ÖZET: Başvuru, amcasının 12 Ocak 1966 tarihinde Sarıkamış’ta bir tatbikat sırasında tank altında kalarak vefat ettiğini ve bu nedenle şehit unvanının verilmesini talep etmektedir. Başvuran, amcasının askeri görevini yerine getirirken hayatını kaybettiğini ve bu durumun resmi belgelerde “vefat” olarak kaydedildiğini, ancak bu ifadenin “şehitlik makamına ermiştir” şeklinde düzeltilmesini istemektedir.

Milli Savunma Bakanlığı’nın verdiği yanıtta, merhumun vefatının, o dönemde yürürlükte olan 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanunu’na göre “harp alanında derhal vefat” şartlarını karşılamadığı belirtilmiştir. Bu nedenle, şehitlik unvanı verilmemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, hukuka aykırılık tespit etmemiş ve başvurunun reddine karar vermiştir.

Sonuç olarak, amcasının şehit unvanını alması için yapılan başvuru, ilgili mevzuat gereği uygun bulunmamış ve ret kararı verilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/3919-S.23.6485

BAŞVURU NO : 2023/753

KARAR TARİHİ : 28/03/2023

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

Amcasına şehit unvanının verilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 14/01/2023

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; amcası 17. P.A. Bl.K.lığında Sarıkamış/Kars askerlik hizmetini yapmakta iken 12 Ocak 1966 tarihinde yapılan tatbikat provasında tank altında kalarak vefat ettiğini, askeri görevini icra ederken şehit olduğunu, Piyade er olarak askerliğini yaptığını ve vefatın nüfusa bildirildiğini belirtmektedir. Başvuran “Neden öldüğü” paragrafın açıklamasında “Tank altında kalarak” resmi belge açıklamalarına istinaden, kayıtlarda “vefat ettiği tespit edilmiştir” açıklamasının “Şehitlik makamına ermiştir”, ibaresiyle düzeltilmesini ve şehitlik unvanının iadeyi itibar olarak biran önce tanınması ve verilmesini yasal mirasçısı olarak talep etmektedir.

II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine cevaben Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri

Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; merhum hakkında As.Ş.Bşk.lığı Kütük Kayıt Defteri suretinde; “12.01.1966 tarihinde yapılan tatbikat provasında tank altında kalarak birliğinde ölmüştür.” şeklinde belirtildiği, söz konusu vefat olayının, olayın olduğu tarihte yürürlükteki 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanunu’nda yer alan “harp alanında derhal vefat” edenlerin şehit kabul edileceği hükmü kapsamında olmadığı için hakkında şehitliğe defin kararı alınmadığı ve şehadet belgesi tanzim edilmediğinin tespit edildiği, ifade edilmiştir.

III.İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanunu’nun 45. maddesindeki şehid kelimesinin şümulü derecesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 29/1/1936 tarihinde kabul edilen 927

karar No.lu “Yorum Kararı” şöyledir:

”1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanununun 45 inci maddesinde: (Harpte veya eşkıya müsademesinde şehiden ve hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde veya sebebi malum olmıyarak muahasara içinde vefat eden zabitlerle mülki ve askeri memurların yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi ve harbiye ve bu derecedeki sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gedikliler ve efradın yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur) denilmiş olduğuna

göre bu madde ile:

1- Harpte veya eşkıya müsademelerinde şehiden vefat, 2- Hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen vefat, 3- Mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat, 4- Muhasara içinde sebebi malum olmıyarak vefat.

Olmak üzere dört vefat vaziyeti derpiş edilmiştir.

Bunlardan bir numaralı fıkrada yazılı vefat vaziyeti, madde hükmüne göre şehid olanların harp meydanında ve eşkıya müsademesi sırasında düşman silahı tesirile derhal vafat edenlere aiddir. Çünkü bu hallerde yaralanarak bilahara tedavi sırasında vefat edenler maddenin müteakıb fıkralarında gösterilmiş bulunmaktadır. Netekim 2,3 ve 4 numaralı fıkralarda yazılı hallerin yalnız sefere mahsus olmayıp hazara da teşmil edilmesi kasdile hazar kelimesinin metne ilave edildiği anlasılmaktadır. Bu cümleden olarak muhasara daha ziyade harp zamanında düşman tarafından bir yerin kuşatılması ve bu yerin memleketin diğer kısımları ile alakasının kesilmesine ıtlak olunduğu gibi hazarda da eşkıya tarafından bir mahallin aynı suretle muhasara altına alınması seklinde de vaki olabilir. Yine vazife icabı kazaen veya mecruhiyet neticesinde vefat dahi hazarda olduğu gibi seferde de vaki olabilir ve bunların tabi olacağı hükümlerin hazar ve sefer haline göre tefrikına saik olacak hiç bir sebep tasavvur edilemez.

Bu tahlile göre şehid, harpte veya eşkıya müsademelerinde her nevi düşman silahı tesirile derhal vefat edenlerdir. İkinci fıkra hükmü, aynı suretle sefer veya hazarda vazife ilcasile kazaen derhal vefat edenlerdir. Üçüncü fıkra hükmü de aynı sebeplerle yaralananlardan bu yaraların tesirile ve yaraları iltiyam bulmadan tedavi sırasında ölenlerdir.”

6. Millî Savunma Bakanlığının (MSB) şehitliklere kimlerin defnedileceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti, tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespitine ilişkin 1999 tarihli ve MSY 439-1 (A) kodlu Şehitlik Yönergesi’nin II. Bölüm 4. maddesi; “Şehitliklere; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil

Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden asağıda belirtilen durumlarda olanlar defnedilir.

a. Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, b. İç güvenlik görevlerinde (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler.

c. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vukubulan bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler.

d. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatısma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, e. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silâhlı çatısma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

f. Ailesi arzu ettiği taktirde, ölen MSB.ları, Orgeneraller ve Oramiraller.

g. TSK. mensubu veya TSK.nden ayrılanlardan (emekli, istifa vb.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler, h. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın vs. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler, ı. Hangi meslek sınıfından olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilâk etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler. (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

k. Yurt dısında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermis olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler T.C. Anayasası’nın 92 ncı maddesi veya Türkiye’nin taraf olduğu andlaşmalar uyarınca ya da 926 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Kanunu’nun EK-

10 ncu maddesi geregince görevlendirilenler ve yabancı ülkelerde veya uluslar arası sahalarda yapılan

görev, egitim, tatbikat, manevra veya hareket sırasında bu faaliyetlerin sebep ve tesiri ile ölenler (Ölüm olayı dogrudan kendi kusuru sonucu meydana gelenler hariç)

l. Ölen personelin şehitliğe defnedilip defnedilmeyecegi; kaza/olay raporunun alınmasını müteakip Kuvvet

Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlıgı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları

Personel Baskanlıklarınca, Adlî Müşavirlikler ile koordine edilerek yukarıdaki esaslara göre belirlenir.”

7. 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunun 45’inci maddesi; “”Harpte veya eşkıya müsademelerinde şehiden ve hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahî ameliyat neticesinde veya sebebi malûm olmıyarak muhasara içinde vefat eden zabitlerle mülkî ve askerî memurların yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi \e harbiye ve bu derecedeki sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gediklih r ve efradın yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur.

8. Şehitlik Yönetmeliğinin, “Şehitliklere defnedilecek kişiler” başlıklı 3’üncü maddesi; …

b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarında görev yapan ve (a)

bendi kapsamında yer almayan kamu personelinden;

1) 5434 sayılı Kanunun mülga 64 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci

fıkrasında sayılan durumlarda, hayatlarını kaybettiği değerlendirilenler…” hükmünü amirdir

IV. IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A.Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, amcası 17. P.A. Bl.K.lığında Sarıkamış/Kars askerlik hizmetini yapmakta iken 12 Ocak 1966 tarihinde yapılan tatbikat provasında tank altında kalarak vefat ettiğini, askeri görevini icra ederken şehit olduğunu, Piyade er olarak askerliğini yaptığını ve vefatın nüfusa bildirildiğini belirtmektedir. Başvuran “Neden öldüğü” paragrafın açıklamasında “Tank altında kalarak” resmi belge açıklamalarına istinaden, kayıtlarda “vefat ettiği tespit edilmiştir” açıklamasının “Şehitlik makamına ermiştir”, ibaresiyle düzeltilmesini ve şehitlik unvanının iadeyi itibar olarak biran önce tanınması ve verilmesini yasal mirasçısı olarak talep etmektedir.

11. Kamu veya askerlik hizmeti sırasında ölüm veya maluliyet olması hâlinde, ilgili kişilere maddi hakların sağlanmasını düzenleyen birçok farklı mevzuat bulunmaktadır. Hayatta olan vârislerin, vazife maluliyet aylığı almaya hak kazanmaları hususunda genel koşulları belirleyen mevzuat, 5434 sayılı ve 5510 sayılı

Kanundur ve müteveffanın evebeynlerine, veya engelli veya dul olmaları hâlinde daha erken yaşta aylık verilmesini öngörmektedir. İlave emeklilik maaşları veya ek sosyal yardımlar, görevlerine veya görev yerlerine veya yaralandıkları veya hayatlarını kaybettikleri koşullara bağlı olarak verilebilmektedir.

Örneğin, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, diğerlerinin yanı sıra, barışta kamu güvenliği veya düzenini korumakla, kaçakçılıkla mücadeleyle, trafik güvenliğini veya tutuklu veya hükümlülerin nakillerini sağlamakla görevli olanlardan veya patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerden bu görevleri esnasında hayatlarını kaybeden veya engelli hâle gelen kişilere uygulanabilir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, yurt içinde ve yurt dışında

görevlerini ifa ederlerken terör eylemleri sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülen kamu görevlilerine uygulanır. 3479 sayılı Kanun, görevleri, kara sınırlarını korumayı kapsayan kişilere uygulanmaktadır.

12. Başvuranın merhum amcası hakkında As.Ş.Bşk.lığı Kütük Kayıt Defteri suretinde; “12.01.1966 tarihinde yapılan tatbikat provasında tank altında kalarak birliğinde ölmüştür.” şeklinde belirtildiği, söz konusu vefat olayının, olayın olduğu tarihte yürürlükteki 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanunu’nda yer alan “harp alanında derhal vefat” edenlerin şehit kabul edileceği hükmü kapsamında olmadığı için hakkında şehitliğe defin kararı alınmadığı ve şehadet belgesi tanzim edilmediği tespit edilmiştir.

13. Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığınca şehitliğe defin kararı alınmakta ve şehadet belgesi tanzim edilmektedir. Şehitliğe defin kararı verilmesi ve şehitliğe defin yapılması, hayatını kaybeden kişinin yakınlarına ilgili mevzuatına göre sağlanacak haklara ilişkin hak sahipliği sonucunu doğurmamakta olup hak sahipliği, yetkili kurum ve kuruluşlarca ilgili mevzuatına göre tespit edilmektedir.

14. Şehitlik unvanı ve şehitliğe defin kararı merhumun vefat olayının olduğu tarihteki mevzuat esaslarına göre değerlendirilmekte olup merhum ‘ın vefat olayı 1683 sayılı Askerî ve Mülkî

Tekaüt Kanunu’nda yer alan “harp alanında derhal vefat” hükmü kapsamında olmadığı için hakkında şehitliğe defin kararı alınmamış ve şehadet belgesi tanzim edilememiştir.

15. Nitekim 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanunu’nun 45. maddesindeki şehit kelimesinin şümulü derecesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 29/1/1936 tarihinde kabul edilen 927 karar

No.lu Yorum Kararında, 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanununun 45 inci maddesinde Harpte veya eşkıya müsademesinde şehiden ve hazarda kendisinin sun’u taksiri olmayarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde veya sebebi malum olmayarak muahasara içinde vefat eden zabitlerle mülki ve askeri memurların yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi ve harbiye ve bu derecedeki sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gedikliler ve efradın yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur denilmiş olduğuna göre bu madde ile harpte veya eşkıya müsademelerinde şehiden vefat vaziyetinin, madde hükmüne göre şehit olanların harp meydanında ve eşkıya müsademesi sırasında düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenlere ait olduğu ifade edilmiştir.

16. Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, başvuranın, amcasına şehit unvanının verilmesi talebinin reddi işleminin, ilgili idarece harp alanında vefat olayı olmadığı için 1683 sayılı Kanun kapsamında şehit sayılamayacağı ve şehitliğe defin edilemeyeceği gerekçesiyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi