|
ÖZET: Başvuran, akademik kadrolara alımlarda engelli bireyler için kota sisteminin uygulanmasını talep etmiştir. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yüksek onur derecesiyle mezun olan ve %98 bedensel engelli olan başvuran, akademik kariyer hedefleri doğrultusunda kamu sektöründeki %3 engelli kotasının akademik alanlarda da geçerli olmasını istemektedir. Başvurusunda, Anayasa’nın eşitlik ilkesine, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne ve Engelliler Kanunu’na atıfta bulunarak, engelli bireylerin istihdamında pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, başvuruya verdiği yanıtta, engelli bireylerin istihdamına yönelik mevcut yasal düzenlemelerin, kota uygulamasının yalnızca kamu kurumları için geçerli olduğunu ve akademik kadrolarda ayrı bir kontenjan belirlenemeyeceğini belirtmiştir. Yükseköğretim Kurulu da, akademik kadrolar için pozitif ayrımcılığa yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığını ifade etmiştir. Bu çerçevede, başvuranın talebinin, mesleğin doğası gereği uygulanabilir olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuru hukuka aykırılık tespit edilmeden reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin karşılanmadığını ve mevcut yasal çerçevenin engelli bireylerin istihdamına yönelik yeterli düzenlemeleri içerdiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, başvuranın akademik kadrolara girişte engelli kotasının uygulanması talebi kabul edilmemiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/11787-S.24.17914
BAŞVURU NO : 2024/5675
KARAR TARİHİ : 25.10.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, akademik kadrolara alımlarda engelli bireyler için kota sisteminin uygulanarak pozitif ayrımcılık tanınması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02.05.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; Haziran 2021 tarihinde İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesinden yüksek onur derecesiyle mezun olduktan sonra 2022 yılının Ocak ayında İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Medeni Hukuk Tezli Yüksek Lisans programını birincilikle kazanarak lisansüstü eğitimine başladığını, şu an halen tez aşamasında yüksek lisans eğitimini sürdürmekte olduğunu, ancak %98 bedensel engelli olduğunu ve tekerlekli sandalye kullandığını, kariyerini akademide sürdürmek ve hukukun çeşitli alanlarında ülkemize katkıda bulunmak istediğini, bununla birlikte akademik kadroya girişte kamudaki %3’lük engelli kotasının akademide uygulama alanı bulmamasından dolayı zorluklarla karşılaştığını, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesi, Birleşmiş Milletler Engelli
Hakları Sözleşmesi’nin 27’nci maddesi ve Engelliler Kanunu’nun 14’üncü maddesi gereği engelli bireylerin çalışma ve istihdamına ilişkin olarak devlete yalnızca negatif yükümlülükler değil pozitif yükümlülükler de yüklendiğini, Sözleşme’nin 3’üncü maddesi kapsamında fırsat eşitliğinin genel ilkelerden kabul edildiğinden idari düzenleme ve işlemlerde bu kriterin de dikkate alınması gerektiğini, ayrıca yine Engelliler Kanunu’nun 4/A maddesinde ifade edildiği üzere eşitliğin sağlanması ve ayrımcılığın önlenmesi ile 4/B maddesinde yer bulan engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda topluma dâhil olabilmesi adına gerekli tedbirlerin alınacağı ve engellilerin hizmetlere erişim sağlayacağının öngörüldüğünü, ilaveten Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürütücüsü olduğu Engelli Hakları Ulusal
Eylem Planında (2023-2025) da engelli bireyler açısından açık, bütünleştirici ve erişilebilir istihdam imkânlarının geliştirilmesi amaçlandığını ve öncelendiğini ifade ederek kamudaki %3 engelli kotasının akademik kadrolar bakımından uygulama alanı bulmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına cevaben Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Strateji
Geliştirme Başkanlığı tarafından gönderilen 06.08.2024 tarihli ve E- – [ sayılı cevap yazısında özetle; 2.1. Ülkemizde, engelli bireylerin çalışma yaşamı başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanına bağımsız ve etkin bir şekilde katılımlarının desteklenmesi ve teşvik edilmesi amacıyla mevzuatta ve uygulamada pek çok tedbirin hayata geçirilmiş olduğu, bu kapsamda; ülkemizin de taraf olduğu Engellilerin
Haklarına İlişkin Sözleşme’nin “Ayrımcılık yapılmaması ve eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinde, “Çalışma ve istihdam” başlıklı 27’nci maddesinde yer alan hükümler ile açıkça engellilerin toplumsal yaşama katılımında her türlü ayrımcılığın yasaklandığı, fiili eşitliğin sağlanması amacıyla alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği ve dahası istihdama katılımda makul düzenlemelerin (çalışma saatleri, ihtiyaç duyulan araç-gereç ve destek teknolojileri, varsa tedavi planlamaları vb.) yapılması gerektiği, 2.2. Anılan Sözleşme doğrultusunda revize edilen 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinin de çok açık bir biçimde ayrımcılığın her türünü yasakladığı, yine 5378 sayılı
Kanun’un “İstihdam” başlıklı 14’üncü maddesinde yer alan hükmü ile de istihdamın hiçbir aşamasında ayrımcılık yapılamayacağının ve makul düzenlemelerin açık bir biçimde zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, dolayısıyla engelli bireylerin istihdama katılımlarında alınması gerekli tedbirlerin hem Sözleşme ile hem de bir iç mevzuat olan 5378 sayılı Kanun ile hüküm altına alındığı, 2.3. Söz konusu düzenlemeler ile ülkemizde engelli bireylerin kamuda ve özel sektörde istihdamlarının teşvik edilmesi ve desteklenmesi amacıyla kota/kota-ceza yönteminin uygulamada yerini aldığı, kota yöntemi kapsamında kamuda engelli memur istihdamını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) ile düzenlenmiş olup anılan Kanun’un 53’üncü maddesinde “Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. % 3’ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (yurtdışı teşkilat hariç) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır.” hükmüne yer verildiği, hükümden de anlaşılacağı üzere kamuda kota uygulaması ayrı ayrı unvanlar/hizmet sınıfı bazında değil toplam dolu kadro sayısının %3’ü şeklinde düzenlendiği, bu hususun kamu kurumlarının kendi işleyişleri doğrultusunda ve ihtiyaçları ile örtüşür biçimde kadro talebinde bulunabilmelerinin yasal temelini oluşturduğu, ayrıca kamu kurumlarının %3 kota üzerinde engelli istihdam etmelerinde herhangi kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı ve hâlihazırda pek çok kamu kurumunun kota üzerinde engelli istihdam etmekte olduğu, kamuda engelli memur istihdamının anılan madde uyarınca merkezi bir sınav yapılarak söz konusu sınavdan alınan puanlar ile yerleştirmelerin de kurumların her yıl bildirimde bulundukları kadrolar uyarınca gerçekleştirildiği, 2.4. Kamuda engelli memur istihdam etme kapsamında, sürecin işleyişinde, 657 sayılı DMK hükümleri ile birlikte bu Kanun’un 53’üncü maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan Engelli Kamu Personeli Seçme
Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmakta olduğu, 2.5. Anılan Yönetmelik’in “Kadroların tahsisi” başlıklı 10’uncu maddesinde “(2) Kamu kurum ve kuruluşlarının, hizmet gereklerine göre engellilerin atanmasına tahsis edecekleri münhal kadrolarını, EKPSS sonuçlarına veya kura usulüne göre yerleştirme yapılmasını sağlayacak şekilde farklı eğitim düzeyi, hizmet sınıfları ve unvanlar itibarıyla hazırlamaları esastır. (3) Engellilerin istihdam edileceği uygun münhal kadro bulunmadığı takdirde hizmet gereklerine ve genel hükümlere göre diğer münhal kadrolarda değişiklik yapılarak gerekli kadrolar temin edilir. Engelli personelin istihdam edileceği birimler
engellilerin engel durumları dikkate alınarak ilgili kamu kurum veya kuruluşunca belirlenir.” hükümlerine yer verildiği, bu kapsamda yürürlükte olan mevzuatın; kadroların doldurulmasında her bir hizmet sınıfı/unvan için ayrı ayrı kota uygulamasını öngörmediği, kamu kurumlarının yerleştirme yapacakları kadrolarını farklı eğitim düzeyi, hizmet sınıfları ve unvanlar bazında hazırlamalarını hüküm altına aldığı, ayrıca bahse konu Yönetmelik’in “İşyerlerinin engellilerin çalışma şartlarına göre düzenlenmesi” başlıklı 16’ncı maddesinde engelli bireylerin bulundukları kadroda istihdamlarının desteklenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasının da hükme bağlandığı, 2.6. Bu kapsamda, bugün tüm dünyanın da benimsediği şekilde istihdam söz konusu olduğunda göz önünde bulundurulması gereken temel hususun; bireyin engelli olup olmaması değil, o kadroda istihdam edilebilme koşullarını taşıyıp taşımadığı olduğu, bu yetkinliğin tespitinde belirlenecek koşulların nesnel olması, kişilerin değer ve yargılarını yansıtan öznel koşullar olmamasının önemli olduğu, ancak bu durumda da önemle üzerinde durulması gereken hususun engelli bir bireyin o kadroda istihdam edilmesi durumunda ihtiyaç duyduğu makul uyumlaştırma düzenlemelerinin yapılması olduğu, 2.7. Engelli bireyin yalnızca engeli nedeniyle istihdam başvurusunun reddedilmesi söz konusu olduğunda bu durumda engellinin doğrudan doğruya ayrımcılığa uğradığından söz edilebileceği ve bu konuda da mevzuatımızın tereddüde mahal vermeyecek biçimde ayrımcılığı yasakladığı, 2.8. Kurumların engelli kadro taleplerini farklı hizmet sınıfı, eğitim ve unvanlarda yapmaları esas olduğu, bu itibarla her bir hizmet sınıfı için ayrı bir kota belirlenmesinin işlevsel bir çözüm olmayacağı, hele ki bilgi, bilinç ve anlayış düzeyi en yüksek düzeyde olması gereken, uygulama için doğrudan bilgi üreten ve uygulamaya bir nevi yön veren akademide böylesi bir uygulamanın çağdaş bir yaklaşım olmayacağı gibi hiçbir şekilde işlevsel de olmayacağı, burada esas olanın, anlayış değişikliğinin yerleşmesi olduğu, bu itibarla “sağlamcı beden anlayışının” ilk yıkılması gereken yerin de bilginin üretildiği, çeşitliliğe ve farklılıklara saygının esas olduğu akademi olması gerektiği, hatta bu paradigma değişikliği ile topluma önderlik yapılmasının da olumlu karşılanacağı, bu aşamada ayrımcılığa uğrayan engelli bireylerin hak arayışına girmelerinin akademik camianın harekete geçmesi ve üstüne düşeni yapması için itici güç olarak işlev görmesini sağlayabileceği, 3. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına cevaben Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan
17.10.2024 tarihli ve E- – – sayılı yazısında özetle;
3.1. Akademik kadrolarda engelli öğretim görevlisi/üyesi ve araştırma görevlileri için ayrı kontenjan belirlenip belirlenemeyeceğine yönelik olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında engelli öğretim elemanı adayları için ayrı bir kontenjan belirlenmesi imkânı bulunmadığı, 3.2. Öğretim elemanı mesleğine girişin, mesleğin niteliğine uygun olarak özel alım usulüne tabi olduğu, öğretim elemanlarının memurlardan ayrı olarak Anayasamızda ifadesini bulan “diğer kamu görevlileri” kapsamında yer aldığı, diğer kamu görevlileri arasında yer alan hakim ve savcılar ile Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için engelli kontenjanı ayrılmadığı gibi kariyer meslek mensupları olarak bilinen müfettişler, denetçiler ve kariyer uzmanı kadroları için de böyle bir kontenjanın belirlenmediği, 3.3. Yine, Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Yapılacak Atamalarda Uygulanacak
Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te engelli bireyler için pozitif ayrımcılığa ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, 3.4. Akademik personele ait engel bilgisi toplanmadığı için engelli akademik personel sayısına ait istatistik bulunmadığı,
3.5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve diğer yükseköğretim mevzuatında engelli öğretim elemanı adayları için ayrı bir kontenjan belirlenmesine imkân veren herhangi bir düzenleme bulunmadığı, ancak yükseköğretim mevzuatına göre engellilerin Türkiye çapında ilan edilen araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarına başvurularını engelleyen herhangi bir hükmün de yer almadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:
4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.3. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” 4.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” 4.5. “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.” 4.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4.7. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. […] Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. […] Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla
kabul edilen Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin:
5.1. “Genel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması” Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.
5.2. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; […] taahhüt eder.” 5.3. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinde; “1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder.
2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır.
3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atar.
4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 5.4. “Çalışma ve İstihdam” başlıklı 27’nci maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, engellilerin, açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında serbestçe seçtikleri bir işle hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken engelli olanlar dahil olmak üzere tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama çalışmalarını da içeren uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alır.
Taraf Devletler bunların yanısıra; (a) İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklar; (b) Fırsat eşitliği, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi, tacizden korunma ve mağduriyetin giderilmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları dahil olmak üzere diğer bireylerle eşit koşullar altında adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak engellilerin haklarını korur; […] (e) İş piyasasında engellilerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve engellilerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder; […] (g) Engellileri kamu sektöründe istihdam eder; […] (i) Engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar; […]” 6. 2000 yılında ilan edilen ve Lizbon Antlaşmasının 2009 yılında yürürlüğe girmesiyle diğer Avrupa
Birliği anlaşmalarıyla aynı yasal değeri kazanan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’nin:
6.1. “Meslek seçme ve çalışma hakkı” başlıklı 15’inci maddesinde; “1. Herkes, çalışma ve serbestçe seçilmiş veya kabul edilmiş bir mesleği ifa etme hakkına sahiptir.
2. Birliğin her vatandaşı, herhangi bir Üye Devlette iş arama, çalışma, yerleşme hakkını kullanma ve hizmet verme özgürlüğüne sahiptir.
3. Üye Devletlerin ülkelerinde çalışma izni almış olan üçüncü ülkelerin vatandaşları, Birliğin vatandaşlarının çalışma şartlarına eşit çalışma şartlarından yararlanma hakkına sahiptir.” 6.2. “Ayrımcılık yasağı” başlıklı 21’nci maddesinin birinci fıkrasında; “1. Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır.” 6.3. “Engellilerin toplumla bütünleştirilmesi” başlıklı 26’ncı maddesinde; “Birlik, engelli kişilerin, bağımsızlıklarını, toplumsal ve mesleki yaşamla bütünleştirilmelerini ve toplum yaşamına katılmalarını sağlamaya yönelik önlemlerden yararlanma hakkını tanımakta ve saygı göstermektedir.” 7. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Engelli personel çalıştırma yükümlülüğü” başlıklı 53’üncü maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. % 3’ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (yurtdışı teşkilat hariç) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır.
Engelliler için sınavlar, ilk defa Devlet memuru olarak atanacaklar için açılan sınavlardan ayrı zamanlı olarak, engelli kontenjanı açığı bulunduğu sürece engel grupları ve eğitim durumları itibarıyla sınav sorusu hazırlanmak ve ulaşılabilirliklerini sağlamak suretiyle merkezi olarak yapılır veya yaptırılır.
Engelli personel çalıştırma yükümlüğünün yerine getirilmesinin takip ve denetimi ile engellilerin Devlet memurluğuna yerleştirilmesinden Devlet Personel Başkanlığı sorumludur. Engelli açığı bulunan kamu kurum ve kuruluşları bir sonraki yıl için alım yapacakları engellilere ilişkin taleplerini her yılın Ekim ayının sonuna kadar Devlet Personel Başkanlığına bildirmek zorundadır. Devlet Personel Başkanlığı kurum ve kuruluşların bildirimi üzerine, engelli kontenjanlarına yerleştirme yapabilir veya yaptırabilir.
Engellilerin memurluğa alınma şartlarına, merkezi sınav ve yerleştirmenin yapılmasına, eğitim durumu ve engel grupları dikkate alınarak kura usulü ile yapılacak yerleştirmelere, engellilerin görevlerini yürütmelerinde hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceğine, kamu kurum ve kuruluşlarınca engelli personel istihdamı ile ilgili istatistiksel verilerin bildirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”
8. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un:
8.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 8.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasında; a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi, b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi,
d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı, […] j) Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri, […] ifade eder.” 8.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4’üncü maddesinin (c) fıkrasında; “Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.” 8.4. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde; “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır.
Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır.
Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.” 8.5. “İstihdam” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Engellilerin iş gücü piyasası ve çalışma ortamında sürdürülebilir istihdamı için kendi işini kurmaya rehberlik ve mesleki danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesi de dâhil olmak üzere gerekli tedbirler alınır.
İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz.
Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.
Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur.
Engellilik durumları sebebiyle iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan engellilerin istihdam edildiği korumalı işyerlerinin statüsü ve bu işyerleriyle ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”
9. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun:
9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu kanunun amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim – öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir.” 9.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin (l) bendinde; “Öğretim Elemanları: Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlileridir.” 9.3. “Araştırma görevlileri” başlıklı 33’üncü maddesinde; “Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın
yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. […]” 10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 11. 07.02.2014 tarihli ve 28906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Engelli Kamu Personel Seçme
Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik’in:
11.1. “Kadroların tahsisi” başlıklı 10’uncu maddesinde; “(1) Engellilerin atanmasına tahsis edilecek kadro sayısının tespitinde, ilgili kamu kurum veya kuruluşunun, yurtdışı teşkilatı hariç, toplam dolu memur kadro sayısının %3’ü dikkate alınır.
(2) Kamu kurum ve kuruluşlarının, hizmet gereklerine göre engellilerin atanmasına tahsis edecekleri münhal kadrolarını, EKPSS sonuçlarına veya kura usulüne göre yerleştirme yapılmasını sağlayacak şekilde farklı eğitim düzeyi, hizmet sınıfları ve unvanlar itibarıyla hazırlamaları esastır.
(3) Engellilerin istihdam edileceği uygun münhal kadro bulunmadığı takdirde hizmet gereklerine ve genel hükümlere göre diğer münhal kadrolarda değişiklik yapılarak gerekli kadrolar temin edilir. Engelli personelin istihdam edileceği birimler engellilerin engel durumları dikkate alınarak ilgili kamu kurum veya kuruluşunca belirlenir.” 11.2. “Yerleştirme” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Engelli adayların memur kadrolarına yerleştirilmelerinde EKPSS ve kura sonucuna göre yerleştirme yöntemleri uygulanır.” 11.3. “İşyerlerinin engellilerin çalışma şartlarına göre düzenlenmesi” başlıklı 16’ncı maddesinde; “(1) Kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini, engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirmek, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre gerek duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.
(2) Engelliler, engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 53’üncü maddesi ile düzenlenen kamudaki
%3 engelli kotasının akademik kadrolar bakımından da uygulama alanı bulmasını talep etmektedir (§ 1).
14. Başvuru konusu talebe ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından talep edilen bilgi ve belgelerde; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve diğer yükseköğretim mevzuatında engelli öğretim
elemanı adayları için ayrı bir kontenjan belirlenmesine imkân veren pozitif ayrımcılığa ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, ancak yükseköğretim mevzuatına göre engellilerin Türkiye çapında ilan edilen araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadrolarına başvurularını engelleyen herhangi bir hükümün de yer almadığı, ayrıca öğretim elemanı mesleğine girişin, mesleğin niteliğine uygun olarak özel alım usulüne tabi olduğu, öğretim elemanlarının memurlardan ayrı olarak Anayasamızda ifadesini bulan “diğer kamu görevlileri” kapsamında yer aldığı, diğer kamu görevlileri arasında yer alan hakim ve savcılar ile Türk
Silahlı Kuvvetleri personeli için engelli kontenjanı ayrılmadığı gibi kariyer meslek mensupları olarak bilinen müfettişler, denetçiler ve kariyer uzmanı kadroları için de böyle bir kontenjanın belirlenmediği belirtilmiştir (§ 3).
15. Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasa’da sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dâhil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir.
Bu doğrultuda Anayasa’nın 10’uncu maddesinde, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır (§ 4.2).
16. Engellilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, hak ihlallerinin önlenmesi, temel hak ve özgürlüklerden toplumdaki diğer bireylerle eşit düzeyde faydalanmaları için her türlü engelin ortadan kaldırılması, engellilerin maruz kaldığı mağduriyetlerin giderilmesi, çalışma şartları bakımından özel olarak korunması devletin anayasal yükümlülükleri arasında düzenlenmektedir. Bu yükümlülükler aynı zamanda 5378 sayılı
Engelliler Hakkında Kanun ile ulusal mevzuatta ve engelli haklarına ilişkin taraf olunan Birleşmiş Milletler
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (Sözleşme) ile de uluslararası alanda bağlayıcı nitelik taşımaktadır.
17. Gerek 5378 sayılı Kanun’un “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde (§ 8.4) gerekse de Sözleşme’nin
“Ayrımcılık yapılmaması ve eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinde (§ 5.3); engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaklanmış olup eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirlerin alınacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kapsamda, engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak değerlendirilemeyeceği de söz konusu mevzuat ile hüküm altına alınarak nisbi (dikey) eşitliği sağlamak adına pozitif ayrımcılık ilkesi temelinde engelliler lehine yapılacak uygulamaların yasal zemini oluşturulmuştur.
18. Engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımlarının en önemli koşullarından birisi de ayrımcılığa maruz kalmadan, elverişli sosyal ve fiziksel şartlar altında çalışma hayatında yer almalarının sağlanmasıdır. Zira aksi takdirde, engelli bireylerin başkalarına bağımlı olmaksızın bir yaşam sürmeleri mümkün olmamaktadır.
19. Bu çerçevede, Anayasa’nın 50’nci maddesinde (§ 4.5), bedeni ve ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacağı; Sözleşme’nin 27’nci maddesinde (§ 5.4), Taraf Devletlerin tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alacağı, istihdama ilişkin her hususta engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklayacağı, engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlayacağı; 5378 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde (§ 8.5), istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamayacağı, çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasının zorunlu olduğu hükümleri ile engelli bireylerin çalışma hakkı güvence altına alınmıştır.
20. Mevzuatımızda engellilerin istihdamına ve mesleki süreçlerine yönelik birçok düzenleme yer almakla birlikte ülkemizde engellilerin çalışma hayatına girişlerini kolaylaştıran temel uygulama, kamuda ve özel sektörde belirli oranda engelli bireyin çalışmasını zorunlu hale getiren kota yöntemidir. Kota yöntemi, esas olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenmiştir.
21. 657 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinde (§ 7), kurum ve kuruluşların çalıştırdıkları personele ait kadrolarda %3 oranında engelli çalıştırmak zorunda olduğu ve %3’ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun toplam dolu kadro sayısının dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Ancak söz konusu hüküm ile hangi eğitim düzeylerinde, hangi unvanlara veya hangi hizmet sınıflarına alım yapılacağı düzenlenmemiş, kota yöntemi ile yalnızca sayı bakımından bir zorunluluk getirilmiştir. Bu bağlamda, %3 engelli kotası kapsamında işe alınacak personelin niteliğini belirleme hususu idarelerin takdir yetkisine bırakılmıştır. Zira güncel koşullara ve ihtiyaçlara göre idarelerin alım yapacağı unvanı ve hizmet sınıfını belirlemesi kamu kaynaklarının verimliliği açısından da önemli olmaktadır. Diğer yandan, bahsi geçen hükmün devamında, engelliler için merkezi olarak yapılacak sınav sonuçlarına göre engelli personel atamasının yapılacağı da düzenlenmiştir.
22. 657 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesine dayanılarak ve merkezi olarak yapılacak engelli kamu personel seçme sınavına, kuraya, yerleştirme işlemlerine, engelli memur istihdamının takip ve denetimine, istatistiki bilgilerin temini ve engelli memur istihdamı ile ilgili diğer hususlara ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında
Yönetmelik (§ 11) hazırlanmıştır. Kanun’un verdiği takdir yetkisi kapsamında Yönetmelik’te; kamu kurum ve kuruluşlarının, hizmet gereklerine göre engellilerin atanmasına tahsis edecekleri kadrolarını, farklı eğitim düzeyi, hizmet sınıfları ve unvanlar itibarıyla hazırlamalarının esas olduğu düzenlenmiş, ayrıca engelli adayların memur kadrolarına yerleştirilmelerinde EKPSS ve kura sonucuna göre yerleştirme yöntemlerinin uygulanacağı da hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla hizmet sınıfı veya unvan bazında alım yapılmadığı, bu hususların idarelerce belirlendiği Yönetmelik’te de açıkça yer almıştır.
23. Kurumumuz tarafından istenen görüş yazısına binaen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Strateji
Geliştirme Başkanlığı tarafından gönderilen cevap yazısında da belirtildiği üzere (§ 2); esasen günümüzde istihdam süreçlerinde, bireylerin engelli olup olmamasının değil, belirli bir pozisyonda görev alabilme yeterliliklerinin esas alınması ve bu bağlamda, bireylerin yetkinliklerinin tespitinde uygulanacak kriterlerin nesnel ve tarafsız olması, kişisel değer ve yargılardan bağımsız bir değerlendirme sürecinin sağlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda engelli bireylerin çalışma hayatına dâhil olmalarından sonra, makul düzenlemeler yapılarak uyumlaştırılmaları ile de mesleki gelişimleri desteklenmelidir. Ancak tüm bunların gerçekleşebilmesi toplumsal düşünce yapısının değişmesi ve yeni bakış açılarının kazanımı ile mümkün olabilecektir. Bu durumda kota sistemi gibi zorunlu uygulamaların yerini daha çok engelli bireyleri destekleyici uygulamalar alabilecektir.
24. Başvuranın talebi doğrultusunda; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na tabi öğretim elemanları bakımından zorunlu kota sisteminin uygulanmasının, mesleğin özü ve niteliği ile uyuşmayacağı düşünülmektedir. Nitekim toplumun gelişiminde önemli bir unsur olan öğretim elemanları, akademik yeterliliğe ve diğer mesleki becerilere sahip bireyler arasından objektif kriterlere göre seçilmesi gereken, herhangi bir gruba pozitif ayrımcılık tanınmasının verimli sonuçlar doğurmayacağı bir meslek grubu olup bu yönüyle kıyaslanan kadrolardan ayrışmaktadır. Yine kamu veya özel sektördeki diğer meslek gruplarından farklı olarak akademik kadrolar bakımından EKPSS veya kura sonucuna göre yerleştirme yöntemleri gibi merkezi ve toplu alım yöntemleri ile alım yapılmadığından kota sisteminin uygulanması mümkün görülmemektedir. Zira kota sisteminin uygulanmasını söz konusu yöntemler mümkün kılmaktadır, aksi takdirde yapılacak alımlar eşitsiz ve hakkaniyetsiz durumlar oluşturabilecektir.
25. Diğer yandan, engellilik durumu bireylerin akademik faaliyetleri icra etmesinde ayrımcılık teşkil edecek bir unsur değilken öğretim elemanı kadrosu için yapılacak alımlarda yükseköğretim kurumları tarafından engellilik durumu sebebiyle ayrımcılığa uğrayan bireyler, yukarıda bahsi geçen mevzuat kapsamında ayrımcılık temelinde haklarını arayacaklardır.
26. Dosya kapsamı, ilgili mevzuat ve yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde Kurumumuzca yapılan değerlendirmede; Yükseköğretim kurumlarının görev ve yetkileri kapsamında hem Anayasa ve
Engelliler Hakkında Kanun gibi ulusal hem de Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme gibi uluslararası politika belgelerinde yer verilen güvenceleri yerine getirerek engelli bireylerin fırsat eşitliği temelinde çalışma hakkına yönelik tedbirleri her aşamada alması gerektiği, ancak başvuranın talep ettiği şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 53’üncü maddesinde düzenlenen %3 engelli çalıştırma zorunluluğunun diğer adıyla kota sisteminin, 2547 sayılı Kanun’a tabi öğretim elemanları bakımından uygulama alanı bulmasının mesleğin özü ve niteliği ile uyuşmayacağı tespit edilerek başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. Günümüz demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup ilgili idare olan Yükseköğretim Kurumu Başkanlığından istenilen bilgi ve belgeler süresi içinde Kurumumuza gönderilmediğinden kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup ilgili idarenin söz konusu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
29. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi