ÖZET: Başvuru, COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yetersizliğini vurgulamakta ve bu konuda gerekli önlemlerin alınmasını talep etmektedir. Başvuran, aile sağlığı merkezlerinde çalışanların güvenli bir ortamda çalışabilmesi için 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde gereken tedbirlerin alınmadığını ifade etmektedir. İl Sağlık Müdürlüğü’ne yapılan başvurulara rağmen, gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çekilmektedir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin işverenin sorumluluğunda olduğunu belirtmektedir. Ancak, sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için gereken risk analizlerinin yapılması ve tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, aile hekimlerinin işveren vekili olarak kabul edilmesi, Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluklarını da beraberinde getirmektedir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, aile sağlığı merkezlerinde risk analizlerinin nasıl yapılacağı ve bu analizlere dayanarak hangi tedbirlerin alınması gerektiği konusunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’na önerilerde bulunmuştur. Bu önerilerin hayata geçirilmesi, sağlık çalışanlarının güvenliğini artırmak ve pandemiye karşı daha etkili bir mücadele sağlamak açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/3265-S.21.5260

BAŞVURU NO : 2020/95533

KARAR TARİHİ : 01/03/2021

TAVSİYE KARARI

SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞI

İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 04/09/2020

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Kurumumuza tarihinde yapılmış olan başvuruda başvuran özetle; Covid-19 un ortaya çıkmasıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından bir dizi önlem alındığını, alınan bu önlemlerin pandemi ile en ön safhada mücadele eden sağlık çalışanları için yetersiz olduğunu, pandemi süreci ve öncesi de dâhil olmak üzere yüksek riskli ve riskli ortamlarda özellikle aile sağlığı merkezlerinde gerek çalışma ortamı gerekse de çalışanlar için

6331 sayılı Yasa gereği alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmadığını ve

sağlık çalışanlarının güvensiz bir ortamda çalıştırılmaya devam edildiğini, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun m. 19/2-c “İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek” hükmü gereği bağlı bulundukları İl Sağlık Müdürlüğünden Covid-19 nedeniyle değişen şartlar da göz önünde bulundurularak temizlik personelinden tüm hekimlerine kadar çalışan herkes için güvenli iş ortamı sağlanması adına gereken ne varsa yapılmasını talep ettiğini ancak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekenin yapılmadığını ve üzerlerine düşen sorumluluğun yerine getirilmediğini belirterek aile sağlığı merkezlerinde gerekli önlemlerin alınmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel

Müdürlüğünün 13/11/2020 tarih ve E- sayılı yazısında özetle; 2.1. 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre Kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişinin Bakanlık iş müfettişleri tarafından yapıldığı, bu kapsamda konunun Bakanlığın

Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına iletildiği, 2.2. 6331 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre işverenin çalışanların işle ilgili sağlık / güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için işverenin çalışmalar yapması gerektiği, 2.3. Anılan Kanunun 2 nci maddesinde işverenin “Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” şeklinde tanımlandığı, maddenin ikinci fıkrasında “İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılır.” ifadesinin yer aldığı, bu madde kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarında işin ve işyerinin yönetiminde görev alan, temsil ve bütünü sevk ve idareye yetkili olan, en üst yönetici ile bu yöneticinin emrinde ve onun yardımcısı olup hizmetleri yönetici adına, yöneticinin direktif ve emirleri yönünde mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlemek ve yürütmekle yükümlü olan kişinin; işveren vekili olarak kabul edildiği, 2.4. Bununla birlikte Genel Müdürlüklerince, 6331 sayılı Kanunun kamuda uygulanmasına yardımcı olmaya yönelik hazırlanan, Kamuda İş Sağlığı ve Güvenliği Rehberi ile Kamu

Hastanelerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulama Rehberi ve Bakanlıkça oluşturulan ve işyerlerinde COVID-19 ile mücadele kapsamında hazırlanan çeşitli doküman, afiş, broşür ve videoların Bakanlık İnternet sitesinde yayımlandığı, ayrıca 6331 sayılı Kanun kapsamında yayımlanan mevzuat listesinin gönderildiği hususları bildirilmiştir.

3. Kurumumuzun 29/09/2020 tarihli ve S.20.85256 sayılı bilgi ve belge talep yazısına (dağıtımlı) Sağlık Bakanlığınca cevap verilmemiştir.

4. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonunun 23/10/2020 tarih ve bila sayılı görüş yazılarında; 4.1. COVID-19 pandemi sürecinde Aile Sağlığı Merkezlerinde ne tür önlemler alındığı veya hangi ilave önlemlerin alınması gerektiği ile ilgili olarak;  Öncelikle aile sağlığı merkezinde (ASM) alınacak tedbirlerin ASM bünyesinde koordineve alınan tedbirlerin yürütülmesinden sorumlu bir hekim belirlenmesi,  6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca, çalışanları bilgilendirme yükümlülüğü dikkate alınarak çalışanlara virüs ile ilgili eğitim verilmesi, verilecek eğitimde, maske kullanımı, el yıkama gibi tüm detayların izah edilmesi, hekim belirlenmesi, eğitimin yapıldığı yer, tarih, katılımcılar, eğitimin tutanak altına alınması ve her çalışanın özlük dosyasında bir suretinin saklanması,  Çalışanların bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, dinlenme odası gibi alanların hijyeninin düzenli olarak gün içerisinde sağlanması ve kontrol formları hazırlanarak 3 er saat aralarla temizlik ve hijyenin sağlandığının imza ile tasdik edilmesi,  ASM’nin düzenli olarak gün içinde havalandırılarak, her çalışana antiseptik el solüsyonu verilmesi, sürekli dolu tutulması ve aynı işlevi gören kolonya (minimum %60 alkol içeren) v.b. koruyucu ekipmanlar sağlanması,  Solunum yolu hijyenin sağlanması için kullanılan maske ve mendillerin hijyenik bertarafı için atık kutularının kullanılması,  Sık kullanılan ve temas edilen yüzeylerin hijyenik hale getirilerek, genel temizliğin artırılması, masalar , telefonlar, klavyeler , kapı kolları, musluk başlıkları, tırabzanla, tutamaklar vb. sık sık temizlenmesi,  Çalışanlar arasında hafif grip, nezle, ateş şikâyetleri olanların evlerinde istirahat etmelerinin sağlanması,  ASM bünyesinde tokalaşma/sarılma vb. yakın temaslardan kaçınılması, çalışanların diğer çalışanların telefon, bilgisayar, masa ve diğer ekipmanlarını kullanmaması,  Risk değerlendirme formu hazırlanması gerektiği bildirilmiştir.

4.2. Aile Sağlığı Merkezlerinde bu kapsamda alınacak önlemlerin kimin sorumluluğunda olduğu ve buna ilişkin mevzuat hükümlerine ilişkin olarak;  Ülkemizde aile hekimliği uygulamasının 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ve bu kanunun 8 inci maddesine dayanılarak çıkarılan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği ve Aile

Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği hükümlerine istinaden yürütüldüğü,  Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin sunulduğu aile sağlığı merkezlerinde bir ya da daha fazla aile hekimliği birimi bulunduğu, her aile hekimliği birimi bir aile hekimi ile en az bir aile sağlığı elemanından oluştuğu; ayrıca aile hekimliği birimlerinde hizmet kalitesini arttırmak amacıyla aile hekiminin talebi doğrultusunda ve Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği Ek-l’deki şartları sağlamaları halinde 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi ilave ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni veya tıbbi sekreter çalıştırıldığı,  Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme

Yönetmeliğinin; “Sözleşmenin içeriği, süresi ve dönemi” başlıklı 6 ncı maddesi hükmüne istinaden “idarenin hizmet sözleşmesi” niteliğindeki sözleşme ile çalıştırıldıkları,  Kamu Denetçiliği Kurumunun 17/01/2020 ve 2019/12716 sayılı kararında; “Aile

Hekimlerinin görev yaptığı aile sağlığı merkezleri de bu kanun kapsamın işyeridir ve aile sağlığı merkezlerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi için risk analizlilerinin yapılması gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları

Tebliğinde, aile sağlığı merkezleri “tehlikeli” sınıfında sayılmıştır. Bahse konu Kanun ile işverene bazı yükümlülükler yüklemiştir.” şeklinde karar verildiği,  Benzer şekilde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27/09/2018 tarihinde verilen E. 2018/7550 ve K. 2018/16826 sayılı kararında; aile hekiminin işveren vekili, Sağlık Bakanlığının ise işveren olduğuna hükmedildiği,  Gerek Kamu Denetçiliği Kurumunun belirtilen kararında gerekse yargı kararlarında belirtildiği üzere aile sağlığı merkezlerinde görev yapan hekim, aile sağlığı çalışanı dâhil tüm personel hakkında iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınacak önlemlerden T.C. Sağlık

Bakanlığının sorumlu olduğu belirtilmiştir.

4.3. Sonuç olarak; 6331 sayılı Kanunda kamu hukuku niteliği taşıyan düzenlemeler yer aldığı, buna göre iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi başlıklı 7 nci maddesinde; “İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, Bakanlıkça aşağıdaki şartlarla destek sağlanabilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, Cumhurbaşkanı„ ondan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir… “. hükmünde görüldüğü gibi idarenin belirli koşullarda iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini desteklemesi söz konusu olduğu, 6331 sayılı Kanunun “Teftiş ve İdari

Yaptırımlar” başlıklı 24 üncü maddesinin: “Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık iş müfettişlerince yapılır…” hükmü ve Kanunun idari para cezaları ve uygulanması başlıklı 26 ncı maddesinde de bu kanun hükümlerine uymayanlara verilecek idari para cezalarının düzenlendiği, arz edilen nedenlerle aile sağlığı merkezlerinde görev yapan hekim, aile sağlığı çalışanı dâhil tüm personelin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin olarak alınacak tedbirlerden Sağlık Bakanlığının sorumlu olduğu ayrıca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından da konu hakkında değerlendirme ve teftiş yapılmasının uygun olacağı değerlendirmelerine yer verilmiştir.

5. Konu ile ilgili olarak Türk Tabipler Birliğinin 12/11/2020 tarih ve 2781/2020 sayılı yazısında özetle;  Aile hekimlerinin; kendilerine kayıtlı nüfusa koruyucu ve tedavi edici birinci basamak sağlık hizmeti veren, bu hastalarla ilk elden ve doğrudan temas eden hekim grubu olduğu, bir yandan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği ile kendilerine verilen bebek, çocuk, gebe, lohusa, engelli, yaşlı takibi, bağışıklama vb. rutin görevlerini sürdürürken, bir yandan da

COVID-19 salgınının yayılmasını önlemek, bulaşan insan sayısını sınırlamak, hasta sayılarım azaltmak ve nihayetinde ölümleri önlemek için özveri ile emek vermekte olduğu,  Bu hizmetlerin sürdürüldüğü aile sağlığı merkezlerinde, pandemi süresince muayene odasından uzakta, mesafe kurallarına uygun bekleme alanları oluşturulmaya gayret edildiği, hastaların çoğunlukla ASM’lerin dışında bekletilerek sırayla içeri alındığı, ASM girişlerinde ateş kontrolü yapılarak gerekli yönlendirmelerin yapıldığı, ASM’lerin uygun yerlerine el dezenfektanları yerleştirildiği, ayrıca aile hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarının korunabilmesi için maske, siperlik, tek kullanımlık giysi gibi kişisel koruyucu ekipman temin edildiği, bütün bu önlemlerin, aile hekimleri tarafından kendi olanakları çerçevesinde alınabildiği,  Ancak bu önlemlerin, kimi zaman yeterli olamadığı, bu nedenle birinci basamak sağlık hizmetlerine yönelik ihtiyaçların belirlenmesi ve karşılanması gerektiği, Birinci basamak sağlık çalışanlarının bulaşan yeterince korunması, hem kendi sağlıkları hem de salgına karşı yeterli insan gücünün ayakta kalabilmesi için, Sağlık Bakanlığı’nca kişisel koruyucu ekipmanların (KKE) yeterli kalitede ve sayıda sağlanması gerektiği,  Ayrıca hasta bireyler ile aile hekimlerince takibi ve aşılama gibi sağlık hizmeti sunulan sağlıklı bireylerin ve yine takipte tutulan kronik hastaların, COVID-19 şüpheli hastalarla aynı zamanda ve yerde bir arada olmalarının önüne geçilemediği, bu nedenle kronik hasta takiplerinin ve koruyucu hizmetlerin diğer hizmetlere göre farklı saatlerde verilmesine yönelik hizmet planlaması ve düzenleme yapılması; triaj ve MHRS randevu uygulamasına geçilerek toplumun bu konuda bilgilendirilmesi; bölge özellikleri göz önünde bulundurularak aile hekimlerinin ilçe sağlık müdürlüğünü bilgilendirmek kaydıyla bu hizmetleri farklı zaman diliminde uygulama yapabilmesine de olanak sağlanması gerektiği,  Bu dönemde aile sağlığı merkezlerine başvuru sayılarının en aza indirilmesi amacıyla kronik hastaların ilaç rapor sürelerinin uzatılmasının ve ilaçların tüm yaş gruplarında eczaneler tarafından verilmesinin faydalı olacağı,  Öte yandan Aile Sağlığı Merkezlerinde ve İlçe Sağlık Merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarına, mesleki risklerine ve hatla enfeksiyon şikayetlerine rağmen COVlD-19 testi yapılmadığı, Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanları da dahil olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına koşulsuz ve zamanında COVlD-19 testi yapılması, hem sağlık çalışanlarının sağlığı, hem de salgının kırılması bakımından önemli olduğu,  Aile Sağlığı Merkezi ve diğer sağlık birimlerinde çalışan sağlık çalışanlarında PCR testi pozitif çıkan çalışan olduğunda sağlık kuruluşu dezenfekte edilmesi, hasta olan çalışanın yeri başka personelle ikame edilmesi gerektiği,  Aile sağlığı merkezlerinde özellikle aile sağlığı çalışanları ile ilgili yaşanan personel eksiğinin giderilmesi için bir an önce personel ataması yapılması, ayrıca COVID-19 pozitif olan veya temas öyküsü olup karantinaya alınanlar ile kanser tedavisi gören, kronik hastalığı olanlar veya gebelik hali gibi özel durumları olan sağlık çalışanlarının, kendilerinin vekaleten birini bulma zorunluluğu olmaksızın yerlerine görevlendirme yapılması, özellikle bu dönemde ücret kesintisi yapılmaması, hem hekim sağlık çalışanlarını, hem de toplumu koruyucu önlem olarak görülmeli ve bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği,  COVID-19 tanısı alan hastaların ve temaslılarının aile hekimlerine bildirilmesinin önemli olduğu, ancak telefonla aramaların hekimin planladığı şekilde hastanın sağlık durumu ve kurum işleyişinin göre planlanması gerektiği, her gün arama yapılmasının istenmesi ve bunun ayrı bir formla ilçe sağlık müdürlüklerine yollanması isteğinin, fazladan iş yükü yarattığı, ilçe sağlık müdürlükleri online girilen verilere sistem üzerinden ulaşabilmesi, hekimlerin gereksiz iş yüklerini azaltan çalışma yöntemleri geliştirilmesi ve bu bakışla sistemler kurulması gerektiği,  Bütün bunlardan başka aile sağlığı merkezlerinde, COVID-19 idari izin raporu ve zatürre aşısı örneklerinde olduğu gibi COVID-19 pandemisine bağlı yürütülen görevler dolayısıyla aile hekimleri ve hastaların karşı karşıya getirilmemesi, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilebilmesi için de önlem alınması gerektiği,  2020/8 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelge uyarınca Sağlık Bakanlığı ve Milli İstihbarat

Teşkilatı Başkanlığı hariç kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 60 yaş ve üzerinde olanlar ile

Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kronik hastalığı bulunanların pandemi süresince idari izinli sayılmaları ve idari izin tanısı ile rapor düzenlenmesi uygulamasında, sistem alt yapısının hazır edilmemesi ve hasta programlarında olmayan bir ICD kodu üzerinden izin tanılı rapor verilmesi istenmesi hekim ile hastayı karşı karşıya getirdiğinden, benzer şekilde gerekli hazırlıklar yapılmadan, yetersiz sayıda zatürre aşısı gönderilmişken ve vurgunun hatalı yapılması dolayısıyla bu aşının COVID-19’dan koruduğu algısı yaratan basın açıklamaları nedeniyle

ASM’lerde yığılmalar olduğu gibi sözlü ve fiziksel şiddet olguları da yaşandığı,  Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinden; “aile sağlığı merkezinin fiziki yapısı, donanımı, fonksiyonelliği, personel durumu ve hizmetin niteliği gibi hizmet sunumunu doğrudan etkileyen unsurlar” olarak tanımlanan hizmet kalite standartlarının yükseltilmesinin sağlanmasının, aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarına tanımlandığı, aynı

Yönetmeliğin 26 ncı maddesi uyarınca, aile sağlığı merkezinde birden çok aile hekimi hizmet veriyor ise, aile hekimleri kendi aralarında bir yönetim planı oluşturarak yönetici belirlemekte ve yönetici isminin müdürlüğe bildirildiği, yönetim tarafından alınan kararların karar defterine işlendiği, yöneticinin aile sağlığı merkezinin işletilmesinden birinci derecede sorumlu olduğu, bu merkezin müdürlüğünü yaptığı ve toplum sağlığı merkezi ile koordinasyonunu sağladığı,  Ancak Yönetmelikte öngörülen asgari fiziki ve teknik donanımın sağlanmasına ilişkin bu görevlerin sadece aile hekimlerine ait olduğunun düşünülemeyeceği, bütün dünyayı etkileyen pandemi sürecinde ortaya çıkan acil ve/veya ek ihtiyaçların Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmasının, Devlete yüklenen “herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verme” görevinin gereği olduğu,  “Bulaşıcı hastalıklar, bağışıklama ve salgın kontrolünün” Toplum Sağlığı Merkezi ve

Bağlı Birimler Yönetmeliği’nde Toplum Sağlığı Merkezlerinin sunduğu hizmet ve görev kapsamında sayıldığı, bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak gerekli tüm tedbirleri almak görevinin anılan Yönetmeliğin 14 üncü maddesi uyarınca Toplum Sağlığı

Merkezlerinde olduğu,  Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu tarafından “Aile hekimlerinin pandemi sürecini nasıl değerlendirdiklerini, izlediklerini anlamak, COVID-19 vakaları ve onların temaslılarıyla ilgili çalışmaları bilmek ve sağlık çalışanlarının sağlığıyla ilgili durumu öğrenmek” amacıyla 7-14 Eylül 2020 tarihleri arasında elektronik ortamda ülke çapında aile hekimlerine yönelik anket çalışması yapılarak salgına karşı yürütülen mücadeleye katkı sağlama hususunun hedeflendiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. 1982 Anayasasının:

6.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde:

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 6.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında:

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesinin:

8.1. “Görevler” başlıklı 352 nci maddesinde:

“(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır: a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak,…”

8.2. “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü” başlıklı 361 inci maddesinde:

“(1) Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:

a) Halk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek, b) Birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütmek, bu amaçla birinci basamak sağlık kuruluşlarını kurmak ve işletmek, gerektiğinde bunları birleştirmek, ayırmak, nakletmek veya kapatmak, …”

9. 4857 sayılı İş Kanununun “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde:

“Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.

İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.

İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.

(Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)

İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.

Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz…” 10. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun;

10.1. “Kapsam ve istisnalar” başlıklı 2 nci maddesinde:

“(1) Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.

(2) Ancak aşağıda belirtilen faaliyetler ve kişiler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz:

a) Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri.

b) Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.

c) Ev hizmetleri.

ç) Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar.

d) Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri.

e) (Ek: 10/9/2014-6552/15 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/5/2015 tarihli ve E.:

2014/177, K.: 2015/49 sayılı Kararı ile.)”

10.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde:

“…o) Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini, ö) Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları, p) Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini, r) Tehlike sınıfı: İş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları ile ilgili diğer hususlar dikkate alınarak işyeri için belirlenen tehlike grubunu…”,

10.3. “İşverenin genel yükümlülüğü” başlıklı 4 üncü maddesinde:

“ (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”,

10.4. “İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri” başlıklı 6 ncı maddesi:

“(1) Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren; a) Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilir. Ancak belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olması hâlinde, tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak, bu hizmetin yerine getirilmesini kendisi üstlenebilir. (Ek cümle: 10/9/20146552/16 md.) Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından

Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler.

b) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine getirmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar.

c) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerini yürütenler arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlar.

ç) Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilen tedbirleri yerine getirir.

d) Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında; görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşları, başka işyerlerinden çalışmak üzere kendi işyerine gelen çalışanları ve bunların işverenlerini bilgilendirir.

(2) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, Sağlık Bakanlığına ait döner sermayeli kuruluşlardan doğrudan alabileceği gibi 4734 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde de alabilir.

(3) Tam süreli işyeri hekimi görevlendirilen işyerlerinde, diğer sağlık personeli görevlendirilmesi zorunlu değildir. (4) (Ek: 10/9/2014-6552/16 md.) Birinci fıkranın (a)

bendine göre yapılacak görevlendirme süresinin belirlenmesinde 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı

Mesleki Eğitim Kanunu ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerler, çalışan sayısının toplamına dâhil edilmez.”

10.5. “Risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm ve araştırma” başlıklı 10 uncu maddesi:

“(1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla

yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.

b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi.

c) İşyerinin tertip ve düzeni.

ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu.

(2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.

(3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri; çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz

kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.” 10.6. “Çalışanların yükümlülükleri ”başlıklı 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c)

bendinde:

“İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek.”

10.7. “Teftiş ve idari yaptırımlar” başlıklı 24 üncü maddesinde:

Teftiş, inceleme, araştırma, müfettişin yetki, yükümlülük ve sorumluluğu (1) Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık iş müfettişlerince yapılır. Bu Kanun kapsamında yapılacak teftiş ve incelemelerde, 4857 sayılı Kanunun 92, 93, 96, 97 ve 107 nci maddeleri uygulanır.

(2) Bakanlık, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bu amaçla numune almaya ve eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde kontrol ve denetim yapmaya yetkilidir. Bu konularda yetkilendirilenler mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve işyerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlüdür. Kontrol ve denetimin usul ve esasları Bakanlıkça düzenlenir.”

11. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun:

11.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde:

“Bu Kanunun amacı; Sağlık Bakanlığının (…) belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemektir.”

11.2. “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde:

“Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık

Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.”

11.3. “Personelin statüsü ve malî haklar” başlıklı 3 ncü maddesinde:

“ Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakati üzerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir.

…

…

…

Sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre belirlenen en yüksek brüt sözleşme ücretinin aile hekimi için (6)

katını, aile sağlığı çalışanı için (1,5) katını aşmamak üzere tespit edilecek tutar, çalışılan ay sonuçlarının ilgili sağlık idaresine bildiriminden itibaren onbeş gün içerisinde ödenir. (Ek cümle: 4/7/2012-6354/ 12 md., Değişik ikinci cümle: 20/8/2016-6745/59 md.) Aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına ihtiyaç hâlinde, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet görevi verilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/52 md.) Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.

Sözleşmeli olarak çalışmaya başlayanların, daha önce bağlı oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarıyla ilişkileri aynı şekilde devam ettirilir. Ancak, her türlü prim, kesenek ve kurum karşılıkları bu fıkrada belirtilen ücretlerden kesilerek ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna aktarılır. Bunlar önceki durumları çerçevesinde tedavi yardımlarından yararlanmaya devam ederler.

…Sağlık Bakanlığınca belirlenen standartlara göre, koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması(…) halinde bu ödeme tutarından brüt ücretin % 20’sine kadar indirim yapılır…

…

…

…

(Ek fıkra:15/11/2018-7151/26 md.) Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir.

(Ek fıkra:15/11/2018-7151/26 md.) Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının yıllık izinleri, yıl içinde çalışılan süre ile orantılı olmak ve ait olduğu sözleşme döneminde kullanılmak üzere otuz gündür. Ayrıca beş gün kongre ve seminer izni ile yıllık izin bitiminden sonra mazeretleri nedeniyle beş gün idari izin verilebilir. Evlenme, ölüm, doğum ve emzirme hâllerinde, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele ilişkin izin süreleri uygulanır.

Hastalık durumunda, bir malî yılda en çok on günlük dönemler halinde toplam kırk güne kadar hekimin uygun görmesiyle hastalık izni verilebilir. Bir defada on günü aşan hastalık izni ancak sağlık kurulu raporu ile verilebilir. Sözleşmeli aile hekimi iken aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olanlar, bu eğitimleri kapsamındaki hastane rotasyonu süresince izinli sayılır.” 11.4. “Denetim, sorumluluk ve mal bildirimi” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare ve sağlık idaresinin denetimine tâbidir. Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları, görevleriyle ilgili ya da görevleri başında işledikleri veya kendilerine karşı işlenen suçlarda Devlet memurları gibi kabul edilir. Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele

Kanunu gereğince mal bildiriminde bulunmakla yükümlüdür.”

12. Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin:

12.1. “Kazanç getirici başka iş yapma yasağı” başlıklı 7 nci maddesinde:

“(1) Sözleşmeli olarak çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, bu görevleri dışında, bilimsel faaliyetler ve telif hakları hariç olmak üzere, mesleklerinin icrasından menfaat temin edemezler. Sanatsal ve sportif faaliyetler dışında esnaf veya tacir sayılmayı gerektiren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Herhangi bir yerde hizmet akdi ile çalışamazlar. Ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamazlar, ticarî mümessil, ticarî vekil, kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirketlerde komandite ortak olamazlar.”

12.2. “Çalışma saatleri” başlıklı 9 uncu maddesinde:

“ (1) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, görevlerini haftalık çalışma süresi kırk saatten az olmamak kaydıyla, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde yerine getirir. Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının, pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmeleri esastır.”

12.3. “Denetim” başlıklı 11 inci maddesinde:

“(1) Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, Aile Hekimliği Uygulama

Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi hükmü çerçevesinde, olağan dışı denetimler hariç olmak

“(1) Aile sağlığı merkezlerinde aşağıda belirtilen asgari fiziki şartlar aranır.

a) Binanın kolay ulaşılabilir, güvenli, uygun havalandırma, ısıtma ve aydınlatma imkânlarına sahip, toplam alanının tek aile hekimi için 60 metrekare olması gerekir. Birden fazla hekimin birlikte çalışması durumunda her aile hekimi için 20 metrekare ilave edilir. Bir aile sağlığı merkezinde 2-6 aile hekimliği birimi olmasına azami dikkat gösterilir.

b) Bekleme ve danışma bölümü bulunur. Bir hekim için bekleme alanında en az 5, daha sonraki her hekim için ilaveten en az 3’er adet olmak üzere yeterli sayıda bekleme koltuğu bulundurulur. Bekleme koltuğunun kolay temizlenebilir ve ergonomik yapıda olması; ahşap, PVC veya metal malzemelerden yapılmışsa oturulan ve yaslanılan alanların bir döşeme malzemesi ile kaplanmış olması gerekir. Bekleme alanında Kurumca gönderilen güncel afiş ve broşürler düzenlenmiş panoda asılı olarak bulundurulur, panoda asılamayacak olanlar çerçeveli olarak bulundurulur. Hasta ve hasta yakınlarının dilek ve önerilerini kolaylıkla ulaştırılabilmesini sağlayacak dilek ve öneri kutuları (Ek ibare:RG-11/3/2015-29292) ile hijyeni sağlamaya yönelik el antiseptiği bulundurulur.

c) Muayene odasının, her aile hekimi için en az 10 metrekare olması gerekir. Muayene odasında lavabo bulunur.

ç) Tıbbi müdahale odası, hastaya tıbbi girişimlerin yapılabileceği büyüklükte, lavabosu bulunan bir odadır. Bu odada aşı, enjeksiyon, küçük cerrahi müdahalelerin yapılmasına uygun muayene ve müdahale masası, muayene ve acil müdahale malzemeleri, jinekolojik muayene masası ile dezenfeksiyon ve sterilizasyon cihazlarının bulunması gereklidir.

d) Laboratuvar hizmetlerinin aile hekimince merkezde verilmesi planlanıyorsa bu hizmetler için uygun bir oda bulunur.

e) Aile sağlığı merkezi içerisinde kullanıma hazır, bütün aile hekimliği birimlerince de kullanılabilecek mahremiyet kurallarının uygulandığı, bebek bakım ve emzirme alanı veya odası bulunur.

f) Hastaların kullanabileceği tercihen kadın-erkek için ayrı olmak üzere birbirinden ayrılmış, müstakil tuvalet ve lavaboların olması gerekir. Her lavaboda sıvı sabun, kâğıt havlu ve poşetli çöp sepeti, her tuvalette tuvalet kâğıdı ve poşetli çöp sepeti bulundurulur. Tuvaletlerde acil çağrı butonu bulundurulur.

g) Tercihen binanın giriş katında kurulurlar. Engelli ve yaşlı vatandaşların giriş ve çıkışlarını mümkün kılan, kolaylaştırıcı tedbirler alınır.

ğ) Tıbbi hizmet alanları ile bekleme alanlarında iç ortam sıcaklığı 18-27 0C arasında tutulur, muayene odasının iç ortam sıcaklığı için alt sınırın 20 0C olması gerekir. Isıtma soba hariç diğer araçlarla sağlanır.

h) Aile sağlığı merkezinin iç alanlarının boya ve bakımı tam olmalıdır. Dış cephe boyası ve tamiratı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmelidir.

ı) Aile sağlığı merkezinin sağlık hizmeti sunulan alanlarına ait zemin kaplamasının kolay temizlenebilir nitelikte olması gerekir.

(2) Kullanım ömrünü tamamlamış veya ihtiyaç fazlası olan malzemeler aile sağlığı merkezi içinde bulundurulamaz.

(3) Bakanlığa tahsisli bulunan ve Kurum tarafından aile hekimlerine kiralanmış müstakil bina olarak kullanılan aile sağlığı merkezlerinin ilk çevre düzenlemesi müdürlük tarafından yapılır.

Daha sonraki bakımları aile hekimleri tarafından devam ettirilir.

(4) Muayene odası dışında birinci fıkrada sayılan diğer odalar aile hekimlerince müşterek kullanılabilir.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ve Türk Tabipler

Birliğinin kararda yer verilen görüş yazılarında belirtilen hususlar ve ayrıca resen belirlenecek esaslar çerçevesinde; aile sağlığı merkezlerinde risk analizlerinin nasıl yapılacağı ve analiz sonuçlarına göre ne gibi tedbirler alınacağı hususunun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yerinde incelenerek tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. 1 numaralı paragraflarda yer verildiği üzere Akyazı Altındere Aile Sağlığı Merkezi 18

Nolu Aile Hekimliği Biriminde görev yapmakta olan Aile Hekimi başvurusunda özetle : COVID-19 un ortaya çıkmasıyla birlikte Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık

Bakanlığı tarafından bir dizi önlem alındığını, alınan bu önlemlerin pandemi ile en ön safhada mücadele eden sağlık çalışanları için yetersiz olduğunu, pandemi süreci ve öncesi de dâhil olmak üzere yüksek riskli ve riskli ortamlarda özellikle aile sağlığı merkezlerinde gerek çalışma ortamı gerekse de çalışanlar için 6331 sayılı Yasa gereği alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmadığını ve sağlık çalışanlarının güvensiz bir ortamda çalıştırılmaya devam edildiğini, 6331 sayılı Kanunun 19/2-c hükmü gereği bağlı bulundukları İl Sağlık

Müdürlüğünden Covid-19 nedeniyle değişen şartlar da göz önünde bulundurularak temizlik personelinden tüm hekimlerine kadar çalışan herkes için güvenli iş ortamı sağlanması adına gereken ne varsa yapılmasını talep ettiğini; ancak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekenin yapılmadığını ve üzerlerine düşen sorumluluğun yerine getirilmediğini belirterek aile sağlığı merkezlerinde gerekli önlemlerin alınmasını talep etmektedir.

16. Kurumumuzca Sağlık Bakanlığından konuyla ilgili bilgi, belge ve ayrıntılı açıklama talep edilmiş; ancak idare tarafından yazımıza cevap verilmemiştir.

17. Kurumumuzun bilgi ve belge talebine Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından verilen cevapta ise, 6331 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre işverenin çalışanların işle ilgili sağlık /güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için işverenin çalışmalar yapması gerektiği, anılan Kanunun 2 nci maddesinde işverenin “Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” şeklinde tanımlandığı, maddenin ikinci fıkrasında ise “İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılır.” ifadesinin yer aldığı, bu madde kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarında işin ve işyerinin yönetiminde görev alan, temsil ve bütünü sevk ve idareye yetkili olan, en üst yönetici ile bu yöneticinin emrinde ve onun yardımcısı olup hizmetleri yönetici adına, yöneticinin direktif ve emirleri yönünde mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlemek ve yürütmekle yükümlü olan kişinin; işveren vekili olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

18. Aile Hekimliği Kanunun da birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla Sağlık Bakanlığınca belirlenen illerde aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esasları düzenlenmiştir.

19. Aile Hekimliği Kanununda “Sağlık Bakanlığı; Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkilidir…” denilmek suretiyle aile hekimlerine diğer Sağlık Bakanlığına bağlı çalışan hekimlerden farklı bir statü verilmiş olduğundan, başvuru konusunun çözüme kavuşturulabilmesi için aile hekimlerinin öncelikle statüsünün açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda Kurumumuzun daha önce vermiş olduğu

17/01/2020 ve 2019/12716 sayılı kararında Tavsiye Kararında:

19.1. “Aile Hekimliği Kanunu ve buna dayanılarak çıkartılan mevzuat çerçevesinde aile hekimleri tarafından sunulan hizmetlerin; • Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yalnızca aile hekimlerince verilebilen asli ve sürekli görevler olduğu, • Aile hekimlerinin kendisinden hizmet alan kişilerden herhangi bir bedel almadan sözleşme yaptığı sağlık idaresinden ücret ve gider ödeneği aldığı, • Koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması durumunda ücretinde kesinti yapıldığı, • Nöbet için görevlendirildiğinde nöbet ücreti aldığı, • İzinlerinin (yıllık, mazeret, hastalık vb.) kanunla düzenlendiği, • Aile sağlığı merkezi olarak kamuya ait taşınmazların aile hekimine kiraya verilebildiği, • Aile hekimliği uygulaması kapsamındaki kişilerin hizmet alabilmek için aile hekimine kayıt yaptırması gerektiği, • Aile hekimliği hizmetlerinin ücretsiz olduğu, • Aile hekimlerinin görevleriyle ilgili ya da görevleri başında işledikleri veya kendilerine karşı işlenen suçlarda Devlet memurları gibi kabul edildikleri, • 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu gereğince mal bildiriminde bulunmakla yükümlülüklerinin olduğu, • Aile hekimlerinin kazanç getirici başka iş yapma yasaklarının olduğu, • Pozisyonlarının bulunduğu mahalde ikamet etmelerinin esas olduğu, Hususları bir arada değerlendirildiğinde, aile hekimlerinin kamu görevlisi olduğu açıktır.” değerlendirmesine yer verilmiştir.

20. Benzer şekilde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27/09/2018 tarihinde verilen E. 2018/7550 ve K. 2018/16826 sayılı kararında; 1982 Anayasası’nın 56’ncı maddesi ile Aile Hekimliği

Kanununun, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin ve Aile Hekimliği Uygulama

Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine atıfla kişinin sağlık hakkının, sağlıklı olma hakkı ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarını kapsadığı, Devletin vatandaşının sağlık hizmetlerinde yararlanması için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğu, bu kapsamda da Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Aile Hekimliği Uygulamasının getirtildiği, aile hekiminin bu kapsamda devletin görevi olan sağlık hizmetini sunmasında “organ” olarak görev yaptığı, bu anlamda yapılan işin kamu hizmeti, hekiminde kamu görevlisi olduğunun ifade edilmiştir. Bahse konu kararda, İş Kanunundaki işçi, işveren ve işveren vekili tanımlarına yer verilerek işçi açısından bir işyeri veya işletmenin bağımsız işveren sıfatından söz edilebilmesi için hukuki ve ekonomik açıdan bağımsız olması, bu konuda karar mekanizmasının kendinde bulunması, en önemlisi de bağımsız bir organizasyona sahip olması gerektiği belirtilerek, aile hekiminin işveren vekili, Sağlık Bakanlığını ise işveren olduğuna hükmedilmiştir.

21. 15/11/2018 tarihinde Aile Hekimliği Kanununun 3 üncü maddesine “Aile hekimleri ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ve işveren olabilir.” hükmü eklenmiştir. Bu değişiklikten evvel de Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğiyle aile hekimlerinin, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya ve benzeri hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırabileceği ya da hizmet satın alabileceği düzenlenmiştir.

22. Diğer taraftan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş, kamu ve özel sektöre ait bütün işlerin ve işyerlerinin kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir.

23. Aile Hekimlerinin görev yaptığı aile sağlığı merkezleri de bu kanun kapsamın işyeridir ve aile sağlığı merkezlerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi için risk analizlilerinin yapılması gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliğine

İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde, aile sağlığı merkezleri “tehlikeli” sınıfında sayılmıştır. Bahse konu Kanunu ile işverene bazı yükümlülükler yüklemiştir.

24. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda; her ne kadar Ali Hekimliği Kanununda aile hekiminin işveren olabileceği düzenlenmişse de, ilgili idarelerce aile hekiminin işveren olduğundan bahisle iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tüm sorumluluğun aile hekimine yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, kararda yer alan Aile Hekimleri Dernekleri

Federasyonu ve Türk Tabipler Birliğinin görüş yazılarında belirtilen hususlar da dikkate alınarak, ayrıca resen belirlenecek esaslar çerçevesinde; risk analizlerinin nasıl yapılacağı ve analiz sonuçlarına göre ne gibi tedbirler alınacağı hususunun Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yerinde incelenerek tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığı tarafından Kurumumuza makul sürede cevap verilmiş olmakla birlikte

Sağlık Bakanlığı tarafından cevap verilmediği görülmüştür. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; bu yönüyle “kanunlara uygunluk ve hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup idarenin söz konusu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında, Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ve

Türk Tabipler Birliğinin kararda yer verilen görüş yazılarında belirtilen hususlar ve ayrıca resen belirlenecek esaslar çerçevesinde; aile sağlığı merkezlerinde risk analizlerinin nasıl yapılacağı ve analiz sonuçlarına göre ne gibi tedbirler alınacağı hususunun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yerinde incelenerek tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve SAĞLIK BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca; AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve SAĞLIK

BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ve

SAĞLIK BAKANLIĞI’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi