ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olarak aldığı disiplin cezalarının iptali talebine ilişkin bir inceleme sürecini ele almaktadır. Başvuran, Standardize ve Kıymetlendirme (S/K) faaliyetleri nedeniyle sistematik mobbing uygulandığını iddia etmiş, ancak Kamu Denetçiliği Kurumu, bu faaliyetlerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askeri nitelikteki faaliyetleri kapsamında olduğunu belirterek inceleme yapma yetkisi bulunmadığını ifade etmiştir.

İdarenin disiplin cezalarına ilişkin gerekçeleri ve mevzuat hükümleri dikkate alındığında, verilen disiplin cezalarının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, başvuranın disiplin cezalarının kaldırılması talebi reddedilmiştir. Bu karar, askeri disiplin süreçlerinin yargı denetimi dışında kalabileceğini ve disiplin amirlerinin takdir yetkilerinin sınırlarını vurgulamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/64075-S.20.69338

BAŞVURU NO : 2020/350

KARAR TARİHİ : 06/07/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kendisine verilen disiplin cezalarının iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 06/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Hava Kuvvetleri

Komutanlığı 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığında Binbaşı rütbesinde görev yaptığını, “S/K faaliyetleri” adı altında uygulanan faaliyetlerin hukuka aykırı olabileceği nedeniyle idareye yaptığı başvuru sonucunda sıralı amirleri tarafından seri halde savunmasının alınıp peş peşe cezalar verilmeye başlandığını, 14.10.2019 tarihinden sonra 5 tane savunmasının alındığını, 4 tanesine dayanaksız ve gerekçesiz cezalar verildiğini, 1 tanesinden de mahkemeye sevk edildiğini, verilen disiplin cezalarında hiçbir soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı gibi sadece

1 günlük süreler içerisinde bütün cezaların üst amir tarafından onandığını,16 yıllık meslek

hayatında hiçbir ceza almadığı halde tamamen çaresiz ve dışlanmış hale getirildiğini, üzerine sistematik ve süreklilik arz eden bir mobbing baskısı kurulmaya çalışıldığını, hakkında tesis edilen disiplin cezalarının tamamı usul, esas, adil yargılanma ve soruşturmanın meşruluğu açısından hukuka aykırı olduğunu belirterek; TSK’da UYARI ve KINAMA cezalarında iki hiyerarşik amirin işbirliği yapması halinde verilen cezaların yargı denetimine kapalı olması, buna ilişkin olarak savunma yazılarının tarafsız konumda olabilecek kişilere/heyetlere inceletilmediği için hem verilen cezaların hem de S/K faaliyetlerinin Kamu adına denetlenmesini ve disiplin cezalarının tamamının kaldırılmasına yönelik Tavsiye Kararı verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 14/02/2020 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına

istinaden Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 16/03/2020 tarih ve sayılı yazı ve eklerinde özetle;

2.1) S/K faaliyetlerinin hukuki dayanağının TC. Anayasası’nın 117/2 maddesi, 211 Sayılı İç

Hizmet Kanunu’nun 2, 5, 6, 7, 8, 13, 14, 15, 16, 19, 20, 21, 24, 32, 35, 36.maddeleri, İç Hizmet

Yönetmeliği’nin 85, 86/f maddeleri, 926 sayılı Personel Kanunu’nun 26.maddesi, Subay ve

Meslek Programları Yönetmeliği’nin 33.maddesi, TSK Subay Sınıflandırma Yönetmeliği’nin 4, 5.maddesi, Genelkurmay Başkanlığınca çıkarılan MKS 164-1 TSK Eğitim ve Öğretim

Konsepti 4-1 sayfasının 11/1-a maddesinde düzenlendiği,

2.2) TSK’nın asli ve vazgeçilmez görevi olan Türk Vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak

şekilde askerî gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak görevi kapsamında olduğu; tüm diğer kamu kurumlarında da olması gerektiği gibi liyakat sahibi, kalifiye olmuş ve harbe hazır personele dayalı , bu vatan görevini yerine getirebilmesinin mümkün olduğu; buna göre personelinin görevleri kapsamında, harbe hazır tutulabilmeleri için tazeleyici hizmet içi eğitime tabi tutulmalarını sağlamak, göreve ilişkin güncel gelişmelere göre eğitim seviyelerini dinamik seviyede tutup, süreçte arttırılmasını sağlamak Türk Silahlı Kuvvetlerinin Anayasa’ya ve yukarıda belirtilen diğer mevzuat hükümlerine dayanan asli ve vazgeçilmez görevlerinden olduğu,

2.3) Ayrıca başvurucu personelin bulunduğu “mühimmat tahrip” sınıfının, teknolojik

gelişmelere bağlı olarak hızlı bir şekilde artan çeşitlilikte olan mühimmatlara/patlayıcılara vs.

karşı eğitime tabi tutulmasını gerektirdiği; yine mühimmat tahrip gibi insan hayatını ve Türk

Silahlı Kuvvetlerinin görev başarısını temelden ilgilendiren bir konuda, söz konusu mühimmat tahrip sınıfı personelin sürekli olarak harbe hazır ve güncel gelişmelere göre kalifiye olacak şekilde göreve yönelik yetenekleri kaybedilmeden, hazır bulunuşluğunun sağlanması gerekliliği,

2.4) Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev bilincine ve vatan görevine sadık personelinin 15

Temmuz 2016 tarihinde yaşanan menfur darbe girişimine karşı ve yurt içinde/dışında birçok bölgede icra ettiği terörle mücadele operasyonlarında göstermiş olduğu başarı, Türk Silahlı

Kuvvetlerinin iç ve dış tehditlere karşı liyakat sahibi ve kalifiye olmuş (HARBE HAZIR)

personel ihtiyacını açıkça ortaya koyduğu,

2.5) Adı geçen personel tarafından yapılan başvurunun temel dayanağı olan eğitime tabi

tutulmaması gerektiği, söz konusu eğitimlerin kanuni dayanağının bulunmadığı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilmekle birlikte; yine Anayasal ve yasal zemine dayanan söz konusu S/K faaliyetlerine ilişkin eğitimlerin ve emir niteliğinde bulunan söz konusu Yönerge ve diğer Yönergelerin üst makamlarca onaylanması zorunluluğu bulunmadığı gibi, uygulamada da hiçbir Kuvvet Yönergesi onay için üst makamlara gönderilmediği, bugüne kadar da hiçbir üst makamdan 2007 yılından beri uygulanan S/K faaliyetlerinin hukuki dayanağının bulunmadığı, üst normlara aykırılık teşkil ettiği, söz konusu faaliyetlerin durdurulması gerektiği vb. yönünde Hv.K.K.lığına ulaşan bir uyarı, tenkit, emir, direktif vb.

bulunmadığı; Genelkurmay Başkanlığınca çıkarılan MY 187-1 (B) TSK Denetleme ve

Değerlendirme Yönergesi’nin “Kaynakça” bölümünde de, HKY 164-95 (D) Standardize ve

Kıymetlendirme Yönergesi’ne yer verildiği,

2.6) Personel hakkında tesis edilen disiplin işlemleri yönünden yapılan değerlendirmede; ilgi

disiplin süreçleri ve hukuki dayanakları belirtildiği; Birlik K.lığınca uygulanan söz konusu disiplin cezalarının disiplin mevzuatına; bu kapsamda savunma alınması, savunmanın incelenmesi, yetkili amir tarafından cezanın takdiri, kanuni itiraz yollarının hatırlatılması ve bu hakkın tanınması usullerine uygun olduğu; sonuç olarak personel hakkında mevzuata aykırı bir disiplin işlemi tesis edilmediği,

2.7) T.C. Anayasası’nın 129/3 madde ve fıkrasında; disiplin kararlarının yargı denetimi dışında

bırakılamayacağı düzenlendikten sonra, aynı maddenin 4’üncü fıkrasında; Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlerin saklı olduğu belirtilerek, TSK mensupları yönünden disiplin işlemlerinin yargı yolunun kapatılabileceğinin açıkça düzenlendiği, bu kapsamda kanun koyucu tarafından Anayasa’ya uygun olarak ve askerlik hizmetlerinin gerekleri öngörülerek hazırlanan 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 43’üncü maddesinde; disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı yargı yolunun açık olduğu; diğer disiplin cezaları yönünden bir üst disiplin amirine itiraz yolu açık olmakla beraber, yargı yolunun kapalı tutulduğu, yine bu kapsamda personel hakkında mevzuata uygun olarak eylemlerinin karşılığı disiplin işlemlerinin yapıldığı, yine personel tarafından yargı yolu açık olan “hizmet yerini terk etmeme’ disiplin cezası yönünden yargı yoluna başvurulduğu,

2.8) 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 6/4 madde ve fıkrası kapsamında; itiraz üzerine

(6413 sayılı Kanun’da belirtilen itiraz usulü kapsamında) yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir idari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili amirin takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemeyeceği veya uygulama yapılamayacağının düzenlendiği; bu kapsamda söz konusu kesinleşmiş disiplin cezalarının, cezayı veren yetkili disiplin amirinin takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde, TSK hiyerarşisi içerisindeki tüm sıralı amirler dahil hiçbir idari makam tarafından kaldırılmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte, kapatılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi uygulamasında olduğu gibi yargı yolu kapalı bulunan disiplin cezaları “yokluk” haliyle sınırlı olarak idare mahkemelerince denetlenebildiği, ancak yargı yolu kapalı olan söz konusu disiplin işlemlerinde yokluk hali (savunma alınmaması, yetkisiz disiplin amiri tarafından ceza verilmesi, yetkili disiplin amirinin ceza sınırını aşması, süre aşımı,…vb.) söz konusu olmadığı gibi, personelin (mevcut kayıtlarda) bu yönde de bir iddiası ve bu iddia ile açılmış bir iptal davası da bulunmadığı,

2.9) Ayrıca “Emre İtaatsizlikte Israr” suçuna ilişkin suç dosyası Hv.K.Huk.Hiz.Bşk.lığının

görevi kapsamında incelendikten sonra Hv.K.Komutanı’ na arz edilerek, personel hakkında bu suçtan “soruşturma izni” verilmiş ve suç dosyası gereği için Merzifon Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiği; adli sürecin halen devam ettiği,

2.10) Mevzuat hükümleri kapsamında ve Kapatılan Askeri Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında

da belirtildiği üzere, “Emre İtaatsizlikte Israr” suçu 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 87’nci maddesinde düzenlenmiş olup; asker kişiler tarafından, hizmete ilişkin emrin; hiç yapılmaması, açıkça reddedilmesi ve emir tekrar edildiği hâlde emrin yerine getirilmemesi eylemlerinin yaptırıma bağlandığı, suçun maddi unsurlarını oluşturan eylemlerin; hizmete ilişkin emrin hiç yapılmaması, bu emrin yerine getirilmesinin söz veya fiil ile açıkça reddedilmesi, hizmete ilişkin emir tekrar edildiği hâlde yerine getirilmemesi olduğu, bunlardan hizmet emrinin hiç yerine getirilmemesinin basit hâl olarak düzenlendiği, daha az bir ceza öngörülmüşken; diğerlerinin nitelikli hâl olarak düzenlendiği ve bu hâller için daha fazla yaptırım belirlendiği,

2.11) Ayrıca kalifiye olamayan (başarısız olan) personel hakkında yapılacak işlemler de HKY

164-95 (E) Standardize ve Kıymetlendirme Yönergesi’nin 6’ncı Bölümünde düzenlenmiş olup; bu kapsamda, S/K faaliyetlerindeki başarısızlık durumuna dayanan bir cezalandırma söz konusu olmadığı; TSK’nın (diğer kamu kurumlarında da olduğu gibi), personelin diğer niteliklerinin yanında mesleki ehil ve yeterliliklerine göre de değerlendirilen ve ilgili mevzuatında dayanağı bulunan sicil değerlendirmesi, üstün başarı nedeniyle terfi, yurtiçi ve yurtdışı bilimsel etkinlik, özellikli kurslar, yurtdışı geçici görev, lisansüstü eğitim programları ve şerit rozet planlamaları, statü değişikliği ile sözleşmeli personelin sözleşme yenileme ve muvazzaflığa geçiş sürecinde personelin S/K faaliyetleri sonucundaki başarı ve performans durumunun göz önünde bulundurulacağının düzenlendiği, söz konusu düzenleme kapsamında (ve ilgili mevzuatı gereği), mesleki yeterlilik durumu ilgili işlemlerde de dikkate alınabilecek, ancak sadece bu nedenle ilgili işlemlerin tesis edilmemesinin söz konusu olmayacağı,

2.12) Bu kapsamda; söz konusu soruşturma izninin S/K faaliyetlerindeki başarısızlık vb. bir

duruma dayanmadığı, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında ve HKY 164-95 (E)

Standardize ve Kıymetlendirme Yönergesi’nin 6’ncı Bölüm 5’inci maddesinde yer alan “S/K faaliyetine planlanmasına rağmen geçerli mazeretleri olmaksızın katılmayan personel hakkında sıralı sicil amirlerince ilgili mevzuat (Disiplin Kanunu, Askerî Ceza Kanunu vb.)

kapsamında yasal işlem başlatılır. ” şeklindeki hatırlatma mahiyetindeki düzenlemeye paralel olarak, hizmete ilişkin olarak ve kendisine idare tarafından yeniden hak tanınarak (personel lehine işlem tesis edilerek) verilen 07-11 Ekim 2019 tarihlerindeki S/K uygulamasına katılması yönündeki hizmete ilişkin emrin, 5’inci Ana Jet Üs Komutanı dahil yetkili amirleri tarafından birçok kez yazılı ve sözlü olarak personele tebliğ edilmesine rağmen, söz konusu emrin personel tarafından söz ve fiille reddedilmek suretiyle yerine getirilmediği; bu kapsamda Hv.K.

Komutanınca 353 sayılı Kanun’un 9 ve 95’inci maddeleri gereği “Emre İtaatsizlikte Israr” suçunun nitelikli hali kapsamında personel hakkında “soruşturma izni” verildiği,

2.13) Söz konusu soruşturma iznine ilişkin suç dosyasında yer alan “Suç Vak’a ve Kanaat

Raporu”nda yer alan amir kanaatinde de; personele birçok kez tebliğ edilen emirlere ve tavsiyelere rağmen personelin, Terörle Mücadele Harekatı Bölgesinde tarafına EOD

Faaliyetlerine yönelik görevlendirme yapılamaması amacıyla bilinçli olarak S/K faaliyetlerine katılmadığını sözlü ve yazılı olarak beyan ettiği; personelin hem EOD tazminatını almaya devam etmeye çalıştığı, hem de Terörle Mücadele Harekatı Bölgesinde icra edilen harekatlar kapsamındaki riskli bölgelerdeki EOD Faaliyetlerine görevlendirilmemek amacıyla

Standardize ve Kıymetlendirme Faaliyetlerine iştirak etmediğinden personel hakkındaki kanaatin olumsuz olduğunun belirtildiği,

2.14) Personel hakkında “Emre İtaatsizlikte Israr” suçundan hazırlanan suç dosyası içeriğinde

yer alan, personelin “Savunmamdır” başlıklı 16 Ekim 2019 tarihli dilekçesinin 14’üncü sayfasında yer alan 63 ve 64’üncü maddelerindeki beyanlarının, “Suç Vak’a ve Kanaat

Raporu”nda yer alan amir kanaatinin doğruluğunu destekler nitelikte olduğu,

2.15) Talep konusu S/K faaliyetlerine ilişkin ilgili Yönerge’nin iptali için, başvurucu personel

tarafından 2016 yılında iptal davası açıldığı bilgisi, personel tarafından idareye sunulan 11

Şubat 2016 tarihli dilekçesi Ek’inde yer alan 06.01.2016 tarihli, üzerinde herhangi bir resmi kayıt bulunmayan dava dilekçesi örneğinden anlaşılmakla birlikte; Hv.K.K.lığı kayıtlarında, personel tarafından söz konusu hususa yönelik açılmış iptal davasına dair resmi bir kaydın bulunmadığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından sorumlu idari birimlerin savunmalarının alınması (cevap) istemi yönünde herhangi bir talebin bulunmadığı, bu hususta verilmiş herhangi bir idari yargı organı kararının Hv.K.K.lığına ulaşmadığı tespit; personelin daha önce idareye sunduğu dava dilekçesi akıbetinin (akıbeti hakkında idarede hiçbir bilgi bulunmaması nedeniyle) bildirilmesi maksadıyla personelin hali hazırda görevli bulunduğu birlikten varsa söz konusu belgeler talep edilmesine rağmen, personelin 09 Mart 2020 tarihli dilekçesinde, bir takım iddialarla söz konusu resmi kayıtlı belgelerin kendisinde bulunmadığının, diğer nüshalarını göndermeyeceğinin beyan edildiği; yine söz konusu 09 Mart

2020 tarihli personel dilekçesinin 9’uncu maddesinde “…yıllar önce kapanmış davalara ilişkin

evrakların… ” denildiği (buna göre ilgili yargı merciince, idarenin savunması alınmadan dilekçenin reddine karar verilmiş olması veya açılmış bir davanın bulunmaması ihtimalinin olduğu), bu kapsamda, personelin iddia ettiği Yönerge iptali için açılmış bir dava olduğu yönünde Hv.K.K.lığında herhangi bir resmi kayıt bulunmadığı,

2.16) Bununla birlikte; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararları incelendiğinde;

“Standardize ve Kıymetlendirme Yönergesinin iptali, 2011-2012 yılı standardize ve kıymetlendirme faaliyeti işleminin iptal edilmesi işleminin iptali ve 25.000,00-TL manevi zararın tazmini” istemiyle açılan bir idari davada, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3’üncü Dairesinin 25.02.2016 tarihli ve 2016/324-282 E.K. sayılı ilamında davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği, yokluk halinin varlığı halinde dava açma süresine bağlı olmaksızın davanın incelenmesi gerekmesine rağmen, ilgili kararda bu yönde bir tespit yapılmadığı da anlaşılmakta olduğu; talep konusu Yönerge’nin iptaline ilişkin veya söz konusu

Yönerge gereği haklarının ihlal edildiğinden bahisle herhangi bir personel tarafından açılmış başkaca bir idari yargı kararı da tespit edilemediği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın;

3.1) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun;

5.1) “Umumi Vazifeler” üst başlıklı 36 ıncı maddesinde; “Silahlı Kuvvetler, harb sanatını

öğrenmek ve öğretmekle vazifelidir. Bu vazifenin ifası için lazımgelen tesisler ve teşkiller kurulur ve tedbirler alınır.”,

6) 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun;

6.1) “Meslek Programları” başlıklı 26 ıncı maddesinde; “Subayların yurt içi veya yurt

dışında yetiştirilmeleri, her rütbe ve kendi sınıfı içinde yeterliklerinin geliştirilmesi ve sınıf ayrılıklarına göre kıt’a veya diğer görevlerde kullanma süre ve sırası yeterlik derecelerine göre

Meslek Programları Yönetmeliği ile düzenlenir.”

7) 16/02/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

7.1) “Disiplinsizliğin oluşması ve disiplin cezalarının niteliği” başlıklı 4 üncü maddesinde,

“…(5) İlave hizmet ve görev yükümlülüğü sonucunu doğuran disiplin cezaları kapsamında, kamu veya hizmet yararına olmayan keyfî görevler verilemez.”,

7.2) “Disiplin Soruşturması veya tahkikatın adli soruşturma veya kovuşturmadan

bağımsızlığı” başlıklı 5 inci maddesinde; “Herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yapılan adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemez.”,

7.3) “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6 ncı maddesinde; “– (1) Bu Kanunla disiplin

cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar.

(2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır.

(3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık, gibi hususlar göz önüne alınır.”,

7.4) “Disiplin soruşturması ve yetkiler” başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin

disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.

(2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir.”,

7.5) “Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1)

Disiplinsizliği tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir.

(2) Bu Kanunda belirlenmiş olan disiplinsizliklere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara, eylemleri adli veya askeri suç teşkil etse dahi aynı neviden disiplin cezaları verilebilir.

(3) Disiplin amiri olabilmek için; a) Amir konumunda olunması, b) Disiplin cezası verilecek personelden rütbe veya kıdemce büyük olunması, c) Disiplin cezası verilecek kişinin subay, astsubay (…)ve uzman erbaş statüsünde olması hâlinde, ilgili mevzuata göre bu personele sicil verme yetkisinin bulunması gerekir.”

7.6) “Üst Disiplin amirlerinin disiplin cezası verebileceği haller” başlıklı 9 uncu

maddesinde; “1) Bu Kanunda belirlenmiş istisnalar hariç, aşağıdaki hâllerde disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından

da kullanılabilir:

a) Disiplinsizlik, daha ağır bir disiplin cezası verilmesi amacıyla kendisine iletilmiş veya kendisi tarafından buna gerek görülmüşse b) Disiplinsizliğe bizzat şahit olmuşsa c) Disiplinsizlik, resmî saygınlığına ve makamına karşı işlenmişse ç) Disiplinsizlik, emri altında bulunan çeşitli kıta, karargâh ve kurumlara bağlı birden fazla kişi tarafından işlenmişse

7.7) “Disiplin Cezaları” başlıklı 11 inci maddesinde; “ (1) Subay, astsubay (…) (1) ve uzman

erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine

göre aşağıda belirtilmiştir:

a) Uyarma b) Kınama c) Hizmete kısmi süreli devam ç) Aylıktan kesme d) Hizmet yerini terk etmeme e) Oda hapsi f) Silahlı Kuvvetlerden ayırma (2) Uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir.”,

7.8) “Disiplin cezalarının yerine getirilme şekilleri” başlıklı 12 inci maddesinde; “ (1)

Uyarma cezası; personele, görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

(2) Kınama cezası; personele, görevinin icrasında veya hâl ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.”,

7.9) “Cezanın ağırlaştırılması ve disiplin amirlerinin takdir hakkı” başlıklı 14 üncü

maddesinde; “…(2) Disiplin amirleri, personelin; olumlu hizmet, sicil ve disiplin safahatı ile eylemin niteliğini göz önüne alarak bir derece hafif ceza uygulayabilir.

(3) Disiplin amirleri, uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarını gerektiren disiplinsizliklerinden dolayı personeline disiplin cezası vermeyebilir …”,

7.10) “Uyarma cezasını gerektiren disiplinsizlikler” başlıklı 15 inci maddesinde; “(1)

Uyarma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

a) Emri mütalaa etmek: Usulüne uygun olarak kendisine verilmiş olan bir emir üzerine; emrin uygun olmadığı, yanlış verildiği, yapılamayacağı ve benzeri şekillerde amirini alenen eleştirmek veya amire karşı itirazda bulunmaktır. Amir tarafından karar verilene kadar astın fikrini savunması veya emrin kanunsuz olduğu hususundaki kanaatini belirtmek için amire yaptığı itiraz, bunları yaparken oluşabilecek diğer disiplinsizlikler saklı kalmak kaydıyla bu kapsamda disiplinsizlik teşkil etmez.

…

e) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak: Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan müracaatlar hariç olmak üzere, kanun ve nizamlarla belirlenmiş usul ve kurallara riayet etmeden yazılı, sözlü veya elektronik olarak müracaat veya şikayette bulunmaktır.”

7.11) “Kınama cezasını gerektiren disiplinsizler” başlıklı 16 ıncı maddesinde; “…

a) Amir veya üste nezaketsizlik: Hizmette veya hizmete ilişkin hâllerde amir veya üste karşı saygısızlık teşkil edecek nitelikte olmayan ancak askeri nezaket, protokol ve terbiye kurallarına aykırılık teşkil eden fiillerde bulunmaktır. Askeri nezaket, protokol ve terbiye kurallarının astlara veya maiyete önceden ilan veya tebliğ olunması veya bu disiplinsizliği yapan kişinin makam ve rütbesi itibarıyla bu kuralları biliyor olması gerektiğinin objektif olarak kabul görmesi hâlinde disiplin cezası verilebilir.

…

ç) Askeri silsileyi bozarak hareket etmek: Müsaade edilmediği hâlde veya durumun gerektirdiği hâller haricinde, herhangi bir talebini askeri silsileye riayet etmeyerek doğrudan daha üst amirlerine iletmektir.

7.12) “Savunma hakkı” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin

altıncı fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

(2) (Değişik: 22/1/2015-6586/105 md.) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde verilecek savunma süresi üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”,

7.13) “Disiplin amirleri tarafından verilen cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi” başlıklı

41’inci maddesinde; “1) Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren iki iş günü içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak yapılır. Süresi içinde itiraz edilmez ise ceza kesinleşir.

…

(3) İtiraz, yetkili üst disiplin amiri tarafından üç iş günü içinde karara bağlanır. İlave inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu süre bir katına kadar uzatılabilir.

(4) İtiraz haklı görülürse, itirazı inceleyen üst disiplin amiri verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. İtiraz haklı görülmez ise ret olunur. Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir.”

8) 06/09/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri

İç Hizmet Yönetmeliği’nin,

8.1) “Mesleğe karşı vazifeler ve Vasıfları” üst başlıklı 85 inci maddesinde; “Vazifesi, Türk

Yurdu ve Cumhuriyetini içe ve dışa karşı lüzumunda silâhla korumak olan, Silâhlı Kuvvetlerde her asker kendine düşeni öğrenmeğe ve öğrendiğini öğretmeğe ve icabında son kuvvetini sarf ederek yapmağa mecburdur. And içme, askerî merasim ve protokol yönetmeliğine göre yapılır.”,

8.2) “Mesleğe karşı vazifeler ve Vasıfları” üst başlıklı 86 inci maddesinde; “…f) Harbe

hazırlık : Harb, silâh ve vasıtalarının ne suretle kullanılacaklarını iyice öğrenmek, harbin zor ve sıkı devirlerinde hattâ zayiattan dolayı kumandansız kalındığı zamanlarda bile kati ve doğru bir karar vermeye ve iş görmeğe yetecek kadar nazari, ameli bilgi ve tecrübe sahibi olmak, yorgunluk, uykusuzluk ve icabında açlık gibi harbin tab’i olan yoksuzluklarına uzun müddet dayanmak ve katlanmak için vücudu alıştırmak ve bunların hepsinde kendine güvenmeyi temin edecek yüksek kabiliyeti kazanmak ve her an arttırmağa savaşmaktır….”

9) 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Subay Sicil

Yönetmeliği’nin,

9.1) “Sicil Üstlerinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 5 inci maddesinde; “…Sicil üstleri,

haklarında sicil düzenleyecekleri subayları iyi tanımak zorundadırlar. Bu nedenle, haklarında sicil düzenleneceklerin, günlük eğitim ve çalışmalarını, tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, sicil belgesinde yazılı diğer hususları aralıksız izleyerek; yapacakları haberli ve habersiz denetlemeler, özel yazılı veya sözlü sınavlar, verecekleri özel görevler, çeşitli tatbikat ve manevralardaki tutum ve durumu ile de yeterlik ve yetenekleri hakkında tam bir kanaat edinmeye çalışırlar. Maiyetini çok kısa zamanda gerçek durumu ile tanıyabilmek ve onun yeteneklerini ölçebilmek imkânına sahip olan komutan veya amirin, iyi bir lider olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre sicil üstleri hakkında hüküm verilir.

Birinci sicil üstleri, astları hakkında mutlak kanaat sahibi olmaktan sorumludurlar. Daha üst sicil üstlerinin kanaat sahibi olmaları; şahsî becerilerine, çalışma şartlarına, kuruluş bağlantısına ve görev fonksiyonlarına bağlıdır.”,

10) 08.08.1968 tarihli 12971 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Subay Meslek

Programları Yönetmeliği’nin,

10.1) “Kuvvet Komutanlıklarının sorumlulukları ” başlıklı 33 üncü maddesinde; “a.

Kimin, hangi yetenekler için öğrenim göreceğini tespit etmekten ve gerekli kayıtların tutulmasından, b. Personele kazandırılacak bilgi ve yeteneğin neler olduğunun tespitinden, bu bilgi ve yeteneğin ne zaman, nerelerde, ne kadar süreli öğretim ve eğitim ile sağlanması gerektiğini belirlemekten, c. Öğretim ve eğitimin icrasından, eğitilen personeli bilgi ve beceri yönünden kontrol ve denetlemekten, d. Subayın yetiştirme esas ve usullerinin geliştirilmesi ve uygulanmasından, e. (Mülga:RG-23/5/2020-31135)”

11) 23.05.1968 tarihli 12906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri

Subay Sınıflandırma Yönetmeliği’nin,

11.1) “Personel Sınıflandırmasının amacı” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Şahsı, haiz olduğu

vasıflardan, azami ve en müessir bir şekilde istifadeyi temin için, Silahlı Kuvvetlerde en fazla ehliyetle hizmet edebileceği göreve yöneltmek suretiyle muharebede başarıya ulaşmaktır.

Barış ve seferde muhtelif ve çok sayıdaki işlerin başarılabilmesi, her şahsın en fazla kıymet ifade eden taraflarının bilinmesi ve hizmet için en fazla kıymet ifade ettiği görevlere atanması, bu görevlerde yetiştirilmesi, kullanılması ve rapor edilmesi ile mümkündür. Bunun içinde fikri ve bedeni kabiliyetlerine ve hünerlerine göre bidayetten itibaren sınıflandırılması ve meslek hayatı boyunca bunun devam ettirilmesi icabeder. Sınıflandırma işleminin günü gününe ve devamlı olarak yürütülmesinden, komutan, amir, ilgili personel ile şahsın bizatihi kendisi de sorumludur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları,

İdarenin konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

“Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204). Başvuranın Standardize ve Kıymetlendirme (S/K)

faaliyeti ile bu faaliyetin neticesinde başarısız olunması durumunda mobbing yapıldığı iddialarına ilişkin incelemenin konunun Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askeri faaliyeti olması nedeniyle 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde “Türk Silahlı Kuvvetlerinin

Sırf Askeri Nitelikteki Faaliyetleri’ nin Kurumun görev alanı dışında olduğu” hükmü uyarınca

Kurumumuzca incelenmesine imkan bulunmadığı, bu çerçevede söz konusu disiplin cezalarına ilişkin mevzuat hükümleri ve İdarenin öne sürdüğü gerekçeler dikkate alındığında, disiplin cezaları için kullanılan takdir yetkisinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, ayrıca disiplin cezalarının mobbing kapsamında olduğu değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.

20) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Başvuran hakkında verilen tüm disiplin cezalarının kaldırılması talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “Kararların gerekçeli olması” ve “Kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının

başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili Samsun İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİ’ne; Kararın BAŞVURANA ve HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi