ÖZET: Uyuşmazlık, başvuranın Almanya’daki ilk sigortalılık tarihinin Türkiye’deki sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilip edilmeyeceği üzerinedir. Başvuran, Almanya’da 1/8/1990 tarihinde Rant Sigortası’na giriş yaptığını ve bu tarihin Türkiye’deki sigortalılık başlangıcı olarak dikkate alınmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu ise, başvuranın yalnızca ev kadınlığı sürelerini borçlandırdığı gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.

Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin, Almanya’daki sigortalılık tarihinin Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilmesini öngördüğünü belirtmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları doğrultusunda, başvuranın Almanya’daki sigortalılık süresinin borçlanma şartı aranmaksızın kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin Almanya Rant Sigortası’na giriş tarihi olan 1/8/1990 olarak belirlenmesi gerektiği ve tahsis talebinin bu doğrultuda sonuçlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11404-S.21.18342

BAŞVURU NO : 2021/4651

KARAR TARİHİ : 06/08/2021

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, Alman Rant Sigortası’na giriş tarihinin ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınması ve emeklilik işlemlerinin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 26/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; yurt dışında geçen sürelerinden yaşlılık aylığına hak kazanmak için gerekli olan

5525 günün 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlandırılması için Kütahya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne

talepte bulunduğunu, ancak 23/10/2020 tarihli tahsis talebinin 6/11/2020 tarihli yazı ile yaşlılık aylığı talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bunun üzerine yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının

Alman Hizmet Cetveline göre ilk işe giriş tarihinin dikkate alınarak yeniden belirlenmesini talebiyle itiraz ettiğini, ancak itirazının da borçlanma dilekçesinde çalışma sürelerinin yer almadığı gerekçesiyle reddedildiğini, tahsis talebinin reddedilmesinin Türkiye Cumhuriyeti İle Federal Almanya Cumhuriyeti

Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Sözleşme’nin 29. maddesine, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasına, 2014/27 sayılı Genelge’nin 2.2.1 maddesine ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/4/2016 tarihli ve E: 2014/10-454, K: 2016/481 sayılı kararına aykırı olduğunu, nitekim yaşlılık aylığı şartlarının belirlenmesinde borçlanılan sürenin çalışılan ya da ev kadınlığı süresi olmasının öneminin olmadığını, sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesinde borçlanılan sürelerin geriye götürülerek bulunan tarihin değil Almanya’da ilk defa zorunlu sigorta kapsamına girdiği 1/8/1990 tarihinin esas alınması gerektiğini, buna göre Almanya’daki ilk sigortalılık başlangıç tarihine göre yaşlılık aylığı talep şartlarının oluştuğunu belirterek tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 26/3/2021 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle:

2.1. 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların sigortalılıklarının başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihinin, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceğinin belirtildiği ve aynı maddeye 10/9/2014 tarihinde, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceği yönünde bir hükmün eklendiği,

2.2. Öte yandan hangi sürelerin sigortalılık süresi olarak kabul edildiğine dair tanımın ise, Yurtdışında

Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik’in 4. maddesinde yer aldığı, buna göre borçlanma kapsamındaki sürenin bulunduğu ülke mevzuatına göre ikamet süreleri hariç, çalışılmış ya da çalışılmış süre olarak kabul edilen sürelerin sigortalılık süresi olarak kabul edildiği,

2.3. Nitekim 6/11/2018 tarihli ve 2018/38 sayılı Genelge’nin “1.1. Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde

Özel Hüküm Bulunan Ülkeler İçin Sigortalılık Başlangıcı” başlığı altında da; sosyal güvenlik sözleşmesinde özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların bu ülkelerdeki ilk işe başlama tarihinin, Türkiye’de hiç çalışma yoksa ya da Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önce ise Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceğinin belirtildiği,

2.4. Dolayısıyla; 3201 sayılı Kanun ve 2018/38 sayılı Genelge’de; akit ülkelerdeki sigortaya giriş tarihinin ülkemizde de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilebilmesi için bu sürelerin sigortalılık süresi olarak kabul edilen süreler olması ve söz konusu süreler için borçlanma işlemi yapılması gerektiğini belirten iki ön koşulun bulunduğu, başvuranın ise Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi’nde sadece ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğunun görüldüğü, buna göre aynı Genelge’nin “1.3. Ev Kadınlığı

Sürelerinin Borçlandırılmasında Sigortalılık Başlangıcı” başlığı altında; ev kadınlığı sürelerinin akit ülke mevzuatına göre sigortalılık süresi olarak kabul edilmediği, ev kadınlığı sürelerini borçlananların sigortalılık başlangıcının 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince tespit edileceğinin belirtildiği,

2.5. Bu doğrultuda; başvuranın Almanya’da sigortalılık süresi olarak kabul edilmeyen ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunmasından ötürü Almanya’daki ilk sigortalılık süresinin ülkemizde de ilk sigortalılık süresi olarak kabul edilmesine imkânı bulunmadığı,

2.6. Öte yandan sosyal güvenlik sözleşmelerinin/anlaşmalarının en temel özelliğinin, her iki akit tarafta sigortalı olanların uzun vadeli sigorta kolları bakımından güvence altına alınması bir başka deyişle her akit tarafın kendi mevzuatında yer alan şartların sağlanması halinde sigortalılara sözleşme (kısmi) aylığı bağlanması olduğu, her ne kadar Türkiye-Almanya Arasındaki Sosyal Güvenlik Hakkındaki Sözleşme’nin 29. maddesinin lafzi olarak Almanya’daki ilk sigortalılık süresinin ülkemizde de ilk sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi anlamı taşısa da; söz konusu Sözleşme hükmünün, sözleşme (kısmi) aylığı bağlanması için öngörülen bir kural olduğu, iç mevzuatta yer alan ve Sözleşme ile bir bağlantısı olmayan

3201 sayılı Kanun’un uygulanmasında da Sözleşme’nin 29. maddesinin yorumlanarak ayni lafzi anlamın

çıkarılmasının ve buna göre işlem yapılmasının mümkün olmadığı,

2.7. Diğer taraftan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6/4/2016 tarihli ve E:2014/10-454, K:2016/481 sayılı kararında; Türkiye-Almanya Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Sözleşme’nin 29. maddesindeki hüküm sebebiyle, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işleminin yapılmasına gerek olmadığının belirtildiği,

2.8. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından örnek olayda sadece başvuru sahibine etki edecek şekilde bu yönde bir karar verildiği, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesine 10/9/2014 tarihinde eklenen hüküm ile yurt dışındaki sigortalılıkların Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi sayılabilmesi için bir sigortalılık süresinin olmasının ve sürenin borçlandırılmasının arandığı, bu nedenle sigorta başlangıcı olarak kabul edilecek olan tarihe dair sürenin fiilen borçlanılmış ve ülkemiz sosyal güvenliği bakımından değerlendirilebilir hale getirilmiş olmasının gerektiği,

2.9. Sonuç olarak; 3201 sayılı Kanun ve 2018/38 sayılı Genelge hükümleri çerçevesinde işlemlerin yapıldığı, Türkiye-Almanya Arasındaki Sosyal Güvenlik Hakkındaki Sözleşme’nin 29. maddesinin sözleşme kapsamında bağlanacak aylıklar ile ilgili olması ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun örnek kararının sadece başvuru sahibini ilgilendiren bir karar olmasından dolayı bu yönde bir işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı,

2.10. Ayrıca; aylık bağlama şartlarından biri olan gün sayısının hesaplanmasında borçlanılmış olan günlerin türünün çalışılan süre ya da ev kadınlığı süresi olup olmadığının önem arz etmemekle beraber ev kadınlığı süreleri, Almanya’da sigortalılık süresi olarak kabul edilmediğinden ilk işe giriş tarihinin belirlenmesi hususunda çalışılan sürenin mi yoksa ev kadınlığı süresinin mi borçlandırıldığının büyük önem arz ettiği,

2.11. Diğer taraftan; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 9.

maddesinde; 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup da, 8/9/1999 tarihinden 30/4/2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılan kadınların 58 yaşını doldurmak ve 7000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak şartıyla veya 58 yaşını doldurmak ve 25 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 4500 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacağının hüküm altına alındığı,

2.12. Diğer taraftan, başvuranın hizmet cetvelinde yapılan incelemede Almanya’da muhtelif tarihler arasında birçok çalışmasının olduğunun tespit edildiği, bu çalışma sürelerinden en az bir günlük sürenin borçlandırılması halinde Almanya’daki ilk işe giriş tarihi olan 1/8/1990 tarihinin ülkemizde de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceği, ancak, en az 1 günlük çalışma süresinin borçlandırılmasının yeni bir borçlanma talebi ile yapılması gerektiğinden, yapılacak olan borçlanma işleminin 23/10/2020 tarihli aylık talebinin reddine ilişkin sonucu değiştirmeyeceği,

2.13. Sonuç olarak, Almanya’da sigortalılık süresi sayılmayan ev kadınlığı sürelerini borçlanan ve bildirilen borç tutarını süresi içinde ödeyen başvuranın, Türkiye’deki ilk işe giriş tarihi olan 9/7/2018 tarihinden borçlanılan 5525 gün kadar geriye gidilmek suretiyle belirlenecek tarihin, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmasının gerektiği, ancak Almanya’daki sigortalılık süresini borçlanmayan başvuranın bu ülkedeki ilk işe giriş tarihinin ülkemizde ilk işe giriş tarihi olarak esas alınmasına imkân bulunmadığı,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.2. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinin beşinci fıkrasında;

“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında

Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5.1. 10/4/1965 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 1/11/1965 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren

Türkiye Cumhuriyeti İle Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin (4 ) numaralı bendinde;

“Bir kimsenin Türk sigortasına girişten önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde Alman rant sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.”

6. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin

Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un;

6.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde;

“Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan

işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.”

6.2. “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarında;

“Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.”

Düzenlemeler yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran özetle; Almanya’daki ilk sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye’de işe başlangıç tarihi olarak dikkate alınarak, tahsis talebinin buna göre değerlendirilmesini talep etmektedir.

9. Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ise, Almanya’da sigortalılık süresi sayılmayan ev kadınlığı sürelerini borçlanan ve bildirilen borç tutarını süresi içinde ödeyen başvuranın, Türkiye’deki ilk işe giriş tarihi olan 9/7/2018 tarihinden borçlanılan 5525 gün kadar geriye gidilmek suretiyle belirlenecek tarihin, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmasının gerektiği, ancak Almanya’daki sigortalılık süresini borçlanmayan başvuranın bu ülkedeki ilk işe giriş tarihinin Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak esas alınmasına imkân bulunmadığı belirtilmektedir. Şu halde uyuşmazlığın, Almanya’da geçen ev kadınlığı sürelerini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanan başvuranın 1/8/1990 tarihli Alman Rant Sigortası’na girişinin Türk Sigortası’na giriş tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

10. Bu noktada, başvuru konusuna benzer bir uyuşmazlığı konu alan 2021/4187 numaralı başvuru

hakkında verilen Tavsiye Kararı’nda aşağıdaki değerlendirmelere yer verilmiştir:

11. “Mevcut sosyal güvenlik sistemimizde yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi temelde iki yolla sağlanmaktadır.

Bunlardan ilkinde 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında geçmiş süreler borçlanılmak suretiyle Türk sigortasında geçmiş bir hizmet olarak değerlendirilmekte ve ilgililere tamamen Türk mevzuatına göre aylık bağlanmaktadır. İkincisinde ise akit ülkelerde geçmiş sigortalı süreler ikili sosyal güvenlik sözleşmesi kapsamında birleştirilmekte ve hak kazanılması halinde talepte bulunulan ülke mevzuatı kapsamında ilgililere bağlanan kısmi sözleşme aylıkları akit ülkelerde geçen sigortalı sürelerle orantılı olarak akit ülkeler tarafından ödenmektedir.

…

12. 3201 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yurtdışı borçlanma işlemine konu olabilecek süreler sigortalılık süreleri, belirli şartlarla işsizlik süreleri ve ev kadını olarak geçen süreler olmak üzere üç tür olarak belirlenmiştir. Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında ise uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarihin Türk sigortasında ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Nitekim bu çerçevede idare tarafından 5 inci maddedeki “…

sigortalılık sürelerini borçlananların…” ibaresine atıfta bulunularak başvuranın Alman sigortasına giriş tarihinin Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edilebilmesinin sigortalılık süresinin borçlanılması şartına bağlı olduğu şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme neticesinde idare sigortalılık süresi dışında bir sürenin borçlanılması halinde Alman Sigortasına girişin Türk sigortasına giriş olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış ve bu husus Kurumun 2018/38 sayılı Genelgesinde ayrıntılı olarak örnekleriyle açıklanmıştır.

13. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyetiyle Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal

Güvenlik Sözleşmesinin 29 uncu maddesinde Türk sigortasına girişten önce bir Alman rant sigortasına girilmiş olması halinde Alman rant sigortasına girişin, Türk sigortasına giriş olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Sözleşmede söz konusu düzenlemenin uygulanmasına yönelik olarak herhangi bir sınırlamaya ya da istisnaya yer verilmemiştir.

14. Bu durumda yurt dışındaki sigortalılık başlangıcının Türk sigortasına giriş olarak kabul edilip edilmeyeceğine yönelik olarak bir tarafta iç hukuk alanında kabul edilen bir yasa kuralı diğer tarafta uluslararası sözleşmede yer alan farklı bir düzenleme bulunduğu görülmektedir. Somut olay çerçevesinde hangi kuralın uygulanması gerektiğinin normlar hiyerarşisi ilkeleri çerçevesinde ortaya konulması gerekmektedir.

15. Anayasa’nın 90 ıncı maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklik ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, uluslararası temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümlerinin iç hukuk hükümleri ile çatışması halinde sözleşmenin esas alınacağı kabul edilmiştir. Nitekim sosyal güvenlik hakkının temel hak ve özgürlükler kapsamında bulunduğu gerek Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesince gerekse ulusal yargı organlarımızca kabul edilmektedir. Bu durumda temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmenin bir kuralına uygulama açısından yasal bir güç tanımanın hatta iç hukuk hükümleriyle çatışması halinde sözleşme hükümlerine üstünlük tanımanın

Anayasal bir zorunluluk olduğu kabul edilmektedir (HGK’nın 09.12.2015 gün ve 2015/10 – 1824 E., 2015/2903 K. sayılı kararı).

16. Nitekim başvuru konusuyla örtüşür şekilde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 6/4/2016 tarihli ve

E.2014/10-454, K.2016/481 ile 18/01/2017 tarihli ve 2014/2380 E., 2017/26 K. sayılı yurt dışında geçen çalışmaların Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanmanın yapılmasının gerekli olup olmadığı hususunun tartışıldığı kararlarında sigortalılık süresinin başlangıcı kavramı; 3201 sayılı Kanun, Türk-Alman sosyal güvenlik sözleşmesi ve Anayasa’nın

90 ıncı maddesi çerçevesinde tartışılmış, nihayetinde özetle, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal

Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4. fıkrasında yer alan “bir kimsenin

Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş olması halinde, Alman rant sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir.” düzenlemesi nedeniyle davacının Alman Rant

Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işleminin yapılmasına gerek olmadığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmış ve Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işlemi yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varılarak yerel mahkemenin direnme kararı onanmıştır.

17. Bu durumda, Anayasanın 90 ıncı maddesinin temel haklar ve özgürlükler alanındaki uluslararası sözleşme hükümlerine tanıdığı üstünlük, aynı temelde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Alman Rant

Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’deki sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için borçlanma işlemi yapılmasına gerek olmadığı yönündeki içtihadı çerçevesinde; Alman sigorta kurumunca düzenlenen hizmet cetvelinde 1/4/1992 tarihinde Alman rant sigortası kapsamına girdiği görülen başvuranın ilk işe giriş tarihinin 1/4/1992 tarihi olarak kabulü için borçlanma şartı aranamayacağı, dolayısıyla anılan tarihin ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve başvuranın emeklilik şartlarının da anılan tarih esas alınarak belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.”

18. Bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince; 1/8/1990 tarihinde Alman Rant Sigortası’na girişi bulunan başvuranın, 21/10/1991 – 9/10/2007 tarihleri arasında Almanya’da geçen ev kadınlığı sürelerini

3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak ödediği ve yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu görülmektedir.

Bu durumda, yukarıda yer verilen Tavsiye Kararı’nda da belirtildiği üzere Alman Rant Sigortası’na giriş tarihinin, Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabulü için borçlanma şartı aranamayacağından, Türkiye

Cumhuriyeti İle Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29. maddesinin dört numaralı bendi uyarınca başvuranın Alman Rant Sigortası’na giriş tarihi olan 1/8/1990 tarihinin, Türk

Sigortası’na giriş tarihi olarak dikkate alınması gerekmektedir. Gerçekten de, aksi yönde bir uygulama

3201 sayılı Kanun’dan önce yürürlüğe konulmuş ve Anayasa’nın 90. maddesi bağlamında uygulanma

önceliği bulunan mezkûr Sözleşme hükümlerinin göz ardı edilmesi anlamına geleceğinden hukuka aykırı olacaktır.

19. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin

Alman Rant Sigortası’na giriş tarihi dikkate alınarak belirlenmesi ve tahsis talebinin buna göre sonuçlandırılması gerekirken aksi yönde tesis edilen Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Kütahya İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın sigortalılık başlangıç tarihinin Alman Rant Sigortası’na girdiği tarihe göre belirlenerek, tahsis talebinin buna göre sonuçlandırılması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal

Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumuna tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

Bu belge,