|
ÖZET: Bu karar, başvuranın 2021 yılına ait Akademik Teşvik Ödeneği’nin ödenmesi talebinin reddedilmesi üzerine yapılan bir incelemeye dayanmaktadır. Başvuran, görevine geri dönmesine rağmen, ödeneğin kendisine zamanında ödenmediğini ve bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Danıştay, başvuranın alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybettiğini ve bu durumun başvuran üzerinde aşırı bir külfet yarattığını belirterek, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında adil bir denge kurulması gerektiğine hükmetmiştir.
Kararda, kamu makamlarının geri ödemelerdeki gecikmelerin faiz ödemeleriyle ilişkilendirileceği ve bu durumun mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği vurgulanmıştır. Danıştay, başvuranın alacaklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, idarenin kendi eyleminden doğan zararı tazmin etme yükümlülüğü olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi kabul edilmiş ve ödenecek faizin hesaplanarak ödenmesi tavsiye edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/7585-S.23.12402
BAŞVURU NO : 2022/18976
KARAR TARİHİ : 16/06/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-CERRAHPAŞA REKTÖRLÜĞÜ
Akademik Teşvik Ödeneği’ne ilişkin faiz ödenmesi talebi hakkındadır
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 19/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran ; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü tarafından (Danıştay 8.
Dairesi E.2012/7402 K.2018/5347 ve İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin E.2020/1110 K.2020/1309 sayılı kararları doğrultusunda) 19/04/2021 tarih ve sayılı “OLUR” yazısı ile 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi uyarınca “Naklen Atama” onayı verildiği, 02/07/2021 tarihinde; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Öğretim Görevlisi kadrosundan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Araştırma Görevlisi kadrosuna naklinin gerçekleşerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Biyokimya Anabilim Dalında Doçent Doktor ünvanı ile göreve başladığı, 12/10/2021 tarihinde; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü tarafından 12/10/2021 tarih ve sayılı ilişik kesme kararı ile “mahkeme kararının hukuki imkansızlık nedeniyle uygulama imkanının kalmadığı” gerekçesi gösterilerek 15/10/2021 tarihinde görevine son verilerek ilişiği kesildiği, (menfi)
1.1. 11/10/2022 tarihinde; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü aleyhine “İstanbul Üniversitesi
Cerrahpaşa Rektörlüğünün 12.10.2021 tarih ve 209638 sayılı ilişik kesme kararının iptali” talebiyle açmış olduğu davada; İstanbul 5.İdare Mahkemesi Başkanlığı’nın Sayılı ve 11/10/2022 günlü kararı ile hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, 1.2. 04/11/2022 tarihinde; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğü’ne 529861 nolu dilekçe ile başvurarak kamu görevinden kendi isteği olmaksızın uzak kaldığı ve bu nedenle Ocak 2022 içerisinde başvurusunu gerçekleştiremediği 2021 yılına ait Akademik Teşvik Ödeneği başvurunun kabulünü, 1 Ocak 2021- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleştirdiği akademik faaliyetlerden elde ettiği 30 net puan üzerinden; her bir ödenmeyen ayın geriye dönük olarak yasal faizleri ile birlikte tarafına ödenmesini talep ettiği ancak dilekçesine cevap verilmediğini ifade ederek,
1.3. Kamu görevinden kendi isteği olmaksızın uzak kaldığı ve bu nedenle başvurusunu gerçekleştiremediği
2021 yılına ait “Akademik Teşvik Ödeneği” başvurusunun kabulünü, 1 Ocak 2021 – 31 Aralık 2021 tarihleri
arasında gerçekleştirdiği akademik faaliyetlerden elde ettiği 30 net puan üzerinden; her bir ödenmeyen ayın geriye dönük olarak yasal faizleri ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Bilgi – belge isteme yazımıza istinaden gönderilen İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa
Rektörlüğü’nün 26.05.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazıları ve ekindeki bilgi – belgelerde:
“Başvuranın; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü aleyhine, İstanbul 5. İdare Mahkemesinde
Esas sayısıyla “İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Rektörlüğünün 12.10.2021 tarih ve sayılı ilişik kesme kararının iptali” talebiyle açmış olduğu davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin sayılı ve 01.02.2022 günlü kararı ile “hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmesinin durdurulmasına” karar verilmesi üzerine, adı geçenin Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı 4. derece Araştırma Görevlisi kadrosuna söz konusu mahkeme kararı uyarınca 01.04.2022 tarihli, sayılı Hareket Onayı ile açıktan ataması yapıldığı, 2.1. Başvuranın 2021 yılında gerçekletirdiği akademik faaliyetlerden elde ettiği 30 net puan üzerinden her bir ödenmeyen ayın geriye dönük yasal faizleri ile birlikte tarafına ödenmesi hakkında Hukuk
Müşavirliğinden mütalaa talep edildiği, 2.2. Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin “27.06.2018 tarih 304461 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan
Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği 10. maddesinin 2. fıkrasının b ve c bentlerine göre; ‘Akademik teşvik ödeneğinin ödenebilmesi için akademik teşvik puanının en az otuz olması gerekir. Her bir takvim yılı için bir önceki yılda gerçekleştirilen faaliyetler esas alınmak suretiyle hesaplanan akademik teşvik puanı üzerinden Şubat ayının on beşinden itibaren on iki ay süreyle her ayın onbeşinde ödenir.’ hükmüne binaen, Akademik teşvik puanı 30 olan başvuranın gerçekleştirdiğini beyan ettiği faaliyetlerinden dolayı 15.02.2022-15.01.2023 tarihleri arasını kapsayan on iki aylık süre zarfında her bir ödenmeyen ayın geriye dönük olarak ödenmesi fakat faizlerin ödenmesi için mahkeme ilanına gerek olduğu” ifade edildiği, 2.3. Bu bağlamda adı geçene gerekli ödemenin yapıldığı, ancak mahkemenin nihai ve açık kararı olmadığından yasal olarak herhangi bir faiz ödemesinin yapılmasının mümkün olmadığı” ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
6. “18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
6.1. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
6.2. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. … İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …”
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalında görevli iken 12.10.2021 tarihli, sayılı Üniversite Rektörlük “OLUR” u ile ataması iptal edilerek kadro ile ilişiği kesildiğini akabinde mahkeme kararı ile görevine geri döndüğünü ancak 2021 yılına ait akademik teşvik ödeneğinden yaralanamadığını ifade ederek, akademik teşvik ödeneğinin ve faizinin ödenmesini talep etmektedir.
11. Bilgi – belge isteme yazımıza istinaden gönderilen İdare’nin cevabi yazısında, ‘Başvuranın 2021 yılına ait Araştırma Teşvik ödeneğinin ödendiği’ ifade edildiği, aynı hususun (ödemenin yapılması) İstanbul
Üniversitesi – Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı’nın 25.05.2023 tarih ve sayılı yazısında da belirtildiği ve ödemelere ait ödeme belgelerinin cevabi yazı ekine konulduğu anlaşılmış olup, Akademik
Teşvik Ödeneği’nin İdare tarafından ödenmesi hususu göz önünde bulundurularak bu Kararda ilgili ödemenin faizinin ödenmesi talebi incelenecektir.
12. Anayasa Mahkemesinin 07/02/2019 tarihli ve numaralı bireysel başvuru kararının 25 inci paragrafı “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM,
esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).” şeklinde olup anılan Kararın 40 ıncı paragrafında ise
“Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.” açıklamasına yer verilip “Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denilmek suretiyle kişilere ödenmesi gereken mali hakların ödenmemesinden doğan zararın mülkiyet hakkının ihlali niteliği taşıdığından bahisle faizin ödenmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
13. Benzer şekilde konuya ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/03/2014 tarihli ve
E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E.2010/1211 ve K.2010/844 sayılı ısrar kararında “…faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb.
faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
14. Somut olayda, Başvuran; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalında görevli iken
12.10.2021 tarihli, sayılı Üniversite Rektörlük “OLUR” u ile ataması iptal edilerek kadro ile ilişiği
kesildiğini akabinde mahkeme kararı ile görevine geri döndüğü, 2021 yılı içersinde akademik faaliyetleri nedeniyle elde ettiği 30 net puan üzerinden Akademik Teşvik Ödemesi yapılması hususundaki dilekçesini
04.11.2022 tarihinde İdareye verdiği ancak İdare’nin ilgili dilekçeye cevap vermediği ancak akabinde
hukuk biriminden alınan olumlu görüşe istinaden mezkur ödemenin faiz hesaplanmadan yapıldığı anlaşılmıştır.
15. Diğer taraftan, yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin; konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu açıktır.
16. Yukarıda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde, işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının yasal faiziyle birlikte başkaca bir hükme gerek olmaksızın görev yapılmış gibi ödemesi gerektiği; bu minvalde, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesinin hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olduğu; buna göre, başvuranın alacağına geç kavuştuğu dikkate alındığında, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramış olması nedeniyle şahsi olarak külfetle karşılaşan başvurana hak kaybının giderilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği; aksi bir uygulamanın
Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, idarenin kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yönündeki Anayasal hükme aykırı olacağı değerlendirilmektedir.
17. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 2021 yılına ait Akademik Teşvik Ödeneği’nin yasal faizinin ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde
“kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
2021 yılına ait Akademik Teşvik Ödeneği’nin faizinin hesaplanarak başvurana ödenmesi hususunda
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ – CERRAHPAŞA REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Bu kararın, BAŞVURANA, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ – CERRAHPAŞA REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; İSTANBUL
ÜNİVERSİTESİ – CERRAHPAŞA REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi