ÖZET: Bu karar, Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkezi tarafından yapılan başvurunun, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından avukatlara bilgi ve belge verilmemesi üzerine odaklandığını ortaya koymaktadır. Avukat, müvekkili adına kaçak elektrik kullanımına ilişkin fatura suretlerini talep etmiş, ancak DEDAŞ, özel yetkiyi haiz vekaletname olmadan bu talebi yerine getirmemiştir. Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi gereğince, avukatların görevlerini yerine getirmeleri için gerekli bilgi ve belgelerin, vekaletnameye gerek olmaksızın sunulması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, adil yargılanma hakkı ve avukatın delil toplama yetkisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Sonuç olarak, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin avukatların bilgi taleplerini mevzuata uygun bir şekilde değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7171-S.21.11502

BAŞVURU NO : 2020/99672

KARAR TARİHİ : 05/05/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

DİCLE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Şanlıurfa Barosu mensubu avukatın müvekkilinden sadır vekâletname ile edinmek istediği müvekkiline ait bilgi ve belgelerin verilmemesi sonucunu doğuran Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Şanlıurfa İl Müdürlüğü işleminde dayanağı Yasa ve Avukatlık Yasası’na uyarlık bulunmadığı iddiası ile avukatların bilgi ve belge istemlerinin mevzuata uygun şekilde değerlendirerek, yerine getirilmesi istemine havidir.

BAŞVURU TARİHİ : 05/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkezi’ni temsilen başvuruda bulunan Merkez Başkanı, Baro mensubu Av. ’nun müvekkilinden sadır vekâletname ile müvekkili adına kaçak elektrik kullanımından ötürü oluşturulan fatura suretlerinin birer örneğini Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş (DEDAŞ)

Şanlıurfa İl Müdürlüğü’nden talep ettiğini ancak görevli tarafından genel vekâletname ile bu bilgilerin verilemeyeceği, talep edilen belgelerin verilmesi için DEDAŞ’dan evrak talep etmeye haiz özel yetki içerir şekilde düzenlenen vekâletname ile müracaat edilmesi gerektiği şifahen bildirilerek istemin yerine getirilmediğini, Baro’ya kayıtlı avukatların belge teminini içerir taleplerinin aynı gerekçe ile reddedilmesinden kaynaklı çok sayıda şikayette bulunulduğunu beyan ederek şikayet edilen DEDAŞ’ın

avukatların bilgi ve belge istemlerini mevzuata uygun şekilde değerlendirerek, yerine getirmesi için

Kurumumuza başvuruda bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 25/12/2020 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. ( DEDAŞ) Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Genel Müdürlük tarafından gönderilen 25/03/2021 tarih ve E.

– – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Söz konusu 23.10.2020 tarihinde Avukat ’nun Müvekkilinin kendisine vermiş olduğu genel vekâletname ile Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Şanlıurfa Müdürlüğüne gelerek SÖZLÜ olarak tarımsal sulama biriminde çalışan personellerden bilgi belge talep etmiş olduğunu, ilgili personel şikâyetçi avukata bilgi ve belgenin yazılı olarak evrak kayıta bir dilekçe ile başvurup ve ilgili vekâletnamenin söz konusu talep edilen bilgi ve belgeleri talep edilen kurumun isminin de olması yönünde bilgilendirme yapılmış olduğu, yazılı başvurusu sonrası ilgili yönetmelikte belirtilen evrakların adrese gönderileceği yönünde bilgi verilmesine rağmen şikâyetçi avukat tarafından sözlü olarak hakaret ve tehditkâr tavır ile tarımsal sulama biriminde çalışanlara eylemde bulunulduğunu, personelleri tarafından yüksek sesle konuşmaması ve hakaret etmemesi yönünde telkinde bulunarak sakinleştirmeye çalışıldığını, 2.2. Bu nedenle Avukatlık Kanunu 2. Maddesi uyarınca “vekilin yazılı başvuru sonucu varsa bilgi ve belgenin vekile verilmesi” gerektiği şeklinde belirtildiğini, oysaki söz konusu meydana gelen olayda Av.

’nun Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Şanlıurfa İl Müdürlüğünün bilgi işlem birime herhangi bir yazılı dilekçesi ve talebi olmadan bilgi belge talep etmesi, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri

Yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırı olduğundan yapmış olduğu sözlü talebi yerine getirilmediğini, 2.3. Ayrıca yine belirtmiş olduğu gibi kendisinin müvekkil için şirketten abonelik sözleşmesi talebinin aynı gerekçe ile reddedildiği ve kurum tarafından bu gibi yazılı başvurulara yazılı bir şekilde cevap verilmediği şeklinde beyanda bulunmuş oluğu, oysa ki dilekçe ekinde yer alan örnek yazılı başvuru ve kurum tarafından yazılı olarak verilen cevaplardan anlaşılacağı üzere, “söz konusu Şanlıurfa Barosu avukatlarından Av. …

… 09.02.2021 tarihli vekâletname ekli talep dilekçesinde istediği bilgi ve belgelerin yazılı olarak cevap verildiği ve belgelerin kendisine teslim edildiği görüldüğü, çünkü yukarıda belirtildiği gibi vekâletname içeriğinde Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. ile ilgili yetkilerinin mevcut olduğundan yazılı başvurusuna cevap verilmiş olduğu, yine aynı konuda söz konusu normal vatandaş olan … …’in, … … tarafından vekil tayin edildiği vekâletname ile yazılı başvuruda bulunmuş olup uygun görüldüğünde cevap verilmiş olduğu, bunun da uygun vekâletname uyarınca yazılı olarak başvuruda bulunan tüm taleplere cevap verilmekte olduğunu gösterdiği, ayrıca yukarıda söz etmiş olduğu gibi abone başvuruları için müvekkil olsun veya vekil tayin edilmiş normal vatandaş açısında söz konusu özel yetkisi olmadığı müddetçe abone işlemlerin yapılmayacağı ilgili yasalarca ve yönetmelikçe açık olduğu çünkü söz konusu vekâletnamelerde bu yetkiler olmadı mı vekâletnameyi kötüye kullanabileceği ve borçlandırıcı işlemler yapabileceğinin aşikâr olduğu, 2.4. Bu doğrultuda başvuru konusu taleplerinin çözümü için belirtilen bilgi ve belgeler ile ilgili olarak söz konusu Av. ve Av. ’in müvekkilleri hakkında kaçak elektrik kullanımından

ötürü oluşturulan fatura suretlerinin birer örneği hakkında müvekkilleri adına yazılı bir başvuru olmadığından ve müvekkilleri ile ilgili birden fazla abone veya kaçak tespit tutanakları olabileceğinden talep edilen bilgi belgelere sağlıklı cevap verilebilmesi açısından özel yetkili vekalet talep edilebilmekte olduğu, 2.5. Ayrıca hem Av. ve Av. ’in müvekkilleri ile ilgili kendi adına tasarrufta bulunabilmesi için düzenlemiş olan genel vekâletnamenin ibraz edilmediği, 2.6. Yine Şanlıurfa Barosu avukatlarının çok sayıda başvuru nedeniyle ve yukarıda açıklandığı üzere ayrıca dilekçe ekinde yer alan örnek başvuru ve cevabi yazısından anlaşılacağı üzere, hukuki gerekçeler belirtilmiş olduğu, 2.7. Şikâyet konusu talebin çözümü ile ilgili olarak herhangi bir yazılı beyan olmadığından işlem yapılması veya yazılı cevap verilmesi mümkün olmadığı, Bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde vekil ve aboneler tarafından yapılan yazılı taleplerin cevaplandırıldığına delil olarak şikayet konusu başvuru tarafı olmayan birer adet vatandaş ve vekil tarafından yapılan yazılı talep örneği ile bu taleplere verilen cevabi yazı örnekleri ile mahkeme müzekkere örneği ile verilen cevabi yazı örneğini içerir bilgi ve belgelerin yer aldığı görülmüştür 3. Kurumumuzun 05/04/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Genel Müdürlük tarafından gönderilen 16/04/2021 tarih ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuruya konu Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin de dahil olduğu 20 şirket, Türkiye’ deki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı Teşekküle ait olmakla birlikte Teşekkülden ayrı birer tüzelkişiliğe sahip olarak faaliyet göstermeye başlamış olduğu, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. bağlı ortaklığı olan Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş., Özelleştirme Yüksek

Kurulu’nun 22.04.2004 tarih ve / sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmış ve Özelleştirme

İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda şirketin %100 hissesi 28.06.2013 tarihinde

Dicle Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş tarafından devralınmış olduğu, Gelinen bu aşamada konuya ilişkin

Teşekkülce gerçekleştirilecek bir işlem bulunmadığı, bilgilerinin verildiği görülmüştür.

4. Kurumumuzun 29/03/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Başkanlık tarafından gönderilen 05/04/2021 tarih ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 4.1. 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 2. Maddesinin 3. Fıkrası “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır.

Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına

bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” Şeklinde düzenlendiği, 4.2. Anılan maddenin gerekçesinde “Savunmanın yargının temel unsurlarından birisi olduğu düşüncesinden hareketle, avukatlık mesleğinin günümüz koşullarına göre en iyi şekilde yapılabilmesi için

Tasarıyla, avukatlara görevlerini yerine getirmelerinde yardımcı olacak kuruluşlara açıklık getirilerek bu kuruluşlardan bilgi ve belge toplama yetkisi verilmektedir.” denilmek suretiyle avukatlık mesleğinin ifası için gerekli olan bilgi ve belge toplama yetkisinin avukatlara verildiği, bu yetki çerçevesinde avukatların incelemek istedikleri bilgi ve belgeleri vekaletnameye gerek olmaksızın inceleyebilecekleri ancak söz konusu belgelerden örnek almak için vekaletname ibraz etmeleri gerektiği açıkça düzenlenmiş olduğu, 4.3. Adil yargılanma hakkının içinde yer alan temel bir hak olan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için avukatların bilgi ve belge taleplerinin geciktirilmeksizin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, Yargı reformu strateji belgesi içinde önemli bir başlık olan yargılama sürecinde hedef süreler uygulamasının da bu sayede desteklenmiş olacağı, 4.4. Avukatların bilgi ve belge taleplerini yerine getirmeyen kurum yetkililerine yönelik yaptırım düzenlenmesi konusunda Adalet Bakanlığı nezdinde yapılan girişimler sonucunda, Adalet Bakanlığı

Mevzuat Genel Müdürlüğü tarafından verilen yanıtta 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 2. Maddesine aykırı hareket kamu görevlileri hakkında yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca adli ve idari soruşturma yürütülmesinin mümkün olması nedeniyle talep edilen hususlar bakımından mevzuat değişikliğinin gerekli olmadığının bildirildiği, 4.5. Nitekim Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarih ve 2018/3834E., 2019/8944K. Sayılı kararında da 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun sadece avukatlar için değil, avukatlar dışında ilgili görünen tüm muhataplar için de ( özel ve kamu tüzel kişilikleri dahil olmak üzere) uymaları gereken kuralları düzenlediği, banka çalışanlarının, vekaletname ile başvuran mirasçı vekiline vefat eden babasının sigorta evraklarını vermemesi eyleminin, görevi kötüye kullanma suçu oluşturduğu iddiası ile yeterli şüpheyi oluşturacak delil olması halinde kamu davası açılabileceğine işaret etmekte olduğu, 4.6. Avukatların üstlendikleri işleri özen yükümlülüğü çerçevesinde yerine getirebilmeleri için gerekli olan bilgi ve belgelerin ilgili Kurum ve Kuruluşlar tarafından Avukatlık Kanununun 2. Maddesi gereğince verilmesi gerekli olup işbu Kurum ve Kuruluşların Avukatlık Kanununun 2. Maddesini işlevsiz hale getirme yönündeki uygulamalarının haksız ve hukuka aykırı olduğu, Kurum ve Kuruluşların 5237 Sayılı

TCK 257. Maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçu teşkil edebilecek nitelikte olan uygulamalarının hak arama hürriyetine aykırılık teşkil ettiği, vatandaşın mağduriyetine ve dava sürelerinin uzamasına yol açabildiği, 4.7. Sonuç itibariyle Anayasa ile korunan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan

Avukatlık Kanununun 2. Maddesinde avukatların kurum ve kuruluşlardan gerekli bilgi ve belgeleri inceleme ve vekaletname ile suret alma yetkileri bulunduğu,

Bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarih ve 2018/3834E., 2019/8944K. Sayılı karar sureti ile Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü 06.04.2020 tarih ve 2510

Sayılı yazı örneklerinin yer aldığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 5.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 5.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 5.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi; “(Değişik: 3/10/2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerine amirdir.

6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. Maddesi; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.” hükmüne amirdir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

8. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun;

8.1. “Dürüst davranma” başlıklı 2 inci maddesi; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” 8.2. “ İyiniyet” başlıklı 3 üncü maddesi; “Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.” düzenlemelerini içerir.

9. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “ispat yükü” başlıklı 190ıncı maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemesini içerir.

“ 10. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Görevi kötüye kullanma başlıklı 257 inci maddesi; (1)

Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesini içerir.

11. 19/03/1969 tarih ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun ; 11.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1. Maddesi; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder”, 11.2.“Avukatlığın Amacı” başlıklı 2 inci maddesi; “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

(Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 11.3. “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35 inci maddesi; “(Değişik: 26/2/1970 – 1238/1 md.) Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli

işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir. Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.” 11.4. “Avukatlık sözleşmesinin kapsamı” başlıklı 163 üncü maddesi; “ (Değişik : 2/5/2001 – 4667/76 md.) Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir.” düzenlemelerini içerir.

12. 14/3/2013 tarih ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanununun; 12.1. “Denetim “ başlıklı 15 inci maddesi; “(1) (Değişik:25/11/2020-7257/36 md.) 11 inci maddenin onuncu fıkrası uyarınca Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilecek olan piyasalara ilişkin 6362 sayılı Kanun hükümleri saklı olmak üzere, dağıtım şirketleri hariç elektrik piyasası faaliyetleri ile lisanssız faaliyet gösteren kişilerin bu Kanun kapsamındaki inceleme ve denetimi Kurum tarafından; elektrik dağıtım şirketlerinin denetimi ise Bakanlık tarafından yapılır. Ancak Bakanlık, elektrik dağıtım şirketlerinin denetimini, Kurum da dahil olmak üzere bu konuda ihtisas sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapabileceği gibi bu kurum ve kuruluşlara kısmen veya tamamen yetki devretmek suretiyle yaptırmaya da yetkilidir. Bakanlığın ihtisas sahibi kamu kurum ve kuruluşlarından bu konuya ilişkin olarak yapacağı talepler süresinde karşılanır. Yetki devri yapılması halinde kendisine yetki devredilen veya birlikte yapılacak kurum veya kuruluşun denetim işlemleri için yapacağı her türlü masraf Bakanlık bütçesine konulan ödenekten karşılanır. Bakanlık tarafından düzenlenen veya karara bağlanan denetim raporları Kuruma bildirilir. Denetim raporu sonucuna göre gerekli yaptırım ve işlemler Kurul tarafından karara bağlanır.” düzenlemesini içerir.

13. 14 Şubat 2018 tarihli 30333 Sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.

Ana Statüsünün; 13.1. “Hukuki bünye” başlıklı 5 inci maddesi; “(1) Bu Ana Statü ile teşkil olunan Türkiye Elektrik

Dağıtım A.Ş. (Teşekkül); tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir

İktisadi Devlet Teşekkülüdür.

(2) Teşekkül; 6446 sayılı Kanun, 233 ve 399 sayılı KHK ve bu Ana Statü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabidir.

(5) Teşekkülün ilgili olduğu Bakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır.” 13.2. “Teşekkülün amacı ve faaliyet konuları” başlıklı 6 ıncı maddesi; “ (1) Teşekkülün amacı; Devletin genel ekonomisine ve politikasına uygun olarak verilen görev ve/veya yetkiler kapsamında elektrik dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinin, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti çerçevesinde kontrolünü, denetimini, proje onay ve tesis kabulünü, kamulaştırma işlemlerini yapmak ve koordinasyonunu sağlamak, gerektiğinde elektrik enerjisinin dağıtım faaliyetlerini kârlılık ve verimlilik ilkesi çerçevesinde ticari, ekonomik ve sosyal gereklere uygun biçimde yürütmek, dağıtım varlıklarını işletmek veya işletme hakkını devretmektir.” düzenlemelerini içerir

14. 8/6/1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin “İlgili Bakanlığın gözetim ve denetimi” başlıklı 40 ıncı maddesi; “İlgili bakanlık; teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklık faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetmekle görevlidir.” düzenlemesini içerir.

15. Elektrik Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Denetim” başlıklı 5inci maddesi; “Denetim, elektrik piyasasında faaliyette bulunan tüzel kişilerin her türlü faaliyetlerinin, uygulamalarının, işlem, hesap ve mali tablolarının ilgili mevzuat hükümlerine ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygunluğunun

Kurul ve/veya Kurul adına yetkilendirilen Kurum personeli tarafından incelenerek; muhtemel hata, noksanlık, usulsüzlük ve suistimallerin tespit edilmesi ve Kanunda öngörülen gerekli yaptırımların uygulanması suretiyle; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulmasını sağlamak ve mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik piyasası oluşturmak amacıyla yapılan çalışmalar bütünüdür.” düzenlemesini içerir.

16. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin; 16.1. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu Yönetmelik, tüketicilere hizmetlerin yeterli, kaliteli ve sürekli olarak sunulması için; ç) Tüketici şikâyetlerinin yapılması, bu şikâyetlerin değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ile tüketicilerin bilgilendirilmesine yönelik usul ve esaslara, d) Tüketicilerin hak ve yükümlülüklerine, ilişkin hükümleri kapsar.” 16.2. “Perakende satış sözleşmesi taraflarının diğer hak ve yükümlülükleri” başlıklı 31inci maddesi; “(3) Perakende satış sözleşmesinin tarafları, bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması sonucu sahip oldukları bilgilerin gizli tutulması için gerekli tedbirleri almak ve söz konusu bilgileri, Elektrik Piyasası

Lisans Yönetmeliğinde düzenlenen hususlar dışında kullanmamak ve açıklamamak ile yükümlüdür.” 16.3. “İhbar ve şikâyet başvuruları” başlıklı 55inci maddesi; “ (1) Arıza bildirimleri ile kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanım ihbarları, şikayetler ve bilgi edinmeye ilişkin tüm başvurular ilgili tüzel kişiye yazılı, telefonla veya internet aracılığıyla yapılabilir.

(2) Tüketici hizmetleri merkezi tarafından kaydedilen başvurular, 15 iş günü içerisinde sonuçlandırılarak öngörülen işlem, başvuru sahibinin talebine uygun olarak yazılı olarak ya da kalıcı veri saklayıcısıyla bildirilir.

(3) Tüketici hizmetleri merkezine yapılan başvuruya ilişkin olarak, ilgili tüzel kişi tarafından öngörülen işlem hakkında başvuru sahibi ile ilgili tüzel kişi arasında bir anlaşmazlığın söz konusu olması halinde; başvuru sahibi tarafından Kuruma, ancak öngörülen işlemin ilgili mevzuata aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla başvurulabilir. Kurum, gerekli gördüğü hallerde inceleme yapar veya yaptırır.

(4) Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin ihbarları yapan kişilerin kimlikleri gizli tutulur.

(5) Tüketici hizmetleri merkezine ulaşan tüm başvuru, ihbar ve şikâyetlerin; ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, ilgili tüzel kişiler tarafından kayıt altına alınmak suretiyle Kurum tarafından istenilen zamanda ve formatta raporlanması zorunludur.” 16.4. “Tüketicilerin bilgilendirilmesi ile tüketici hakları ve zararların tazmini” başlıklı 56ncı maddesi; “ (1) Dağıtım şirketi ile görevli tedarik şirketleri, tüketicilerin yeterli, güvenli, sürekli ve kolay bir şekilde hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini teminen, gerekli bilgilendirme faaliyetini, yerine getirmekle yükümlüdür.” 16.5. “Bilgilerin gizliliğini koruma” başlıklı 57 nci maddesi ; “1) Tedarikçi, bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen her bir işleme ilişkin bilgi ve belgeyi; perakende satış sözleşmesi için sözleşmenin sonlanmasını izleyen 10 yıl süresince, ikili anlaşma için ise anlaşmanın sonlanmasını izleyen 3 yıl süresince saklamak zorundadır.

(2) Tedarikçi, tüketiciye ait bilgileri başka bir amaçla kendisinin ilişkide bulunduğu faaliyetlerde kullanamaz, aksi belirtilmemiş hususlar dışında diğer tedarikçilerle paylaşamaz.” düzenlemelerini içerir.

17. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların

Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edİlen Avukatların Rolüne Dair

Temel Prensiplerin ( Havana Kuralları ); “Avukatlık Faaliyetinin Güvencesi” başlıklı ilgili maddeleri; “16. “Hükümetler avukatların; a. Hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle gerek karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini sağlar.” 21. Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.” düzenlemesini içerir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

18. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 19. (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkezi tarafından yapılan başvuru konusu; Baroya kayıtlı Av. tarafından kaçak elektrik kullanımından ötürü müvekkili adına oluşturulan fatura suretlerinin yazılı olmadığı halde sözlü olarak tarafına sağlanmasına dair talebin

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş Şanlıurfa İl Müdürlüğü görevlilerince özel yetkiyi haiz vekâletname ile yazılı olarak yapılmadığından yerine getirilmemesi, Şanlıurfa Barosuna kayıtlı avukatlar tarafından aynı konu ve muhatap ile ilgili çok sayıda şikayette bulunulduğuna dayalı ve Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş Şanlıurfa İl

Müdürlüğü tarafından avukatların bilgi ve belge istemlerinin mevzuata uygun olarak karşılanması istemine havidir.

20. Anayasanın 36’ncı maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi ile güvence altına alınmış olan, yargılamaya ilişkin temel haklardan birisi olan adil yargılanma hakkı, özü itibarıyla, eşitlik temeline dayalı bir biçimde hem davacıya hem de davalıya aktif olarak yargılamaya katılma, karşılıklı olarak iddia ve savunmalarda bulunma, alınacak kararda da etkili olabilme olanağının tanınmasını ve yapılan yargılamanın, en az giderle, mümkün olan en kısa sürede ve en az zorlukla gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelmiş bir yargılama hukuku ilkesidir.

21. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2’nci maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilen 1’inci fıkrasında avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olarak belirlenmiştir.

22. Şüphesiz anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem ve değere sahiptir.

23. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Avukatın bu noktada asli bilgi kaynağı müvekkildir. Ancak müvekkilin elinde geçerli bir dava başlatılabilmesi için yeterli bilgi olmayabilir. İddiaların desteklenmesi bakımından yeterli ve elverişli delil mevcut olup olmadığının tam olarak belirlenemediği haller ya da vakıalara ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gereksinimi bakımından avukatın müvekkili dışındaki bilgi kaynaklarına da zamanında erişebilmesi önem arz etmektedir. Adil yargılanmanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Nitekim, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 257nci maddesinde ise vekil tayin edilmiş kişilerin bilgi ve belge istemlerinin Kamu Kurum ve Kuruluşları tarafından kanuna aykırı olarak yerine getirilmemesinin olayın özelliğine görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği düzenlenmiştir.

24. Avukatlar mesleklerini yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda ifa ederken üstlendikleri iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek özenle yürütmekle de yükümlü kılınmışlardır. Bu bakımdan üstlendikleri görevi en kısa zamanda ve müvekkilinin mümkün olduğu ölçüde lehine

sonuçlandırılması için avukat, mesleğinin gereği kendisinden beklenen tam emek ve çalışmasını ortaya koymak zorundadır.

25. Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde mesleğini icrası ile toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama ilkesine katkı sağlayacak yeterli ve elverişli delil ikame edebilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge inceleme ve gerektiğinde bu belgelerden örnek alabilme yetkisini haiz olmasını gerekli kılmaktadır. Yasa koyucu da Avukatlık Kanunu 2 inci maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilen 3 üncü fıkrası ile, yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü oldukları, bu belgelerden örnek alınmasının ise vekâletname ibrazına bağlı olduğu, derdest davalarda müzekkerelerin duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabileceğini hükme bağlamıştır.

26. Yukarıda yer verilen Avukatlık Kanunu 2inci maddesi metninden de görüleceği üzere, avukatlara yardımcı olma zorunluluğu, talebin avukatlık görevinin yerine getirilmesi kapsamında olması ve özel kanun hükümlerinde aksine istisnai düzenleme bulunmaması halleri ile sınırlandırılmıştır. Kanunda avukat tarafından yapılacak bilgi ve belge inceleme isteminin yazılı olarak yapılması hususunda bir şekil şartına da yer verilmemiştir. Kanunda yer verilen mercilerin, avukatın mesleğin ifası için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, vekâletnameye gerek olmaksızın incelemesine sunması zorunlu olup ancak kanunlarda aksi bir düzenleme bulunması halinde avukatın bilgi ve belgelere erişim hakkı kısıtlanabilecektir. Avukat tarafından söz konusu belgelerden örnek alınabilmesi ise vekâletname ibrazı halinde mümkün kılınmıştır ki bu halde örnek alma işlemi bakımından avukatın müvekkilinden sadır vekâletname de ekli olarak istenen bilgi ve belgenin ayırt edici özellikleri itibarıyla genel bir tarifini içeren bir yazılı bildirimde bulunması prosedüre uygun olacaktır.

27. 1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan mercilerin, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğünün istisnası olan özel hükümlere, 1512 sayılı Noterlik

Kanununun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55 inci maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu

“Sırların Saklanması” başlıklı 73üncü maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “vergi mahremiyeti” başlıklı 5 inci maddesi örnek olarak verilebilir. Yine bazı kanunlarda da idareye, üçüncü kişiler ve hatta yargı mercilerine bazı bilgi ve belgeleri vermekten imtina hakkı tanınmış, bu hakkın kullanımı ilgili kanunlarda ayrı ve farklı şartlara bağlanmıştır.

28. Danıştay 1. Dairesi 10.04.2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararı ile konu hakkında yapılan değerlendirmede, “..Avukatın bilgi ve belgeleri inceleme ve örnek alabilme hakkının sınırsız olmadığı, talebin karşılanması için öncelikle talep edilen bilgi ve belgeye avukatın mesleğini ifası için gerek duyması gerektiği, bunun yanında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge ifadesinde geçen “gerek” sözcüğünün “herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerek duymak eyleminin keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmediği, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlatmakta olduğu, böyle olunca, yasa hükmü gereği, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği

açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ile bu belgelerin incelemesine sunulması gerektiği” ifade edilmiştir.

29. Yine avukatlık görevinin yerine getirilmesiyle sınırlı tutulan yardımcı olma zorunluluğunun kapsamının belirlenmesinde Kanunların yorumu ve hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel düzenleme olan

Türk Medeni Kanununun 2 ve 3 üncü maddelerinde yer verilen dürüst davranma ve iyiniyet kurallarının da ayrıca dikkate alınması gerekmektedir. Medeni Kanunun, İdare Hukuku alanında da uygulanma imkânı olan “Dürüst Davranma” başlıklı 2nci maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı kuralı bulunmaktadır. Kanunun “iyiniyet” başlıklı 3üncü maddesinde ise; Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğu, ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı düzenlenmiştir. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu yerine getirirken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır, aksi durum hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebilmektedir, Avukatların yasadan kaynaklı bilgi ve belge talebine dayalı haklarını kullanırken ve kurum ve kuruluşların da bu talepleri değerlendirerek, bilgi ve belgeleri avukatların incelemesine sunma sorumluluklarını yerine getirirken, kamu yararına dayalı uygun ve ölçülü dengeyi gözetmesi, objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesi ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde değerlendirilebilecek iş ve işlemlerden kaçınması beklenmekte olup aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunmayacağı aşikârdır.

30. Avukatlık Kanunu 2inci maddesi hükmünde avukatın bilgi ve belge inceleme prosedürünün nasıl gerçekleştirileceğine dair açık bir tanımlama yapılmamıştır. Aşağıda yer verilen Danıştay 1. Dairesi

10.04.2002 tarih ve E.2002/26, K.2002/52 sayılı istişari kararı, bilgi ve belge incelenmesi ve örnek alma

işlemine dair prosedürün nasıl gerçekleşeceğinin hukuki çerçevesini belirleyen değerlendirmelerde bulunmuştur. Yukarıda detaylı olarak yer verilen iyiniyet ve dürüstlük kuralları da inceleme prosedürünün gerçekleştirilmesinde taraflarca mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

“a) İncelemeye sunma, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş bünyesinde, gerektiğinde bir görevli eşliğinde uygun bir yerde gerçekleştirilmesi gereken bir işlevdir .

b) İncelemeye sunma yükümlülüğünün, bilgi ve belgenin bulunduğu kurum ve kuruluş dışında bir yere veya şehire gönderilmesi suretiyle yerine getirilmesinin istenmesi, yasanın amacına uygun bir talep olarak değerlendirilemez.

c) Avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgelerin kapsamı, avukatların görevleriyle ve gerek duyma ifadesiyle ilgili açıklamalarda ( bakınız 23 no’lu paragraf) belirtilen sınırlar içinde anlaşılmalı ve değerlendirilmelidir .

d) Yasa koyucu, kurum ve kuruluşların bünyesinde inceleme olanağı tanıdığı belgelerden örnek alınmasını vekaletname ibrazına bağlı tutmuştur. Avukatlarca incelenmesinden sonra bu belgelerin gerekli olanlarından konusu, tarih ve sayısı belirtilerek örnek alınabilmesi yasa hükmü gereğidir.”

31. Somut olay Avukatlık Kanununa dayalı bilgi ve belge inceleme istemine dayalıdır. Vekilin talebi müvekkili adına kaçak elektrik kullanımından tahakkuk ettirilen fatura suretlerinin yazılı olarak olmadığı takdirde sözlü olarak tarafına sağlanmasıdır. Ret işleminin Kanuna aykırı olduğu hatırlatılmasına karşın muhatap görevli tarafından talebin mevcut şartlarda yerine getirilmeyeceğinin söylenmesi üzerine avukat bağlı bulunduğu Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanlığına durumu bildirmesi ile ilgililer olay yerine intikal etmişlerdir. Şikayet konusu işleme dayanak yapılan 23.10.2020 tarihli, 4 avukat tarafından imzalanan tutanakta görevli ile yapılan görüşmede vekaletnamenin özel yetkiyi haiz olmadığı sürece işlemin yapılmayacağının söylendiği, bunun üzerine olay yerinden ayrılındığı belirtilmiştir.

31.1. Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünce, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri

Yönetmeliğinin ilgili maddeleri gereği avukat tarafından yazılı talepte bulunulması ve müvekkilden sadır özel yetkiyi haiz vekaletnâme ibraz edilmesi gerektiği, abonelik işlemlerin genel dava vekaletnamesi ile yapılmayacağı, bunun yanı sıra şikayette bulunan avukatın genel dava vekâletnamesi de ibraz etmediği ifade edilmiştir.

31.2. Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne ait olan

% 100 oranındaki hissesinin özelleştirilmesi ile işletme hakkının devralınması, dağıtım tesisleri ve bu tesislerin işletilmesinde varlığı zorunlu unsurların mülkiyetinin TEDAŞ’ta kalmaya devam etmesi suretiyle bağlı ortaklık olarak faaliyet göstermektedir.

31.3. 6446 Sayılı Kanun’da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin münhasıran Türkiye Elektrik İletim

Anonim Şirketi tarafından yürütülebileceği düzenlenmiş, piyasa dışı bir faaliyetin yürütülmesi Kurumun iznine tabi kılınmış, Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunlu kılınmıştır. Bu itibarla, elektrik piyasası faaliyetlerinin, arz güvenliğini ve kamu hizmeti gerekliliklerini sağlayacak bir uyum içinde yürütülmesi için düzenleme, denetleme ve kolluk faaliyetlerinde bulunma işlevlerinin kamu gücüyle yerine getirildiği bir kamu hizmeti faaliyeti olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

31.4. Özel faaliyetler için söz konusu olamayacak üstün ayrıcalıklara sahip olan ve sorumluluğu ile denetimi son tahlilde bir kamu otoritesi tarafından üstlenilen kamu hizmeti niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyetini sürdüren Şirketin 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 2. Maddesinin 3. Fıkrasında avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu sayılan kuruluşlar arasında yer aldığı izahtan varestedir.

31.5. Yukarıda da yer verildiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 2. maddesinde; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların, avukatların görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, yasalarındaki özel hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü olduğu, bu belgelerden örnek alınmasının vekaletnâme ibrazına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır. Aktarılan Yasa maddesi ile avukatların gerek gördükleri bilgi ve belgeleri incelemesine ve belgelerden örnek almasına ilişkin genel kural belirlenmiş, “yasalarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” denilmek suretiyle bu kuralın uygulanamayacağı durumların varlığına işaret edilmiştir. Yani avukatların bu yasadan doğan haklarının kullanımının başka

yasal düzenlemelerle sınırlanabileceği öngörülmüştür. Bir başka anlatımla Avukatlık Yasasının 2.

maddesinde avukatların haklarına ilişkin genel kuralın istisnasına yer verilmiştir. Bu istisna “kurumların yasalarındaki özel hükümler” olarak belirlenmiştir.

31.6. 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve bu Kanun uyarınca yayımlanan piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esasların düzenlendiği Elektrik Piyasası Tüketici

Hizmetleri Yönetmeliği ve mer’i mevzuatta tüketicilerin kendi hak ve yükümlülükleri ile ilgili konularda bizzat kendileri ya da vekilleri aracılığı ile yapılacak bilgi edinme isteminin sınırlanabileceğine ilişkin açık bir kurala da yer verilmemiştir. Aksine, Kurum ve bağlı Kuruluşların görevlerini ve amacını belirleyen maddeler ile ilgililerin haklarını kullanmalarının kolaylaştırılması amaçlanmıştır. Yani Avukatlık Yasasının 2. maddesinde yer alan kuralın istisnası durumundaki düzenlemeye karşılık gelen ve söz konusu istisnayı uygulanabilir kılan bir kural kurumun yasal kuralları içerisinde yer almamaktadır.

31.7. Davaya vekâlet, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına ilişkin yetkiyi kapsamaktadır. Kanun gereği kendisine vekâlet verilenin, bazı işlemleri yapabilmesi verilen vekâletnamede özel bir yetkiye sahip olmasını gerekli kılmaktadır. Türk Borçlar

Kanunu 504 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 74 üncü maddelerinde tadâdi olarak yer verilen özel yetkiyi gerektiren bazı hallere; dava açma, sulh olma, bağış yapma, ibra etme, davayı kabul ve feragat, davayı ıslah örnek gösterilebilir.

31.8. İlgili mevzuatta abonelik sözleşmelerinden kaynaklı bilgi ve belge istemlerinde özel yetkiyi haiz vekaletname ibrazı aranacağına dair bir düzenleme de yer almamaktadır. Kanunda açıkça özel yetki alınmasının öngörülmediği durumlarda avukatın müvekkilini bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmünde olan genel vekaletname ile temsil edebilmesi ve kamu kurumu ve kuruluşlarından bilgi isteme, belge inceleme ve suret alabilmesi hukuken mümkün bulunmaktadır. Genel dava vekâletnamesi verilmesi ile güdülen amaç, her dava veya işlem için, yeni bir vekâletname vermek külfetinden kurtulmaktır. Genel Müdürlük tarafından aksi yönde yapılan değerlendirme, genel vekâletname verilmesi amacına ve usul ekonomisine de uygun düşmemektedir.

31.9. Yukarıdan bu yana Avukatlık Kanunu 2nci maddesinde yer bulan avukatın delil toplaması yetkisinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından davanın makul sürede ve hakkaniyete uygun sonuçlandırılması ile silahların eşitliği ilkesi ile savunma hakkının temini ve Hukuk Muhakemesi Kanunu ile düzenlenen tarafların ispat hakkının etkinliğini sağlamada katkı ve önemi ifade edilmiştir. Yasa ile belirtilen Kurum ve Kuruluşların avukatların görevlerini yerine getirmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları hususu açıkça vurgulanmıştır. Somut olaya bakıldığında istemde bulunanın avukat olduğu, istediği bilgileri hangi amaçla kullanacağını vekaletnamesini de ibraz etmek suretiyle ilgili İdareye bildirdiği, talebin mesleğin ifasında avukata tanınan delil toplama yetkisi kapsamında ve iyiniyet kurallarına uygun olduğu görülmekle, talebinin yazılı ve özel yetkiyi haiz vekaletname ile yapılması gerektiği gerekçe gösterilerek reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

32. Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin bağlı ortaklığı olduğu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda şirketin %100 hissesi

28.06.2013 tarihinde Dicle Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş tarafından devralınmış olduğundan konuya

ilişkin Teşekkülce gerçekleştirilecek bir işlem bulunmadığı belirtilmiş ise de yukarıda (26.3. no’lu paragraf)

değinildiği üzere elektrik piyasası faaliyetleri bir kamu hizmeti faaliyetidir ve Kanun’da ve ilgili yönetmeliklerde “dağıtım” faaliyetini yerine getirecek işletmelerin uyması gereken yükümlülükler açıkça düzenlenmiştir.

32.1. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun “Denetim” başlıklı 15. Maddesinde; “…Bu Kanun kapsamında tanımlanan elektrik dağıtım şirketlerinin denetimi ise Bakanlık tarafından yapılır. Bakanlık şirketlerin denetimini, bu konuda ihtisas sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapabilir veya bu kuruluşlara yetki devretmek suretiyle yaptırabilir.’’ denilmektedir. İlgili kanun maddesi ve buna dayalı olarak çıkarılan Elektrik Dağıtım Şirketleri Denetim Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Elektrik Dağıtım

Şirketlerinin Faaliyetlerinin denetim yetkisinin TEDAŞ’a devri hususunun Bakanlık Oluru ile uygun görülmesi ve Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerinin İncelenmesi ve Denetlenmesine yönelik Enerji İşleri

Genel Müdürlüğü (EİGM) ile TEDAŞ arasında düzenlenen 07.06.2017 tarihli protokol kapsamında inceleme ve denetleme çalışmaları TEDAŞ ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte yapılmakta, denetim sonucu oluşturulan raporlar gerekli yaptırım ve işlemlerin tesisi için Enerji Piyasası Düzenleme

Kurumuna sunulmaktadır. Kullanıcılar ile ilgili faaliyetler, hizmet kalitesi ve hukuki süreçler denetim çalışmaları yapılmakta olan ana başlıklar arasında yer almaktadır.

32.2. 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile verilen denetim yükümlülüğü ve kamu yararı dikkate alındığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TEDAŞ tarafından, avukatlarca yapılan bilgi ve belge istemlerinin Avukatlık Kanunu 2 nci maddesinde yer alan kural çerçevesinde değerlendirilmesi ile yasadaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile avukat tarafından gerek duyulan bilgi ve belgelerin incelemesine sunulması ve vekaletname ibrazı ile bu belgelerden örnek alınmasının sağlanması hususunda Elektrik

Dağıtım Şirketlerine bildirimde bulunulması ile mağduriyetlerin önüne geçilmesinin mümkün ve gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde dosya içerisine alınan tutanak ile idare görevlisi tarafından başvuruda bulunan vekile kibar, yardımsever, işbirlikçi tavır sergilenmediğinin tespit ve tevsik edildiği, idarenin açıklamalarında ise aynı tutumun karşı tarafça sergilendiği ifade edildiği görülmüştür. Kurumların çalışanlarının birbirlerine ve vatandaşlara karşı saygılı, kibar, yardımsever ve işbirlikçi olmaları karşılaşılabilecek zorlukları hoş karşılamaları ve bu zorluklara çözüm odaklı yaklaşım sergilemesi vatandaş odaklı yaklaşımın temelidir. Karşılıklı iddiaların kabulü anlamına gelmemekle birlikte idareden, “kanunlara uygunluk”, “nezaket”, “şeffaflık”, “savunma hakkı”, “bilgi edinme hakkı”, “yetkinin kötüye kullanılmaması” ilkelerine uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Şanlıurfa Barosu’na kayıtlı başvuranın Avukatlık Kanunu 2inci madde kapsamında yapılan bilgi ve belge inceleme ile belge örneği verilmesi isteminin mevzuata uygun bir şekilde tekrar değerlendirilmesi ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkının temini amacına yönelik, Avukatlık Kanunu 2nci maddesine dayalı bilgi ve belge inceleme ile belge örneği istemlerinin mevzuata uygun olarak değerlendirilmesi ile bu yöndeki istemlerin etkin ve süratle sonuçlandırılması hususlarında DİCLE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ’NE

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile koruma altına alınan adil yargılanma hakkının temini amacına yönelik, Avukatlık Kanunu 2nci maddesine dayalı bilgi ve belge inceleme ile belge örneği istemlerinin mevzuata uygun olarak değerlendirilmesi ile bu yöndeki istemlerin etkin ve süratle sonuçlandırılması için Elektrik Dağıtım Şirketlerinin bilgilendirilmesi hususunda ENERJİ VE TABİİ

KAYNAKLAR BAKANLIĞI ve TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİNE

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim

Şirketi’ne ve Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi