ÖZET: Danıştay kararında, başvuran avukatın Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu tarafından verilen kınama cezasının hukuka uygunluğu incelenmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, avukatların meslek kurallarına uymalarını ve görevlerini özenle yerine getirmelerini zorunlu kılmaktadır. Başvuran avukatın, müvekkiliyle olan uyuşmazlığında hapis hakkını usulüne uygun kullanmadığı, bu nedenle disiplin cezası alabileceği belirtilmiştir.

İstanbul Barosu Disiplin Kurulu, başvuranın müvekkiliyle olan ilişkisi ve hapis hakkının kullanımıyla ilgili gerekçeleri değerlendirerek, kınama cezası vermiştir. Başvuranın, müvekkiline tahsil ettiği nafaka bedelini bildirmediği ve hapis hakkını kullanırken meslek kurallarına uymadığı tespit edilmiştir. Bu durum, disiplin cezasının verilmesine zemin hazırlamıştır. Sonuç olarak, kınama cezasının hukuka aykırı olmadığına karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 9194-9194 |sayi|36311982-101.07.05-E.36311982-101.07.05-E.

BAŞVURU NO : 2017/1123 2017/ 1123

KARAR TARİHİ : 10/08/2017 |tarih|

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Türkiye Barolar Birliği

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran hakkında verilen kınama cezasının iptali ve manevi tazminat talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 19/02/2017 19.2.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 2016/ E ., 2017/ K. sayılı kararıyla hakkında kınama cezası verildiğini; Kurulun, İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun soruşturma açılmasına ilişkin verdiği kararda zikredilenden farklı bir sebeple cezaya hükmettiğini; ayrıca

Barolar Birliğinin bu kapsamda kendisine savunma hakkı tanımadığını iddia ederek söz konusu disiplin cezasının iptalini ve 3000 TL manevi tazminat talep etmiştir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. 29/ 03/ 2017 tarihli ve E.2623 sayılı yazıyla Türkiye Barolar Birliğinden, 29/ 03/ 2017 tarihli ve

E. sayılı yazıyla İstanbul Barosundan başvuruya ilişkin bilgi-belge talep edilmiştir . Bu kapsamda, Türkiye Barolar Birliği 02/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazıyı, İstanbul

Barosu ise, 11/ 04/ 2017 tarihli ve sayılı cevabi yazıyı Kurumumuza iletmiştir .

3. Türkiye Barolar Birliğinin anılan yazısı ve eklerinde özetle, 3.1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu bağlamında, disiplin işlemlerinin takibinin asıl olarak baronun sorumluluğunda olduğu; Birliğin ise, sadece itiraz mercii olarak görev yaptığı; 3.2. Başvuru kapsamında, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu tarafından tesis edilen kararın Birlik

1 / 7Disiplin Kurulunca kaldırıldığı ve başvurana kınama cezası verildiği; söz konusu cezaya ilişkin

açıklamaların kararda detaylı ve gerekçeli surette yer aldığı; 3.3. Başvuruya konu karara karşı iptal davası açıldığı yönünde herhangi bir tebligatın yapılmadığı hususlarına değinilmiş olup disiplin cezasına esas olmak üzere Baro Başkanlığı tarafından hazırlanan dosya Kurumumuza iletilmiştir .

4. İstanbul Barosunun anılan yazısı ve eklerinde özetle, 4.1. Başvuranın hapis hakkı bağlamında müvekkiliyle arasında vuku bulan ihtilaf sonrasında, açılan bir disiplin soruşturmasında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği; ancak bu karara karşı, ilgilisi tarafından Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itirazen başvurulduğu; 4.2. Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, söz konusu kararın kaldırılması suretiyle kınama cezasına hükmedildiği ve buna ilişkin tebliğ işlemlerinin yapıldığı; 4.3. Ayrıca başvuranın 16/ 03/ 2009, 13/ 12/ 2010 ve 21/ 03/ 2011 tarihlerinde uyarma cezasıyla, 28/ 09/ 2015 tarihinde 214 TL para cezasıyla tecziye edildiği; 13/ 02/ 2017 tarihinde verilen kınama cezası bakımından itiraz sürecinin devam ettiği hususlarına değinilmiş olup başvuruyu ilgilendiren 2014/D . sayılı disiplin dosyanın bir örneği Kurumumuza ulaştırılmıştır .

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı ” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “ Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir .

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler ” hükmü yer almaktadır .

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi ” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir ” hükmü yer almaktadır .

7. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 34 üncü maddesi; “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ” şeklinde düzenlenmiştir .

7.1. 1136 sayılı Kanunun “Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller ” başlıklı 134 üncü maddesinde; “ Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır ” hükmü yer almaktadır .

2 / 77.2. 1136 sayılı Kanunun “Cezaların uygulanma şekli ” başlıklı 136 ncı maddesi; “ Bu kanunun

avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymıyanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır .

Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır .

Bir defa işten çıkarılan avukat, beş yıllık dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunursa meslekten çıkarılır ” hükmünü haizdir .

7.3. 1136 sayılı Kanunun “Avukatın hapis hakkı ve avukatlık ücretinin rüçhanlı bulunması ” başlıklı 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “ Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir ” hükmüne yer verilmiştir .

8. Türkiye Barolar Birliğinin 8- 9/ 01/ 1971 tarihli IV . Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 26/ 01/ 1971 tarihli Birlik Bülteninde yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek

Kurallarının “IV. İş Sahipleriyle İlişkiler ” başlıklı bölümünde yer alan 43 üncü maddesinde;

“ Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir .

Müvekkille ilgili bir hesap varsa, uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir ” hükmü bulunmaktadır .

8.1. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 45 inci maddesinde ise; “ Avukat ‘hapis hakkı’nı alacağı ile oranlı olarak kullanabili r” düzenlemesine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Ret Karar Önerisi ” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 10. Başvuru, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 14/ 01/ 2017 tarihli ve 2016/ E ., 2017/

K. sayılı kararıyla başvuran hakkında tesis ettiği kınama cezasına ilişkindir .

11. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, avukatlara, çalışmalarını görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde sürdürme, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranma ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uyma ödevini yüklemiştir . Söz konusu Kanunun 34 üncü maddesinde zikredilen bu yükümlülük, avukatlık mesleğinin, belirli bir düzen içinde sürdürülmesi ve toplum nazarında itibarının korunması

3 / 7bakımından önem arz etmektedir . Ancak sorumluluğun belirlenmesi, tek başına yeterli değildir .

Ödevle birlikte bunun gereğinin yapılıp yapılmadığına ilişkin denetimin de öngörülmesi gerekmektedir . Bu kapsamda Kanun koyucu, gerekli gözetimin sağlaması için disiplin hükümlerini ihdas etmiş ve barolar ile Türkiye Barolar Birliğini meslek disiplininin tesisi hususunda görevlendirmiştir .

12. Başvuru kapsamında, disiplin işlemlerini yürütmekle görevli asli kuruluş, İstanbul Barosudur .

Disiplin cezası verilmesine yer olmadığı kanaatine varan Baro Disiplin Kurulu, söz konusu kararını; başvuran avukat ile müvekkili arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaftan kaynaklanması, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün soruşturma izni vermemiş olması ve başvuran avukatın hapis hakkını kullanmış olması gerekçelerine dayandırmıştır . Başvuran avukatın müvekkili ise, bu karara itiraz ederek konuyu Türkiye Barolar Birliğine taşımıştır . Disiplin kararlarını itirazen inceleme yetkisi bulunan Barolar Birliği Disiplin Kurulu da, incelemesini yapmış ve 1136 sayılı Kanunun 157 nci maddesinden kaynaklı yetkisini kullanarak kınama cezasına hükmetmiştir Birlik Disiplin Kurulu, söz konusu kararı verirken, başvuran avukatın hapis hakkına ilişkin meslek kurallarına uymamasını, nafaka alacağının vekâlet alacağına oranla öncelikli olduğunu ve yazılı ücret sözleşmesi olmaması durumunda resmi avukatlık ücret tarifesinin göz önünde tutulması gerektiğini dikkate almıştır .

13. Başvuran avukatın disiplin sürecindeki iddiaları ile İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliğinin

Kurumumuza ilettiği bilgi-belgeler dikkate alındığında; başvuru özelinde tartışılması gereken asıl konunun, avukatın hapis hakkının usulüne uygun surette kullanılıp kullanılmadığı olduğu ortaya çıkmaktadır . Avukatın hapis hakkı, Avukatlık Kanununun 166. maddesinde düzenlenmiş olup; müvekkili tarafından verilen veya onun adına alınan mal, para ve diğer her tür kıymetin, avukatlık ücreti ile hizmet sırasında yapılan gidere karşılık olarak avukat tarafından tutabilmesine imkân tanımaktadır . Kanun anılan hükmüyle, avukatın hangi oranda hapis hakkını kullanabileceğini de belirtmiş ve bu kapsamda, alacak tutarının belirleyici olacağını hükme bağlamıştır . Ancak söz konusu madde hapis hakkının kullanılış usulüne ilişkin detaylı bir açıklama yapmamıştır . Bu sebeple diğer düzenleyici işlemlerin bu hakkı ilgilendiren hükümlerine bakmak gerekir .

14. Türkiye Barolar Birliğinin 8- 9/ 01/ 1971 tarihli IV . Genel Kurulunda kabul edilen Türkiye Barolar

Birliği Meslek Kuralları, avukatlık mesleğinin icrası sırasında gözetilmesi gereken esasları kurallaştırmıştır . Avukatın hapis hakkı bakımından da hükümler içeren bu Meslek Kurallarının 43 ve

45 nci maddeleri ise, başvurunun konusunu yakından ilgilendirmekte ve hapis hakkının nasıl

kullanılacağını düzenlemektedir . Söz konusu 43 üncü madde, vekil olarak avukat tarafından alınan para veya başkaca değerlerin müvekkile duyurulacağını; müvekkille ilgili bir hesabın olması halinde ise, uygun sürelerde durumun yazılı olarak bildirileceğini hüküm altına almışken, 45 inci madde, Kanunun 166 ncı maddesine koşut olarak, hapis hakkının alacakla orantılı olarak kullanılabileceğini belirtmiştir .

15. Bu kapsamda, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de, 25/ 06/ 2013 tarihli ve 2012/ 26965 E ., 2013/ 17391

K. sayılı kararında, “… Avukatlık Kanununun 166 ncı maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir . Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını

‘hapis hakkı’ adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi,

4 / 7avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır . Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin

nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konuyla ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir . Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur ” ifadelerine yer vererek, hapis hakkının kapsamını ve kullanım usulünü ortaya koymuştur .

16. Hapis hakkını ilgilendiren düzenlemelere ve yargının bu husustaki yaklaşımına değindikten sonra, başvuranın söz konusu mevzuat hükümleri karşısındaki konumunun ele alınması gerekmektedir . Bu kapsamda başvuruya konu uyuşmazlığın detayı irdelendiğinde; başvuranın, müvekkili olan Hamide Şen’den boşanma davasını takip etmek için vekâlet aldığı; söz konusu dava sürerken, Bakırköy 11. Aile Mahkemesi tarafından tedbir nafakasına hükmedildiği ve bundan kaynaklı 5.500 TL nin 11/ 02/ 2013 tarihinde davacı Cengiz Şen tarafından başvuran avukata ödendiği; başvuranın ise, bu durumu müvekkiline bildirmediği ve müvekkilinin bundan haberi olması üzerine, faks marifetiyle İstanbul Barosunun o tarihe ilişkin “ Avukat-Vekileden Arasındaki En

Az Ücret Çizelgesi ”ni kendisine gönderdiği; çizelgenin gönderilmesi hadisesinin, müvekkille ücret konusunda anlaşamamalarının üzerine olduğu ve sunduğu avukatlık hizmetinin tutarını belirtmeyi hedeflediği; bunun dışında hapis hakkı bağlamında yazılı bir bildirimde bulunmayıp sadece telefonla hapis hakkını kullandığı anlaşılmıştır .

17. Söz konusu tespitler ele alındığında ise; başvuran avukatın hapis hakkına ilişkin uymakla yükümlü olduğu meslek kurallarına uymadığı sonucuna varılmaktadır . Çünkü başvuranın alacağına mukabil olarak tahsil ettiği nafaka bedelini uhdesinde tutabilmesi için hapis hakkı bağlamındaki kurallara uyması gerekmektedir . Bu kapsamda, vekil olarak aldığı bedeli müvekkiline haber vermesi icap ederken, başvuran, bu yükümlülüğün gereğini yerine getirmemiştir . Ayrıca müvekkil Hamide

Şen’in azle ilişkin ihtarnamesinde bu bedelin ödenmesine ilişkin banka hesap bilgilerini de paylaştığı gözetildiğinde, başvuran avukat tarafından Meslek Kurallarının 43 üncü maddesinde yer alan uygun sürelerde yazıyla bildirilme usulüne de uyulmadığı görülmektedir .

18. Hapis hakkına ilişkin yazılı bildirim yükümlülüğü bulunan avukat, müvekkiline faks yoluyla ücret tarifesini göndermekle yetinmiş ve söz konusu hakkını kullandığına dair beyanı sadece telefon görüşmesinde zikretmiştir . Başvuranın bu tavrına ilişkin olarak bir değerlendirme yapılacak olursa, ücret tarifesi iletiminin, taraflar arasında uyuşmazlık oluşturan avukatlık ücretine ilişkin tek taraflı bir bildirim olduğu ve hapis hakkının kullanılması için gereken yazılı beyan olarak kabul edilemeyeceği görülecektir . Bununla birlikte, hapis hakkının kullanılmasına ilişkin bildirimin telefon marifetiyle yapılması da, meslek kurallarının gerektirdiği yükümlülüğü karşılamamaktadır .

19. Ayrıca söz konusu hapis hakkı, alacakla orantılı bir şekilde de kullanılmamıştır . Her ne kadar başvuran avukat tarafından ücret konusunda tarifenin baz alındığı iddia edilse de, dava için 1.200 TL lik bedelde anlaşıldığı konusundaki savlar disiplin kovuşturmasına ilişkin belgelerde dikkati çekmektedir . Bu durum ve disiplin işlemleri süresince dile getirilenler, avukatlık ücreti konusunda belirsizliğin varlığını ve yazılı bir sözleşmenin olmadığını ortaya koymaktadır . Öyleyse 1136 sayılı

Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme dikkate alınarak, avukatlık ücretinin belirlenmesi gerekmektedir . Söz konusu düzenleme; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, belirli usullere göre tespit edilen bedelin avukatlık ücreti olarak benimseneceğini

5 / 7öngörmüşken, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde, avukatlık asgari ücret tarifesinin

uygulanacağını kabul etmiştir .

20. Bu hüküm, Barolar Birliği Disiplin Kurulunun itirazen verdiği kararda da işaret ettiği gibi başvuru bağlamında avukatlık asgari ücret tarifesinin uygulanmasını icap ettirmektedir . Çünkü yazılı ücret sözleşmesi bulunmayan söz konusu uyuşmazlık, değeri parayla ölçülemeyen bir dava türü olan boşanma davasının takibi neticesinde ortaya çıkmıştır . 2012 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesinde Asliye Mahkemelerine muhatap davalar için 1.200 TL nin asgari ücret olarak belirlendiği de dikkate alındığında, başvuran avukatın 5.500 TL nin tamamına yönelik olarak hapis hakkını kullanması makul karşılanamaz . Bu değerlendirme doğrultusunda, alacağa oranlı olarak kullanılması gereken hakkın, başvuran tarafından orantısız surette tüm nafaka alacağına teşmil edildiği tespit edilmiştir .

21. Başvuran avukatın Kanundan kaynaklı hapis hakkını usulüne uygun olarak kullanmaması, disiplin bakımından sonuçlar doğurmaya müsaittir . Zaten başvuranın müvekkili, Baro ve Barolar

Birliği nezdindeki müracaatlarını söz konusu kabule istinaden gerçekleştirmiştir . Avukatlık

Kanununun 34 üncü maddesinde değinilen ve avukatların uymakla yükümlü tutuldukları hususlar arasında Barolar Birliği tarafından belirlenen meslek kuralları da bulunmaktadır . Ayrıca Kanunun

134 üncü maddesinde de meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunan avukatlara

disiplin cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır .

22. Bu suretle, meslek kurallarına uyup uymamak disiplin tedbirleri bakımından dikkate alınması gereken durumlar arasına girmiştir . Başvuru bakımından değerlendirildiğinde ise, avukatın hapis hakkından kaynaklı meslek kurallarına uymaması sebebiyle disiplin cezası alabileceği sonucuna varılmaktadır . Nitekim Barolar Birliği Disiplin Kurulu da kararına dayanak olarak

Meslek Kurallarının 43 ve 45 inci maddelerini göstermiş ve başvuran avukatın söz konusu kurallara aykırı davrandığını kabul etmiştir . Dolayısıyla meslek kurallarına aykırı fiillerde bulunduğu açık olan başvuranın, 1136 sayılı Kanunun 136 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince kınama cezasıyla tecziye edilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır .

23. Bununla birlikte, başvuran tarafından, Baro Disiplin Kuruluna intikal eden hususların haricinde kalan kimi konuların Birlik Disiplin Kurulunca kararda ele alındığı; bunun iddia ile bağlılık usulüyle uyuşmadığı ve buna mukabil savunma hakkının kullandırılmadığı iddia edilmiştir . Ancak itirazen inceleme yapılırken, başvuran avukata 1136 sayılı Kanunun “ Savuma hakkı ” başlıklı 137 nci maddesine uygun olarak savunmasını hazırlaması için süre verildiği ve bunun üzerine, 28/ 06/ 2016 tarihinde başvuranın savunma dilekçesini İstanbul Barosu Başkanlığına sunduğu tespit edilmiştir .

Zaten Birlik Disiplin Kurulunun, Baro Disiplin Kurulundan farklı bir konuyu kararında tartışmadığı ilgili evraklar incelendiğinde de ortaya çıkmaktadır . Dolayısıyla başvuran avukatın söz konusu iddialarında haklılık payı olmadığı anlaşılmıştır .

24. Yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; başvuran avukata verilen kınama cezasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir .

6 / 7B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden

25. İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri ” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; 25.1. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde, başvuru konusuyla ilgili olarak Barolar Birliğinin “kararların gerekçeli olması ve karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ” ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir . Ancak 22/ 04/ 2016 tarihinde yapılan itiraza binaen ilgili idare tarafından 14/ 01/ 2017 tarihinde karar verilmiş olması, “makul sürede karar verme ” ilkesiyle bağdaşmamaktadır . Bu sebeple bahse konu ilkeye uygun davranılması söz konusu idareye önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİ ;

Ret Kararının BAŞVURANA ve TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi