|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın destekleyicisi olduğu yabancı uyruklu eşi için aile ikamet izni talebi üzerine yaşanan hukuki uyuşmazlık incelenmiştir. Başvuran, eşi adına yapılan başvurunun değerlendirilmediğini ve eksik belgeler konusunda yeterince bilgilendirilmediğini iddia etmiştir. İdare, başvurunun iptaline gerekçe olarak eksik belgeleri göstermiştir. Ancak, başvuranın idareye yaptığı başvurularda meşru beklenti oluşturacak şekilde bilgilendirilmediği ve eksik belgelerin tamamlanması için gerekli yönlendirmelerin yapılmadığı tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, Danıştay, aile ikamet izni başvurusunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ve eksik bilgilerin tamamlatılması için idarenin daha dikkatli davranması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, idarenin hukuki belirlilik, meşru beklenti ve iyi yönetim ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Aile birliğinin korunması açısından, başvuranın taleplerinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/18105-S.21.28967
BAŞVURU NO : 2021/12338
KARAR TARİHİ : 24/12/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ
GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuru, başvuranın destekleyicisi olduğu yabancı uyruklu eşi adına aile ikamet izni düzenlenmesi istemi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/07/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda şikayetçi tarafından özetle, “Kamu Denetçiliği Kurumuna 08/02/2021 tarihinde yapılan 2021/3024 sayılı başvuru sonucunda verilen karara rağmen Ümraniye İlçe Göç İdaresi ve onun bağlı olduğu İstanbul İl Göç İdaresince gereğinin yapılmadığı, anılan kararda tavsiye edildiği gibi İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü yetkililerince kendileri ile irtibat kurulduğu ve bizzat başvurulması gerektiğini ileten bir cevap verildiği, bu süreçte Aydın Kadın
Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine uzman klinik psikolog olarak atanarak göreve başlandığından bizzat başvuru olanağının bulunmadığı, İstanbul Göç İdaresi Müdürlüğünün yardımcı ve dostane bir yaklaşımda bulunmadığı, başvuru tarihinde İstanbul’da ikamet edildiği için orada başvuru işlemlerinin yapıldığı, noter onaylı belgeleri kargoyla talep edenin Ümraniye İlçe Göç İdaresi Müdürlüğü olduğu, tüm yükümlülüklerin belgelerin PTT kanalıyla taahhütlü olarak gönderilmek suretiyle yerine getirildiği, uzun süre bekletildikleri, eksik evrak konusunda kesinlikle bilgilendirilmedikleri, 157 danışma hattı defalarca arandığı halde sonuç alınamadığı, kasım ayı ortasına kadar başvurunun değerlendirme sürecince olduğunun elektronik posta ile bildirildiği, il ve ilçe idaresi memurlarının olumsuz yaklaşımları yüzünden pandemi döneminde aile huzurlarının kalmadığı, Aydın ilinden yeni aile ikameti başvurusu yapılması halinde cezalı olunacağı, en son ikamet izninin bitiminden itibaren geçen süre için de ödeme yapılmasının gerektiği ancak Ümraniye Göç İdaresinin sebep olduğu sonuçlanmayan başvuruda eski turistik ikamet izninin bitimi olan 2/4/2020 tarihinden itibaren olacak şekilde iki senelik harcın ödendiği, harcı ödenmiş aile ikamet başvurusunun bilgilendirme yapılmaksızın sonuçlandırılmayarak mağdur edildikleri, yabancı uyruklu eşin yurt dışına çıkma imkanının olmadığı” iddia ve ifade edilerek “harcı ödendiği halde idarenin hatası nedeniyle iptal edilen başvurunun dostane çözüm yoluyla kabul edilerek aile ikamet izninin düzenlenmesi” talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 6328 sayılı Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge isteme” başlıklı 18’inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında 04/08/2021 tarih ve sayılı yazı ile İstanbul İl Göç İdaresi
Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
2.1. Anılan yazıda özetle; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “DOSTANE ÇÖZÜM” başlıklı 33/A maddesinde yer alan “Şikâyet konusu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi veya şikâyetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verilir.” hükmüne istinaden, tarafınızca başvuru konusu talebe yönelik olarak herhangi bir işlem yapılıp yapılamayacağına ilişkin açıklamaların; Eğer somut olay idarelerinizce dostane bir şekilde çözüme kavuşturulamıyor; başka bir ifade ile T.C. İçişleri Bakanlığı Göç
İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 25/04/2021 tarih ve sayılı yazısı kapsamında gerekli bildirimlerin yapılmamış olması halinde başvurunun yeniden değerlendirilmesi söz konusu olmayacaksa
Kurumumuza yapılan şikâyet başvurusunun çözümü amacıyla; 26/03/2021 tarih ve 2021/4916-S.21.7994 sayılı gönderme kararında yer alan açıklamalara dayalı olarak;
a) Şikayetçi ve eşi tarafından, aile ikamet izni hususunda yapılan tüm başvurular ve başvurular üzerine tesis edilen tüm işlemlerin; mevcut koşullar altında şikayetçinin aile ikamet izni alabilmesinin hangi durumda söz konusu olabileceğine ilişkin açıklamalarınızın, aile ikamet izni alabilmesi mümkün değil ise hukuki gerekçesinin,
b) Şikayetçi ve eşi ile Ümraniye İlçe Göç İdaresi Müdürlüğü arasında yapılan yazışmalara ait tüm elektronik postaların;
c) T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 25/04/2021 tarih ve sayılı yazısında; 04/01/2020 tarihli aile ikamet izni başvurusunun eksik evrakların verilen sürede tamamlanmadığı, davet yükümlülüğüne uyulmadığı gerekçesiyle reddedildiği belirtildiğinden başvuru kapsamında eksik evrak bulunduğunun ve davetin başvurana bildirimine ilişkin tüm belgelerin;
d) İlgi yazıda “Adı geçenin ihlalde olması hususuna istinaden olağan tür (aile, kısa, öğrenc, vb.) ikamet izni düzenleme olanağı bulunmadığı” ifade edildiğinden, ihlal durumunun hukuki gerekçesinin ve hangi durumda kaldırılabileceği bilgisinin,
e) Mevcut durumda şikayetçinin eşinin insani ikamet izninden faydalandırılma durumuna ilişkin bilgi ve belgelerin,
f) T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 11/02/2016 tarih ve 5753 sayılı talimat yazısının;
g) Başvurunun yapıldığı tarihten sonra başvuru ile ilgili olarak tesis edilen tüm işlemlerin gönderilmesi istemine yer verilmiştir.
3. Kurumumuzun yukarıda yer verilen bilgi ve talebi üzerine gönderilen İstanbul İl Göç İdaresinin 26/10/2021 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle; “Adı geçen yabancı uyruklu şahsın 01/04/2020 tarihinde aile ikamet iznine geçiş başvurusunda bulunduğu, 17/07/2020 tarihinde
Ümraniye İlçe Çalışma Grup Başkanlığına randevu verildiği, dosyanın 24/07/2020 tarihinde ön inceleme birimince incelendiği ve posta ile göndermiş olunan evrakların içerisinde “Aile İkamet İzni” alabilmenin şartlarından biri olan destekleyicinin gelir beyanının eksik olduğunun (Banka hesap kaydında ad, soyad eksik, bankadan alındığına dair imza, mühür ve imza sirküleri eksik) tespit edildiği, yabancıya bilgi verilmek üzere KDB (Kapsamlı Değerlendirme Birimi)’ ye sevk edildiği, Ümraniye İlçe Çalışma Grup
Başkanlığı KDB (Kapsamlı Değerlendirme Birimi) Excel kayıtlarına numarası ile kayıt edildiği, 6458 sayılı Kanununun 97. maddesi ve Kanunun Uygulanmışına ilişkin Yönetmeliğinin 22/1 maddesi gereği, 10/08/2020 tarihinde başvuru sahibinin 2020410339694 referans numaralı formda belirttiği 05633136050
GSM numarasına 10/08/2020 tarihinde saat 17.01’ de eksik bilgi ve belgelerin 30 (otuz ) gün içinde teslim edilmesi gerektiği hususunda bildirim mesajı atıldığının İl Müdürlüğü Excel kayıtlarından tespit edildiği, Temmuz ayından Aralık ayına kadar beş aylık süre boyunca yabancının dosyası Ümraniye İlçe Çalışma
Grup Başkanlığında bekletildiği, 21 Aralık 2020 tarihinde eksik evrakların tamamlanmaması gerekçesiyle tutulan tutanağa istinaden yabancının ikamet izin başvurusu 30/12/2020 tarihinde iptal edildiği; bu süre zarfında ve sonrasında yabancının kendisi, eşi veya yasal temsilcisinin gelerek herhangi bir bilgi ve belge talebinde bulunmadığı ve başvurunun iptal tarihinden sonra yabancı uyruklu şahıs hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı; yabancı uyruklu şahsın yeniden aile ikamet izin başvuru yapması ve 6458 sayılı
Kanunun 35/1 maddesindeki şartlarını eksiksiz taşıması halinde ikamet izin başvurusunun Kanun ve
Yönetmelik kapsamında değerlendirmeye alınacağı; bahsi geçen yabancı hakkında Müdürlüğümüzce yapılan iş ve işlemlerin bilgi ve belgeleri ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 11/02/2016 tarihli ve sayılı yazısının gönderildiği belirtilmiştir.
3.1. Yukarıda yer verilen yazıda bahsi geçen Göç İdaresi
Genel Müdürlüğünün 11/02/2016 tarihli ve 5753 sayılı, “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel
İlkeler” konulu yazısında özetle; 18/05/2015 tarihi itibariyle yabancılara ilişkin işlemlerin il göç idaresi müdürlükleri tarafından devralındığı ve yabancıların ikamet izni ilk/uzatma başvuruları ile geçiş işlemlerine ilişkin e- İkamet sisteminin geliştirildiği; e-İkamet sisteminin işlem süreçleri ve genel
İlkelerin 13/05/2015 tarihli ve 98811785-101-İkamet-2015/3275/10370 sayılı yazı ile birlikte 81 İl
Valiliğine gönderildiği, yabancıların ikamet izni ilk, uzatma başvuruları ile ikamet izinleri arasında geçiş işlemlerini daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde yapabilmeleri teminen e-İkamet sisteminin yeniden tasarlandığı ve 13/05/2015 tarihli ve 98811785-101-İkamet-2015/3275/10370 sayılı yazının yürürlükten kaldırıldığı, e- İkamet sistemindeki değişikliğe ilişkin olarak işlem süreci ve genel ilkeler ile yeniden düzenlenen İkamet İzni müracaat belgesi ve ikamet izni başvuru formunun bir örneğinin 81 il Valiliğine gönderildiği, iş ve işlemlerin söz konusu usul ve esaslara göre yürütülmesinde gerekli özenin gösterilerek herhangi bir aksaklığa mahal verilmemesi hususunda ilgili personelin bilgilendirilmesi talebinde bulunulduğu” görülmektedir.
3.2. Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 11/02/2016 tarihli ve 5753 sayılı, “e-İkamet İşlem Süreçleri ve
Genel İlkeler” konulu yazısı ekinde yer alan “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel İlkeler” başlıklı yazıda genel hatları ile başvuru türleri “ilk başvuru”, “uzatma başvurusu” ve “geçiş başvurusu” olarak üçe ayrılmış, belirtilen başvuru türleri tanımlanmış, iş akış şemaları ortaya konulmuş ve uygulanacak usul ve esaslar ile temel ilkeler başvuru türlerine göre açıklanmıştır. Bu kapsamda; yazının;
a) 1.1 maddesinde ilk ikamet izni başvuruları ve mevcut ikamet izni süresi bitiminden sonra yapılacak başvurulara yönelik olarak ilk başvuru ekranı geliştirildiği,
/
b) 1.2 maddesinde ikamet izni başvuru formunu doldurarak randevu alan yabancının, randevu gün ve saatinde il göç idaresi müdürlüğüne geldiğinde gerçekleştirilecek işlemlerin sıralandığı,
c) 1.3.6 maddesinde randevu gün ve saatinde yabancının ibraz ettiği belgelerde eksiklik olması halinde yabancıya müracaat ettiği tarihten itibaren 30 günlük süre tanınacağı, bu süre içinde istenen belgelerin tamamlanmaması ya da şahsın vermiş olduğu iletişim bilgilerinden ulaşılamaması halinde (30 günlük süre
İçerisinde farklı zamanlarda üç defa şahsa ulaşılmaya çalışılarak bu konu tutanak altına alınacaktır)
yabancıların başvurularının işlemden kaldırılacağı, kaldırılan işlem yok hükmünde olacağından vize/ikamet izni ihlalinden işlem yapılacağı belirtilmiştir.
4. Öte yandan; şikayetçi tarafından aynı istemle 08/02/2021 tarihinde yapılan başvuru üzerine verilen 26/03/2021 tarih ve 2021/4916-S.21.7994 sayılı Gönderme Kararının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne tebliğinin ardından 25/04/2021 tarih ve sayılı yazı ile Kurumumuz bilgilendirilmiş; özetle, GöçNet kurumsal yazılım sisteminde 19/04/2021 tarihinde yapılan incelemede, yabancı kimlik numaralı 16/11/1985 doğumlu isimli yabancının seri numaralı pasaport ile 25/07/2019 tarihinde ülkemize giriş yaptığı, 02/04/201902/04/2020 tarihleri arasında kısa dönem ikamet izni hamili olduğu, 04/01/2020 tarihli aile ikamet izni başvurusunun
“Yabancı hakkında yapılan dosya incelemesi neticesinde 30 günlük eksik evrak tamamlama süresini aştığı tespit edilmiş olup davet yükümlülüğüne uymayan yabancı olarak değerlendirildiğinden 6458 sayılı
Kanun’un 22/1 maddesi ile Genel Müdürlüğün 11/02/2016 tarih ve sayılı talimat yazısı gereği ikamet başvurusunun iptal edildiğinin tutanakla tespit edildiği, 6458 sayılı Kanunun ” Davete uyma yükümlülüğü” başlıklı 97 inci maddesi “Yabancılar ve başvuru sahibi kişilerin Türkiye’ye girişi veya Türkiye’de kalışı hakkında inceleme ihtiyacının doğması, Kanunun uygulanmasıyla ilgili işlemlerin bildirimi nedenleriyle ilgili Valiliğe (İl Göç İdaresi Müdürlüğüne) davet edildiği, adı geçenin ihlalde olması hususuna istinaden olağan tür (aile, kısa, öğrenci vb.) ikamet izni düzenleme olanağının bulunmadığı, bununla birlikte Türk vatandaşı ile evli olması hususuna istinaden 6458 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine istinaden insani ikamet izni kapsamında değerlendirilerek Genel Müdürlüğümüze iletilebileceği, 6458 sayılı Kanunun 97’nci maddesi çerçevesinde İl Müdürlüğüne davet edilerek durumuna ilişkin işlemlerle ilgili gerekli bildirimin yapılmasının İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne bildirildiği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, Bilgi Edinme ve
Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir….” ,
5.1. “Cumhuriyetin Nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
5.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
5.3. “Yabancıların durumu” başlıklı 16’ncı maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.”
5.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
5.5. “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23’üncü maddesinde “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/3 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.”
5.6. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesinde “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
5.7. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddenin beşinci fıkrasında;
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004- 5170/7 md.)
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”
7. Konuya ilişkin Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası sözleşmeler irdelendiğinde,
7.1. Ülkemizin üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10/12/1948 tarih ve 217 A(III) sayılı kararıyla kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 13’üncü maddesinde “Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.”
16’ncı maddesinde “Yetişkin her erkeğin ve kadının, ırk, yurttaşlık veya din bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır. Evlenme sözleşmesi, ancak evleneceklerin özgür ve tam iradeleriyle yapılır. Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.”
7.2. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilerek 03/01/1976 tarihinde yürürlüğe giren ve T.C.
Anayasası’nın usulüne uygun olarak yürürlüğe giren milletler arası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğu
/
yolundaki 90’ıncı maddesi uyarınca Ülkemizin 23.12.2003 tarihinde taraf olması ile kanun değerinde olan
BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesine göre, toplumun doğal ve temel bir birimi olan aileye, özellikle kuruluşu sırasında ve bakmakla yükümlü oldukları çocukların bakım ve eğitim sorumluğu devam ettiği dönemde, mümkün olan en geniş ölçüde koruma ve yardım sağlanır. Sözleşme’de tüm insanların refahı ve güvenliği için ailenin önemi vurgulanmıştır.
7.3. Onay belgelerinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmesi ile 18/5/1954 tarihinde usulüne uygun olarak yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” İkinci fıkrasında; “Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
7.4. Avrupa Konseyi üyesi devletler tarafından 1955 yılında imzalanarak 1979 yılında yürürlüğe giren
Türkiye’nin 1989 yılında taraf olduğu, gerçek kişilerin ikametini düzenleyen Avrupa İkamet
Sözleşmesi’nin 2’nci maddesine göre, taraf devletler, ekonomik ve sosyal koşullarının elverdiği ölçüde diğer taraf devlet vatandaşlarının ikamet sürelerini uzatacak veya daimi oturmalarına izin vereceklerdir.
Avrupa İkamet Sözleşmesi’ne Ek Protokol’ün 1, 2 ve 3’üncü maddelere ilişkin III. Kısımının (b) bendinde, Âkit Tarafların kendilerine tanınan hakların kullanılmasında, aile bağlarını dikkate almayı taahhüt edecekleri, ayrıca (c) bendine göre, sınır dışı etme hakkının ancak ferdî hâllerde kullanılabileceği, Âkit
Tarafların sınırdışı etme hakkını Avrupa Konseyi üyeleri arasında var olan özel ilişkileri dikkate alarak kullanacakları, özellikle ilgili şahsın aile bağlarını ve ülkelerindeki oturma süresini dikkate alacakları belirtilmekte; bununla birlikte Avrupa İkamet Sözleşmesi’nde aile birleşimi hakkına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır
8. Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla kabul edilen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında; a) Aile üyeleri: Başvuru sahibinin veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişinin eşini, ergin olmayan çocuğu ile bağımlı ergin çocuğunu, b) Avrupa ülkeleri: Avrupa Konseyi üyesi olan ülkeler ile Cumhurbaşkanınca belirlenecek diğer ülkeleri, f) Destekleyici: Aile birliği amacıyla Türkiye’ye gelecek yabancıların masraflarını üstlenen ve ikamet izni talebinde bulunanlar tarafından başvuruya dayanak gösterilen Türk vatandaşını veya Türkiye’de yasal olarak bulunan yabancıyı, j) İkamet izni: Türkiye’de kalmak üzere verilen izin belgesini, ü) Yabancı: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi, v) Yabancı kimlik numarası: 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca yabancılara verilen kimlik numarasını….ifade eder.”
8.1. “Türkiyeye Giriş Yasağı” başlıklı 9’uncu maddesinin 4’üncü fıkrasında “ (Değişik:6/12/20197196/71 md.) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılara, idari para cezalarını ödemiş olmaları ve Bakanlıkça belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla, Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmayabilir.”
/
8.2. “İkamet izni” başlıklı 19’uncu maddesinde “1) Türkiye’de, vizenin veya vize muafiyetinin tanıdığı süreden ya da doksan günden fazla kalacak yabancıların ikamet izni almaları zorunludur. İkamet izni, altı ay içinde kullanılmaya başlanmadığında geçerliliğini kaybeder.”
8.3. “Türkiye içinden yapılabilecek ikamet izni başvuruları” başlıklı 22’nci maddesinde “İkamet izni
başvuruları, aşağıdaki hâllerde istisnai olarak valiliklere de yapılabilir:
a) Adli veya idari makamların kararlarında veya taleplerinde b) Yabancının Türkiye’den ayrılmasının makul veya mümkün olmadığı durumlarda c) Uzun dönem ikamet izinlerinde ç) Öğrenci ikamet izinlerinde d) İnsani ikamet izinlerinde e) İnsan ticareti mağduru ikamet izinlerinde f) Aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçişlerde g) Türkiye’de ikamet izni bulunan anne veya babanın Türkiye’de doğan çocukları için yapacağı başvurularda ğ) Geçerli ikamet izninin verilmesine esas olan gerekçenin sona ermesi veya değişikliğe uğramasından dolayı yeni kalış amacına uygun ikamet izni almak üzere yapılacak başvurularda h) 20 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında yapılacak ikamet izni başvurularında ı) Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayanların, kısa dönem ikamet iznine geçişlerinde
8.4. “İkamet izinlerinin tanzimi ve şekli” 23’üncü maddesinde “İkamet izinleri, pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerin geçerlilik süresinden altmış gün daha kısa süreli, kalış amacına bağlı ve her yabancı için ayrı düzenlenir. İkamet izninin şekli ve içeriği Bakanlıkça, ikamet izni yerine geçen çalışma izninin şekli ve içeriği ise Bakanlık ve ilgili kurumlarca birlikte belirlenir.”
8.5. “Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, iptali veya uzatılmaması” başlıklı 25’inci maddesinde “Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, ikamet izninin uzatılmaması veya iptali ile bu işlemlerin tebliği valiliklerce yapılır. Bu işlemler sırasında, yabancının Türkiye’deki aile bağları, ikamet süresi, menşe ülkedeki durumu ve çocuğun yüksek yararı gibi hususlar göz önünde bulundurulur ve ikamet iznine ilişkin karar ertelenebilir. İkamet izni talebinin reddi, iznin uzatılmaması veya iptali, yabancıya ya da yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Tebligatta, yabancının karara karşı itiraz haklarını etkin şekilde nasıl kullanabileceği ve bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de yer alır.”
8.6. “İkamet izinleri arasında geçişler” 29’uncu maddesinde “Yabancılar, ikamet izninin verilmesine esas olan gerekçenin sona ermesi veya farklı bir gerekçenin ortaya çıkması hâlinde, yeni kalış amacına uygun ikamet izni talebinde bulunabilir. İkamet izinleri arasındaki geçişlere ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”
8.7. “Aile ikamet izni” başlıklı 34’üncü maddesinin birinci fıkrasında “Türk vatandaşlarının, 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamında olanların veya ikamet izinlerinden birine sahip olan yabancılar ile mültecilerin ve ikincil koruma statüsü sahiplerinin; a) Yabancı eşine, b) Kendisinin veya eşinin ergin olmayan yabancı çocuğuna, c) Kendisinin veya eşinin bağımlı yabancı çocuğuna, her defasında üç yılı aşmayacak şekilde aile ikamet izni verilebilir. Ancak, aile ikamet izninin süresi hiçbir şekilde destekleyicinin ikamet izni süresini aşamaz.”
8.8. “Aile ikamet izninin şartları” başlıklı 35’inci maddesinde “(1) Aile ikamet izni taleplerinde,
destekleyicide aşağıdaki şartlar aranır:
a) Toplam geliri asgari ücretten az olmamak üzere, ailedeki fert başına asgari ücretin üçte birinden az olmayan aylık geliri bulunmak b) Ailenin nüfusuna göre, genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olmak ve tüm aile fertlerini kapsayan sağlık sigortası yaptırmış olmak c) Başvuru tarihi itibarıyla, beş yıl içinde aile düzenine karşı suçlardan herhangi birinden hüküm giymemiş olduğunu adli sicil kaydıyla belgelemek ç) Türkiye’de en az bir yıldır ikamet izniyle kalıyor olmak d) Adres kayıt sisteminde kaydı bulunmak (2) Bilimsel araştırma amaçlı ikamet izni ya da çalışma izni bulunanlar, 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamında olanlar veya Türk vatandaşlarıyla evli olan yabancılar hakkında, birinci fıkranın (ç)
bendi uygulanmaz.
(3) Türkiye’de, destekleyicinin yanında kalmak üzere aile ikamet izni talebinde bulunacak yabancılarda
aşağıdaki şartlar aranır:
a) 34 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında olduğunu gösteren bilgi ve belgeleri ibraz etmek b) 34 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen kişilerle birlikte yaşadığını veya yaşama niyeti taşıdığını ortaya koymak c) Evliliği aile ikamet izni alabilmek amacıyla yapmamış olmak ç) Eşlerden her biri için on sekiz yaşını doldurmuş olmak d) 7 nci madde kapsamına girmemek (4) Türkiye’de bulunan mülteciler ve ikincil koruma statüsü sahiplerinde, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlar aranmayabilir.
8.9. “Aile ikamet izni talebinin reddi, iptali veya uzatılmaması” başlıklı 36’ncı maddesinde “Aşağıdaki
hâllerde aile ikamet izni verilmez, verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz:
a) 35 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkralarında aranan şartların karşılanmaması veya ortadan kalkması b) Aile ikamet izni alma şartları ortadan kalktıktan sonra kısa dönem ikamet izni verilmemesi c) Hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması ç) Aile ikamet izninin, veriliş amacı dışında kullanıldığının belirlenmesi”
8.10. “Davete uyma yükümlülüğü” başlıklı 97’nci maddesinde “Yabancılar, başvuru sahipleri ve uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler; a) Türkiye’ye girişi veya Türkiye’de kalışı hakkında inceleme ihtiyacının doğması, b) Hakkında sınır dışı etme kararı alınma ihtimalinin bulunması, c) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili işlemlerin bildirimi, nedenleriyle ilgili valiliğe veya Genel Müdürlüğe davet edilebilirler. Davete uyulmadığında veya uyulmayacağına ilişkin ciddi şüphe olması durumunda yabancılar davet edilmeksizin kolluk tarafından getirilebilirler. Bu işlem, idari gözetim olarak uygulanamaz ve bilgi alma süresi dört saati geçemez.”
9. 17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yabancıların
Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin
Yönetmeliğin “Aile ikamet izninin verilmesinde destekleyicinin gelir standardı” başlıklı 31’inci maddesinde “Aile ikamet izni taleplerinde, destekleyicinin aylık toplam gelirinin hesaplanmasında 40 ıncı maddenin beşinci fıkrasının (b) bendi uygulanır.”
9.1. “Destekleyicinin bilgi ve belgelerini ibraz etmesi” başlıklı 32’nci maddesinde “Konsolosluğa aile ikamet izni başvurusu yapılmasından itibaren, Kanunun 35 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında
olduğunu ortaya koyan bilgi ve belgeler, destekleyici tarafından ikamet ettiği yerdeki valiliğe teslim edilir.
Aile ikamet izni başvurusu, bilgi ve belgelerin teslim edilmesiyle birlikte işleme konur.”
9.2. “Tebligat işlemlerine ilişkin usul ve esaslar” başlıklı 120’nci maddesinde “Bu Yönetmelikte yer alan tüm tebligat işlemlerinde 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.
(2) Tebligata konu olan işlemler aşağıda belirtilen şekilde yerine getirilir:
a) Tebligatın şekli ve içeriği Genel Müdürlük veya valilik tarafından belirlenir.
b) Her tür tebligat, Genel Müdürlük tarafından belirlenecek dillerde yapılır.
c) Belirlenen dillerde sağlıklı bir tebligat işleminin gerçekleştirilemediğinde valilik tebligata en uygun dili belirler.
ç) Özel ihtiyaç sahiplerinin durumu tebligat işlemlerinde de gözetilir.
d) Tebliğler ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına yapılır.
e) İlgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir.
(3) Tebligat işlemleri, kayıtlı elektronik posta aracılığıyla da yapılabilir. Yabancılara Kayıtlı Elektronik
Posta adresi tahsis edilmesi ve bu sistemin kullanımıyla ilgili usul ve esaslar 19/1/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği çerçevesinde yürütülür.
10. Ülkemizin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin anayasal konularda danışma organı olarak görev yapan, Konsey bünyesinde “bağımsız düşünce kuruluşu” gibi çalışan, Türkiye’nin 1990 yılında kuruluşundan bu yana üyesi olduğu, resmi adı “Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu” olmakla birlikte genel kurul toplantılarının Venedik’te yapılması nedeniyle Venedik Komisyonu olarak tanınan komisyonun 11-12/03/2016 tarihli 106’ncı genel kurul toplantısında kabul edilen “Hukuk Devleti
Kontrol Listesi”nin
“(a) Kanunilik” “1- Hukukun Üstünlüğü” başlıklı bölümünde “Düzenleyici işlemler, kanun tarafından gerekli görüldüğü durumlarda, gecikme olmaksızın kabul edilmekte midir?” sorusuna yer verilmiş, 46’ncı maddede “Hukuk sadece Anayasayı, uluslararası hukuku, yazılı kanunlar ve yönetmelikleri değil, aynı zamanda bağlayıcı doğası olan teamül hukuku kuralları gibi, uygun olduğunda, hakimin yarattığı hukuku da kapsamaktadır. Hukuk erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır.”
(b) “Hukuki Belirlilik-3. Kanunların öngörülebilirliği” başlıklı bölümde yer alan 58’inci maddede
“Öngörülebilirlik sadece kanunun uygulanışının önceden beyan edilmiş ve etkilerinin öngörülebilir olması ile sınırlı değildir; aynı zamanda hukuk, öznelerin hukuka uygun şekilde davranışlarını yerine getirmesine olanak verecek şekilde yeterli bir kesinlik ve açıklıkta olmalıdır.”; 59’uncu maddede “Gerekli öngörülebilirlik derecesi kanunun türüne bağlıdır. Özellikle öngörülebilirlik ceza kanunları için çok önemlidir. Olası tehlikelere karşı alınan tedbirlerin önemi giderek artmaktadır; değişen teknolojinin bir sonucu olarak çoğalan riskler nedeniyle bu meşru bir değişimdir. Ancak, risk hukuku gibi, kanunlarda önleyici bir yaklaşımın uygulandığı alanlarda, devlet müdahalesinin ön koşulları daha geniş ve belirsiz bir şekilde tasarlanmaktadır; ama hukuk devletine göre, öngörülebilirlik arka plana konulamaz.”
Aynı bölümün “4. Hukukun İstikrarlı ve Tutarlı Olması” alt başlığı altında yer alan 60’ıncı maddede
“Yasama ve yürütmenin faaliyetlerinin istikrarlı ve tutarlı olması bireylerin ilerideki faaliyetlerini planlayabilmesine olanak sağlar. Ancak, tutarlılık kendi başına yeterli değildir; hukuk aynı zamanda değişikliklere uyum sağlayabilecek şekilde olmalıdır. Hukuk değişebilir; ancak bu değişim meşru beklentileri olumsuz etkilemeyecek şekilde, toplumsal tartışma ve bilgilendirme yöntemleri kullanılarak oluşturulmalıdır.”
/
“5. Meşru Beklenti” alt başlığı altında yer alan 61’inci maddesinde “Ulusal hukuklardan oluşan Avrupa
Birliği hukukunda, hukuki beklentiler prensibi hukuki belirlilik ilkesinin bir parçasıdır. Bu ilke, kamu kuruluşlarının sadece hukuka uymasını değil aynı zamanda hukukun öngördüğü meşru beklentilere de uygun şekilde davranması düşüncesini ifade etmektedir. Meşru beklenti doktrinine göre, iyi niyet içerisinde hukuka uygun bir şekilde hareket edenlerin, meşru beklentileri korunmalıdır. Ancak istisnai hallerde, yeni durumların ortaya çıkması neticesinde yapılacak olan meşru beklentileri göz ardı edecek nitelikteki kanun değişiklikleri haklı sayılabilir. Bu doktrin sadece kanunlara uygulanmaz, ayrıca kamusal otoriteleri tarafından verilen bireysel kararlar için de uygulanır.”
“(c) Yetkinin Kötüye Kullanılmasının Önlenmesi” başlıklı bölümde yer alan 65’inci maddede
“Yürütmenin kontrolsüz bir şekilde takdir yetkisine sahip olması hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Sonuç olarak, kanun yetkinin kötüye kullanımı önlemek amacıyla, takdir yetkisinin kapsamını düzenlemelidir.”; 66’ncı maddede “Takdir yetkisinin kötüye kullanımı yargı ve diğer bağımsız organlar tarafından denetlenmelidir. Mevcut başvuru yolları net ve kolayca ulaşılabilir olmalıdır.”; 67’nci maddede “Kamu denetçisi veya çekişmesiz yargı organlarına erişim de uygun olabilir.”; 68’inci maddede “Gerekçelendirme yükümlülüğü idari işlemler açısından da uygulanabilmelidir.”
(d) “Hukuk Önünde Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı” başlıklı bölümde yer alan 70’inci maddede
“Kanunlar eşitlik ilkesine uygun olmalıdır: benzer durumlara eşit bir şekilde, farklı durumlara farklı bir şekilde yaklaşmalı ve herhangi bir ayrımcılığa yol açabilecek potansiyelde olan nedenlere karşı eşitliği sağlayacak hukuki güvenceyi sağlamalıdır.”; 73’üncü maddesinde “Hukuk devleti evrensel olarak herkesin hukuka tabi olmasını gerekli kılar. Hukuk devleti ilkesi, kanunların eşit ve sürekli bir şekilde uygulanması anlamına gelir. Ancak eşitlik şekli bir koşul değildir, kanun düzenlemeleri uygulamada da eşit muameleye yol açabilmelidir. Bu sonuca ulaşabilmek için farklı muamelelerin yapılması kabul edilebilir ve hatta gerekli olabilir. Örneğin, pozitif ayrımcılık kısıtlı koşullarda eşitliği önemli ölçüde sağlayabilecek ve böylelikle geçmişteki dezavantajlar veya dışlanmaların ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir yöntem oluşturabilir.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Kamu Denetçisi tarafından gerçekleştirilen inceleme ve araştırma neticesinde; şikayet konusu hususta; başvuranın destekleyicisi olduğu yabancı uyruklu eşi adına aile ikamet izni düzenlenmesi talebiyle başvurulduğu 01/04/2020 tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşlarının, Cumhurbaşkanlığı makamının 22/03/2020 tarih ve 31076 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2020/4 sayılı Genelge kapsamında kamu hizmetlerini aksatmayacak şekilde Covid-19 pandemisi nedeniyle kamu çalışanlarına yönelik ilave tedbirlerle görevlerine devam ettikleri, idarece e-ikamet@goc.gov.tr adresinden yabancıya gönderilen ve başvuran tarafından şikayet başvurusuna eklenen 21/06/2020 tarihli elektronik posta ile başvuru evraklarının posta yolu ile gönderilmesinin talep edildiği, yabancı tarafından evrakların posta yoluyla idareye iletildiği, başvuru evrakları kabul edilerek değerlendirilmeye alındığı, değerlendirmede yabancının destekleyicisi konumunda olan Türk vatandaşı eşine ait banka hesap dökümünde kimlik bilgisinin yer almadığının görüldüğünün tespit edilerek 10/08/2020 tarihinde eksikliğinin giderilmesinin kısa mesaj yolu ile talep edildiğinin dile getirildiği, buna karşılık başvurunun hangi aşamada bulunduğu hususunda gönderilen elektronik postalara cevaben idarece istanbulduzenli@goc.gov.tr adresinden gönderilen en son 25/11/2020 tarihli elektronik posta ile eksik belgelerden söz edilmeden inceleme aşamasında olduğu bilgisi verildiği, bilgi ve belge eksikliği hususunda bilgi verildiği belirtilen kısa mesajın ise (başvuru formunda iki tanesi doğru biri hatalı olarak verilmiş olan) yanlış numaraya gönderilmesi nedeniyle muhatabına
ulaşmadığı anlaşıldığından, Anayasa’nın 2’inci maddesinden dayanak alan hukuk devletinin en önemli göstergelerinden olan “öngörülebilirlik”, “hukuki belirlilik”, “idarenin bütünlüğü ve idari istikrar”, “meşru beklentiye saygı” ilkeleri kapsamında idarenin yönlendirmelerine uygun şekilde yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılan aile ikamet izni başvurusunun idarenin takdir yetkisi kapsamında yeniden değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanaatiyle başvurunun kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar
Önerisi Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. 1 numaralı paragrafta kısa açıklamasına yer verildiği üzere başvuran tarafından; destekleyicisi olduğu eşi Rusya Federasyonu vatandaşı adına kısa dönemli ikamet izninin bitimini müteakip başlamak üzere harç ve giderler ödenmek suretiyle yapılan aile ikamet izni başvurusunun değerlendirilmeye alınması talep edilmektedir.
13. Başvuranın aynı konudaki 2021/3024 dosya numaralı ve 08/02/2021 tarihli başvurusunda özetle; “02/05/2019 tarihinde gerçekleştirilen nikahın ardından eşine ait turistik ikamet izni bitiminde aile ikamet iznine geçiş istemiyle pandemi koşulları nedeniyle yetkili idarenin yönlendirmesi doğrultusunda posta yoluyla başvuruya ilişkin belgelerin idareye iletildiği; başvuru için gerekli harçların ödendiği ve gerekli tüm belgelerin ibraz edildiği, başvurunun 13/07/2020 tarihinde İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Ümraniye
İlçe Çalışma Grup Başkanlığı’na ulaşmasına rağmen 90 gün boyunca herhangi bir işlem tesis edilmediğinden 12/10/2020 tarihinde başvurunun durumu hakkında bilgi almak amacıyla idareye başvurulduğu, idarece gönderilen 25/11/2020 tarihli elektronik postada işlemlerin devam ettiğinin, 20 gün içinde sonuç hakkında bilgilendirme yapılmaması halinde elektronik posta yoluyla başvurulabileceğinin bildirildiği, çeşitli kereler elektronik posta yoluyla bilgi isteminde bulunulmasına rağmen sonuç alınamadığı, eşinin aile ikamet izni alabilmesi için tüm belgelerin idarece belirlenen usulle eksiksiz olarak ibraz edildiği, sağlık personeli olarak görev yapıyor olması nedeniyle pandemi koşullarında izin alarak kurumdan doğrudan bilgi alınmasının olanaksız olduğu, aile ikamet izni alınamamasının aile bütünlüğüne zarar vereceği” iddia edilerek “başvurunun olumlu şekilde sonuçlandırılması, eşi için aile ikamet izni düzenlenmesi, başvuru olumlu şekilde sonuçlanmadı ise sebepleri hususunda bilgi verilmesi”nin talep edildiği görülmektedir.
14. 2021/3024 dosya numaralı Kurumumuzca verilen 08/02/2021 tarihli Gönderme Kararında 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27’nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında Dostane Çözüm seçeneği ile birlikte başvuranın iddialarının değerlendirilmesi karara bağlanmıştır.
15. Yukarıda yer verilen Gönderme Kararının tebliği üzerine Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç
İdaresi Başkanlığı tarafından 25/04/2021 tarih ve 7 sayılı yazı ile verilen cevapta özetle başvuranın ikamet izni başvuru sürecinde yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle ihlalli duruma gelen yabancı eş adına aile ikamet izni düzenlenemeyecekse de insani ikamet izni düzenlenebileceği dile getirilmiştir.
16. 07/12/2021 tarihinde başvuru hakkında bilgi almak üzere başvuran ile yapılan telefon görüşmesinde, Covid-19 pandemisi nedeniyle belgelerin yetkililerden alınan elektronik postada belirtildiği şekilde posta yolu ile kuruma iletildiği, daha sonra başvuru hakkındaki bilgi taleplerinin incelemenin devam ettiği
şeklinde yanıtlandığı, belge eksiği bulunduğu hususunda bilgi verilmediği, 08/02/2021 tarihli Gönderme
Kararına istinaden telefonla kendileri ile irtibat kurulduğu, kamu görevlisi sağlık personeli olarak Aydın iline ataması yapıldığından Aydın Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gidildiği ancak sonuç alınamaması üzerine Ankara’da Göç İdaresi Başkanlığı’na bizzat başvurulduğu, yabancı uyruklu eşin Türkiye
Cumhuriyeti Vatandaşlığını hak edebilmesi ve aile bütünlüğünün bozulmaması için geçerli ikamet iznine muhtaç olunduğu, bunun için her yükümlülüğü yerine getirmeye hazır oldukları belirtilmiştir.
17. Aile, toplumun en temel yapısı olup bireylerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirerek sürdürmeleri açısından taşıdığı büyük önem nedeniyle devletlerce yapılan çeşitli düzenlemelerle hukuki koruma altına alınmıştır. Teknolojinin gelişmesi, ulaşım ve iletişim imkanlarının artması ile birlikte farklı ülke vatandaşlıklarına sahip bireylerin evlenmek suretiyle daha çok sayıda aile oluşturmaları karşısında aile birliğinin sağlanması hususunda uluslararası hukukun etki alanı daha fazla artmaktadır. “Aile birleşim hakkı” ve “aile kurma hakkı” kavramları ile söz konusu hakların değerlendirmesinde devletlerin, hak sahiplerinin yükümlülüklerinin yeniden tartışılması gündeme gelmektedir.
18. “Aile ikamet izni, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan aile hayatı hakkı ile ilgilidir.
Aile hayatı hakkı pek çok uluslararası sözleşmede düzenlenmiştir. Aile birleşimi hakkı ise görece daha az sözleşmede açıkça yer almaktadır. Aile ikamet izni Türk yabancılar hukukunda ilk kez Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir.”
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), 4/4/2013 tarihinde kabul edilmiştir.
YUKK’un, idarî teşkilâtlanmaya ilişkin hükümleri 11/4/2013 tarihinde, diğer hükümleri ise 11/4/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. YUKK üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, yabancıların Türkiye’ye girişi, Türkiye’de ikameti ve Türkiye’den sınır dışı edilmelerine ilişkindir. İkinci bölümde uluslararası korumaya ilişkin hükümler yer almaktadır. Kanunun üçüncü ve son bölümü ise yabancılar ve uluslararası korumaya ilişkin idarî teşkilâtı düzenlemektedir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına
İlişkin Yönetmelik ise 17/03/2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.” (Dr. Doğa ELÇİN, Yabancılar ve
Uluslararası Koruma Kanunu’nda Aile İkamet İzni: Aile Hayatı Hakkı mı? Aile Birleşimi Hakkı mı?, Türkiye Adalet Akedemisi Dergisi, Yıl:7, Sayı : 2021/18105-S.21.2896730 (Nisan 2017))
19. Şikayetçi ile idare arasındaki uyuşmazlığın hukuka ve hakkaniyete uygun bir çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla öncelikle uyuşmazlığın temelini oluşturan “aile ikamet izni” kavramının ele alınması, Türk Anayasa Yargısı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında ne şekilde ele alındığının irdelenmesi yararlı olacaktır.
19.1. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) bir yabancının ülkeye giriş yapma veya orada ikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurma şeklindeki bir hakkı güvence altına almamaktadır.” (Abdulaziz, Cabales and Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 9473/81, 9474/81, 28/5/1985, § 68; Ahmut/Hollanda, B. No:21702/93, 28/11/1996, § 67c).
19.2. “Bunun yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre aile hayatına saygı hakkının kamusal makamlara yüklediği yükümlülüğün, çiftlerin evlenme suretiyle ikamet edecekleri ülkeyi seçmeleri ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin bu ülkeye yerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığı söylenemez.” (Biao/Danimarka [BD], B. No: 38590/10,24/5/2016,§ 117).
19.3. “Ayrıca AİHM devletlerin, yabancı ile bir vatandaş arasında gerçekleştirilen evlenmenin sadece o ülkede ikamet izni alabilmek amacıyla yapılmış olup olmadığını araştırma ve gerektiğinde bu tip evlilikleri engelleme konusunda yetkilerinin olduğunu, bu yönde bir araştırmanın Sözleşme’nin 12’nci maddesinde
Belge Doğrulama Kodu: 47e1-8ae3-5e77 Belge Doğrulama Adresi: https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/
düzenlenen evlenme hakkını ihlal etmeyeceğini kabul etmektedir.” (O’donoghue ve diğerleri/Birleşik
Krallık, B. No: 34848/07,14/12/2010, § 87; Frasik/Polonya, B. No: 22933/02, 5/1/2010, § 89).
19.4. “AİHM, Schembri/Malta (k.k.) (B. No: 66297/13, 19/9/2017, §§ 53, 54) kararında göçmenlerle ilgili kurallardan kurtulmak, ikamet izni veya vatandaşlık kazanmak için yapılan, dolayısıyla hakiki olmayan anlaşmalı evliliklerin “aile hayatı” kapsamında olmadığını, dolayısıyla da konu bakımından 8’inci maddenin kapsamında olmadığını vurgulamıştır. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (AİHK) da evliliğin amacının bir aile hayatı kurmak değil ülkeye giriş, çalışma ve/veya ikamet izni almak için yapıldığının tespit edildiği başvuruları, ortada Sözleşme’nin 8’inci maddesi kapsamında korunması gerekli gerçek bir
aile hayatı bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.” (Ayhan Yavuz/Avusturya (k.k.), B. No:
25050/94, 16/01/1996; F.P./Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 20118/92, 12/10/1992).
19.5. “AİHM ayrıca yabancıların ülkeye girişleri, ikametleri ve sınır dışı edilmeleri ile ilgili işlem ve yargılama süreçlerinin, Sözleşme’nin 6’ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir “medeni hak ve yükümlülük” veya bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması ile ilgili olmadığını kabul ederek anılan
Sözleşme hükmünün, belirtilen yargılama süreçleri bakımından uygulanabilir olmadığına karar vermiştir.” (Maaouia/Fransa [BD], B. No: 39652/98, 5/10/2000, §§ 3340).
19.6. “Devletlerin uluslararası hukuktan kaynaklanan yabancıların ülkeye giriş yapmasını ve ikamet etmesini kontrol etme ve gerektiğinde ülkedeki yabancıları sınır dışı etme konusunda geniş takdir yetkileri bulunmaktadır. Bu kapsamda vatandaşlar ile yabancılar arasında gerçekleştirilen evlilik akitlerinin gerçek aile birliği kurma amacıyla değil de yabancının ülkeye girişini, ülkede ikametini veya vatandaşlık elde etmesini sağlamaya yönelik olarak yapılıp yapılmadığını denetleme konusunda da devletlerin egemenliklerinden kaynaklanan ve kamu yararı meşru amacına dayalı yetkileri söz konusudur. (Oksana
Chicheishvili , Anayasa Mahkemesi, B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 30).
Anayasa’nın 20 ve 41’inci maddeleriyle güvence altına alınan “aile hayatı” hâlihazırda mevcut fiilî, yakın ve kişisel bağların kurulmuş olduğu aile birlikteliklerini içermektedir. Hakiki aile birliği kurmaya yönelik olmayan, göçmenlikle ilgili düzenlemelerden kaçmak amaçlı, ülkeye giriş, ikamet ve çalışma izni alınmasına yönelik yapılan ve dolayısıyla sadece kağıt üstünde kalan evlilik akitleri, Anayasa tarafından korunan “aile hayatı” kapsamında değerlendirilemez.” (Oksana Chicheishvili , § 31).
20. Danıştay 10’uncu Dairesi’nin kararlarında da aile ikamet izinleri konusunda Devletin egemenlik hakkı kapsamında takdir yetkisinin genişliğine vurgu yapılmakta, bununla birlikte 6458 sayılı Kanun kapsamında yapılacak değerlendirmelerin somut tespitlere dayanması gerekliliği göz ardı edilmemektedir. (Danıştay 10. Dairesi, 10/06/2021 tarih ve E: 2016/2192, K:2021/3234)
21. Başvuru konusu somut uyuşmazlık, şikayetçinin destekleyicisi olduğu yabancı uyruklu eşinin kısa süreli ikamet izninin sona ermesini müteakip aile ikamet izni verilmesi istemiyle yaptığı başvuru sürecinden kaynaklanmaktadır. Şikayetçi tarafından idare tarafından resmi elektronik posta adresi üzerinden yapılan yönlendirmelere uygun olarak tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği; idare tarafından ise aile ikamet izin başvurusunda yer alması gereken destekleyicinin banka hesap bilgilerinin istenilen şekilde ibraz edilmediği (ibraz edilen belgede kimlik bilgisi bulunmadığı), eksikliğin giderilmesi için başvuru formundaki irtibat numarasına 10/08/2020 tarihinde kısa mesaj gönderildiği halde eksikliğin giderilmemesi sebebiyle aile ikamet izin başvurusunun 21/12/2020 tarihinde tutulan tutanağa istinaden 30/12/2020 tarihinde iptal edildiği belirtilmektedir.
22. Aile ikamet izni başvuruları 6458 sayılı Kanun, Uygulama Yönetmeliği ile Göç İdaresi Genel
Müdürlüğü’nün 11/02/2016 tarihli ve 5753 sayılı, “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel İlkeler” konulu yazısı ekinde yer alan “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel İlkeler” başlıklı kılavuz çerçevesinde, idarenin, Devletin egemenlik hakkına dayanan geniş takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmekte olup başvuranların söz konusu mevzuat ile getirilen başta davete icabet etme, bilgi ve belge ibraz yükümlülükleri olmak üzere tüm yükümlülüklere eksiksiz olarak riayet etmeleri beklenmektedir.
23. Somut uyuşmazlıkta, Türkiye Cumhuriyeti gibi Avrupa Konseyi üyesi olan Rusya Federasyonu vatandaşı olan yabancı eşin aile ikamet izni başvurusunun “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel İlkeler” başlıklı kılavuzun birinci bölümünde yer alan “ilk başvuru” kapsamında olduğu, bu nedenle 1.2 maddesi uyarınca ikamet izni başvuru formunu doldurarak randevu alan yabancının, randevu gün ve saatinde il göç idaresi müdürlüğüne gelmesinin gerektiği, 1.3.6 maddesi uyarınca randevu gün ve saatinde yabancının ibraz ettiği belgelerde eksiklik olması halinde yabancıya müracaat ettiği tarihten itibaren 30 günlük süre tanınacağı, bu süre içinde istenen belgelerin tamamlanmaması ya da şahsın vermiş olduğu iletişim bilgilerinden ulaşılamaması halinde (30 günlük süre içerisinde farklı zamanlarda üç defa şahsa ulaşılmaya çalışılarak bu konu tutanak altına alınacaktır) yabancıların başvurularının işlemden kaldırılacağı, kaldırılan işlem yok hükmünde olacağından vize/ikamet izni ihlalinden işlem yapılacağı belirtilmiştir.
24. Aile ikamet izninin yapıldığı tarihte Covid-19 pandemisi nedeniyle uyarlanan çalışma koşulları kapsamında başvuranın randevu günü bizzat gelmeyerek belgelerini posta yolu ile göndermesinin eikamet@goc.gov.tr adresinden yabancıya gönderilen ve başvuran tarafından şikayet başvurusuna eklenen 21/06/2020 tarihli elektronik posta ile istendiği, belgede tespit edilen eksikliğin kılavuzun 1.3.6.
maddesinde yer alan usule uygun olarak giderilmediği, başvuranın kısa mesaj ile bilgilendirildiğinin belirtildiği ancak kısa mesaj gönderilen telefon numarasının ( olması gerekirken ( numarasına gönderildiği, başvuru formunda iki tanesi doğru biri hatalı olarak verilmiş olan hatalı numaraya mesajla bildirim yapıldığı, bu nedenle başvurana mesajın ulaşmadığı, ancak e-posta ile bilgilendirme yapılmadığı ayrıca en son idareye ait istanbulduzenli@goc.gov.tr adresinden gönderilen 25/11/2020 tarihli elektronik postada eksik belgelerden söz edilmeden başvurunun inceleme aşamasında olduğu bilgisinin verildiği tespit edilmiştir.
25. Danıştay 10’uncu Dairesi’nin 24/5/2021 tarih ve 2020/6809 esas, 2021/2560 sayılı kararında belirtildiği gibi; hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara, idarenin tasarruflarına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin, bu düzenlemelerin uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.
Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, meşru (haklı) beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin meşru olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt ‘hakkaniyet’tir.
Hakkaniyet, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup hâkime takdir yetkisi tanınan durumlarda, hâkimin bu takdir yetkisini somut olayın özelliklerine uygun olarak ve adalet ilkelerini gözeterek kullanması anlamına gelmektedir. Hakkaniyet kavramı, hukukun genel bir ilkesi olduğundan idarenin tasarruflarında da gözetilmelidir.
26. İdare tarafından ikamet izni başvuru sürecinde bilgi belge eksikliklerinin Yönetmeliğin 120’nci
maddesine yahut Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 11/02/2016 tarihli ve 5753 sayılı, “e-İkamet İşlem
Süreçleri ve Genel İlkeler” konulu yazısı ekinde yer alan “e-İkamet İşlem Süreçleri ve Genel İlkeler” başlıklı kılavuzun 1.3.6’ncı maddesine uygun olarak gerçekleştirilmediği, idarenin bütünlüğü ilkesi kapsamında e-ikamet@goc.gov.tr ve istanbulduzenli@goc.gov.tr adreslerinden elektronik posta ile yapılan bilgilendirmelerin başvuranda meşru beklenti oluşturduğu, başvuru formunda başvuranın eşi tarafından iki tanesi doğru biri hatalı olarak telefon numarası verilmesinin bu derece ağır bir sonuca yol açmaması gerektiği, başvuranın eksik evraktan haberdar olmadığı anlaşıldığından, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak eksik bilgiler tamamlatılmak suretiyle aile ikamet izni başvurusunun yeniden değerlendirilmesinin yararlı olacağı sonucuna varılmıştır.
27. Tüm açıklamalar ışığında yeniden değerlendirmenin ilgiliye ikamet izni verilmesi anlamına gelmediğinin, değerlendirme kapsamında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu tabidir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28. 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “(1) Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmekte olup Kurumumuzca şikayet konuları iyi yönetim ilkeleri kapsamında da değerlendirilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları da göz önünde bulundurularak başvuru konusu ile ilgili yürütülen işlemlerde haklı beklentiye uygunluk, dinlenilme hakkı, bilgi edinme hakkı, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup idarenin tüm işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uyması beklenmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup idarenin işlemine karşı İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN
KABULÜNE;
Ailenin bütünlüğünün sağlanmasında sahip olunan ulusal ve uluslararası yükümlülükler dikkate alınarak eksik bilgiler tamamlatılmak suretiyle aile ikamet izni başvurusunun yeniden değerlendirilmesi ve aile ikamet izni başvurusundaki bilgi belge eksikliklerinin giderimi için bildirim hususunda daha özenli davranılması konusunda İSTANBUL VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURANA ve İSTANBUL VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİ ile bilgi edinilmesini teminen
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞINA
İLETİLMESİNE,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
şikayete konu idare olan İSTANBUL VALİLİĞİ İL GÖÇ İDARESİ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/