|
ÖZET: Bu karar, avukatın müvekkilinin haklarını korumak amacıyla bilgi talep etme yetkisini ve bu talebin hukuki dayanaklarını incelemektedir. Başvuran avukat, müvekkili adına haciz işlemi gerçekleştirebilmek için borçlunun son abonelik adresinin Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (ASKİ) verilmesini talep etmiştir. Ancak ASKİ, kişisel verilerin korunması gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Danıştay, avukatlık mesleğinin icrası için gerekli olan bilgi ve belgelerin sağlanmasının, avukatın savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Danıştay, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, kamu kurumlarının avukatlara görevlerini yerine getirmeleri için yardımcı olma yükümlülüğünü hatırlatmakta ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin, avukatın bilgi talep etme hakkını kısıtlayamayacağını belirtmektedir. Sonuç olarak, avukatın talep ettiği bilgi ve belgelerin, ilgili mevzuata uygun bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu durum, avukatların mesleklerini icra ederken karşılaştıkları zorlukların aşılması ve hak arama özgürlüğünün sağlanması açısından önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/13434-S.23.21256
BAŞVURU NO : 2023/448
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
Avukat olan başvuranın, haciz işleminin yapılabilmesi için ihtiyaç
BAŞVURUNUN KONUSU :
duyduğu bilgilerin tarafına verilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 09/01/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Ankara Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptığını, Ankara 6. İcra Müdürlüğü’nün
/ Esas sayılı dosyası mucibince müvekkili Oto Pazarlama ve Ticaret Anonim Şirketi
adına alacağının tahsili ve haklarının korumak adına borçlu ‘un (T.C. Kimlik No:
) Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) bünyesinde bulunan son abonelik adresinin tarafına verilmesini istediğini, ancak ASKİ tarafından verilen sayılı cevabi yazıda; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri olarak nitelendirilen sözleşmedeki bilgilerin paylaşılamayacağının belirtildiğini, borçlu ‘un adresini talep etme nedenin bilinen son adresinin Ankara 6. İcra Müdürlüğü tarafından uygulanan fiili haciz işlemine rağmen tespit edilememesi olduğunu, Avukatlık Kanunun 2. maddesinin “kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kamu iktisadi teşebbüslerinin avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olma zorunluluğu” getirdiğini iddia ederek borçlu ‘un son abonelik adresinin tarafına verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 29/03/2023 tarihli ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Oto Pazarlama ve Ticaret A. Ş. nin avukatı olduğunu belirten başvuranın, 08.12.2022 tarihinde kurum sayısı ile dilekçe vererek T.C. Kimlik Numaralı ’un abone
adresini talep ettiği, dilekçesinde Oto Pazarlama ve Ticaret A. Ş. ninavukatı olduğunu belirten Av.
her hangi bir vekalet ibraz etmediği, 2.2. Abone adresi bilgileri talep edilen T.C. Kimlik Numaralı ’un 2 (iki) adet aboneliği olduğu, her iki abonelikte de mülk sahibi konumunda olduğu, müvekkil olduğu belirtilen Oto Pazarlama ve Ticaret A. Ş. ile aboneliklerin bir ilgisi bulunmadığı, bu nedenle
02.01.2023 tarih ve sayılı yazı ile bilgilerin paylaşılamayacağının belirtildiği,
2.3. Anayasal bir hak olarak düzenlenen 07.10.2016 tarih ve 6698 sayılı ”Kişisel Verilerin Korunması
Kanunu” uyarınca kişisel verilerin korunması ve hukuksal güvence altına alınması temel hak ve özgürlükler açısından önem taşıdığından, kişisel veri olarak nitelendirilen sözleşmelere ilişkin bilgilerin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın 3. şahıs veya kişiler ile paylaşılmadığı, İdarelerinde sözleşmesi bulunan kişilerin verilerinin korunması asıl sorumluluk olduğu, 2.4. Resmi kurumlar tarafından bilgi, belge talep edilmesi halinde mevcut bilgi ve belge talep edenle paylaşıldığı, aynı şekilde Ankara 6. İcra Müdürlüğünce resmi yazı ile sorduğunda gerekli inceleme yapılarak cevap verileceği, açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 10.08.2023 tarihli ve sayılı yazısında ve eklerinde özetle; 3.1. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1 inci maddesi; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”, aynı Kanununun “Avukatlığın amacı” başlıklı 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası; “(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” hükümlerini içerdiği, 3.2. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Avukatlık
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesiyle değiştirildiği, söz konusu hükmün gerekçesinde; “Avukatlık Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “adlî merciler ve diğer resmî daireler” ibaresi yerine, bu kurum ve kuruluşlar genişletilerek, “kamu iktisadî teşebbüsleri, kamu kurum ve kuruluşları, özel ve kamuya ait bankalar ve diğer kurum ve kuruluşlar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmakla yükümlü” tutulmuşlardır. Adlî merciler tabiri ise, “yargı organları” şeklinde değiştirilmiş ve emniyet makamları da madde kapsamına alınmış, ayrıca avukatlara belge toplayabilme yetkisi verilmiştir.” denildiği, 3.3. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel veri; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, (ç) bendi uyarınca ilgili kişi; kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi, (ı) bendi uyarınca veri sorumlusu; kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek ve tüzel kişiyi (e) bendi uyarınca kişisel verilerin işlenmesi; kişisel verilerin tamamen
veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade ettiği, 3.4. Kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, (2) numaralı fıkrasında, bu fıkrada belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu hükme bağlandığı, 3.5. Kanunun “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8 inci maddesinde, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı, Kanunun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında ve yeterli önlemler alınmak kaydıyla 6 ncı maddenin (3) numaralı fıkrasında belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabileceği belirtilmiştir. Mezkûr maddenin (3) numaralı fıkrasında ise kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümlerin saklı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, diğer kanunlarda kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin özel hükümlerin bulunması halinde bu hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu kapsamda, kamu kurum ve kuruluşları arasında ve/veya kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri arasında gerçekleşecek kişisel veri aktarımlarının da Kanunun 8 inci maddesine uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği, 3.6. Dolayısıyla veri sorumluları nezdindeki kişisel verilerin yurt içinde aktarımı faaliyetinin, Kanunun 8 inci maddesine ve her koşulda Kanunun 4 üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiğinden diğer kanunlarda kişisel verilerin aktarımına ilişkin özel düzenlemelerin bulunması halinde, bu hükümlere uygun hareket edilmesi gerektiği, söz konusu hükümler aktarıma cevaz veren hükümler olabileceği gibi aktarımı yasaklayıcı hükümler de olabileceği, 3.7. Avukatlık Kanunun 2 nci maddesi kapsamında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgelerin; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar tarafından sunulmasının Kanunun 8 inci maddesi gereğince bir aktarım faaliyeti olduğu, ayrıca, söz konusu kurumlar ile bu kurumların kişisel veri aktardığı avukatların veri sorumlusu sıfatını taşıdığı ve Kanunun veri sorumlusuna ilişkin öngördüğü yükümlülüklere tabi olduğu, bu sebeple aktarım faaliyetinin gerçekleştirilmesi esnasında Kanuna ve ilgili mevzuata uygunluğunun aranmasının gerektiği tabii olduğu, 3.8. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ‘in başvurusuna ilişkin olarak, 1136 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında avukatlara görevlerini yerine getirirken tanınan bilgi
ve belge temin etme yetkisi ile 6698 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan“Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, talep ettiği bilgi ve belgeyi aynı Kanunun 4 üncü maddesindeki şartlara uygun olarak görevi kapsamında istediğini ispat etmek şartıyla başvurucu avukata, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi
Genel Müdürlüğü yetkililerinin gerekli imkânı sağlamakla yükümlü olduğu, ifade edilmiştir.
4. Türkiye Barolar Birliğinin 31.07.2023 tarihli ve sayılı yazısında ve eklerinde özetle; 4.1. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2.maddesinin 3.fıkrası “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır.
Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” şeklinde düzenlendiği, 4.2. Anılan maddenin gerekçesinde “Savunmanın yargının temel unsurlarından birisi olduğu düşüncesinden hareketle, avukatlık mesleğinin günümüz koşullarına göre en iyi şekilde yapılabilmesi için Tasarıyla, avukatlara görevlerini yerine getirmelerinde yardımcı olacak kuruluşlara açıklık getirilerek bu kuruluşlardan bilgi ve belge toplama yetkisi verilmektedir.” denilmek suretiyle, avukatlık mesleğinin ifası için gerekli olan bilgi ve belge toplama yetkisinin avukatlara verildiği, bu yetki çerçevesinde avukatların incelemek istedikleri bilgi ve belgeleri vekaletnameye gerek olmaksızın inceleyebilecekleri, ancak söz konusu belgelerden örnek almak için vekaletname ibraz etmeleri gerektiği açık bir şekilde düzenlendiği, 4.3. Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi ile düzenlenen avukatlığın amacı ve 35. maddesi uyarınca avukatlar hukuki uyuşmazlıklarla ilgili her türlü konuda mesleki bilgilerini hizmete sunmakta olup, hukuki uyuşmazlığa ilişkin dava yolu bulunup bulunmadığı ve yapılabilecek işlemler konusunda hukuki mütalaa vermek de bir avukatlık hizmeti olduğu, Birçok durumda da avukatın vekalet ilişkisi kurmadan önce belli bilgi ve bilgilere ulaşıp bunları inceledikten sonra vekalet ilişkisi kurması söz konusu olduğu, 4.4. Yine avukat, üstlenmiş olduğu işi özen yükümlülüğünün gerektirdiği şekilde ifa edebilmesi için, dava ikamesinden önce bazı bilgi ve belgelere ulaşması gerektiği, aksi takdirde, sadece müvekkilin verdiği bilgilerle yetinerek açılan bir dava, eksik veya hatalı bilgi nedeniyle eksik, yanlış veya hatalı olarak açılabildiği, bu durum ise, gerek avukatın özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sorumluluğuna gidilmesine, gerekse müvekkilinin hak kaybına neden olabildiği, avukatın izleyeceği yolu belirlemesine yardımcı olacak bilgi ve belgeler, bazen de Kanun gereği bir dava açmak veya bir icra takibi başlatmak için zorunlu bilgiler olabildiği, ancak bilindiği üzere hazırlık aşamasında avukatın eline herhangi bir yazılı belge birçok durumda bulunamadığı, 4.5. Medeni Usul Hukukumuzda dava malzemesi olan vakıaların taraflarca getirilme ilkesi geçerli olduğu, bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğunu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşıdığı, bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerektiği, adil yargılamanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahip olduğu, dolayısıyla; anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede
çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem taşıdığı, 4.6. Nitekim Kurumumuza başvuruda bulunulan somut olayda vekalet ilişkisi uyarınca icra takibi başlatılmış olduğu, borçluya tebligat yapılamaması sebebi ile başvurucu avukatın tebligat adresini tespit edebilmek için ASKİ’den bilgi ve belge talebinde bulunduğu anlaşıldığı, bundan başka konunun avukatın sır saklama yükümlülüğü bağlamında da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, 4.7. 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun amacı, “kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir” ancak birçok kurum ve kuruluş anılan Kanunun amacının ötesine geçmek suretiyle, avukatların mesleklerinin icrası için gerekli olan bilgi ve belgelerin incelenmesine ilişkin taleplerini “kişisel veri” olduğu gerekçesiyle reddettiği, bu durum ise mesleklerinin ifası için gerekli olan ve kanun koyucu tarafından da bu amaçla avukatlara verilen
“bilgi/belge inceleme yetkisini” yok sayan uygulamalara sebebiyet verdiği, 4.8. Uygulamada, mesleğini ifa etmeye çalışan avukatlar tarafından gerek duyulan bilgi ve belgelerin kurum ve kuruluşlar tarafından 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa dayanılarak incelemeye sunulmaması eğiliminin giderek arttığı bilinen bir gerçek olduğu, bu keyfi ve aslında 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 257.maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçu teşkil edebilecek nitelikte olan uygulamalar sonucunda, meslektaşlarının görevlerini ifa etmekte zorlanmakta ve avukatın gerek duyduğu araştırmayı yapamadan izleyeceği hukuki yolu belirlemek zorunda kalabildiği, hak arama hürriyetine de aykırılık teşkil eden bu durum gerek vatandaşın mağduriyetine yol açabildiği, gerekse dava süreçlerinin uzamasına yol açabildiği, 4.9. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ve yukarıda anılan diğer hükümleri ile Medeni Kanunun 2 nci ve
3 üncü maddeleri hükümleri dikkate alındığında, avukatlara bilgi ve belge toplayabilme yetkisi veren
hükümlerin genel sınırları ortaya çıkmış olduğu, buna göre maddede sayılan kurum ve kuruluşların, avukatlara görevlerinin yerine getirilmesi kapsamında, müvekkilinin hukukunu savunabilmesine, haklarını dava etmesine, yargılama sürecinin çabuklaştırılmasına ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine, adli makamlarca bir husus hakkında başka dairelere yazılan yazıların duruşma gününden önce alınmasına, bu yazılarda istenilen hususların takip edilmesi ve çabuklaştırılmasına ve gerekli bilgi ve belgelerin toplanabilmesine yardımcı olmaları gerektiği, 4.10. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge” ifadesinin anlam ve kapsamının da yukarıda belirtilen genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, bu ifadede geçen “gerek” sözcüğünün herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerekliliği açıklayan nedenlerin ise “gerekçe” sözcüğü ile ifade edildiği, gerek duymak, keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmemekte, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlattığı, böyle olunca, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ve bu belgelerin incelemesine sunulması yasa hükmü gereği olduğu, 4.11. Meslektaşları ve Barolar tarafından Avukatlık Kanununun 2.maddesi uyarınca avukatların mesleklerinin icrası için gerekli olan bilgi ve belgelerin incelenmesine ilişkin taleplerinin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanununa dayanılarak reddedildiğine ilişkin
Birliğimize iletilen başvurular üzerine 2021 yılı itibariyle; 16.02.2021 ve 01.02.2023 tarihli yazılar ile
Kişisel Verileri Koruma Kurumuna, bankalar nezdinde yaşanan sorunlara ilişkin 05.08.2021 ve 02.01.2023 tarihli yazılar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığına, noterlerde yaşanan sorunlara ilişkin Noterler Birliğine, son olarak 01.12.2021 ve 14.02.2023 tarihli yazıları ile Adalet Bakanlığı Hukuk
İşleri Genel Müdürlüğüne, tapu müdürlüklerinde yaşanan sorunlara ilişkin 30.12.2021,09.06.2022,
08.09.2022 ve 01.02.2023 tarihli yazıları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, icra
müdürlükleri nezdinde yaşanan sorunlara ilişkin 24.01.2022 tarihli yazı ile Adalet Bakanlığı İcra İşleri
Dairesi Başkanlığına, il ve ilçe nüfus müdürlüklerinde yaşanan sorunlara ilişkin 24.01.2022 tarihli yazı ile
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne, 08.09.2022 tarihli yazı ile Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunulduğu, 4.12. Sonuç itibariyle, konuya ilişkin mahkeme kararları ve Anayasa ile korunan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ile Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan açık hüküm dikkate alındığında hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ihlal edilen vatandaşların mağduriyetine sebebiyet veren ve adalet hizmetinde görevli meslektaşlarının avukatlık faaliyetlerini yürütmesine engel olan söz konusu uygulamalara son verilmesi ve avukat meslektaşlarımızın bilgi ve belge taleplerinin yerine getirilmesi gerektiği, ifade edilmiştir.
5. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanlığının 05.07.2023 tarihli ve sayılı yazısında ve eklerinde özetle; 5.1. 1136 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır. Avukatlar mesleklerini icra ederken müvekkillerinin haklarının tesisi amacıyla yaptıkları işler kapsamında hem kişisel verilerin korunması mevzuatı hem de sır saklama yükümlülükleri çerçevesinde, elde ettikleri veya üçüncü kişilere aktardıkları kişisel veriler bakımından
Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine de uygun şekilde davranmak zorunda olduğu, 5.2. Diğer taraftan, kamu makamlarının elinde bulunan bilgi ve belgelerin paylaşılması bakımından iç hukukumuzda Kanun, bilgi edinme mevzuatı gibi özel düzenlemeler de bulunmakla birlikte, her kurumun görev ve yetkileri kapsamında ilgili mevzuatında da düzenlemeler bulunabildiği, ancak bu hususta genel bir kriter olarak, Avrupa Konseyi tarafından yayımlanan “Resmi belgelere erişim” rehberinde, kamu makamlarının erişime sınırlama getirme yetkisinin yasada açıkça tanımlanması gerektiği belirtildiği, bununla birlikte, bir belgeye erişimi kabul etmeyen kamu kurumunun, ret gerekçesinin açıklanmasının sınırlamaya tabi bilgilerin açığa çıkmasına sebep olacağı istisnai durumlar dışında, ret nedenlerini açıklaması gerektiği ve başvuru sahibine karara itiraz etme olasılıklarını da göstermesi gerektiği hususuna değinildiği, 5.3. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgelerin; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar tarafından sunulmasının Kanunun 8 inci maddesi gereğince bir aktarım faaliyeti olduğu, ayrıca, söz konusu kurumların veri sorumlusu sıfatı taşıdığı ve
Kanunun veri sorumlusuna ilişkin öngördüğü yükümlülüklere tabi olduğu, bu sebeple, aktarım faaliyetinin gerçekleştirilmesi esnasında Kanuna ve ilgili mevzuata uygunluğunun aranmasının gerektiği, 5.4. Bu çerçevede belirtmek gerekir ki, söz konusu verilerin aktarımının Kanunun 8 inci maddesine ve her koşulda Kanunun 4 üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği, ayrıca söz konusu aktarım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi esnasında kişisel verilerin aktarımını talep eden taraflarca Kanun ve ilgili diğer mevzuat kapsamında aktarıma dayanak oluşturan hukuki gerekçelerin ortaya konulması gerektiği, 5.5. Bununla birlikte her somut konuya ilişkin nihai değerlendirmenin bahsedilen hükümlerin yanı sıra ilgili diğer mevzuat hükümlerinin de kapsamlı bir şekilde ele alınmak suretiyle ilgililerce yapılmasının ve
TBB’ye mezkur açıklamalar çerçevesinde cevap verilmesinin uygun olacağı, İfade etmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
6.1. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin birinci fıkrasında: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
6.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
8. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun;
8.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde: “…Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” 8.2. “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesinde: “Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.
Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine
getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 9. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde: “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.” 9.2. “Genel ilkeler” başlıklı 4’üncü maddesinde: “-(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” 9.3. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinde: “(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” 9.4. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde: “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir. (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” 10. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların
Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiş olan Avukatların Rolüne Dair
Temel Prensiplerinin (Havana Kuralları); 10.1. 16’ncı maddesinde: “Hükümetler avukatların; a. Hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle gerek karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini; … sağlar.” 10.2. 21’inci maddesinde: “Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Ankara Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan başvuran Ankara 6. İcra Müdürlüğü’nün /
Esas sayılı gereğince, alacaklı olan müvekkili adına borçlu kişiye karşı fiili haciz işleminin gerçekleştirilmesi için borçlu ‘un son abonelik adresinin, ASKİ tarafından kendisine verilmesini talep etmektedir 13. Anayasa’nın 36’ncı maddesinde herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmak suretiyle savunma hakkı güvence altına alınmıştır. Savunma hakkı, temel insan hakları arasında yer alan hak arama özgürlüğünün etkin bir şekilde kullanılması için vazgeçilmez olup adil yargılanma hakkının olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde savunma hakkı adil yargılanma hakkının unsurları arasında sayılmış olup adil yargılamanın gerçekleşmesi için savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesine imkân sağlanması gerektiği açıktır.
14. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğunu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Adil yargılamanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla; anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem taşımaktadır.
15. Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde, avukatlığın amacının; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, kanunlarındaki özel hükümler saklı
kalmak kaydıyla, bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü oldukları, bu belgelerden örnek alınmasının ise vekaletname ibrazına bağlı olduğu hükme bağlanmıştır. Bu husus, Havana Kurallarında da: “Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.” denmek suretiyle ayrıca vurgulanmıştır.
16. Söz konusu düzenlemeler ile savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi amacıyla kurum ve kuruluşlara, avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak ve kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmak yükümlülüğü getirilmiş ve sadece incelemeye sunulan belgelerden örnek alınması hususu vekaletname ibrazına bağlanmıştır. Dolayısıyla, kurum ve kuruluşların istenen bilgi ve belgeleri avukatların incelemelerine sunma ve istendiğinde bir örneğinin verilmesi yükümlülüğünün özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunmaması halleri ile sınırlandırıldığı görülmektedir. Avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olan kurumların yasalarındaki özel hükümlere örnek olarak ise; 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55’inci maddesi,
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Sırların Saklanması” başlıklı 73’üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5’inci maddesi verilebilir. Bu kapsamda, mezkûr Kanun’da yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın incelemesine sunması zorunlu olup ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkı kısıtlanabilecektir.
17. İlgili mevzuatta avukatın bilgi ve belge inceleme prosedürünün nasıl gerçekleştirileceğine dair açık bir tanımlama yapılmamış olup 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatların kamu kurum ve kuruluşlarından isteyebileceği belgelerin sınırlarının ve içeriğinin ne olacağı konusunda düşülen duraksamanın giderilmesine yönelik Danıştay 1. Dairesinin 10/04/2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararında: “…Avukatın bilgi ve belgeleri inceleme ve örnek alabilme hakkının sınırsız olmadığı, talebin karşılanması için öncelikle talep edilen bilgi ve belgeye avukatın mesleğini ifası için gerek duyması gerektiği, bunun yanında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge ifadesinde geçen “gerek” sözcüğünün “herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerek duymak eyleminin keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmediği, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlatmakta olduğu, böyle olunca, yasa hükmü gereği, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ile bu belgelerin incelemesine sunulması gerektiği” hususları belirtilmiştir 18. Aynı Kararda ayrıca: “a) İncelemeye sunma, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş bünyesinde, gerektiğinde bir görevli eşliğinde uygun bir yerde gerçekleştirilmesi gereken bir işlevdir. b) İncelemeye sunma yükümlülüğünün, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş dışında bir yere veya şehre gönderilmesi suretiyle yerine getirilmesinin istenmesi, yasanın amacına uygun bir talep olarak değerlendirilemez. c) Avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgelerin kapsamı, avukatların görevleriyle ve gerek duyma ifadesiyle ilgili açıklamalarda belirtilen sınırlar içinde anlaşılmalı ve değerlendirilmelidir.”
Denmek suretiyle bilgi ve belge incelenmesi ve örnek alma işlemine dair prosedürün gerçekleştirilmesinde taraflarca göz önünde bulundurulması gereken hususular belirlenmiştir.
19. Danıştay 10. Dairesinin 20/04/2015 tarihli ve E.2011/8782, K.2015/1932 sayılı kararında ise:
“Uyuşmazlıkta, borçlu olan şahsa ait nüfus bilgilerinin alacaklı durumunda olan şirket vekilince icra takibinde kullanılmak üzere istenildiği hususunda tereddüt bulunmadığından, elde edilmemesi halinde hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucuna yol açabilecek söz konusu bilgilere erişimin, davacı açısından hukuksal sonuç doğurduğu, bu nedenle hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu olan şahsa ait nüfus bilgilerinin davacı şirket vekiline verilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” Denmek suretiyle talep edilen bilgi ve belgelerin avukatların incelemesine sunulmasının önemi vurgulanmıştır.
20. Sigorta avukatı olan davacının rücu işlemlerini başlatabilmek amacıyla sadece plaka bilgisine sahip olduğu kazaya karışan aracın sahibine ilişkin kimlik ve adres bilgilerinin tarafına verilmesi isteminin, 4982 sayılı Kanun’un 21’inci maddesine göre özel bilgi mahiyetinde olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan davada ise İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen 23/11/2015 tarihli ve E.2015/1764, K.2015/2149 sayılı kararda: “Anılan yasa hükümlerinin değerlendirilmesinden; belirtilen kurum ve kuruluşların avukatlara görevleri ile ilgili konularda yardımcı olmak, belge bilgileri incelemesine sunmak ve vekalet ibrazı ile de fotokopi vermek zorunda olduğu, bu durumun istisnasının ise özel yasalarında engel bir halin bulunması olduğu görülmektedir. Öte yanan, Avukatlık Kanunu özel bir yasa olup genel yasa niteliğindeki Bilgi Edinme Hakkı Kanunundaki hükümlerden önce uygulanır. Kaldı ki buradaki başvuru bir bilgi edinme başvurusu değil, Avukatlık Kanunu’nun verdiği yetki uyarınca yapılan bir mesleki hakkın kullanılması, meslek icrasının asgari gereğidir.” İfadelerine yer verilerek davacının talebinin davalı
İdarece özel hayatın gizliliği gerekçe gösterilerek reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
21. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; şikayete konu edilen hususa ilişkin olarak, 1136 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında avukatlara görevlerini yerine getirirken tanınan bilgi ve belge temin etme yetkisi ile 6698 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, talep ettiği bilgi ve belgeyi aynı Kanunun 4 üncü maddesindeki şartlara uygun olarak görevi kapsamında istediğini ispat etmek şartıyla başvurana, muhatap İdare tarafından gerekli imkânın sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir.
22. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; avukat olan başvuranın 1136 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi kapsamındaki bilgi ve belge talebinin Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce bahse konu bilgi ve belgelerin 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kapsamına girdiğinden bahisle reddedildiği, 1136 sayılı Kanun’un verdiği hakkın kullanılması açısından bakıldığında avukatın kurum ve kuruluşlar bünyesindeki bilgi ve belgele talebinin ancak özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunması halinde reddedilebileceği, ilgili İdare tarafından ise bu yönde herhangi bir düzenlemenin gerekçe olarak sunulamadığı, ayrıca 6698 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.” şeklindeki hükmünün de dikkate alınması gerektiği anlaşılmış olup, başvuranın Avukatlık Kanunu’nun
2’inci maddesi kapsamındaki bilgi ve belge isteminin mevzuata uygun bir şekilde tekrar değerlendirilmesi ve avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olunması hususlarında İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 23/06/2023 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2’inci maddesi kapsamındaki bilgi ve belge talebinin mevzuata uygun olarak tekrar değerlendirilmesi ve avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olunması hususlarında ANKARA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın; Başvurana ve Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi