|
ÖZET: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde öğrenci olan başvuran, sağlık sorunları nedeniyle giremediği Uygarlık Tarihi dersinin ara sınavı için mazeret sınavı talep etmiştir. Ancak, üniversite, başvuranın Aile Sağlığı Merkezinden aldığı raporu kabul etmeyerek talebi reddetmiştir. Danıştay, Aile Sağlığı Merkezlerinin acil sağlık hizmeti sunma yetkisine sahip olduğunu ve başvuranın sağlık durumunun acil müdahale gerektirdiğini belirterek, bu raporun hastanelerin acil servislerinden alınan raporlarla eşdeğer olduğunu vurgulamıştır.
Sonuç olarak, başvuranın mazeret sınavına alınma talebinin hukuka aykırı bir şekilde reddedildiği tespit edilmiştir. Danıştay, başvuranın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için üniversiteye tavsiyede bulunmuş ve mazeret sınavına girme hakkının tanınmasını istemiştir. Bu durum, yükseköğretim kurumlarının kendi düzenlemeleri çerçevesinde adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiğini göstermektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/9520-S.14567
BAŞVURU NO : 2019/7602
KARAR TARİHİ : 02/10/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ
REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Yaşadığı sağlık problemi nedeniyle Uygarlık Tarihi dersinin ara sınavına giremeyen başvuranın, mazeret sınavına alınma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05/04/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza … tarafından 22/11/2018 tarihinde bir şikâyet başvurusu yapılmış olup,
adı geçen, … sayılı bu ilk başvurusunda; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu belirterek, sağlık probleminden dolayı giremediği ara sınav için kendisine mazeret sınavı hakkı tanınmasını talep etmiştir.
2) …’un 2018/15397 sayılı bu şikâyet başvurusu üzerine, Kurumumuzca, ilgili Üniversite
Rektörlüğüne muhatap … sayılı Gönderme Kararı verilmiş; diğer yandan, adı geçen öğrenci, tarihinde Kurumumuza yeniden başvurarak, sayılı bu başvurusunda da aynı şikâyet konusunu yinelemiştir. …, söz konusu başvurusunda özetle; 14/11/2018 tarihinde yapılan Uygarlık Tarihi dersi ara sınavına acil müdahale gerektiren rahatsızlığı nedeniyle katılamadığını, yapılan acil müdahaleleri bildiren Aile Sağlığı Merkezi resmi yazısı ile sağlık raporunu mevzuata uygun biçimde İdareye sunmasına rağmen mazeretinin dikkate alınmadığını ve yaptığı tüm başvuruların reddedildiğini ifade etmiş ve yaşadığı hak kaybının giderilmesi gerektiğini, haksız şekilde dönem sonu not ortalamasının düşük geleceğini ve bu durumun yüksek ortalama gerektiren birçok haktan faydalanmasına engel teşkil edeceğini belirterek, yılsonu notları kesinleşmeden önce kendisine mazeret ara sınavı hakkının tanınması, Güz Dönemi Uygarlık Tarihi dersi notunun mazeret ara sınavı sonucu dikkate alınarak düzeltilmesi ve Güz Dönemi ve yılsonu not ortalamasının yapılacak sınavın sonucuna göre güncellenmesi taleplerinde bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3) Kurumumuzca, başvurudaki iddialara ilişkin olarak, şikâyete konu Ankara Hacı Bayram Veli
Üniversitesi Rektörlüğü’nden, ayrıca Sağlık Bakanlığı’ndan kapsamlı bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
4) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü, .. sayılı resmi yazımızla talep edilmiş
olmasına rağmen, başvuranın şikâyet ve iddiaları karşısında herhangi bir açıklama ve değerlendirmede bulunmamış; ayrıca şikâyet dosyasının neticelendirilebilmesi için önem taşıyan bilgilerin bir kısmını Kurumumuzla paylaşmamış; örneğin yazımızın “g” ve “h” paragraflarındaki sorular dâhil yöneltilen birçok sorumuzu cevapsız bırakmış; onun yerine adı geçen öğrenciyle ilgili olarak, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı’ndan aldığı belgeleri Kurumumuza iletmekle yetinmiştir. Söz konusu belgeler içerisinde ise, Kurumumuzun resmi yazısı ile talep edilmediği halde gönderilen ve şikâyet konusu ile ilgisi olmayan belgelerin de (örneğin öğrencinin af düzenlemesi kapsamında ilgili Üniversiteye sunduğu dilekçe ile sınıf intibakı ve ders muafiyeti ile ilgili kararın da) yer aldığı görülmüştür.
5) Sağlık Bakanlığı ise, Kurumumuzun bilgi-belge talebine cevaben gönderdiği … sayılı
resmi yazısında:
5.1. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun hükümleri gereğince, Türkiye’de hekimlik yapmaya yetkili olan her hekimin hastalıkları tedavi hakkı olmakla birlikte, yine yetkili her hekim kişinin beden ve ruh sağlığı ile ilgili rapor düzenleyebileceğini;
5.2. 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile
Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesi ile aile hekimlerinin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlendiğini; buna göre, “birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek, gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek ve aile sağlığı merkezi şartlarında teşhis veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek” hususlarının aile hekimlerinin görevleri arasında sayıldığını;
5.3. Aynı Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde ise, aile hekimliği uygulaması kapsamında adli tabiplik hizmetleri ile acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığını; 2016/16 sayılı Genelge ile hastanesi bulunmayan yerleşim yerlerinde ihtiyaç halinde
Aile Sağlığı Merkezlerinde nöbet görevi verilebilmesinin mümkün kılındığını; Aile Hekimliği
Uygulama Yönetmeliği’nin meslek ilkelerini düzenleyen 9’uncu maddesi çerçevesinde, aile hekimlerinin sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 13/01/1960 tarihli ve 4/12578 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve bağlı bulunan ilgili mevzuat hükümlerine ve hasta haklarına uymakla yükümlü olduklarını; 1517 sayılı Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin “Umumi kaide ve esaslar” başlıklı 3’üncü maddesinde belirlendiği üzere, her tabibin vazifesi ve ihtisası ne olursa olsun, gerekli bakımın sağlanamadığı acil vakalarda, mücbir sebep olmadıkça ilk yardımda bulunmasının öngörüldüğünü;
5.4. Yönetmeliğin 23’üncü maddesinde, aile sağlığı merkezlerinin asgari fiziki şartlarının, 24’üncü maddesinde ise asgari teknik (tıbbi cihaz ve malzemeler) şartlarının, mülga Türkiye
Halk Sağlığı Kurumu’nun 30/04/2013 tarihli ve 46119 sayılı yazısı ile de Aile Sağlığı
Merkezinde bulundurulması zorunlu asgari ilaç listesinin belirlendiğini; Aile Sağlığı
Merkezinde bulunması gereken malzemeler arasında acil müdahale cihaz, ilaç ve malzemelerinin de yer aldığını;
5.5. Bununla birlikte, yataklı sağlık tesislerinde bulunan acil servislerin fiziki şartları ile malzeme ve teknolojik imkânlarının 16/10/2009 tarihli ve 27378 sayılı Yataklı Sağlık
Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ ile belirlendiğini ve E2 ve E3 entegre ilçe devlet hastaneleri bünyesinde hizmet veren aile sağlığı merkezleri dışındaki diğer aile sağlığı merkezlerinde bu tebliğ ile belirlenen fiziki şartların, malzeme ve teknolojik imkânların hepsinin bulunduğunu;
5.6. İlgili mevzuatta “Hastanelerin acil servislerinde müdahale edilmesini gerektirecek rahatsızlıklar” olarak bir ayrım bulunmamakla birlikte, Aile Sağlığı Merkezlerinin daha erişebilir konumda olması münasebeti ile kişilerin acil durumda başvurmaları halinde aile hekimlerinin ilk müdahaleyi yaparak, tetkik, tanı ve tedavilerini düzenleyebileceklerini; bu merkezlerin, ileri tetkik ve müdahale gerekmesi halinde ise ivedilikle vakanın gerekli sevk ve idaresi ile ilgili süreci işletmeleri gerektiğini;
5.7. Her hekimin mevcut mevzuatla tanınan görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde kendi tıbbi kanaati, bilgi ve deneyimleri doğrultusunda izlemesi gereken tedavi yaklaşımını belirleyebildiğini ve istirahat veya ilaç/malzeme raporu düzenleyebildiğini;
5.8. Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde “i)…Acil Sağlık Hizmetleri:
Acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetlerini, … ifade eder. j) Acil Yardım: Acil sağlık hizmetleri konusunda özel eğitim görmüş ekipler tarafından, tıbbî araç ve gereç desteği ile olay yerinde ve hastaneye nakil sırasında verilen hizmetlerin bütününü, … ifade eder.” düzenlemelerinin yer aldığını; aynı Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin (h) bendinde ise “Acil Servis”in “Sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler tarafından kurulmuş yataklı tedavi kuruluşları bünyesinde yer alan acil servisleri, … ifade eder.” şeklinde tanımlandığını;
5.9. Söz konusu Yönetmeliğin 14’üncü maddesinde, birinci basamak sağlık kuruluşlarının yükümlülüklerine de yer verildiğini; anılan maddede “Acil sağlık hizmeti, temel hizmet birimleri arasında sayılmayan ve hizmet içerisinde bir görev üstlenmemiş, ancak, ilk ve acil yardıma ihtiyacı olanların müracaat edebilecekleri, kamuya veya özel sektöre ait sağlık kuruluşları ve bu kuruluşların hizmete destek sağlamak amacıyla yerine getirmekle mükellef oldukları görevler şunlardır: a) Sağlık evleri: İlk yardım yapmakla, ilk yardım yapılmasını organize etmekle, ilk ve acil yardım konularında halkın bilinçlendirilmesine yardımcı olmakla, b) Sağlık ocakları ve Bakanlığa bağlı diğer birinci basamak sağlık kuruluşları: Her türlü acil sağlık hizmetini, bulundurdukları ekipmanlar ölçüsünde vermekle, c) Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait birinci basamak hizmet veren sağlık kuruluşları: Acil sağlık hizmetine ihtiyacı bulunan bütün hastaların kuruma başvurusu halinde, başka hiçbir şart aramaksızın gereken acil müdahale ile tıbbî yardımı vermekle ve merkeze gerekli bildirimi yapmakla, d) Muayenehane, Özel Poliklinikler ve Özel Hastaneler: Fertler arasında sosyal statü ve görevleri bakımından ayırım yapmaksızın, imkânları ölçüsünde gereken acil tıbbî müdahalede bulunmakla ve Merkeze gerekli bildirimi yapmakla, mükelleftir.” şeklinde düzenleme yapıldığını;
5.10. Dolayısıyla, Aile Sağlığı Merkezlerinin ilgili mevzuat ile öngörülen kapsamda acil müdahale yapmakla yükümlü ve de yetkin olduklarını; bu merkezlerin
“hastane acil servisi” kapsamına girmemekle birlikte ülkemiz acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde bir paydaş olduğunu;
Kurumumuza bildirmiş, ayrıca Aile Sağlığı Merkezi tarafından başvurana yönelik yapılan tıbbi müdahaleleri/işlemleri gösteren bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmiştir.
6. Bu çerçevede Kurumumuza gönderilen Çankaya Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü
…No’lu Aile Hekimliği Birimi’nin … sayılı yazısında ise, Çankaya Sevgi Aile Sağlığı
Merkezi’ne müracaat eden … adlı hastanın 14/11/2018 tarihinde, saat 11:21’de anılan sağlık kurumuna geldiği; hastanın muayenesinin Aile Hekimi Dr. … tarafından yapıldığı ve anılan kurumda hastaya ilk müdahale olarak Prednol amp yapılarak, Ventolin Nebul ve oksijen tedavisi uygulandığı; ayrıca hekim tarafından Macrol, Oxofen ve Theraflu Fort ilaçlarının reçete edilerek hastaya 2 günlük istirahat verildiği belirtilmiş ve adı geçen için düzenlenen istirahat raporunun onaylı bir örneği söz konusu yazı ekinde Kurumumuza gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
7) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:
7.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”
7.2.“Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz…”
7.3. “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinde; “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur… Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır… Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları, üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere
Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.”
8) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci
maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”
9) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun:
9.1.“Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim-öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir.”
9.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu kanun; yükseköğretim üst kuruluşlarını, bütün yükseköğretim kurumlarını, bağlı birimlerini ve bunlarla ilgili faaliyet ve esasları kapsar.”
9.3. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “…c) Yükseköğretim Kurumları: Üniversite ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunların bünyesinde yer alan fakülteler, enstitüler, yüksekokullar, konservatuvarlar, araştırma ve uygulama merkezleri ile bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı meslek yüksekokulları ile bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın ve kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından kurulan meslek yüksekokullarıdır. d) Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur…”
9.4. “Ana ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde; “Yükseköğretim, aşağıdaki “Ana ilkeler” doğrultusunda planlanır, programlanır ve düzenlenir: … c) Yükseköğretim kurumlarının özellikleri, eğitim – öğretim dalları ile amaçları gözetilerek eğitim – öğretimde birlik ilkesi sağlanır… e) Yükseköğretimde imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak önlemler alınır.”
9.5. “Senato” başlıklı 14’üncü maddesinde; “…b. Görevleri: Senato, üniversitenin akademik organı olup aşağıdaki görevleri yapar: (1) Üniversitenin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında karar almak, (2) Üniversitenin bütününü ilgilendiren kanun ve yönetmelik taslaklarını hazırlamak veya görüş bildirmek, (3) Rektörün onayından sonra Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girecek olan üniversite veya üniversitenin birimleri ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak, (4) Üniversitenin yıllık eğitimöğretim programını ve takvimini inceleyerek karara bağlamak, … (8) Bu kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır.”
9.6. “Fakülte Yönetim Kurulu” başlıklı 18’inci maddesinde; “… b. Görevleri: Fakülte
yönetim kurulu, idari faaliyetlerde dekana yardımcı bir organ olup aşağıdaki görevleri yapar:
(1) Fakülte kurulunun kararları ile tespit ettiği esasların uygulanmasında dekana yardım etmek, (2) Fakültenin eğitim-öğretim, plan ve programları ile takvimin uygulanmasını sağlamak, (3) Fakültenin yatırım, program ve bütçe tasarısını hazırlamak, (4) Dekanın fakülte yönetimi ile ilgili getireceği bütün işlerde karar almak, (5) Öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim – öğretim ve sınavlara ait işlemleri hakkında karar vermek, (6) Bu kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır.”
9.7. “Lisans düzeyinde öğretim” başlıklı 43’üncü maddesinde; “Yükseköğretim, harca tabi olup bu kanunda belirlenen amaç ve ana ilkelere göre aşağıdaki şekilde düzenlenir. a.
Yükseköğretim kurumlarında, kuruluş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitimöğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esaslar her üniversitece hazırlanacak öğretim ve sınav yönetmeliğinde belirtilir…”
9.8. “Diploma alma, ders kredilerinin hesaplanması, öğrencilik haklarından yararlanma ve sınavlar” başlıklı 44’üncü maddesinde; “a. Yükseköğretim kurumlarının önlisans, lisans ve lisansüstü düzeyindeki diploma programlarına kayıtlı öğrenciler, bu madde hükümlerine göre belirlenen ders kredileri ve diğer yükümlülükleri başarı ile tamamlamaları halinde; önlisans, lisans, yüksek lisans veya doktora diploması alır. Ders kredileri, Yükseköğretim Kurulunca ilgili programın yer aldığı diploma düzeyi ve alan için yükseköğretim yeterlilikler çerçevesine göre belirlenen kredi aralığı ve öğrencilerin çalışma saati göz önünde tutularak yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenir. İlgili diploma programını bitiren öğrencinin kazanacağı bilgi, beceri ve yetkinliklere o dersin katkısını ifade eden öğrenim kazanımları ile açıkça belirlenmiş teorik veya uygulamalı ders saatleri ve öğrenciler için öngörülen diğer faaliyetler için gerekli çalışma saatleri de göz önünde bulundurularak yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredileri hesaplanır. b.
Yükseköğretim kurumlarında, öğretim faaliyetlerinin üç dönemi aşmamak üzere yıl içinde kaç döneme ayrılarak sürdürüleceği; her bir dönemde alınması gereken asgari ve azami kredi miktarları; her bir diploma programının diplomayı almayı hak eden kişiye kazandıracağı bilgi, beceri ve yetkinliklerin neler olacağı ve bunların ölçme ve değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı; hazırlık sınıfı veya başka yollarla yabancı dil yeterliliğinin nasıl kazandırılacağı ve yabancı dil bilgi düzeyinin nasıl ölçüleceği; kayıt, devam, uygulama, tez ve teorik ders içerikleri, ön şartlı dersler, sınav çeşitleri ve bunların ders başarı notuna katkısı; … diğer yurt içi ve yurt dışı yükseköğretim kurumlarından alınan derslerin kredilerinin intibakının sağlanması; ilgili programın tamamlanmasına yönelik önceden kazanılmış yeterliliklerin tanınması; farklı diploma programlarından bazı derslerin alınmasıyla yandal veya çift anadal yapılması; diploma alınabilmesi için, uygulama, teorik, uzaktan veya açıköğretim özellikleri ile eğitim-öğretimin devamına ilişkin diğer hususlar, Yükseköğretim Kurulunun bu konularda belirlediği temel ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumları senatoları tarafından belirlenir…”
10) 18/05/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren,
7141 sayılı “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un:
10.1. 7’nci maddesinde; “2809 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir. “….EK
MADDE 183- Ankara’da Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmuştur. Bu Üniversite; a) Gazi Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek
Rektörlüğe bağlanan Güzel Sanatlar Fakültesi, Edebiyat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İletişim Fakültesi, Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi, Polatlı İlahiyat
Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi ile Turizm Fakültesinden, b) Gazi Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu, Tapu Kadastro Yüksekokulu, Türk Müziği Devlet Konservatuvarı ile Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Yabancı Diller Yüksekokulundan, c) Gazi Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilerek Rektörlüğe bağlanan Adalet Meslek Yüksekokulu, Polatlı Sosyal Bilimler Meslek
Yüksekokulu ve Polatlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulundan, ç) Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Lisansüstü Eğitim Enstitüsünden, oluşur.”
10.2. 8’inci maddesinde; “2809 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ
MADDE 51-…Bu Kanunla kurulan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram
Veli Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesine, sırasıyla İstanbul
Üniversitesine, Gazi Üniversitesine ve Sakarya Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek bağlanan yükseköğretim birimlerinin teşkilatı, mevcut kadroları ve pozisyonları ile birlikte personeli, bu birimlerle ilgili yılı bütçe ödenekleri, bütçedeki ödeneklerin tahakkuka bağlanma yetkisi, İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim
Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Gazi Üniversitesine bağlı Edebiyat Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Türk Müziği Devlet Konservatuvarına ait bina ve tesisler hariç olmak üzere bina ve tesisleri, her türlü araç ve gereci, malzeme, döşeme, demirbaş ve taşıtları ile birlikte her türlü taşınır ve taşınmaz malları başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgisine göre İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli
Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesine devredilmiş sayılır… Gazi
Üniversitesine bağlı iken bu Kanunla Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesine aktarılan fakültelerin, yüksekokulların ve konservatuvarın Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Güzel Sanatlar
Enstitüsündeki anabilim dallarında kayıtlı olan lisansüstü öğrenciler Ankara Hacı Bayram Veli
Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne 2017-2018 eğitim öğretim dönemi sonundan geçerli olmak üzere aktarılmıştır. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Güzel Sanatlar
Enstitüsü kapatılmıştır. Gazi Üniversitesine bağlı iken bağlantısı değiştirilen fakülte, yüksekokul ile meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrenciler 2017-2018 eğitim öğretim dönemi sonundan geçerli olmak üzere bu Kanunla kurulan Ankara Hacı Bayram
Veli Üniversitesinin ilgili fakülteleri, yüksekokulları ile meslek yüksekokullarına aktarılmıştır. İstanbul Üniversitesine, Gazi Üniversitesine ve Sakarya Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bu Kanunla yeni kurulan İstanbul ÜniversitesiCerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler
Üniversitesine bağlanan birimler 2017-2018 eğitim öğretim yılının sonunda devredilir. Bu birimler için ilan edilmiş öğretim elemanı alımları ilgisine göre İstanbul Üniversitesi, Gazi
Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi tarafından tamamlanır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte İstanbul Üniversitesine, Gazi Üniversitesine ve Sakarya Üniversitesine bağlı iken bağlantısı veya adı ve bağlantısı değiştirilerek sırasıyla İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlanan birimlerde kayıtlı bulunan öğrencilere verilecek mezuniyet belgeleri ile diplomalar, öğrencilerin istemesi hâlinde kayıt tarihlerinde bağlı bulundukları ilgisine göre İstanbul
Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi adıyla ilgisine göre İstanbul
Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi tarafından verilir. Bu konuda çıkabilecek ihtilafları sonuçlandırmaya Yükseköğretim Kurulu yetkilidir. Bu Kanunla yeni kurulan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Sakarya
Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesine, Gazi Üniversitesine ve Sakarya
Üniversitesine bağlı iken adı değiştirilerek veya değiştirilmeyerek bağlantısı değiştirilen birimlerde uygulamayla ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çözülür.”
11) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu’nun yeni kurulan üniversitelerle
ilgili olarak aldığı 22/05/2018 tarihli ve 2018/23 sayılı Kararda; “7141 sayılı Kanun’un 8.
maddesi ile 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa eklenen Geçici 51.
maddede öngörülen “…uygulamayla ilgili olarak ortaya çıkabilecek sorunlar Yükseköğretim
Kurulu tarafından çözülür.” hükmü uyarınca, söz konusu üniversitelerde devamlılığın sağlanmasını teminen aşağıda belirtilen hususların tedviren görevlendirilen rektörlerce yapılmasının uygun olduğuna karar verildi. 1. Üniversitelerin akademik organlarının en kısa sürede oluşturularak (Senato, Üniversite Yönetim Kurulu gibi) üniversitelerin akademik ve idari işleyişine ilişkin düzenlemelerin yapılmasının sağlanması,…3. Üniversitenin akademik ve idari işlerinde herhangi bir aksamaya meydan vermemek için Üniversite içinden uygun bulunacak personelin genel sekreter ve daire başkanı olarak tedviren görevlendirilmesi, bunların bağlı olduğu birimlere ihtiyaç duyulacak kadar personel görevlendirilmesi,…12.
Eğitim-Öğretim faaliyetleri ile ilgili işlemlerin yürürlükteki mevzuata göre yapılması…17.
Kararda bahsedilmeyen konular ile ilgili Yükseköğretim Kurulu’ndan görüş alınması.”
12) İşbu Kararın 10’uncu paragrafında açıklanan 7141 sayılı Kanun’un ilgili maddesine ve bir
üst paragrafta açıklanan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu’nun 2018/23 sayılı
Kararı’na istinaden, Gazi Üniversitesi’nin mevzuatı incelendiğinde;
12.1. 05/09/2017 tarihli ve 30171 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren (2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılında Ankara Hacı Bayram Üniversitesi’nin de tabi
olduğu) Gazi Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin:
i. “Sınavlar” başlıklı 14’üncü maddesinde; “(1) Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin ölçüldüğü sınavlar; ara sınav ve dönem içi çalışmalar, dönem sonu (yarıyıl/yılsonu) sınavı, mazeret sınavı, tek ders sınavı ve bütünleme sınavıdır. (2) Gerek görüldüğünde sınavlar, ilgili yönetim kurulunun kararı ile Cumartesi ve/veya Pazar günleri de yapılabilir. (3) Sınavların kurallara uygun yapılmasından ilgili öğretim elemanları ve sınav gözetmenleri sorumludur. (4)
Öğrenci, sınav programında belirtilen zaman ve yerde sınavlara girmek zorundadır. Aksi halde sınavları geçersiz sayılır. Öğrencinin girmeyi hak etmediği bir sınava girmesi sonucunda aldığı not, ilan edilmiş olsa dahi iptal edilir. (5) … (6) Ara sınav; ilgili eğitim-öğretim programında öngörülen derslerden yarıyıl/yıl içinde yapılan sınavdır. Her ders için en az bir yazılı ara sınav yapılır. Kişisel beceri gerektiren derslerin sınavları uygulamalı olarak yapılabilir. Bu sınav dışında, başarı harf notuna esas olmak üzere, kısa süreli sınavlar, öğrencinin becerilerine dayanan uygulamalar, ödevler ve benzeri dönem içi çalışmalar yapılabilir. (7) Ara sınav uygulanan derslerde sınav tarihleri dersi veren öğretim eleman/elemanlarının önerileri alınarak ilgili kurullar tarafından belirlenir. Ara sınav tarihleri yarıyılın ilk dört haftası içinde öğrencilere ilan edilir. (8) Dönem sonu sınavı, öğrencinin kaydolduğu dersin ait olduğu yarıyıl/yılsonunda gireceği sınavdır. Dönem sonu sınavlarının gün ve saatleri akademik takvimde belirtilen tarihlerde, ilgili akademik birimler tarafından düzenlenerek ilan edilir. (9) Mazeret sınavı, ilgili yönetim kurulunca kabul edilen haklı ve geçerli bir sebeple sınavlara katılmayan öğrenciler için açılan sınavdır. Öğrenci, mazeretini takip eden beş iş günü içinde ilgili akademik birime dilekçe ile müracaat etmelidir.
Mazeret sınav hakkı, sadece ara sınavlar için verilir. Mazeret sınavı, dönem sonu sınavları başlamadan yapılır. … (11) Bütünleme sınavlarının uygulanmasına ilişkin esaslar Senato tarafından belirlenir. (12) Her türlü sınav evrakı, sınava giriş tarihinden itibaren beş yıl süre ile ilgili akademik birimin belirleyeceği yöntemle akademik birim tarafından saklanır.”
ii. “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 23’üncü maddesinde; “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, ilgili mevzuat hükümleri ile Senato, Üniversite Yönetim Kurulu, ilgili birim yönetim kurulu kararları uygulanır.”
12.2. 01/02/2018 tarihinde Gazi Üniversitesi Senatosu tarafından kabul edilen Gazi
Üniversitesi Haklı ve Geçerli Nedenler Yönergesi’nin:
i. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Yönerge, Gazi Üniversitesine bağlı tüm akademik birimlerde kayıtlı öğrencilerin mazeret başvurularının değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları kapsar.”
ii. “Dayanak” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Bu Yönerge, Gazi Üniversitesi Önlisans ve
Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği ile Gazi Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır.”
iii. “Başvuru şekli ve yetkili kurullar” başlıklı 5’inci maddesinde; “(1) Mazeret ile ilgili başvurular mazeretin ortaya çıkmasını takip eden beş iş günü içinde ilgili akademik birimlere kanıtlayıcı belgelerin eklendiği dilekçelerle yapılır. (2) Haklı ve geçerli nedenlerle mazeret talebinde bulunan öğrencilerin talepleri, ilgili akademik birim yönetim kurullarınca, bu
Yönerge hükümleri uyarınca değerlendirilir ve karara bağlanır.”
iv. “Haklı ve Geçerli Nedenler” başlıklı 6’ncı maddesinde; “(1) Öğrencinin ameliyat geçirmesi, doğum yapması, hastaneye yatması, hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığının olması durumunda, buna ilişkin sağlık raporunun veya heyet raporunun bulunması ve bu belgeleri kayıtlı olduğu akademik birime ibraz etmesi,… (9)
Öğrencinin, bu Yönergede sayılanlar dışında mücbir sebep sunması hâlinde; ilgili akademik birim yönetim kurulu adalet, hakkaniyet, hesap verilebilirlik ve tutarlılık kriterleri çerçevesinde mazeretleri haklı ve geçerli nedenlerle ilgili işlemlerde değerlendirir.”
v. “Hüküm bulunmayan hâller” başlıklı 7’nci maddesinde; “Bu Yönergede hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili mevzuat hükümleri ile Üniversite Yönetim Kurulu ve/veya Senato kararları uygulanır.”
vi. “Yürürlük” başlıklı 8’inci maddesinde; “Bu Yönerge, Gazi Üniversitesi Senatosunda kabul edildiği tarihte yürürlüğe girer.”
13) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin kendi düzenlemeleri incelendiğinde ise;
27/08/2019 tarihli ve 30871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ankara Hacı Bayram Veli
Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin “Yürürlük” başlıklı 33’üncü maddesinde, “Bu Yönetmelik 2019-2020 eğitim-öğretim yılı başında yürürlüğe girer.”
14) Acil sağlık hizmeti ve Aile Sağlığı Merkezlerinin/aile hekimlerinin yetki ve görevlerine
ilişkin mevzuat incelendiğinde:
14.1. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 13’üncü maddesinde; “Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz.”
14.2. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun “Yönetmelikler” başlıklı 8’inci maddesinde; “Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir…”
14.3. 5258 sayılı Kanun uyarınca, 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin:
i. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Aile hekimi:
Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belirli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Kurumun öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipleri, … ç) Aile sağlığı merkezi: Bir veya birden fazla aile hekimi ile aile sağlığı elemanlarınca aile hekimliği hizmetinin verildiği sağlık kuruluşunu, … f) Birinci basamak sağlık hizmetleri: Sağlığın teşviki, koruyucu sağlık hizmetleri ile ilk kademedeki teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir arada verildiği, bireylerin hizmete kolayca
ulaşabildikleri, etkin ve yaygın sağlık hizmeti sunumunu, … i) Entegre sağlık hizmeti:
Kurumca belirlenecek yerlerde, bünyesinde koruyucu sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, muayene, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri, doğum, ana çocuk sağlığı hizmetleri, ayakta ve/veya yatarak tıbbî ve cerrahî müdahale ile çevre sağlığı, adlî tabiplik ve ağız/diş sağlığı hizmetleri gibi hizmetlerin de verildiği, birinci basamak sağlık hizmetlerini yoğunlukla yürütmek üzere tasarlanmış sağlık hizmetini,…ifade eder.”
ii. “Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 4’üncü maddesinde; “(1) Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek ve hizmet içi eğitimlerini sağlamak, Bakanlıkça ve Kurumca yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür. (2) Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir ekip anlayışı içinde sunar. (3) Aile hekiminin Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde görev, yetki ve sorumlulukları aşağıda belirtilmiştir.
a) Çalıştığı bölgenin sağlık hizmetinin planlamasında bölgesindeki toplum sağlığı merkezi ile işbirliği yapmak. b) Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları bölgesinde bulunduğu toplum sağlığı merkezine bildirmek. c) Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunmak veya kişiler ile iletişime geçmek. ç) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek. d) Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapmak, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve üreme sağlığı hizmetlerini vermek. e) Periyodik sağlık muayenesi yapmak. f) Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, lohusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan (ergen), erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapmak. g) Evde takibi zorunlu olan engelli, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek. ğ) Aile sağlığı merkezi şartlarında teşhis veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, teşhis, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirmek, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu sağlamak. h) Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlamak ya da bu hizmetleri vermek. ı) Verdiği hizmetlerle ilgili olarak sağlık kayıtlarını tutmak ve gerekli bildirimleri yapmak. i) Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını güncellemek. j) Gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak. k) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapmak. l) İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek. m)
Kurumca belirlenen konularda hizmet içi eğitimlere katılmak. n) Kurumca ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapmak.”
iii. “Meslek ilkeleri” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanı, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 13/1/1960 tarihli ve 4/12578 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile yürürlüğe konulan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve bağlı bulunan ilgili mevzuat hükümlerine ve hasta haklarına uymakla yükümlüdür.”
iv. “Aile sağlığı merkezinin fiziki şartları” başlıklı 23’üncü maddesinde; “(1) Aile sağlığı merkezlerinde aşağıda belirtilen asgari fiziki şartlar aranır… ç) Tıbbi müdahale odası, hastaya tıbbi girişimlerin yapılabileceği büyüklükte, lavabosu bulunan bir odadır. Bu odada aşı, enjeksiyon, küçük cerrahi müdahalelerin yapılmasına uygun muayene ve müdahale masası, muayene ve acil müdahale malzemeleri, jinekolojik muayene masası ile dezenfeksiyon ve sterilizasyon cihazlarının bulunması gereklidir…”
v. “Aile sağlığı merkezinin teknik donanımı” başlıklı 24’üncü maddesinde; “(1) Aile sağlığı merkezinde aşağıda belirtilen asgari tıbbi cihaz ve malzemenin faal olarak bulundurulması zorunludur… r) Acil seti; acil müdahale setinde asgari aşağıda belirtilen malzemeler bulunur.
1) Laringoskop seti ve yedek pilleri (çocuk ve erişkin için), 2) Ambu ve maske (çocuk ve erişkin
boy), 3) Oksijen hortumu ve maskeleri, 4) Entübasyon tüpü (çocuk ve erişkin için), 5) Yardımcı hava yolu araçları (laringeal maske, airway ya da kombi tüp), 6) Enjektörler (2, 5,10 cc ebatlarında her bir ebattan asgari beş adet), 7) Kişisel koruyucu ekipman (eldiven, maske ve benzerleri.)…ii) Kurum tarafından belirlenen bulundurulması zorunlu tutulan temel acil ilâçlar, aşılar ve antiserumlar…”
” vi. “Sevk evrakı, reçete düzenlenmesi ve aile hekiminin bilgilendirilmesi” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Aile hekimi, hastasının ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren bir kuruluşa başvurmasına gerek olup olmadığına karar verir. Gerek görülmesi halinde hastayı da bilgilendirerek sevk eder ve hastasına verilen sağlık hizmetini geri bildirim vasıtası ile izler.
(4) Birinci basamakta resmî reçete yazılması ve kişilerin sağlık durumuyla ilgili rapor tanziminde aile hekimi yetkilidir. Ancak olağanüstü durumlar, acil durumlar ile toplum sağlığını tehdit eden ve koruyucu amaçlı ilaç kullanımını (kemoproflaksi) gerektiren bulaşıcı ve salgın hastalık hallerinde özel durum belirtilmek suretiyle toplum sağlığı merkezi hekimleri de resmî reçete düzenleyebilirler. Bu durumda ilgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir.”
vii. “Tutulacak kayıtlar” başlıklı 30’uncu maddesinde; “(1) Aile hekimlerinin kullandığı basılı veya elektronik ortamda tutulan kayıtlar, kişilerin sağlık dosyaları ile raporlar, sevk belgesi ve reçete gibi belgeler resmî kayıt ve evrak niteliğindedir.”
14.4. 11/05/2000 tarihli ve 24046 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin:
i. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; acil sağlık hizmetlerinin yurt sathında eşit, ulaşılabilir, kaliteli, süratli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak maksadıyla, sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti ile ilgili olan bütün kurum ve kuruluşların uymakla mükellef oldukları esaslar ile bu kuruluşlar arasında koordinasyon temin edilmesine ve Bakanlık tarafından yürütülecek olan acil sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresine dair usul ve esasları belirlemektir.”
ii. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Yönetmelik, Millî Savunma Bakanlığı hariç olmak üzere acil sağlık hizmeti sunan ve bu hizmetin sunulması ile ilgili olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarını, özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri ve bunlar tarafından kurulan sağlık kurum ve kuruluşlarını ve bunların hizmetle ilgili olan bütün faaliyetlerini kapsar.”
iii. “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden; … h) Acil
Servis: Sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişiler tarafından kurulmuş yataklı tedavi kuruluşları bünyesinde yer alan acil servisleri, i)
(Değişik:RG-24/3/2004-25412) Acil Sağlık Hizmetleri: Acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetlerini, …
l) Acil Tedavi: Hastaneler ile diğer sağlık kurum ve kuruluşlarında acil tıbbî tedaviye ihtiyacı olanlara sunulan hizmetlerin bütününü, … ifade eder.”
iv. “Acil Sağlık Hizmeti Birimleri” başlıklı 7’nci maddesinde; “Acil sağlık hizmeti birimleri; temel hizmet ve destek hizmet birimlerinden oluşur…”
v. “Temel Hizmet Birimleri” başlıklı 8’inci maddesinde; “Acil sağlık hizmetlerinde yer alan temel hizmet birimleri şunlardır: … c) (Değişik: RG-15/03/2007-26463) Hastane acil servisleri: İkinci ve üçüncü basamak resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde acil sağlık hizmeti verilen birimlerdir. Bu servis ve birimler kendilerine doğrudan başvuran veya il ambulans servisi başhekimliğine bağlı ekipler tarafından getirilen acil hasta ve yaralılara acil tıbbi müdahale yapmak, verilen hizmet ile ilgili kayıt tutmak ve gerektiğinde doğrudan veya bağlı oldukları kurum ve kuruluşları aracılığı ile Merkeze geri bildirim yapmak zorundadır.”
vi. “Destek Hizmet Birimleri” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Destek hizmet birimleri şunlardır: a) Birinci basamak sağlık kuruluşları, b) (Mülga: RG 24/3/2004- 25412) c) Yataklı tedavi kurumları, d) Sağlık hizmetleri ile ilgili hizmet veren kamu kurum ve kuruluşları, e) Acil sağlık hizmetleri ile ilgili hizmet sunan özel kuruluşlar ve şahıslar.”
vii. “Birinci Basamak Sağlık Kuruluşları” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Acil sağlık hizmeti, temel hizmet birimleri arasında sayılmayan ve hizmet içerisinde bir görev üstlenmemiş, ancak, ilk ve acil yardıma ihtiyacı olanların müracaat edebilecekleri, kamuya veya özel sektöre ait sağlık kuruluşları ve bu kuruluşların hizmete destek sağlamak amacıyla yerine getirmekle mükellef oldukları görevler şunlardır: a) Sağlık evleri: İlk yardım yapmakla, ilk yardım yapılmasını organize etmekle, ilk ve acil yardım konularında halkın bilinçlendirilmesine yardımcı olmakla, b) Sağlık ocakları ve Bakanlığa bağlı diğer birinci basamak sağlık kuruluşları: Her türlü acil sağlık hizmetini, bulundurdukları ekipmanlar ölçüsünde vermekle, c) Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait birinci basamak hizmet veren sağlık kuruluşları: Acil sağlık hizmetine ihtiyacı bulunan bütün hastaların kuruma başvurusu halinde, başka hiçbir şart aramaksızın gereken acil müdahale ile tıbbî yardımı vermekle ve merkeze gerekli bildirimi yapmakla, d) Muayenehane, Özel Poliklinikler ve Özel Hastaneler: Fertler arasında sosyal statü ve görevleri bakımından ayırım yapmaksızın, imkanları ölçüsünde gereken acil tıbbî müdahalede bulunmakla ve Merkeze gerekli bildirimi yapmakla, mükelleftir.”
14.5. 13/1/1960 tarihli ve 4/12578 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin “Umumi Kaide ve esaslar” ana başlığı altında yer alan 3’üncü maddesinde; “Tabip, vazifesi ve ihtisası ne olursa olsun, gerekli bakımın sağlanamadığı acil vakalarda, mücbir sebep olmadıkça ilk yardımda bulunur.”
Düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
15) Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, ilgili idarenin konu ile ilgili açıklamaları
ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
16) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde öğrenci olan başvuran; kendisine
15/05/2018 tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde akut bronşit hastalığı teşhisi konulduğunu ve altı ay içerisinde dört defa daha solunum yolu hastalığı geçirdiğini; bu durumun aynı hastane ve resmi sağlık merkezlerinde teşhis edilerek kayıt altına alındığını; kısa süre içinde tekrar eden rahatsızlığının zaten Sağlık Bakanlığı mevzuatı uyarınca bağlı bulunduğu Aile Hekimliği tarafından izlenmekte olduğunu; 14/11/2018 tarihinde rahatsızlığının ilerlemesi nedeniyle güçlükle evine en yakın sağlık kuruluşu olan Sevgi Aile
Sağlığı Merkezine (ASM) başvurduğunu; muayene sonucunda ise tarafına “tekrar gelişen akut bronşit” teşhisi konulduğunu; ayrıca yetkili hekim ve sağlık görevlileri tarafından müşahede altına alınarak, acil tıbbi müdahaleler gerçekleştirildiğini; müdahaleleri gerçekleştiren yetkili hekimin kendisine derhal istirahat ve yoğun antibiyotik tedavisi verdiğini; buna ilaveten rapor düzenleyerek hiçbir şekilde soğuk havada dışarıda bulunmaması gerektiğini, zatürreye çevirmesi ihtimaline karşı derhal evde sıcak ortamda istirahat gerekliliğini tarafına bildirdiğini; acil müdahale gerektiren söz konusu sağlık problemi nedeniyle aynı tarihte gerçekleşen
Uygarlık Tarihi dersinin ara sınavına katılamadığını; diğer yandan, mazeret sınavına girebilmek için, yapılan acil müdahaleleri bildiren Aile Sağlığı Merkezi’ne ait resmi yazıyı ve sağlık raporunu mevzuata uygun biçimde öğrenim gördüğü Üniversiteye sunmuş olmasına rağmen, anılan Üniversitenin bu talebini, raporun bir hastane acil servisi tarafından değil, Aile
Hekimince hazırlanmış olmasını, diğer ifadeyle Haklı ve Geçerli Nedenler Yönergesi’nin 6’ncı maddesini gerekçe göstererek reddettiğini; hâlbuki Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, hastanelerin acil servislerinde yapılan tıbbi müdahalelerin büyük bir kısmının, acil müdahale gerektiren hallerde, hastanın acil durumda başvurduğu en yakın sağlık kuruluşu olarak Aile Sağlığı Merkezlerinde gerçekleştirilmekte olduğunu; acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyan ve yalnız başına büyük güçlükle en yakın resmi sağlık kuruluşu olan Aile Sağlığı Merkezine başvuran bir öğrencinin bu şartlarda yapabileceği de zaten başka bir şey bulunmadığını; anılan Merkezde acil serviste yapılması gereken müşahede ve acil tıbbi müdahale işlemlerinin gerçekleştirildiğini; rapor bir hastanenin acil servisi yerine Aile Sağlığı
Merkezinden geldiği için durumun acil tıbbı müdahale gerektiren niteliğini ve ilgili sağlık kuruluşunun yaptığı hastalığın ilerlemesini engelleyici acil müdahaleleri yok saymanın, hem
Yönergeyi hazırlayan Üniversite Senatosunun amacına hem de akla, vicdana ve hukuka açıkça aykırı olduğunu belirtmiş ve acil tıbbi müdahale gerektiren rahatsızlığı nedeniyle giremediği ara sınav için mazeret sınavına alınmasını talep etmiştir.
17) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ise, kapsamlı bilgi-belge talebimize rağmen, bu
iddialar karşısında, Kurumumuza yeterli bir açıklama ve değerlendirmede bulunmamıştır.
18) Diğer yandan, …’un Kurumumuza sunduğu başvuru evrakı içerisinde yer alan
yazışmalardan görüleceği üzere, ilgili Üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dekanlığı, başvuranın mazeret sınavına alınma talebiyle ilgili olarak sunduğu 23/11/2018 tarihli dilekçesine, 26/11/2018 tarihli cevabi yazı ile, “İlgi yazınız incelenmiş olup; Haklı ve
Geçerli Nedenler Yönergesi’nin 6’ncı maddesine göre 26/11/2018 tarihli ve 15 sayılı Fakülte
Yönetim Kurulunun Kararı ile isteğiniz uygun görülmemiştir” şeklinde cevap vermiş; ayrıca, başvuranın bu cevap üzerine bu sefer de Üniversite Rektörlüğüne verdiği 05/12/2018 tarihli dilekçesi için, 11/12/2018 tarihinde Üniversite Genel Sekreterliği’ne muhatap resmi yazısı ile önceki ifadelerini yinelemiştir. Başvuranın, hakkında Fakülte Yönetim Kurulu tarafından alınan ret kararının Üniversite Senatosu ile Üniversite Yönetim Kurulunda görüşülmesi istemiyle ilgili
Üniversiteye verdiği 28/12/2018 tarihli dilekçesi karşısında ise, Üniversitenin Eğitim
Komisyonu’nca, ilgili mevzuat çerçevesinde Fakülte Yönetim Kurulu tarafından alınan kararın yerinde olduğu ve Senato gündemine alınmasına gerek olmadığı şeklinde karar verilmiştir.
19) “Öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim öğretim ve sınavlara ait
işlemleri hakkında karar vermek” konusundaki yetki, ilgili mevzuat ile yükseköğretim kurumlarının bizzat kendilerine verilmiştir. Anayasamızın 130’uncu maddesinde, üniversitelerin “kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe” sahip olduğu ifade edildikten sonra, yükseköğretim kurumlarının organları ile işleyişleri, bu kurumlardaki öğretim düzeyleri ile süreleri, yükseköğretime giriş, devam vb. konuların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmış; söz konusu Anayasa maddesi doğrultusunda kabul edilen 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanunu ile ise, yükseköğretim kurumlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim-öğretim, araştırma, yayım, öğrenciler, öğretim elemanları ve diğer personel ile ilgili temel esaslar düzenlenmiştir.
20) Bu temel Kanunun 14’üncü ve 18’inci maddeleri ile “üniversitelerin eğitim-öğretim,
bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin esasları hakkında karar almak” yetkisi, üniversitelerin “akademik organı” olan senatolara; “öğrencilerin kabulü, ders intibakları ve çıkarılmaları ile eğitim-öğretim ve sınavlara ait işlemleri hakkında karar verme” yetkisi ve görevi ise, fakülte yönetim kurullarına verilmiştir. Bu çerçevede, Kanunun 43’üncü maddesinde, yükseköğretim kurumlarında, kuruluş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim-öğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esasların her üniversite tarafından hazırlanacak öğretim ve sınav yönetmeliğinde belirtileceği kaydedilerek, üniversitelere, Anayasa hükmüne uygun olarak, akademik alanda hareket marjı tanınmıştır. Söz konusu Kanun hükümleri ile, Anayasamızda yer alan “bilimsel özerklik” ilkesi gereğince, fakültelerin öğretim ve sınav programları, yetiştireceği öğrenci sayısı ile kalitesi, bu öğrencilere kazandırılması hedeflenen bilgi, beceri ve yetkinliklerin neler olacağı, bu hedefler doğrultusunda teorik ve uygulamalı ders ihtiyaçları, bu çerçevede oluşturulacak ders programları, kredi ve uygulamaları, yürütülecek bilimsel araştırmanın içeriği gibi hususların, diğer ifadeyle eğitim-öğretim faaliyetlerinin, üniversitelerin bizzat kendileri tarafından serbestçe belirlenmesi amaçlanmıştır.
21) Öte yandan, bir yükseköğretim kurumunun bilimsel özerkliğe sahip olması ve kendi
Yönetmeliklerini hazırlama yetkisini haiz olması, bu yükseköğretim kurumunun tâbi olduğu ana mevzuattan bağımsız olarak hareket edebileceği anlamına gelmemektedir.
Yükseköğretim kurumları, Anayasa ile güvence altına alınan bilimsel özerklik ve ilgili Kanun ile verilen yetki çerçevesinde, eğitimin kalitesini ve verimini artırmak amacıyla, eğitim, öğretim ve sınav sisteminde kendi düzenleyici işlemlerini her zaman yapma yetkisine sahip olmakla birlikte, ilgili Kanun ile sınırları belirlenmiş olan yetki dâhilinde ve Kanundaki temel ilkeler doğrultusunda hareket etmek, yönetmelik ve yönerge gibi düzenleyici işlemlerini yürürlükte olan ilgili mevzuata uygun olarak tesis etmek ve bu eylem ve işlemlerinde hukuki belirlilik, istikrar, haklı beklentiye uygunluk, objektiflik ve eşitlik gibi ilkeleri gözetmekle de yükümlüdürler.
22) Danıştay 15’inci Dairesince verilen E:2014/5780, K:2015/6011 sayılı kararda da;
“Hukuk devletinin gerekleri arasında yer alan kanuni idare ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük, yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesini gerektirmektedir. İdarelerin işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları da açıktır. Mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bir başka ifadeyle Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla yönetmelikler ihdas ederken; bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da, takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının keyfiyeti ifade etmediği açık olup, kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır. Bilindiği gibi; normlar hiyerarşisinde yasalardan sonra gelen yönetmelikler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistemde bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır.” ifadelerine yer verilerek, yönetmeliklerin ve idarenin diğer düzenleyici işlemlerinin, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olması gerekliliğine vurgu yapılmıştır.
23) Somut olay incelendiğinde;
23.1. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin, yeni kurulan bir üniversite olarak, 2018-2019
Eğitim-Öğretim Yılında Gazi Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav
Yönetmeliği hükümlerine tâbi olduğu; söz konusu Yönetmeliğin ise 2547 sayılı Kanun’un 43’üncü maddesi ile her üniversiteye verilen yönetmelik hazırlama yetkisine dayanılarak oluşturulduğu; bu Yönetmeliğin 14’üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “Mazeret sınavı, ilgili yönetim kurulunca kabul edilen haklı ve geçerli bir sebeple sınavlara katılmayan öğrenciler için açılan sınavdır. Öğrenci, mazeretini takip eden beş iş günü içinde ilgili akademik birime dilekçe ile müracaat etmelidir. Mazeret sınav hakkı, sadece ara sınavlar için verilir. Mazeret sınavı, dönem sonu sınavları başlamadan yapılır.” düzenlemesinin yer aldığı; ilgili Üniversitenin … adlı öğrencinin mazeret sınavına alınma talebini ise, bu Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan Gazi Üniversitesi Haklı ve Geçerli Nedenler Yönergesi’ni gerekçe göstererek reddettiği görülmektedir.
23.2. Anılan Yönergede ise, başvuruların ilgili akademik birime kanıtlayıcı belgelerin eklendiği dilekçelerle, bu Yönergede belirtilen sürede, diğer ifadeyle mazeretin ortaya çıkmasını takip eden beş iş günü içerisinde (…’un durumunda ise 22/11/2018 tarihine kadar)
yapılması gerektiği belirtilmektedir. Başvuru evrakının incelenmesinden, …’un ilgili akademik birime sunduğu, mazeret sınavına alınma talepli dilekçesinin 23/11/2018 tarihli olduğu görülmüştür. Bu çerçevede, ilgili Üniversiteye, adı geçen öğrencinin söz konusu talebini
Üniversitenin ilgili akademik birimine ilk olarak ne zaman sunduğu ve bu başvurunun ilgili
Yönetmelik ile Yönergeye uygun şekilde yapılıp yapılmadığı özellikle sorulmuş; fakat
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden bu konuda herhangi bir bilgi ve belge alınamamıştır. Diğer yandan, …’un mazeret sınavına alınma talepli 23/11/2018 tarihli dilekçesine ilgili Fakülte Dekanlığı tarafından verilen 26/11/2018 tarihli ret cevabında
“başvurunun süresinde yapılmadığı” şeklinde bir gerekçeye yer verilmemiş olup, onun yerine
Yönergenin 6’ncı maddesine atıfta bulunulmuştur. Hem İdarenin, gerek ret gerekçesinde gerekse Kurumumuza verdiği cevapta Yönetmelik ile Yönergedeki başvuru süresine herhangi bir şekilde değinmemiş olması, hem de adı geçen öğrencinin 23/11/2018 tarihli dilekçesinde
“acil istirahat gerekliliğini bildiren raporunu 21/11/2018 tarihinde teslim ettiğini” belirtiyor olması dikkate alındığında, bu açık noktayı başvuran lehine yorumlamak gerekmektedir.
23.3. İlgili Üniversitenin, başvuranın talebini reddetmesinde gerekçe olarak sunduğu, Yönergenin “Haklı ve Geçerli Nedenler” başlıklı 6’ncı maddesi incelendiğinde ise, söz konusu maddenin“(1) Öğrencinin ameliyat geçirmesi, doğum yapması, hastaneye yatması, hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığının olması durumunda, buna ilişkin sağlık raporunun veya heyet raporunun bulunması ve bu belgeleri kayıtlı olduğu akademik birime ibraz etmesi, … (9) Öğrencinin, bu Yönergede sayılanlar dışında mücbir sebep sunması hâlinde; ilgili akademik birim yönetim kurulu adalet, hakkaniyet, hesap verilebilirlik ve tutarlılık kriterleri çerçevesinde mazeretleri haklı ve geçerli nedenlerle ilgili işlemlerde değerlendirir.” düzenlemesini içerdiği görülmekte; bu Yönerge maddesinden ise, ilgili Üniversitenin başvuranın Aile Sağlığı Merkezinden getirdiği raporu “hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek rahatsızlığını belgeleyen bir rapor” olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır.
23.4. Diğer taraftan, ilgili Fakülte Dekanlığı başvuranın dilekçesine cevaben verdiği 26/11/2018 tarihli ret cevabında, sadece Yönerge maddesine atıfta bulunduğundan ve gerek başvurana gerekse Kurumumuza ilave ve tatmin edici bir açıklamada bulunmadığından, başvuranın talebinin, sunduğu raporun bir hastanenin acil servisinden değil de Aile Sağlığı Merkezinden/Aile Hekiminden alınmış olması nedeniyle mi kabul edilmediği; yoksa kişinin sağlık probleminin ilgili Üniversite tarafından “acil müdahale gerektirecek bir durum” olarak mı kabul edilmediği konusunda kanaat sahibi olmak mümkün değildir. İlgili İdarece bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığından, ilgili
idarenin işlemini her iki olası durum açısından da incelemek gerekecektir:
23.4.1. Başvuranın talebinin, sunduğu raporun bir hastanenin acil servisinden değil de, Aile Sağlığı Merkezinden/Aile Hekiminden alınmış olması nedeniyle kabul edilmemiş
olması halinde:
i. Bu tür bir durumda, ilgili Üniversite, hem ilgili Yönergeye hem de üst normlara (ilgili mevzuata) aykırı hareket etmiş olacaktır. Nitekim ilgili Üniversitenin atıfta bulunduğu
Yönergede Aile Sağlığı Merkezinden/Aile Hekiminden alınmış raporların kabul edilmeyeceğini gösteren herhangi bir ibare yer almamaktadır. Yönergede geçen düzenleme, bilâkis ilgilinin/ öğrencinin “hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığının” olması ve bu durumu da bir rapor ile belgelemesi gerekliliğine yöneliktir.
ii. Ayrıca, Aile Sağlığı Merkezinden/Aile Hekiminden alınan bir sağlık raporunun kabul edilmemesi, diğer ifadeyle bu raporların muteber sayılmaması, mevcut yasal düzenlemelere de aykırı olacaktır. Gerek 1219 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde belirtildiği ve gerekse Sağlık Bakanlığı’nca ifade edildiği üzere, Aile Hekimleri dâhil
Türkiye’de hekimlik yapmaya yetkili olan her hekimin hastalıkları tedavi hakkı olmakla birlikte, söz konusu kişiler beden ve ruh sağlığı ile ilgili rapor da düzenleyebilmektedirler.
Nitekim, 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde de “birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek, gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenlemek ve aile sağlığı merkezi şartlarında teşhis veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek” hususları aile hekimlerinin görevleri arasında sayılmıştır.
iii. Dolayısıyla, Aile Sağlığı Merkezinden alınmış bir sağlık raporunu muteber saymamak, sadece ilgili Yönergeye değil, sağlık alanındaki üst normlara da aykırılık teşkil edecektir.
23.4.2. Yaşanan sağlık probleminin, ilgili Üniversite tarafından “hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlık” olarak kabul görmemesi nedeniyle,
başvuranın talebinin reddedilmiş olması halinde:
i. Böyle bir durumda ise, ilgili İdarenin (bu alanda eğitim almış ve yetkinlik sahibi olan hekimin yerine geçemeyeceğinden), işlemlerinde tutarlı ve şeffaf olabilmek adına, bu “rahatsızlıkların” ne olduğuna dair net, açık ve yazılı kuralları önceden benimsemiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, ilgili Üniversite bu tür bir yazılı tanım yapmadığı gibi, Kurumumuza bu konuda ilave herhangi bir bilgi-belge de sunmamıştır.
ii. Başvuran, getirdiği sağlık raporunun, hastanelerin acil servislerinden değil, Aile Sağlığı
Merkezinden alınmış olması nedeniyle reddedildiğini belirtiyor olsa da, söz konusu Yönerge hükmü incelendiğinde, Yönergede, raporun hastanelerin acil servislerinden alınması gerektiğine dair herhangi bir ifadenin yer almadığı görülmekte; onun yerine, raporun
“hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığı” belgelemesi gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla, burada incelenmesi gereken husus, başvuranın rahatsızlığının hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektiren bir rahatsızlık olup olmadığıdır.
iii. Kurumumuzca Sağlık Bakanlığı’na “hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek rahatsızlıkların” ne olduğu/bir tanımının bulunup bulunmadığı da sorulmuş olup; ilgili
Bakanlık ise Kurumumuza muhatap resmi yazısı ile, ilgili mevzuatta bu tür bir ayrım/tanım bulunmadığını ifade etmiş ve Aile Sağlığı Merkezlerinin daha erişilebilir konumda olması münasebeti ile kişilerin acil durumda başvurmaları halinde Aile Hekimlerinin ilk müdahaleyi yaparak, tetkik, tanı ve tedavilerini düzenleyebileceklerini; yataklı sağlık tesislerinde bulunan acil servislerin fiziki şartları ile malzeme ve teknolojik imkânlarının 16/10/2009 tarihli ve 27378 sayılı Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin
Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ ile belirlendiğini; bu Tebliğ ile belirlenen fiziki şartların, malzeme ve teknolojik imkânların her birinin Aile Sağlığı Merkezlerinde de bulunmakta olduğunu; zaten ilgili Yönetmelik incelendiğinde Aile Sağlığı Merkezlerinde bulunması gereken malzemeler arasında acil müdahale cihaz, ilaç ve malzemelerinin de yer aldığının görülebileceğini; ezcümle, Aile Sağlığı Merkezlerinin ilgili mevzuat ile öngörülen kapsamda acil müdahale yapmakla yükümlü ve de yetkin olduklarını; bu merkezlerin Ülkemizin acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde de bir paydaş olduğunu bildirmiştir.
iv. Keza, “acil müdahale” ile ilgili mevzuat incelendiğinde, Acil Sağlık Hizmetleri
Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı ilk maddesinde, Yönetmeliğin amacının, acil sağlık hizmetlerinin yurt genelinde eşit, ulaşılabilir, kaliteli, süratli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak maksadıyla, sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti ile ilgili olan bütün kurum ve kuruluşların uymakla mükellef oldukları esasları ve bu kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyona dair esasları belirlemek olduğunun ifade edildiği; böylelikle de tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına acil sağlık hizmetlerini sunma konusunda rol verildiği görülmektedir.
v. Anılan Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı maddesinde ise, ‘Acil Sağlık Hizmetleri’, “Acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetleri”; ‘Acil Tedavi’ ise “Hastaneler ile diğer sağlık kurum ve kuruluşlarında acil tıbbî tedaviye ihtiyacı olanlara sunulan hizmetlerin bütünü” olarak tanımlanmaktadır. En önemlisi, söz konusu Yönetmelikte, acil sağlık hizmeti birimlerinin temel hizmet ve destek hizmet birimlerinden oluşacağı ifade edilmekte; Aile Sağlığı
Merkezlerini de içeren birinci basamak sağlık kuruluşları ise, “destek hizmet birimleri” olarak acil sağlık hizmet birimleri arasında sayılmaktadır.
vi. Aynı şekilde Yönetmeliğin 14’üncü maddesi, birinci basamak sağlık kuruluşlarının acil müdahalede bulunup bulunamayacağı hususundaki tüm tereddütleri giderecek niteliktedir. Nitekim ilgili Yönetmeliğin “Birinci Basamak Sağlık Kuruluşları” başlıklı bu maddesinde, “Acil sağlık hizmeti, temel hizmet birimleri arasında sayılmayan ve hizmet içerisinde bir görev üstlenmemiş, ancak, ilk ve acil yardıma ihtiyacı olanların müracaat edebilecekleri, kamuya veya özel sektöre ait sağlık kuruluşları ve bu kuruluşların hizmete destek sağlamak amacıyla yerine getirmekle mükellef oldukları görevler şunlardır: a) Sağlık evleri: İlk yardım yapmakla, ilk yardım yapılmasını organize etmekle, ilk ve acil yardım konularında halkın bilinçlendirilmesine yardımcı olmakla, b) Sağlık ocakları ve Bakanlığa bağlı diğer birinci basamak sağlık kuruluşları: Her türlü acil sağlık hizmetini, bulundurdukları ekipmanlar ölçüsünde vermekle, c) Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait birinci basamak hizmet veren sağlık kuruluşları: Acil sağlık hizmetine ihtiyacı bulunan bütün hastaların kuruma başvurusu halinde, başka hiçbir şart aramaksızın gereken acil müdahale ile tıbbî yardımı vermekle ve merkeze gerekli bildirimi yapmakla, d) Muayenehane, Özel
Poliklinikler ve Özel Hastaneler: Fertler arasında sosyal statü ve görevleri bakımından ayırım yapmaksızın, imkanları ölçüsünde gereken acil tıbbî müdahalede bulunmakla ve Merkeze gerekli bildirimi yapmakla, mükelleftir.” düzenlemelerine yer verilmiş; böylelikle içerisinde
Aile Sağlığı Merkezlerinin de bulunduğu birinci basamak sağlık kuruluşlarına her türlü acil sağlık hizmetini, bulundurdukları ekipmanlar ölçüsünde verme görevi yüklenmiştir.
vii. Başvuranın ara sınava girmesini engelleyen bir sağlık probleminin, diğer ifadeyle acil müdahaleyi gerektiren bir rahatsızlığının mevcut olup olmadığını anlamak amacıyla, …’un“15/05/2018 tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde akut bronşit hastalığım teşhis edildi.” iddiasına dayanak teşkil eden, sağlık durumuna ilişkin bilgi ve belgeler, ayrıca adı geçenin 14/11/2018 tarihinde Ankara Çankaya Sevgi Aile Sağlığı Merkezi’ndeki muayenesi sonucunda hangi teşhisin konulduğu, hangi ilaçların reçete edildiği ve hangi işlemlerin yapıldığı bilgisi ile bu tarihte düzenlenen sağlık raporunun onaylı bir örneği Sağlık
Bakanlığı’ndan talep edilmiş olup; ilgili Bakanlığın Kurumumuza gönderdiği epikriz raporlarının incelenmesinden, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce, adı geçen başvuran hakkında, 12/05/2018 tarihinde “akut tonsilit” (bademcik iltihabı), 15/05/2018 tarihinde “akut bronşit”, 30/05/2018 tarihinde ise “astım, alerjik” tanısı konulduğu; diğer ifadeyle, Uygarlık Tarihi ara sınavının yapıldığı 14/11/2018 tarihinde Ankara Çankaya
232 No’lu Aile Hekimliği Birimi tarafından … hakkında konulan “akut bronşit” tanısı
öncesinde de, adı geçenin solunum yolu hastalıkları geçirdiği, bu kapsamda akciğer grafisinin çekildiği ve solunum fonksiyon testlerine tâbi tutulduğu anlaşılmıştır.
viii. İlgili Aile Hekimliği Biriminin Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne, Kurumumuza iletilmek üzere gönderdiği resmi yazının ve onaylı sağlık raporunun incelenmesinden ise, …’un anılan Aile Hekimliğine 14/11/2018 tarihinde başvurduğu; muayenesinin Aile Hekimi tarafından yapıldığı, “hastaya ilk müdahale olarak” Prednol amp yapıldığı, ayrıca Ventolin
Nebul ve oksijen tedavisi uygulandığı; buna ilaveten “akut bronşit” tanısıyla Macrol, Oxofen ve Theraflu Fort ilaçlarının reçete edilerek hastaya iki günlük istirahat verildiği görülmüştür.
ix. Öğrenciye ilgili sağlık kurumunda ilk müdahale olarak, solunumu kolaylaştıran Ventolin
Nebul ile oksijen tedavisi uygulanması, ayrıca Prednol amp yapılması, zaten ilk/acil müdahaleyi gerektiren bir durumun mevcut olduğunu; başvuranın nefes almakta zorlandığını göstermektedir. Öğrenciye yetkili bir hekim tarafından, gerekli ilaçlar reçete edilerek iki günlük istirahat raporu verilmesi ise öğrencinin istirahat etme gerekliliğine işaret etmektedir.
x. …’un mazeret sınavından yararlanma talebinin, keyfi nedenlere dayanıp dayanmadığını anlayabilmek için, ilgili Üniversiteye adı geçen öğrencinin öğrenim gördüğü program boyunca aldığı/almakta olduğu herhangi bir dersin sınavından bu zamana kadar kalıp kalmadığı; ayrıca, başvuru konusu dışında, bu zamana kadar herhangi bir nedenle mazeret sınavına alınma talebinde bulunup bulunmadığı; bulundu ise hangi mazeretleri sunduğu da sorulmuş olup; ilgili Üniversite ise, cevap verdiği (açıklama yaptığı) kısıtlı sayıdaki sorudan ikisini oluşturan bu sorulara, “Fakültemiz Uluslararası İlişkiler (Türkçe)Bölümü 180762020 numaralı öğrencisi …’un 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı güz döneminde alıp Başarısızlıktan kaldığı ders bulunmamaktadır.” ve “Adı geçen öğrencinin daha önce söz konusu ders haricinde herhangi bir dersten mazeret sınavı başvurusu bulunmamaktadır.” şeklinde cevap vermiştir.
xi. …’un bu zamana kadar başarısızlıktan kaldığı herhangi bir dersinin bulunmayışı; genel not ortalamasının 3,30’un üzerinde olması; adı geçen öğrencinin daha önceden hiçbir ders için mazeret sınavına alınma talebinde bulunmaması; Uygarlık Tarihi dersinin ara sınavının yapıldığı tarihten önce de kendisine en az üç kez resmi sağlık kuruluşlarınca solunum yolu rahatsızlıkları ile ilgili tanılar konulduğu; adı geçenin 14/11/2018 tarihinden önce de akut bronşit geçirdiği; Aile Hekimliği Biriminin 14/11/2018 tarihinde adı geçene yönelik yeniden akut bronşit tanısı koyarak ilk müdahale olarak da kişinin solunumunu kolaylaştıracak
Ventolin Nebul ile oksijen tedavisi uygulaması ve gerekli ilaçları reçete ederek kişinin istirahatinin gerekliliğine karar vermesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, adı geçenin Uygarlık Tarihi dersinin ara sınavına girmemesinin ardında keyfi bir neden olduğunu düşündürecek bir durumdan bahsetmek güçtür.
xii. Başvuranın da belirttiği üzere, rapor bir hastanenin acil servisi yerine Aile Sağlığı
Merkezinden geldiği için durumun acil tıbbı müdahale gerektiren niteliğini ve ilgili sağlık kuruluşunun yaptığı acil müdahaleleri yok saymak, hem Yönergeye hem de bu zamana kadar açıklanmaya çalışılan üst normlara aykırılık oluşturacaktır. Nitekim ilgili Yönergede
“hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığının olması durumunda, buna ilişkin sağlık raporunun veya heyet raporunun bulunması ve bu belgeleri kayıtlı olduğu akademik birime ibraz etmesi,…” mazeret başvurusunda bulunmak için yeterli görülmüştür.
Nefes alamadığı anlaşılan başvuranın yaşadığı rahatsızlığa, eğer Aile Sağlığı Merkezine değil de bir hastanenin acil servisine gitseydi de aynı şekilde ilk müdahalede bulunulacağı ortadadır.
Başvuranın bir hastanenin acil servisine değil de öncelikle kendisine en yakın Aile Sağlığı
Merkezine gitmiş olması ve burada kendisine gerekli teşhis ve tedavinin uygulanarak ilk müdahalelerin yapılması ise, “hastanelerin acil servislerinde müdahale gerektirecek bir rahatsızlığının” bulunmadığı sonucunu doğurmamaktadır. Ayrıca başvuranın, acil durumda öncelikle kendisine en yakın Aile Sağlığı Merkezine zaman kaybetmeden gitmiş olması hem gayet anlaşılabilir hem de birinci basamak sağlık kuruluşlarının kuruluş amacına tamamen uygundur.
xiii. Tüm bu hususlara ilave olarak, ilgili Üniversitenin ret kararına dayanak olarak gösterdiği ilgili Yönergenin 6’ncı maddesinde, “(9) Öğrencinin, bu Yönergede sayılanlar dışında mücbir sebep sunması hâlinde; ilgili akademik birim yönetim kurulu adalet, hakkaniyet, hesap verilebilirlik ve tutarlılık kriterleri çerçevesinde mazeretleri haklı ve geçerli nedenlerle ilgili işlemlerde değerlendirir.” düzenlemesi de yer almaktadır. Başvuranın sınava katılamaması için mücbir bir sebebinin olduğu, resmi rapor ve yazılardan zaten görülebilmekte olup; “istirahatinin gerekli olduğuna” yetkili bir hekim tarafından verilen sağlık raporu ile karar verilmiş olmasına rağmen, başvuranın söz konusu ara sınavdan bırakıldığı ve yeniden mazeret sınavına alınma talebinin de reddedildiği hususu dikkate alındığında, ilgili
Üniversitenin Yönerge hükümleri ile Yönergede belirtilen adalet, hakkaniyet ve tutarlılık ilkeleri çerçevesinde hareket ettiğini söylemek güçtür.
24) Sonuç olarak, başvuranın iddialarının, idarenin bu iddialar karşısında Kurumumuza
sunduğu kısıtlı da olsa bilgi ve belgelerin, ayrıca gerek yükseköğretim gerekse sağlık mevzuatı hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, her üniversitenin ayrı birer kamu tüzel kişiliğinin bulunduğu; Anayasamız ile güvence altına alınan “bilimsel özerklik” ilkesi doğrultusunda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 14’üncü ve 43’üncü maddeleri ile üniversitelere kendilerine ilişkin yönetmelikleri hazırlama yetkisi verildiği; anılan Kanun ve ilgili yönetmeliklerin verdiği yetkiye dayanarak üniversitelerin eğitim, öğretim ve sınav sisteminde eğitimin kalitesini ve verimini artırmak amacıyla her zaman düzenleme yapabileceği; diğer yandan, üniversitelerin söz konusu Kanun ile sınırları belirlenmiş olan yetki dâhilinde ve Kanundaki temel ilkeler doğrultusunda hareket etmek, yönetmelik ve yönerge gibi düzenleyici işlemlerini yürürlükte olan ilgili mevzuata uygun olarak tesis etmek ve bu eylem ve işlemlerinde hukuki belirlilik, istikrar, haklı beklentiye uygunluk, objektiflik ve eşitlik gibi ilkeleri gözetmekle de yükümlü oldukları; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin, hastanelerin acil servislerinden getirilen sağlık raporları karşısında öğrencilere mazeret sınavı hakkı verirken, Aile Sağlığı Merkezlerinden getirilen sağlık raporları karşısında mazeret sınavı hakkı vermemesinin veyahut bu Merkezlerde yapılan müdahaleleri “acil müdahale” niteliğinde görmemesinin ise, hem sağlık alanındaki üst normlar hem de Yükseköğretim Kanunu ile belirlenen “Yükseköğretimde imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak önlemler alınır.” şeklindeki ana ilke ile çeliştiği; bu zamana kadar yapılan açıklamalardan da görüleceği üzere, ilgili
Üniversitenin başvuranın mazeret sınavına alınma talebini reddi noktasındaki işleminin bu nedenle hukuka ve hakkaniyete aykırılıklar içerdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
25) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nin başvuranın dilekçelerine verdiği cevapların, Yönerge maddesine atıfta bulunmanın dışında herhangi bir açıklama içermediği; ayrıca ilgili Üniversitenin, ret işlemi karşısında başvurana itiraz yollarını göstermediği, keza Kurumumuzun detaylı resmi yazısı ile talep edilen bilgi ve belgelerin birçoğunu da Kurumumuza iletmekte yeterli özeni göstermediği, böylelikle de iyi yönetim ilkeleri arasında sıralanan “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması ile geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı görülmüştür. İlgili idarenin bundan sonraki eylem ve işlemlerinde, söz konusu ilkeleri de gözetmesi önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci
maddesinin sekizinci fıkrasına göre, Kamu Denetçiliği Kurumu’na dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup; anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının şikâyet edilen idare konumundaki Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü’ne tebliğ tarihinden itibaren
30 gün içinde ilgili idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmediği takdirde,
(mevcut ise) dava açma süresinden kalan süre yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu doğrultuda, ilgili Üniversitenin eylem ve işlemlerine karşı Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
İlgili Yönetmelikte “…Öğrenci, mazeretini takip eden beş iş günü içinde ilgili akademik birime dilekçe ile müracaat etmelidir. Mazeret sınav hakkı, sadece ara sınavlar için verilir. Mazeret sınavı, dönem sonu sınavları başlamadan yapılır.” düzenlemesinin mevcut olduğu bilinmekle birlikte, …’un mazeret sınavına alınma talepli başvurusunu Yönetmeliğe uygun olarak -süresi içerisinde- yaptığı, fakat ilgili Üniversitenin adı geçen öğrenciyi dönem sonu sınavlarından önce mazeret sınavına almadığı anlaşıldığından, aynı Yönetmelikte geçen “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde, ilgili mevzuat hükümleri ile Senato, Üniversite Yönetim
Kurulu, ilgili birim yönetim kurulu kararları uygulanır.” hükmü de dikkate alınarak, ilgili
Üniversitenin başvurana yönelik tesis ettiği, hukuka ve hakkaniyete aykırılıklar içeren ret işleminin düzeltilerek, başvuranın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için; ilgili Üniversitenin yetkili organlarınca gerekli kararın alınması ve bu suretle başvurana mazeret/telafi sınavına girme hakkı tanınması için ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ
REKTÖRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
İşbu Kararın, şikâyet konusunun tarafları olan BAŞVURAN ile ANKARA HACI BAYRAM
VELİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE; ayrıca, bilgi edinilmesi için, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’na göre, “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini…sağlamak…” maksadı ile kurulan
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA TEBLİĞİNE;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
şikâyet edilen idare konumundaki ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ tarafından, işbu Tavsiye Kararı üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza yazılı olarak bildirilmesinin zorunlu olduğuna; ayrıca söz konusu yazının bir örneğinin ilgili idare tarafından başvurana da iletilmesine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi