ÖZET: Başvuran, 2009 yılından bu yana ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunmuş, ancak her seferinde kapasite doluluğu nedeniyle bu talepleri reddedilmiştir. Başvurusunda, nakil hakkının anayasal bir hak olduğunu ve bu hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. Adalet Bakanlığı, başvuranın disiplin cezası geçmişini ve talep ettiği ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarını inceleyerek, nakil talebinin reddedilmesinin gerekçelerini açıklamıştır. İlgili kurumların mevcut kapasite durumları ve başvuranın suç profili, nakil talebinin uygun bulunmamasında etkili olmuştur.

Adalet Bakanlığı, hükümlülerin nakil taleplerinin, ırk, dil, din gibi ayrımcılıklara tabi olmaksızın değerlendirildiğini vurgulamıştır. Ayrıca, ceza infaz kurumlarındaki doluluk oranlarının, güvenlik ve sağlık gibi çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak belirlendiği ifade edilmiştir. Başvuranın talep ettiği kurumların yüksek güvenlikli olması gerektiği ve mevcut durumun, hem başvuran hem de diğer hükümlüler açısından güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilip kısmen reddedilmiştir. Başvuranın, nakil koşullarını taşıması durumunda, talep ettiği ceza infaz kurumlarında boşalma olması halinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Bu kararın, Adalet Bakanlığı tarafından 30 gün içinde uygulanması zorunludur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/3804-S.24.6002

BAŞVURU NO : 2024/1748

KARAR TARİHİ : 04.04.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, ailesine yakın ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, 2009 yılından bu yana Van’da bulunan bir ceza infaz kurumuna gitmek için 2 ayda bir nakil talebinde bulunduğunu, her defasında kapasite doluluğu gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, naklin anayasal bir hak olduğunu, hakkının ihlal edildiğini, hem idare tarafından nakle açık ceza infaz kurumlarının listesinin verildiğini hem de hiçbirine naklin gerçekleştirilmediğini, 04/12/2023 tarihinde nakil talebinde bulunduğunu, kapasite dolu diyerek ret cevabı verildiğini, üç farklı mahkemeye ve infaz hâkimliğine yazmasına rağmen muhatap bulamadığını belirterek, ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 12/03/2024 tarihli ve – – – sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuranın; bilgi formunun incelenmesi sonucunda ceza infaz kurumlarında barındırıldığı süre zarfında toplamda 5 adet disiplin cezası aldığı, 21/03/2021 tarihi itibariyle iyi halliliğini kazandığı, hâlihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, naklini talep ettiği Ahlat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1108, doluluk oranının %111, Bitlis E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 592, mevcudunun 538, doluluk oranının %91, Muş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 670, mevcudunun 356, doluluk oranının %53, Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1278, doluluk oranının %128 olduğu, nakil talebinde bulunduğu Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ise suç türü itibarıyla adı geçenin konumuna uygun olmadığı, 2.2. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile

ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.3. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcutlarının günaşırı değiştiği, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, ayrıca nakil taleplerinin incelenmesinde kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu, dolayısıyla yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarına ilişkin veriler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, 2.5. Adı geçenin son nakil talebinin Genel Müdürlüğün 29/02/2024 tarihli ve – – sayılı yazısı ile uygun görülmediği, her ay isteğe bağlı nakillerin açıldığı ve tüm Cumhuriyet

Başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de nakil dönemlerinde nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun, 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”

5.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde: “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır…” 5.3. ‘‘Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” 5.4. ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54’üncü maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, gerekir…” 6. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi’nin, ‘‘Hükümlülerin

Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15’inci maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;… h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir…” 7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek, 7.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.

7.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17’nci maddesinde: “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.” 7.3. “Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24’üncü maddesinde: ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘

Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvuran; ailesine yakın bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını talep etmektedir.

10. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, 5275 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, “öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

11. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

12. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

13. 5275 sayılı Kanun ve ilgili alt mevzuatında; hükümlülerin, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilecekleri öngörülmüştür. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için gerekli olan şartlar, anılan Kanun’un 54’üncü maddesinde düzenleme altına alınmış olup “istekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması” bu şartlar arasında sayılmıştır. Dolayısıyla hükümlülerin kendi istekleri ile nakil taleplerinin, bahse konu şartları sağlayıp sağlamadıkları bakımından incelenmesi gerekmektedir.

14. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması, söz konusu kurumlarda başvuranın kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olması gerekçeleriyle ret işlemi tesis

edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur.

15. Dosyasına idaresince sunulan bilgi ve belgelerden başvuranın suç türü nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği anlaşılmakta olup bu doğrultuda başvuranın talep ettiği/edebileceği ceza infaz kurumlarının kanunen kısıtlı olduğu aşikârdır. Yanı sıra, hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, kurumun güvenliği ve kurumda hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı, nakil talep eden kişilerin ceza miktarları ve örgütteki konumları gibi hususların da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, bu nedenle başvuranın barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve kapasitelerinin ise dolu olduğu hususları bildirilmiştir.

16. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hükümlülerin istedikleri yerde barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarından bir kısmının kapasitesinin oldukça dolu olduğu, Bitlis ile Muş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının kapasitesinin %100 doluluk oranının altında olduğu görülmekte ise de ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değişmekte olduğu, ayrıca başvuranın yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması ve dolayısıyla nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler dikkate alınarak başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte başvuranın; infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve ailesinin kendisini ziyaret etmekte çeşitli zorluklar yaşadığı hususları dikkate alınarak nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut başvuranın ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda ve diğer nakil koşullarını da taşıması kaydıyla nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu

Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye

kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara

İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuranın, liste halinde belirttiği ceza infaz kurumlarından birine nakledilmesi konusundaki taleplerinin

REDDİNE,

Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği ceza infaz kurumlarında boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi