ÖZET: Başvuran, Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunmakta ve ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmektedir. Başvurusunda, Yargıtay tarafından verilen kararın bozulduğunu, ağır psikolojik sorunlar yaşadığını ve sağlık durumunun kötüleştiğini belirtmiştir. Ayrıca, ailesinin ikamet ettiği Ankara’ya yakın bir kuruma nakil talep etmesine rağmen, bu talebinin yerine getirilmediğini ifade etmiştir. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın nakil talebini değerlendirirken, ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarını ve güvenlik durumunu göz önünde bulundurmuştur.

İdare, başvuranın talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olduğunu ve dolayısıyla nakil talebinin uygun görülmediğini açıklamıştır. Ayrıca, hükümlülerin nakil taleplerinin, ceza infaz kurumlarının güvenliği ve doluluk oranları gibi kriterler doğrultusunda değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvuranın, nakil koşullarını taşıması durumunda, ilerideki boşalmalar veya uygun kurumların bulunması halinde talebinin yeniden gözden geçirilebileceği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde bir karar almıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/16651-S.23.26175

BAŞVURU NO : 2023/13289

KARAR TARİHİ : 28.12.2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın, başka bir ceza infaz kurumuna isteğe bağlı nakil talebi.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 18.08.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak barındırılan (TCKN: 12.07.2023 tarihli başvurusunda özetle; Hakkında verilen kararın

Yargıtay tarafından bozulduğunu ve tekrar yargılanmayı beklediğini, FETÖ karşıtı olmasına rağmen yedi yıldır tutuklu olduğunu, ağır psikolojik sıkıntılar yaşadığını, 29.04.2023 tarihinde isteği dışında barındırıldığı ceza infaz kurumuna getirildiğini, kanunen tutuklu şartlarında kalması gerekirken hükümlü şartlarında kaldığı için rahatsızlığının daha da arttığını, pek çok kez sağlık durumunu da belirterek ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmesine rağmen nakil işleminin gerçekleştirilmediğini, kaldığı ceza infaz kurumunun ailesinin ikametine çok uzak olması nedeniyle düzenli olarak görüşüne gelemediklerini, ayrıca Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki tedavisinin de yarım kaldığını iddia ederek, ailesinin yaşamakta olduğu Ankara İlindeki veya çevre illerdeki bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını talep etmiştir. Bu başvuru, 19.07.2023 tarih ve S. sayılı Gönderme Kararı ekinde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne iletilmiştir. Başvuran, 08.08.2023 tarihinde aynı taleple tekrar başvuru yapmıştır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 19.07.2023 tarihli ve S. sayılı Gönderme Kararı cevaben Adalet Bakanlığı

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 16.10.2023 tarihli E- – [ – / sayılı cevabi yazısı ekindeki adı geçen Genel Müdürlüğün Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığına hitaplı 05.10.2023 tarihli ve E- – [ – – / sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuranın, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak barındırılmakta iken kapasite nedeniyle Genel Müdürlüklerinin 30.03.2023 tarihli ve E- – /

/ sayılı yazısı ile sevkinin Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna uygun görüldüğü, hükümözlünün 28.04.2023 tarihinde anılan Kuruma sevkin sağlandığı, 2.2. Hükümözlünün, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesi hükümleri uyarınca anılan kurumda barındırıldığı, 2.3. Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun 04.05.2023 tarihli ve / sayılı kararı ile üç kişilik E- – nolu odaya yerleştirildiği, daha sonra odasında bulunan kişilerden birinin denetimli serbestliğe ayrılmasından dolayı hükümözlünün 24.07.2023 tarihli ve / sayılı kararı ile üç kişilik E- – nolu odaya yerleştirildiği ve hâlen aynı oda da diğer iki kişi ile birlikte barındırılmaya devam edildiği, 2.4. Öte yandan, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirin alındığı, 2.5. Bu kapsamda, adı geçenin ve anılan Kurumda barındırılan hükümlü/tutukluların sağlık durumlarına ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinin ilgili polikliniklerinde gerekli muayene, tetkik ve tedavilerinin yaptırıldığı, hekimler tarafından reçete edilen ilaçların temin edilerek, kendilerine teslim edilip, eksiksiz olarak kullanmalarının sağlandığı, 2.6. İnfaz mevzuatına göre hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.7. İnfaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, 2.8. Adı geçenin, sağlık dosyasında yapılan incelemede, anılan Kuruma nakil geldiği tarihte yapılan ilk muayenesinde; herhangi bir bulaşıcı hastalığının olmadığı, psikiyatri tedavisinin devam ettiği ve reçete edilen ilaçlarını kullandığı, harici herhangi bir bulaşıcı hastalığının tespit edilmediği, 28.04.2023-

28.08.2023 tarihleri arasında 2 defa kuruma görevlendirme ile gelen uzman psikiyatri hekimi tarafından

kontrollerinin yapıldığı, muayene edildiği, “depresif bozukluk ve depresyon” tanısı ile ilaç tedavisinin düzenlendiği, daha önce bulunduğu kurumda da çeşitli psikiyatrik tedaviler gördüğü, herhangi bir hastanede yatarak tedavi görmediği ve kurum geldiği tarihten itibaren tedavisine yönelik işlemlerin titizlikle takip edildiği, 2.9. 5275 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15’inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Genel Müdürlüklerine göndermeleri gerektiği, 2.10. Adı geçenin, nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği hususunda Genel Müdürlüklerinin

24.07.2023 tarihli ve E- – – / sayılı yazısının kendisine tebliğ edilmek üzere

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 2.11. 5275 sayılı Kanun’un 2 ve 3’üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasına müsamaha gösterilmediği,

2.12. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların kurum uygulamalarına karşı öncelikle infaz hâkimliklerine şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, bunun yanında Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde şikâyet başvurusunda bulunabildikleri, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karşı ise yasal süresi içerisinde kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz imkânının bulunduğu, yargı bağımsızlığına sahip hâkim kararlarına karşı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkânı bulunmadığı

Hususları bildirilmiştir.

3. Kurumumuzun 20.09.2023 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden Adalet

Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 30.10.2023 tarihli E- – [

– / sayılı cevabi yazısında özetle; 3.1. Adı geçenin, hükümlü ve tutuklu bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 3.2. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54’üncü maddesinin birininci

fıkrasının (e) bendinde “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği; bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği, 3.3. Adı geçenin barındırıldığı Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 487, mevcudunun 401, doluluk oranının %82 olduğu, 3.4. Dilekçesinde naklini talep ettiği;

– Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1312, doluluk oranının

%109, – Kırşehir S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 732, mevcudunun 361, doluluk oranının %49, – Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1617, doluluk oranının

%135, – Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 310, doluluk oranının %84, – Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1764, mevcudunun 2501, doluluk oranının %142, – Sincan 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1724, mevcudunun 2152, doluluk oranının %125, – Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1078, doluluk oranının

%108, – Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 315, doluluk oranının %86, – Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 1649, doluluk oranının %99,

– Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1322, mevcudunun 1592, doluluk oranının %120 olduğu, 3.5. Adı geçenin naklini talep etmiş olduğu Kırşehir Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hizmete açılmadığı ve mahkum kabulüne başlamaması nedeniyle anılan kuruma nakil talebinin uygun görülmediği, 3.6. Ayrıca, Kırşehir S Tipi ve Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının yeni açılmış olması, personel entegrasyonun henüz tamamlanmamış olması ve tam kapasite çalışmaması nedeniyle bu kuruma kontrollü değerlendirilme yapılmadığı, 3.7. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 54 ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15’inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, hükümlülerin gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten dilekçe vermeleri gerektiği hüküm altına alınmış olduğundan Genel Müdürlüğümüzün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisi bulunmadığı, 3.8. Ülke genelinde bulunan F Tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranları Genel Müdürlüklerince titizlikle takip edilmekte olduğu, doluluk oranları

%100’e ulaştığında bahse konu kurumlardan diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç) hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı; Genel Müdürlüklerince yapılan bu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele edebilmek için tedbir amaçlı uygulandığı, 3.9. Ülkemizde F Tipi Yüksek Güvenlikli ve Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının sayısı kısıtlı, kapasiteleri diğer kurumlara nazaran düşük olup, 1 ve 3 kişilik odalara sahip kurumlar olduğu, 3.10. Hükümlü ve tutuklular tarafından Genel Müdürlüğe gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde, F Tipi Yüksek Güvenlikli ve Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarını talep eden birçok kişi olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde, bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişinin neredeyse imkansız hal alacağı, 3.11. Öte yandan aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, 3.12. Bu kapsamda, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil talebinin uygun değerlendirilemeyeceği, 3.13. Adı geçene ait son altı aya ait ziyaret raporlarına bakıldığında ailesinden (annesi, babası, eşi, çocuğu ve kardeşi) en az iki kişinin aylık ziyaretlere geldiği, 3.14. 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil talepleri ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 3.15. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemler ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 3.16. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurum mevcutlarının

/

günaşırı değiştiği; bu nedenle ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel

Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 3.17. 7242 sayılı Kanun’un (Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Kanunlarda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) genel olarak adli hükümlüleri kapsadığından 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gereken hükümlü ve tutukluların sayısında herhangi bir azalma olmadığı gibi yeni tutuklamaların olması sebebiyle artış olduğu, 3.18. Adı geçenlerin nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği

Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’inci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir…”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü”nün

“Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 8.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:..

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır…”, 8.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…” 8.4. “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 8.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54’üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,

g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle :

24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.

/

(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”, 8.6. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesinde;

“(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”

8.7. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’inci maddesinin birinci fıkrasında:

“Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 8.8. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” 9. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127’nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”; 10. Adalet Bakanlığının “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 05.06.2015 tarihli ve 167 numaralı Genelgesi’nin “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15’inci maddesinde, Kanun’un ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 11. Adalet Bakanlığının “Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda

İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri

İşlemleri” Konulu 06.01.2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “ATedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza İnfaz

/

Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir.

2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir. 3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.” 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’na Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1’inci, 17.2’inci ve 17.3’üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4’üncü ve 24.5’inci maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 14. Başvuran özetle; ağır psikolojik sıkıntılar yaşadığını, 29.04.2023 tarihinde isteği dışında barındırıldığı ceza infaz kurumuna getirildiğini, sağlık durumunu belirterek ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmesine rağmen nakil işleminin gerçekleştirilmediğini, kaldığı ceza infaz kurumunun ailesinin ikametine çok uzak olması nedeniyle düzenli olarak görüşüne gelemediklerini, ayrıca

Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki tedavisinin de yarım kaldığını iddia ederek, ailesinin yaşamakta olduğu Ankara İlindeki veya çevre illerdeki bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını talep etmiştir.

15. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanun’un 3’üncü maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri

/

engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.

Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

16. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlüleri, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık

5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi

istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

17. Anayasamızın 20’nci maddesi ve AİHS’nin 8’inci maddesinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

18. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

19. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1’inci maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

20. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

21. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam

/

sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

22. Ayrıca, hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesinde göre, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi durumunda başka bir ceza infaz kurumuna nakli mümkün olabilecektir.

23. Somut olayda ilgili idareden elde edilen bilgi ve belgelerden özetle, hükümözlü başvuranın; 23.1. Antalya Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, hâlihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 23.2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesi hükümleri uyarınca anılan kurumda barındırıldığı, 23.3. Naklini talep etmiş olduğu kurumların kapasitelerinin oldukça dolu olduğu (Kırşehir Y Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu hizmete açılmadığı ve mahkum kabulüne başlamaması nedeniyle anılan kuruma nakil talebinin uygun görülmediği, yeni açılmış olan Kırşehir S Tipi ve Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumlarının ise personel entegrasyonun henüz tamamlanmaması ve tam kapasite çalışmaması nedeniyle bu kurumlara kontrollü değerlendirilme yapılmadığı)

23.4. Ailesinin Ankara İlinde yaşadığı ve son altı aya ait ziyaret raporlarına bakıldığında ailesinden (annesi, babası, eşi, çocuğu ve kardeşi) en az iki kişinin aylık ziyaretlere geldiği, 23.5. Öte yandan, sağlık erişim hakkıyla ilgili olarak, anılan Kuruma nakil geldiği tarihte yapılan ilk muayenesinde; herhangi bir bulaşıcı hastalığının olmadığı, psikiyatri tedavisinin devam ettiği ve reçete edilen ilaçlarını kullandığı, harici herhangi bir bulaşıcı hastalığının tespit edilmediği, 28.04.2023-

28.08.2023 tarihleri arasında iki defa kuruma görevlendirme ile gelen uzman psikiyatri hekimi tarafından

kontrollerinin yapıldığı, muayene edildiği, “depresif bozukluk ve depresyon” tanısı ile ilaç tedavisinin düzenlendiği, daha önce bulunduğu kurumda da çeşitli psikiyatrik tedaviler gördüğü, herhangi bir hastanede yatarak tedavi görmediği ve kurum geldiği tarihten itibaren tedavisine yönelik işlemlerin titizlikle takip edildiği, 23.6. Birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her nakil talebinin uygun değerlendirilemediği, 23.7. Ülke genelinde bulunan F Tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının idarelerince titizlikle takip edilmekte olduğu, doluluk oranları %100’e

/

ulaştığında bahse konu kurumlardan diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç)

hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı; Genel Müdürlüklerince yapılan bu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele edebilmek için tedbir amaçlı uygulandığı, 23.8. Ayrıca, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil talebinin uygun değerlendirilemeyeceği, 23.9. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurum mevcutlarının günaşırı değiştiği; bu nedenle ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin idarelerine ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 23.10. Başvuranın da, nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği

Anlaşılmıştır.

24. Yukarıda belirtilen hususlar ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her mümkün olmadığı, başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca başvuranın yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması ve dolayısıyla nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler dikkate alınarak başvuranın nakil talebinin reddedilmesi işleminde idarenin makul gerekçe sunduğu ve bu işlemin kamu düzenin ve kurum güvenliğinin sağlanması meşru amacına matuf olduğu, bu nedenle başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte başvuranın; infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve ailesinin kendisini ziyaret etmekte çeşitli zorluklar yaşadığı hususları dikkate alınarak nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut başvuranın ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda ve diğer nakil koşullarını da taşıması kaydıyla nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup başvuru kapsamında ilgili idare tarafından başvurana iletilen cevabi yazılarda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE;

Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi