamu güvenliğinin korunması ile kamu düzeninin sağlanmasına yönelik makul bir tedbir olduğu, bu haliyle başvurana sağlanan odanın infaz kurumları için önerilen asgari standartlara uygun olduğu değerlendirildiğinden, idarenin işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

22. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, 22.1. Başvuranın 18 yaşından küçük çocuklarıyla birlikte görüşme talebine ilişkin olarak 12-13 yaşlarındaki çocukların hükümlü başvuranı birlikte ziyaretlerinin ceza infaz kurumunun koşulları ve aile birlikteliği bakımından çocukların gelişimlerine olumlu etkileri olabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin idarece işbu kararda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi için ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği, 22.2. Başvuranın ceza infaz kurumlarında sanayi tipi elektrik tarifesi uygulanmaması talebine ilişkin olarak; başvuranın tutuklu ve hükümlülerin kendi kullandıkları elektrikli eşyalar için mesken abonelikleri için belirlenen ücret tarifesinden veya ceza infaz kurumunca gerçekleştirilen elektrik tedarik ihalesi veya işlemi sonucunda belirlenen elektrik birim fiyatının mesken aboneliğinden daha düşük fiyatta olması halinde daha düşük olan birim fiyat üzerinden ödemesi yönünde düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, başvuranın talebinin karşılandığı değerlendirilerek, talebi hakkında Dostane Çözüm Kararı verilmesi gerektiği; 22.3. Başvuranın görüntülü görüşme hakkından faydalandırılması talebine ilişkin olarak; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvuranın 5275 sayılı 25 inci maddesi ile

Yönetmeliğin 74 üncü maddesi uyarınca sesli görüşme hakkından faydalandırıldığı, dış dünya ile temasının mevzuat ile belirlenen bu sınırlar dâhilinde sağlandığı anlaşılmış olup, idarenin işleminde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden talebin reddi gerektiği, 22.4. Başvuranın kaldığı odanın penceresinde bulunan tel kafesin kaldırılması talebiyle ilgili olarak şikayet başvurusuna konu edilen yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu statüsündeki hükümlü/tutuklu oda penceresinin kafes tel ile kapatılmış olmasının başvurucunun suç grubu dolayısıyla sıkı kontrol altında tutulmasının gerekliliğinden olduğu, kamu güvenliğinin korunması ile kamu düzeninin sağlanmasına yönelik makul bir tedbir olduğu, bu haliyle başvurana sağlanan odanın infaz kurumları için önerilen asgari standartlara uygun olduğu değerlendirildiğinden, talebin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge

talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket” ve “şeffaflık” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak 14.03.2023 tarihli bilgi ve belge talep yazısına süresi içerisinde cevap vermediği; bu nedenle “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idareden bundan böyle söz konusu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Başvuranın 12 ve 13 yaşındaki çocuklarıyla birlikte görüşme talebinin idarece işbu kararda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Başvuranın ceza infaz kurumlarında sanayi tipi elektrik tarifesi uygulanmaması talebine ilişkin olarak

DOSTANE ÇÖZÜM KARARI VERİLMESİNE,

Başvuranın görüntülü görüşme hakkından faydalandırılması ve kaldığı odanın penceresinde bulunan tel kafesin kaldırılması taleplerinin REDDİNE,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi