ÖZET: Bu karar, Vakıflar Bankası’na yapılan bilgi ve belge talebinin, avukatın sunduğu vekaletnamenin özel yetki taşımadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkindir. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkı, tarafların eşit şekilde yargılamaya katılma ve iddia ile savunmalarını sunma haklarını güvence altına almaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi, avukatların hukuki ilişkilerin düzenlenmesi ve adaletin sağlanması amacıyla gerekli bilgi ve belgelere erişim hakkını tanımaktadır.

Kararda, avukatların bilgi talep etme yetkilerinin, yalnızca vekaletname ile sınırlı olmadığı, ancak özel yetki gerektiren durumların mevcut olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, avukatın müvekkilinin haklarını korumak için gerekli bilgilere ulaşması, adil yargılama ilkesinin bir gereği olarak vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, başvurunun kabulüyle, Vakıflar Bankası’nın bilgi ve belge talebini mevzuata uygun bir şekilde yeniden değerlendirmesi gerektiği ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/3015-S.23.5086

BAŞVURU NO : 2022/14479

KARAR TARİHİ : 10/03/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, bilgi ve belge edinme talebi hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 05/10/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. İstanbul Barosuna kayıtlı Av. muris mirasçılarını gösterir belge ve mirasçılar tarafından verilen vekaletname ile Vakıflar Bankası Örnek Mahallesi İstanbul Şubesine dilekçe ile 04.10.2022 tarihinde başvurarak, bilgi ve belge talebinde bulunduğunu, 05.10.2022 tarihinde ise ilgili şube müdürlüğü tarafından bilgi ve belge talebinin, vekaletnamesinde özel yetki olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak bu işlemin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, gerekli işlemlerin yapılması ve mağduriyetinin giderilmesi talebiyle kurumumuza başvurmuştur.

2. II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 01/11/2022 tarih ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Genel Müdürlük tarafından gönderilen 24/11/2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Müşterilerin Bankaya yaptığı başvurular işleme alınarak, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra yasal süresi içerisinde kendilerine dönüş sağlandığı, başvuran Av. vekaletname ile muris nun varisleri adına vergi dairesine iletilmek üzere hesap bakiyelerini bildiren ilişiksizlik belgesi için Örnek Mahallesi Şubesine 04.10.2022 tarihinde başvurduğu, şubeye beyan ettiği

vekaletnamede “bankalardan bilgi ve belge alabileceğine” dair ibare olmadığından bu doğrultuda kendisine bilgi verildiği, 2.2. Müvekkileri adına işlem yapmak için Bankaya başvuran avukatların öncelikli olarak vekaletnamesinin uygun olup olmadığı kontrol edilerek işlemlerin başlatıldığını, başvuranın 04.10.2022 tarihinde ilgili şubelerine başvurması üzerine öncelikli olarak vekaletnamenin kontrol edildiğini, vekil eden adına

“bankalardan bilgi ve belge talep etme” hususunda açık yetki verilmediğinden, müşteri sırrı kapsamında bilgi ve belgelerin vekile verilmesinin uygun olmadığının başvurana talebi üzerine 05.10.2022 tarihinde yazılı bildirildiği, 2.3. Banka nezdindeki hak ve borçlar bir bütün olarak mirasçılara intikal etmekte olduğundan, mirasçıların her birinin muris hesapları ile ilgili bilgi talep etmesi halinde verilmesinin mümkün olduğunu, bu kapsamda mirasçı olduğu veraset ilamı ile tespit/teyit edilen kişilere tek başlarına bile olsa, murisin hesaplarına ilişkin bilgi/belgenin verilebileceğini, ancak başvuranın bankaya sunduğu vekaletnamenin genel dava vekaletnamesi olduğu, müvekkil adına(miraşçı) “bankalardan bilgi ve belge talep etme” hususunda vekile açık yetki verildiğini gösterir ifadenin tespit edilemediği, 2.4. Başvuran tarafından talep edilen bilgi/belgenin müşteri sırrı kapsamında olduğu, bankacılıkla ilgili en üst kurum olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) konu hakkındaki mütalaasında, vekaletnamesinde bu konuda açık yetki bulunmayan avukatlara Bankacılık Kanunu 73/3. maddesi gereğince müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin verilemeyeceğinin bildirdiği, 2.5. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 73/3. maddesinde “Bankaların ortakları, yönetim kurulu üyeleri, mensupları, bunlar adına hareket eden kişiler ile görevlileri, sıfat ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri, bankalara ve müşterilerine ait sırları, bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar.” hükmüne yer verildiğini, aynı Kanunun 159. maddesi ile bu madde hükmüne aykırı hareket edenlerin bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden iki bin güne kadar adli para cezasına mahkum edileceğinin hüküm altına alındığını, Bankacılık Kanunu’nun 73/3. maddesindeki özel hükmün, banka ve müşteri sırrını ihlal edecek mahiyetteki bilgilerin kanunen açıkça yetkili kılınan merciiler dışındakilere verilmesine engel teşkil ettiği, 2.6. Bankacılık Kanunu’nun 73/3. maddesi karşısında avukatların bankalardan banka ve müşteri sırrı niteliğindeki belge ve bilgilere erişiminin mümkün bulunmadığını, bu nedenle avukatın müvekkiline ait hesaplar ile müvekkiline miras yoluyla intikal eden hesaplar hakkında bilgi/belge alabilmesi için vekaletnamesinde bu hususta özel bir hüküm bulunması gerektiği, açıklanan bu nedenle yazılı talepleri ile birlikte bu konuda açık yetki bulunan bir vekaletname ibraz edilmesi halinde başvuran Av.

ya da yazılı talepleri halinde mirasçılara talep edilen bilgi ve belgelerin verilebileceği belirtilmiştir.

3. Kurumumuzun 16/01/2023 tarih ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Başkanlık tarafından gönderilen 10/02/2023 tarih ve E. – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

3.1. Bankalarca meslektaşların taleplerinin reddedilmesine gerekçe olarak gösterilen 5411 sayılı Bankacılık

Kanunu’nun 73/3. maddesi “(Değişik üçüncü fıkra: 13/2/2011-6111/146 md.) Sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenler, söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder.

(Ek cümleler:20/2/2020-7222/10 md.) Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin

Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi müşteriden gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz. Kurul ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme neticesinde, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin, yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılmasını ya da bunlara aktarılmasını yasaklamaya, ayrıca bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurt içinde bulundurulması hususunda karar almaya yetkilidir. Bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâllerde yapılacak paylaşımlar da dâhil olmak üzere, müşteri sırrı ve banka sırrı niteliğindeki bilgiler, sadece belirtilen amaçlarla sınırlı olmak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak bu amaçların gerektirdiği kadar veriyi içermek kaydıyla paylaşılabilir. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı

Borçlar Kanunu, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki

Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gemi adamı ve gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikte her çeşit istihkak ödemelerinin özel olarak açılan banka hesabına yapılması halinde, bu hesaplara ilişkin bilgi ve belgelerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine

Müsteşarlığı ile bunlara bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlara verilmesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 8. ve 100.maddelerinin uygulanması ile genel sağlık sigortalılığında gelir testinin yapılmasına ilişkin bilgi ve belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel

Müdürlüğüne verilmesi sırrın ifşası sayılmaz. Bu bilgi ve belgelerin verilmesine ilişkin usûl ve esaslar

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık ile Kurulca belirlenir.” Şeklinde düzenlemelere yer verildiği, 3.2. Bununla birlikte 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.maddesinin 3.fıkrası “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” şeklinde düzenlendiği, 3.3. Anılan maddenin gerekçesinde “Savunmanın yargının temel unsurlarından birisi olduğu düşüncesinden hareketle, avukatlık mesleğinin günümüz koşullarına göre en iyi şekilde yapılabilmesi için tasarıyla, avukatlara görevlerini yerine getirmelerinde yardımcı olacak kuruluşlara açıklık getirilerek bu

/

kuruluşlardan bilgi ve belge toplama yetkisi verilmektedir.” denilmek suretiyle, avukatlık mesleğinin ifası için gerekli olan bilgi ve belge toplama yetkisinin avukatlara verildiği, bu yetki çerçevesinde avukatların incelemek istedikleri bilgi ve belgeleri vekaletnameye gerek olmaksızın inceleyebilecekleri, ancak söz konusu belgelerden örnek almak için vekaletname ibraz etmeleri gerektiğinin açık bir şekilde düzenlendiği, 3.4. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası uyarınca: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. ” düzenlemesi gereği, adil yargılanma hakkının içinde yer alan temel bir hak olan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için avukatların bilgi ve belge taleplerinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, Yargı Reformu Strateji Belgesinin içinde önemli bir başlık olan yargılama sürecinde hedef süreler uygulamasının da bu sayede desteklenmiş olacağını, 3.5. Avukatın, üstlenmiş olduğu işi özen yükümlülüğünün gerektirdiği şekilde ifa edebilmesi için, dava ikamesinden önce bazı bilgi ve belgelere ulaşması gerektiği, aksi takdirde, sadece müvekkilin verdiği bilgilerle yetinerek açılan bir davanın, eksik veya hatalı bilgi nedeniyle eksik, yanlış veya hatalı olarak açılabileceği, bu durumun ise, gerek avukatın özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sorumluluğuna gidilmesine, gerekse müvekkilinin hak kaybına neden olabileceği, avukatın izleyeceği yolu belirlemesine yardımcı olacak bilgi ve belgeler, bazen de Kanun gereği bir dava açmak veya bir icra takibi başlatmak için zorunlu bilgiler olabileceği, 3.6. Medeni Usul Hukukunda dava malzemesi olan vakıaların taraflarca getirilme ilkesi gereği tarafların kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğunu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğu altında oldukları, bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerektiği, adil yargılamanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapmasının bu bakımdan büyük öneme sahip olduğu, dolayısıyla; anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleğinin yaşamsal bir önem taşımakta olduğu, 3.7. Avukatların bilgi ve belge taleplerini yerine getirmeyen kurum yetkililerine yönelik yaptırım düzenlenmesi konusunda Adalet Bakanlığı nezdinde yapılan girişimler sonucunda, Adalet Bakanlığı

Mevzuat Genel Müdürlüğü tarafından verilen yanıtta; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesine aykırı hareket eden kamu görevlileri hakkında yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereğince adli ve idari soruşturma yürütülmesinin mümkün olması nedeniyle talep edilen hususlar bakımından mevzuat değişikliğinin gerekli olmadığının bildirildiği, 3.8. Keza banka çalışanlarının, vekaletname ile başvuran mirasçı vekiline vefat eden babasının sigorta evraklarını vermemesi eylemine ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarih 2018/3834 E., 2019/8944 K. sayılı kararı ile TCK’nin 257. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçu bağlamında gerekli incelemenin yapılması gerektiğine işaret etmekte olduğu,

3.9. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.10.2017 tarih 2016/3192 E., 2017/5178 K. sayılı kararında

“Mahkemece bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre; dava, genel vekaletnameye dayanılarak müvekkilinin hesabı ile ilgili bilgilerin banka tarafından verilmesi istemine ilişkin olduğu, davacı vekili tarafından 10/05/2013 tarihli … Bankası Genel Müdürlüğü’ne hitaben yazılmış dilekçesi ile davacı adına …

… Şubesinde açılan hesabın akıbetinin bildirilmesinin istendiği, banka tarafından bu talebin 02/09/2013 tarihli yazı ile reddedildiği, Bankacılık Kanunu’nun 73/3. maddesinin sır saklama yükümlülüğüne ilişkin olduğu, dava konusuyla ilgisinin olmadığı, Bankacılık Kanunu’nda, vekillerin bankalardan (bizzat)

müvekkillerinin hesabına ilişkin olarak bilgi ve belge istemesi halinde, vekaletnamelerinde özel yetki bulunması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı, davacı adına vekaletnameye istinaden istenilen bilgilerin Avukatlık Kanunu’nun 2/3. maddesi gereğince davacının vekiline bildirilmesinin gerektiği, bu hususta vekaletnamede özel yetkiye ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı vekilinin davalı bankadan Avukatlık Kanun’un verdiği yetkiye istinaden davacı adına istediği bilgi ve belge suretlerinin davalı banka tarafından davacıya veya vekiline verilmesi suretiyle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmiştir.” gerekçesi ile verilen mahkeme kararının onanmasına karar verildiği,

3.10. Danıştay 10. Dairesinin 20/04/2015 tarih ve E.2011/8782, K.2015/1932 sayılı kararında ise:

“Uyuşmazlıkta, borçlu olan şahsa ait nüfus bilgilerinin alacaklı durumunda olan şirket vekilince icra takibinde kullanılmak üzere istenildiği hususunda tereddüt bulunmadığından, elde edilmemesi halinde hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucuna yol açabilecek söz konusu bilgilere erişimin, davacı açısından hukuksal sonuç doğurduğu, bu nedenle hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu olan şahsa ait nüfus bilgilerinin davacı şirket vekiline verilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” denmek suretiyle talep edilen bilgi ve belgelerin avukatların incelemesine sunulmasının öneminin vurgulandığı, 3.11. Sonuç itibariyle Anayasa ile korunan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan

Avukatlık Kanununun 2. Maddesinde avukatların kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgi ve belgeleri inceleme ve vekaletname ile suret alma yetkileri bulunduğu, Bilgilerine yer verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

4.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi; “(Değişik: 3/10/2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerine amirdir.

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. Maddesi; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.” hükmüne amirdir.

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

7. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun; 7.1. “Dürüst davranma” başlıklı 2 inci maddesi; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” 7.2. “ İyiniyet” başlıklı 3 üncü maddesi; “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.” düzenlemelerini içerir.

8. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “ispat yükü” başlıklı 190ıncı maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemesini içerir.

“ 9. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Görevi kötüye kullanma başlıklı 257 inci maddesi; (1)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir

menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesini içerir.

10. 19/03/1969 tarih ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun ; 10.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1. Maddesi; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder”, 10.2.“Avukatlığın Amacı” başlıklı 2 inci maddesi; “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 10.3. “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35 inci maddesi; “(Değişik: 26/2/1970 – 1238/1 md.) Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.” 10.4. “Avukatlık sözleşmesinin kapsamı” başlıklı 163 üncü maddesi; “ (Değişik : 2/5/2001 – 4667/76 md.) Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir.” düzenlemelerini içerir.

11. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 73/3. maddesi “(Değişik üçüncü fıkra: 13/2/2011-6111/146 md.) ; 11.1. “Sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenler, söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder,” 11.2. Aynı hükmün devamında, ek cümleler:20/2/2020-7222/10 md.) “Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve

/

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi, müşteriden

gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz. Kurul ekonomik güvenliğe ilişkin yapacağı değerlendirme neticesinde, müşteri sırrı ya da banka sırrı niteliğinde olan her türlü verinin, yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılmasını ya da bunlara aktarılmasını yasaklamaya, ayrıca bankaların faaliyetlerini yürütmede kullandıkları bilgi sistemleri ve bunların yedeklerinin yurt içinde bulundurulması hususunda karar almaya yetkilidir. Bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâllerde yapılacak paylaşımlar da dâhil olmak üzere, müşteri sırrı ve banka sırrı niteliğindeki bilgiler, sadece belirtilen amaçlarla sınırlı olmak ve ölçülülük ilkesine uygun olarak bu amaçların gerektirdiği kadar veriyi içermek kaydıyla paylaşılabilir. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla

Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş

Kanunu ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gemi adamı ve gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikte her çeşit istihkak ödemelerinin özel olarak açılan banka hesabına yapılması halinde, bu hesaplara ilişkin bilgi ve belgelerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı ile bunlara bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlara verilmesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 8 inci ve 100 üncü maddelerinin uygulanması ile genel sağlık sigortalılığında gelir testinin yapılmasına ilişkin bilgi ve belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve il veya ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca yapılan sosyal yardım hak sahiplerinin tespiti ile gelir testi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Aile ve Sosyal

Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne verilmesi sırrın ifşası sayılmaz. Bu bilgi ve belgelerin verilmesine ilişkin usûl ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık ile Kurulca belirlenir” düzenlemesine yer verildiği, 12. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların

Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Avukatların Rolüne Dair

Temel Prensiplerin ( Havana Kuralları ); “Avukatlık Faaliyetinin Güvencesi” başlıklı ilgili maddeleri; “16. “Hükümetler avukatların; a. Hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle gerek karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini sağlar.” 21. Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.” Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 14. (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuru konusu; Baroya kayıtlı Av. tarafından müvekkillerinin murisi intikal vergisi için tarafına gerekli belgenin verilmesine dair talebinin, Vakıflar Bankası Örnek Mahallesi İstanbul Şubesi Müdürlüğü yetkilisince, başvuranın ibraz ettiği vekaletnamenin özel yetkiyi haiz vekâletname olmadığından yerine getirilmemesi, mevzuata uygun olarak bu talebinin karşılanması istemine ilişkindir.

15. Anayasanın 36’ncı maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi ile güvence altına alınmış olan, yargılamaya ilişkin temel haklardan birisi olan adil yargılanma hakkı, özü itibarıyla, eşitlik temeline dayalı bir biçimde hem davacıya hem de davalıya aktif olarak yargılamaya katılma, karşılıklı olarak iddia ve savunmalarda bulunma, alınacak kararda da etkili olabilme olanağının tanınmasını ve yapılan yargılamanın, en az giderle, mümkün olan en kısa sürede ve en az zorlukla gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelmiş bir yargılama hukuku ilkesidir.

16. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilen 1’inci fıkrasında avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olarak belirlenmiştir.

17. Şüphesiz anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem ve değere sahiptir.

18. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Avukatın bu noktada asli bilgi kaynağı müvekkildir. Ancak müvekkilin elinde geçerli bir dava başlatılabilmesi için yeterli bilgi olmayabilir. İddiaların desteklenmesi bakımından yeterli ve elverişli delil mevcut olup olmadığının tam olarak belirlenemediği haller ya da vakıalara ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gereksinimi bakımından avukatın müvekkili dışındaki bilgi kaynaklarına da zamanında erişebilmesi önem arz etmektedir. Adil yargılanmanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Nitekim, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 257nci maddesinde ise vekil tayin edilmiş kişilerin bilgi ve belge istemlerinin Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından kanuna aykırı

olarak yerine getirilmemesinin olayın özelliğine görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği düzenlenmiştir.

19. Avukatlar mesleklerini yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda ifa ederken üstlendikleri iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek özenle yürütmekle de yükümlü kılınmışlardır. Bu bakımdan üstlendikleri görevi en kısa zamanda ve müvekkilinin mümkün olduğu ölçüde lehine sonuçlandırılması için avukat, mesleğinin gereği kendisinden beklenen tam emek ve çalışmasını ortaya koymak zorundadır.

20. Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde mesleğini icrası ile toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama ilkesine katkı sağlayacak yeterli ve elverişli delil ikame edebilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge inceleme ve gerektiğinde bu belgelerden örnek alabilme yetkisini haiz olmasını gerekli kılmaktadır. Yasa koyucu da Avukatlık Kanunu 2 inci maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilen 3 üncü fıkrası ile, yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü oldukları, bu belgelerden örnek alınmasının ise vekâletname ibrazına bağlı olduğu, derdest davalarda müzekkerelerin duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabileceğini hükme bağlamıştır.

21. Yukarıda yer verilen Avukatlık Kanunu 2inci maddesi metninden de görüleceği üzere, avukatlara yardımcı olma zorunluluğu, talebin avukatlık görevinin yerine getirilmesi kapsamında olması ve özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunmaması halleri ile sınırlandırılmıştır. Kanunda avukat tarafından yapılacak bilgi ve belge inceleme isteminin yazılı olarak yapılması hususunda bir şekil şartına da yer verilmemiştir. Kanunda yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın incelemesine sunması zorunlu olup ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkı kısıtlanabilecektir. Avukat tarafından söz konusu belgelerden örnek alınabilmesi ise vekâletname ibrazı halinde mümkün kılınmıştır ki bu halde örnek alma işlemi bakımından avukatın müvekkilinden sadır vekâletname de ekli olarak istenen bilgi ve belgenin ayırt edici özellikleri itibarıyla genel bir tarifini içeren bir yazılı bildirimde bulunması prosedüre uygun olacaktır.

22. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan mercilerin, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olan özel hükümlere, 1512 sayılı Noterlik

Kanununun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55 inci maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu

“Sırların Saklanması” başlıklı 73üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesi örnek olarak verilebilir. Yine bazı kanunlarda da idareye, üçüncü kişiler ve hatta yargı mercilerine bazı bilgi ve belgeleri vermekten imtina hakkı tanınmış, bu hakkın kullanımı ilgili kanunlarda ayrı ve farklı şartlara bağlanmıştır.

23. Danıştay 1. Dairesi 10.04.2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararı ile konu hakkında yapılan değerlendirmede, “..Avukatın bilgi ve belgeleri inceleme ve örnek alabilme hakkının sınırsız olmadığı, talebin karşılanması için öncelikle talep edilen bilgi ve belgeye avukatın mesleğini ifası için

/

gerek duyması gerektiği, bunun yanında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge ifadesinde geçen “gerek” sözcüğünün “herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerek duymak eyleminin keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmediği, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlatmakta olduğu, böyle olunca, yasa hükmü gereği, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ile bu belgelerin incelemesine sunulması gerektiği” ifade edilmiştir.

24. Yine avukatlık görevinin yerine getirilmesiyle sınırlı tutulan yardımcı olma zorunluluğunun kapsamının belirlenmesinde Kanunların yorumu ve hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel düzenleme olan

Türk Medeni Kanununun 2 ve 3 üncü maddelerinde yer verilen dürüst davranma ve iyiniyet kurallarının da ayrıca dikkate alınması gerekmektedir. Medeni Kanunun, İdare Hukuku alanında da uygulanma imkânı olan “Dürüst Davranma” başlıklı 2nci maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı kuralı bulunmaktadır. Kanunun “iyiniyet” başlıklı 3üncü maddesinde ise; Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğu, ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı düzenlenmiştir. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu yerine getirirken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır, aksi durum hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebilmektedir. Avukatların yasadan kaynaklı bilgi ve belge talebine dayalı haklarını kullanırken ve kurum ve kuruluşların da bu talepleri değerlendirerek, bilgi ve belgeleri avukatların incelemesine sunma sorumluluklarını yerine getirirken, kamu yararına dayalı uygun ve ölçülü dengeyi gözetmesi, objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesi ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde değerlendirilebilecek iş ve işlemlerden kaçınması beklenmekte olup aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunmayacağı aşikârdır.

25. Avukatlık Kanunu 2inci maddesi hükmünde avukatın bilgi ve belge inceleme prosedürünün nasıl gerçekleştirileceğine dair açık bir tanımlama yapılmamıştır. Aşağıda yer verilen Danıştay 1. Dairesi

10.04.2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararı, bilgi ve belge incelenmesi ve örnek alma

işlemine dair prosedürün nasıl gerçekleşeceğinin hukuki çerçevesini belirleyen değerlendirmelerde bulunmuştur. Yukarıda detaylı olarak yer verilen iyiniyet ve dürüstlük kuralları da inceleme prosedürünün gerçekleştirilmesinde taraflarca mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

“a) İncelemeye sunma, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş bünyesinde, gerektiğinde bir görevli eşliğinde uygun bir yerde gerçekleştirilmesi gereken bir işlevdir .

b) İncelemeye sunma yükümlülüğünün, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş dışında bir yere veya şehire gönderilmesi suretiyle yerine getirilmesinin istenmesi, yasanın amacına uygun bir talep olarak değerlendirilemez.

c) Avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgelerin kapsamı, avukatların görevleriyle ve gerek duyma ifadesiyle ilgili açıklamalarda ( bakınız 23 no’lu paragraf) belirtilen sınırlar içinde anlaşılmalı ve değerlendirilmelidir .

/

d) Yasa koyucu, kurum ve kuruluşların bünyesinde inceleme olanağı tanıdığı belgelerden örnek alınmasını vekaletname ibrazına bağlı tutmuştur. Avukatlarca incelenmesinden sonra bu belgelerin gerekli olanlarından konusu, tarih ve sayısı belirtilerek örnek alınabilmesi yasa hükmü gereğidir.” 26. Somut olay Avukatlık Kanununa dayalı bilgi ve belge inceleme istemine dayalıdır. Vekilin talebi, müvekkillerinin murisine ait hesap bakiyelerini bildiren ilişiksiz belgesinin müvekkilleri adına kendisine verilmesinden ibarettir. Şikayet konusu yapılan 05.10.2022 tarihli idarenin ret cevabına ilişkin yazıda, vekaletname özel yetkiyi haiz olmadığı sürece işlemin yapılmayacağı belirtilmiştir.

27. Yukarıda da yer verildiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 2. maddesinde; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların, avukatların görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, yasalarındaki özel hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü olduğu, bu belgelerden örnek alınmasının vekaletnâme ibrazına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan Yasa maddesi ile avukatların gerek gördükleri bilgi ve belgeleri incelemesine ve belgelerden örnek almasına ilişkin genel kural belirlenmiş, “yasalarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” denilmek suretiyle bu kuralın uygulanamayacağı durumların varlığına işaret edilmiştir. Yani avukatların bu yasadan doğan haklarının kullanımının başka yasal düzenlemelerle sınırlanabileceği öngörülmüştür. Bir başka anlatımla Avukatlık Yasasının 2.

maddesinde avukatların haklarına ilişkin genel kuralın istisnasına yer verilmiştir. Bu istisna “kurumların yasalarındaki özel hükümler” olarak belirlenmiştir.

28. 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu, 5472 Bankacılık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve mer’i mevzuatta müşterilerin kendi hak ve yükümlülükleri ile ilgili konularda bizzat kendileri ya da vekilleri aracılığı ile yapılacak bilgi edinme isteminin sınırlanabileceğine ilişkin açık bir kurala da yer verilmemiştir. Aksine, Kurum ve bağlı Kuruluşların görevlerini ve amacını belirleyen maddeler ile ilgililerin haklarını kullanmalarının kolaylaştırılması amaçlanmıştır. Yani Avukatlık Yasasının 2.

maddesinde yer alan kuralın istisnası durumundaki düzenlemeye karşılık gelen ve söz konusu istisnayı uygulanabilir kılan bir kural kurumun yasal kuralları içerisinde yer almamaktadır.

29. Davaya vekâlet, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ilişkin yetkiyi kapsamaktadır. Kanun gereği kendisine vekâlet verilenin, bazı işlemleri yapabilmesi verilen vekâletnamede özel bir yetkiye sahip olmasını gerekli kılmaktadır. Türk Borçlar

Kanunu 504 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 74 üncü maddelerinde tadâdi olarak yer verilen özel yetkiyi gerektiren bazı hallere; dava açma, sulh olma, bağış yapma, ibra etme, davayı kabul ve feragat, davayı ıslah örnek olarak gösterilebilir.

30. İlgili mevzuatta bankacılık işlemlerinden kaynaklı bilgi ve belge istemlerinde özel yetkiyi haiz vekaletname ibrazı aranacağına dair bir düzenleme de yer almamaktadır. Kanunda açıkça özel yetki alınmasının öngörülmediği durumlarda avukatın müvekkilini bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmünde olan genel vekaletname ile temsil edebilmesi ve kamu kurumu ve kuruluşlarından bilgi isteme, belge inceleme ve suret alabilmesi hukuken mümkün bulunmaktadır. Genel dava vekâletnamesi verilmesi ile güdülen amaç, her dava veya işlem için, yeni bir

vekâletname vermek külfetinden kurtulmaktır. Genel Müdürlük tarafından aksi yönde yapılan değerlendirme, genel vekâletname verilmesi amacına ve usul ekonomisine de uygun düşmemektedir.

31. Yukarıdan bu yana Avukatlık Kanunu 2nci maddesinde yer bulan avukatın delil toplaması yetkisinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından davanın makul sürede ve hakkaniyete uygun sonuçlandırılması ile silahların eşitliği ilkesi ile savunma hakkının temini ve Hukuk Muhakemesi Kanunu ile düzenlenen tarafların ispat hakkının etkinliğini sağlamada katkı ve önemi ifade edilmiştir. Yasa ile belirtilen Kurum ve Kuruluşların avukatların görevlerini yerine getirmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları hususu açıkça vurgulanmıştır. Somut olaya bakıldığında istemde bulunanın avukat olduğu, istediği bilgileri hangi amaçla kullanacağını vekaletnamesini de ibraz etmek suretiyle ilgili İdareye bildirdiği, talebin mesleğin ifasında avukata tanınan delil toplama yetkisi kapsamında ve iyiniyet kurallarına uygun olduğu görülmekle, talebinin özel yetkiyi haiz vekaletname ile yapılması gerektiği gerekçe gösterilerek reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde T.Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; İstanbul Barosu’na kayıtlı başvuranın Avukatlık Kanunu 2inci madde kapsamında yapılan bilgi ve belge inceleme ile belge örneği verilmesi isteminin mevzuata uygun bir şekilde tekrar değerlendirilmesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkının temini amacına yönelik, Avukatlık Kanunu 2nci maddesine dayalı bilgi ve belge inceleme ile belge örneği istemlerinin mevzuata uygun olarak değerlendirilmesi ile bu yöndeki istemlerin etkin ve süratle sonuçlandırılması hususlarında TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI

GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Isparta

Barosu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM

ORTAKLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi