|
ÖZET: Başvuran, 12 Şubat 2020 tarihinde tutuklanarak Kars T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na yerleştirilmiş ve yaklaşık beş yıldır tutuklu bulunmaktadır. 17 Nisan 2024 tarihinde, ailesinin Kahramanmaraş’ta yaşaması nedeniyle, kendisinin talep ettiği Türkoğlu 1 ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına nakil isteği reddedilmiştir. Başvuran, ailesinin deprem sonrası yaşadığı zorluklar ve kendisiyle iletişim kurma sıkıntıları nedeniyle daha yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmektedir.
İlgili idare, başvuranın bulunduğu kurumun doluluk oranının %29 olduğunu, ancak talep edilen Türkoğlu 1 ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları’nın doluluk oranlarının sırasıyla %82 ve %87 olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumlarda terör suçundan hükümlülerin bulunduğu odaların dolu olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın nakil talebi uygun görülmemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, ileride boşalma olması halinde talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini önermiştir. Ayrıca, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinin hukuka uygun olduğu, ancak başvuru yollarının net bir şekilde belirtilmediği tespit edilmiştir. Bu durum, idarenin daha şeffaf ve hesap verebilir bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini göstermektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2025/565-S.25.914
BAŞVURU NO : 2024/14155
KARAR TARİHİ : 18.01.2025
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın ailesine yakın ceza infaz kurumuna nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18.11.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran özetle, 12.02.2020 tarihinde tutuklanarak
Kars T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na konulduğunu, yaklaşık 5 yıldır tutuklu olduğunu, 17.04.2024 tarihinde isteği dışında Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledildiğini, ailesinin Kahramanmaraş ilinde ikamet ettiğini, ailesine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebinde bulunduğunu, ancak reddedildiğini, Kahramanmaraş ilindeki Türkoğlu 1 No.lu ve 2 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumları nakle açık kurumlar olmasına rağmen kabul edilmediğini, belirtilen ceza infaz kurumlarının 6 Şubat depremi sonrasında tadilat gördüğünü, bu nedenle kapasitesinin tamamen dolu olmasının mümkün olmadığını, eşi ve çocuklarının enkazdan çıkarıldığını, ailesinin deprem nedeniyle maddi ve manevi zorluklar yaşadığını, yaşlı ve sağlık sorunları olan anne babası ile nadiren görüşebildiğini, çocukları ile haftalık 10 dakika telefon görüşmesi yapabildiğini, ailesinin kendisine ihtiyacı olduğu bu süreçte görüşemediklerini belirterek Türkoğlu 1 No.lu ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumlarından birine ya da ailesinin ikametine yakın olan Gaziantep (İslahiye T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu), Hatay, Osmaniye illerinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklinin sağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 25.11.2024 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İlgili idare tarafından gönderilen 18.12.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuranın, hükümlü ve tutuklu bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,
2.2. Başvuranın bulunduğu Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun kapasitesinin 487, mevcudunun 142, doluluk oranının %29 olduğu; dilekçesinde naklini talep ettiği Türkoğlu 1 No.lu L
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1090, doluluk oranının %82, Türkoğlu
2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1151, doluluk oranının %87,
Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1709, doluluk oranının
%171, Şanlıurfa 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1877, doluluk oranının %188, Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1858, doluluk oranının %186, Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1518, mevcudunun 2406, doluluk oranının %158, Tarsus 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1314, doluluk oranının %131 olduğu; başvuranın nakil talebinde bulunduğu Türkoğlu 1 ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle hizmete kapatıldıktan sonra anılan kurumdan diğer ceza infaz kurumlara gönderilen 5275 sayılı
Kanun’un 9. maddesinde belirtilenler ile 3713 sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından hükümlü ve tutuklulardan iyi halli olanlar 2024 Şubat ayı itibarıyla iade edilmeye başlandığından, bu kurumlara kontrollü olarak nakil yapıldığı,
2.3. Başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği,
2.4. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda başvuranın da kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği,
2.5. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için
5275 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “İstekte bulunulan kurumda yer,
kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği; bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.6. 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, /
2.7. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumların mevcutlarının günaşırı değiştiği,
2.8. Ayrıca, her ay isteğe bağlı nakiller açılarak tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına duyurulduğu, başvuranın da sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği ifadelerine yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;
“Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen
Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü’nün, 5.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”, 5.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”,
6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır. …”, 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
…
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. …
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”,
6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde; “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78),
b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82),
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188),
d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308),
e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. …
Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır. …,
6.4. “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
/
6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;
a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,
b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,
c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması,
d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması,
e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,
f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması,
Gerekir. …”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Hükümlülerin
Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”,
9. Adalet Bakanlığı’nın 05.06.2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza
İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelge’nin
“Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanun’un ve Yönetmelik’in
“Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;
“h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması,
ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması,
j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması,
gerekir” , /
10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek’in; 10.1. “Temel ilkeler” başlıklı 3. maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 10.2. “Yerleştirme ve barındırma” başlıklı 17.1., 17.2. ve 17.3. maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 10.3. “Dış dünya ile ilişki” başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ERTUNÇ ERKAN BALTA’NIN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, Türkoğlu
1 No.lu ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine ya da ailesinin ikametine yakın olan
Gaziantep (İslahiye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu), Hatay, Osmaniye illerinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklinin sağlanmasını talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanun’un 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.
Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
/
14. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde “Hükümlülerin nakilleri” başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55. maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56. maddede “Zorunlu nedenlerle nakil”, 57. maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen
‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur.
(Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına
İlişkin Prensipler Bütünü’nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye
Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nın 17.1.
maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
20. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
21. Başvuranın Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığı, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı; başvuranın naklini talep ettiği ceza infaz kurumlarından bir kısmının doluluk oranlarının kapasitelerinin altında olduğu görülmekteyse de, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün, başvuranın bulunduğu Erzincan Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun kapasitesinin 487, mevcudunun 142, doluluk oranının %29 olduğu; dilekçesinde naklini talep ettiği Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1090, doluluk oranının %82, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1151, doluluk oranının %87, Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1709, doluluk oranının %171, Şanlıurfa 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1877, doluluk oranının %188, Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1858, doluluk oranının %186, Kilis L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1518, mevcudunun 2406, doluluk oranının %158, Tarsus 1 No.lu
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1314, doluluk oranının %131 olduğu; başvuranın nakil talebinde bulunduğu Türkoğlu 1 ve 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları
Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle hizmete kapatıldıktan sonra anılan kurumdan diğer ceza infaz kurumlara gönderilen 5275 sayılı Kanun’un 9. maddesinde belirtilenler ile 3713 sayılı Kanuna
Muhalefet Suçlarından hükümlü ve tutuklulardan iyi halli olanlar 2024 Şubat ayı itibarıyla iade edilmeye başlandığından, bu kurumlara kontrollü olarak nakil yapıldığı; başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9.
maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği; öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda başvuranın da kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve belirtilen diğer nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği yönündeki açıklamalarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
22. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı; başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin genel itibari ile dolu olduğu, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması/nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda,
nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21. maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre,
BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ VE KISMEN REDDİNE;
Başvuranın istekte bulunduğu kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi
/