ÖZET: Başvuran, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’na Aşı Sonrası İstenmeyen Etkiler (ASİE) ile ilgili istatistiksel veriler talep etmiş, ancak Bakanlık bu talebe olumsuz yanıt vermiştir. İdarenin gerekçesi, istenen bilgilerin ayrı veya özel bir çalışma gerektirmesi ve bu nedenle paylaşılmaması gerektiği yönündedir. Başvuran, bu olumsuz yanıtın hukuka aykırı olduğunu savunarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na itirazda bulunmuş, ancak itirazı da reddedilmiştir.

Danıştay, başvuranın talep ettiği bilgilerin, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 7 ve 17. maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığını belirlemiştir. Aşı sonrası istenmeyen etkilerin izlenmesi ve raporlanması gibi süreçlerin, kamu yararını zedeleyebileceği ve ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verebileceği gerekçesiyle bu bilgilerin paylaşılmasının uygun olmayacağı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, başvuranın talebinin reddedilmesi yönündeki idarenin işlemi hukuka uygun bulunmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/5037-S.21.8179

BAŞVURU NO : 2020/103728

KARAR TARİHİ : 29/03/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, her yıl Türkiye genelinde kaç tane Aşı Sonrası

İstenmeyen Etki (ASİE) bildirimi yapıldığı, bu bildirimlerin yıl ve şehir bazında mutlak sayı olarak dağılımı ile bu bildirimlerin yıl, yaş ve cinsiyet açısından mutlak sayı olarak dağılımına ilişkin verilerin bilgi edinme hakkı kapsamında tarafıyla paylaşılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/12/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; 16/04/2020 tarihinde Bilgi Edinme

Hakkı Kanununa dayanarak Sağlık Bakanlığına Aşı Sonrası İstenmeyen Etkiler Genelgesiyle ilgili istatistiksel bilgilere dair bir başvuruda bulunduğunu, Bakanlığa bağlı Aşı İle Önlenebilir

Hastalıklar Dairesi Başkanlığının 29/05/2020 tarihinde talebine bir kanun maddesini sebep göstererek olumsuz yanıt verdiğini, talep ettiği verilerin Kurumun kendi görev tanımında belirttiği gibi toplamakla yükümlü olduğu ve kurum içi olmayan, tüm kamuoyunu ilgilendiren veriler olduğunu, bu verilerin toplanması için ek bir çalışma yapılmasına gerek olmadığını, Kurumun bu verileri toplamakla sorumlu olduğunu, daire başkanlığının olumsuz cevabı üzerine

Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK) itirazda bulunduğunu, Kurulun da itirazına olumsuz yanıt verdiğini, iki kurumun da verdiği olumsuz yanıtın Bilgi Edinme Hakkı

Kanunuyla örtüşmediğini belirterek; her yıl Türkiye genelinde kaç tane Aşı Sonrası İstenmeyen

Etki (ASİE) bildirimi yapıldığı, bu bildirimlerin yıl ve şehir bazında mutlak sayı olarak dağılımı ile bu bildirimlerin yıl, yaş ve cinsiyet açısından mutlak sayı olarak dağılımına ilişkin verilerin tarafına verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sağlık Bakanlığından 12/01/2021 tarih ve S sayılı yazı ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, anılan İdarenin 18/02/2021 tarih ve E sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Konuya ilişkin ilk kez 16/04/2020 tarihinde başvuran tarafından CİMER’e başvuruda bulunulduğu, 29/05/2020 tarihinde Bilgi Edinme Hakkı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 12 ve 28’inci maddelerinde yer alan “Bilgi edinme başvurusu, başvurulun kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar; ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurular ile tekemmül etmemiş bir işleme ilişkin bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler. Belli bir tarihte açıklanacağı, duyurulacağı önceden belirtilmiş olup zamanından önce açıklanması halinde kamu yararını zedeleyecek veya kişisel menfaat temin etmek için kullanılabilecek bilgi veya belgeler, belirtilen tarihten önce açıklanamaz, erişimi sağlanamaz.” hükmüne dayanılarak istenen bilgilerin kendisine gönderilemeyeceği yönünde cevap verildiği, 2.2. Başvuranın, CİMER başvurusuna ilişkin cevaba istinaden Bilgi Edinme Değerlendirme

Kuruluna başvurduğu, itiraza konu talebi 4982 sayılı Kanunun “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25’inci maddesinde yer alan “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.” hükmüne dayanılarak 08/07/2020 tarihli

Kurul kararıyla reddedildiği, 2.3. Sonuç olarak, yukarıda yer alan gerekçeler doğrultusunda ve istenilen verilerin; 4982 sayılı

Bilgi Edinme Kanununun 7’nci maddesinde yer alan “Bilgi edinme başvurusu, başvurulun kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır. Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.” hükmü ve 17’nci maddesinde yer alan “Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır” hükmü gereği kişiyle paylaşılamayacağı, bilgilerine yer verildiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 1982 Anayasasının; 3.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.16 Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.2. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesi: “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. …”;

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi:

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi: “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 5.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesi: “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler…”, 5.3. “İstenecek bilgi veya belgenin niteliği” başlıklı 7’nci maddesi: “…Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler….”,

5.4. “Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 17’nci maddesi:

“Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.”, 5.5. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25’inci maddesi: “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.”, hükümlerini ihtiva etmektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; Bilgi Edinme Hakkı Kanununa dayanarak, Sağlık Bakanlığına Aşı Sonrası İstenmeyen Etkiler Genelgesiyle ilgili istatistiksel bilgilere dair bir başvuruda bulunduğunu, Bakanlığa bağlı Aşı İle Önlenebilir Hastalıklar

Dairesi Başkanlığının talebine bir kanun maddesini sebep göstererek olumsuz yanıt verdiğini, daire başkanlığının olumsuz cevabı üzerine Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (BEDK)

itirazda bulunduğunu, Kurulun da itirazına olumsuz yanıt verdiğini, iki kurumun da verdiği olumsuz yanıtın Bilgi Edinme Hakkı Kanunuyla örtüşmediğini belirterek; her yıl Türkiye genelinde kaç tane Aşı Sonrası İstenmeyen Etki (ASİE) bildirimi yapıldığı, bu bildirimlerin yıl ve şehir bazında mutlak sayı olarak dağılımı ile bu bildirimlerin yıl, yaş ve cinsiyet açısından mutlak sayı olarak dağılımına ilişkin verilerin tarafına verilmesini talep etmektedir.

8. Yönetimde şeffaflığın, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden olan bilgi edinme hakkı; bireylere daha yakın bir yönetimi ve halkın denetimine açıklığı sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile 4982 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Ancak, anılan Kanunun 7’nci maddesinde; istenecek bilgi veya belgenin, kurum ve kuruluşların ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek nitelikte olması halinde, bu yönde yapılacak bilgi edinme başvurularına, idareler tarafından olumsuz cevap verilebileceği hükme bağlanmıştır.

9. Bütün haklarda olduğu gibi bu hak da sınırsız değildir. Esasında temel hak ve özgürlüklerin daha verimli ve etkin kullanılabilmeleri amacıyla, özlerine dokunulmaksızın sınırlandırılmaları, bu şekilde kamusal çıkarlarla aralarında bir denge oluşturulması zorunludur. Bu noktada, 4982 sayılı Kanunda, bilgi edinme hakkının istisnaları tek tek sayılmış olup Kanunun Dördüncü

Bölümünde 15 ila 27’nci maddeleri arasında yer alan bu istisnaların; yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir.

10. Aşı Sonrası İstenmeyen Etki (ASİE); aşı uygulanan bir kişide, aşı sonrası ortaya çıkan, bilinen aşı yan etkisi ya da aşıya bağlı olduğu düşünülen herhangi bir istenmeyen tıbbi olay olarak tanımlanmaktadır. ASİE izleme sistemi, aşının kabul edilebilirliği ve hizmet kalitesinin artırılması için bağışıklama programlarının vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Bu noktada, ASİE izleme sisteminin temel amacı; meydana gelen istenmeyen olguları düzenli olarak izlemek, analiz etmek ve yorumlayarak aşılama programının iyileştirilmesini sağlamaktır (Sağlık Bakanlığı, 13/03/2009 tarihli ve 2009/18 sayılı Genelge).

11. Diğer taraftan, bahse konu Sağlık Bakanlığının 2009/18 sayılı Genelgesinin, Genişletilmiş

Bağışıklama Programı (GBP) kapsamında uygulanan aşılar (özel aşılar dahil) sonrası gelişen istenmeyen etkilerin sürveyansını yürütmek üzere hazırlandığı Genelgede açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca, rutin uygulamaya çeşitli nedenlerle eklenebilecek diğer aşılar sonrası gelişen istenmeyen etkilerin izlemi de bu Genelge kapsamına alınmıştır. Bu bağlamda, aşı sonrası istenmeyen etkilerin il ve ülke düzeyinde izlenebilmesi için tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının (özel sağlık kuruluşları ve muayenehaneler dahil) Genelge doğrultusunda hareket etmeleri Bakanlık tarafından talimatlandırılmıştır.

12. Bu çerçevede, yukarıda da açıklandığı üzere söz konusu programın, toplumun aşılama ile bağışıklığının güçlendirilmesine yönelik elde edilen verilerin toplanması, yönetilmesi, analiz edilmesi ve raporlanması faaliyetlerini kapsayan oldukça kapsamlı süreci içerdiği, buna ilişkin istatistiki bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmadığı, ayrıca Sağlık Bakanlığının her yıl yayımladığı

Sağlık İstatistikleri Yıllıklarında da bu bilgilere yer verilmediği, elde edilen verilerin daha çok toplumun belli hastalıklara karşı bağışıklığını güçlendirmeye yönelik sağlık politikası oluşturulmasında kullanıldığı incelenen belgelerden anlaşılmıştır. Bu itibarla, başvuranın ASİE izleme programıyla elde edilen, yıllara göre bildirim sayısı, şehir, yaş, cinsiyet gibi ayrıntılı bilgilerin, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek nitelikte olduğu, bundan dolayı da 4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca söz konusu talebinin reddi yönünde kullanılan takdir yetkisinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

13. Diğer taraftan, bilgi edinme hakkının sınırları yasa ile çizilmiştir. Yasa koyucu hangi durumlarda bu hakkın sınırlandırılacağını maddeler halinde açıklamıştır. Bu çerçevede, ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler ile kurum içi düzenlemelerin hangi durumlarda kişilerle paylaşılmayacağı 4982 sayılı Kanunun sırasıyla 17 ve 25’inci maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, Kanunun 17’nci maddesiyle, açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler; 25’inci maddesiyle ise, kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklı olmak üzere bilgi edinme hakkının kapsamı dışında tutulmuştur.

14. Aşıların, belli hastalıklara karşı kişisel ve toplumsal bağışıklığın kazanılmasında önemli rolünün olduğu genel kabuldür. Bu noktada, toplumun bireylerinin bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Dolayısıyla aşıların olumlu etkilerinin yanında olumsuz etkilerinden de bilgi sahibi olunması temel insan haklarının bir gereğidir. Ancak, bu durumu somut olayımız açısından değerlendirdiğimizde, başvuranın talep ettiği bilgilerin aşıların olumsuz etkileriyle ilgili genel bilgilerin dışında, yukarıda da ifade edildiği üzere ayrıntılı çalışma gerektiren ve yıl, yaş, cinsiyet, şehir gibi spesifik bilgileri içerdiği görülmüştür. İdare bu konuda, söz konusu bilgilerin paylaşılmasının, 4982 sayılı Kanunun 17’nci maddesi çerçevesinde “ülkenin ekonomik çıkarlarına” tehlike oluşturacağını iddia ederek, bu bilgilerin paylaşılmasına çekince koymaktadır. Nitekim, COVID-19 pandemik aşıları sonrasında ortaya çıkabilecek istenmeyen etkilerin izlemi de söz konusu 2009/18 sayılı Genelge kapsamında yapılmaktadır. Dolayısıyla bu ve buna benzer durumlara ilişkin özel nitelikteki bilgilerin ilgisi olmayanlarla paylaşılması ülke menfaatini etkileyebilecek nitelikte olabilir. Bu sebeple, İdarenin bahsedilen gerekçe ve çekincesinin yerinde olduğu değerlendirildiğinden, başvuranın söz konusu talebinin ayrıca

4982 sayılı Kanunun 17’nci maddesi kapsamına girdiği kanaatine varılmıştır.

15. Öte yandan, başvuranın bilgi edinme başvurusunun reddedilmesi üzerine Bilgi Edinme

Değerlendirme Kuruluna (BEDK) yaptığı başvuruya, Kurul tarafından ret gerekçesi olarak

4982 sayılı Kanunun 7’nci maddesi yanında, aynı Kanunun 25’inci maddesinde yer alan

“Kurum içi düzenlemeler” hükmü de öne sürülmüştür. Somut olayımıza 4982 sayılı Kanunun 25’inci maddesi çerçevesinde baktığımızda, aşıların kamu kaynaklarının kullanılarak yapıldığı düşünüldüğünde, bu konuda bilgi istenilmesine kamuoyunu ilgilendirmediği gerekçesini öne sürmek uygun düşmeyecektir. Bundan dolayı, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun söz konusu gerekçesinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

16. Ancak, her ne kadar 4982 sayılı Kanunun 25’inci maddesinin gerekçe olarak sunulması yerinde olmasa da yukarıdan bu yana açıklandığı üzere, anılan Kanunun 7 ve 17’nci maddeleri gereğince, başvuranın söz konu talebinin bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı sonucuna varılmıştır.

17. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, her yıl Türkiye genelinde kaç tane Aşı

Sonrası İstenmeyen Etki (ASİE) bildirimi yapıldığı, bu bildirimlerin yıl ve şehir bazında mutlak sayı olarak dağılımı ile bu bildirimlerin yıl, yaş ve cinsiyet açısından mutlak sayı olarak dağılımına ilişkin verilerin tarafıyla paylaşılması talebinin; 4982 sayılı Kanunun 7 ve 17’nci maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı değerlendirildiğinden, başvuranın söz konusu talebinin reddi yönündeki İdarenin işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde iyi yönetim ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi