|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından hükmedilen tazminatla ilgili bilgi edinme talebinin reddedilmesine ilişkindir. Başvuran, AİHM kararları doğrultusunda ödenmesi gereken tazminat miktarları ve gerekli belgeler hakkında bilgi talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, bu bilgilerin kurum içi düzenlemelerle belirlendiğini ve her başvuru dosyasının farklılık gösterdiğini belirterek, talebin özel bir çalışma gerektirdiği gerekçesiyle reddetmiştir.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 25’inci maddesi uyarınca, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kurum içi uygulamalara ilişkin bilgilerin kapsam dışında olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, talep edilen bilgilerin sağlanmasının idareye yükleyeceği külfet ile başvuranın elde edeceği fayda arasında makul bir denge gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın bilgi edinme talebinin reddi, hukuka uygun bulunmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/18176-S.21.29079
BAŞVURU NO : 2021/12493
KARAR TARİHİ : 27/12/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın bilgi edinme talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 15/07/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan özetle; 09/05/2021 tarihinde CİMER aracılığı ile Adalet Bakanlığı’na bilgi edinme başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvurusunda “Türkiye’nin kesinleşen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından doğan tazminat yükümlülüğü konusunda; AİHM tarafından hükmedilen tazminatın başvurucuya ödenmesi için aranan belgeleri, Yıl bazlı olarak son 5 yılda başvuruculara ödenen tazminat miktarlarının ne kadar olduğunu, AİHM nezdindeki başvuru numaralı Kıbrıs v. Türkiye davasının 12 Mayıs 2014 tarihli “adil tazmin” kararında hükmedilen (faiz dahil olmadan) 90 milyon Euro miktarındaki tazminatın ödenip ödenmediği,” hususlarında tarafına bilgi verilmesini talep ettiğini, 60 günlük zımni ret süresi içerisinde tarafına herhangi bir cevap verilmeyerek 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunun ihlal edildiğini iddia ederek, idareden talep ettiği bilgilerin tarafına verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 12/08/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İlgili idare tarafından gönderilen 13/08/2021 tarih ve – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. ‘a ait şikayet dilekçesinin incelenmesinden, adı geçenin 9 Mayıs 2021 tarihinde
CİMER aracılığıyla Bakanlığa yaptığı başvuruya 60 günlük zımni ret süresi içinde cevap verilmediğinden bahisle 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun ihlal edildiğini ileri sürerek anılan CİMER başvurusu ile talep ettiği bilgi ve belgenin iletilmesinin talep edildiği, kayıtların tetkikinden, adı geçene ait 9 Mayıs
2021 tarihli CİMER başvurusunun 26 Temmuz 2021 tarihinde İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına sevkinin
yapıldığı, anılan başvuruya 4 Ağustos 2021 tarihli yazı ile yasal süresi içinde gerekçeli olarak cevap
verildiği, 2.2. Söz konusu cevabi yazıda; Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) hitaplı 9 Mayıs 2021 tarihli dilekçenin 26 Temmuz 2021 tarihinde Başkanlığa ulaştığı, yapılan inceleme neticesinde dilekçeden özetle; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminatın başvurucuya ödenmesi için aranan belgelerin neler olduğu, yıl bazlı olarak son 5 yılda ödenen tazminat miktarlarının ne kadar olduğu ve yazdığınız bir yazı ile ilgili olarak 12 Mayıs 2014 tarihli Kıbrıs/Türkiye ( ) kararı (adil tazmin)
uyarınca hükmedilen doksan milyon euro tazminatın ödenip ödenmediği hakkında bilgi verilmesinin talep edildiği, 2.3. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25’inci maddesinde, kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgelerin bilgi edinme hakkının kapsamı dışında olduğunun belirtildiği, 2.4. Ayrıca, Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun “Dilekçe hakkı” başlıklı 3’üncü maddesinde
Türk vatandaşlarının kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet
Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahip oldukları düzenlemesine yer verildiği, 2.5. Yine, Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinde; “Herkes, Kanun ve bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usuller çerçevesinde bilgi edinme hakkına sahiptir. Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, Kanun ve bu Yönetmelik hükümlerinden yararlanırlar. Bu kapsamdaki başvurular Türkçe olarak yapılır. Karşılıklılık ilkesi kapsamında bulunan ülkeler Dışişleri Bakanlığınca Resmi Gazetede ilan edilir.” hükmünün amir olduğu, 2.6. Yönetmeliğin “İstenecek bilgi veya belgelerin niteliği” başlıklı 12’nci maddesinde ise; “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler” düzenlemesi bulunduğu, 2.7. Genel olarak bahsetmek gerekirse, AİHM kararları gereğince yapılacak ödemeler için başvuranların veya vekillerinin yerine getirmesi gereken hususlara ilişkin bildirim kararının muhataplarına veya vekillerine yapıldığı, ancak dilekçedeki birinci ve ikinci sorularla talep edilen hususların kendisi ile ilgili olmadığı anlaşıldığından yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca talep ettiği hususların karşılanmasının mümkün olmadığı, 2.8. Diğer yandan, başvuranın yazdığı bir yazı ile ilgili olarak 12 Mayıs 2014 tarihli Kıbrıs/Türkiye ( ) kararı (adil tazmin) uyarınca hükmedilen doksan milyon euro tazminatın ödenip ödenmediği hususunda, bahsi geçen başvurunun 22 Mayıs 1994 tarihinde yapılmış bir başvuru olup, başvuru hakkında
10 Mayıs 2001 yılında karar verildiği, başvurunun konusunun Türkiye’nin 1974 yılının Temmuz ve
Ağustos aylarında Kıbrıs’ın kuzey kesiminde yapmış olduğu askeri harekat ile ilgili olduğu, 2.9. Adalet Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında 14 Kasım 2011 tarihinde imzalanan ve 1 Mart 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Önündeki Savunmalar ile
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının İcrasına İlişkin İşbirliği Protokolü (Protokol)” uyarınca,
Protokolün 4.2. Maddesinde yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla, 1 Mart 2012 tarihinden itibaren
Hükümetimize tebliğ edilen başvurulara ilişkin savunmaların Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanması ve ödemelerin de Adalet Bakanlığı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı, diğer yandan Protokolün 4.2.
maddesinde ülkemizin uluslararası ilişkilerini ve dış politikasını ilgilendiren bir kısım başvurularla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı görev alanı belirtildiği ve bu başvurulara ilişkin savunmaların hazırlanması görevi ve ödemelerin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapıldığı, 2.10. Dolayısıyla 1 Mart 2012 tarihinden önce yapılmış olan ve ülkemizin uluslararası ilişkilerini ilgilendiren anılan başvuruya ilişkin Bakanlıklarında herhangi bir kayıt bulunmadığı, konunun Dışişleri
Bakanlığı’ndan sorulmasının uygun olacağının değerlendirildiği yönünde cevap verildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.3. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; 5.1. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.
1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.”
5.2. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…” 5.3. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”, 5.4. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7’nci maddesinde; “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.
İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.” 5.5. “Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler” başlıklı 8’inci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.” 5.6. “Bilgi veya belgeye erişim süreleri” başlıklı 11’nci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır.” 5.7. “Başvuruların cevaplandırılması” başlıklı 12’nci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler.
Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.” 5.8. “İtiraz usulü” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Bilgi edinme istemi reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kurula itiraz edebilir…” 5.9. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25’nci maddesinde; “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” 6. Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in; 6.1. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 5’inci maddesinde; “Herkes, Kanun ve bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usuller çerçevesinde bilgi edinme hakkına sahiptir.
Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, Kanun ve bu
Yönetmelik hükümlerinden yararlanırlar. Bu kapsamdaki başvurular Türkçe olarak yapılır. Karşılıklılık
ilkesi kapsamında bulunan ülkeler Dışişleri Bakanlığınca Resmi Gazetede ilan edilir.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.” 6.2. “İstenecek bilgi veya belgelerin niteliği” başlıklı 12’nci maddesinde; “(1) Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.
(2) Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” 6.3. “Başvuru dilekçelerinin diğer kurum ve kuruluşlara yönlendirilmesi” başlıklı 17’nci maddesinde; “İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi veya formu bu kurum ve kuruluşun bilgi edinme birimine gönderilir ve durum ilgiliye bildirilir. Bu şekilde yönlendirilen başvurunun bilgi veya belgenin bulunduğu kurum ve kuruluşça alındığı tarihte başvuru yapılmış sayılır. Sürelerin başlangıcında önceki başvuru dikkate alınmaz.
(…)
Başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumunda, kendisine başvuru yapılan kurum ve kuruluş, diğer kurum ve kuruluşlardan istenen bilgi veya belgenin kendisinde bulunmayan kısmıyla ilgili olarak ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi veya belge talebinde bulunabilir. Bu takdirde bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine on beş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.” 6.4. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında talep ettiği bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini talep etmektedir.
9. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 19’uncu maddesinde herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğü hakkı olduğu bu hakkın bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılacağı düzenleme altına alınmıştır.
10. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İfade özgürlüğü” başlıklı 10’uncu maddesinde ise herkesin ifade özgürlüğü hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, haber, görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsayacağı belirtilmiştir.
11. Anayasamızın 26’ncı maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka
yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağını belirtmek suretiyle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmektedir.
12. Bilgi edinme hakkı, idarenin tek taraflı iradesiyle, kişilerin ve toplumun hukuki durumunda değişiklik oluşturan eylem, işlem ve kararlarına ilişkin bilgilerin herhangi bir özel yararın ispatına gerek olmaksızın bireyler tarafından elde edilebilmesini garanti altına alan bir insan hakkıdır ve hakkın sahibi olan kişiye idareden bilgi ve belge elde edebilme yetkisi verirken hakkın muhatabı olan idareye ise bilgi ve belge verme ödevi yüklemektedir. (Yrd. Doç. Dr. Ayhan DÖNER, Şeffaf Devlette Bilgi Edinme Hakkı ve Sınırları, On İki Levha
Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Kasım 2010, s.98)
13. Hak arama hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olan bilgi edinme hakkı Anayasanın 74’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede “herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu” belirtilerek, bilgi edinme hakkı güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak değildir. Dolayısı ile hakkın Anayasanın 13’üncü maddesi kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması mümkündür. Nitekim yasa koyucu bilgi edinme hakkının eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kullanımını güvence altına almak amacıyla hakkın kullanımına ilişkin esas ve usulleri 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununu ile düzenlemiştir. Anılan Kanunun 3’üncü maddesinde bilgi edinme hakkının konusunu oluşturan “bilgi” kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu kayıtlarda yer alan her türlü veri olarak tanımlanmıştır. Kanunun 4’üncü maddesinde ise herkesin bilgi edinme hakkı bulunduğu belirtilmiştir.
14. Bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Kanunun 5’inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Kurum ve kuruluşların yükümlülüklerinin kapsamının ne olduğu ve bilgi verme yükümlülüğünün sınırlarının neler olduğu Kanunda belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4982 sayılı Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu bu Kanunun getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilecektir.
15. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) söz konusu hususu 22/06/2005 tarihli ve 2005/476
Karar sayılı kararında; “…4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası
“Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Bu hükme göre bilgi edinme hakkının başvuru yoluyla kullanılabilmesi için ilgililik şartı aranmamaktadır. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ise “Kurum ve kurulular, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmünü amirdir.
Dolayısıyla 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu Kanun’un getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.” şeklinde belirtmiştir.
16. Bilgi edinme hakkının istisnaları 4982 sayılı Kanunun 4. bölümünde 15 ila 27’nci maddeleri arasında düzenlenmiş ve 13 adet istisnaya yer verilmiştir. Kanunda yer alan bu istisnaların, yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir. Bilgi
edinme hakkının istisnalarının somut olarak belirlenmesi, bilgi edinme hakkının kullanımının temel amaç ve gayesinin belirlendiği aynı Kanunun 1 inci maddesinde vücut bulan demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır.
17. Kanunda bilgi edinme sınırlarının belirtildiği bölümde yer almamakla birlikte, istenecek bilgi veya belgenin niteliğinin açıklandığı Kanunun 7’nci maddesinin birinci fıkrasında, bilgi edinme başvurularının başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olması gerektiği, ikinci fıkrasında kurum ve kuruluşların ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilecekleri düzenlenmiştir. Benzer bir düzenlemenin yer aldığı Bilgi
Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında da “Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” denilmektedir.
18. Söz konusu düzenlemeyle Kanunun 5’inci maddesi ile bilgi verme yükümlülüğü altına sokulmuş olan kurum ve kuruluşlara, bu yükümlülüğü yerine getirip getirmeme konusunda bir takdir hakkı verilmiştir.
Kurumlar, bu tür başvurulara olumlu cevap verebileceği gibi olumsuz cevap da verebilirler. Bu bağlamda,
4982 sayılı Kanun kapsamında talep edilen bilgi ve belgelere ilişkin özel araştırma, çalışma veya analiz
yapılması gerektiği hallerde; yapılacak bu çalışmaların idareye getireceği külfet ile bilgiye erişimin sağlanması halinde sağlanacak fayda arasında makul bir denge gözetilerek madde hükmünün uygulanması doğru olacaktır.
19. Kanunun 25’inci maddesinde ise kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgelerin bilgi edinme hakkının kapsamı dışında olduğu hüküm altına alınmış olup, talep edilen bilgilerin bu kapsamda reddedilebilmesi için talebin “kamuoyunu ilgilendirmeyen” ve “kurum ve kuruluşların sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemelere” ilişkin olması gerekmektedir.
20. Somut dosya kapsamında; başvuranın AİHM tarafından hükmedilen tazminatın başvurucuya ödenmesi için aranan belgelerin neler olduğuna ilişkin bilgi edinme talebinde bulunduğu, söz konusu talebinin, ayrı ve özel bir çalışma gerektirdiği, bununla birlikte kurum içi düzenleme olduğu gerekçeleri ile reddedildiği görülmüş, tazminatın başvurucuya ödenmesi için aranan belgelerin her başvuru dosyası için farklılık gösterebileceği, somut başvuru özelinde değerlendirilerek gerekli evrakların başvuruya taraf kişiye bildirildiği, ayrı ve özel bir çalışma gerektiren bilgi edinme taleplerinde bilginin kişiye sağlayacağı fayda ile idareye yükleyeceği külfet arasında makul denge sağlanması bağlamında yapılan değerlendirmede başvuranın bilgi ile sağlayacağı faydanın idareye yüklenen külfet karşısında yeterli olmadığı, aynı zamanda söz konusu hususun kurum içi düzenlemeler ile belirlenen kurum içi uygulamalarına ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.
21. Başvuranın yıl bazlı olarak son 5 yılda başvuruculara ödenen tazminat miktarlarının ne kadar olduğuna ilişkin bilgi edinme talebine ilişkin olarak ise; 4982 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde; kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin, bilgi edinme başvurularına konu olamayacağı, ancak bu bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığının başvurana bildirilmesi gerektiği hususları düzenlenmiş olup, başvuranın talep ettiği bilgilere Adalet Bakanlığı resmi internet sitesinde yayımlanan yıllık faaliyet raporlarında hükmedilen tazminat bedellerine ve ödenen tazminat miktarlarına ilişkin yıl bazlı bilgi
verildiği görülmüş olup (https://www.adalet.gov.tr/faaliyet-raporlari), başvuranın bilgi edinme talebinin
Kanunun 8’inci maddesine istinaden bilgi edinme kapsamında olmadığı değerlendirilmiştir.
22. Başvuranın aynı bilgi edinme dilekçesi ile talep ettiği “12/05/2014 tarihli Kıbrıs/Türkiye )
kararı (adil tazmin) uyarınca hükmedilen doksan milyon euro tazminatın ödenip ödenmediği” hususuna ilişkin olarak; Adalet Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında 14/10/2011 tarihinde imzalanan ve 01/03/2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Önündeki
Savunmalar ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının İcrasına İlişkin İşbirliği Protokolü (Protokol)” uyarınca 01/03/2012 tarihinden önce yapılmış ve ülkemizin uluslararası ilişkilerini ve dış politikasını ilgilendiren başvurulara ilişkin savunmaların hazırlanması ve ödemelerin yapılması hususunda
Dışişleri Bakanlığının görevli olduğu, dolayısıyla söz konusu bilgi talebinin Dışişleri Bakanlığı’ndan sorulması gerektiği gerekçesi ile bilgi edinme talebinin 4892 sayılı Kanunun 7’nci ve Uygulama
Yönetmeliğinin 17’nci maddesi kapsamında değerlendirilmeyerek reddedildiği anlaşılmıştır.
23. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, bilgi edinme talebinde belirttiği hususların 4892 sayılı Kanun ve Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.
25. Anayasal haklardan birisini oluşturan “dilekçe ve bilgi edinme hakkı”, diğer temel hak ve özgürlüklerin işlerliğine imkân vermesi yanı sıra; şeffaflık ilkesi başta olmak üzere, hukuka bağlı ve iyi yönetim ilkelerine dayalı kamu idaresi anlayışının tesisinde anahtar öneme haiz bir araçtır. Bilgi edinme hakkı bu yönü itibari ile temel insan haklarından birisi olarak nitelendirilmekte olup; hem uluslararası belgelerde hem de ulusal mevzuat metinlerinde son dönemde güçlü bir şekilde yer bulmaya başlamıştır. 4982 sayılı Bilgi Edinme
Hakkı Kanunu da idarelere bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almak yükümlülüğünü yüklemektedir.
26. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin tetkikinden; başvuran tarafından 09/05/2021 tarihinde CİMER aracılığıyla bilgi edinme başvurusunda bulunduğu, söz konusu başvurunun aynı tarihte Adalet Bakanlığına iletildiği, ancak kurum içerisinde 26/07/2021 tarihinde İnsan Hakları
Dairesi Başkanlığına sevkinin yapıldığı, anılan başvuruya 04/08/2021 tarihli yazı ile cevap verildiği, bahse konu başvurunun 4982 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı uyarınca idarece 15 iş günü içerisinde yanıtlanması gerekirken, başvurunun üzerinden yaklaşık üç ay geçtikten sonra, gecikmeli olarak yanıtlandığı tespit edilmiştir.
27. Ayrıca 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesinde istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunması halinde, başvuru dilekçesinin bu kurum ve kuruluşa gönderileceği ve durumun başvurana yazılı olarak bildirileceği hüküm altına alınmıştır. Dosya kapsamında başvuranın talep ettiği “AİHM nezdindeki başvuru numaralı Kıbrıs v. Türkiye davasının 12 Mayıs 2014 tarihli
“adil tazmin” kararında hükmedilen (faiz dahil olmadan) 90 milyon Euro miktarındaki tazminatın ödenip ödenmediği,” hususuna ilişin bilginin 14 Kasım 2011 tarihinde imzalanan ve 1 Mart 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe giren “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Önündeki Savunmalar ile Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının İcrasına İlişkin İşbirliği Protokolü (Protokol)” uyarınca Dışişleri
Bakanlığı bünyesinde bulunduğu dolayısıyla bilgi edinme talebinin reddedildiği, ancak başvurunun ilgili idareye yönlendirilerek başvurana bilgi verilmediği görülmüştür.
28. Bu kapsamda iyi yönetim ilkeleri bağlamında yapılan inceleme neticesinde; idarece tesis edilen işlemlerde demokratik ve şeffaf yönetim gereği olan “bilgi edinme hakkı”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup; idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi