|
ÖZET: Başvuran, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ailesinin farklı ceza infaz kurumlarına dağıldığını ve oğlunun İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu belirtmektedir. Ailesinin Hatay’da ikamet ettiğini ifade eden başvuran, oğlunun nakil talebinin kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedildiğini, bu durumun aile ziyaretlerini zorlaştırdığını dile getirmiştir. Başvuru, Adalet Bakanlığı’na yönlendirilmiş ve talebin değerlendirilmesi istenmiştir.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın nakil talebinin uygun bulunmadığını, talep edilen kurumların dolu olduğunu ve bu nedenle naklin gerçekleştirilemeyeceğini açıklamıştır. Ayrıca, hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde, güvenlik ve kapasite gibi çeşitli kriterlerin göz önünde bulundurulduğu belirtilmiştir. Başvuranın, mevcut durumunun aile hayatına olumsuz etkileri olduğuna ve bu nedenle nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dair öneri, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından Adalet Bakanlığı’na iletilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın nakil koşullarını taşıdığı ve ailevi bağların korunmasının önemli olduğu vurgulanarak, Adalet Bakanlığı’na, başvuranın oğlunun İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin öncelikle değerlendirilmesi tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla alınmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2025/794-S.25.1251
BAŞVURU NO : 2024/13122
KARAR TARİHİ : 23.01.2025
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuranın, oğlunun barındırıldığı ceza infaz kurumuna naklinin
BAŞVURUNUN KONUSU :
yapılması talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 23.10.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Ereğli (Konya) T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvuran özetle; ailesinden 5 kişinin ceza infaz kurumlarında olup hepsinin ayrı kurumlarda bulunduğunu, ailesinin Hatay’ın İskenderun ilçesinde ikamet ettiğini, kendisinin ve aile üyelerinin 6 Şubat depremi dolayısıyla bulundukları İskenderun
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan zorunlu olarak başka kurumlara gönderildiğini, yaklaşık 2 yıldır nakil talebinde bulunduklarını ancak taleplerinin reddedildiğini, oğlu . ’nin İskenderun T Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, oğlu ve ailesini gerekçe göstererek bulunduğu nakil taleplerinin kapasite doluluğu sebebiyle reddedildiğini, ailesinin farklı kurumlardaki aile üyelerini ziyaret etmekte zorlandığını iddia ve ifade ederek oğlunun bulunduğu İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden (Genel Müdürlük) 14.11.2024 tarih ve – – sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup Genel Müdürlüğün 26.12.2024 tarihli ve – – sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1 Başvuranın en son ulaşan nakil talep dilekçesine istinaden yapılan değerlendirme neticesinde talep ettiği
kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün 09.10.2024 tarihli ve E– – sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği,
2.2. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54’üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde, ”istekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Her ayın 1’i ilâ 20’si arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, bu kapsamda başvuranın ileriki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğe göndermesi halinde talebinin mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirileceği, 2.5. Başvuranın barındırıldığı Ereğli (Konya) T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1500, doluluk oranının %150, başvuranın dilekçesinde naklini talep ettiği İskenderun T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1569, doluluk oranının %157 olduğu, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”, 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir”, 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un;
5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır”, 5.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde, “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
…
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunilik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
…
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur”, 5.3. “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 5.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir …”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 7. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127’inci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir”,
8. Adalet Bakanlığının 05.06.2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan “167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15’inci maddesinin birinci fıkrasında- Kanunun ve Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak-; “…
h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, Gerekir.”, 9. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı Kararı ile kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü”nün; 9.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkân verilir”, 9.2. “İkametgâhına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20’nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır”, 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır”, 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır”, 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ERTUNÇ ERKAN BALTA’NIN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, başvuranın oğlunun da talebi dikkate alınarak, İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda Adalet
Bakanlığına tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; ailesinden 5 kişinin cezaevinde bulunduğunu ve 6 Şubat depremi dolayısıyla İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan zorunlu olarak başka kurumlara nakledildiklerini, ailesinin İskenderun’da ikamet ettiğini ve ziyaret konusunda mağdur olduklarını, oğlu . .nin bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna naklini talep ettiğini ancak talebinin reddedildiğini belirterek oğlunun bulunduğu Kuruma naklinin yapılmasını talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanun’un 3’üncü maddesinde, “… öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak …” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanun’un 53-58’inci maddelerinde “Hükümlülerin nakilleri” başlığı altında, nakle ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54’üncü maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55’inci maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56’ncı maddede “Zorunlu nedenlerle nakil”, 57’nci maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen “Kendi
istekleri ile nakil” hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak “ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil” hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasa’nın 20’nci maddesinde ve AİHS’nin 8’inci maddesinde, herkesin “özel ve aile hayatına saygı hakkına” sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının,
özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02).
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8’inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
20. Bununla birlikte tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında bulunan aile bireylerinin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin
başvurularda Anayasa Mahkemesi:
20.1. “Anayasa’nın 19’uncu maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. (§53; §55)
20.2. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz
konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir. (§54; §56)
20.3. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır.
Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir. (§55; §57)” hususlarını vurgulayarak, Anayasa’nın 20’nci maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, Başvuru No : 2024/13122 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar; AYM, Başvuru No : 2024/13122 2016/38867, 03/07/2019 tarihli karar).
21. Somut olayda, başvuran Ereğli (Konya) T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta olup oğlu
. . ise İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktadır. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden, başvuranın nakil talep ettiği İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kapasitesinin 1000, mevcudunun 1569, doluluk oranının %157 olduğu ve başvuranın Genel Müdürlüğe en son ulaşan nakil talep dilekçesine istinaden yapılan değerlendirme neticesinde, talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun değerlendirilmediği ifade edilmiştir.
22. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak “cezaevi kapasitesi” bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte değerlendirilip nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
23. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; İdarenin açıklamalarından hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı anlaşılmakla birlikte; başvuranın bulunduğu Kurumun ailesinin ikamet yerine uzaklığı ve başvuranın ailesinden 5 kişinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunması dolayısıyla ailesinin ziyaret etmesinde zorluk oluşturabilecek bir unsur olduğu hususunun açık olduğu, farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan aile bireylerinin, hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı oldukları, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde
pozitif yükümlülüğü olduğu, bu bağlamda aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması gerekliliği karşısında başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, oğlunun talebi de dikkate alınarak hem ailesinin ikamet yerine yakın olan hem de oğlunun bulunduğu İskenderun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından İdare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edilmediği, dolayısıyla İdare tarafından “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup İdareye belirtilen ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, başvuranın oğlunun da talebi dikkate alınarak, İskenderun
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi