ÖZET: Bu karar, avukatların müvekkilleri adına bilgi ve belge talep etme hakları ile vergi mahremiyeti arasındaki dengeyi incelemektedir. Başvuran avukat, müvekkillerinin vergi iadesi için gerekli belgeleri talep etmiş, ancak Vergi Dairesi bu talebi, avukatın sunduğu vekaletnamenin özel yetki içermediği gerekçesiyle reddetmiştir. Danıştay, avukatların mesleki faaliyetleri için gerekli olan bilgi ve belgeleri talep etme haklarının, vergi mahremiyeti ile sınırlı olamayacağını vurgulamıştır.

Kararda, avukatın genel vekaletname ile müvekkilini temsil edebileceği ve bu kapsamda bilgi talep edebileceği belirtilmiştir. Vergi idaresinin, avukatın talebini yerine getirmemesi durumunun, hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağına dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak, avukatın bilgi ve belge isteminin olumlu yanıtlanması gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, avukatların mesleki faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan hukuki bir zemin sağlamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/2073-S.22.3134

BAŞVURU NO : 2021/14129

KARAR TARİHİ : 14/02/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ŞANLIURFA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Avukatlık Kanunu’na dayalı bilgi ve belge isteminin mevzuata aykırı

BAŞVURUNUN KONUSU :

şekilde yerine getirilmediği şikayetine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 22/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şanlıurfa Barosu mensubu Av. tarafından yapılan başvuruda özetle; başvuranın müvekkilleri . . ve . . . adına banka hesap numaralarına yatırılan tarımsal destekleme tutarları üzerinden yapılan gelir kesintisinin iadesi için, Şanlıurfa Vergi Mahkemesi’ne açtığı dava dilekçelerinin,

2577 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca, Mahkemenin E. / , K. / sayılı, 26/07/2021 tarihli

ve E. / , K. / sayılı, 26/07/2021 tarihli kararları ile, “belirtilen noksanlıklar tamamlanarak yeniden dava açmak üzere” reddine karar verildiği, bunun üzerine 30/07/2021 tarihli dilekçe ile vekâletname ve mahkeme ilamları ile dava konusu kesinti miktarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin tarafına verilmesi için Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’na talepte bulunduğu, 17/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesine atıfla söz konusu talebin reddedildiği, vergisel işlemler ile ilgili özel vekâletnamenin ibrazı halinde talebin karşılanacağının bildirildiği, idarenin işleminin Avukatlık Kanununun 2 nci maddesine uygun olmadığı, vatandaşın hak arama hürriyetinin sürüncemede bırakılmasına yol açabilecek nitelikte olduğu ifade edilerek, Avukatlık Kanunu kapsamında bilgi ve belge istemlerinin mevzuata uygun şekilde değerlendirilmesi ile yerine getirmesi ve mesleki faaliyetlerinin ifasında kendilerine yardımcı olunması talebinde bulunulmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 21/09/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü tarafından gönderilen 08/10/2021 tarih ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. Avukat ‘in, Topçumeydanı Vergi Dairesi Müdürlüğüne 30/07/2021 tarihli dilekçeler ile müracaat ederek müvekkilleri . . ve . . . adına Şanlıurfa Vergi Mahkemesinin 26/07/2021 tarihli kararı dikkate alınarak müvekkillerinden 2020 yılına ait hububat desteği adı altında 2021 yılında haksız bir şekilde kesilen %4 oranındaki kesinti miktarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin bir suretinin verilmesini talep ettiği, adı geçen vergi dairesince vekaletnamede vergi dairesi ile ilgili işlem yapılması ya da bilgi ve belge talep edilebilmesi hususunda herhangi bir ibarenin bulunmadığı, sadece dava açılması, dava takip ve muameleleri ile T.C. Mahkemeleri karşısındaki iş ve işlemler ile ilgili vekalet verildiği görüldüğünden, kendisine 17/08/2021 tarih ve sayılı yazıları ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrası gereğince konu ile ilgili özel vekaletnamenin dairelerine ibraz edilmesi halinde konu hakkında talep edilen bilgi ve belgelerin verilebilmesinin mümkün olabileceği ve değerlendirilebileceğinin bildirildiğini, 2.2. . . . 20.07.2020 tarih ve sayılı Şanlıurfa 7. Noterliğince düzenlenen Vekaletnameyi 30/07/2021 tarih ve sayılı dilekçe ekinde, . . 20.07.2020 tarih ve sayılı Şanlıurfa 3.Noterliğince düzenlenen Vekaletnameyi 30/07/2021 tarih ve sayılı dilekçe ekinde Başkanlıkların bağlı olduğu Topçumeydanı Vergi Dairesi Müdürlüğüne ibraz etmiş olduğu, 2.3. Vergi mevzuatında vergisel iş ve işlemlerin yükümlülük doğuran işlemler olduğu kabul edilerek bu işlemlerin yapılması için özel vekaletname aranacağının belirtilmiş olduğunu, Örneğin; Seri A Sıra No.1

Tahsilat Genel Tebliğinin Tecil başlıklı 4 üncü bölümünün 6 ncı fıkrasında da 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil yapılabilmesi için borçlunun yazılı müracaatının şart olduğu, borçlu bu müracaatı bizzat yapabileceği gibi kanuni temsilcileri veya bu konuda özel olarak vekalet verilen kişiler marifetiyle de yapabileceği, 213 Sayılı VUK’nun 340 Seri No.lu Genel Tebliği kapsamında beyannamelerini kendileri gönderebilecek mükelleflerin kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden zarfı teslim almak üzere kendileri veya noterde kullanıcı kodu, parola ve şifreyi almaya ibareli vekaletname ile özel yetki verilen kişiye teslim edileceği, 456 sayılı VUK Genel Tebliği ile Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, E-Tebligat başvurusunu; “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Şirketler ve Diğer

Tüzel Kişiler İçin)” ile kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine kanuni temsilcileri veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekaletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla yapmaları gerektiği, 492 Sayılı VUK’nun Genel Tebliği

İnteraktif Vergi Dairesi hizmetlerinden yararlanmak isteyen ve daha önce şifre edinmemiş gerçek kişiler

Sistem üzerinden istenen bilgileri girmek suretiyle şifre edinebilecekleri, bu kişilerin, “İnteraktif Vergi

Dairesi Talep Bildirimini kendileri veya İnteraktif Vergi Dairesi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekaletname ile yetkili kılınan kişiler aracılığıyla vergi dairesine, mükellefiyet kaydı bulunmayanların ise herhangi bir vergi dairesine bizzat vererek de şifre edinmeleri gerektiği, aynı şekilde Tarhiyat Öncesi Uzlaşma ve Tarhiyat Sonrası Uzlaşma taleplerinin mükellefin kendisinin veya bu konuda düzenlenmiş özel vekaletname ile yetkilendirilmiş vekilleri tarafından yapılabileceği yönündeki bu ve benzeri vergisel iş ve işlemlerin yükümlülük doğuran işlemler olduğu kabul edilerek bu işlemlerin yerine getirilmesinde özel vekaletname gerektiği vergi mevzuatında vurgulanmış olduğu, 2.4. Türk Borçlar Kanunu’nun 504 üncü maddesinde; Vekaletin Kapsamı başlığı altında, “Vekaletin kapsamı” sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekalet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.” hükmü ile genel vekaletname ile mutad olan işlemlerin

yapılabileceğinin değerlendirildiği, bu nedenle avukatlara belli bir davaya vekalet kapsamında verilmiş 01/10/2011 tarihinden sonraki tarihli vekaletnamelerde ahz-u kabz ifadesi bulunmasa dahi Hukuk

Muhakemeleri Kanununa istinaden avukatın “yargılama giderlerinin tahsili” yönünden bu yetkiye haiz olduğundan, söz konusu iadelere ilişkin vekaletnamelerde ahz-u kabz ifadesinin bulunmasının zorunlu olmadığı, ancak gerek Avukatlık Kanununa istinaden yetki almış avukatlara, gerekse üçüncü şahıslara verilen genel vekaletnameler ile fazla ve yersiz ödemelerin iadesi veya her türlü vergilendirmeye ilişkin işlemlerin yükümlülük doğuran iş ve işlemler olduğundan hareketle bu işlemler için özel yetki aranması gerektiği şeklinde düzenlenen hüküm ile vekaletin kapsamına yasal bir sınırlama getirilmiş olduğu, doktrinde ise genel vekaletname ile ancak mutat işlerin yapılacağı, önemli işlerin yapılması için özel yetki verilmesi gerektiği görüşünün hakim olduğu, bir diğer ifade ile ahz-u kabz yetkisi yalnızca resmi açıdan adli makamlarda geçerli olup, dava için verilen genel vekaletteki ahz-u kabz yetkisinin, vekili müvekkilin davayla ilişkisi olmayan alacaklarını tahsil ve bankadaki hesabından para çekme hususunda yetkili kılınamayacağı da öğretide aynen benimsenmekte olduğu, 2.5. Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Ödeme Yapılacak Kişiler” Üçüncü Bölümünün

8 inci maddesinde; ödeme yapılacak kişilerin açıkça sayılmış olduğu, buna göre; “Ödeme; gerçek kişilerde

alacaklıya veya duruma göre vekiline, velisine, vasisine veya mutemedine, alacaklının ölümü halinde varislere; tüzel kişilerde ise kanuni temsilcilerine veya bunların tayin ettikleri vekillere; kayyım tayinini gerektiren durumlarda kayyıma yapılır. Ödemenin yapılacağı kişi aşağıda belirtilen belgelere göre tespit edilir: a)Vekillere yapılacak ödemelerde, vekilin alacaklı adına tahsile yetkili olduğuna ilişkin Noterce düzenlenmiş vekaletname aslı veya bunun noterce onaylanmış örneği. …” şeklinde düzenleme getirilmiş olduğu, diğer yandan, aynı maddede; “… Hazinenin veya diğer kamu idarelerinin aleyhine sonuçlanan davalarla ilgili olarak karşı taraf lehine hükme bağlanan mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin ibraz olunan ilamda adı yazılı taraf vekillerine ödenmesinde de vekaletname aranmaz.” denilmekte olduğu, 2.6. Söz konusu şikayetin çözümüne ilişkin olarak müvekkilden alınacak vekaletnameye vergi dairesinde bu dava ile ilgili yapılması gereken işin mahiyeti de belirtilmek suretiyle (Örneğin red ve iade, mahsup uzlaşma düzeltme gibi hususların eklenmesi ile) tek vekaletname ile sorunun çözülebileceği, 2.7. Vergi Dairesi Başkanlığı olarak, vergisel iş ve işlemlerin yükümlülük doğuran işlemler olduğu, bu işlemlerin yerine getirilmesinde temsil yetkisinin vergi kanunlarının açıkça izin verdiği bir takım işlemler dışındaki (bilgi ve belge talep etme, beyanname verme, ret ve iade işlemleri, uzlaşma gibi) işlemlerin genel vekaletname ile değil, kullanılacak yetkinin kapsam ve sınırlarının açıkça belirtildiği ve vekil bir iş için mi yoksa sürekli mi temsil yetkisine sahip bulunduğu gibi hususların yer aldığı vekaletname “özel vekaletname” ile yapılması gerektiğinin düşünüldüğü, bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde vekil ve aboneler tarafından yapılan yazılı başvuru dilekçesi, verilen cevabi yazı örneği ve iç yazışmaların yer aldığı görülmüştür.

3. Kurumumuzun 21/09/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

Başkanlık tarafından gönderilen 19/10/2021 tarih ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü cevabi yazısında ifade edilen hususlara ilaveten özetle; 3.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler

ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.” hükmünün yer almakta olduğu, anılan Kanunda vekâlet akdine hiç yer verilmediği 3.2. Diğer taraftan; vergi sistemimizde temel olarak beyan esasının geçerli olduğu, bu amaçla vergi dairelerinde asıl olanın mükellefin kendisinin işlemleri yaptırmasının olduğu, bununla beraber; 1- 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesine göre “avukatlar”, 2- 4458 sayılı Gümrük Kanununun 226 ncı maddesine göre “gümrük müşavirleri”, 3- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 102 nci maddesinde yer alan “acente”ler, 4- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 532, 547, 551 ve 552 nci maddelerinde yer alan

“alım satım komisyoncusu”, “ticari temsilci”, “ticari vekil” ve “diğer tacir yardımcıları” 5- 3568 sayılı

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre kendisine sorumluluk yüklenen “serbest muhasebeci mali müşavirler” ve “yeminli mali müşavirler” in Resmi dairelerdeki işleri, iş sahipleri adına takipte bulunabilme hakkına sahip oldukları, 3.3. Buna göre; mezkûr şikâyet başvurusunda belirtilen işlemlere ilişkin olarak, adı geçen vekile; “dosya hazırlama, tecil-terkin talep etme, bilgi ve belge talep etme, beyanname verme, ret ve iade işlemleri, uzlaşma, mahsuben iade dilekçeleri verme vb.” hususlarda yetkili kılındığına dair özel hükümler içeren vekâletnamenin verilmesi durumunda, şikâyete konu hususa ilişkin işlemleri yapabilmesinin mümkün bulunduğu, 3.4. Ancak; düzenlenen vekâletnamede, vekil tayin edilen kişinin azledilmesi halinde, azil tarihi ile durumun Vergi Dairesine bildirildiği tarih arasında geçen süre içerisinde Vergi Dairesince yapılacak işlemlerden, Vergi Dairesinin sorumlu olmadığına ilişkin bir şerhin yer alması gerektiğinin tabii olduğu, bilgilerinin verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 4.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi; “(Değişik: 3/10/2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerine amirdir.

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı Maddesi; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.” hükmüne amirdir.

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

7. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun; 7.1. “Dürüst davranma” başlıklı 2 nci maddesi; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” 7.2. “ İyiniyet” başlıklı 3 üncü maddesi; “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.” düzenlemelerini içerir.

“ 8. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Görevi kötüye kullanma başlıklı 257 nci maddesi; (1)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesini içerir.

9. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; 9.1. “Davaya vekâletin kanuni kapsamı” başlıklı 73 üncü maddesi; “(1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. (2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir. “ 9.2. “Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.”

9.3. “Vekâletnamenin ibrazı” başlıklı 76 ncı maddesi; “(1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.” 10. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun; 10.1. “Vekâlet İlişkileri” Başlıklı Dokuzuncu Bölümü “Vekâlet Sözleşmesi” başlıklı Birinci Ayırımı

“A. Tanımı” başlıklı 502 nci maddesi; “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır.” 10.2. “I. Vekâletin kapsamı” başlıklı 504 üncü maddesi; “Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.” 11. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesi; “Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısiyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazımgelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine kullanamazlar; 1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar; 2. (Değişik: 23/6/1982-2686/1 md.) Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar; 3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler; 4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler. Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler, bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder. (Ek: 26/6/1964-485/1 Md.; Değişik: 30/12/1980-2365/2 md.) Ancak, vergi güvenliğini sağlamak amacıyla Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinin Kurumlar

Vergisi beyannamelerinde gösterdikleri matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan orada da yapılır.

(Ek: 22/7/1998-4369/1 md.) Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir.

Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adlî ve idarî soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.(1)

(Ek: 26/6/1964-485/1 md.; Değişik: 30/12/1980-2365/2 md.) Gelir Vergisi mükellefleri (Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak zorundadırlar.

İlan ve levhalara ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığınca belli edilir.(2)(3) (Ek altıncı fıkra:14/10/20217338/13 md.) Gelir İdaresi Başkanlığının görev alanına ilişkin işlerde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanlar ile hizmet alımı yapılanların ortak ve yöneticileri öğrendikleri sırlar ve gizli kalması gereken diğer hususlar açısından bu maddede yazılı yasaklara, bu görevlerinden ayrılsalar dahi, uymak zorundadır.

(Ek fıkra: 21/3/2018-7103/8 md.) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgili kanunları uyarınca mükelleflerden talep edilebilen, kurum ve kuruluşların görevleriyle doğrudan ilgili ve görevlerinin ifası için zorunluluk ve süreklilik arz eden bilgilerin, bu kurum ve kuruluşlara verilmesi vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz. Bu durumda, kendilerine bilgi verilenler, bu maddede yazılı yasaklara uymak zorunda olup, bu bilgilerin muhafazasını sağlamaya yönelik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Maliye Bakanlığı, bu fıkra uyarınca verilecek bilgilerin kapsamı ile bilgi paylaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

(Ek: 26/6/1964-485/1 md.; Değişik altıncı fıkra: 23/1/2008-5728/272 md.) Açıklanan bu bilgiler ele alınarak mükelleflerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüz edilemez.” 12. 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun ; 12.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1 inci Maddesi; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder”, 12.2.“Avukatlığın Amacı” başlıklı 2 nci maddesi; “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 12.3. “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35 inci maddesi; “(Değişik: 26/2/1970 – 1238/1 md.) Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.” 13. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların

Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Avukatların Rolüne Dair

Temel Prensiplerin ( Havana Kuralları ); “Avukatların Görev ve Sorumlulukları” başlıklı ilgili maddeleri;

17. Avukatların müvekkillerine karşı görevleri şunları içerir: b. Müvekkillerine uygun yoldan her türlü yardımda bulunmak ve onların haklarını korumak için hukuki muamelede bulunmak; c. Müvekkillerine mahkemeler, yargı yerleri ve eğer uygunsa idari makamlar önünde yardım etmek”,” 13.1. “Avukatlık Faaliyetinin Güvencesi” başlıklı ilgili maddeleri; “16. “Hükümetler avukatların; a. Hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle gerek karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini sağlar.” 21. Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.” düzenlemelerini içermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 15. (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuru konusu; Avukatlık Kanununa dayalı bilgi ve belge inceleme istemine dayalıdır. Başvuran Av. tarafından, vekil olarak takip ettiği “vergi iadesi” istemli dava konuları ile ilgili Şanlıurfa Vergi Mahkemesi tarafından verilen “dilekçe ret” kararı üzerine, yenilenen dilekçeler ile tekrar dava açmak üzere mahkemece belirtilen noksanlıkları tamamlamak amacıyla

Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’na müvekkilleri adına yapılan kesinti miktarlarına ilişkin bilgi ve belge isteminin karşılanmadığı şikayeti ile Kurumumuza başvuruda bulunulmuştur.

16. Şikayet olunan idarelerce, başvuranca ibraz edilen vekâletnamelerin vergisel iş ve işlemlerin yapılmasına ilişkin özel yetkiyi haiz bulunmadığı ve talebin vergi mahremiyeti kapsamında kaldığı, başvuranın “dosya hazırlama, tecil-terkin talep etme, bilgi ve belge talep etme, beyanname verme, ret ve iade işlemleri, uzlaşma, mahsuben iade dilekçeleri verme vb.” hususlarda yetkili kılındığına dair özel hükümler içerir vekâletname ibraz etmesi halinde talebinin karşılanabileceği ifade edilmiştir.

17. 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 2. maddesinde; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların, avukatların görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, yasalarındaki özel hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü olduğu, bu belgelerden örnek alınmasının vekaletnâme ibrazına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır. Yasa metninde “yasalarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” denilmek suretiyle, avukatların bu yasadan doğan haklarının kullanımının başka yasal düzenlemelerle sınırlanabileceği öngörülmüştür. Bir başka anlatımla Avukatlık Yasasının 2 nci maddesinde avukatların haklarına ilişkin genel kuralın istisnasına yer verilmiştir. Bu istisna “kurumların yasalarındaki özel hükümler” olarak belirlenmiştir.

18. Bu düzenlemelerden birisi de vergi mahremiyeti kavramıdır. Türk Vergi sisteminde mahremiyet ile ilgili esaslar, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 5 inci maddesinde düzenlenmiş, vergi mahremiyetine

uymak zorunda olan; vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurların, Vergi Mahkemeleri, Bölge

İdare Mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanların, vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenlerin, vergi işlerinde kullanılan bilirkişilerin, görevleri dolayısıyla mükellef veya mükellefle ilgili kişilerin şahıslarına ilişkin olarak elde ettikleri ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamaları, kullanmaları ve üçüncü şahıslara kullandırmaları yasaklanmıştır.

19. Kanunda vergi mahremiyetinin genel bir tanımı yapılarak, vergi mahremiyetine uyması gerekenler tek tek saymak suretiyle belirlenmiş ancak nelerin mahremiyet kapsamına gireceği hususları açık ve net olarak ortaya konulmamıştır. Bu bağlamda, vergi idarelerince “vergi mahremiyeti” kapsamında kaldığı değerlendirilerek avukatın bilgi ve belge taleplerinin karşılanmadığı uyuşmazlık konularında verilen mahkeme kararları yol gösterici niteliktedir.

19.1. Konuya ilişkin dava konusu olan bir olayda; avukat tarafından vekâletname ibraz edilerek “davacıdan tahsil olunan cezalı vergi işlemlerine ait tüm tarh, tahakkuk, tahsilat, evrak ve ödeme suretiyle diğer bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin tarafına verilmesi” istemi, söz konusu belgelerin vergi mahremiyeti kapsamında olduğu gerekçesiyle idare tarafından reddedilmiştir. Söz konusu işlemin iptaline ilişkin davada ilk derece mahkemesi tarafından “davacı vekilinin idareye yaptığı başvuru davacının işleri için ve vekil sıfatıyla yapılan bir müracaat olup, bu istemin reddi üzerine menfaati ihlal edilen kişinin vekil olmayıp davacının kendisinin olduğu, tarh dosyasından rahatlıkla temin edilebilecek uyuşmazlık konusu belgeler vergi mahremiyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle, yapılan işlem hukuka uygun bulunmamıştır. Davalı idarenin temyiz istemi de, Danıştay tarafından yerinde görülmeyerek, mahkeme kararı onanmıştır. (Danıştay 4. Daire, E. 2009/695, K. 2011/1094, T. 16.03.2011)

19.2. Avukat tarafından genel vekâletname sunularak müvekkilinin vergi mükellefiyetine ilişkin dosyasının incelenmesi talebinin vergi mahremiyeti kapsamında yerine getirilmemesi üzerine dava konusu yapılan bir diğer olayda, Danıştay tarafından talebin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği; ayrıca tarh dosyasından kolaylıkla tespit edilebilecek bilgilerin vekil aracılığıyla temin edilebileceği ifade edilmiştir. (Danıştay 3.

Daire, E. 2017/3619, K. 2018/6103, T. 12.11.2018)

19.3. Bir avukatın müvekkilleri ile ilgili haciz işlemleri süreci hakkında bilgilendirilme istemiyle vergi dairesine yapmış olduğu başvuru, müvekkillerinin her biri için ayrı ayrı vekâletname aslı olmadığı ve vergi mahremiyeti gerekçeleriyle reddedilmesi üzerine dava konusu olan bir olayda, mahkemece avukatın müvekkilleri ile ilgili haciz işlemleri süreci hakkında bilgilendirme istemiyle yaptığı başvurunun 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlarca talep edilebileceği, vekâletname belgesinin aslının sunulmasının resmi dairelerde işlem yapılabilmesinin bir şartı olmadığı gibi, avukatlara Avukatlık Kanunu uyarınca örnek vekâletnameleri onaylayarak kullanma yetkisi verildiği, ayrıca müvekkilinin haciz işlemleri sürecine ilişkin bilgilendirilme isteminin, sır olarak nitelendirilebilecek hususlardan olmadığı değerlendirilerek, söz konusu belgelerin verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. (Gaziantep 2. İdare

Mahkemesi, E. 2009/66, K. 2009/1209, T. 18.12.2009)

20. Yukarıda yer verilen Yargı kararları çerçevesinde, avukatların mesleki faaliyetleri kapsamında, mükellefin vergi dosyalarına ilişkin bilgilere sık sık ihtiyaç duyabileceği, Avukatlık Kanunu uyarınca avukatların vergi dairesinden müvekkilleri ile ilgili bilgi ve belge taleplerinin vekil sıfatı ile vekil eden menfaatine yapılması, talep edilen bilgi ve belgenin mesleğin ifası için gerekli olması ve bu gerekliliği açıklayan nedenlerin belirtilmesi halinde, vergi idaresince avukatların müvekkilleri ile ilgili bilgi ve belge taleplerine olumlu yanıt verilmesi gerektiği görüşünün hâkim olduğu anlaşılmaktadır.

21. Nitekim Danıştay 1. Dairesi 10.04.2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararı ile de

“Avukatın bilgi ve belgeleri inceleme ve örnek alabilme talebinin karşılanması için öncelikle talep edilen bilgi ve belgeye avukatın mesleğini ifası için gerek duyması gerektiği, bunun yanında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge ifadesinde geçen “gerek” sözcüğünün herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerek duymak eyleminin keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmediği, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlatmakta olduğu, böyle olunca, yasa hükmü gereği, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ile bu belgelerin incelemesine sunulması gerektiği” ifade edilmiştir.

22. Yasada, avukat tarafından söz konusu belgelerden örnek alınabilmesi vekâletname ibrazı halinde mümkün kılınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 73 üncü maddesi 1 inci fıkrasında davaya vekâletin kanuni kapsamı, Kanunun 74 üncü maddesi davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren haller düzenlemiştir. Vekâletin kapsamı başlıklı, Türk Borçlar Kanunu 504 üncü maddesi son fıkrasında da vekile özel yetki verilmesini gerektiren haller hükme bağlanmıştır. Özel yetkiyi gerektiren bazı hallere; dava açma, sulh olma, bağış yapma, ibra etme, davayı kabul ve feragat, davayı ıslah örnek gösterilebilir. Kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, davaya vekâlet, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ilişkin yetkiyi kapsamaktadır.

23. Doktrinde, özel yetkilendirmenin zorunlu olduğu hallerin Kanunda sınırlı sayıda olup olmadığı hususunda görüş birliğine varılamamış ise de, vekilin mutad dışı ve olağanüstü ve de BK. 504 üncü maddesinde sayılan hallere çok yakın benzerliği bulunan önemli bazı işlemlerde özel yetkiye sahip olmasının aranabileceği değerlendirilmektedir. Uygulamada, vergi idarelerince, vergisel iş ve işlemlerin yükümlülük doğuran işlemler olduğu kabul edilerek, bu tür işlemlerin yapılması için yetkilendirilen işin kapsam ve sınırının açıkça belirlendiği, temsil yetkisi belgesi ya da özel vekâletname aranmaktadır.

24. Vergi idarelerince, vergisel iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, yetkilendirilen işin kapsam ve sınırının açıkça belirlendiği özel vekâletname aranması, bu işlemlerin yükümlülük doğuran işlemler olduğu dikkate alındığında hukuken kabul edilebilir nitelik arz etse de, başvuruya konu edilen talep, mükellef adına vergisel bir işlemin yerine getirilmesine dayalı bir iş niteliğinde değil, Avukatlık Kanunu’na dayalı bir hakkın kullanımına ilişkindir. Kanunda yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın incelemesine sunması zorunlu tutulmuş ancak avukat tarafından söz konusu belgelerden örnek alınabilmesi vekâletname ibrazı halinde mümkün kılınmıştır. Bu bağlamda, Avukatlık Kanununun vermiş olduğu yetki uyarınca, avukatın, mesleki faaliyetinin yerine getirilmesinde gerek duyduğu, vergi dairelerinde her tür bilgi ve belgeyi inceleyebileceği ve vekâletname sunmak kaydıyla örnek alabileceği izahtan varestedir. Usulüne uygun genel dava vekâletnamesi ibraz ederek, Avukatlık Kanunu’na dayalı bilgi ve belge istemini açıkça ve yazılı olarak izah etmiş olan avukattan, vergisel işlemleri gerçekleştirme hususunda özel yetkiyi haiz vekâletname aranması hukuken yerinde değildir.

25. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; başvuran vekil tarafından, Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığınca, müvekkillerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi için Şanlıurfa Vergi Mahkemesi’ne dava açıldıktan sonra, Mahkeme tarafından “verginin tür, dönem ve miktarı, kesinti tarihi/öğrenme tarihi dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve dava konusu edilen verginin dayanağı tüm bilgi ve belgelerin okunaklı örneklerinin dava

dilekçesine eklenerek tekrar dava açmakta serbest olmak üzere” davanın reddine karar verilmesi üzerine, belirlenen süre içerisinde tekrar dava açmak amacıyla anılan bilgi ve belgelerin temini için Şanlıurfa Vergi

Dairesi Başkanlığına bilgi ve belge talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Vergisel işlerin yürütülmesi amacıyla özel nitelikte bir yasal düzenleme olduğu açık olan 203 Sayılı Vergi usul Kanunu uyarınca, vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurların, görevleri dolayısıyla mükellef veya mükellefle ilgili kişilerin şahıslarına ilişkin olarak elde ettikleri ve gizli kalması gereken bilgileri açıklayamayacak, kullanamayacak ve üçüncü şahıslara kullandıramayacakları, dolayısıyla vekillik belgesi ibraz edenler dışında kalan üçüncü şahısların vergi dairelerinden bir kişinin vergisel işlemlerine ilişkin örnek veya bilgi alamayacakları açıktır. Uyuşmazlıkta, davacı durumunda olan müvekkilleri olan şahıslara ait bilgilerin, vekilince yukarıda anılan dava dilekçesinde kullanılarak, belirlenen süre içerisinde tekrar dava açılmak üzere istenildiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Vekil tarafından bu husus yazılı başvuru dilekçesi ile açıkça ifade edilmiş, dilekçe ekinde anılan mahkeme ilamı ve usulüne uygun düzenlenmiş ve kendisini yetkilendiren vekâletnameler idareye sunulmuştur. Avukatlık Kanunu 2 nci maddesi çerçevesinde, açıkça özel yetki alınmasının öngörülmediği durumlarda avukatın müvekkilini bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmünde olan genel vekâletname ile temsil edebilmesi ve kamu kurumu ve kuruluşlarından bilgi isteme, belge inceleme ve suret alabilmesi hukuken mümkün bulunmaktadır. Bu bakımdan, usulüne uygun genel dava vekâletnamesi ibraz ederek, Avukatlık

Kanunu’na dayalı bilgi ve belge istemini açıkça ve yazılı olarak izah etmiş olan avukattan, vergisel işlemleri gerçekleştirme hususunda özel yetkiyi haiz vekâletname aranması hukuken yerinde değildir. Sonuç itibariyle, dava vekâletnamesi ile vekil tayin edilmiş olan bir avukatın, Mahkeme ilamı ile belirlenen eksiklikleri gidererek, süresi içerisinde tekrar dava açmak üzere talep ettiği belgelerin elde edilememesi halinde hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucuna yol açılabileceği, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu izahtan vareste olan belgelerin vergi mahremiyetini ihlal kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olmadığı, aynı şekilde Avukatlık Kanunu’na dayalı bilgi ve belge istemini açıkça ve yazılı olarak izah ederek, müvekkillerine ait genel dava vekâletnamelerini ibraz etmiş olan avukattan, vergisel işlemleri gerçekleştirme hususunda özel yetkiyi haiz vekâletname aranmasının hukuka uyarlı olmadığı, Avukatlık

Kanunu’na dayalı başvuruya olumlu yanıt verilmesi gerekmekte olduğu kanaatine varılmış, idarelerce

Avukatlık Kanunu 2 nci maddesine dayalı bilgi ve belge inceleme ile belge örneği istemlerinin mevzuatta belirlenen usul ve esaslar dahilinde değerlendirilmesi ile bu yöndeki istemlerin etkin ve süratle sonuçlandırılması ve avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olunması gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Şanlıurfa Barosu’na kayıtlı başvuranın Avukatlık Kanunu 2 nci maddesi kapsamında yapılan bilgi ve belge inceleme ile belge örneği verilmesi isteminin mevzuata uygun bir şekilde tekrar değerlendirilmesi, Avukatlık Kanunu 2 nci maddesine dayalı bilgi ve belge inceleme ile belge örneği istemlerinin mevzuata uygun olarak değerlendirilmesi ve bu yöndeki istemlerin etkin ve süratle sonuçlandırılması ile avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olunması hususlarında, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ŞANLIURFA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA VE HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Gelir İdaresi Başkanlığı Şanlıurfa Vergi

Dairesi Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana, Gelir İdaresi Başkanlığı Şanlıurfa Vergi Dairesi Başkanlığı’na ve Hazine ve Maliye

Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi