onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davalı ile dava dışı şirket arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı ve bu durumun davacının alacak hakları üzerindeki etkisi incelenmiştir. İlk Derece Mahkemesi, muvazaalı ilişki tespit edilmesi nedeniyle davacının başlangıçtan itibaren davalı işçisi sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Davalı vekili, muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının muvazaalı olduğu kesinleşen bir raporla tespit edilen dönemde çalıştığını belirterek, muvazaanın 11.09.2014 tarihine kadar geçerli olduğunu ve bu tarihe kadar olan alacakların hesaplanması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, davacının talep ettiği miktarların bir kısmının reddine karar vermiştir. Nihayetinde, temyiz başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanmıştır. Bu karar, iş hukuku açısından muvazaalı iş ilişkilerinin tespiti ve sonuçları bakımından önemli bir içtihat oluşturmaktadır.

9. Hukuk Dairesi         2024/6916 E.  ,  2024/9887 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1950 E., 2024/413 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2015/432 E., 2022/578 K.

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.

    Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … bünyesinde dava dışı … … Hizmetleri AŞ (… AŞ) sigortalısı olarak çalıştığını, davalı … ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince dava dışı Şirket bünyesinde yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini, davalının raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasında açtığı davada Bakanlığın tespit raporunun yerinde olduğunun tespiti ile davanın reddedildiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı … işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve alacaklarının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının dava dışı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira söz konusu dava dışı Şirket ile yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na (4734 sayılı Kanun) uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işlerin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun (5393 sayılı Kanun) 67 nci maddesinde sayılan işlerden olduğundan üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; … ile dava dışı … AŞ arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı ve davacının başlangıçtan itibaren … işçisi sayılması gerektiği, bu nedenle davalının husumet itirazına itibar edilmediği, ıslaha karşı süresi içinde ileri sürülen zamanaşımı def’inin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili; davaya cevap dilekçesi ve aşamalarda savunduğu ve dayandığı hususları tekrar ederek davacının dava dışı … AŞ çalışanı olduğunu, toplu iş sözleşmesi olan yerde muvazaadan söz edilemeyeceğini, davacı tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, davacı tanıklarının davalı … aleyhine açılmış aynı konuya ilişkin davalarının mevcut olduğunu, davacının davasının kısmi dava niteliğinde olduğunu, ücret alacaklarına ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, husumet nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulü yönündeki kararların hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hakkın kötüye kullanılması hususunun dikkate alınmadığını, her bir dosyada birbirinden bağımsız olarak muvazaa olgusunun araştırılması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının muvazaalı olduğu kesinleşen 27.03.2013 imza tarihli ve 01.04.2013-30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde yürürlükte olan 170 kişilik temizlik destek hizmetleri ihalesi kapsamında çalıştığı, listede davacı isminin bulunduğu ve temizlik işi yaptığı, 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile 4734 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun (4735 sayılı Kanun) 8 nci maddesinde yapılan değişiklikler ile de personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin yapılabilmesine imkân tanındığından, muvazaa kabulünün en fazla 11.09.2014 tarihine kadar geçerli olduğu, hesaplamanın 01.04.2013- 11.09.2014 tarihleri arasında yapılmasının dosya kapsamı ve yasal düzenleme ile emsal kararlara uygun olacağı, davacı vekilinin dava değerini ıslah etmediği, bilirkişi raporunda 01.04.2013- 11.09.2014 tarih aralığı için hesaplanan fark alacak miktarı ile dava dilekçesinde talep edilen miktarların denetlendiği, dava dilekçesinde talep edilen miktar dışındaki kısmın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf sebeplerine benzer sebepleri ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davalının tarafı olduğu asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

    2. 4734 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 4735 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi, 5393 sayılı Kanun’un 67 ve 70 inci maddeleri.

    3. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19 uncu maddesi.

    4. Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/14769 Esas, 2022/16010 Karar sayılı kararı.

    3. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.