|
ÖZET: Başvuran, 01.03.2023 tarihinde tutuklanarak İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na yerleştirilmiştir. Ailesine 750 km uzaklıkta bulunması nedeniyle, ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, başvuranın nakil talebini, mevcut ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle reddetmiştir. Başvuranın talep ettiği Kırşehir ve Kayseri’deki ceza infaz kurumlarının kapasiteleri dolu olduğu için nakil işlemi gerçekleştirilememiştir.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, başvuranın nakil talebinin değerlendirilmesinde, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları, güvenlik durumu ve başvuranın suç türü gibi kriterler dikkate alınmıştır. Ayrıca, başvuranın yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, başvuranın talep ettiği kurumlarda yer bulunmaması ve doluluk oranlarının yüksekliği nedeniyle nakil talebi uygun görülmemiştir. Ancak, başvuranın durumu ve ailesinin ziyaret zorlukları göz önünde bulundurularak, ileride uygun koşullar oluştuğunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2967-S.24.4721
BAŞVURU NO : 2024/105
KARAR TARİHİ : 14.03.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, ailesine yakın ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03.01.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; 01.03.2023 tarihinde tutuklandığını ve bu tarihten beri İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, tutuklandığından beri ailesinin ikametine yakın yerlere nakil talebinde bulunduğunu ancak taleplerinin kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedildiğini, ailesinden 750 km uzakta cezasını çektiğini, babasının kronik sağlık sorunları nedeniyle ziyaretine gidemediğini, bu durumun hem ailesine hem de kendisine psikolojik sorunlar yaşattığını belirterek ailesine yakın ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 12.02.2024 tarihli ve E- sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş veya kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, adı geçenin 08.01.2024 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 650, mevcudunun 726, doluluk oranının % 112, Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 487, mevcudunun 387, doluluk oranının %79, Kırşehir S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 732, mevcudunun 385, doluluk oranının %53, Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1424, doluluk oranının %119, Nevşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 522, mevcudunun 773, doluluk oranının %148, Kayseri 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1475, /
doluluk oranının %148, Kayseri 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1468, doluluk oranının % 147 olduğu, 2.2. Kırşehir Yüksek Güvenlikli ve Kırşehir S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının yeni açılmış olması, personel entegrasyonunun henüz tamamlanmamış olması ve tam kapasite çalışmaması nedeniyle bu kurumlara kontrollü değerlendirme yapıldığı, yine adı geçenin naklini talep etmiş olduğu Kayseri Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun bulunmadığı, Kırşehir Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ise henüz hizmete açılmadığı ve hükümlü/tutuklu kabulüne başlamaması nedeniyle anılan Kurumlara nakil talebinin değerlendirilemediği, 2.3. Nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumların mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutukluların nakil taleplerinin Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.4. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi kapsamında yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve ceza infaz kurumlarının doluluk oranları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumu talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumuna nakil talebinin uygun görülmediği, 2.5. Başvuranın, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi ile ilgili olarak en son 08.01.2024 tarihli dilekçesinde nakil talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün
31.01.2024 tarihli ve E- 4 sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği,
ayrıca adı geçenin, nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Özel hayatın gizliliği’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” 5.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde: “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır…” 5.3. ‘‘Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” 5.4. ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54’üncü maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, gerekir…”
6. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi’nin, ‘‘Hükümlülerin
Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15’inci maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;… h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir…” 7. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün, 7.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19’uncu maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 7.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” 8. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek, 8.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.” 8.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17’nci maddesinde: “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.” 8.3. “Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24’üncü maddesinde: ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘
Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
9. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Kısmen Tavsiye Kısmen Ret
Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvuran, ailesine yakın ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
11. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, 5275 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, “öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
12. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge; hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık ilgili mevzuatta öngörülmüş olan, kendi istekleri ile nakil hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil hükmü olarak değerlendirilip nakil gerekçesinde bu hükme dayanılmaktadır.
13. Anayasa’nın 20’nci ve AİHS’nin 8’inci maddelerinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
14. AİHM’in, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir
/
kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
15. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye
Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
16. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
17. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması, söz konusu kurumlarda başvuranın kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olması gerekçeleriyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak
‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
18. Dosyasına idaresince sunulan bilgi ve belgelerden başvuranın suç türü nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği anlaşılmakta olup bu doğrultuda başvuranın talep ettiği/edebileceği ceza infaz kurumlarının kanunen kısıtlı olduğu aşikârdır. Öte yandan başvuranın naklini talep ettiği kapalı ceza infaz kurumlarında terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olduğu, yanı sıra hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, talep eden kişilerin
/
ceza miktarlarının, örgütteki konumlarının da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, bu nedenle başvuranın barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve kapasitelerinin ise dolu olduğu hususları bildirilmiştir.
19. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının çoğunun kapasitesinin oldukça dolu olduğu, nakil talep ettiği kurumlardan; Kırşehir Yüksek Güvenlikli ve Kırşehir S Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumlarının kapasitesinin %100 doluluk oranının altında olduğu görülmekte ise de bu
Kurumların yeni hizmete açıldığı, personel entegrasyonun henüz tamamlanmadığı ve tam kapasite çalışmadığı, ayrıca başvuranın yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması ve dolayısıyla nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler dikkate alınarak başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte başvuranın; infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve ailesinin kendisini ziyaret etmekte çeşitli zorluklar yaşadığı hususları dikkate alınarak nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut başvuranın ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda ve diğer nakil koşullarını da taşıması kaydıyla nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu
Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara
İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;
Başvuranın, talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakledilmesi talebinin REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği ceza infaz kurumlarında boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;
Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/