ÖZET: Başvuran, Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta olup, Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinde bulunmuştur. Uşak E Tipi Kurumunun kapalı olması nedeniyle farklı ceza infaz kurumlarında barındırılmakta ve aile bağları kopma noktasına gelmiştir. Başvuran, çocuklarının annesinin vefat ettiğini, bu nedenle çocuklarına kız kardeşinin baktığını ve düzenli görüşme imkânı bulamadığını ifade ederek, aile bağlarını güçlendirmek amacıyla nakil talep etmektedir.

Adalet Bakanlığı, başvuranın talebini değerlendirirken, Uşak E Tipi Kurumunun mevcut kapasitesinin dolu olduğunu ve nakil taleplerinin incelenmesinde çeşitli kriterlerin göz önünde bulundurulduğunu belirtmiştir. Hükümlülerin nakil talepleri, Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) üzerinden otomatik olarak değerlendirilmektedir. Ancak, başvuranın daha önce herhangi bir nakil talebinin bulunmadığı ve mevcut durumunun göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiğine dair bir tavsiye kararı vermiştir. Bu karar, çocuk ebeveyn bağının devamını sağlamak amacıyla, başvuranın talep ettiği kuruma boşalma olması durumunda nakil talebinin öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu süreçte, Adalet Bakanlığı’nın kararını 30 gün içinde Kuruma bildirmesi zorunludur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2025/789-S.25.1246

BAŞVURU NO : 2024/11340

KARAR TARİHİ : 23.01.2025

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan ,

1.1. Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, uzun yıllar Uşak E Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinde bulunduğunu, anılan ceza infaz kurumunun yıllardır kapalı olduğu için Silivri, Edirne, Afyonkarahisar il ve ilçelerinde bulunan ceza infaz kurumlarında barındırıldığını; Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun özel sevk kabul etmediği, ancak zorunlu sevk kabul ettiğini belirterek CİMER, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne ve Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu ve başvurusuna sonuç alamadığını,

1.2. Ayrıca, Uşak İlinde ikamet eden ilköğretim çağında 13 ve 14 yaşlarında iki evladının olduğunu ve çocuklarının annesinin vefat ettiğini bu nedenle evlatlarına kız kardeşinin baktığını, ailesinin kendisini ziyaret edemediği için aile bağlarının koptuğunu; ikinci evliliğinden ise 7 ve 8 yaşlarında olan iki evladı ile ilgili olarak birçok kuruma başvurmalarına rağmen onlardan beş yıldır haber alamadıklarını iddia ve ifade ederek; Uşak İlinde ikamet eden iki evladı ve kız kardeşiyle düzenli görüşebilmesi, aile bağlarını güçlendirmesi ve manevi desteklerini görmesi için Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 23.9.2024 tarihli ve sayılı yazı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 30.10.2024 tarihli ve –

– – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın naklini talep ettiği Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1445, doluluk oranının % 145 olduğu, 2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde, “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği; bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adli suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS)

Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, Bu kapsamda, kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayı, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayı sistem tarafından otomatik olarak verildiği, 2.5. Diğer taraftan, her ayın 1’i ila 20’si arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve

167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri kurumlardan

durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüklerine göndermeleri gerektiği, Genel Müdürlüklerinin isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı, 2.6. Adı geçenin 2023 yılı ile 2024 yılı Ocak ayından günümüze kadar geçen süre içerisinde Genel

Müdürlüğe ulaşan herhangi bir nakil talebinin bulunmadığı; ancak, adı geçenin ileriki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel

Müdürlüklerine göndermesi halinde talebinin mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirileceği, 2.7. Başvurana ait 17.09.2022/17.09.2023 tarih aralığına ilişkin ziyaret raporunun incelenmesinden,

20.04.2023 ila 01.07.2023 tarihleri arasında ve 17.09.2023/16.09.2024 tarih aralığına ilişkin ziyaret

raporunun incelenmesinden 07.11.2023 ila 01.01.2024 tarihleri arasında sair zamanlarda ziyaret edildiği; 16.09.2024/04.10.2024 tarih aralığına ilişkin ziyaret raporunun incelenmesinden ise bu tarihler arasında ziyaret edilmediği; ayrıca 20.09.2022/03.10.2024 tarih aralığına ilişkin ACEP raporunun incelenmesinden de sair zamanlarda ailesi ile görüşme yaptığı, Açıklamalarına yer verilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın,

3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, “Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin, 5.1. 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”, 5.2. 3 üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”, 5.3. 4 üncü maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf

Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse Uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.”,

5.4. 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında; “Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.”, 5.5. 12 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun, kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”, 5.6. 18 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf

Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 6. Avrupa Konseyi Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin (Avrupa

Sözleşmeleri Külliyatı No: 192), 6.1. “Çocuk ile ana ve babası arasında kişisel ilişki” başlıklı 4 üncü maddesinde; “1) Bir çocuk ile ana ve babası birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek hakkına sahiptirler. 2) Bu tür kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararlan gerektirdiği takdirde, kısıtlanabilir veya engel olunabilir. 3)

Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında kişisel ilişki kurma imkanı ya da diğer şekillerde ilişki kurma imkanı da öngörülecektir.”, 6.2. “Çocuğun bilgilendirilme, danışılma ve görüşlerini ifade etme hakkı” başlıklı 6 ncı maddesinde; “1)

İç hukukuna göre yeterli ayırt edebilme yeteneğine sahip olduğu kabul edilen bir çocuk kendi yüksek yararlarına açıkça aykırı olmadıkça aşağıdaki haklara sahip olacaktır: – ilgili tüm bilgileri almak; – danışılmak; – görüşlerini ifade etmek. 2) Çocuğun, söz konusu görüşleri ile anlaşılabilir istek ve duygularına gereken önem verilecektir.”, 7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006)

2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek’in;

7.1. “Temel ilkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 7.2. “Yerleştirme ve barındırma” başlıklı 17.1 inci, 17.2 nci ve 17.3 üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “ Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır…”,

7.3. “Dış dünya ile ilişki” başlıklı 24.1 inci, 24.4 üncü ve 24.5 inci maddelerinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”, 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı Kararıyla kabul edilen

“Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü “nün, 8.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”, 8.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kimse talep ettiği zaman eğer mümkünse genellikle ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulur.”, 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun, 9.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 9.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: …

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunilik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. … f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur. ”,

9.3. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,

9.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hal göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,

g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. …”,

9.5. “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinin ilgili fıkralarında; “Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. … Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. …”,

10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

11. 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in;

11.1. “Karar türleri” başlıklı 31 inci maddesinde; “(1) Kurum, şikayet başvurusuna ilişkin inceleme ve araştırma sonucunda tavsiye kararı, … verir.”,

11.2. “Tavsiye kararı” başlıklı 32 nci maddesinde; “İnceleme ve araştırma sonucunda şikayetin yerinde olduğu kanaatine varılması halinde tavsiye kararı verilir. …”,

12. Adalet Bakanlığının 05.06.2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 No.lu Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin ;

“Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmelik’in

“Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” ,

13. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir…”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ERTUNÇ ERKAN BALTA’NIN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran, 1 No.lu paragrafta açıklandığı üzere; Uşak E

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinde bulunduğunu, anılan ceza infaz kurumunun yıllardır kapalı olduğu için farklı il ve ilçelerde bulunan ceza infaz kurumlarında barındırıldığını, Uşak E Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunun özel sevk kabul etmediğini; ancak zorunlu sevk kabul ettiğini belirterek yaptığı başvurusuna sonuç alamadığını; ayrıca Uşak İlinde ikamet eden ilköğretim çağında 13 ve 14 yaşlarında iki evladının olduğunu, çocuklarının annesinin vefat ettiğini bu nedenle evlatlarına kız kardeşinin baktığını, ailesinin kendisini ziyaret edemediği için aile bağlarının koptuğunu, ikinci evliliğinden ise 7 ve 8 yaşlarında iki evladı olduğunu; ancak beş yıldır onlardan haber alamadıklarını belirterek Uşak İlinde ikamet eden iki evladı ve kız kardeşiyle düzenli görüşebilmesi, aile bağlarını güçlendirmesi ve manevi desteklerini görmesi için Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna nakledilmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.

16. AİHS’nin 8 inci maddesinde herkesin özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu; Anayasanın 20 nci maddesinde herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu ve 41 inci maddesinde ise, Devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması … için gerekli tedbirleri almakla, teşkilatı kurmakla; ayrıca her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu hüküm altına alınarak ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiği; ayrıca her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça, anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir.

17. Anayasa’nın 19 uncu maddesine göre hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur; ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve ceza infaz kurumu idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02). Öyle ki Anayasa Mahkemesinin 2020/2019 Başvuru No.lu ve 17.07.2024 tarihli kararında da kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi ile aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanması gerektiği; ayrıca bu kapsamdaki talepler hakkında idari ve yargısal makamlar tarafından verilen kararların gerekçeleri ikna edici şekilde ilgili ve yeterli olması gerektiği, Anayasanın 41 inci maddesinde ifade edilen çocuğun yüksek yararı mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilke olduğuna dair vurgu yapılarak çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemli olduğu ifade edilmektedir.

(Anayasa Mahkemesi, 17.07.2024 tarihli ve 2020/2019 Başvuru No.lu Kararı.).

18. Diğer taraftan; 5275 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı

korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak …” olarak ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda

Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.

Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

19. 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı dokuzuncu bölüm altında, 53 üncü maddede

“Nakiller” ve 58 inci maddede “Nakillerde alınacak tedbirler” başlıklarında nakile ilişkin hükümler; 54 üncü maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55 inci maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56 ncı madde de

“Zorunlu nedenlerle nakil” ve 57 inci maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.

20. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık

5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge ’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen “Kendi

istekleri ile nakil” hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak “Ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil” hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

21. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu; ancak mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkansız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8 inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

22. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü”nün ilgili maddesinde; ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

23. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu

sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

24. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddi ve manevi koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak “cezaevi kapasitesi” bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

25. Birleşmiş Millet Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 18 inci maddesi, çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesinde sorumluluğun öncelikle ana ve babada olduğunu belirtmiştir. Taraf devletleri de her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana ve babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı göstermeleri konusunda ve çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmasında ana babaya durumlarına uygun yardım yapmayı sağlama konusunda yükümlü kılmıştır.

26. Avrupa Konseyi Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 4 üncü maddesinde de bir çocuk ile ana ve babasının birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek hakkına sahip olduğu, bu tür kişisel ilişkinin, çocuğun sadece yüksek yararları gerektirdiği takdirde, kısıtlanabileceği veya engellenebileceği belirtilmiştir.

27. Konuya ilişkin yargı kararlarına bakıldığında; Anayasa Mahkemesi tarafından çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemli olduğu (Anayasa Mahkemesi, 07.11.2019 tarihli ve 2016/8660

Başvuru No.lu Kararı), Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20 nci ve 41 nci maddelerinin, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiğinin belirtildiği görülmektedir (Anayasa Mahkemesi, 02.07.2015 tarihli ve 2013/5126 Başvuru No.lu Kararı).

28. Somut dosyaya başvuran tarafından sunulan dilekçe ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda olduğu ve halihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, başvuranın 2023 yılı ile 2024 yılı Ocak ayından günümüze kadar geçen süre içerisinde Genel Müdürlüğe ulaşan herhangi bir nakil talebinin bulunmadığı, hususları tespit edilmiştir.

29. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından ise özetle;

29.1. Başvuranın naklini talep ettiği Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının kapasitesinin üzerinde olduğu; hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğu, her talebin uygun değerlendirilemediği, 29.2. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adli suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) çerçevesinde otomatik olarak değerlendirildiğinden kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olduğu; her ayın 1’i ila 20’si arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu

Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, Genel Müdürlüklerine göndermeleri gerektiği, Genel Müdürlüğün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı; 29.3. Başvuranın, ileriki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüklerine göndermesi halinde talebinin mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirileceği, Belirtilerek ret işlemi tesisi edildiği bildirilmektedir.

30. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 30.1. Her ne kadar nakil işleminin HÜNSİS üzerinden otomatik olarak yapıldığı ifade edilmişse de bunun sistemi kurgulayan ve işletimini sağlayan idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, 30.2. İdarelerin hükümlülerin insan onuruna yaraşan maddi ve manevi koşullar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunduğu, bu kapsamda aile hayatına saygı gösterme hakkının ve çocuğun yüksek yararının korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğünün olduğu; mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesi devletin pozitif yükümlülüklerinin gereği olduğu; bu bağlamda idarenin uygulaması ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde çocuğun üstün yararı gözetilerek aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak şekilde hareket edilmediği, başvurucunun talebinin neden karşılanamadığı hususunda kararlarda somut ve yeterli şekilde gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla; somut olayın koşullarında aile hayatına saygı hakkı bakımından beklenen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği, 30.3. Ayrıca, aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması ve çocuk ebeveyn bağının devamını da sağlamak amacıyla, öncelikle çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ve nakil koşullarını taşıması kaydıyla, başvuranın talep ettiği kurum olan Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda boşalma olması durumunda nakil talebinin idarece öncelikle değerlendirilmesi gerektiği,

Kanaati ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde herhangi işlem tesis edilmez ve eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE, Çocuk ebeveyn bağının devamını da sağlamak amacıyla, öncelikle çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ve nakil koşullarını taşıması kaydıyla, başvuranın talep ettiği kurumda boşalma olması durumunda nakil talebinin idarece öncelikle değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda

ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ilgili idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi