ÖZET: Kamu İhale Kurulu, başvuru sahibinin aşırı düşük teklif açıklamalarıyla ilgili iddialarını değerlendirirken, bu iddiaların detaylandırılmasının beklenemeyeceğine hükmetmiştir. İlgili karar, 4734 sayılı Kanun’un 54. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine atıfta bulunarak, şikâyet ve itirazen şikâyet dilekçelerinde başvurunun konusu, sebepleri ve dayandığı delillerin bulunmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Ancak, davacı şirketin sunduğu şikâyet dilekçesinde belirtilen iddiaların somut bir biçimde ifade edilmesi gerektiği, gizlilik ilkesinin ihale süreçlerinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bu bağlamda, davacı şirketin aşırı düşük teklif açıklamalarına yönelik itirazının, gerekli detaylarla desteklenmediği gerekçesiyle reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kurul, itirazen şikâyet başvurusunun şekil yönünden reddinin hukuka uygun olmadığını belirterek, dava konusu işlemin iptaline ve başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine karar vermiştir. Bu durum, ihale süreçlerinde şikâyet ve itirazen şikâyet başvurularının işlevselliği açısından önemli bir tespit olarak değerlendirilmektedir.

Karar no 2022/MK-177
Karar tarihi 18.05.2022
Toplantı No 2022/028
Gündem No 38
Gündem Konusu 2016/9345 İhale Kayıt Numaralı “2016 Yılı Mart – Aralık Dönemi Meslek İçi Eğitim Seminer Organizasyon Hizmeti” İhalesi

Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı tarafından yapılan 2016/9345 ihale kayıt numaralı “2016 Yılı Mart – Aralık Dönemi Meslek İçi Eğitim Seminer Organizasyon Hizmeti” ihalesine ilişkin olarak, Kun Turizm Tatil Hizmetleri Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 13.04.2016 tarihli ve 2016/UH.III-1037 sayılı karar ile “Başvurunun reddine” karar verilmiştir.

Davacı Kun Turizm Tatil Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesinin 19.07.2016 tarihli ve E:2016/2213, K:2016/2379 sayılı kararı ile “davanın reddine” karar verilmiştir.

Davacı tarafından anılan Mahkeme kararının temyiz başvurusu üzerine verilen, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 15.02.2022 tarihli E:2016/4882, K: 2022/425 sayılı kararında “… ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabileceklerin şekil ve usul kurallarına uygun olmak şartıyla şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilecekleri, başvurunun konusu, sebepleri ve dayandığı delillerin başvuru dilekçelerinde belirtilmesi, başvuruda bulunulan hususların dilekçelerde somut bir biçimde, mevzuata aykırı bulunma sebepleri ile birlikte gösterilmesi ve işlemin hangi unsurlarının hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğunun belirtilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Gizlilik ilkesinin uygulanmasının zorunlu olduğu ihale süreçlerinde isteklilerin, diğer isteklilerin teklifi ve ihale dosyasına sunulan bilgi ve belgeler hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmalarının mümkün olmadığı dikkate alındığında, şikâyet ve itirazen şikâyet başvurularında ileri sürülen iddiaların somutluğu açısından konunun geniş yorumlanması gerekmektedir. Aksinin kabulü, Kanun’da zorunlu idarî başvuru yolu olarak öngörülen şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunun işlevini yerine getiremeyen bir kurum olmasına ve kişilerin hak arama hürriyetinin kullanılmasının zorlaştırılmasına sebebiyet verecektir. Bu kapsamda, davacı şirket tarafından ihaleyi yapan idareye sunulan şikâyet dilekçesinde yer alan “aşırı düşük teklif açıklamasında bulunan isteklilerin Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79. maddesinde yer alan kriterlere uygun açıklamada bulunmadığından değerlendirme dışı bırakılmaları gerektiği” iddiasının, davacı şirketin, uyuşmazlık konusu ihalede aşırı düşük teklif açıklamasında bulunan isteklilerce sunulan bilgi ve belgelere ilişkin iddiasını detaylandırması beklenemeyeceğinden, 4734 sayılı Kanun’un 54. maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan, “başvurunun konusu, sebepleri ve dayandığı delillerin, şikâyet ve itirazen şikâyet dilekçesinde bulunması gerektiği” yönündeki düzenlemeye aykırılık taşımadığı görülmektedir. Bu itibarla, davacı şirketin şikâyet başvurusunun reddi üzerine, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen şekil ve usûl kurallarına uygun olarak itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından, itirazen şikâyet aşamasında davacı şirketçe, şikâyet başvurusunda ileri sürülen iddia detaylandırılmak suretiyle davalı idareye yapılan itirazen şikâyet başvurusunun şekil yönünden reddine dair dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle “dava konusu işlemin iptaline” ve “Ankara 13. İdare Mahkemesinin 19.07.2016 tarihli ve E:2016/2213, K:2016/2379 sayılı kararının bozulmasına” karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulunun 13.04.2016 tarihli ve 2016/UH.III-1037 sayılı kararının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine,


Oybirliği ile karar verildi.