onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca işçi statüsünün belirlenmesi ve alacaklarının tahsili üzerinedir. Davacı, güvenlik görevlisi olarak işe başlamış, daha sonra temizlik işçisi ve asansör bakım işçisi olarak çalışmıştır. Davalı, davacının muvazaalı olarak çalıştığını iddia ederken, davacı ise işçi statüsünün belirlenmesi ve alacaklarının tahsili için dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, davacının asıl işveren ile alt işveren ilişkisi olduğunu kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının alt işveren işçisi olarak çalıştığını ve davalı Belediyenin sorumluluğunun bulunduğunu belirterek istinaf başvurusunu reddetmiştir. Ancak, temyiz aşamasında, davacının çalıştığı dönemlerdeki toplu iş sözleşmesinin geçerliliği ve alacakların hesaplanması hususları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak, temyiz itirazları reddedilmiş ve usulüne uygun olan karar onanmıştır.

9. Hukuk Dairesi         2024/12659 E.  ,  2024/14121 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    KARAR : Davanın kısmen kabulü
    TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasından verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 01.07.2006 tarihinde güvenlik görevlisi olarak işe başladığını devamında temizlik işçisi ve asansör bakım işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, çalıştığı süre boyunca birçok şirkette çalışıyor olarak gösterildiğini, davalı Belediyenin işçisi olduğunu, davalının ucuz işçi temin etmek maksadı ile davacının yapmış olduğu işi ihale ile muvazaalı olarak devrettiğini, müvekkilinin çalışmasının 02.12.2018 tarihinde emeklilik nedeniyle sona erdiğini, fesihten dolayı müvekkiline kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına mahsuben bir kısım ödeme yapıldığını, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini, fazla çalışma yaptığını ileri sürerek davacının davalı … işçisi olduğunun tespiti ile fark kıdem tazminatı, fark ücret, fark yıllık ücretli izin, ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, gece çalışması, risk ve sorumluluk zammı, giyim yardımı, aile yardımı, çocuk yardımı, bayram yardımı, yemek yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı, ek gıda yardımı, temizlik yardımı ve eğitim yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili; zamanaşımı def’i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı işçinin alt işveren işçisi olarak çalıştığını, davacının muvazaa iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2021 tarihli ve 2019/675 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, bu kapsamda davalı … ile dava dışı ihbar olunan ve davacının sigorta kaydının olduğu Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunun, davacının hizmet süresi içindeki çalışması neticesinde hak kazandığı alacaklardan davalı Belediyenin, dava dışı işveren Şirketlerin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ve kanundan doğan yükümlülüklerinden birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2021/1871 Esas, 2022/2272 Karar sayılı kararı ile; davacının 4.09.2001-04.12.2018 tarihleri arasında davalı nezdinde değişen alt işveren Şirketler işçisi olarak çalıştığı, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) uyarınca kadroya geçirildiği, davacının kadroya geçmeden önceki çalışmalardan sulh sözleşmesi uyarınca davalı Belediyenin sorumluluğu bulunmayacaksa da davalı tarafından bu hususun istinaf sebebi yapılmadığının anlaşılmasına göre tüm dönem yönünden davalı Belediyenin sorumlu olduğunun kabul edildiği, davacının hizmet alım sözleşmeleri kapsamında dava dışı Şirketlere bağlı olarak davalı … nezdinde çalıştığı anlaşıldığından ve soyut tanık beyanları dışında başkaca delil olmadığı da göz önüne alınarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmadığına dair kabulün isabetli olduğu, reddedilen miktar yönüyle davalı tarafa nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, bu hâlde incelenen kararın usul ve esas yönlerinden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

    2. Dairemizin 19.10.2023 tarihli ve 2023/17040 Esas, 2023/15545
    Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı tarafın temyizi yönünden ise diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; davacının davalı … bünyesinde alt işveren işçisi olarak çalışmış olduğu, davacının çalıştığı alt işveren … İnşaat Tur. Yem Nak. Tem. İlaç Med. Tek. Ltd. Şti. ile davacının üyesi olduğu sendika arasında 01.04.2016-30.09.2018 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmış olduğu ve İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu toplu iş sözleşmesine göre alacak hesabının yapıldığının anlaşıldığı, dosya içerisinde bulunan sigortalı hizmet döküm cetveline göre davacının, 31.03.2018 tarihinde 39 kodu (696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu işçiliği) ile işten çıkışının yapıldığı 01.04.2018 tarihi itibarıyla dava dışı … Mesleki Eğitim ve Kültür AŞ’de çalışmaya başladığının anlaşıldığı, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı sırada 375 sayılı KHK’nın geçici 24 üncü maddesi çerçevesinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, 375 sayılı KHK’nın geçici 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirleneceği düzenlenmiş olup söz konusu düzenleme uyarınca davacının 30.09.2018-04.12.2018 tarihleri arasında geçen çalışma döneminin 375 sayılı KHK kapsamında alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenmesi, sonucuna göre talep edilen alacakların değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak devam edilen yargılamada bilirkişiden ek rapor alındığı, bilirkişi ek raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı vekili; müvekkilinin temizlik işçisi olarak işe alındığını ancak güvenlik görevlisi, arıza ve bakım ustası olarak çalıştırılmasının muvazaanın ispatı olduğunu, davalı asıl işveren ile dava dışı Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaya dayandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, hatalı olarak vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

    2. Davalı vekili; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının alt işveren Şirket işçisi olması nedeniyle hüküm altına alınan alacaklardan müvekkili İdarenin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacının hak ettiği tazminat ve alacakların ödendiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı, dava konusu alacakların hesaplanmasında esas alınan 01.04.2016-30.09.2018 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesinin süresinin sona ermesinden sonraki dönem yönünden alacakların nasıl hesaplanacağı ve vekâlet ücreti hususlarındadır.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedi ve sekizinci fıkraları.

    3. 696 sayılı KHK’ nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 24 üncü maddesinde belirtilen il özel idareleri ve belediyeler ile bağlı kuruluşlarında ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinde, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarına ait şirketlerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 04.12.2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanların, maddede öngörülen şartları taşımaları, yazılı olarak başvurmaları ve yapılacak sınavda başarılı olmaları kaydıyla 375 sayılı KHK’nın ek 20 nci maddesinde belirtilen şirketlerde işçi statüsüne geçirilecekleri düzenlenmiştir.

    4. 375 sayılı KHK’nın geçici 24 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
    “… Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından işçi statüsüne geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki şirketlerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki şirketlerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir. …”

    3. Değerlendirme
    1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.