|
ÖZET: Başvuran, eş durumu mazeretiyle eşinin görev yaptığı Ankara iline atanma talebinde bulunmuş, ancak Adalet Bakanlığı, başvuranın zorunlu hizmet süresinin dolmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Başvuran, bu ret kararının hukuka aykırı olduğunu, zira aile birliği mazeretinin göz önünde bulundurulması gerektiğini savunmuştur. Danıştay, aile birliği mazeretinin, kamu görevlilerinin verimliliği ve kamu hizmetinin etkinliği açısından önemli olduğunu vurgulayarak, başvuranın mazeretinin devam ettiği sürece görev yerinin değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.
Danıştay, Anayasa’nın 41. maddesi gereği ailenin korunması ve refahının sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtmiş, başvuranın durumunun bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. İdarenin, başvuranın aile birliği mazeretini göz ardı ederek re’sen atanmasını sağlamasının, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hakların ihlali anlamına geleceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvuranın aile birliği mazereti kapsamında Ankara iline atanması yönünde Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/89985-S.20.98742
BAŞVURU NO : 2020/76258
KARAR TARİHİ : 23/12/2020
TAVSİYE KARARI
ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın aile birliği mazereti nedeniyle eşinin görev yaptığı ile atanma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/06/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünde kadrosunda görev yapmakta olduğunu, eş durumu mazereti nedeniyle 2013 Yaz Kararnamesi ile ataması yapılan Ankara Çocuk
Eğitimevindeki görevinden eş durumu mazereti devam etmekte iken ve talebi olmaksızın
2019 Yaz Kararnamesi ile Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna atamasının
yapıldığını, 04/06/2020 tarihli dilekçe ile hamile olması ve eşinin 657 sayılı Kanun kapsamında taşrası olmayan Enerji İşleri Genel Müdürlüğünde mühendis olarak görevli olması sebebiyle eş mazereti nedeniyle yeniden eşinin bulunduğu Ankara iline tayinini talep ettiğini, ancak talebinin reddedildiğini, ret yazısında özetle Adalet Bakanlığı Memur
Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 33 üncü ve 34 üncü maddeleri gereğince ceza infaz kurumu müdürlerinin bölge esasına göre zorunlu atamaya tabi ve bölge esasına göre çalışan personel niteliğinde olması, ayrıca yeni atanmış olduğu ceza infaz kurumunda en az 2 (iki) yıllık zorunlu hizmet süresinin bulunması nedeniyle naklen atanma talebinin uygun görülmediğinin bildirildiğini, oysa ki Yönetmeliğin 33 üncü ve 34 üncü maddelerinin normal şartlar altında ve diğerlerinin bölge esasına göre çalışma ve bölge esasının uygulandığı hallerde hizmet sürelerine ilişkin hükümler içermekte olup mazerete dayalı durumlara ilişkin herhangi bir hüküm içermediğini, hatta Yönetmeliğin
24 üncü maddesinde mazeret başvurularının yapılabilmesi için herhangi bir yıl çalışma
şartı aranmadan naklen atama yapılabileceğine yer verildiğini ve 22 nci madde şartlarını aramayarak bölge esaslı çalışma ve sürelerini mazeret söz konusu olduğunda göz önüne almadığını ifade ederek; Yönetmeliğin 24 üncü ve 26 ncı maddelerinde yer alan personelin aile birliğine ve sağlığına atıfta bulunan maddeler doğrultusunda, eşinin taşrası olmayan bir kurumda çalışması, 5 yıldır tüp bebek tedavisi görüyor olması, bu tedaviler sonucunda 3 hamileliğinin düşükle sonuçlanması ve yaşı gereği hamileliğinin yüksek risk taşıması sebebiyle, doğum sonrasında aile birliğinin sağlanması için Anayasanın 41 nci maddesi de göz önüne alınarak eşinin çalıştığı Ankara iline atamasının yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 11/12/2020 tarihli ve
sayılı yazısı ve eklerinde;
2.1) Ceza infaz kurumu müdürlerinin Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil
Yönetmeliğinin 33 ve 34 üncü maddeleri gereğince zorunlu atamaya tabi ve bölge esasına göre çalışan personel niteliğinde olması nedeniyle, hizmetine ihtiyaç duyulması ve bulunduğu yerdeki 5 (beş) yıl 9 (dokuz) ay hizmet süresi göz önünde bulundurularak, başvuranın, 14/06/2019 tarihli ve 3670/102173 Bakanlık Oluru ile Ankara Çocuk
Egitimevinden Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna atandığı ve 17/07/2019 tarihinde görevine başladığı,
2.2) Başvuranın Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 33 ve 34
üncü maddeleri gereğince ceza infaz kurumu müdürlerinin bölge esasına göre zorunlu atamaya tabi ve bölge esasına göre çalışan personel niteliğinde olması, ayrıca yeni atanmış olduğu ceza infaz kurumunda en az 2 (iki) yıllık zorunlu hizmet süresinin bulunması nedeniyle naklen atanma talebinin uygun görülmediği, ifade edilmiş; ayrıca Kurumumuzca talep edilen belgeler gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2) “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
4.1) “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı 72 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere 74 ve 76 ncı maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi memurun atandığı yerde eşinin atanacağı teşkilatın bulunmaması ya da teşkilatı olmakla birlikte niteliğine uygun münhal bir görev bulunmaması ve ilgilinin de talebi halinde, bu personele eşinin görev süresi ile sınırlı olmak üzere aşağıdaki şartlarda izin verilebilir.”
4.2) “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi” başlıklı 76 ncı
maddesinde; “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.”
5) 25/06/1983 tarihli ve 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının
Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmeliğin
5.1) “Memurun İsteği Üzerine Yapılabilecek Yer Değiştirmeler” başlıklı 12 nci
maddesinde; “Sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretlerinin belgelendirilmesi halinde, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan memurun isteği üzerine yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir.
Sağlık ve aile birliği mazeretlerine dayalı olarak yer değiştirmeye tabi tutulan memur, mazeretinin devam ettiğini her yıl Ocak ayında alacağı belgeyle belgelendirmek zorundadır. Zorunlu çalışma süresini sağlık veya aile birliği mazeretine dayalı olarak tamamlamamış olan memur mazeretinin sona ermesi durumunda, zorunlu hizmet süresinin eksik kalan kısmını tamamlamak zorundadır.”
5.2) “Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Aile birliği mazeretine dayanarak yer değişikliği, memurun; a) Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkânının olmaması veya mevzuatı uyarınca eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda bu kapsamdaki eşin bulunduğu yere, … atanması suretiyle yapılabilir..”
6) 10/07/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı
Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin
6.1) “Naklen Atama Esasları” başlıklı 22 nci maddesinde;
“Bu Yönetmelik kapsamındaki memurların unvan ve sınıf değişikliği olmaksızın naklen atanabilmeleri için; a) Görev yaptıkları adalet komisyonları yetki alanı içerisinde en az iki yıl hizmet etmiş olmaları, b) Atanmak istedikleri veya atanacakları yerlerde durumlarına uygun bir kadro ve ihtiyaç bulunması, c) Son görev yerindeki eylemi ile ilgili olarak son iki yıl içerisinde uyarma ve kınama dışında herhangi bir disiplin cezası almamış bulunması, gerekir.
… Atamaları adalet komisyonlarınca teklif edilenler dışındaki ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin naklen atamaları her yılın Haziran ayında toplu olarak yapılır.
Ancak gerek görülmesi durumunda bu personelin ataması her zaman yapılabilir.
Birinci fıkrada belirtilen şartları taşıyan ve atamaları adalet komisyonlarınca teklif edilen personelin komisyonlar arası naklen atama işlemleri, ilânda belirtilecek usûl ve esaslar çerçevesinde toplu olarak da yapılabilir.”
6.2) “Mazerete Dayalı Naklen Atamalar” başlıklı 24 üncü maddesinde;
“Bu Yönetmelik kapsamındaki personel; sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretlerini belgelendirmeleri halinde 22 nci, 22/A, 22/B ve 22/C maddelerindeki şartlar aranmaksızın istekleri üzerine naklen atanabilirler.”
Bu şekilde atananlar mazeretlerinin herhangi bir nedenle ortadan kalkması durumunda, süre şartına bakılmaksızın uygun bir kadro ve ihtiyaç bulunması halinde önceki görev yerlerine atanabilirler.
… Bu madde kapsamındaki aile birliği mazeretine dayalı naklen atamalarda, 22 nci maddenin beşinci fıkrasındaki toplu atama usulü de uygulanabilir. Toplu atama usulü uygulanması durumunda aile birliği mazeretine dayalı naklen atama işlemleri yılda iki kez gerçekleştirilir.”
6.3) “Aile Birliği Mazereti Nedeniyle Atama” başlıklı 26 ncı maddesinde;
“Aile birliği mazeretine dayanarak naklen atama, memurun; a) Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkanının olmaması veya mevzuatı uyarınca zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda eşinin bulunduğu yere, … atanması suretiyle yapılabilir.”
6.4) “Bölgeler” başlıklı 33 üncü maddesinde;
“Ceza infaz kurumları ve tutukevleri müdürleri, denetimli serbestlik müdürleri, müdür yardımcıları, saymanlar ile infaz ve koruma başmemurları Ek-4’te gösterilen birinci, ikinci ve üçüncü bölgelerdeki müdürlük teşkilâtı olan ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik müdürlüklerine naklen atanarak bölge esasına göre çalışırlar.”
6.5) “Bölge Esasının Uygulandığı Hallerde Hizmet Süreleri” başlıklı 34 üncü maddesinde;
“Ceza infaz kurumları ve tutukevleri müdürleri, denetimli serbestlik müdürleri, müdür yardımcıları, saymanlar ile infaz ve koruma başmemurları için en az hizmet süreleri; üçüncü bölgede dört, ikinci bölgede altı, birinci bölgede sekiz yıldır.
… Hizmet gereği ve mazerete dayalı atamalarda, zorunlu hizmet süreleri tamamlanmadan her zaman naklen atama yapılabilir.
… Bölgelerden herhangi birinde iki yılını dolduranlar istekleri ile aynı veya alt seviyedeki bölgelere ya da Bakanlıkça resen aynı bölge seviyesinde başka bir yere atanabilirler.
… Mazeret nedenleriyle ataması yapılanlar, mazeretlerinin kalkmasından sonra durumlarına uygun ve eksik kalan bölge hizmetlerini tamamlayacakları yerlere atanabilirler.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; idarenin başvuranın
talebini reddetmesine yönelik işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilerek, başvuranın aile birliği mazereti kapsamında Ankara ilinde bir ceza infaz kurumuna atamasının yapılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Başvuran, özetle, eş durumu (aile birliği) mazeretiyle eşini görev yaptığı Ankara iline
atamasının yapılmasını talep etmektedir.
9) Bilindiği üzere, Anayasamızın 2 nci maddesinde, Devletin nitelikleri sayılmış ve sosyal
bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde, Devletin temel amaç ve görevleri olarak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır.
10) Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan,
kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. (Bakınız. Danıştay 2. Dairesinin 29/04/2009 tarihli ve E.2009/1338, K.2009/1799 sayılı kararı)
11) Anayasamızın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümünün 41
inci maddesinde, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu vurgulanmış, Devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunmasını ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirler almasını ve teşkilatını kurmasını hükme bağlamıştır.
12) Bu Anayasa hükmüyle, Devlete, ailenin korunması, huzur ve refahının sağlanması için
gerekli tedbirlerin alınması ve teşkilatların kurulması konusunda yükümlülükler yüklenmiş olup; ailenin korunmasına yönelik olarak Devlete verilen görevin öngörüldüğü şekliyle yerine getirilebilmesinin temel koşullarından birisinin de aile birliğinin sağlanması olduğu, aksi bir uygulamanın ise, ailenin huzurunu temelden sarsarak maddi ve manevi anlamda toplum açısından giderilmesi çok zor olan zararları beraberinde getireceği, böylesi bir durumun ise, günümüzün evrensel anlamda kabul görmüş sosyal ve hukuk devleti anlayışıyla da bağdaşmayacağı ortadadır. (Bakınız. Danıştay 2.
Dairesinin 27/02/2017 tarihli ve YD.2016/14817 sayılı kararı)
13) Danıştay’a göre, Anayasa koyucu, bu maddeyle aileyi parçalamaktan kurtarmak,
bireylerini bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak amaçlarını taşımıştır. (Danıştay 5. Dairesinin 25/01/1995 tarihli ve E.1994/6864, K.1995/428 sayılı kararı; Danıştay 5. Dairesinin 07/12/2005 tarihli ve E.2004/66626, K.2005/5834 sayılı kararı)
14) Bilindiği üzere, bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki
normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler yürürlüğünü kanunlardan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve tüzüklerden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu minvalde, kanun koyucu da, hem kamu görevlilerinin naklen atanmaları, hem aile birliği mazeretiyle yer değiştirmelerini kurala bağlamak ve kolaylaştırmak amacıyla, 657 sayılı
Kanun’un 72 nci ve 76 ncı maddelerinde gerekli düzenlemeleri yapma yoluna gitmiştir.
15) 657 sayılı Kanun’un 72 nci maddesine dayanarak hazırlanan Devlet Memurlarının Yer
Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik vasıtasıyla ise, devlet memurlarının aynı kurum içinde yer değiştirme suretiyle atanmalarına yönelik işlemlerin temel ilkeleri belirlenmiştir. 10/07/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde de, eş durumuna (aile birliği mazeretine) bağlı yer değişikliği hakkı getirilmiş ve bu şekilde yapılacak atamalara ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
16) Somut olayımızda, başvuranın İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev
yapmakta iken 26/08/2013 tarihli Olur ile eş durumu mazeretine binaen Ankara Çocuk
Eğitimevine atanmış; 3 sene sonrasında eş durumu mazereti devam etmekte iken 14/06/2019 tarihli Bakanlık Oluru ile re’sen Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna ataması gerçekleştirilmiş; daha sonrasında ise başvuran 05/06/2020 tarihli dilekçesi ile eşinin taşra teşkilatı olmayan bir kurumda çalışıyor olması ve sağlık durumu (hamilelik) sebebiyle tayininin yeniden Ankara ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine yapılmasını talep etmiş, ancak bu talebi Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 17/06/2020 tarihli ve sayılı yazısı ile bölge esasına göre çalışan ve zorunlu atamaya tabi personel niteliğinde olması, ayrıca yeni atanmış olduğu ceza infaz kurumunda en az 2 yıllık zorunlu hizmet süresinin bulunması gerekçesiyle reddedilmiştir.
17) Belli bir mazerete binaen ataması gerçekleştirilen personelin mazeret durumu ortadan
kalkmadan kurumlarınca re’sen başka bir yere atanmasına imkan veren herhangi bir düzenleme bulunmamakta olup, kural olarak ilgilinin mazereti devam ettiği sürece görev yerinin değiştirilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu noktada, Adalet Bakanlığı Memur
Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında düzenlenen bölgelerin birinde iki yılını dolduranların Bakanlıkça re’sen aynı bölge seviyesinde başka yere atanabileceği yönündeki yetkinin de ilgililerin mazeret durumları göz ardı edilerek kullanılabileceği şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
18) Zira, personelin mazereti devam ederken kurumlarınca re’sen başka bir yere atanabilmesi,
ilgililerin mazeretleri boyunca ihtiyaç duydukları yerde görev yapabilecekleri yönündeki haklı beklentilerine aykırı olacaktır. Böyle bir uygulama veya yaklaşım, engellilik mazereti, can güvenliği, sağlık mazereti ya da aile birliği mazereti devam eden personelin idarelerce hizmet gerekleri veya ihtiyaç durumu öne sürülerek veya keyfi bir şekilde başka yere atanabilmelerinin yolunu açacak; böylece, bu kişilerin mazeretleri nedeniyle elde ettikleri Anayasa’dan, uluslararası sözleşmelerden, kanunlardan veya diğer mevzuattan kaynaklanan haklarının istekleri dışında zamansızca ellerinden alınması durumu ortaya çıkacak, kimi zaman ise bu kişiler açısından telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıkacaktır.
19) Danıştay tarafından da eş durumu gözetilmeden tesis edilen naklen atama işleminin
hukuka aykırı olduğu, idarece res’en yapılan yer değiştirme ve atamalarda eş durumunun göz önüne alınması gerekli olduğu ifade edilmektedir. (Bakınız. Danıştay 5. Dairesinin 01/07/1992 tarihli ve E.1991/414, K.1992/2126 sayılı kararı; Danıştay 5. Dairesinin 13/03/1995 tarihli ve E.1991/3950, K.1995/956 sayılı kararı)
20) Dolayısıyla, konuyla ilgili mevcut düzenlemeler dikkate alındığında, bir mazerete binaen
ataması gerçekleştirilen personelin ancak mazereti ortadan kalktığında ve/veya personel tarafından mazeretinin devam ettiğinin belgelendirilememesi durumunda, idarece başka bir yere veya varsa zorunlu hizmetini yerine getireceği/tamamlayacağı bir yere atanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
21) Buna göre, başvuranın 2013 yılında eşinin taşra teşkilatı bulunmayan bir kurumda
çalışıyor olması nedeniyle aile birliği mazeretine binaen Ankara Çocuk Eğitimevine atanmış olmasına rağmen, mazereti devam etmekte iken 14/06/2019 tarihli Olur ile re’sen
Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna atanmasına yönelik işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
22) Bu konuda, söz konusu işlemin gerekçesi olarak idarece başvuranın bölge esasına göre
çalışan bir personel olması ve atandığı yerde hizmetine ihtiyaç duyulduğu öne sürülmekte ise de, bölge esasına göre ve zorunlu hizmete tabii olarak çalışan personelden mazereti nedeniyle ataması gerçekleştirilenlerin belli bir süre mazeretlerinin geçerliliğini kaybedeceğine ve idarenin bu kişileri sonra re’sen başka bir yere atayabileceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple, idarenin kendiliğinden başvuranın mazereti ortadan kalkmışçasına görev yerini değiştirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
23) İdarenin başvuranın 05/06/2020 tarihli dilekçesini reddetmesine yönelik işlem açısından
bakıldığında ise, idarenin yine başvuranın bölge esasına göre zorunlu atamaya tabi olarak çalışan bir personel niteliğinde olması ve yeni atanmış olduğu ceza infaz kurumunda en az 2 yıllık zorunlu hizmet süresinin bulunması nedeniyle başvuranın talebini reddettiği görülmektedir. Başvuranın 2020 yılı Eylül ayı Aile Birliği Mazereti Nedeniyle Atama
Planlamasına İlişkin Duyuru kapsamında yaptığı başvurusu da aynı gerekçeyle reddedilmiştir.
24) Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde personelin naklen atama
esaslarına ilişkin genel hükümler Yönetmeliğin 22 nci maddesinde düzenlenmiş olup, personelin naklen atanabilmeleri için görev yaptıkları adalet komisyonları yetki alanı içerisinde en az iki yıl hizmet etmiş olmaları şartı getirilmiştir. Ancak, Yönetmeliğin mazerete bağlı atamalarının düzenlendiği 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında personelin sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretlerini belgelendirmeleri halinde 22 nci maddedeki şartlar aranmaksızın istekleri üzerine naklen atanabilecekleri, Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin 10 uncu fıkrasında ise hizmet gereği ve mazerete dayalı atamalarda zorunlu hizmet süreleri tamamlanmadan her zaman naklen atama yapılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre, mazeret nedeniyle ataması yapılacak personel için Yönetmeliğin 22 nci maddesinde yer alan iki yıllık süre şartının öne sürülmesi doğru değildir.
25) Ayrıca, Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında yer alan bölgelerden herhangi
birinde iki yılını dolduranların istekleri ile başka yere atanabilecekleri yönündeki düzenlemenin de mazerete dayalı atamalarda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.
Zira, bu madde atamanın yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık sürenin doldurulmasını değil, bir bölgede geçirilen toplam süreye işaret etmektedir. Başvuran ise memuriyete başladığı 12/12/2000 tarihinden itibaren birinci bölgede görev yapmış olup, bu şartı hayli hayli karşılamaktadır. Bu durumda, idarenin başvuranın bu yöndeki taleplerini mezkur maddelere dayanarak reddetmesi yerine, başvuranın Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin
10 uncu fıkrası ile Yönetmeliğin 26 ncı maddesi kapsamında mazeretinin geçerliliği ve
kadro durumu konusunda yapacağı değerlendirmeler sonucunda karara varması gerekmektedir.
26) Sonuç olarak, başvuranın 14/06/2019 tarihinde naklen atanmasının hukuka aykırı olduğu,
başvuranın eşinin taşra teşkilatı bulunmayan bir kurumda çalışıyor olması, başvuranın eşinden boşanmasının veya eşinin vefatının söz konusu olmaması, uzun yıllar süren tedaviler sonucunda yakın zamanda çocuk sahibi olma durumu, yeni doğacak çocuğun anne ve babasının bir arada olduğu bir aile ortamına ihtiyacının bulunması noktasında yüksek yararının bulunması, bir anne olarak başvuranın tek başına çocuğunu büyütmesinin zorlukları ve bunun başvuranın verimliliğinde ortaya çıkaracağı muhtemel olumsuz etkileri açısından başvuranın görev yerinde kalması açısından kamu yararının bulunmaması, ailenin bir arada yaşamasının temini konusunda Devlete ve onun icrai birimleri olan kamu kurumlarının Anayasadan ve ülkemizin tarafa uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri vb. hususlar göz önünde bulundurulduğunda, idarenin başvuranın aile birliği mazereti nedeniyle yaptığı başvurusunun reddedilmesine yönelik işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
27) Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, başvuranın Diyarbakır iline atanmasının
hukuka aykırı olması, başvuranın talebinin reddedilmesi konusunda idarenin öne sürdüğü hukuki gerekçelerin yetersizliği ve aile birliğinin sağlanması konusunda idareye düşen yükümlülükler dikkate alındığında, idarenin başvuranın talebini reddetmesine yönelik işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirildiğinden, başvuranın aile birliği mazereti kapsamında Ankara ilinde bir ceza infaz kurumuna atamasının yapılması konusunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma sür esinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Diyarbakır İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın aile birliği mazereti kapsamında eşinin görev yapmakta olduğu ilde durumuna uygun bir kadroya atanması yönünde ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, ADALET BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi