onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ve fark alacaklarının varlığı üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak ücretinin tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının alacaklarının hesaplanmasında yapılan hataları tespit ederek, ilk mahkeme kararını bozma gereği duymuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, iş sözleşmesinin 4. maddesindeki düzenlemenin dikkate alınarak, asgari ücretteki değişikliklerin yansıtılması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, toplu iş sözleşmesinin hükümlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, ancak bu iki yöntemin aynı anda uygulanamayacağına dikkat çekmiştir. Sonuç olarak, davacının 2021 yılı ücretinin tespitinde yapılan hesaplamaların hatalı olduğu ve bu nedenle ilk mahkeme kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

9. Hukuk Dairesi         2024/12503 E.  ,  2024/14941 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin … Üniversitesi (…) Rektörlüğüne bağlı … Hastanesinde hizmet alımı yapılan şirketlerde aralıksız olarak çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile kadroya geçirildiğini ve hâlen Hastaneye bağlı kadrolu işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren şirketlerde çalışırken şirketler ile asıl işveren arasında yapılan ihalede ödenecek çıplak ücretin asgari ücretin en az % fazlası olarak düzenlendiğini ve işçilerin mevcut ücret ve sosyal hakları korunarak sürekli işçi kadrosuna geçişlerinin yapıldığını davacının davalı Kurumla belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin 4 üncü maddesinin (a) bendinde ücretinin asgari ücret+ (varsa)% fazlası şeklinde hüküm altına alındığını, davacının ücretlerinin belirtilen şekilde tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye, fazla çalışma ücreti, gece zammı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23 ve 24 üncü maddeler uyarınca sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin istihdam edilmesine esas hizmet alım sözleşmelerinin, öngörülen geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla feshedilmiş sayılacağının hüküm altına alındığını, davacının ücret ve sair hakları bakımından Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve 31.10.2020 tarihine kadar uygulanacak olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulandığını, davacının alacaklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kadroya geçişi aşamasında imzalanan iş sözleşmesinde aylık ücretin açıkça asgari ücretin % fazlası olacak şekilde kararlaştırıldığı, davacının temel ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili; asgari ücretin % fazlasının üzerine ayrıca toplu iş sözleşmesinde belirtilen %4 oranında zammın uygulanmasının talep edilmesinin mükerrer zam yapılması sonucunu doğuracağını, davacı ile imzalanan iş sözleşmesinin 696 sayılı KHK’nın ilgili maddelerine uygun olduğunu, davacının asgari ücretle herhangi bir bağı kalmadığını, mevzuatın ve Bakanlık görüşlerinin dikkate alınmadığını, seri dosyalar dikkate alınarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 4 üncü maddesinde bulunan düzenleme ile ücretin asgari ücretin belirli bir oranda fazlası olarak ödeneceğinin ve bu şekilde hesaplanacak ücrete asgari ücrette yapılması muhtemel değişikliklerin aynen yansıtılacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle fark ücret alacaklarının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile benzer sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile fark alacaklarının bulunup bulunmadığı, alacakların hesaplanması ve hükmedilen vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
    2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22, 32 ve 34 üncü maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 39 ve 53 üncü maddeleri, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun’un 1 vd. maddeleri, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23 üncü madde, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3 üncü maddesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 22 nci maddesi.

    3. Dairemizin 14.09.2023 tarihli ve 2023/10702 Esas, 2023/12101 Karar sayılı ilâmı.

    3. Değerlendirme
    1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2. Taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesine göre ücret tespitinde, sözleşmenin “Ücret” başlıklı 4 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle her asgari ücret döneminde asgari ücretin belli oranda fazlası esas alınarak ücret miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, işyerinde uygulanan 15.12.2020 imza, 01.09.2020-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin 31 inci maddesinin (a) ve (b) fıkraları değerlendirildiğinde, 31.12.2020 ve 30.06.2021 tarihinde alınan, asgari ücret artışından önceki son ücrete toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret zammının yapılacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda işçinin 01.01.2021 tarihindeki ücretinin tespitinde, hem 2021 yılı asgari ücretinin belli oranda fazlasının hem de toplu iş sözleşmesinde öngörülen artış oranının aynı anda dikkate alınması mümkün değildir. Daha önceki dönemde işçinin ücretinin asgari ücretle olan bağının kesilmediğinin de anlaşılması karşısında, her iki yöntem arasında şu şekilde bir karşılaştırma yapılarak sonuca gidilmelidir:
    İşçinin 31.12.2020 tarihindeki ücretine toplu iş sözleşmesinde öngörülen zam uygulandıktan sonra bulunacak ücret, iş sözleşmesinde belirlenen 01.01.2021 tarihindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası uygulanarak bulunan ücretten daha yüksek ise artık bireysel iş sözleşmesine göre belirlenecek ücret değil toplu iş sözleşmesine göre belirlenecek ücret uygulanır. Şayet 01.01.2021 tarihindeki asgari ücretin belirli bir oran fazlası tutarındaki ücret, toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen ücretten yüksek ise bu durumda da sadece iş sözleşmesi ile belirlenen ücret uygulanır.

    Davacının 2021 yılı ücretinin tespitinde açıklanan ilke ve esaslara uygun şekilde hesaplama ve değerlendirme yapılmamış olması bozma sebebidir.

    3.Ücret tespiti bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise toplu iş sözleşmesinin taraflarınca akdedilmiş 01.10.2021 tarihli ek protokol hükümlerinin ne şekilde uygulanması gerektiği noktasındadır.
    Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan 20.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda; 01.10.2021 tarihli ek protokolde yer verilen günlük ücret miktarlarındaki artış oranı tespit edilmiş ve bulunan oran, davacının ücretine uygulanmak suretiyle 2021 yılının Ekim – Aralık döneminde davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı 253,57 TL olarak tespit edilmiştir. Oysa ek protokolde mevcut ücretin artırılmasına yönelik herhangi bir zam oranı bulunmamaktadır. Ek protokol incelendiğinde, “…15.10.2021 tarihinden itibaren sendikamız üyesi işçilerin günlük çıplak brüt ücretleri aşağıdaki tabloda belirtilen oranlara yükseltilecektir” hükmünün yer aldığı, ilgili tabloda 135,83 TL/gün olan eski günlük brüt ücretin 160,00TL/gün, 141,37 TL/gün olan eski günlük brüt ücretin 162,00TL/gün, … 170,62 TL/gün olan eski günlük brüt ücretin 182,00TL/gün, 243,74 TL/gün olan eski günlük brüt ücretin 15.10.2021 tarihinden itibaren 250,00 TL’ye yükseltildiği tespit edilmektedir.
    Bu durumda yüzde olarak herhangi bir artış oranı içermeyen, yalnızca farklı ücret miktarlarının artışını öngören ek protokol maddesinin yanlış yorumlanması suretiyle 2021 yılının Ekim ayına ilişkin zamlı bir ücret tespit edilmesi, tespit edilen bu ücretin de hesaplama unsuru olarak kullanılması hatalıdır.
    Açıklanan ilke ve esaslara göre öncelikle (2) numaralı bentte aktarılan hesap yöntemi esas alınmak suretiyle davacıya 15.10.2021 tarihine kadar ödenmesi gereken ücret tespit edilmeli, daha sonra bulunan bu ücret ile 01.10.2021 tarihli ek protokolde oluşturulmuş yeni ücret miktarları birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Böylece ek protokolde belirtilen ücret dilimlerinden hangisi, tespit edilen ücretten fazla ve ona en yakın miktarda ise o ücret miktarı seçilmelidir. Örneğin davacının ek protokolün uygulanmaya başladığı 15.10.2021 tarihine kadarki ücreti 220 TL olarak belirlenmiş ise ek protokole göre bu miktara en yakın bir üst birim dikkate alınarak 15.10.2021 tarihindeki ücret miktarının 250 TL olduğu kabul edilmelidir.
    2021 yılı için tespit edilen ücreti 01.10.2021 tarihinden sonraki hesaplamalarda oluşacak bu ücretin esas alınması gerekirken ek protokolün yanlış yorumlanarak hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.