ÖZET: Başvuran, ağabeyinin askerlik hizmeti sırasında rahatsızlanarak vefat ettiğini ve bu nedenle şehitlik belgesi talep etmektedir. Ancak, yapılan incelemelerde, ağabeyinin vefatına neden olan hastalığın (apseleşen lobüler pnömoniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) askerlik görevi ile bir bağlantısının olmadığı belirlenmiştir. MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi’ne göre, şehitlik unvanı alabilmek için belirli şartların sağlanması gerekmektedir.

Bu bağlamda, başvuranın talebinin reddedilmesi, ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bulunmuştur. Şehitlik belgesi verilmesi, yalnızca belirli koşulları sağlayan durumlar için mümkün olup, başvuranın ağabeyinin durumu bu kapsamda değerlendirilememiştir. Dolayısıyla, başvuranın talebi hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde reddedilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/12437-S.23.19736

BAŞVURU NO : 2023/6767

KARAR TARİHİ : 29/09/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın askerlik sürecinden kaynaklanan rahatsızlığından dolayı

BAŞVURUNUN KONUSU :

vefat eden ağabeyine şehitlik belgesi verilmesi istemi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/05/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; ağabeyi ’in vatani görevini yaparken eğitim

sırasında rahatsızlanarak vefat ettiğini, askerlik öncesinde herhangi bir rahatsızlığı bulunmadığını, alınan bilgilere göre zatürreye yakalanması sonucunda görev sırasında vefat ettiğini belirtmektedir. Başvuran askerlik sürecinden kaynaklanan rahatsızlığından dolayı vefat eden ağabeyine şehitlik belgesi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 30/05/2023 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden Millî

Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 21/06/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı eklerinde özetle;

2.1) askerlik safahatına ilişkin bilgi ve belgelerin Nizip Askerlik Şubesi Başkanlığından

temin edildiği, Nizip Askerlik Şubesi Başkanlığının yazısının incelenmesi neticesinde; ;

26.02.1992 eğitim birliğine sevk edildiği, 29.02.1992 tarihinde eğitim birliği olan 475’inci Ulş. Hafif Oto

Tb.K.lığına (Metris/İstanbul) katılış yaptığı, eğitimini tamamlamasını müteakip 2’nci P.Tug. İs.Bl.K.lığına (Sakarya) katılış yaptığı, 14.02.1993 tarihinde rahatsızlanarak birlik tabipliği tarafından GATA Haydarpaşa

Asker Hastanesine sevk edildiği, 14.02.1993 tarihinde hastalık (apseleşen lobüler pnömoniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) sonucu vefat ettiği,

2.2) TSK’da görevli veya askerlik hizmetini yürütmekte iken hayatını kaybeden personelden kimlerin

şehitliğe defnedileceğine dair işlemlerin, bir hak doğurmaması nedeniyle, olayın oluş tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat esaslarına göre tesis edildiği,

2.3) Olayın oluş tarihi itibarı ile yürürlükte olan MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi (1987 Basımlı)

Yönergede; “…Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel

Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda gösterilen şartlarda ölenler gömülür.

a) Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında ölenler veya geride bulunupta, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler, b) Eşkıya takibinde veya İç tedip hareketlerinde (anarşik olaylar dahil) silahlı çatışmada ölenler, yada yaralanıp tedavi sırasında ölenler, c) Eğitim, Atış, Tatbikat, Manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıpta sonradan ölenler, ç) Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler, d) Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler, e) Ailesi arzu ettiği taktirde, ölen Millî Savunma Bakanları, Orgeneral ve Oramiraller” şeklinde açıklandığı,

2.4) Müteveffa vefat olayı MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi (1987 Basımlı)

kapsamında olmadığından hakkında şehitliğe defin işlemi yapılmadığı ve şehadet belgesi tanzim edilmediği,

2.5) Şehitliğe defin kararı verilmesi ve şehitliğe defin yapılması, hayatını kaybeden kişinin yakınlarına ilgili

mevzuatına göre sağlanacak haklara ilişkin hak sahipliği sonucunu doğurmadığı, hak sahipliğinin yetkili kurum ve kuruluşlarca ilgili mevzuatına göre tespit edildiği, şehitliğe defin kararı ve vazife malullüğü tespitinin farklı kurumlar tarafından farklı mevzuat esaslarına göre yürütüldüğü, vefat eden K.K.K.lığı personeli hakkında K.K.K.lığınca şehitliğe defin kararı alındığı, vazife malulü olup olmadığına ise ilgili kurum tarafından karar verildiği,

2.6) Halihazırda yürürlükte olan 12 Kasım 2016 tarihli ve 29886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

2016/9430 sayılı Şehitlik. Yönetmeliği’nin “Şehitliklere defnedilecek kişiler” başlıklı 3/ (2)/b maddesi; “Bünyesel rahatsızlık veya hastalık, intihar veya intihara teşebbüs, uyuşturucu, bağımlılık yapıcı veya keyif verici madde kullanımı, kendisini askerliğe veya göreve elverişsiz hale getirme sebebiyle meydana geldiği değerlendirilen kaza ve olaylar sonucu hayatını kaybedenler.” şehitliklere defnedilmez hükmünün amir olduğu,

2.7) İdari işlemlerde geriye yürümezlik ilkesine göre ve alınan bu kararın hak sahibi yakınlarına sağlanacak

maddi haklara etkisi olmaması nedeniyle; gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında kural olarak mevzuatın yürürlüğe girdiği tarih ve sonraki zamanlarda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulandığı, önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmadığı,

2.8) Şehit sayılmama işleminin iptali istemli çeşitli tarihlerde ve farklı olaylar için idare aleyhine açılmış

davalardan; Samsun 3’üncü İdare Mahkemesinin Esas ve sayılı kararı, İzmir 7’nci

İdare Mahkemesinin Esas ve sayılı kararı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10’uncu

İdari Dava Dairesinin Esas ve sayılı kararının bulunduğu,

2.9) Bu kapsamda müteveffa vefat olayına ilişkin talep edilen ve mevcut olan belgelerin

Ek’de gönderildiği,

3) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bağlı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza gönderilen 13/08/2023 tarih ve sayılı cevabi yazı eklerinde özetle;

3.1) Bilindiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun geçici 18 inci

maddesinin; “İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. …” hükmünü amir olduğu

3.2) Bu kapsamda, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesinin; “Muvazzaf, yedek ve

gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malülü olmaları halinde kendilerine, … aylık bağlanır…” hükmünü, Aynı Kanunun mülga 45 inci maddesinin ise; “44 üncü maddede yazılı mâlüllük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç) Fabrika, atelye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife mâlüllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife mâlülü) denir.” hükmünü amir olduğu, bu maddeler ile hangi durumların vazife malullüğü kapsamına girdiğinin açıklandığı,

3.3) Öte yandan, vazife malullüğünün tespiti için Kurumumuzca ilgili Kurumlardan 08/11/1951 tarihli ve

7951 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve

Belgeler Hakkında Tüzük” hükümleri uyarınca olay yeri tespit tutanağı, ifade tutanağı, olay esnasında görevli olduğunu gösterir belgeler, terhis belgesi, idari tahkikat raporu, savcılık iddianamesi, mahkeme kararı gibi bilgi ve belgelerin talep edildiği,

3.4) Yukarıya alınan hükümler çerçevesinde ilgilinin dosyasının tetkikinde; ‘in Adapazarı

2. P. Tug. Komutanlığı emrinde er olarak görev yapmakta iken 14.02.1993 tarihinde vefat ettiği, 31.03.1993 tarihli dilekçe ile anne ve babası tarafından ilgilinin ölümünden kaynaklı haklarının taraflarına ödenmesinin talep edildiği, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalınca düzenlenen

16.03.1993 tarihli otopsi raporu T.C. Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca incelenerek 21.10.1993 tarih ve

sayı ile; ölümüne neden olan hastalığının (apseleşen lobüler pnömöniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) oluşunda görevinin neden ve etkisi olmadığına karar verilmesi üzerine durumu T.C. Emekli

Sandığı Yönetim Kurulunca 25.11.1993 tarih ve sayı ile incelenerek hakkında 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına karar verildiği, 02.12.1993 tarihli yazı ile ilgilinin babasına bilgi verildiği,

3.5) Daha sonra çeşitli tarihlerde ilgilinin babası tarafından verilen aynı mahiyetteki dilekçelere 07.09.2004,

10.03.2005 ve 21.01.2011 tarihli yazılar ile cevap verildiği, bu defa ilgilinin annesi tarafından verilen

31.03.2021 tarihli dilekçeye ise 28.06.2021 tarihli yazı ile cevap verildiği,

3.6) Diğer taraftan, ilgilinin annesi tarafından 25.04.2005 tarihli dilekçe ile vazife malullüğü talebiyle açılan

davada Ankara 5. İdare Mahkemesince, 01.03.2006 tarihinde sayı ile; “… Olayda, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen otopsi raporunda davacı oğlunun, “apseleşen lobüler pnömöniye bağlı gelişen solunum yetmezliği” nedeniyle ölümün gerçekleştiği teşhisinin konulduğu, ayrıca Sandık Yönetim Kurulunun 21.10.1993 günlü, sayılı kararın da ölümünde askerlik görevinin neden ve etkisinin bulunmadığı yönününde olduğu anlaşılmış olup, davacı oğlunun ölümünde askerlik görevinin neden ve etkisi altında meydana geldiği hususunda dosyada hukuken geçerli olabilecek bir belge ya da sağlık raporu bulunmadığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporda da bu yönde herhangi bir bilgi yer almadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlere davanın REDDİNE…” karar verildiğinin anlaşıldığı,

3.7) Bu itibarla, askerlik görevini yapmakta iken 14.02.1993 tarihinde vefat eden ‘in

vefatına neden olan rahatsızlığının (apseleşen lobüler pnömöniye bağlı gelişen solunum yetmezliği)

askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine karar verildiğinden ilgili hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı

74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunun 45’inci maddesi; “Harpte veya eşkıya müsademelerinde

şehiden ve hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahî ameliyat neticesinde veya sebebi malûm olmıyarak muhasara içinde vefat eden zabitlerle mülkî ve askerî memurların yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi \e harbiye ve bu derecedeki sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gediklih ve efradın yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur.”

7) 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanunu’nun 45. maddesindeki şehid kelimesinin şümulü

derecesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 29/1/1936 tarihinde kabul edilen 927

karar No.lu “Yorum Kararı” şöyledir:

”1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanununun 45 inci maddesinde: (Harpte veya eşkıya müsademesinde şehiden ve hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde veya sebebi malum olmıyarak muahasara içinde vefat eden zabitlerle mülki ve askeri memurların yetimlerine birinci derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi ve harbiye ve bu derecedeki sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gedikliler ve efradın yetimlerine birinci

derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur) denilmiş olduğuna göre bu madde ile:

1- Harpte veya eşkıya müsademelerinde şehiden vefat, 2- Hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen vefat, 3- Mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat,

4- Muhasara içinde sebebi malum olmıyarak vefat. Olmak üzere dört vefat vaziyeti derpiş edilmiştir.

Bunlardan bir numaralı fıkrada yazılı vefat vaziyeti, madde hükmüne göre şehid olanların harp meydanında ve eşkıya müsademesi sırasında düşman silahı tesirile derhal vafat edenlere aiddir. Çünkü bu hallerde yaralanarak bilahara tedavi sırasında vefat edenler maddenin müteakıb fıkralarında gösterilmiş bulunmaktadır. Netekim 2,3 ve 4 numaralı fıkralarda yazılı hallerin yalnız sefere mahsus olmayıp hazara da teşmil edilmesi kasdile hazar kelimesinin metne ilave edildiği anlasılmaktadır. Bu cümleden olarak muhasara daha ziyade harp zamanında düşman tarafından bir yerin kuşatılması ve bu yerin memleketin diğer kısımları ile alakasının kesilmesine ıtlak olunduğu gibi hazarda da eşkıya tarafından bir mahallin aynı suretle muhasara altına alınması seklinde de vaki olabilir. Yine vazife icabı kazaen veya mecruhiyet neticesinde vefat dahi hazarda olduğu gibi seferde de vaki olabilir ve bunların tabi olacağı hükümlerin hazar ve sefer haline göre tefrikına saik olacak hiç bir sebep tasavvur edilemez.

Bu tahlile göre şehid, harpte veya eşkıya müsademelerinde her nevi düşman silahı tesirile derhal vefat edenlerdir. İkinci fıkra hükmü, aynı suretle sefer veya hazarda vazife ilcasile kazaen derhal vefat edenlerdir. Üçüncü fıkra hükmü de aynı sebeplerle yaralananlardan bu yaraların tesirile ve yaraları iltiyam bulmadan tedavi sırasında ölenlerdir”.

8) 12/11/2016 tarihli ve 29886 sayılı Resmî Gazete’de Yayımlanan Şehitlik Yönetmeliği’nin,

8.1) “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “…b) Şehitlik: Bu Yönetmelik uyarınca şehitlik olarak tescil

veya tahsis edilen yerleri,…ifade eder.”

8.2) “Şehitliklere defnedilecek kişiler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “…(2) Aşağıdaki kişiler şehitliklere

defnedilmez.

a) Kasıt, disiplinsizlik veya suç teşkil ettiği değerlendirilen eylemleri sonucu hayatını kaybedenler, b) Bünyesel rahatsızlık veya hastalık, intihar veya intihara teşebbüs, uyuşturucu, bağımlılık yapıcı veya keyif verici madde kullanımı, kendisini askerliğe veya göreve elverişsiz hale getirme sebebiyle meydana geldiği değerlendirilen kaza ve olaylar sonucu hayatını kaybedenler.

c) Kanuni izinler, hava değişimi veya bunlara gidiş ve dönüşler esnasında hayatını kaybedenler ile bakaya, firar, izin tecavüzü ve hava değişimi tecavüzünde iken hayatını kaybedenler.”

8.3) “Yürürlük” başlıklı 15’inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinden bir ay sonra

yürürlüğe girer.”

9) MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi (1987 Basımlı) Yönergesinde; “…Şehitliklere; Kara, Deniz ve

Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda gösterilen şartlarda ölenler gömülür.

a) Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında ölenler veya geride bulunupta, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler, b) Eşkıya takibinde veya İç tedip hareketlerinde (anarşik olaylar dahil) silahlı çatışmada ölenler, yada yaralanıp tedavi sırasında ölenler, c) Eğitim, Atış, Tatbikat, Manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıpta sonradan ölenler, ç) Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler, d) Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler,

e) Ailesi arzu ettiği taktirde, ölen Millî Savunma Bakanları, Orgeneral ve Oramiraller” şeklinde açıklandığı,

10) Millî Savunma Bakanlığının (MSB) şehitliklere kimlerin defnedileceğinin belirlenmesi, şehitlik

yerlerinin tespiti, tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespitine ilişkin 1999 tarihli ve MSY 439-1 (A) kodlu Şehitlik Yönergesi’nin II. Bölüm 4. maddesi; “Şehitliklere; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil

Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden asağıda belirtilen durumlarda olanlar defnedilir.

a. Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, b. İç güvenlik görevlerinde (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler.

c. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vukubulan bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler.

d. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatısma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, e. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silâhlı çatısma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

f. Ailesi arzu ettiği taktirde, ölen MSB.ları, Orgeneraller ve Oramiraller.

g. TSK. mensubu veya TSK.nden ayrılanlardan (emekli, istifa vb.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler, h. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın vs. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler, ı. Hangi meslek sınıfından olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilâk etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler. (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) k. Yurt dısında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermis olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler T.C.

Anayasası’nın 92 ncı maddesi veya Türkiye’nin taraf olduğu andlaşmalar uyarınca ya da 926 Sayılı Türk

Silâhlı Kuvvetleri Kanunu’nun EK10 ncu maddesi geregince görevlendirilenler ve yabancı ülkelerde veya uluslar arası sahalarda yapılan görev, egitim, tatbikat, manevra veya hareket sırasında bu faaliyetlerin sebep ve tesiri ile ölenler (Ölüm olayı dogrudan kendi kusuru sonucu meydana gelenler hariç)

l. Ölen personelin şehitliğe defnedilip defnedilmeyecegi; kaza/olay raporunun alınmasını müteakip Kuvvet

Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlıgı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları Personel

Baskanlıklarınca, Adlî Müşavirlikler ile koordine edilerek yukarıdaki esaslara göre belirlenir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin

konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; ağabeyi ’in vatani görevini

yaparken zatürreye yakalanması sonucunda görev sırasında vefat ettiğini belirterek Başvuran askerlik sürecinden kaynaklanan rahatsızlığından dolayı vefat eden ağabeyine şehitlik belgesi verilmesini talep etmektedir

13) Hukukumuzda “Şehit” tanımını açıkça yapan bir mevzuat düzenlemesi bulunmadığı görülmektedir.

Şehit kavramının geçtiği yasalar 1683 sayılı Askerî Tekaüt ve Maaş Kanunu ve 5434 Sayılı T.C Emekli

Sandığı Kanunudur. Ancak bu kanunlarda da tam olarak şehit sayılmaya ilişkin hükümler düzenlenmemiştir. Şehit sayılma veya gazi sayılanların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yahut mahkeme kararıyla haklarında vazife malullüğü aylığı bağlananlar olduğu anlaşılmaktadır. Kamu veya askerlik hizmeti sırasında ölüm veya maluliyet olması hâlinde, ilgili kişilere maddi hakların sağlanmasını düzenleyen birçok farklı mevzuat bulunmaktadır. Hayatta olan vârislerin, vazife maluliyet aylığı almaya hak kazanmaları hususunda genel koşulları belirleyen mevzuat, 5434 sayılı ve 5510 sayılı Kanundur ve müteveffanın evebeynlerine, veya engelli veya dul olmaları hâlinde daha erken yaşta aylık verilmesini öngörmektedir. İlave emeklilik maaşları veya ek sosyal yardımlar, görevlerine veya görev yerlerine veya yaralandıkları veya hayatlarını kaybettikleri koşullara bağlı olarak verilebilmektedir. Örneğin, 2330 sayılı

Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, diğerlerinin yanı sıra, barışta kamu güvenliği veya düzenini korumakla, kaçakçılıkla mücadeleyle, trafik güvenliğini veya tutuklu veya hükümlülerin nakillerini sağlamakla görevli olanlardan veya patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerden bu görevleri esnasında hayatlarını kaybeden veya engelli hâle gelen kişilere uygulanabilir.

14) Somut olayda Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde başvuranın

müteveffa ağabeyi hakkında Nizip Askerlik Şubesi Başkanlığının yazısının kayıtlarında; 26.02.1992 eğitim birliğine sevk edildiği, 29.02.1992 tarihinde eğitim birliği olan 475’inci Ulş. Hafif Oto Tb.K.lığına (Metris/İstanbul) katılış yaptığı, eğitimini tamamlamasını müteakip 2’nci P.Tug. İs.Bl.K.lığına (Sakarya)

katılış yaptığı, 14.02.1993 tarihinde rahatsızlanarak birlik tabipliği tarafından GATA Haydarpaşa Asker

Hastanesine sevk edildiği, 14.02.1993 tarihinde hastalık (apseleşen lobüler pnömoniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) sonucu vefat ettiği tespit edilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderlen bilgi ve belgelerde ise, ‘in Adapazarı 2. P. Tug. Komutanlığı emrinde er olarak görev yapmakta iken 14.02.1993 tarihinde vefat ettiği, 31.03.1993 tarihli dilekçe ile anne ve babası tarafından ilgilinin ölümünden kaynaklı haklarının taraflarına ödenmesinin talep edildiği, İstanbul Üniversitesi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalınca düzenlenen 16.03.1993 tarihli otopsi raporu T.C.

Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca incelenerek 21.10.1993 tarih ve sayı ile ölümüne neden olan hastalığının (apseleşen lobüler pnömöniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) oluşunda görevinin neden ve etkisi olmadığına karar verilmesi üzerine durumu T.C. Emekli Sandığı Yönetim Kurulunca 25.11.1993 tarih ve sayı ile incelenerek hakkında 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına karar verildiği, daha sonra çeşitli tarihlerde ilgilinin babası ve annesi tarafından verilen aynı mahiyetteki dilekçelere cevap verildiği, annesi tarafından 25.04.2005 tarihli dilekçe ile vazife malullüğü talebiyle açılan davada Ankara 5. İdare Mahkemesince, davanın reddine karar verildiği belirtilmektedir.

15) Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığınca şehitliğe defin kararı

alınmakta ve şehadet belgesi tanzim edilmektedir. Şehitliğe defin kararı verilmesi ve şehitliğe defin yapılması, hayatını kaybeden kişinin yakınlarına ilgili mevzuatına göre sağlanacak haklara ilişkin hak sahipliği sonucunu doğurmamakta olup hak sahipliği, yetkili kurum ve kuruluşlarca ilgili mevzuatına göre tespit edilmektedir.

16) Şehitlik unvanı ve şehitliğe defin kararı merhumun vefat olayının olduğu tarihteki mevzuat esaslarına

göre değerlendirilmekte olup ‘in vefat olayı MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi (1987

Basımlı) kapsamında olmadığından hakkında şehitliğe defin işlemi yapılmamış ve şehadet belgesi tanzim edilememiştir.

17) Nitekim Olayın oluş tarihi itibarı ile yürürlükte olan MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi (1987

Basımlı) Yönergede Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel

Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında ölenler veya geride bulunupta, düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında ölenler ile Eğitim, Atış, Tatbikat, Manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıpta sonradan ölenlerin gömüleceği ifade edilmiştir.

18) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili

mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, ağabeyine şehitlik belgesi verilmesi talebinin reddi işleminin, MSY 439-1 MSB Şehitlik Yönergesi kapsamında Kara Kuvvetleri

Komutanlığınca vefatına neden olan rahatsızlığının (apseleşen lobüler pnömöniye bağlı gelişen solunum yetmezliği) askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine karar verildiğinden şehit sayılamayacağı ve şehitliğe defin edilemeyeceği gerekçesiyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ

tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA, KARA KUVVETLERİ

KOMUTANLIĞINA ve bilgileri için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi