onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa iddiaları üzerine odaklanmaktadır. Davacı, işçi olarak çalıştığı dönemde toplu iş sözleşmesinden yararlanmadığını ve çeşitli alacak taleplerinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının işçi statüsünü ve sendika üyeliğini dikkate alarak kısmi kabul kararı vermiştir. Ancak davalılar, muvazaa ve zamanaşımı gibi savunmalarla bu kararı istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi olduğuna ve dolayısıyla toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkına sahip olduğuna karar vermiştir. Muvazaa iddialarının geçerli olduğu ve davacının sendika üyeliğinin bildirilmesiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşullarının sağlandığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, davalıların istinaf başvuruları esastan reddedilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır.

Karar, işçi hakları ve toplu iş sözleşmesi kapsamında muvazaa durumlarının değerlendirilmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmakta, işçilerin haklarının korunması gerektiğini vurgulamaktadır.

9. Hukuk Dairesi         2024/12392 E.  ,  2024/16198 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
    KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi
    TEMYİZ EDENLAR : Davalılar vekilleri
    İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin … … Belediyesi … Elektrik Su Havagazı Otobüs ve Troleybüs (…) Genel Müdürlüğünde hat şoförü olarak çalıştığını, … 7. İş Mahkemesinin 2017/424 Esas, 2017/249 Karar sayılı kararıyla; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun ve müvekkilinin davalı Belediye işçisi olduğunun tespit edildiğini, davacının 17.02.2014 tarihinde … Genel Müdürlüğünde örgütlü bulunan …Sendikasına üye olduğunu, üyeliğinin 24.06.2014 tarihli yazı ile … Genel Hizmet Otopark Özel Eğitim İtfaiye ve Sağlık Hizmetleri Ticaret AŞ’ye (… AŞ) bildirildiğini, … AŞ’nin de Sendikanın bildirdiği üye listesini 02.07.2014 tarihli yazı ile … Genel Müdürlüğüne bildirdiğini, ancak davacının …Sendikasının toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını ileri sürerek ikramiye, giyim, yakacak, temizlik, yemek, akıllı kart ve sürücü kartı primi, kıdemliliği teşvik primi, fark ücret, gece çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ilave tediye alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının … AŞ işçisi olması nedeniyle davalı İdareye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının aynı anda iki toplu iş sözleşmesinden yararlanması sonucunu doğuracak nitelikteki taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, Sendika tarafından davacının üyeliği İdareye bildirilmediğinden davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının söz konusu olmadığını, … AŞ ile aralarındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

    2. Davalı … AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının kesin hüküm ile reddedilmiş olan alacak taleplerini işbu davada yeniden ileri sürmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili Şirkete doğrudan iş başvurusunda bulunduğunu, davacı tarafça işe alınacak ve işten çıkarılacak işçilerin … Genel Müdürlüğü tarafından belirlendiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı ve davacı gibi hizmet alımı yolu ile çalıştırılan kişilerin kadrolu işçilerin toplu sözleşme ve kanundan kaynaklanan mali hak ve sosyal yardımlardan faydalanamayacağının kanun ile düzenlendiğini, davacıya müvekkili Şirkette çalıştığı süre boyunca işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi gereğince tüm işçilik haklarının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; … 7. İş Mahkemesinin 2017/424 Esas, 2017/249 Karar sayılı sayılı dosyasında davacının baştan itibaren … Genel Müdürlüğü işçisi olduğuna karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının …Sendikasına üye olduğu, üyeliğinin 02.07.2014 tarihinde … Genel Müdürlüğüne bildirildiği, 01.03.2012 – 14.03.2014 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmadığı; ancak 15.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle, yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davalı … Genel Müdürlüğü vekili; davalılar arasında muvazaa bulunmadığını, davacının … Sendikasına üye olduğunun bildirilmediğini, davacının aynı anda iki toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığını, hesaplamaların hatalı yapıldığını, hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

    2. Davalı … AŞ vekili; davalılar arasında muvazaa bulunmadığını, davacının çalışma döneminde hak ettiği tüm ödemelerin yapıldığını, davacının aynı anda iki toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamından davalı … Genel Müdürlüğü ile … AŞ arasında imzalanan sözleşmenin salt işçi teminine yönelik olduğu ve Yüksek Mahkemenin ilke kararına göre muvazaa oluşturduğu için davacının başlangıçtan itibaren … Genel Müdürlüğü işçisi sayıldığı (Y22HD, 2018/7567 E., 2018/17349 K.), davacının 22.01.2014 tarihinde … Sendikasına üyelik talebinde bulunduğu, Sendikanın 22.02.2014 tarihli kararı ile üyeliğinin geçerli hâle geldiği, … Sendikasının 24.06.2014 tarih ve 2015 sayılı yazısı ile davacının üyeliğinin davalı … AŞ’ye bildirildiği, … AŞ tarafından da davacının üyeliğinin 02.07.2014 tarihli yazı ile … Genel Müdürlüğüne bildirildiği, bu itibarla davacının toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiği, davacının muvazaalı işlem nedeniyle baştan itibaren … Genel Müdürlüğü işçisi sayıldığı kabul edildiğinden ilave tediyeye hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belge ve deliller, aynı yönde Dairece verilen 2021/152 Esas, 2021/150 Karar sayılı karar ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2021/5125 Esas, 2021/8988 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediği, davalı tarafın sunmuş olduğu itirazların verilen gerekçeli kararda isabetli delil ve değerlendirmelerle tartışıldığı, yapılan değerlendirmelerin ve hükmedilen vekâlet ücretinin usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davalı … vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

    2. Davalı … AŞ vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, muvazaanın varlığı hâlinde davacının gerçek işverenin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşullarını taşıyıp taşımadığı ve talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedi ve sekizinci fıkraları, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun’un 1 vd. Maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 39 ve 53 üncü maddeleri, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3 ve 62 nci maddeleri., karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi.

    3. Dairemizin 13.12.2022 tarihli ve 2022/15670 Esas, 2022/16492 Karar sayılı kararında, muvazaanın varlığı durumunda işçinin gerçek işveren tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşulları şu şekilde açıklanmıştır:
    “…
    … somut uyuşmazlıkta olduğu gibi asıl alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığının ya da geçerli olarak kurulmadığının ve işçinin çalışma süresinin en başından itibaren asıl işverenin işçisi olduğunun belirlendiği durumlarda; işçi, toplu iş sözleşmesinin imza tarihinde yetkili sendikaya üye olsa da gerçek işveren olan asıl işverenin toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi; ancak taraf sendika üyeliğinin gerçek işverene bildirildiği tarihten itibaren mümkündür. Somut uyuşmazlık dönemi için davacının sendika üyeliği, toplu iş sözleşmesinin tarafı Sendika tarafından davalı Belediyeye bildirilmediği gibi davacının da toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebi ile davalı Belediyeye bir başvurusu olmamıştır. “

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Dosya kapsamından, davacının 22.02.2014 tarihinde … Sendikasına üye olduğu, üyeliğinin 02.07.2014 tarihinde davalı … … Belediye Başkanlığı … Genel Müdürlüğüne bildirildiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında düzenlenen 12.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının … Sendikası ile davalı arasında düzenlenen 18.07.2014 imza ve 15.03.2014 – 14.03.2016 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden, yürürlük tarihinden itibaren yararlanabileceği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
    Dairemiz uygulamasına göre muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde, işçinin gerçek işverenin taraf olduğu toplu iş sözlemesinden yararlanabilmesi, o işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasına üyeliğinin gerçek işverene bildirildiği tarihten itibaren mümkündür (9HD, 2022/15670 E, 2022/16492 K).
    Somut olayda davacının, üyelik bildirim tarihi olan 02.07.2014 tarihinden itibaren davalı işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceğinin düşünülmemesi hatalı ise de davalının zamanaşımı def’i dikkate alınarak 21.01.2015 tarihinden sonraki döneme ilişkin alacakların hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemece verilen karar sonucu itibarıyla yerinde görüldüğünden, belirtilen husus bozma sebebi yapılmamıştır.

    3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Değerlendirme bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan ilave gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.